Kayıt veya Sistem Dışı Döviz ve Altınlar

Kayıt dışılık; kamu otoritesinden gizlenen, kayda geçirilmeyen, kayda geçirilmediği için denetlenip doğruluğu saptanamayan faaliyetler olarak tanımlanıyor. Kayıt dışı gelir de bu tür faaliyetlerde bulunmaktan dolayı elde edilen gelir olarak karşımıza çıkıyor. İki çeşit kayıt dışılık söz konusudur: Akım şeklinde kayıt dışılık, stok şeklinde kayıt dışılık. Akım şeklindeki kayıt dışılık; genellikle yıl içinde yapılan üretimin, elde edilen kazançların ya da yapılan harcamaların kayıt dışında kalması olarak çıkar. Böyle bir durum GSYH’yi etkileyen bir gelişmedir. Bir başka deyişle yıl içinde yapılan üretim, elde edilen kazanç ya da yapılan harcama kayıt dışında kalmışsa o yılın GSYH’si kayıt dışı bırakılan bu değerler kadar düşük görünür. Bir yıl içinde ülkede üretilen bütün nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa değeri 100 birim olsun. Bu üretimin 80 birimlik kısmı kayda geçmiş kalan 20 birimlik kısmı kayıt dışı kalmış olsun. Bu durumda bu ülkenin GSYH’si 80 birim olarak görünür. Stok şeklindeki kayıt dışılık; geçmişte yaratılan kayıt dışı gelirlerin biriktirilmesi sonucu oluşan kayıt dışı servet stokunu ifade eder. Stokun GSYH’ye doğrudan etkisi yoktur, ancak bir bölümü o yıl harcamaya dönüşürse o bölümü GSYH’yi etkiler. Akım olarak kayıt dışılık ne kadar yüksekse stok olarak kayıt dışılık da o kadar yüksek olur.

Kayıt dışılığa ek olarak bir de sistem dışında tutulan varlıklar vardır. Sistem dışı varlıklar; kayıt içinde üretilmiş bir malın alınıp stoklanmasından kaynaklanan varlıklardır. Bunlara sokak dilinde ‘yastık altı varlıklar’ deniyor. Örneğin altın ya da gümüşün çeşitli formlar halinde üretilip satılması kayıt içi olarak yapılmış ama bunları satın alanlar yastık altında saklamaya yönelmişse bunlar kayıt içi gelirden sistem dışı varlığa dönüşmüş değerler halini alır.

Türkiye’de kayıt dışı gelir ve servetlerin yanı sıra sistem dışı servetlerin de oldukça yüksek olduğu tahmin ediliyor. Bu kayıt ve/veya sistem dışı varlıkların önemli bir bölümü Türkiye’de bir bölümü de yurt dışında saklanıyor. Dünya Altın Konseyi Türkiye’de yastık altındaki altın miktarını 3.500 ton olarak açıklamıştı. İstanbul Altın Rafinerisi bu tutarın 5.000 ton olduğu görüşündedir. Demek ki bugünkü değerlerle hesaplarsak yastık altındaki altınların değerinin 200 – 300 milyar dolar arasında olduğunu görürüz. 100 – 200 milyar dolar dolayında da yurt içinde ve dışında döviz varlığı olduğu tahminleri bulunuyor. Tahminlerin en düşüklerini esas alsak kayıt ve/veya sistem dışındaki altın + döviz varlığı stoku 300 milyar dolar eder. Bunların sadece tahmin olması, üstelik verilere de dayanmıyor olmasına karşılık böyle bir stokun var olduğunu ekonominin krizlere gösterdiği dirençten anlayabiliyoruz.

Bu kayıt ve sistem dışı varlıklar, kriz hallerinde sisteme giriyor ve sistemin batmadan yüzdürülmesini sağlıyor, işler düzeldikten sonra da yavaş yavaş aynı yöntemle sistem dışına çıkıyor. Örneğin İsviçre’de bir bankada kayıt dışı yollarla Türkiye’den çıkarılmış bir miktar dövizi bulunan bir kişi, Türkiye’deki şirketi ya da işi sıkıntıya düşünce bu döviz mevduatını karşılık göstererek bankasından kredi alıyor, işleri düzelince krediyi geri ödüyor. Bu kişi kayıtlı dış borcunu kayıt dışı mevduat hesabından ödediğinde bu tutar ödemeler dengesindeki Net Hata ve Noksan kalemine, ekonomiden para çıkmadan borç azaldığı için, artı değer olarak yansıyor. Evindeki ya da bankasındaki kasasında altınları olan bir kişi işleri kötü gittiğinde bu altınlarını paraya çevirip işini toparlıyor ve işleri düzeldikten sonra elde ettiği gelirle yeniden altın alıp sistem dışı varlığına ekliyor.

Türkiye, risklerini düşürebilse ve bu varlıkların önemli bir bölümünü ekonomiye sokabilse daha sağlam bir ekonomik yapıya sahip olacağı için daha fazla yabancı sermaye yatırımı çekebilecek. Daha fazla yabancı sermaye yatırımı çekilmesi daha az dış borçlanmaya gidilmesini sağlayacak. Riskler düşmediği, hatta tam tersine arttığından söz konusu altın ve dövizler sisteme girmesi için gösterilen çabalara karşın bir çeşit sigorta fonu olarak kayıt ve/veya sistem dışı tutulmaya devam ediyor.

Yorumlar

  1. Türkiye'nin ekonomisi de kayıt dışı. Kayıt dışı olması kötüdür ama şu durumda kayıt içine alınması iflasları artırır. Ekonomiyi düzeltikten sonra, ekonomiyi kayıt içine alınmasından yanayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Anonim 15.25, bizi bu söylem batırmaya devam ettiriyor zaten. Birtürlü baslayamamizin nedeni bu. )) Oysa "Yarından tezi yok" diye bir lafı bu milletin.

      Sil
    2. Türk ekonomisinin kayıt dışı olmasını isteynler Türkler.

      Türkiye, sermaye sahiplerine 1940 larda uyguladığı varlık vergisi ile ilelebet sermaye ile arasına mesafeyi koydu.

      Türkiye ye sermaye gelmesi için;
      1. 1940 daki varlık vergisi için özür dilemesi,
      2. Haksız yere el konulan varlıkları veya bedellerini uluslar arası bir mahkemede sahiplerinin mirasçılarına iade etmesi,
      3. Haksız vergiden dolayı, mallarını , sağlıklarını, hayatlarını kaybeden insanlar için, onların mirasçılarına tazminat ödemesi

      gerekir.

      Ayrıca, Türk halkının da Saraçoğlu gibi Varlık vergisinin mimarı sembol isimler ile bağını koparması gerekir. Türkiyenin bir spor klübünün stadındaki Saraçoğlu ismi gibi.

      Bunlar, olumlu işaretlerdir.

      Bunları yapmadığı sürece, ekonomi köşelerinde, yazarlarında çok okursunuz: Türkiye'ye yatırımcı gelmiyor, sıcak para geliyor, parası olan ülkeyi terkediyor diye.

      Sil
    3. Kayıt dışı yalnızca işletme çok küçükse olabilir biraz büyürse devlet akbaba çöker zaten uluslararası firmalar bile Türkiyeye geldiklerinde iş yapabilmek için pek çok bakana rüşvet öder. En ufak mahalle müteahhiti bile belediyeye ciddi rüşvetler öder. Türkiyenin öncelikli sorunu devletin, üreticinin kanını canını emmesi bu sorun çözülürse pek çok sorun bu söylediğiniz dahil kendiliğinden çözülecektir.bu son olaylardan sonra en kötü zamanımızda yanımızda olmayan devlet ne zaman yanımızda olacak ben merak ediyorum. Valla ben Türkiye Cumhuriyeti devletine bu saatten sonra asla güvenmem.

      Sil
    4. Kayıtdışı, Türkiye özelinde ilerde daha çok artış gösterir. Türkiye gibi ülkeler, dış politikalarında sıkıştıkça rahatlamak için kendilerini sıkıştıran ülkelere kaynak aktarır. Buna eskiden haraç denirdi, şimdi iş birliği adıyla geçiyor.

      Misal: Rus uçağı düştükten sonra kimsenin aklında bile olmayan Rusyadan ürün almak, s400 sistemi almak ve nükleer santraldan yüksek fiyattan elektrik satın alımı garantisi vermek. Bunlar haraç adıyla anılan kaynak aktarımlarıdır.

      Şimdi ne olacak? Yine s400 den kaynak aktarımı olacak. Nato, S400 ü paketleyip ruslara verin der iken, bizimkiler ara bir ülkede tutalım diyorlar. İki durumda da Ruslar, Türkiyeden yine haraç koparacak.

      Bunu niye yazdım, şundan, bunlar yeni vergi, devlete Ruslara aktarmak için yeni kaynak ihtiyacı gerektirecek. İnsanlar sebebini asla bilemeyecekleri yeni yükü kabul etmeyecekleri için Kayıt dışı ekonomiye kaçışları artacak.

      Sil
    5. Selam Umutsuzcocuk, büyük işletmelerin kayıt dışı veya vergi dışı kazançları küçüklerden daha fazladır. Büyüklerin farkı, alanındaki en iyi muhasebe, vergi, yasal düzenleme uzmanları ile çalışması, açıklarını önceden kontrol etmesi, kurumsal bir kontrol mekanizması bulunması ve hukukçularının her aşamayı incelemesidir.

      En güzel örneği Türk Telekom'un sahipleridir. Hem Türk Bankacılık sistemini hem de Türk devletini kandırıp, milyarlarca dolar borç bırakıp, Türk Telekom dan kazandıklarını dışarı vergi ödemeden çıkarmışlardır. Şimdi kredi veren bankalar, Türk Telekom u düzeltmeye çalışıyor.

      Bu saate kadar beklemeniz, büyük ihtimal ile yeni bilgi sahibi olmanızdandır. Milletvekilini seçemediğiniz, seçilen vekilin sebepsiz yere hapse atıldığı her devlet güvenilmezdir. Çete devletidir.

      Çete devletleri, halkın geleneksel dilini, milliyetçi ve dini söylemleri kullanmaları ile bilinirler. İstisnası yeryüzünde yoktur. Kendilerini gizlemek için yaparlar. Rakiplerini sindirmek için kullandıkları üst akıl söylemi, kendi bilinç altlarının yansımasıdır, kendilerini gizlemek için çok fazla üst akıl söylemini rakiplerine çamur atmak için kullanırlar. En büyük sebebi, insanların zihninde, gerçekte üst akıl ile yönetilen kendilerinin asla ilişkilendirilmemelerini sağlamaktır.

      Sil
    6. Selam, türktelekom olayında bu olaya katarlı kardeşlerimiz diyerek göz yumuldu. Ve aynı şekilde büyük firmalar eğer usulsüzlük yaparlarsa Türkiye gibi ülkelerde bu hemen farkedilir. (Birkaç istisnası dışında. Serbest piyasada herşey olabilir olmazsa zaten o piyasa serbest değildir.) Zaten uluslararası kredibilitesi olan az firmamız var. bence girişimci olmak zaten işin başında kayıt dışı bir şey satış yapmadan vergi ödemek isteyen insana girişimci değil enayi derler. Bende açıkçası girişimci olsam biraz İşleri büyütsem eğer işleri büyütmek istiyorsam bunu Türkiyede yapmam. Para,bilim, akıllı adamları, küstürürsen elinden kaçırırsın. Çünkü bunlar evrenseldir. Her yerde kıymetlidir. Sende öyle bakarsın arkasından. Türkiye Cumhuriyeti devlet yapısında ve Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan insanların kültür ve geleneklerinde sıkıntı var. Yani biz hacımurat dan 350 yapmasını bekliyoruz. Böyle bir şey mümkün değil. Türkiyenin hedefi Avrupa olmalı ama gündemi de Avrupa olmalı insanı da Avrupalı olmalı. Biz yeniliklere açık değiliz bu kadar muhafazakâr toplumlar bence büyük konuşmamalı. Yav adam geliyor Fransa'dan Antalya'ya gitse geziyor oraya özgü meyvesini tadıyor. Yemeğini deniyor. Merak ediyor. Ama Afrika'ya ya da Kamboçya ya gidip böcek de deniyor. Bizde bu merak yok. Bizim en liberalimiz bile Hollandadaki muhafazakâr kadar liberal.

      Sil
  2. Hocam fiziki altın ve döviz alımı yasaklanırsa bu iş bence çözülür ama ne kadar kolaydır onu bilemiyorum. Fiziki olarak döviz ve altın alamayınca iinsanlar ister istemez bankadan almayı öğrenecekler bu da bir güven yaratacak. Bu güvenle belki diğer fiziki altınlarını da bankaya getirip kayıt içine sokacaklar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yastık altı ekonomiyi bozan birşey değil, iyi anlayın lütfen altin ticaretini yasaklayacaksiniz neredeyse

      Sil
    2. Su milletin banka askini bir turlu anlayamadim dogrusu.

      Banka dediginiz kar amaci guden faiz karsiligi borc veren ticari kuruluslardir. Bu nasil bir empoze edistir, 'finansal okur yazaliktir' ki millet hayir kurumu felan saniyor.

      Sil
    3. yasak.. paranin kontrolunde en zor uygulanacak care..trx

      Sil
    4. Sevgili Kadir, tabi ki yastık altın doğrudan ekonomiyi bozmuyor. Fakat kredi olarak kullanılmasını önlüyor. Mahfi hocamın da dediği gibi Türkiye krizlerin çoğuna yastık altı tasarruflarla direnmiş. Fakat bu para şuan boşta kimse kullanamıyor sadece kullandığında faydasını görebiliyoruz.

      Ticari amaçla tabi ki altın alımı döviz alımı yasaklanmayacak, sadece yatırım amaçlı alımı yasaklanırsa belki bir çözüm olabilir. Ya da kuyumcularım alım satım marjları çok yükseltilir, insanlar bankadan sanal olarak almak zorunda kalır.

      Bence bu yastık altı tasarrufların hepsi ekonomiye kazandırılsa Türkiye pek çok sorununu çözer.

      Yastık altı birikimin nedeni bence faiz algısı. İnsanlar bankalardan korkuyor, sevmiyor nedensiz yere. Faiz almamak için vadeli mevduata para koymuyor, altın döviz birikitiriyor. Fakat bu birikim türü ile dinini ülkesinden daha çok sevdiğini kanıtlıyor. Çünkü faiz hesabına para koymak altın almaktan daha yararlıdır. Altın rezervi sınırlı, döviz sınırlı, kalmadığında ithal ediyorsun. Döviz alan altın alan birinin, iphone almayın lüks araç almayın ithalatı artırıyorsunuz demesi gerçekten çok komik.

      Sil
    5. Sevgili Anonim, 23.08, bankanın para kazanması kar etmesini neden bu kadar dert edindin anlamadım? Üretmeden para kazandıkları için mi? Oysa ki portföyü olan çoğunluk üretmeden para kazanıyor insanlara neden bir şey demiyorsun? Bankalar, verdikleri kredilerle üretimi artırabilirler, yani bir faydaları vardır? Peki döviz altın alan vatandaşın faydası ne?

      Sil
    6. Ben sisteme kesinlikle güvenmiyorum. Bu sebeple fiziki altını ve fiziki dövizi tercih ediyorum.
      "Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
      akar suyun
      meyve çağında ağacın,
      serip gelişen hayatın düşmanı."

      Sil
  3. anlamsız düzeyde yuksek olan(özellikle dolaylı) vergilerin de bunda payı olabilirmi? yurt dışındaki bu kayıt dışı paraların ekonomiye giriş-çıkış yöntemlerinden birini inferis sayesinde öğrenmiştim, kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de vergilerin yüksekliğinden çok kayıt dışılık kayıt dışılığı teşvik ediyor. İnsanlar düşük vergi ödeyenleri görünce onlar da bir süre sonra aynı yolu denemeye yöneliyor.

      Sil
  4. Hocam 2020 yılı cari açığın finansmanı ile ilgili yazı yazacak mısınız ? Bu arada elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Gelişmiş batılı ülkelerde 10.000 euro ve daha fazla banka hareketleri dikkat çekiyor.
    Basel 4 standartları ile bankacılık ve sigortacılık anlayışımızı uluslararası standartlara uygun hale getiremezsek kayıt dışılık devam eder.
    Daha da garip olan kayıt dışılığın normal vatandaşlardan çok bir kısım siyasetçiler ve siyasetin finansmanında daha çok tercih edilmesi galiba..))

    YanıtlaSil
  6. Hocam bir sorum var. Kadınların kollarındaki bilezikler ile erkeklerin kollarındaki künyeler yastık altı mı sayılıyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır,onlar yastık üstü sayılıyor.

      Sil
    2. Merhaba, evet onları da yastık altından sayıyorlar. Erkek ve kadınların alyans ve küpeleri de .

      Hesap sıkıntısı şurada, Türk kadını, erkeği, düğün takısını, ziynetlerini kefen parası olarak görür.

      Hocamızın verdiği rakama göre ortalama olarak bir Türk ailesi başına 150 gram altın düşüyor.

      Çoğu yeni evli genç, 50 gram kadar (20 bin TL) altın hediyesi alır, bunlara hayat boyu dokunmazlar, gerdanlık, küpe, alyans, çeyrek, cumhuriyet altınları vs. diğer ziynet eşyaları... Bu ortalama bir rakam, zengin aileler için 1kg ya kadar çıkabilirken, düşük gelirli aileler için 5-6 grama düşebilir.

      Yani; yukardaki yastık altı denilen altınların, %35 ile %40 asla ve asla piyasaya girmeyecek altındır.
      Geri kalanına sahip olanlardan darda olanlar, bozdurur, işi ve maaşı yettiğinde tekrar yerine koyar.
      Herkesin işi de aynı zamanda bozulmayacağı için yarısından fazlasına dokunulmaz.

      Ülkede memur ve emekli kesim var. Bunlar maaşı garanti olan kesimler. Sayıları önemli miktarda çok, bu kesim altınına hiç mi hiç dokunmaz. Bunlardan altın satan olursa, diğer taraftan altın alanları da olur ki bu kesimden net satış olmaz. Günlük hayatlarını maaşlarına göre ayarlar bunlar.
      Ben anadolu küçük şehirlerinde büyüdüm. Kuyumcular bilir, memur maaş günü geldiğinde altın talebi artar. Maaşını alan memur, tasarruf için biraz altın alır.

      Yastık altı altınlar Türklerin domuzcuk kumbarasıdır. Tek yönlü olarak doldurulur.

      Sil
    3. erkekler artik kunye takmiyor..kadinlarda da bilezik pek kalmadi..trx

      Sil
    4. Yastik alti lafini soyleyenler de tam olarak ne anlam ifade ettiklerini bilmedikleri icin her sey dahil olabilir.

      Burada soylenen servetinizi gidin bankaya ‘emanet’ edin, baska turlu saklama yollarina gitmeyindir. Gelismekte olan ulkelere empoze edilen budur. Her yonuyle gelismis ulkelerde biraz abarti olsa da eviniz banka kadar guvenlidir.

      Sil
  7. Türkiye riskleri düşürebilirse bu kayıt dışı varlıklar ( yastık altı yatırımı ) ekonomiye bir bölümünü sokabilse daha iyi olacak. Maalesef ülkemiz bu güvenli ve istikrarlı ortamı sağlayamıyor. Ağustos 2018 kur krizi ve geçtiğimiz Kasım ayı dolar ve euro nun tekrar zirve yapması hafızalardan silinmiyor. Bu dövize talebi düşürmüyor. İktidar değişmeden bu ekonomik ortam değişmeyecek gibi duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bu kayıt ve sistem dışı varlıklar, kriz hallerinde sisteme giriyor ve sistemin batmadan yüzdürülmesini sağlıyor, işler düzeldikten sonra da yavaş yavaş aynı yöntemle sistem dışına çıkıyor. Örneğin İsviçre’de bir bankada kayıt dışı yollarla Türkiye’den çıkarılmış bir miktar dövizi bulunan bir kişi, Türkiye’deki şirketi ya da işi sıkıntıya düşünce bu döviz mevduatını karşılık göstererek bankasından kredi alıyor, işleri düzelince krediyi geri ödüyor."
      sistemin regulatoru bir anlamda. en muhafazakar yatririmcilar bu kesim. zamani gelince sisteme girip; sorun cozulunce cikiyorlar. bunlara ihtiyacimiz var. ozellikle kumarhaneye donen piyasalarda. fazla zorlamak anlamsiz.
      trx

      Sil
  8. Hocam bir insan nasıl birikimlerini yastık altında tutar ? Yani ya çalınırsa diye düşünmüyorlar mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankadan çalınması daha kolay diye düşünüp risk alıyorlar :)

      Sil
    2. Arkadaşım Connecticut da avukat. Dedesi de, Kayseri'nin eski tacir gayrimüslimlerinden. Varlık vergisi lafı ortalarda dolanınca malı mülkü satmaya başlamış. Vergiyi ödemediği için, hapse girmemek için de yanına bir miktar altın almış, bir miktarını da tarlasına gömmüş. Suriye sınırından koyun çoban ve tüccarları ile çıkmış.

      20 yıldan fazla zaman Amerika'da kalmış, 1960larda oğlu ile Kayseri'ye gelmiş. Tarlası ve kalan mülkü başkalarının olmuş, tarlaya gitmişler, bir gece kazıp altınlarını almışlar.

      Arkadaşın babası olan oğlu o zamanlar 18 19 yaşında, Türkiyeyi kayseriyi hiç bilmiyormuş, babasına demiş, Kayseri Kalesinin orda çarşıdaki eski dükkanına gidelim, hem senin eski dükkanı göreyim, hem de sen esikden kalan ahbaplarını görürsün.

      Babası da ; Olmaz demiş, bu adam yıllardır ortalıkta yoktu, şimdi birden geldi, bunda değişik bir hal vardır derler, başımıza bir iş açarlar, deyip aynı gece şehirden ayrılmışlar. Arkadaşımın demesine göre 100 ons dan fazla altını götürmüş.

      Bizim anadolu insanı, dini inancı, etnik milliyeti, zamanından, devletinden bağımsız olarak eline para geçerse kayıt dışına çıkarır. Bilir ki kayıt altına alırsa serveti küçülür, sermayesi azalır.

      Çok parası olanlar, imkanını bulanlar hemen Avrupaya çıkarır, imkanı olmayanlar altın alır, güvenli bir yerde tutar.

      Bu toprakların insanı, devletleri biraz sallanmaya başladı mı parayı yastık altına atar, ne selçuklu, ne beylikler, ne osmanlı, ne bizans gördü, huyunu değiştirmedi.

      Hititlerin mağarada yaşayanından, günümüz İstanbulunun residansında oturanına kadar huyu aynıdır. Parayı buldu mu sistem dışına atar.

      Belli ki, şimdiki devletin ekonomisinin eli kulağında, ahali bunu sezmiş, ne olur bilemeyiz der bu toprakların ahalisi, yükleri altına bağlar, güvenli bir yere koyar.

      Sil
    3. ya piyasalar kotuye giderse.. hangisi iyi? calinmasi mi? yoksa hepten kaybetme riski mi? trx

      Sil
    4. Osmanlı Devleti'nde Hâriciye Nâzırı Mustafa Reşid Paşa'nın 3 Kasım 1839 ... olarak bırakabilmesi (Özel mülkiyet güvence altına alındı; müsadere kaldırıldı.Müsadere travması genetik olarak yastık altını destekler.

      Sil
  9. Türkiye'nin istikrarlı olduğu tek konu; kırılgan ekonomiler arasından çıkmaması.

    YanıtlaSil
  10. Hocam yakın gelecek mitleri ekonomimize yakıt olabilir mi?

    YanıtlaSil
  11. Rusvet carkinda donen paranin yarisi sisteme girse ekonomi duzelir.

    YanıtlaSil
  12. Hocam merhabalar;

    Yazınızı okuduğumda ''Tahminlerin en düşüklerini esas alsak kayıt ve/veya sistem dışındaki altın + döviz varlığı stoku 300 milyar dolar eder'' kısmında gerçekten ağzım açık kaldı sanırım dediğiniz gibi ekonomik krizlere dirençli olmamızda bu kalemin etkisi büyük benim merak ettiğim ise şu yastık altında bulunan bu kaynakların ekonomiye kazandırılması yönünde bu güne kadar ciddi bir çalışma yapıldı mı? Mesela siz ülkemizdeki döviz mevduatına verilen faizleri nasıl buluyorsunuz? Yurt içi yerleşik mevduat sahipleriyle sınırlı olmak üzere devlet bankaları başta olmak üzere dönemsel olarak döviz mevduat faizlerine yapılacak bir artış yastık altını kayda girmeye ikna eder mi? veya böyle bir hamlenin getirisinden çok götürüsü mü olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dôvize daha yüksek faiz verilirse, TL mevduatlar dôviz mevduatına dônüşebilir. Bu dônüşüm kurun yükselmesine neden olacaktır.

      Yastık altı tutulmasının nedenlerini de araştırmak lazım.

      Kayıtdışı elde edilen gelirler bankacılık sistemine yüksek faiz verilerek sokulamaz. Varlık barışı gibi uygulamalar gerekir.

      Bir kısmı alyans, yüzük, kolye, bilezik gibi süs takılarından oluşur. Gelenekler, alışkanlıklar değişmeli bu tip yastıkaltının sisteme aktarılması için.

      Kadınlarımızın kôtü günlerde kullanmak amaçlı yaptığı birikimlerden oluşur. Eşlerden bir kısmı saklanır hatta. Bankaya yatırsa eşinin haberi olabilir. Burada da gelenek ve alışkanlıklar neden olur yastık altına.

      Sadece sisteme aktarılması yetmez, dôvize/altına/kripto paralara değil reel sektôr yatırımlarına dônüşmesi gerekir. Mal ve hizmet ihracatı odaklı yatırımlar olmalı.


      Sil
    2. Timur, eşlerden bir kısmını saklayan kadınlara da adamlara da acıdım şimdi. Var böyle insanlar, yazık hepsine.

      Sil
  13. Hocam merhaba ekonomik analiz 11.basım sayfa 157 reel GSYH büyümesi 2015 hesabında bir işlem hatası mı mevcut acaba, ben mi konuyu anlamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet orada denklemin sonunda - 1 olması gerekirdi onu atlamışız. Paylaşım için teşekkürler.

      Sil
  14. Yaziniz cok yerinde ve guzel bir hatirlatma oldu. Kayit disilik ayni zamanda rekabeti de olduruyor. Ben vergi oderken yandaki esnaf vergi odemiyor, ben faturali mal alirken digeri faturasiz aliyor. Ben bunlari maliyete eklerken guzel abim benden daha ucuza satip daha cok musteri ediniyor. Cok uzucu bir durum..

    YanıtlaSil
  15. Hocam sizce Bakir Standarti olusamaz mi
    Bakir durgunluk ve deflasyon donemlerinde fiyati dusuyor boylelikle standart dahilinde para basimi kolaylasir.
    Buyumenin ve enflasyonun oldugu donemde de bakirin fiyati artiyor standart dahilinde parasal sikilasma saglanir.

    YanıtlaSil
  16. Hocam elinize sağlık,her zamanki gibi basit, anlaşılır, güzel bir yazı. Kripto paralar kayıt dışı mıdır? Bitcoin alan birisi ile yastık altında altın tutan kişi aynı mıdır?

    YanıtlaSil
  17. Suanki 1 liranin kiymeti 1977 yilinin 1 lirasiyla esit konumda.
    2005te YTLye gecildiginde 1liranin kiymeti alim gucu 1959 yilinin 1 lirasiyla esitti hatta bazi urunlerde ozellikle temel maddelerde kgseker, domates vs gibi maddelerde 1 lira 1957ninkine esitti. Bazi urunlerde ise 1963 yilinin 1 lirasina esitti.

    YanıtlaSil
  18. Bu iktidar, ideolojisi gereği bütün ülkeyi ganimet olarak ele geçirdiğine inanıyor. Buna ülkenin hazinesi, kamu kuruluşları, yeraltı ve yer üstü kaynaklarının yanı sıra vatandaşın malı, mülkü, banka hesapları, hatta canı bile dahil. Bunu gören vatandaşların kendilerini iyi-kötü koruyabilmek için kayıt dışına çıkmalarından daha doğal bir şey olamaz. Demokratik, hatta kısmen demokratik ülkelerde akla bile gelmeyecek "döviz hesaplarına el konabilir mi" gibi absürd bir soruya o ülkede yaşayanların önemli bir bölümü "olabilir" diye cevap veriyorlarsa bu kadar güvensiz ve belirsiz bir ortamda insanlar doğal olarak üç beş kuruşluk birikimlerini nakdi döviz ya da altın olarak yastık altında tutarlar.

    Bu iktidar ağzı ile kuş tutsa hiç kimse o birikimleri sisteme sokmaz, sokmayacaktır. Hatta bu şekilde giderse bankalardan nakit çekip yastık altına atma oranı gün geçtikçe artacak. Bu durumda hem bankalar, hem ekonomi yönetimi iyice zor durumda kalacak. O noktadan sonra iktidar bir takım cebri yöntemlere başvursa da bunun çöküşü hızlandırmaktan başka işe yarayacağını sanmıyorum...



    YanıtlaSil
  19. Özellikle doğu ve güney doğu Anadolu illerinde kayıt dışılık çok yüksek düzeyde. Sistem dışına çıkarılan paranında çok olması, halkın devletine güven duymadığının göstergesidir. Öyle olmasa zengin insanların servetlerini ülkede değilde, yurt dışı bankalarda saklaması durumu oluşmazdı. Ülkeye yöneten partinin kayıt dışı elde ettikleri kazançları(!) Katar'da sakladığı dillendiriliyor.Katar'dan geldiği söylenen dış yatırımların bu paralar olduğu iddia ediliyor. Ülkenin örnek vatansever olması gereken iktidarı bu konuda kayıt dışı paralarını yurt dışına çıkarıyorsa;vatandaşın çıkarmasını nasıl eleştireceksin.
    Bu memleketin finans yönetimi bilmeyen kısmının birikimini altın olarak tutmasını doğruluğunu geçen zaman ispatladı. Keşke ben de öyle yapsaymışım. Hisse senedi yatırımı,bir yönüyle tasarrufları üretime katılmasını sağlıyor. Gel -gör ki Bistte hisse fiyatlamaları asla doğal mecrasında gitmiyor. Uzun vadeli yatırımcı olsanız da fayda etmiyor. 8 yılda bankaların fiyatlamasına bakarsanız, soygun düzenini çok açık görüyorsunuz. SPK denen kurum olmasının da faydası yok. Belki de soygun düzeninin içinde onlarda var. Yasallık sorunlu. Tutarlılık ve istikrar yok.Adalet sisteme yayılmamış.Güçlülerin yaptığı yolsuzluk çoğunlukla cezalandırılmıyor. Legal vatandaş, mafyavari hödüklerin baskısı altında.Kolluk kuvvetlerine güven azalmış. yargı kurumlarına fakir vatandaşın ulaşması imkansız. Avukatsız haklı davanızı kaybedersiniz. Avukatlık ücretlerini fakirin karşılama şansı yok. Saymakla bitiremeyiz. Nasıl kaderini yönlendirme becerisi olmayan insanlar çoğunlukta ise, sistemin ve devletin iyiye doğru dönüşeceğine inanç yok. Sonuç kayıt dışı olan kazançlı.Yoksulluk sınırında yaşayan benden bir sürü vergi alınırken ve alınan vergiler yol,su,elektrik olmaktan çoktaan çıkmışken, kimi ikna edebilirsiniz.Sistem adaletli yürütülmeli,halk sisteme çoğunlukla sahip çıkmalı,benimsemeli, sistemi bozan unsurlarda hızlı yargılama koşullarında gereken cezayı almalı.Devlet böyle yaşar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir zamanlar bu blogda kayıtdışılığı çok açık bir şekilde ilk yorum yazanlardanım. Millet diyordu ki o zamanlar ihmal edilebilir düzeylerdedir falan geçiniz.
      Bu yazıda kayıt dışı çok net anlatılmış. Bu yorum ve bir çok yorum kayıt dışını çok güzel anlatmış ve açıklığa kavuşturmuş yazana teşekkür ederim.
      Devlet yönetimi, ilkeleri, uygulanması, adaleti vs. gibi değerleri ile kayıt dışılık arasında yüksek bağlantı var. Bu durum kayıtdışılığı da tehlikeye atıyor. Ele alınması çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir konu. Ekonomide, devlette, siyasette atar damar olan konulardan bir tanesidir.
      Bir çok konu ve olaylar bu işler üzerinden yürüyor zaten. Güven, istikrar, adalet yoksa kayıtdışı artar devlet yaşayamaz.

      Sil
  20. Yeni nesil otomatik stabilizatörler mi hocam ?

    YanıtlaSil
  21. Kayıt dışı birikime devam hocam maalesef. Keşke dediğiniz gibi riskler azalsa 😕🤔
    Çok teşekkürler güzel yazınız için, sevgiler 🤗

    YanıtlaSil
  22. Günümüz dünyasının en önemli unsuru Arge.
    Arge yapamayan kurumlar, doğal seleksiyona tabii olacaklar ve yok olacaklar.

    Bir örnek vermek gerekir ise; hepimiz bir pusula görmüşüzdür, veya çoğumuzun cep telefonlarında bir kaç türde ölçüm yapan pusula bulunur. Yine hepimiz biliriz ki; tüm illere ait kabe yönü ve açısı bellidir.

    Ancak, hangimizin aklına bu ikisini birleştirip, kendimizi birer Kıble Uzmanı olarak yetiştirmek gelmiştir?
    İşte böyle yaya kalırsınız.

    Ülkemizin güzide kurumlarından olan Diyanetimiz, bütçesinin hakkını vermiş ve her ilimize alanlarında yetkin kıble uzmanları istihdam edilmesine karar vermiştir. Din önemlidir, kıble hesabı namazın selameti açısından çok önemlidir. İşin sonunda, ömür boyu cayır cayır yanmak vardır. Sevgili diyanetimiz, bizlerin cayır cayır yanmaması için çalışmalarını tamamlamış, camilerimizin mihrabının milimetrik olarak Kabeyi tam tutturacak şekli ile düzenlenmesi için uzman kadrolarını yetiştirmiştir.

    Efendim, işte, Kıbleye dönerken 20 derece 30 derece hatalı dönülmesi namazı bozmaz diyenler, çağdışı insanlardır. Günümüz dünyasında teknolojinin geldiği yer, milimetrik hesapları yapmamıza imkan vermekte, dinimizi teknoloji ile birleştirmek suretiyle cehennemden kurtuluş için büyük bir imkan sunulmaktadır.

    Diyanetimiz sağolsunlar, Batının teknolojisini alırken, kendi değerlerimizin nasıl muhafaza edileceğini de sözde modern insanlara göstermiş bulunmaktadır.

    Yeri geldiği için bahsettiğim bu konu hakkında daha çok yazabilirim, ancak değerli hocamıza ve sizlere hürmeten sözü kısa kesip, kayıt dışına attığınız o altınların vergi olarak Diyanet gibi güzide kurumlarımızın çalışmalarına katkı sunması için kayıt altına almanızı hepinizden rica ederim.

    Bildiğiniz üzere yeni hedefimiz Ay, oraya gitmek için desteklerinizi bekleriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Anonim 02:37,

      En azından bir devlet kurumumuzun böyle anlamlı ve önemli ArGe çalışması yaptığını öğrenmek beni vergi veren bir vatandaş olarak çok mutlu etti. Yalnız bir şey zihnimi kurcaladı, herhalde bu çalışmayı Kur'an'da da belirtildiği üzere; doğuda ve batıda sonu olan bir düz dünya kuramına göre yapmışlar. Yoksa eminim onlar da küre şeklindeki bir yapının üzerinde durup onun yüzeyindeki herhangi bir noktaya dönülemiyeceğini, dönülse dönülse namaz vaktine göre Alfa Centauri'ye, Sirius'a falan dönülebileceğini biliyorlardır.

      Yine de bu değerli çalışmayı bizlerle paylaştığınız için şükranlarımı sunarım...

      Sil
  23. Türkiye'nin en büyük hatasının başında parasının konvertible olmaması yatar.
    Para, şartlar ne olursa olsun konvertible olmalıdır.

    Türkiye'nin ikinci büyük hatası, DTH hesaplarına izin vermesidir. DTH demek naylon döviz demektir. Bankalar sahte döviz vermemelidir. Bankalar gerçek, swift yapılabilir döviz vermelidir.

    Fiziksel döviz alım satımları arasındaki makas, aracıların ve bankaların gerçek maliyetlerini yansıtacak şekilde yansıtılmalıdır. Böylece, fiziki veya swift yapılabilir döviz al-sat arası makası artar, insanların döviz taleblerine sistem maliyetleri engel olur.
    Böylece Türk insanının döviz talebi ile gerçek döviz arzı reel olarak buluşur, ak koyun kara koyun belli olur.

    Temel Ekonomi kitaplarında çok yanlışlar var. Oradaki kurallar, parası rezerv para olan ülkeler için geçerli kurallar. Türkiye gibi ülkelere uygulanmayacak çok konu var. Piyasa aktörleri bu konulara hakim değiller, çünkü Temel Ekonomi bilgisi ile hareket ediyorlar, varsayımlarını yanlış yapıyorlar. Onlara ülkenin çift paralı bir ülke olduğu anlatılmalı, bilgilendirilmeleri sağlanmalı.

    Vatandaş iki sebeple döviz alır, 1-Tüketim, 2- Elindekini korumak.
    Tüketim için gerekli dövizi, elindekini korumak amaçlı talep ettiği ekstra döviz talebi döviz fiyatını artıracağı için ihracatçılar sağlar. MB fazla dövizi kasaya çeker, TL verir. Sistem otomatik olarak, ihracatçıyı öne çıkarır.

    Para konvertible olduğu ve gerçek döviz karşılığı döviz hesabı açıldığı için döviz hesaplarının miktarı bankacılık sistemine baskı yapmaz. Karşılıkları MB ve Banka kasasında bulunur.

    Faiz oranları, ülkedeki işsizliği minimize edecek seviyede ayarlanır.
    İnsanların bir işlerinin olması öncelik olmalıdır. İnsanımız ucuza çalışır ama çalıştığının da dünya piyasalarında bir ederi olur, az veya çok. İlk başta az olacaktır. İnsanımız fakir ama gururlu olur.

    Bu işin para politikası kısmı.

    Reel sektör kısmına gelince, öncelik ihracat/ithalat oranını artıran sektörlere verilmelidir. Neden? Yukarda yazdık, insanımız gururlu ama fakir. Bu politika fakir kısmını gidermek için yapılır. Ekonominin veriminin artırılması lazımdır. Çünkü TL bu politikalar sonucu aşırı değer kaybedecektir. Paranın değerini verim artışı ile sağlamak lazımdır.

    Bunlar yapılmazsa ne olur?

    İçerde 70 küsür milyon Türk var, 10 küsür milyon da Kürt var, 5 milyon da Suriyeli var. Bunlar çalışmazlarsa birbirlerini yerler. Şimdi olan budur. 70 milyon Türk ortadan karpuz gibi yarılmıştır, birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. Kürtler bir şey derse, 70 milyon birden Kürtlerle laf dalaşına girmektedir. Doğu da ve Batıda ucuza Suriyeliler uşak gibi çalışınca, Kürtler ile Türkler birleşip topluca uşağa yürümektedirler.

    Günümüzdeki bu olanın tek sebebi milletin işsiz güçsüz boş gezmesidir. Yukardakiler yapılırsa milletimiz birbirlerini yiyecek zamanı bulamaz, otururlar işlerini yaparlar.

    Para önemlidir, paranın ayarını bozmamak gerekir. Paranın ayarı şimdiki gibi bozulursa, toplum da bozulur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk Lirası 4 Nisan 1990'dan beri konvertibldir.

      Sil
    2. Hocam, belli limitler dahilinde konvertible.
      DTH sahipleri için de limit dahilinde swift yapılabilir, limitli konvertible.
      TL posizyonlarına geçen yıl ne kadar kısıtlamalar getirildi, yurt dışı işlemlerinde, parasını yatıranlar istedikleri gibi çıkaramadılar.
      Avrupa ülkelerinde istediğiniz gibi çıkarabiliyorsunuz. Çıkışınız da fiyatlara etki ediyor. Türkiye de bu mekanizma bire bir net çalışmıyor.

      Sil
  24. Işte bu Anadolu kadının oradan buradan arttırıp yaptırdığı altınlar oluyor(du) genelde. Önümüzdeki krizlerde aynı durumu gösterebilecek olduğumuzu sanmıyorum.

    YanıtlaSil
  25. Hocam, kayıt dışı GSMH hesabını etkilemesi yönü bir tarafa, vergi kaybı diğer tarafa.

    Vergi kaybı yönüyle baktığımızda asıl kayıp başta en büyük holding şirketleri (halka açık olsalar dahil), yurtdışı vergi cennetlerinde kendilerinin kurduğu veya kurulu olan şirketlerle anlaşma yaparak kârlarını kayıt dışı yapmalarında. Birçoğu kârını bir pazarlama şirketine aktarıyor.

    Buradaki devlet-hırsız zengin işbirliği öyle boyutlardaki vatandaşın birikimlerini koruyacak kötünün iyisi olarak yastık altı dışında çare bulması zor. Hele birde kriz çıkarırlarsa hepsini vatandaş ödüyor.

    Devlet bedava para basıyor, kredi veriyor, piyasanın canlandığını gören zengin kârını katlamak için zam yapıyor. Bütün para bir yılda zenginlerin eline park etmiş oluyor. Sözde zengin bu kapitalist sistemin sömürücüleri vah vah kriz geliyor söylemi eşliğinde, sahte gözyaşları döküyor. Devlet ben parayı tüketiciye verdim deyip vatandaşı kandırıp puan kazanıyor, söylemi merkezinde de istihdamı korumak. Halbuki verinen paranın %70 i direkt kâr olarak zengin sömürgenlerin eline geçerken, belki % 5 ancak bulan miktar işgücünü destekliyor. Sonra bir bakıyorsunuz hiç bir zengin vergiye girecek kâr etmemiş.
    Vatandaş ise elindeki borçla gelecek gelirlerini satmış, yükselen enflasyon ile elindeki tl sermayesi ve ücret gelirleri aşınmış halde ortada kalıyor.

    YanıtlaSil
  26. Yastık altı tahmini neye göre yapılıyor, merak ediyorum. Adil ve güven duygusu oturan bir devlet ve vergi sistemi olmadıkça yastık altı olmaya devam edecektir. Tahmini rakamın ciddi bir hata payı olduğunu sanıyorum diye yineleyeyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurt dışındaki bankalarda kayıt dışı olarak tutulan paralar için BIS verileri var ama onları Sadece Merkez Bankası yetkilileriyle paylaşıyorlar. Gerisi hep tahmin.

      Sil
  27. Sayın Eğilmez,

    Mikro konularla ilgilenmediğinizi söylüyorsunuz ama bu konudaki yorumunuz nedir?

    "Fiyatı son 1 yılda %60 artan ayçiçek yağı, yarım litrelik şişelerde satılmaya başladı. Yarım litrelik sıvı yağ, ortalama 10 liradan piyasaya sürüldü."

    Ayçiçek yağı fiyatlarındaki artışların ardından üretici firmalar 5 litrelik ayçiçek yağını almaya gücü yetmeyen vatandaşlar için sıvı yağı yarım litrelik ambalajlarda satmaya başladı.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ayçiçek yağı fiyatı son bir yılda yüzde 60'a yakın zamlandı. 5 litrelik ayçiçek yağının fiyatları kimi marka ve marketlerde 80 lirayı aşmış durumda.

    Ayçiçek yağı fiyatlarında görülen önlenemeyen artışla beraber, üretici firmalar, yağı 1 litrelik ambalajların ardından yarım litrelik ambalajlarda satmaya başladı. Yarım litrelik sıvı yağ, ortalama 10 liradan piyasaya sürüldü.

    https://t24.com.tr/haber/son-bir-yilda-yuzde-60-zamlanan-aycicek-yagi-yarim-litrelik-ambalajlarda-satilmaya-basladi,935158

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mikro konularla ilgilenmediğimi söylemiyorum. Mikro konular makronun temelidir. Mesela bu sizin sözünü ettiğiniz mikro konu makroda enflasyonun temelidir.
      Bu mikro değişimlere baktığımızda şunu söylemek mümkün: Açıklanan enflasyon verileri gerçeği göstermiyor.

      Sil
    2. Mahfi bey anlamaya uğraşıyorum.

      Altın, gümüş, mücevherat, yenen-içilen bir şey değil.

      Fakat sıvı yağ, yaşamımızı sürdürmemiz için şart.

      Mücevherata niçin bu kadar çok önem atfediyoruz da, sıvı yağa atfetmiyoruz?

      Mesele sadece "az bulunur / çok bulunur" kıyaslaması içinde analiz edilecek kadar indirgemeci olmamalı sanırım. Siz bilim-insanı olarak ne dersiniz?

      Sil
    3. İlki bunlar bozulmaz, saklanabilir. Oysa sıvı yağ zamanla bozulur değer kaybeder. İkincisi bunlar servet biriktirmeye yarar. Ama sıvı yağ biriktirmek için deponuz olması lazım. Üstelik soğutma sistemi lazım. Üçüncüsü bunlar aşış verişte kullanılabilir. Sıvı yağla alış veriş yapamazsınız.

      Sil
  28. "İnsanlar gördüklerine değil de duyduklarına inanmaya başlamışsa doğruları anlatmak giderek zorlaşır."

    Enflasyonun sebep, faizin de sonuç olduğunu gözlerimizle göremiyoruz, siz de göremiyorsunuz.

    Buna ne diyeceksiniz peki Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben görüyorum. Siz göremiyorsanız benim Ekonomide Analiz kitabımı okumanızı öneririm, görmenize yardımcı olacaktır.

      Sil
    2. Hocam öncelikle elinize sağlık. Türkiye ekonomisinin 2 büyük sorunundan birisi olan kayıtdışılığa değinmişsiniz. Malumunuz diğeri ise kronik cari açıktır. Bu iki kronik sorun ne zaman nasıl çözülür derseniz benim pek umudum yok. Çünkü cari açık ekonomisin arkasında küresel sermaye varsa, kayıtdışılığın arkasında ise türk halkı vardır..

      Xyz..

      Sil
    3. Adamlar 1500 yıldır duyduklarına inanıyorlar, şimdi mi değişecekler?

      Biri demiş ki ben yukardaki ile konuşuyorum, ordan başlıyor işte duyumlar...

      Sil
  29. Sıcak para ekonomisinin ne kadar kırılgan olduğunu gördük. ABD tahvilleri yükselmeye başladı, tepe taklak olduk. İki günde 7 TL'den 7, 20 oldu. İki günde %3 değer kaybetti.

    YanıtlaSil
  30. Türkler, bilim ile bağlarını koparttığı sürece komik işler yapmaya devam eder.

    Anadolu ve günümüz Türkiyesinde zengin insan yoktur. Sebebi nedir bilir misiniz?
    Fatih Sultan Mehmet'tir. Devlet görevlileri için müsadere yasası çıkarmıştır, yani kamu görevlisi zengin olursa, öldüğünde tüm malı hazineye aktarılır.

    Kamu yöneticileri de zenginleştiklerinde mallarını saklamaya başladılar. Yastık altı altınlar ile.

    Diğer yandan taşra yöneticileri, zenginlerin mallarına da müsadere yapmaya başladılar. Bu ortamda zengin insan çıkamayacağı için zenginlik bitti.

    Cumhuriyet, kurulduğunda çok sevilen Şükrü Saraçoğlu döneminde sermaye için hayati hatayı yaptı, varlık vergisini çıkardı. Olan beşeri sermaye kaçtı, yurtdışından o dönem sermaye akımı zordu, ancak sermayeyi getirebilecek olanlar da varlık vergisini hep akıllarında tuttu. Türkiye gelen sermaye ancak ve ancak devlet garantisi ile gelir hale geldi.

    1940 ların varlık vergisi yüzünden, zengin sınıf da oluşamadı. Devlet mecburen kendi eli ile kendi zenginlerini yaratma yoluna gitti, bu da zaman ile Fatih döneminde olduğu gibi siyasetçilerin kendi zenginlerini yaratmasına evrildi. Derken günümüzü gördük.

    Türkiye de sermaye birikimi adına bir şey olmaz. Arjantin gibi sürüklenir durur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zengin nasıl olunur!
      Türkiye gibi bir yerde insanların çok sahip olmak isteyeceği fakat başkalarının kolayca yapamayacağı yeni bir şey yapan ve de yapabilecek var mı? Yok.
      O zaman geriye vasat birşeyler yapsanız bile yüksek kâr marjıyla satabiliyor olmanız gerekiyor. Üstelik bu her neyse, başkaları sizinle rekabet edememeli. Nasıl olur;
      - Adı ithal ikame, aslı devlet korumasındaki kâr yani soygun olan politikalarla mesela.
      - Bir hizmet veya ürünü arz eden firmalar veya devlet kitleri de aralarında anlaşarak kârlarını maksimize eder. Bu da bozuk piyasa soygunculuğu örneğin.
      -Bir diğeri kaymaklı kamu ihalalerini almak, bu ya kamu tarafından kayrılarak veya ihaleye giren firmaların kurduğu eşkiya düzeni tarafından yapılır. Bu da ihale/kamu soygunculuğu örneğin.

      Başka yöntemlerde bulabilirsiniz fakat hepsinde başkasının emeği ve sermayesini çalmak için kurulmuş içinde devletin veya kanuna dayanan imtiyazın veya göz yumulan çetelerin olduğu yapılar değişmeyen tek faktör. Yoksa iletişimin, lojistiğin, sermayenin, yetişmiş/yetişmemiş işgücünün, vasat teknolojinin bu kadar ulaşılabilir olduğu turkiye gibi bir yerde hiç kimse birbirinden çok fazla para kazanamaz.

      Kolayca sermaye düşmanlığı gibi görünen bu yazdıklarım, aslında insanoğlunun başındaki en büyük belanın, vicdanları rahatlatmak için hangi uydurma gerekçe öne sürülsede en büyük ahlâk yoksunluğunun bir tarifi. Zira dün insan sermayesi veya finansal sermaye için dökülen kanlar yok olan hayatlar (örneğin amerikan zengileri) ne ise yarın çok daha geniş bir tabanın hayatı tehdit altında olacak.

      Sil
  31. Yüksek Dolarizasyon yastık altına giden yolun sokak tabelasıdır. Bugün özellikle devlet bankalarındaki döviz mevduat hesabı sahipleri, gerçekte dolarlarının ne kadar kısmının bankalarında olduğunu bilseler, siz yastık altı rakamlarını bir de o zaman hesaplayın!

    YanıtlaSil
  32. "Daha fazla yabancı sermaye yatırımı çekilmesi daha az dış borçlanmaya gidilmesini sağlayacak" demişsiniz hocam. Yani bu yastık altı para ekonomiye girerse riskimiz düşer. Bu sefer hükümetler risk zaten az diye daha fazla risk almaz mı? Yani biz sınırları zorlamayı sevmiyor muyuz, riskli bu iş diyenlere "bişey olmaz sen bana bırak" demiyor muyuz. Babam arabayı yeniledi şunu bir test edeyim diye arabayı kaçırıp çarpan gençler gibi... Bence girmesin ekonomiye altınlar hocam, sigorta olarak dursun yastık altında kriz durumuna karşı, valla çarçur ederler...

    YanıtlaSil
  33. Hocam,
    Yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Bu güzel paylaşımlarınız için teşekkür ederim.
    Yukarıdaki yazınızı okuduktan sonra aklıma şöyle bir soru geldi;
    Eğer bütün varlıkların %100 kayıt altında olduğunu varsaydığımız bir senaryoda Türkiye'nin mevcut ekonomik durumu sizce nasıl olurdu? Böyle bir similasyonun yapılma imkanı var mıdır? Gelişmiş ekonomilerde de (İngiltere, ABD vs.) kayıt dışı miktarı bizdeki gibi midir yoksa kültürel&toplumsal yapı ile alakalı mıdır?(Örneğin; Bizde birikim için alınan altınların yastık altında tutulması)
    Teşekkürler

    Teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?