Sınırlanması Gereken Şey Hırslarımızdır

Bugünlerde çok konuşulan büyük sıfırlama (the great reset) yaklaşımı üzerine düşünmeye devam ediyoruz. Bu konudaki ilk değerlendirmemi bu blogda yazmış (söz konusu yazım için bkz.: https://www.mahfiegilmez.com/2021/01/buyuk-sfrlama-great-reset.html) ve sürekli kriz yaratan kapitalist sistemin günümüz koşullarına uydurulması için bazı düzenlemeler öneren büyük sıfırlama yaklaşımına yönelik görüşlerimi o yazımda belirtmiştim. Özellikle neo-liberal politikaları yaşama geçiren Washington Uzlaşısı yaklaşımının yarattığı küresel krizden sonra yine büyük ölçüde sermaye kökenli düzenlemelerin dünyaya yarar getireceği konusunda ciddi kuşkularım var. Eğer dünyaya ve kapitalist sisteme gerçekten anlamlı yön verilmesi isteniyorsa yapılacak şey ‘ne pahasına olursa olsun büyümek’ şeklindeki hırsları sınırlamaktır. Kapitalizme yeni bir biçim verilmek isteniyorsa yapılması gereken şey doğaya ve çevreye zarar vermeyen ılımlı bir büyüme modeli geliştirmek olmalıdır.
Aşağıdaki grafikte 1980’den bu yana dünya GSYH’sinin gelişimi gösteriliyor (kaynak: IMF, World Economic Outlook, October, 2020.)



Grafiğin gösterdiği gerçek özellikle 2000’lerden itibaren büyümenin zorlanarak uzun ortalamasının (potansiyel büyümenin) üzerinde bir büyümeye itildiği bir dünya görünümüdür. Aslında zorlama 1950’lerde başlamış, bu zorlamayla son 70 yılda küresel GSYH katlanmıştır. Bu zorlamaların sonucu olarak önce 1970’lerin uzun süreli enflasyonları sonra sayısız finansal kriz, 2008 krizi, 2019 resesyonu ve ardından da 2020 Covid – 19 krizi yaşanmıştır. Bu krizlerin son üş tanesi grafikten gözlemlenebiliyor. 1980 – 2000 arasındaki büyümeyi normal patika olarak alırsak 2000’ler sonrasında olması gereken büyümenin kırıklı çizgiyi izleyerek devam etmesi gerektiği sonucuna varırız. Grafik bize bu ortalamanın üzerine çıkılmasının ya da bir başka deyişle kapitalist sistemin son yıllarda yarattığı hırs artışının krizleri tetiklediğini gösteriyor. Krizleri önlemenin yolu hızlı büyümek yerine ılımlı ve çevreye saygılı bir büyüme yaratabilmekten geçiyor.

Konu yalnızca kapitalizmin yarattığı krizleri önlemek değil. Krizleri önlemeye çalışmanın yanı sıra giderek yaşanabilir bir yer olmaktan çıkan dünyayı yeniden yaşanabilir bir yer yapmaya çalışmak ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak da hedef olarak alınmalı.

Bu nedenledir ki kapitalizmde bir düzenleme yapılacaksa bunun hırs sınırlaması olarak gündeme getirilmesi gereklidir. Ne var ki gelişme yolundaki ekonomilerin gelişmiş ekonomilerle oluşan büyük farkı giderebilmek için hızlı büyümesi gerektiği düşünüldüğü için bu sınırlamayı uygulamak kolay değildir. Bunun tek yolu gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere gelir, servet ve teknoloji aktarımı yapılması yoluyla gelir dağılımında eşitsizliğin mümkün olduğunca giderilmeye çalışılmasıdır.

Bu tür yaklaşımları öngörmeyen sıfırlamaların dünya için yararlı sonuçlar getirmeyeceğini neo liberal yaklaşımların yarattığı günümüzün sağlıksız dünyasından görmüş bulunuyoruz.


Yorumlar

  1. Hocam selamlar yazınızda da bahsettiğiniz gelişmiş ekonomilerden daha az gelişmiş veya gelişememiş ekonomilere servet ve teknoloji aktarımı nasıl yapılabilir yani bu konuya biraz açabilir miyiz birleşmiş milletler ile anlaşıp mı yapılmalı fikirleriniz nelerdir teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir aktarım yapılacaksa BM aracılığıyla ya da IMF eliyle ve Afrika'dan başlayarak yapılmalı.

      Sil
    2. Kapital model doğaya,havaya,suya kısacası bu evrende yaşayan bütün canlıların yaşam haklarına,misyonu ve kar hırsı gereği taciz etmiştir kuşkusuz,i. Tabi kapital sistemin doğa ve canlılara verdiği zarar, buharlı makinaların icad edildiği ve makina çarklarının ilk dönmeye başladığı 18.yy ile 21.yy da aynı ölçekte değil.
      Günümüzde doğayı hunharca katleden makinalar, petrol rafineleri,fabrika bacaları,termik santraller kısacası kapitalizm bütün araç gereç ve argümanları artık İngiltere’de olduğu kadar,Afrika’nın kırsalında Asya’da,Avustralya’da,i... b”Burada bu sistemi az yada çok frenleyecek 3 önemli argüman var: Devletler,STK lar ve bilinçli bir toplum,
      2. ve 3. Dünya ülkelerinde politikacı ve devlet başkanları ceplerini düşündükleri için sermayanenin yanında yer alır, STK örgütlemerinin önüne setler ve engeller çeker,polis,kolluk ve yargıyı ise sermayenin bu doğa katliamlarına ses çıkaran kamuoyunun üzerine salıverir, nitekim bunun örneklerine son 2-3 asırdan şu ana kadar tanıklık etmedik değil.

      Sil
    3. Fikir güzel ama maalesef uygulanma imkanı pek yok. Aslında bu aşamada hiç yok. "Elden gelen öğün olmaz. O da zamanında gelmez." "El elin eşeğini ıslık çalarak arar." Gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere bu ülkeleri tatmin edecek transfer yapmaz.

      Şu anda bile koca koca ülkelerin koca koca devlet adamlarının iklim değişikliğinin getirdiği sorunlara bu kadar duyarsız olduklarını gördüğüm için ben kısa ve orta vadede umutsuzum. Daha ileride sıkıntının çok büyüdüğü görülürse ve başka çare kalmadığı da kafalarımıza dank ederse olur.

      Sil
  2. Donup dolasip is Altin Standarti'nin onemine geliyor. Eger ulkede kullanilan 'resmi odeme araci' gercek degerini yansitmiyorsa kriz olmasindan daha dogal ne var ki?

    Dusunun merkez bankasi paranizi daha da degersizlestirecek bir atilim yapiyor, ancak paranizin alim gucu diger paralar karsisinda deger kazaniyor. Boyle bir duzende eninde sonunda o ekonomi krize girer, paradan para kazananlar da adina 'duzeltme' der. Halbu ki ortada duzelen hicbir sey yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın standardı bugünün dünyası için dar bir elbise olur. İçine sığılamaz.

      Sil
    2. Hocam sizin birikimleriniz yanında benim bilgi birikimim devede kulak olmaz. Bunun farkındayım ama gene de sizden özür dileyerek fikrimi beyan etmek istiyorum. "Altın standardı bugünün dünyası için dar bir elbise olur. İçine sığılamaz." derken ben eğer doğru yorumluyorsam "Dünya'daki altın miktarı çok az. Dünya ticaretini kaldıracak miktardan çok uzak" demiş olduğunuzu düşünüyorum. "Eğer altın standartına geçer isek; bir ekmek almak için (kabaca bugünkü fiyatlar ile bir ekmeği 1-TL, 1-Gr altını da 400-TL kabul edersek) bir ekmek almak için 1/400-Gr altın vermemiz gerekecek ki bu miktar çok küçük olur ve bu miktar altını alışverişte kullanmak pek pratik olmaz" demek istediğinizi düşünüyorum. Bu durumda altının içine başka madenler katmak, gümüş vb. madenler kullanmak ve altın karşılığı KAĞITTAN ALTIN SERTİFİKASI kullanmak çözüm olur diye düşünüyorum.
      Dünyanın biran önce şimdiki durumdan kurtulması gerekiyor. "Sıkıştıkça trilyonlarca dolar bas piyasaya sür." Ne güzel. Bu iş bu kadar kolay mı? Bundan başka ayrıca banka ve finans kurumlarının da "PARA ÜRETİP/YARATIP (haşa yaratmak sadece Allah'a mahsus ama konu anlaşılsın diye bunu yazıyorum) PİYASAYA SÜRDÜKLERİ SÖYLENİYOR.
      "BİRAN ÖNCE BU DURUMDAN KURTULUP İVEDİ OLARAK PARANIN HAKKIYLA PARA OLDUĞU BİR SİSTEME (ALTIN YA DA BAŞKA BİRŞEY) GEÇMEMİZ GEREKİYOR" diye düşünüyorum.
      Selam ve saygılarımla...

      Sil
  3. Mahfi bey gelişen teknolojiyle beraber, ilerde herkesin personel sınıfından çıkıp, kendi işlerini kurduğu yaptığı bir sisteme geçeceğimizi düşünüyorum. İşçi ihtiyacının makinelerle, eğitimli insan ihtiyacının da yazılımla sağlandığı bir gelecek düşünür müsünüz? Tabi belkide 100-200 yıl sonrasından bahsediyorum. Sermaye birikiminin artışı sayesinde inanılmaz bir üretim bolluğu yaşanabilir mi? Tabi belli aşamadan sonra üretim talep edilmediği için fiyatlar düşmeyecektir ama yine de özellikle bazı pahalı mülklerin aşırı ucuzlaştığı bir ortamın geleceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çağatay Bey, sermayeden kastınız para ise; para dediğiniz bir mal veya hizmet karşılığı senet olduğuna göre, herkesin bu senetlerden biriktirdiği ortamda mal ve hizmetlerin maliyeti aynı oranda azalmıyorsa hızla değer yitirmesi gerekir. Şu anki sorun özellikle hizmetlerde maliyet azalışının çok üzerinde hizmet verecek işgücü artışı sebebiyle para (senet) karşılığının düşmesi (dezenflasyon). Bunu önlemek için % 1'i ancak hizmet taleb edecek geniş kesimlere ulaşabileceğini bile bile para basıyorlar. Bozulan para değeri ile hizmet değeri arasındaki dengeyi korumaya çalışıyorlar.
      Bence uzun vadede çok para sermaye birikimi anlamına gelmez. Bilgi ve teknoloji anlamında kullanıyorsanız o başka!
      Gelişen teknoloji ile belki nüfusun binde biri , biraz eksejere edeyim. Robotlar ile sanayi üretiminin
      tamamı yapılıyorsa insanlar ne yaparak üretilenleri alabilecek değiş tokuş senedini (parayı) bulacak.

      Sil
    2. Üretim artışı ile para arzı aynı hızla arttığında enflasyon yaratmıyor biliyorsunuz. Yani ben böyle biliyorum, para arzındaki bu artış doğal olarak toplumun her kesiminin daha yüksek maaş almasını doğal olarak, sermaye birikimini ve alım gücünü kolaylaştıracaktır.

      Örneğin şuan X ürünü 1 iş gücü ve makine kullanılarak saate en fazla 10 adet üretilebiliyorsak ve yarın bir iş gücü ve makine kullanılarak 40 adet üretilebilirse alım gücü artacaktır. Tabi ki üretim artışı kadar talep de gelmesi lazım yoksa üretim zamanla düşecektir.

      Fakat insanların tükebileceği şeyler sınırlı, mesela market alışverişi sınırlı, insanlar ayda 50 kilo et yiyemezler ne kadar ucuz olursa olsun alım gücü ne kadar fazla olursa olsun. Doğal olarak, alım gücünün daha çok artacağı alanlar, otomobil, emlak, gayrimenkul, hizmet fiyatları vs.

      Örneğin ilerde, 100 kişiyi tedavi edebilmek için eskiye oranla daha az sayıda doktora veya cerraha ihtiyaç duyarsak, üretim artışı sağlar, sağlık hizmetlerini ucuzlatırız. Bu da makineleşme ve gelişmiş yazılım teknolojisiyle mümkün olabilir.

      Geleceğe dair bir başka öngörüm, asyadaki bütün ülkelerin kalkınması. Önümüzdeki 100 yıl içerisinde asyadaki bütün ülkeler, amerika kadar gelişmiş bir iktisada ve alım gücüne sahip olabilecekler.

      Bundan belki 200-300 yıl sonra hizmetler sektörü daha çok ön plana çıkacak. Belki 300 yıl sonra en düşük ücret alan insanların fiziki ürün ( market ürünleri, alışveriş, eşyalar, konut veya otomobil alımı) için, maaşlarının sadece %10'unu ayıracak belki de. 2000 dolarlık maaştan 200 dolar ayırarak, insanlar ev kiralarını ,otomobil masraflarını, market alışverişlerini faturalarını ödeyebilecek. Kalan maaşlarını ise hizmet satın almak için kullanacaklar. Bu süreçte fiziki ürün üretenler değil hizmet sunanlar para kazanacak. Bunu demek istedim aslında, yani bu benim öngörüm kimseyi bağlamaz.

      Sil
    3. Çağatay Bey, keşke işler sizin anlattığınız , kitaptaki gibi olsa. O kitaplar uyutmak için yazılmış!
      Kapitalizm her zaman kurallı, kuralsız, kayırmalı yani adaletsiz kurallı şekillerde paydaşlar arasında soğuk veya sıcak savaşlar halinde yaşanmış bugüne kadar.
      Altın standardına son verildiğinde öyle bir para sürmüşler ki enflasyon azmış, bu kadar talep basılan paralar ile kredilerin patlatılması ile olmuş.

      Arz ve talebin doğal dengesi devletler tarafından bozulmasaydı, toplum bu kadar borçlanamayacağı için tüketim yavaş artar, dolayısıyla büyümede yavaş artardı. Teknolojik mal, doğal kaynak satan firmalar o zaman da oligopol pazar kurmuş olsalar bile diğer insanların kaynaklarını veya finansal varlıkları bu kadar kolay ele geçiremezlerdi. Daha fazla satabilmekle aşırı kârla mal satmak arasında rekabet koşulları sebebiyle (rekabetin yasalarca korunması şartıyla) daha fazla mal satmak zorunda kalırlardı. Kısıtlı tüketim gücüne sahip tüketici rekabetide sağlardı.

      Diğer taraftan basılan para miktarı büyümenin herhalde binlerce katıdır.

      Sil
    4. Evet, talebi aşırı artırarak üretim artışını dürtüyolar. Bu yüzden piyasada çok fazla para şişkinliği oluşuyor, bu para dövize altına borsaya vs gidiyor. Sonuçta da anlamsız fiyatlamalar çıkıyor. Örneğin yılda 1 milyar dolar net kar açıklayan bir şirket borsada 150 milyar dolardan satılabiliyor. Şirket o kadar ediyor mu? Kesinlikle değil, gelecği fiyatlıyorlar e tabi bu piyasa değerine yakışır bir büyüme açıklamayan şirketler de tek tek patlıyor borsada

      Sil
  4. Oncelikle yazilarinizi heyecanla bekledigimi ve zevkle okudugumu belirtmek isterim. Bilgilerinizi biz genclere aktarmaniz bu ulke gencleri icin yapilacak en iyi sey.

    Onumuzdeki yillarda ABD`nin yillardan beri zorlama buyumeler icin piyasaya sactigi paralarin piyasadan geri cekilecegi ve bunun cok aci verici olacagini. Diger taraftan borsalarin hayal bile edemeyecegimiz dip seviyeleri gorecegini bununda adinin Great Reset olacagini soylesem bana katilir misiniz?

    Saygilarimla



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu ismi kullananlar bu anlamda kullanmıyorlar ama sizin dediğiniz de olasılıklardan birisi.

      Sil
    2. Hep kapitalizmden şikayet ediliyor ama nedense insanların hayat seviyeleri her geçen gün daha iyiye gidiyor. En azından gelişmiş ülkelerde..

      Sil
  5. Kapitalizmin yenilenmesi gerekir. Fabrika ayarlarına dönmek çok yanlış olur. Kapitalizmin fabrika ayarları vahşi ve acımasız. Doğaya daha duyarlı ve gelir dağılımının düzeltilmesi için düzenlemeler gerekir. Bunun için milyarderler biraz feragat etmeleri gerekir.

    YanıtlaSil
  6. Hocam, büyümeyi hesaplarken bildiğim kadarı ile cari fiyatlardan enflasyon etkisi düşülerek hesaplama yapılıyor. Türkiye özeline gelirsek siz %25 enflasyonu %15 gösterirseniz, büyüme 125/115=1.086 yani aynı miktarda mal ve hizmet üretilse bile %8.6 büyüme hesap üzerinde oluşmuyor mu?
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama sonrasında USD'ye çevrildiği için oradaki % 25'lik kayıp o dediğinizi gideriyor.

      Sil
    2. 2020 büyümesi %2 olacak deniyor, bu tl hesabı üzerinden değil mi. Birçok insan 2020 enflasyonunun %25 civarı olduğuna emin. O zaman hükümetin açıklamadığı büyüme% -6 olmaz mı.

      Sil
    3. TL hesabı olarak değil, USD olarak hesaplanıyot

      Sil
  7. Hocam büyümenin tarihsel akışını sizin yorumunuzla okusak çok memnun olacağız.

    Ben görebildiğim kadarı ile teknolojinin gelişmesiyle;
    1) 1970'e kadar olan dönemde toplumun geneline yayılan tarım ürünlerindeki, sanayi mallarındaki, inşaat sektöründe, vs üretim artışı dönemi
    2) Kabaca 1980 sonrası tıkanan tüketim kapasitesinin aşılması için bir taraftan tüketici ya direkt kişisel krediler veya kamu üzerinden borçlandırılarak , üretim kanalı üzerinde emeğin fiyatının zayıflatılması ve diğer neoliberal politikalar ile üretimin önünün iyice açıldığı dönem
    3)Gelişmiş ülkelerde borçlanma ile yaratılan tüketim kapasitenin bile artık artan üretim kapasitesine yetmemesiyle 1990 sonrası bütün dünyanın pazara dönüştürüldüğü dönem olarak,
    görüyorum.

    Geldiğimiz noktada ortalıkta inanılmaz miktarlarda reel ve sanal para var, 10 yıl sonra yok olmayacağı belli bile olmayan Apple piyasa değeri 1.5 trilyon olmuş, bir depremde yok olacak İstanbul'daki ev fiyatları gelişen teknoloji ile üretim maliyeti düşse de milyon dolarları bulmuş. hane halkı borcu bir tarafa, asıl devlet aygıtının halka yüklediği borç insanların geleceğini ipotek altına alıyor, diğer tarafta gelirler (ücretler) sürekli reel olarak düşüyor. Şöyle ki! 25 yıl önce 1000 dolar para alan bir mühendis aradan geçen onca zamana rağmen benzer bir iş ve konumda bugünün parasıyla 650-700 dolar alabiliyor.

    Son 20 yılda Çin'den gelen ucuz malların etkisi de hane halkının alım gücünü korunmasında etkili oldu. Artık bu da etkisini kaybetti. Hem devlet hem de hane halkının borçlanma limitleri doldu. Türkiye de nasıl orta doğu dan gelen göç toplumun düşük vasıflı emek gücünü sefalete itti ise, Her tarafa kurulan üniversitelerde okuyan onca eğitimli genç şimdiden işsizliğe mahkum. Önümüzdeki yıllarda yapay zeka ve robot teknolojisinin daha da yayılması ile iyice umutlarını kaybedecek, ailelerinin ellerindeki üç beş kuruşluk birikimlerini bu uğurda harcadıklarıyla 25 yaşında hiç bir iş bilmez birisi olarak ortada kalacaklar.
    Demek istediğim tüketici tarafının önümüzdeki dönemde alım gücünü iyice kaybedeceği.
    Halen ortada dolaşan para bir şekilde borsa harici reel varlıklara yönelse, gelir ve varlık dengesi öylesine bozulacak ki zengin ve fakir den başka hiçbir kesim kalmayacağı gibi iki ayrı güneş sisteminde yaşayan topluluklara dönüşecekler. Tabi ki bu ortamda devletlerin ayakta kalması düşünülemez.
    Bu paralar toksik riskleri bilinerek ortaya saçıldı, geri çekilmesi de imkansız deniliyor. Lafta halkın örgütü olan devletler hırsızlığın, adaletsizliğin en son safhası olan bu işi de yaptı. Toksik etki ortaya çıktığında mecburen o konuşulan büyük sıfırlanma yaşanacak. Benim şahsen iyiye gideceğine umudum yok denecek kadar zayıf.
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşımınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
    2. 1970 lerden sonra kişiler ve kamunun gelecek gelirleri borçlanma yoluyla tüketilmese, ayrıca para basarak teknolojinin gelişmesi ile artan üretim kapasitesi ve düşen maliyetler nedeniyle mal ve hizmet fiyatlarının düşmesine izin verilmediği için yapılan zaten kapitalizmin felsefesine ters. Toplumun çok geniş kesimleri daha fazla vergi için zenginler tarafından soyulmasına devletler aracılık etti. Bu sistem ne kapitslizm ne de liberalizm. Bu açıkça soygun düzeni.

      Sil
    3. Ne yapay zekaymış arkadaş?
      Eskiden millet nur var gibi normal meyve sebze varken, rengi güzel, şekli güzel, güzel kokulu diye hormonlu meyveleri aldılar.

      Şimdi zararını gördüler, herkes aman organik meyve alalım diye kuyruk oluyor.

      Yapay zeka da böyle, şimdilerde herkes koşuyor aman yapay zeka alalım diye.
      Yakında onun da suyu çıkar, herkes organik zekaya dönüş yapar, organik zekanın değerini anlar.

      Sil
  8. Hocam ABD`nin negatif faize gecme olasiligini nasil buluyorsunuz ve eger gecerse Turkiye gibi ulkelere etkisi ne olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok etkisi olmaz. Çünkü zaten 0,25'de.

      Sil
    2. Fed negatif faize yapisal olarak tamamen soguk bakiyor. Kanuni olarak bunun icin mandasinin olup olmadigi tam acik degil ve bu genel bir tartisma konusu. Ayrica piyasalar (basta bono) yuksek mali tesvikler ve asilanma hizinin artmasiyla gelecek 10 senede enflasyonun 2%'nin bir hayli ustune yukselmesini bekliyorlar. Fed'in de beklenenden daha hizli sekilde parasal tesvikleri geri cekecegini spekule etmeye basladilar. Covid enfeksiyon sayilari tekrar buyuk ve ongorulemez bir patlama yapmadikca onumuzdeki yilda Fed'in daha sahin durusa gecmesi daha olasi gorunuyor.

      Sil
  9. Hocam Yazı başlığı tek başına çözüm olabilir. Teşekkürler emeğinize sağlık cok güzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  10. Hipermaskülen yönetim tarzından dişil (koruyucu) ve eril (atılgan) dengesinin kurulduğu eşitlikçi bir topluma evrilmemiz gerekiyor.

    Sürdürülebilirlik bunu gerektiriyor.

    YanıtlaSil
  11. 4-5 bin yıl önce kurulmuş ilk şehir devletler; çevrelerindeki rakip devletlere ya da devletleşmeye direnen yakın topluluklara yağmaya çıkıp değerli mallarına, tahıl depolarına, hayvanlarına-insanlarına el koyarak geçimlerini temin ederlermiş. Bu devletleri "faaliyet alanı yağma olan ilkel anonim şirketler", bu düzeni de "yağma kapitalizmi" olarak tanımlayan yaklaşıma bakarsak geçen süre içinde aslında fazla bir şeyin değişmediğini görürüz. Beslenecek insan sayısı arttıkça kendinden olmayanı yağmalamayı Allahın emri haline getiren dinler gibi daha sofistike yöntemler geliştiren insanlık, yağma için yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Bugün de aynı amaçla günümüzün teknolojisini kullanıyor ama temelde değişen bir şey yok, yağma kapitalizmi tam gaz devam ediyor.

    Muhtemelen insanlığın bundan sonra atacağı en büyük devrimsel ve evrimsel adım kapitalizmden kurtulmak olacak. Bu olmadan bir arpa boyu yol almamız mümkün değil. Umarım bu salgın ve kriz, yaşamak ve yaşatmak için tek yolun sosyalizm olduğunu insanlığa öğretir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mantıklı

      Sil
    2. Devleti sosyalizmin büyük nüfusları içerdiğinde nasıl sonuçlara evrildiğini gördük, görüyoruz.
      Dünya üzerinde yaşayan bütün insanlar hırslarına son vermediği sürece sosyalizm "herkesin yararına" olacak bir şekilde ortaya çıkamaz, o da kapitalizmden farksız bir şekilde bir grup elitin refah içinde yaşamak için halkın geri kalanını sömürdüğü bir sistem olur.
      Hep daha fazlasını isteyen ve bunun için mücadele eden insan için sistemin bir önemi yoktur. O sadece amacının olduğu yöne gider, sonuçlarını umursamaz.

      Sil
    3. 4-5 bin yil onceki devletlerin faaliyetleri iliskilendirilse iliskilendirilse sosyalizmle iliskilendirilir, ne kapitalizmi.

      Sil
    4. Fatih Kömürcüoğlu22 Şubat 2021 13:28

      Sosyalist olduğunu iddia eden bir devletin pamuk yetiştireceğim diye Aral Gölünü ne hale getirdiğini bir araştırın.

      Sil
    5. O devlet hiçbir zaman sosyalist olmadı. Dünyayı sosyalizmin ne kadar berbat bir şey olduğuna ikna etmek için batı, o devletin sosyalist olduğu propagandasını yaptı. Ne kadar başarılı oldukları görülüyor...

      Sil
  12. Hocam bir esneklik buldum. Büyüme tahribat esnekligi. Neoliberal düzene özel. Şu anda bu esneklik gelişmiş ülkelerde birden büyük. Bu ülkelerde her yüzde birlik büyüme dunya tahribatında yüzde birden daha fazla artış yapıyor. Her ülkeye gelişmişlik özelliklerine göre büyüme kotasi konmalı. Esneklik dereceleri tespit edilerek tahribata büyümesiyle en fazla neden olan ülkeler bütçesinin yüzde beşini OECD ye göre en az kalkınan ülkelere tazminat olarak ödemeli. Çevre başta olmak üzere sağlık, kültürel,sosyal kriterler konarak belirlenilebilir.

    YanıtlaSil
  13. Tek bir çözüm var : üretim, üretim , üretim....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretim daha fazla üretim yani yüksek büyüme bu sorunların da kaynağı aslında.

      Sil
    2. Toplam dünya üretimi , dünya nüfus artış hızına eşit olmalı.

      Sil
  14. Bir insanın biyolojik olarak tüketimi sınırlıdır. Tabiatın getirdiği bu sınırın bir benzeri ekonomide yönetebileceği kaynaklar için de getirilmelidir. Aşırı servet birikimi aşırı vergilendirmeyle cevaplanmalıdır. Küresel şirketlerin kasalarında duran nakit bir çok ülkenin GSYH'dan fazladır. Güç bozar mutlak güç mutlaka bozar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milyarlarca dolar nakdi parası olup, nakdini büyük ülkelere sokamayan firmalar var. İrlanda, veya ada devletlerine para koymuşlar. Büyük devletlere yaptıkları ticaretten ve üretimden kaçırdıkları paralar bunlar. Büyük devletlere sokamıyorlar, çünkü bir alım satım yapmaları lazım, sonucunda ortaya bir vergi çıkacak. Onlar ise, finans oyunları ile parayı ordan buraya döndürüyor.

      Kendi ana şirketlerini, ada devletlerindeki şirketlerine borçlandırıyorlar. Aşırı birikim var, aşırı birikim ve hırs düzeni bozuyor.

      Sermaye serbestliği fazla. Sermaye serbestliği ile işçi serbestliği benzer zorlukta olmalı. Sermaye, büyük devletlerde ciddi lobi faliyetleri yapıyor. Vergileri giderek orta sınıf ve alt sınıflar üstlenmeye başladılar. Zenginler vergi vermiyorlar. Bir ülkenin kaynakları bittiğinde hemen diğerine geçip aynı işe devam ediyorlar.

      Cebinde 10 milyon doları bile olan pazar sabahı Parise kahvaltıya gidip gelebilir, servetinde azalma bile olmaz. Bu insanlar bir günde binlerce insanın kazancını elde edebiliyor. Milyar dolar serveti olanları yazmıyorum bile.

      Adam, İsviçreden şirket kuruyor, 2-3 bin Euroya, o şirketten İstanbuldaki şirketlerine hizmet faturası kesip duruyor. Türkiyeden yüzbinlerce dolar vergiyi kurtarıyor. Adam bunun için İsviçreye bile gitme zahmetinde değil.

      Türk zenginleri firmalarına CEO, üst düzey danışman, yönetici alırken bile onların İsviçre hesaplarına isviçreden para aktarıyorlar. Türkiyede adam 5bin TL danışmanlık ücreti alıyor görünüyor, İsviçredeki hesabına 1 milyon dolar para aktarılıyor. Burada o insanları eğiten öğretmenlerden, okullardan, ücretsiz üniversitelerden, onların terbiyeli şekilde yetişmesine destek olan komşularına kadar herkesin hakkı var. O hak vergi ile ödenir. O hak topluma ödenmiyor.

      Buradaki insanlar, yatırımsız, altyapısız, desteksiz kalıyor, sonra da kimse buraları beğenmiyor, faşist söylemler iktidarda yer buluyor, huzursuzluk artıyor, toplum çöküyor.

      Sil
  15. Yazınız için teşekkür ederiz.
    1.Hocam büyümenin tüketim + yatırım + devlet harcamaları + ihracat - ithalat ile ilgili olduğunu biliyoruz. Merkez Bankasının para basması ya da kredi dağıtması ile büyüme sağlanabilir mi? Cevap evet ise, bu kalemlerden hangisini etkiler? Bu kalemleri ayrı ayrı analiz edebileceğimiz bir veri var mıdır?

    2. Türkiye'nin 2021'de G20'den düşeceğini düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Cevap bir dereceye kadar evettir. Para basma daha çok tüketim, devlet harcamaları ve ithalatı etkiler. Ne var ki para basma aynı zamanda kuru ve dolayısıyla enflasyonu yükselteceği için bir süre sonra büyüme üzerinde olumsuz baskı yaratır.
      2. G20, dünyanın GSYH'si en yüksek 20 ülkesi demek değil. Bölgesel temsil de var. O nedenle GSYH'miz düşse bile G 20'den düşmeyiz.

      Sil
  16. Hocam, ilk defa size.katilmiyorum. abundance, bereket bolluk cagindayiz. Butun dunyayi besleyecek urunleri, cok az toprak ile, yetistirmek mumkun, lojistikte sorun var. Misirdan ethanol yapiliyor Yani, gunes, dna, toprak; petrol veriyor. Kirlilik icin global mucadele basladi, hiz kazaniyor. Varliklari, batiya peskes ceken yonetimler olmasa, finansializasyon konusu da hallolur, ama zavalli onderler, gunluk gecim ugruna, halklarinin gelecegini satiyor. Bereket doneminde borc artiriyor. Tc tum borclarim, bir hamleyle silebilir, kazdaglarindaki altin.rezervini, crypto defi soszlesmeye baglayip, BM emanet etmesi yeter. az bir % hazine payi icin, nicin, bugunden batiliya peskes cekilmis bu assetler? Onlar asset demeden olmuyor mu? Yonetici satilmamis olsa, cozum var. Bereket devrindeyiz. Uyanmadan cuzdani bosaltma operasyonudur, son 10 yil..
    .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana katılmadığınız için canınız sağ olsun.

      Sil
    2. Grafiğinize The Index of Sustainable Economic Welfare (ISEW) verisini de eklerseniz yazınızda anlatmak istediğiniz sınırsız hırs ile üretirken bindiğimiz dalı kesiyoruz fikrinizi daha rahat aktarabilirsiniz sanırım.

      Sil
  17. Hocam elinize sağlık. Bir sorum var. Gelişmiş ekonomiler peki neden diğer ekonomilerin de gelişmesini istesin ucuz işgücü ucuz ithalat gibi imkanlarından vazgeçmesi gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Barış için. Aksi taktirde dünyada huzur içinde yaşayamayacaklar.

      Sil
  18. Teşekkürler Hocam.
    Samimi bir sorum var büyümeyle ilgili. Son dönemdeki internet ve otomasyon (belki yönetim sistemlerindeki gelişimleri de eklemek gerekir) sayesinde toplam verimlilikte grafikteki büyüme trendini değiştirecek bir artış olması ihtimalini nasıl ölçebiliriz? Piyasadaki hikaye bunun üzerinden dönüyor, 5G, IoT, yapay zeka vs. bütün bu gelişme ve icatlardan sanayi devrimindeki gibi bir üretkenlik artışı yaratması bekleniyor. Eğer bütün bu hikayelendirme doğru ise ve bu sebeple ekonomik çıktı trendi artıyorsa, bu krizlerin sebebinin eski ile yeni arasındaki geçiş döneminin sancıları olması mümkün mü? Yalnız bu artış gelse bile Bertrand Russell'ın 'Aylaklığa Övgü'sündeki gibi bir hayal kırıcı bir sonuç çıkması da mümkün kanımca, öncelikli olan şirketlere verdiğimiz 'tüzel kişilik' ünvanından 'kişilik' kavramına yakışır ahlaklı ve empatik davranışı almak olmalı kanımca. Hiçbir özel kişilik ortaya çıkıp da 'Benim tek maksadım kendi faydamı arttırmaktır' diyemez, derse de kimse onunla ilişki kurmaz. Bununla birlikte bir şirkete yatırım yaparken bakılan ilk şey karlılığı. Burada çok bariz ama görmezden gelinen bir uyumsuzluk var bence.
    Yorucu yazdıysam özürlerimle,
    Saygılar ve sevgiler,
    Sinan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim konumla ilgili olanına cevap verirsem, Şirketler Tüzel Kişilik kelimesini kim bulmuş ise yanlış bulmuş.

      Şirketler ahlaksızlık yayan ticari kurumlardır.

      Bir şirket, ne iş yaparsa yapsın, yükümlülüğü sermayesi kadardır. Şirket patronları, şirkete koydukları para ile itibar sağladıktan sonra yükümlülüklerinden daha fazla borçlanıp, borçları çeşitli yöntemler ile hortumlamaktadır. Sonra, kabak borç verenlere patlarken iş ahlakı bitmektedir.

      örnek: Türk Telekom ve Hariri.

      bu adam, TT yi aldı, hepimiz sevindik, sonra ilk borçlarını ödemedi. Ödemeyince ben bu adam vurguncu dedim. Herkes güldü. Üstüne Türk bankaları daha fazla borç verdiler adama. Ne oldu? Adam paraları aldı gitti, Türk Telekom bankaların eline geçti/patladı. Şimdi Bankalar hem size hizmet verirken hem de kazançlı hale getirip TT a verdikleri kredinin masrafını çıkarmaya çalışıyorlar. Olan bizlere oluyor. Dandik internet hızları, düşük altyapı telekomünikasyon hizmetleri ve pahalı hizmet ücretleri.

      Sil
    2. Turkiye gibi ulkeler tam kapitalist olmadiklari icin buralardaki uygulamalar Kapitalizm icin bir ornek tesgil etmiyor.

      Sil
  19. buyume aslinda tartisilmasi gereken kavramin ta kendisi. evinizi satarsaniz, karinizi/kizinizi satarsaniz, kolelesirseniz, kredi cekerseniz de buyursunuz yeni bir teknoloji gelistirirseniz de. nufus 10 kat artar ve sonucunda ekonomi 1 kat artarsa dunya buyur. ya da tum dunya hastalanir ve saglik harcamalari artarsa dunya yine buyur ekonomisi buyur camurdan altin uretmeyi basarirsaniz da. sonuc hangi buyume, yanilsama, ne pahasina buyume.ne yazik ki artik dogal buyumenin surdurulebilir buyumenin sonuna geldigimiz gercegiyle yuzlesme zamani. tek cozum hocanin daha once benim 500 milyon prezervatif onerime, "nufusu azaltamacagimza gore uretmek", tabi bu aslinda tuketmeden olmayacagina gore tuketmek demek, gibi yanlislari dunyanin kaldirabilecegi sonuclar uzerinden yeniden dusunmekle baslamaliyiz. yazik ki akilli gecinen aptallarla (kisisel algilamayin ama hepimiz) yada kisisel faydalarindan konforlarindan vaz gecemeyen ama edebiyati guclu aydinciklarla ve caresiz bunlardan medet umanlarla dolu dunya. trx

    YanıtlaSil
  20. Hocam,
    Sizce hırslarımızı sınırlamalımıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer yaşadığımız dünyaya ve çevreye zarar veriyorsak evet.

      Sil
    2. Sınırlamalısın kardeşim, evdeki fazla eşyaları sen bana ver, ben fakir fukaraya dağıtayım.

      Sil
  21. Uzun yıllardır süren büyümeyi teşvik için zayıflayan tüketici tarafını para basarak kredilendirme, borçlandırma operasyonu öyle bir noktaya geldiki borçlanma limitleri dolmuş olan tüketiciye çok minimal şekilde ulaşabiliyor.

    O yüzden şimdi ABD de parasal genişlemeye ek bireylere para dağıtarak mali genişleme gündemde. Ne değişecek, hiç! Verilen para yine 6 ay sonra tepede aynı kişilerde toplanacak, üstelik bu vampirler fırsat bilip fiyatları artıracak. Artan fiyatlar uzun vadede alım gücünu iyice zayıflatacak.

    Daha fazla büyüme ve vergi için arz ve talep arasındaki dengeyi uzun vadede bozan devletler bugün yaşadığımız gelir dağılımı adaletsizliğinin, yani şeytan ateşinin körükçüleri!

    Zengin yüzde 1 kesimin elinde öyle bir parasal kaynak birikdi ki, diğer tarafın bütün varlık ve 30 yıĺĺık emeklerini onlara hiç mal (petrol, sanayi ürünü, hatta tarım ürünu, kısmen hızmet) vermeseler bile satın alabilecek durumdalar.
    Artık ekonominin tanımı; sermaye bol, emek gücü bol, tüketici (talep) zayıf, çevre yok olmak üzere. Olmalı.

    YanıtlaSil
  22. Hocam dünyamızda orta gelir açmazı adıyla zaten bu ülkelerin (gelişmiş ve gelişmekte olan), aralarını kapatmalarına engel olan ve hırs sınırlaması görevi gören bir kavram yok mu? Bu konuda bu kavramla yeri nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yaklaşım yok. Biz olması gerektiğini söylüyoruz.

      Sil
  23. Hocam yazılarınızı zevkle okuyorum ve çok başarılı buluyorum. Bu yazınızda kapitalist sistem dışında daha kullanışlı bir sistem olmadığı için, bu sistem içinde kalarak çözüm bulmaya çalıştığınızı hissettim. Tarihsel perspektiften baktığımızda böyle bir gelir transferi bana maalesef gerçekçi gelmedi. Tüm saygımla yorumumu paylaşmak istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Benim bir şey bulma gibi bir çabam yok sadece mevcut önerilerin çoğunluğun gözünü boyamaya yönelik olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  24. Hocam aklimda bir komplo teorisi var. Yeni duzende butun merkez bankalari dijital paraya gecis yapacagini ilerleyen yillarda kagit para kullaniminin azalacagini dusunuyorum bu yonde de calismalari var galiba. Buraya kadar hersey normal dijital para yayginlasirken merkez bankalari negatif faize gecmeye baslarsa dijital para ile bankalarda tasarruf yapan insanlar negatif faiz sebebiyle bankalara para odemek zorunda kalirlar yada kagit para olarak bankadan cekemeyecekleri icin surekli harcama yapmak zorunda kalirlar. Sizce bu durumda olasiliklar dahilinde mi? Biraz fazla mi abarttim :)

    Saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çağrı, git bi ekonomi kitabı oku gel, öyle yaz.
      Örneklerle Kolay Ekonomi den başla.

      Sil
    2. https://www.youtube.com/watch?v=FiYTmTHFa9E

      Sil
  25. Mahfi bey

    "Laissez-faire, laissez-passer"i savunanlar, sizin bu yazınızı pek beğenmemiş.

    Ne cevap verirsiniz?

    YanıtlaSil
  26. Eğer hırs olmasaydı, Elon Musk olmazdı, Mars'a gidemezdik.

    Eğer hırs olmasaydı, Steve Jobs olmazdı, akıllı cep telefonlarımız olmazdı.

    Eğer hırs olmasaydı, hâlâ taş devrindeki gibi ateş yakmaya uğraşırdık 2021'de!

    Menemeni afiyetle yiyip, yumurtaya karşı olmak gibi!

    Akıllı cep telefonu kullanıp, hırsa karşı olmak, çelişki değil mi?

    YanıtlaSil
  27. Çin malı almayın, adamlar kendi ucuz işçileri bitti, şimdi türkistan gibi yerlerden köle usulü mahkumları karın tokluğuna çalıştırıyorlar.

    Kapitalizmin dönüp dolaşıp geleceği yer Çin'dir.

    Kapitalizmde kötü para iyi parayı kovar,
    Kötü kapitalist, iyi kapitalisti kovar,
    Avrupa ve Amerika Çin i kendilerine denk kabul ettiler,
    O günden sonra başlarına en büyük belayı da aldılar,
    Çin Batılılara önce sessiz uysal koyun gibi ucuz iş gücü sağladı,
    Batının pek hoşuna gitti,
    Sonra ufaktan ufaktan sektörleri ele geçirmeye, fabrikaları kapattırmaya başladı,
    Türkiye de de ben çocukken her mahallede iyi kötü bir atelye vardı, şimdi hiç kalmadı,
    insanlar ucuz malı görünce, refah artısı diye Çin malını daha çok aldılar,
    Çin o paralar ile ordu kurdu, teknolojisini üst seviyeye çıkardı,
    Şimdi eski efendilere kış kış çekiyor, yeni efendi benim diyor,
    Öyle bir efendi ki, Cengiz Hana rahmet okutarak gelecek,
    Orta doğu, Türkmenistana bir baksın, müslümanları nasıl köle yapıp, müslüman kadınlarına tecavüz ediyorlar,
    Aynısı 30-40 yıl sonra Türkiyede yapılacak, Çin aradakileri ezip geçecek,
    En güçlüden başlayacaklar, Çin'den Parise, Londraya kadar herkesi Çin Komünist Partisinin kölesi yapacaklar,
    Dünyanın merkezi Çin olacak.

    YanıtlaSil
  28. Hocam bu pilav çok su kaldırır.

    YanıtlaSil
  29. Hocam bu yazınızı okuduğumdan beri neden sorusunu kafamdan atamıyorum. Dünyadaki doğal hayatın çok büyük bir kısmını temsil eden rekabete dayalı yaşam neden ekonomik hayatta sağlıklı çalışmıyor.

    Bence bu sistemin asıl sorunu doğal yapısının tek taraflı sürekli bozulması. Sanayi devrimi öncesi arz ve talebi yapan kesimler üretim ve tüketime dengeli şekilde katıldıkları için çok uzun süreler istikrarlı kalabilmiş. Tabi ki Hollanda da ticaret yoluyla getirilen aşırı sermayenin (para) veya İspanya'nın Güney Amerika'dan getirdiği altınların oluşturduğu krizleri bu yaklaşıma ters olduğundan saymıyoruz.
    Sanayi devrimine kadar üretim teknolojileri çok sınırlı gelişir iken, hızla artan üretim imkanı başlangıçta büyük bir talep ile karşılanmış, üretimi yapanlar çok yüksek karla, büyük miktarda mal satarak diğer kesimlerin varlık ve sermayelerini kısa sürede ele geçirmişler. 1. ve 2. dünya savaşının 1870 lerde ortaya çıkan bu kilitlenmeyi çözmek için çıkdığı tezi bence de gayet mantıklı. 2. dünya savaşı sonrası bir süre arz-talep dengeli kalsa da 1970 lere geldiğinde arz tarafı fazla kapasite nedeniyle tıkanmış, bu arada gelişmekte olan ülkelere destek olunarak pazar büyütülmeye çalışılsa da yeterli olmamış.

    Bu tarihten sonra sistemin doğal yapısını tamamen bozan arzı (aşırı kar, yüksek büyüme, daha fazla vergi) destekleyici politikalar başlamış. Altın standartı terk edilmiş, kağıt para basılarak birey ve devletler krediler ile borçlandırılmış. Böylece hızlı bir talep artışı yaşanmış, buradaki kapasite dolunca küreselleşme başladı; yani uzak doğuda daha ucuza mal üretirken bütün dünyayı bu mallar için pazara dönüştürme projesi uygulandı. Ucuza ve bol mal üretme imkanı, aşırı para basılmasına rağmen paranın değerinin düşmesini (enflasyonu) durdurdu.

    Sistemin doğal arz - talep dengesini bozan her müdahale ve tek taraflı aşırı fiyat oluşumuna sebep olan; kartel, tröst gibi bozuk pazarlar, gelişimin temeli sayılan uzun süreli patentler bile aslında bu krizlerin sebebi.

    Son elli yılda para basarak veya kaydi para yaratarak , bir tarafı aşırı borçlandırarak gelecek gelirlerini bile tüketmeye itilmeleri diğer tarafa ise paradan büyük paralar kazanmak imkanını sunarak denge sürdürülemez şekilde bozuldu.

    Ben Çin den çıkan yeni üreticilerin batıdakiler ile rekabet ederek aşırı karı sınırlayacağını ummuştum, maalesef onlar da hızla mevcut aşırı kar düzenine adapte oluyorlar.

    Paylaşımı bozan bu müdahaleler olmasa üretici kadar, tüketici hakkı da kutsansaydı bugün belki teknoloji bu kadar gelişmezdi fakat kısa bir gecikme ardından mutlaka aynı gelişmeler olurdu. Çünkü insan merakı herşeyin üstündedir, bir kere dikkatini çekmesin ardını alamazsınız. Belki de çok daha güzeli olurdu. Çok daha güzel bir dünyada yaşıyor olabilirdik.
    Bu kadar nüfus ile sadece çarpık bir rekabet sistemi (bu kapitalizm) yerine içinde mutlaka büyük koloniler halinde yaşayan arı ve karıncaların yaşadığı komin sisteminden motiflerin olduğu sağlıklı, dengeli rekabet sistemini kurmalıyız. Çünkü bizim hem bireysel yanımız hemde toplu yaşama yanımız çok dengeli şekilde var. İnsanoğlu kendi özüne yakışanı kurmak zorunda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanoğlunun gözü doymuyor ne yazık ki. Aslında sınırlanması gereken hırslardan ziyade aç gözlülük.

      Sil
  30. Bu yıl Dünya'da büyüme beklentileri iyi. Bir de parasal genişleme devam ediyor. Bu sebeplerle emtia fiyatları yükseliyor. Bu da Dünya'da enflasyon tahminlerini yükseltiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselme sebebi bu. Bu da Türkiye için risk oluşturuyor.

    YanıtlaSil
  31. Tüik artık işsizlik verilerini aylık yayınlayacak. Sonunda. TÜİK sayı saymayı öğrendi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüik artık güven dip seviyelerde imaj duzeltecekler

      Sil
    2. İyi olur, merkez bankası da kasa hesabı yapmayı bilmiyor, onlara da bir kez daha el atmak lazım.

      Sil
  32. 2020 Ocak'ta reel sektörün 175 milyar dolar döviz açığı varmış. TL olarak hesaplarsak: 1 trilyon 32 milyar lira. En son veri 2020 Kasım ayına ait. 158 milyar dolar. Biz şu an 2021 şubat ayı reel sektörün döviz açığını 158 milyar dolar olduğunu varsayalım. TL olarak hesaplarsak: 1 trilyon 106 milyar lira. İlginç bir hesap çıkıyor. Dolar bazında borç azalmış ama TL bazında borç artmış. Bu hesaba göre reel sektör sektör sadece kur sebebiyle 74 milyar lira zarar yapmış. Reel sektör TL kazanıyor, dolar borcunu ödüyor.

    YanıtlaSil
  33. Hocam öncelikle elinize sağlık.
    hırslarını kontrol etmesi gerekenler sadece iş insanları ya da firmalar değil bana kalırsa. bazı politikacılar da hırslarını kontrol etmeyi bilmeli, öğrenmeli..

    açgözlülük ve kontrolsüz hırsın sonu felakettir..

    xyztç..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam , modern batı dünyasında politikacılar kontrol altında, politikacıların orada hırs yapması söz konusu olamaz, batı siyasileri bisikletle, trenle işe gidip geliyor, ev temizliği yaparken resim paylaşıyor. Çizgiyi aşarsa bir siyasetçi, azlediliyor. Onlar kuzu olmuşlar.

      Kurt siyasetçiler Asyadalar. Çin siyasileri, iş adamlarını iş adamı ne kadar zengin olurlarsa olsunlar köpekleri gibi kullanıyorlar. Siyasetçi için en çok havlayana kemik atıyorlar, sonra o kemiği siyasetçi alıyor, keza köpek kemiği yerse, o köpeği kesip kemiklerini yeni köpeklere yem ediyorlar. Vahşi siyaset asyada.

      Batının finans kapitalistleri ise, Asyanın siyasilerini besliyor, kendi devletlerinin ajanları ile Asyalı siyasileri yönlendiriyor. Yani tam bir yumurta tavuk hikayesi. Birbirlerini besleyen döngüler.

      İşin sahibi olan bir klik veya grup yok, herkes orada, herkes olanı biliyor, herkes sorumlu.
      Ben de mi sorumluyum? Hee ben de, hee sen de sorumlusun.

      Sil
  34. Dolar/TL'nin niçin 7,06'ya yükseldiğinin sebebini biliyor musunuz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD tahvil faizleri düşüyor bu demektir ki tahvil fiyatları artıyor yani tahvillere ek talep geliyor. Bu durumda dolar piyasada azalıyor ve fiyatı artıyor. Böyle bir yükseliş ortaya çıkınca sıcak para da çıkmaya başlar o da ayrıca doların yükselmesini tetikliyor.

      Sil
    2. Aşağıdaki yorumda Mahfi hocamızın yazdığını tersten yazmıştım, tekrar yazayım, büyük yatırımcılar FED in tahvil piyasasında yarattığı boşluğu doldurmaya çalışıyor, onlardan boşalan yerlere de daha riskli yatırımlara yönelen para giriyor, riskli ürünlerden çıkılıyor.

      Sil
  35. Hocam dolara ne oluyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD tahvil faizleri düşüyor bu demektir ki tahvil fiyatları artıyor yani tahvillere ek talep geliyor. Bu durumda dolar piyasada azalıyor ve fiyatı artıyor. Böyle bir yükseliş ortaya çıkınca sıcak para da çıkmaya başlar o da ayrıca doların yükselmesini tetikliyor.

      Sil
    2. Mahfi hocamızın yazdığını ben de tersten yazayım; Fed piyasaya dolar vermeyi/tahvil almayı bırakıyor, riskli yatırımlardaki para FED in boşluğunu doldurmak için tahvil piyasasına giriyor, riskli gördükleri yatırımlardan çıkıyor.

      Sil
  36. Hocam, şimdi Çin var, adamlar öyle bir geliyor ki, topunuzu üstüste koyar tek kalemde silerim diyor adamlar. Hem açlar, hem hırslılar, hem yeminliler.

    Adamlar yemin etmişler, Çin dünyanın merkezi olmadan durmayacaklar. Nüfus desen var, nüfuz desen var, üretim desen var, teknoloji desen var.

    Adamlar Çin'de bir bilgisayar ürünü geliştiriyorlar, ürünü kendi büyük firmalarına piyasaya veriyorlar. Avrupaya ürün 5 aydan önce gelmiyor. Avrupalı firma en az 5-6 ayda o ürünü kullanmaya başlıyor. Teknoloji ürünü bu, boru değil ki, 6 ay sonra yenisi üretilmiş oluyor. Aynı ürün Türkiye gibi yerlere 8 ay ile 14 ay arasında gelebiliyor. Hocam, şaka filan da değil, Çinliler kritik teknoloji ürünlerine özel ihracat izni veriyor bir yıldır. Komünist parti onay verdikten sonra ihraç oluyor. Süreç en az 2 ay. Mahsustan yapıyorlar. 3 ay daha bilerek kendileri bekletiyor.

    Aradaki farkı görüyor musunuz?

    Çin ile Avrupa savaş yapsa, birisi diğerine savaş ortasında teknolojiyi katlaya katlaya vuracak, diğerine teknoloji vermeyecek, sanki ortaçağı ordusu ile modern bir ordu savaşı gibi olacak. Çin savaş yapıyorum dediğinde Avrupa uçak üretemez hale geliyor. Uçak üretmek için Avrupa en az 1 yıl çalışmak zorunda, alt üreticileri hazırlamak zorunda. Çin o zamana kadar her ay Avrupanın üzerine bomba yağmuru atar. Avrupa bir kaç ay içinde nakavt olur, bir kaç ayda elindeki tüm uçaklar bitince tepesine binerler Avrupanın.

    Hele bir de Rusya var ki; Çin'e destek olursa, ortada avrupa diye bir şey kalmaz.

    Şimdi Çinliler, yol projesi yapıyorlar. Askeri malzeme Çin den yüklendiği anda Rusya üzerinden trenler ile bir kaç günde Avrupa kapılarına gelecek.

    Savaşın başlaması ile bitmesi bir olur.

    YanıtlaSil
  37. Ben yazının özünü anladım.
    Yazı diyor ki, büyük reset gelmeden kapitalizm hepimizi toprağa gömer.
    Reset midir büyük müdür nedir gelse bile bizler göremeyiz.

    Bir diğer anladığımda Çinliler yeminli, bizleri dağıtacaklar,
    kalanlarımız kültürlü yarasa yetiştiriciliği yapıp adamlara yemek hazırlayacak.

    YanıtlaSil
  38. Hocam bu güzel yazınız için gerçekten çok teşekkür ederim. Gösterdiğiniz grafikteki trend ,gerçekten büyük resme bakmamız gerektiğini gösteriyor. Bu aslında son derece korkutucu bir noktayı gösteriyor. Türkiye ,2009 ve 2010 senelerinde potansiyeli üzerinde büyümüştü. Sonra o potansiyeli zorladığı için öbür seneki büyümesi ani bir çöküş göstermişti. şimdi covid ile bir enerji boşalması yaşadık. Fakat ben yine de dünya büyümesindeki çöküşün henüz gelmediğini düşünüyorum. Sizce de haksız mıyım?

    YanıtlaSil
  39. Türkiye'nin sorunu yaptığı yasayı uymamaktır. İki örnekle bunu ispat edeceğim.

    1982 Anayasası MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

    https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/ Bu linke tıklayın bir bakın. Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 128 ülke içinde 107.sırada yer alıyor. Tanzanya'nın ve Zambiya'nın sıralaması bizden daha yüksek.

    MADDE 25.– Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
    Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

    https://freedomhouse.org/explore-the-map?type=fiw&year=2020 Bu linke tıklayarak özgürlük endeksine bakın. Özgür olmayan ülkeler kategorisinde yer alıyoruz.

    İki örnek yeter. Anayasaya uymuyoruz. Kişisel olarak 82 anayasasını beğenmem. Cumhurbaşkanlığının yetkileri aşırı arttı. 61 anayasasında Cumhurbaşkanlığı sembolik bir kurumdu. Ayrıca 82 anayasasında YÖK adında bir kurum çıktı. YÖK'e karşıyım. Üniversitelerin özerk olmasını savunurum.

    61 anayasasının 120.maddesine göre üniversiteler hem özerk hem de rektörü kendileri seçiyor.
    82 anayasasının 104.maddesine göre üniversite rektörlerini cumhurbaşkanı seçer.

    82 ve 61 anayasasını karşılaştırmalı bir şekilde okumanızı öneririm.

    YanıtlaSil
  40. Merhabalar Sn. Eğilmez,

    Finansal Kriz Kuramları, sizin sözünü ettiğiniz problemlerin finans alanındaki bölümüyle ilgilenmektedir. Sözünü ettiğiniz gibi, ne pahasına olursa olsun büyüme; hırs, her şeyin çok hızlı ilerlemesi ile asimetrik bilgiyi oluşturuyor ve bu da, ahlaki risk ve ters seçim sorunlarını önümüze çıkarıyor. Düzenlemeler ve kısıtlamalar piyasanın ve insanlığın dostudur.

    Türkiye'nin 2002 yılı sonrası GSYİH'si evet göz boyayıcı bir şekilde potansiyel büyümenin üzerinde gerçekleşti. Peki çevreye verilen zarar ile ülkenin gençlerine gelecek vaat edememesi, adalet duygusuna verilen zarar vb. gsyih hesaplamasına katılıyor mu?

    Türkiye Cumhuriyeti'nde verimli ve etkin üretim yapılması gerekmektedir. Verimli ve etkin çalışan bir vatandaşın; barınma, yiyecek, giyecek, ısınma, faturalar vb. durumları sorun etmeyeceği bir ekonomi oluşturmamız gerekmektedir. T.C'nin, işe yarayan tüm araçlar ile yöntemleri kullanması gerekmekte ve her toplumu dümdüz eden, tek tipleştiren neoliberal ekonomi( washington uzlaşısı) anlayışını eleştirmeye ihtiyacı bulunmaktadır.

    Amerikan Kültürü eksik ve hatalı; eleştirilmeye muhtaç, Türk Kültürü de eksik ve hatalı, eleştirilmeye muhtaç durumda; ve her zaman böyle olacaktır. Ekonomi alanı, kaynakların kıt olduğunu kabul etmekte ve bu kaynakların verimli ve etkin şekilde kullanılmasını hedeflemektedir. İnsanlık ve devletler, görünen o ki kaynakların kıt olduğunu kabul etmemektedir.

    Kalkınma bir zihniyet işi ve zihniyet, anlayış ve algılayışın gerçekle örtüşmesine ihtiyaç duymaktayız. Ve bu da gerçekle yüzleşebilmeyi; hata, eksik ve yanlış yapılabildiğini kabul etmeyi gerektirmektedir ki bu da kişilerin tüm çevreleri, kültürleri ve toplumlarını eleştirel değerlendirmesine sebep olacaktır. Sonuçtaki olası çatışmayı hisseden kişiler, bu durumları göz ardı etmeyi tercih edeceklerdir. ( Örnek: Nükleer başlıklar sebebiyle gerçekleştirilen Irak Savaşı sonucunda, nükleer başlık bulunamaması ve bu durumun değerlendirilmesinin yapılmaması)

    Gelecek nesiller için yazmak ve çalışmaktan başka elimizden bir şey gelmemektedir.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
  41. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?