Beklentiler Nasıl Bozuldu?

Ekonomik birimler (tüketiciler, üreticiler, şirket yöneticileri) kötü şeyler olacağını beklerse kötü şeyler, iyi şeyler olacağını beklerse iyi şeyler olur. Çünkü bu birimler beklentilere göre tavır alırlar. Örneğin enflasyonun yükseleceğini beklerlerse ürettikleri, sattıkları mal ve hizmetlerin fiyatlarını artırırlar. Ve sonuçta enflasyon yükselir. Beklentileri en çok etkileyen şeylerin başında hükümetlerin ve merkez bankalarının uyguladığı politikalar ve yaklaşımlar gelir. Hükümetin ya da merkez bankasının aldığı yanlış kararlar ya da alması gerektiği halde almadığı bazı kararlar yine beklentileri bozarak ekonomi politikasının etkisiz kalmasına yol açar. Enflasyonun artışa geçtiği bir ortamda enflasyonla mücadele edeceğini açıklamış bir hükümetin vergileri indirmesi ya da enflasyon hedeflemesi uygulayan bir merkez bankasının hızlanan enflasyon ortamında faizleri düşürmesi enflasyonun yükseleceğine ilişkin beklentiler oluşturur.

Beklentilerdeki değişmelerin ne kadar etkili olduğunu yakın geçmişte TCMB Başkanlığına yapılan atama ve görevden alma olayıyla değerlendirelim. 7 Kasım 2020’de TCMB Başkanlığına atanan Naci Ağbal, 19 Kasım 2020’de politika faizini yükseltti ve enflasyonla mücadelede faizi artırmak dâhil sıkı para politikası uygulanacağı vurgusunu yaptı. Ağbal, 20 Mart 2021’de yani atandıktan yaklaşık 4 ay sonra görevinden alındı. Dönem boyunca faiz artırımları ve beklenti anketi sonuçları (TCMB’nin piyasa aktörleri, akademisyen ve gazetecilere uyguladığı anketlere göre oluşan beklentileri gösteriyor) aşağıdaki tablodaki gibi oluştu:

Beklentilerdeki bu hızlı bozulma bir görevden alma olayından çok daha önemli bir şeyi gösteriyor: Ekonomik birimler hükümetin sıkı para politikası yürüteceğine olan inançlarını yitirdiler ve o nedenle beklentileri bozuldu.

TCMB’nin Nisan 2021 anketine göre oluşan 2021 yılı tahminler ve IMF’nin Nisan 2021 tahminleri karşılaştırmalı olarak şöyle görünüyor:


(TCMB Beklenti Anketinin Naci Ağbal’ın görevden alınmasından sonraki durumu, IMF’nin tahminlerinin ise Naci Ağbal’ın görevden alınmasından önceki duruma göre yapılmış tahminleri yansıttığına dikkat edilmelidir.)

Aşağıdaki grafik TCMB Başkanının görevden alınması sonrasında Türkiye’nin CDS priminde (risk priminde) ortaya çıkan anormal sıçramayı gösteriyor (kaynak: Bloomberg HT.)

Tabloların ve grafiğin ortaya koyduğu gerçek çok açıktır: İrrasyonel kararlar, toplum o kararları ne kadar içselleştirmiş olursa olsun, beklentileri son derecede olumsuz yönde etkileyebiliyor. 


Yorumlar

  1. Böyle bir durumu önlemek için yürütme erkinin TCMB başkanı ve TCMB'nin üst organlarında yer alan personeli atamasına ilişkin mevzuatı değiştirmek gerekmez mi? Peki hocam, başkanlık sistemine geçmeden önce bakanlar kurulunun böyle bir yetkisi mevcut muydu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anayasanın bile uygulanmadığı ülkede mevzuatı değiştirseniz ne olur?

      Sil
    2. Anonim 0952 arkadaş fransız galiba.

      Kovulanlar da, atananlar da onları oraya atayan irade sayesinde o makamları gördüler.

      Bizim milletin kafası mevzuata yasaya kanuna çalışmaz.
      Milletin kafasını mevzuatla yüzyıla yakın şişirdiler, şimdi iyi oldu,
      bir sandığa oy atmak kadar kolaylaştı işler.

      Sil
    3. Merkez bankası başkanının atanmasını düzenleyen merkez bankası kanunun 25. Maddesi 2018 yılında çıkarılan 703 sayılı khk ile değiştirilmiş. Bu değişiklikle başkanın 5 yıllığına atanmasını öngören 25. Maddenin birinci fıkrası kaldırılmış. Tabi bu atama işlemi neticede bir idari işlemdir ve kamu yararına uygun tesis edilmesi gerekmektedir. Bizim ihtiyacımız olan mevzuattan ziyade zihniyet değişikliği diye düşünüyorum. Tabi belli konularda mevzuat değişikliğine gidilmesi gerektiği de açık.

      Sil
    4. Bilmediğim için soruyorum, benim anladığım TBMM nin çıkardığı kanunlar KHk nın üzerinde olması lazım. Öyleyse nasıl oluyorda KHK, TBMM nin çıkardığı kanunların üzerinde olabiliyor?

      Sil
    5. Sn Anonim 0502: Şöyle oluyor.
      TBMM yasama organı, kimlerden oluşur? Milletvekilleri, o vekilleri kim seçer Sn Cumhurbaşkanı.
      KHK'yı kim çıkarır Sn Cumhurbaşkanı.
      Yasama iradesinin kaynağı kim? Sn Cumhurbaşkanımız.

      Kağıt üzerinde, ne olursa olsun, hukuk ilkesince KHK nın, TBMM kanununun üzerinde olması gerekir. Birinde esas irade, diğerinde dolaylı irade vardır. Esas irade üstündür.

      Böyle olmazsa, bir sonraki seçime kadar bu uyumsuzluk devam eder, bir sonraki seçimde, meclis Sn Cumhurbaşkanı tarafından iradesine karşı gelmeyecek yeni yasama üyeleri ile doldurulur, yine aynısı gecikmeli olarak devam eder.

      Bu durumu 2017 referandumunda halkımız onaylamış ve kabul etmiştir. Bunun da arkasında halk iradesi vardır. Geçiş aşamasında, TBMM ile ilgili o maddeler kalmış olabilir. Önemli değildir. Günün sonunda, o yasalar da iradenin üstünlüğüne göre mevcut duruma düzenlenir.

      Bu düzenlemeyi, zamanı gelince, yüksek mahkemeler yapacaktır. Yüksek mahkemelerin atamalarına kim onay veriyor, Sn Cumhurbaşkanı.

      Sil
    6. Sayın anonim 0502 öncelikle başkanlık sistemiyle khklar kaldırılarak yerine cb kararnameleri getirildi. Ancak khkları kaldıran değişikliğin yeni cumhurbaşkanı göreve gelince yürürlüğe gireceği hükmü vardı. Referandumdan sonra, seçimden önce bir yetki kanunu çıktı ve khk ile anayasa değişikliğine uyum sağlamak üzere bütün kanunlarda değişiklik yapılması imkanı getirildi. (Bu arada khk çıkartmak için yetki kanunu şartır.) İşte merkez bankası kanununda değişiklik yapan bu 703 sayılı khk bu yetki kanununa dayanılarak çıkartıldı. 203 tane kanunda değişiklik yapıldı. Tabi bu yetki kanunu tartışmalara neden oldu aym ye götürüldü, aym yetki kanununun anayasaya aykırı olmadığına karar verdi. Detaylı bilgi için aym 2018/79 karar sayılı kararını okuyabilirsiniz ben de tam okumadım açıkçası. Yani teknik olarak bu khk kendisine bütün kanunlarda değişiklik yapma yetkisi veren bir "kanuna" dayanıyor.

      Sil
    7. Sayın anonim 0502,
      Yukarıdaki arkadaşlar size cevap vermişler. Yani KHK lar ile bütün kanunlarda değişiklik yapma yetkisi Sn Cumhurbaşkanına verildi.

      Bundan dönüş olur mu? Zor, dönüş olmaz.

      Cumhurbaşkanlığı makamı bir nevi, seçimi alanın tüm ülkeyi aldığı bir makam oldu, rekabet fazladır. Basın takip edenler aşırı siyasi gündem görürler. Görmelerinin sebebi makamın cazibesinden ötürü tüm siyasi kadroların mevcut Sn Cumhurbaşkanını yıpratıp, yerini almak istemeleridir. Bundan dolayı ülkemizde olaylar epey basınca da abartılır.

      Yeni sistem ile, Sn Cumhurbaşkanının iradesi, direk millet iradesidir.

      Bana soracak olursanız, TBMM yerine, Sn Cumhurbaşkanı tarafından oluşturulacak meclisin yasama yetkilerine hakim bir kuruldan yasaların sağlanabilir. Meclis, biraz daha muhalefetin sesini halka duyurduğu bir yapıya dönüştürülebilir. Böylesi daha az stresli bir siyasi gündem sunar.

      Fiiliyatta da böyledir, Sn Cumhurbaşkanımızın himayesindeki yetkililer yasaları belirlemekte, meclis ise onaylamaktadır.

      Sil
    8. Yeni anayasa ile TCMB biraz kadük bir durumda. Bu tarz durumlar devletlerin hayatlarında olur.

      Mesela, cumhuriyeti kurarken, meşru hükümet osmanlı hükümeti idi. Biz, yerel halk meclisleri kurduk, halktan oy istedik, mebus seçtiler sonra o mebuslar ankara hükümetini ve yasalarını kurdular.

      Aynı sistem, eski hükümet sistemine (parlamenter sistem) alternatif bir sistem kurmak lazımdı, halka gidildi, halk kabul etti, yeni hükümet sistemi kuruldu. Yeni hükümet sistemi devletin tüm organlarını bünyesine aldı, çünkü anayasası öyle dizayn edildi, halk kabul ettiği için tüm kamu kurumları yeni hükümetin çatısı altında faaliyet gösteriyor.

      Eski alışkanlıklar bir süre devam eder, ancak zaman ile herkes alışır.

      Sil
    9. Bilmediğim için tekrar soruyorum:

      TC Anayasası madde 104 derki: “ Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. **Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.** Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.”

      Yani KHKlar kanunların üzerinde değildir. Bu madde de bir değişilik yapıldı mı? Nerede hata yapıyorum?

      Sil
    10. Sayın 0502 sizin dediğiniz cb kararnameleri (ay 104) ve khk farklı şeylerdir. 09.07.2018 de khklar kaldırılmış yerine cb kararnameleri gelmiştir. Khk normlar hiyerarşisinde kanunla aynı güçte olup kanunu değiştirip kaldırabilmekteydi. Cb kararnameleri dediğiniz gibi normlar hiyerarşisinde kanunun altındadır ve kanunu değiştirip kaldıramaz.

      Sil
    11. Bütün yetkilerin bir kiside toplanmasına diktatörlük deniyor.Bizim ulkemiz otokratik sisteme geçti Hic bir hesap vermeyen keyfi yönetim zihniyeti egemen oldu.Bunun bir adım ötesi diktatörlüktur..Bu sistemi bizi büyük bir yikima götürdüğünü gorememek neyle izah edilebilir bilemiyorum

      Sil
    12. Anonim12 Nisan 2021 09:52,
      Yürütme erki dediğiniz hükümettir, o da Sn Cumhurbaşkanı.

      Sil
    13. Anonim 050213 Nisan 2021 23:01, Cumhurbaşkanına tüm kanunlarda değişiklik yapma yetkisi verildi. CB Kararnamesi > Kanun. Meclis in hala yasal bir üstünlüğü var.

      Ancak, meclisin bireylerinin seçimini Sn cumhurbaşkanı yapar, iktidar olduğu için. Yasal olarak elinde olan hakkı meclis kullanamaz.

      Özetle; yasa olarak kağıt üzerinde herşey normal, ancak, o bireyler fikri ve vicdanı hür bireyler olmalı, siyaseten bağımsız olabilmeli. 80 anayasası bunu düzenleyerek o bireyleri, parti liderinin belirlemesine hak verdi. Böyle olunca, kağıt üzerinde ne yazarsa yazsın, önemini kaybeder.

      Türkiyenin son 40 yıllık siyaseti, cumhuriyet ile bağını koparmıştı. Bugünlerin gelmesi kaçınılmazdı. Türkiye, uzun sayılacak bir süre olan 40 yıl sonra tek adam rejimine dönüştü. Osmanlı ve Cumhuriyetten devralınan, kendi kendini yeniden üreten bürokrasiyi 80 ihtilali ortadan kaldıramadı. 40 sürmesinin sebebi budur.

      Fetö, bürokrasiyi kırarak tek adam rejimine geçişi sağlamış, bürokrasinin direncini kırmıştır.

      Mahfi hocamız bürokrat gelenekten yetişen bir insan olarak, bürokrasimizin gücünü en iyi bilen insanlarımızdandır.

      Sil
  2. Bir ülkenin kaderi, bir kişinin dudaklarından dökülecek sözcüklere göre şekillenmemelidir. Hani egemenlik bizimdi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Git al egemenliğini :)

      Sil
    2. Anonim 10:40, ülkeleri kaderleri bir kişinin dudaklarından dökülecek sözler ile belirlenmiyor ki. dünyanın kendi gelişimini tamamlamış hangi ülkesi böyle? gerisine ülke denmiyor, onlara sultanlık, emirlik, krallık vs deniyor.

      Sil
  3. Merkez Bankası ekonominin lokomotifi olduğunu bir kez daha anladık

    YanıtlayınSil
  4. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle verir. Ben hepsini izlemekle birlikte asıl önemi M2'ye veriyorum.

      Sil
    2. Hocam

      - M2, M3 emisyonu bize lirada bollaşma/tl değeri açısından "net" bilgi verir mi, nasıl? (bu emisyondan düşülmesi gereken enflasyon oranı, sepeti nedir? Bunun haricinde kayıtlı ve kayıtdışı ticaret ve banka piyasasına toplam net döviz girişi emisyonunun tl değerine etkisine düzeltme yapmak için yeterli midir?)

      - Bu aralar bu hacimlerin daha da dikkatle takip edilmesi için herhangi bir neden görüyor musunuz? (siyasi bir yoruma sizi zorlamak istemem)

      Sil
  5. Enaga göre Eylül-20---Mart-21 arası 6 aylık enflasyon 27,89 yani yıllık %55,78. Hissedilen Enflasyonun %55,78 olduğu bir ortamda ücretlilere %15-%20 zam yapılması, ücretlilerin maaşlarının reel olarak %35-40 erimesine yol açmakta. Peki bankaların öz sermayeleri için durum nedir acaba?

    Banka %25 faizle kredi verdiğinde Bankanın piyasaya kullandırdığı ve 1 yıl sonra tahsil edeceği para 55-25=%30 erimiş olmuyor mu? Tamam banka aldığı mevduatı ,kredi olarak veriyor ama bunun dışında özsermayesini de aynı faizle kredi veriyor. Bu durumda bankanın öz sermayesi de ücretlilerin maaşları gibi reel olarak %30 civarında erimiş olmuyor mu?

    Ayrıca bankalar sendikasyon kredisi kullandığı için doların artışına bağlı olarak zarar etmiyorlar mı?

    mesela son 4 yılda dolar %350 artmış.ama bankalar 4 yılda en fazla %100 faiz almış oluyorlar. Bu durumda aldıkları borcun TL karşılığı reelde %250 artmış olmuyor mu?

    Özetle, faizlerin gerçek enflasyona göre çok düşük olmasının bankalar açısından yaratacağı sıkıntı ne olur? Ucuz faizle stok yapıp bunu gerçek enflasyonla satan özel sektörün havadan kazandığı bu paranın maliyetini kim ödüyor bu durumda?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dedikleriniz yüzünden bankaların borsa değeri Usd bazında on sene öncesinin çeyreği kadar bile değil.

      Sil
    2. Çok doğru yanıt.
      Gerçekleri saklamanın kısa vadede siyasetçiye yararı oy kaybetmemek olsa da orta - uzun vadede hem siyasetçiye hem de ülkeye zararı olur.

      Sil
    3. Bunun maliyetini , TL mevduatına %60 faiz alması gerekirken %18 faiz alan TL sahipleri , özsermayesi eriyen, dolarla aldığı borçları katlanan bankalar ve gecelik faizi %19'da tutan Tcmb ödüyor. TCMB'nin de bankalara kullandırdığı TL, gerçek enflasyon ve dolar karşısında buz gibi eriyor.

      Sil
    4. Düşen bankaya acımam. Milletin kanını emdikleri zamanlara saysınlar. Banka ticari bir müessese değil mi? Aldığı risk karşılığında zarar etmesi de gerekir. Türkiye'ye gelirken bilmiyorlar mı bu ortamı? 2000lerde attıklarının tuttuğu kazançlarının katmerli şekilde olduğu yıllar oldu. O zamanlar iyiydi de şimdi mi kötü?

      Bankalar zorla mı kredi veriyor? Müşteriyi seçiyor, avukatları her türlü yasal güvenceyi alıyor, olağanüstü gecikme zamlarını müşterilerine yansıtıyor, ucuza eleman çalıştırıyor, küçük firmaları eziyor, TürkTelekom gibi büyük firmalarda sesleri çıkmıyor kazık yiyor, ben kredi alırsam yapılandırma yaptırmıyor faizler düşünce, kredimi başka bankaya taşımama izin verilmiyor, anaparaya ek ödeme yapmak istersem benden dünyada görülmeyen ekstra para istiyor, sonra neymiş bu ortamda kazancı düşmüş, değeri düşmüş. Herkesin değeri düşüyor, bir tek onların mı değerleri dip yaptı?

      Madem zarar ediyorlar, kapatsınlar dükkanı? Bankacılar o değer kaybını buradaki herkesten çok daha iyi hesaplamış, zararı göze almışlardır, adamlar ülkenin en iyi hesap uzmanlarını işe alıyorlar.

      Bankalar için tek diyeceğim laf, bankaya su veren itfaiyenin hortumunu...

      Sil
    5. Dolar bazında hızla küçülüyoruz.

      Sil
    6. Sistemik çöküş geliyor.

      Sil
    7. Millet bellemiş bankaların karlılığı diye, baktım az önce, yüzde 14 net kazançları yüzde 9 a düşmüş. Ülkenin en çok kazanan sektörü yine bankacılık. Üstte arkadaşın dediği gibi bankaya su veren itfaiyenin hortumu...

      Sil
    8. Bankaların yönettiği bir ekonomi sistemde, bankaların zarar gördüğünü düşünen, ve onlara acıyana saftan başka hiçbir şey denemez, kusura bakmayın.

      Sil
  6. Hocam CDS 400 seviyesinin altına iner mi ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu haliyle zor görünüyor. Ne yapacağımıza bağlı.

      Sil
    2. Hocam 400 CDS ile kaç yılda batarız?

      Sil
  7. Beklentiler iyiise ekonomi iyi olur. Beklentiler kötü ise ekonomi kötü olur. = Ekonomi beklentiler yönetimidir.

    Ekonomide güven önemlidir şeffaflık gerçekçilik yenilik bilim eğitim hukuk adalet denge gibi birçok güzel kavram beklenir.

    Adaletsizlik hukuksuzluk yalan sahtekarlık eskimişlik eğitimsizlik güvensizlik bunalım ekonominin mikroplarıdır.

    Ancak güzel düşününce güzel olmaz. Bunları uygulayınca idrak edip bu ilkelere göre yapısal reformların yapınca gerçekten gücen şeffaflık gerçek adaletli hukukun üstünlüğü güçler ayrılığı ve ekonominin sürekliliği ve devamlılığı için denge yani tm sektörlere kaynak ayırmakla olur. Sadece inşaat sektörüne para yatırmakla olmaz hatta bu şuan olduğu gibi gayrimenkul fiyatlarını kiraları artırır artan maliyetler fiyatlara yansır yansıyan fiyatlar enflasyona enflasyon değersiz paraya dönüşür değersiz para itibarı olmayan güven vermeyen ekonomiye dönüşür.

    Ekonomi dede denge önemlidir. 1 hata binlerce domino taşını devirir.

    YanıtlayınSil
  8. Beklentiler tespitiniz doğru da hocam sonuçlara malesef katılamıyorum. İş yaptığımız sektörde geçen yıldan düşük piyasa oluştu. Rekabetten öte bir şey bu. Yoksa iş yok. Bütün girdiler yüzde 40 ların üzerinde artmış. Bize göre çare çalışanları daha çok çalıştırmak gibi duruyor. kendimizde çok çalışağız Yada bu işi bırakacağız.
    Malesef durum bu. Çapımız enflasyonu yukarı itmeye yetmiyor.
    Saygılarım hocam.

    YanıtlayınSil
  9. Hocam anlamadığım kimin beklentisi bozuldu?
    Damat - Ağbal - adını unuttuğum şimdiki zamanından önce de benim beklentim bozuktu.

    Ofisimi 2015 te kapattım, o zamandan beri benim beklentim bozuk.

    Merak ettiğim arada kimin beklentisi iyiydi de bozuldu?

    (Ofisi 2002 yılında işsiz kaldığımda yeni mezun iken açmıştım, hayatımda aldığım en iyi karar ofis açmaktı, 17 mühendis çalışana ulaştık. Hayatımda aldığım en iyi ikinci karar ofisi 2015 te kapatmak oldu.)

    YanıtlayınSil
  10. Hocam, her yerde 128Milyar nerede diye soran insanlar var.
    Sözde MB bu kadar parayı satmış.

    Aklıma Nasrettin Hocanın ciger kedi hikayesi geliyor.
    MB mızda ne zaman 128Milyar dolar para oldu ki satsın hocam?
    Para olsa belki satarlardı.
    İnsanlar niçin oy alabilmek için iftira atıyorlar? Böyle yalanları söyledikçe oy da alamıyorlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin 2019 sonunda swap hariç net rezervi + 20 milyar dolardı. Bugün - 60 milyar dolar olduğuna göre 80 milyar dolarlık bir rezerv kullanımı var demektir. Kalanın bir kısmı kamu bankalarının piyasaya döviz satması, bir kısmı da geri dönmesi gereken reeskont kredilerinin kullanımıyla oluştuğu ileri sürülüyor.

      Sil
    2. 128 M milletin kafasını çok bulandırıyor.

      Olay en basit haliyle;

      1. Bu para merkez bankasındaydı.
      2. Merkez bankası parayı piyasaya sattı. Varlık fonu, direk satış ve diğer kanallar ile.
      3. Merkez bankası piyasadaki parayı tekrar swap ile kendine çekti, tekrar sattı. devir daim kurdu, ve sistem çok iyi çalıştı. Swap yapılan kurumlar el altındaki türk bankaları olunca devir daim sonsuza kadar gider, çünkü bacağın TL ayağında MB var, istediği kadar TL basar, istediği kadar faizi TL olarak verebilir.
      4. Kamu bankaları da döviz sattı, döviz varlıkları yasal limitin altına kadar indi.
      5. Kamu bankası riskini düşürmek için hazine döviz bazlı kağıdı kamu bankalarına verdi, bunlar döviz varlıklarını kamu bankalarında yasal limitin üzerine çıkardı. Bunu da sonsuza kadar devam ettirirsiniz, hazine sürekli bu borcunu yeniler.
      6. Vatandaş da döviz aldı. Vatandaş alımları da risk oluşturmaz, bunlar gerçek dolar değil, dolar karşılığı TL borçlanma, vatandaş sonsuza kadar da döviz alabilir, çünkü vatandaşın aldığı dövizi de banka döviz olarak ödemiyor. İhtiyacı olan vatandaş dövizini bozdurup TL alıyor, MB dan bu TL temin edilir.

      Sistemdeki riski kim oluşturuyor,
      A. Döviz alıp ülke dışına çıkaran yabancı yatırımcı.
      B. Dövizini bankadan çekip yastık altına koyan yerliler.

      A için Ağbal geldi, veririm faizi alırım dövizi dedi. Faizi yüksek verdikçe o yabancı gelir. Ya da gelirdi. Şimdi işin bu bacağı biraz sakat.

      B. Vatandaş küçük miktarda döviz çekip yastık altına attığı için önemli bir riski yok.

      Bu 128 milyar meselesinden ekonomiye ciddi bir darbe gelmez, önemli bir şey olmaz.

      Sil
    3. Anonim13 Nisan 2021 23:42

      Yanılıyorsun. Eğer Merkez bankası piyasaya verdiği doları-borç alarak değil- satın alma yoluyla geri çekip doların TL değerini yukarı çekmezse, cari açık azalmaz ve merkez bankasının rezerv erimesi hızla devam eder. Bunu durdurmak için ithalatın pahalılaştırılıp ihracatın ucuzlatılması gerekir. Bunu yapmanın da tek yolu , gerekirse %100 enflasyonu göze alıp para basarak cari fazlaya geçene kadar dolar değerini yukarı çekmekdir.

      Yani bu devir daim makinası Burdaki gibi birşey .

      https://www.youtube.com/watch?v=5FUwMcn62Lc

      Dışarıdan enerji gelmezse çalışamaz. DIşarıdan gelecek enerji ya borç olarak gelir ya da cari fazla olarak. Doları düşük tutarsan borç olarak gelir bir yerde tıkanır. Doları yüksek tutarsan cari fazla olarak gelir...

      cari açık özel sektörün açığıdır ancak merkez bankasının sorunudur. Çünkü ithalatçı, ithalat yapabilmek için bankasından dolar alır. Bankası da Merkez bankasından. Bu şekilde Merkez bankasının rezervleri hızla erir. Cari açık, bir ülkenin yaşayabileceği en kötü ekonomik felakettir. Eğer önlenmezse o ülkenin çöküşüne sebep olur.

      Cari açığı bitirmek için büyüme ve enflasyon da feda edilebilir ve edilmelidir. Çünkü cari açık vermeyen bir ülke , önünde sonunda enflasyonu düşürüp büyümeyi arttırır.

      Biz bugüne kadar ne yaptık? büyüme ve enflasyon için cari açığı feda ettik.

      Sonunda ne oldu? Büyük bir cari açık, yüksek bir enflasyon ve dolar bazında hızlı bir küçülme oldu.

      Cari açık vermezsek büyüyemeyiz masalını bırakmazsak başımız beladan kurtulmaz...Cari açık vermeden de büyüyebiliriz. Bakınız Japonya Almanya Çin.

      Sil
    4. 128 milyar dolari teleffuz eden ve övünen ulkeyi idare edenlerdir.Siyaseten söylenen bu cümle o zaman gerçek olarak satıldı.Muhalefet te bu soyleme karşı nerde bu 128 miyar deyince mi gerçek dışı oluyor.Gerçek olan döviz rezervi nin ulkenin ekonomik durumuna göre son derece yetrsiz hale gelmesidir.-128 miyar dolar mesele olmazmış Her seyi biraktim senin ulke olarak uretim yapman icin bile dovize ihtiyacın var.Laf olsun diye mi dünyanın vergileri geldi ithal ürünlere Bankalar hayali doviz satıyormuş.Kardesim vatandaş dolar talep etmek icin bankaya gidince hayali dolar mi veriyorlar.Vatandas 15 miyar dolarıni bir anda bankalardan çekmeye giderse risk varmiymis yokmuymus görürsün o zaman.Kim sizi bu yalan yanlış bilgilerle dolduruyor gerçekten merak ediyorum ve bu nasil pervasizliktir ki gelip sayin mahfi egilmezin sayfasina bu cümleleri yazabiliyorsunuz.

      Sil
    5. sn. anonim 23:42,

      3. maddenizdeki yorumunuz hatalı; iç piyasadaki SWAP işi sonsuza kadar devam edemez. yani dışarıdan mal alacaksanız, DTH karşılığı MB'ye ödünç verilen yerli dolarla ithalatı bir noktaya kadar finanse edebilirsiniz. Belirli bir limiti aşarsanız, ödemeler dengesinde sıkıntı yaşanır; zaten naci de bu yüzden, yani limit aşımına girmemek için getirilmişti..

      6. maddedeki yorumunuz da hatalı; DTH ların toplam mevduat içerisindeki payının belirli bir seviyeyi geçmesi, sistem açısından risktir. Bunu teknik nedenleri var ama en basit ifadeyle biz dolar basmıyoruz. dolayısıyla bankacılık sisteminin kaydı döviz borcu sınırsız genişleyemez. tarihsel olarak baktığımızda bu seviye yüzde 60 seviyesidir. dolayısıyla, seviyenin altında kalındığı müddetçe, DTH ların yastık altına girmesi bile pek sıkıntı yaratmaz. tabii bank-run durumu hariç..

      128 milyar meselesi çok ciddidir. ancak muhalefetin bu meseleyi sunumunda temel bir hata var. bu paranın iktidar tarafından çalınmış olduğu şeklinde bir lansmanda bulunuyor muhalefet. iktidarda biz bu parayı çalmadık, gerektiği için kullandık diyor ki aslında yanlış da sayılmaz.. oysa işin özü farklı. ortada bir ödemeler dengesi krizine kadar gidebilecek yanlış bir para ve rezerv politikası uygulaması var. muhalefet buna vurgu yapmalı.. önümüzdeki kış evleri sobayla ısıtmak zorunda kalabilirsiniz filan gibi söylemlerle anlatılabilir bu; halkın anlayacağı dille veya ilaç ve aşı bulamayabiliriz vs. zaten aşılar da nedense bir türlü gelemiyor  yoksa çaldın çalmadından bir sonuç çıkmaz..bu işleri muhalefet taa 2013 yılında öğrenmiş olmalıydı..

      xyzt..

      Sil
    6. Sn Anonim14 Nisan 2021 16:43,

      Swap sonsuza kadar devam eder, Türkiye, son yıllarda 500 milyar dolar üzerinde cari açığı borçlanma, dış yatırım ile finanse etti. Yine eder.

      DTH ların miktarı ve oranı sistemi etkilemez. DTH TL karşılığı döviz hesabıdır, karşılığında döviz yok, döviz fiyatı yükseldikçe artan TL borcu var. Bir gecelik yasal düzenleme ile tüm DTH lar TL olarak sahiplerine ödenir.

      Muhalefet yok ki, onlar hükümeti eleştiriyormuş gibi yapan onaylama kurumu, laik türkleri uyutmak için siyaset tiyatrosu oynayan insanlar. Onların yaptığı hiç bir şey iktidara zarar veremez.

      Bu sistem swap ve dth ile batmaz, laik türkler uyanırsa batar, sistemin ana finansmanını onlar yapıyorlar. Yukarıda yazdığınız tüm işlemlerin Türkiye de muhasebesel karşılığı vardır. Hiç biri sistemi batırmaz. İşlemlerin sonunda net zarar bakiyesi çıkar, bu vergi, düşük gelir, sosyal imkanların kısıtlanması dolayısı ile fakirleşme ile orta-sınıfın laik eğitimli türklerine çıkar. Orta sınıf uyuduğu sürece, finansal sistemi asla tıkayamazsınız.

      Orta sınıf bittiğinde uyanırsa, sistem batar, fakirliğini fark eder, isyan eder. O zamandan sonra da, servetleri eridiği için kimsenin umurunda olmazlar, bırakın ne halleri varsa görsünler denir. İster yeni hükümet kursunlar, ister yeni devlet kursunlar, ister parçalı devlet kursunlar, ister federal devlet kursunlar, ister krallık kursunlar, ister etnik devlet kursunlar, tercih kendilerinindir.

      Sil
    7. Sn anonim 21:15

      Türkiye cari açığını 2018 yılına kadar ağırlıklı olarak doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımları ile finanse ediliyordu. ancak 2018 kur şoku sonrasında modus operandi değişikliğine gidildi. böylece, sıcak paraya çıkışta kur garantisi, swap ile fonlama vs gibi bir takım sıradışı yöntemler denendi ve nihayetinde rezerv tarafı, meşhur 128 milyar usd hikayesi, başta olmak üzere, devasa bir kamu açık pozisyonu ortaya çıktı. dolayısıyla swapla ödemeler dengesini tutturmak diye bir şey mümkün değil. ha derseniz ki ben ekonomiyi durduracağım, ithalatı kesiyorum, sadece zaruri malların ithalatına izin veriyorum belki bir süre daha durumu idare etmeyi sağlayabilir bu..

      DTH ların seviyesinin sistemdeki toplam mevduata göre oranı sistemik riskler açısından özellikle yabancı yatırımcılar tarafından izlenir. belirli rasyolara göre değerlendirmeler yapılır. kredi derecelendirme kuruluşları buna göre raporlar yayımlar. en basitinden, DTH oranı artarken, özkaynakların da aynı oranda artması gerekir. tabii bu artış enflasyonist baskı yapmayacak şekilde dengelenmelidir. dolayısıyla, DTH oranı kopup giderse merkez bankası diye bir şey kalmaz ve para sistemini doğrudan FED'e bağlarız olur biter :)

      muhalefetle ilgili görüşlerinizin çoğuna katılıyorum. sonuçta, muhalefet cephesi de dış finansmana bağlı bir ekonomik büyüme modelini savunuyor. oysa ki bu modelin Türkiye'ye kalıcı bir refah artışı getirmeyi bırakın, sürekli krizler ve fakirleşmeye yol açtığı artık tarihsel bir veridir. bu işin kazananları kimler ise muhalefetin dizginleri de aynı kişilerin ellerindedir.

      xyzt..

      Sil
    8. Abiler boşuna çenenizi yormayın, adamlar emir vermişler, MB rezervleri kamuya aktarmış, kamu bankaları kasalarındaki dövizleri boşaltmışlar, emri verenler de hazineden kamu bankalarına dövize endeksli kağıt satmışlar. 3 kağıdın Allahını çevirmişler.

      Hazine de kağıtları verince, borç size yazılmış oldu.

      Şimdi, bu 128 milyar nerede diye sormak yerine, bu parayı nasıl ödeyeceğiz diye düşünün. Nur topu gibi bir borcunuz var.

      Bu para nereye gitti? Yediniz, içtiniz, ilaç aldınız, yol yapıldı, köprü yapıldı, domates ektiniz mazota verdiniz, okula gittiniz bilgisayara verdiniz, gezmeye gittiniz arabaya verdiniz, eve geldiniz asansöre verdiniz, enişte oğlunu everdi altına verdiniz, vekil seçtiniz yardımcısının kokainine verdiniz, bakan seçtiniz arabasına verdiniz, belediya başkanı seçtiniz rüşvetine verdiniz, büyük marketten mal aldınız market sahibinin yurtdışındaki evine verdiniz, nihayetinde hepiniz yediniz.

      Yerken iyi de, öderken mi kötü oldu bu 128 milyar?

      Napcaksınız? Siyasetçiyi mi değiştireceksiniz? Değiştiremezsiniz de hadi değiştirdiniz diyelim, bu borcu mu silecek? Yoo, gidecek yeni borç alacak vadeyi uzatacak, alkışlayacaksınız, bak bu yemedi diyeceksiniz, sonra o da yiyecek, siz de daha çok faiz ödeyeceksiniz.

      Sil
    9. 128 Mlyr + SWAP dan gelen ... dolar yurt dışına çıkan, yabancı sermaye + bıyıklı yabancı sermaye için mi kullanıldı? Yabancı sermaye çıkış miktarı + BIYIKLI YABANCI SERMAYE = 128 Mlyr dolar+ swap dan ...













      Sil
  11. Selam hocam, kredi genişlemesi bu faizlere rağmen devam ediyormuş. Demek ki piyasa beklentisi daha yüksek enflasyon tarafında.

    Kredi kullanımlarında ve enflasyon takibinde esas olarak baktığım değer ÜFE olur, ÜFE firmaların maliyetlerini yansıtır. Firmalar, kredi taleplerinde bireylere göre daha profesyonel bir bakışı gösterir. Onların kredi talepleri ve büyüme oranları enflasyonu ne olarak beklediklerini belirtir.

    Misal, 1 yıl vadeli mal fiyatlarında yüzde 40 artış bekleyen firma, yüzde 25 kredi ile malı hemen çekmek ister. Bu firmanın maliyetinin düşmesi anlamına gelir. Enflasyon sebebi ile tüketici tarafındaki kazancı ve cirosu düşse bile, kullandığı hammaddeye göre uygun fiyat ile aldığı kredi maliyeti işi sürdürmesini sağlar.

    YanıtlayınSil
  12. Bir sivil toplum projesiyle Malatyadan gecen yil Almanyaya geldim. Sasirdigim su oldu
    Gelire gore fiyatlar cok dusuk
    Bu neden?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merkel bizimkileri boşuna kıskanmıyor, insanlara az para verip nasıl çok vergi toplarım denklemini çözemedi henüz. Bizimkiler çözdü.

      Mercedes araba üretiyor, bizim devlet o arabadan üreticisinden daha fazla para kazanıyor. Mercedes fiyatını ne yaparsa yapsın, bi o kadar biz koyuyoruz. Üstüne bir de satış rekoru kırıyoruz.

      Çekemiyorlar. Kardeşim, madem orda ucuzmuş benim adıma bi tane anten alıp Merkele postalar mısın? Üzerine Türkçe çekemeyen anten taksın yaz.

      Sil
    2. Hangi sivil toplum projesi? nasıl başvururuz?

      Sil
    3. Üretim, üretim, üretim. Üretimin çok olduğu yerde maliyetler ve dolayısıyla fiyat düşer. Bizimki gibi üretimin olmadığı, olan üretimin de yine ithal hammadde girdileriyle dövize bağlı olduğunu düşünürseniz daha iyi anlamış olursunuz. Misal Türkiye de plastik bir son ürün yapıyor, Almanya da ancak Alman o plastik malzemenin hammaddesi olan polimeri de kendisi yapıyor, plastik makinasını da kendi yapıyor (ki makina aksamı üretimi doğuran bir kalem olduğu için ithalat içinde masum bir yer tutar). Bunun öncesinde inovasyon, ar-ge, hür düşünce, bilime saygı, sorgulama vs vs. Onun öncesinde hak, hukuk, adalet, hukukun üstünlüğü, eşitlik, fırsat eşitliği, insan haklarına saygı, laiklik vs vs var...ben ne diyorum ya, kapı çalınıyor, galiba polisler ifademi alacak😁😁 Almanya bizi kıskanıyor. En büyük havalimanı bizim ki!!!

      Sil
    4. Alman istediği kadar üretsin, biz o polimere yüzde 100 vergiyi koyarız, almandan daha fazla kazanırız.

      Sil
    5. 13 Nisan 2021 01:08
      Cevre projesiyle geldim gecen sene.

      Sil
  13. Hocam merhaba, 2000 yılında ihraç edilen %11 kuponlu USD 30 yıllık (maturity 2030) Eurobond ek belgelerini okudum. LSE sayfasından indirilebiliyor. Bu vadede bu kadar faiz vermek çok üzücü olmuş. Bu tür Eurobond lar vadesinden önce geri cagrilamiyor mu? Elinde Eurobond bulunduranlar satış yaptığında ihraç eden ülke merkez bankası QE kapsamında geri satın alabilirmi? Bizim Eurobond larda bu tarz riskler oluşabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Türkiye'nin krize gidiş yıllarıydı ama o yıllarda dünyada da faizler yüksekti. Şimdi faizler 0 -1 arasındayken bir yine % 6 -7 ile borçlanıyoruz.

      Sil
    2. Eurobond’da borçlanan taraf kamu ya da özel kesim olduğu için, Eurobond’un geri çağrılma durumu söz konusu olmaz.

      Sil
    3. Ayy o Eurobon ne güzeldi. Canımdır o benim, yıllar sonra tekrar hatırladım. Londradan ev alacaktım, o EB çıktı, dedim evi boşver kiraya geçeyim, tüm ev parasını gömdüm bonda. gelen paranın bir kısmını kiraya verdim. Sonra faizler düşünce sattım, kira ödememe rağmen, 6-7 yıl gibi sürede iki ev parası Londra gibi yerde verdi.

      Sil
  14. Bu dönemler çok çalkantılı dönemler. Gelir ve servet dağılımını varlıklı insanlar lehine bozar.

    Türkiye'ye her geldiğimde zengin insanların daha da zenginleştiklerini görüyorum.

    8 milyon insan var, topluma göre çok zengin. Onlar zengin kalmaya devam edecekler. Uçurum diğerleri arasında azalıp, düşük gelire yakınsatıyor hepsini.

    8 milyon varlıklı kesim için, mevcut siyasi düzen çok işe yarıyor. Özellikle son 5 yılda döviz varlıklarda bulunan nakdi paraları, arttı. Taş atıp yorulmadılar. Paralarını cep telefonundan iki saniyede dövize çevirdiler. Ucuz krediler ile döviz ve ev aldılar. Evi olanların evleri değer kaybetse bile enflasyon ile lira bazında evleri değerlendi, ev borçları da lira bazında. Önemli olan onlar için kira geliri toplayabilmeleri, ev değeri önemli değil.

    Hükümet son 5 yılda çok yeni zenginler yarattı. Bu politikalar devam eder, halkımız siyasi değişim istemiyor. Siyaseti yönlendirebilecek gücü olan halk mutlu, gerisi mutsuz.

    YanıtlayınSil
  15. Hocam 128 milyar dolar meselesi nedir bir yazı yazsanız bunla ilgili. 65 milyarlık bir kayıp var sanki geçen seneden beri. sizin yazınızdan anladığım kadarıyla. bu nasıl olabilir aydınlatırsanız güzel olur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de ne zaman 128 milyar dolar oldu da harcandı? Muhalefetin boş gündem oluşturma çabası.

      Ortada para filan hiç olmadı. 128 milyar olsa daha önce MB rezervlerinde görünmez mi?
      Net rezervi geçtim, brüt rezerv bile 128 milyar seviyelerine tüm varlıklar ile ancak bir kaç kere ulaşmış fi tarihinde.

      Madem, 128 milyar dolar satılmış, swap yapılmış, brüt rezerv şişirilmiş, şimdiki rezervler 90 milyar dolar civarında. Swap ile rezerv şişiriliyor olsaydı, hükümet bunu yıllar önce yapardı, rezervleri 200 milyar dolar gösterirdi.

      Aslı astarı olmayan, uyduruk hesaplar ile böyle yapıyorlar. sonra bir bakıyorum, eksi rezerv diyenler çark etmeye başlıyor, yok banka arası işlemmiş, yok şuymuş, yok buymuş. Her zaman öyle olmadı mı? Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

      Sil
    2. Pandeminin piyasaları alt-üst ettiği dönemde kışın yenilen hurmalardan dolayı Türk lirası serbest düşüşe geçmişti, şimdiki gibi paraşütle inmiyordu. Şayet bu 128 milyar dolar ve belki de başka kaynaklardan daha fazlası piyasaya gayri nizamı olarak sürülmese idi, bugün 5'linin ve sonradan dahil olan Reformcularin devlet imtiyazı ile işlettiği şirketler kamunun olacaktı, çünkü batık kredilerini devlet üstlenecekti. Dolar kurunun belki 10-12 olacakken 6'larda tutma gayreti bundandı. Dolar kuru sıradan vatandaşı 1 ilgilendiyorsa bu 5'liyi 1000 kat daha fazla ilgilendiyor. Çünkü gelirleri TL, borçları Dolar ile. İktidar bu 5'linin mallarını kamuya geçirmeden borcunu ödeyemeyeceği için, arka kapıdan bu şirketlerin borcunu ödemiş oldu, mal da onlarda kaldı.

      Haliye ülke olarak sabah akşam kimler için çalıştığımız, ter döktüğümüz ortada. Her kölelik düzeninde sahiplerine sıkı sıkıya bağlı, onlar için kendisi gibi olanları suçlayan ve sahiplerinin menfaatini kendi kardeşlerinin menfaatlerinden öte görenler mevcuttur, ve bunu turlu yollarla saglayan iş birlikçiler, zaten onlar olmasa sömürü olmaz, süremez. Benim görebildiğim kadarıyla bugün yaşadığımız da budur. Halk kendi içinde, farkında olmasa bile kendine ve her kesime zülmedenleri ölesiye savunan kardeşlerini gördükçe kahroluyor. Sahiplerini ölesiye savunanlar zaman içinde zulmedenlerle arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu, 'terörist', 'vatan haini' dediklerinin de kendi kardeşleri olduğunu görecektir. O zaman zulmedenlerin ve iş birlikçilerinin hali nice olur göreceğiz. Tarihte örnekleri var o yüzden filmin sonu da belli gibi. Tek problem hic ders almiyor olmamizdir.

      Sil
    3. Bak troll kardes ben hocaya sordum soruyu savunma avukati gibi cikip zaten yoktu deme.. net rezervlere bakarsan 2 yilda ne kadar azalmis zaten gorunuyor.. elle tutulur savunacak bi tarafi yok bunun..

      Ekonominin hali ortada.. savundugun adamlar bu hale getirdi.. ofis boyların bindigi arabalar çektiği kokolar da ortada. Simdi defol git bilmedigin konularda biliyormus gibi yorum yapma.. cikarlariniz icin yapmayacaginiz sey yok..

      Sil
    4. Anonim14 Nisan 2021 05:26, iddianı ispatlıyabiliyor musun?

      Sil
    5. Anonim14 Nisan 2021 09:00, tarihi zirvesinde net rezervler 71 milyar dolar olmuş ki, ordan nasıl satsın 128 milyarı?

      Adamlar sattıkları rezervi swap ile toplamışlar. bu işlemi sonsuza kadar sürdürür, swap dahil rezervi eksi 1 trilyon dolara bile düşürürsün. İş kağıt değişiminden başka bir şey değil.

      Korkulacak olan, yabancı kurumlar ile yapılan swaplar. Onun miktarı da çok düşük.

      Diğer korkulacak olan sistemden çıkan döviz ile ülke dışına kaçan döviz. Yerli bankacılık sisteminde duran döviz için korkulacak bir konu yok. Onun sahibi yine MB.

      Olay şu, ben kuzenime arabamı sattım. satış belgesi piyasa fiyatından, sahipliği noter onayladı, emniyet kayıtları onun üzerine yapıldı (sözde fiziki satış). Sonra o bana ikimiz arasındaki bi sözleşme ile arabayı kiraladı (swap).

      Araba benim garajdan hiç çıkmadı. Kuzen güvenilir, arabayı başkasına satmayacak.

      Arada MB ve Kamu bankalarından net satılan para var. O paralar, cari açık, sermaye çıkışları, yastık altına gidişler için kullanılmış. Bu üç işlemin bir kısmı dış borç ile karşılanmış. Bankaların verdiği döviz açıkları için yasal limiti dolsun diye hazine döviz cinsinden kağıt vermiş.

      Ortada 128 milyar gibi bir para kaybı yok.

      Sil
    6. Kardeşim mantıklı düşünün.
      Hiç 128 milyar dolar para satılabilecek bir para miktarı mı?
      O kadar para satılsaydı, şimdi taş kemiriyorduk sokaklarda.

      Bu işlerin içindekiler muhasebe hilesi ile benim anlamadığım bir şekilde alinin külahını veliye velininkini diğerinin başına geçire geçire zaman kazanmışlar.

      Kimsenin dış borç vermediği ortamda, bunlar kendi iktidarlarını bile tepeleyecek böyle bir hamleyi yapmazlar. O kadar parayı kaptırmazlar.

      Ha dersin ki, kendi yandaşlarının üzerine ucuzdan geçirdiler, sonra banka sisteminden MB borç verdiler diye, inanırım. 128 milyar bu, bizimkiler ne malın gözü, bu parayı yurtdışına verirler mi? Kuruş koklatmazlar kuruş.

      Sil
    7. Anonim 19:01, cok dusuk dedigin miktar 20 milyar dolara yakin. Bu miktar da yillarca secim meydanlarinda sanki birisi cebinden odemis gibi boburlenilen Turkiye'nin IMF'den aldigi borc kadar. Yani Turkiye IMF'den cok cok az bir borc miktar borc almis olcutune gore, bununla mi boburlenildi senelerdir.

      Soyle bir Yunanistan benzeri sermaye kisitlamasi gundeme gelsin, insanlar paralarini cekmek istesin gorursun o bankadaki paradan korkuluyormuymus. Eger korkulmasa niye MB 'ters dolarizasyon' diye sayiklayip duruyor, Cumhurbaskani bozdurun diyip duruyor? Korkuluyor cunku o para bankalarin kasalarinda durmuyor. MB'nin bankalara borcu var (128 milyar dolarin bir kismi o zaten), MB de o parayi sattigi icin geri toplamasi gerekiyor. Geri toplasa dolar yukselecek, bu sefer 5'linin mallari dovizle olan borclarina devlet kefil oldugu icin devlete gececek, milletin olacak. Mesele iste bu degerli is adamlarinin alin terlerinin zayi olmamasidir. 20 yillik emek, yazik.

      Eger insanlar 19% faiz veren merkezbankasinin parasindansa 0% faiz veren bir merkez bankasinin parasina daha fazla itibar ediyorlarsa ortada defnedilmemis bir cenaze var demektir.

      Sil
  16. Hocam ABD Tüfe yıllık %2,6 açıklandı. Önümüzdeki aylarda baz etkisiyle büyük ihtimalle ABD Tüfe %3,5 olabilir. Bunlar olurken ABD'nin tahvil faizi aynı olmaz. Enflasyon yükseldiği için, ABD 10 yıllık tahvil fiyatları düşer ve tahvil faizi yükselir. Bu da Türkiye gibi ülkeleri çok kötü etkiler. Türkiye'deki enflasyon önümüzdeki aylarda yükselişe devam edebilir. Rusya'da turist göndermiyor. Cari açığa olumsuz etkileyecek. Kısa vadede tek çare faiz artırmak.

    YanıtlayınSil
  17. Hocam bu sene Süper Lig'de kim şampiyon olur ?

    YanıtlayınSil
  18. 5-6 sene önce söyleseler inanılmazdı.
    Ancak, şimdi gerçek, dünya bir savaşa hazırlanıyor.
    Beklentilerinizi buna göre şekillendirin.

    YanıtlayınSil
  19. Mahfi hocam emeğinize sağlık çok güzel bir açıklama olmuş. Peki efektif döviz kurlarıyla ilgili ne gibi bir yorumda bulunabiliriz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. TCMB'nin bugün alacağı karar etkiler.

      Sil
  20. Hocam Almanya ya my gideyim Hollanda’ya mı? Hangisi iyi gidip hayatıma bakacakmış. Yatırım tavsiyesi değildir
    Hayat tavsiyesi istiyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi bir şey yazacağım ayıp olacak, dünyamızın her köşesi ayrı bir güzellikte, Afrika olsun, Afganistan olsun. İmkan varsa Norveç'e git kardeş.

      Sil
    2. Norveci tavsiye etmem Irlanda en iyi dili ingilizce nufus az ada iklimi guzel

      Sil
    3. Hayal kuracaksan, Turkiye de cok iyi. Gercekler ise her yerde acitiyor.

      Sil
    4. Türkiye'de kalın, oralarda sıkılırsınız.

      Sil
  21. Sakarya üniversitesi islam iktisadi ve finans bölümü açmış. Türkiyede bir ilk olarak açılan bu bölümün yararı nasıl olur sizce hocam.

    Bana biraz garip gelen kelime karışıklığı bu işlerde. İktisat Arapça kelime ancak finans Fransızca bu konuda yarı Arapça yarı Fransızca değilde daha yaratıcı olsalar daha güzel olur. Bir oradan bir buradan daha karmaşık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki mesele var. İlki İslam İktisadı diye bir şey olmaz. İktisat dinsel görüşle şekillenecek bir şey değil, bir bilim. Nasıl ki İslam fiziği olmazsa bu da olmaz. Yalnızca faizi işin içinden çıkararak ayrı bir iktisat bilimi yaratamazsınız. Ama İslami Finans olabilir. Çünkü orada faiz dışı finans söz konusu. İkinci mesele finans ile maliye aslında aynı şeyi ifade etse de bizde iki farklı anlamda kullanılır oldu. İngiliz - Amerikan öğretiminde maliye diye bir dal yok. Onlar kamu maliyesini public finance adı altında makroekonominin içinde okutuyorlar. Onlarda Finance adı altında özel kesim finansmanı okutuluyor. Bizde ikisi de ayrı dersler olduğu için iş karışıyor. Burada kastedilen İslam Maliyesi değil. Onun için adını zorunlu olarak finans koymuşlar.

      Sil

  22. Hocam bu konudaki yorumcuların yorumları efsane , her biri birbirinden değerli. Bütün yorumcuları kutluyorum.

    Tüm yorumlardan anladığım kadarıyla ekonomideki her şey gerçek değerinden sapmış. Tıpkı 2001 Şubata kadar olan dolar çıpalama dönemindeki gibi. O dönemde de çıpalamayla yani siyaset zoruyla kur ve faiz değerinden düşük noktaya çekilmişti. Bedelini çok ağır ödedik.

    21 Şubat 2001’den sonra çıpa bırakıldı yüksek faiz yüksek kur dönemine geçildi ve bu süreç 2005’e kadar devam etti. Sonuçta enflasyon düştü dolar düştü. Ancak faizlerin düşürülmesinde geç kalındığı için oluşan cari açık , 2007 sonrasında devalüasyon enflasyon döngüsünü tetikledi ve tekrar aynı noktaya dönüldü.


    Şimdi anladığım kadarıyla yapmamız gereken şey ne düşük kur yüksek faiz politikası ne de yüksek kur düşük faiz politikası bunlardan hiçbiri değil.


    Yapılması gerekenler,

    1-)TUİK’in her veriyi gerçek değerinde açıklaması

    Enflasyon
    İşsizlik
    Büyüme

    Enflasyon sepetindeki gıdanın oranının %80’e çekilmesi.


    2-)Her rakamın olması gerektiği yere çekilmesi yani Yüksek faiz yüksek enflasyon yüksek kur dönemine geçilmesi. (Bu şekilde elinde TL mevduatı olan vatandaşın ,bankaların ve TCMB’nin parasının erimesi engellenecek çünkü gerçek enflasyonun üstünde yüksek faiz alacaklar )

    Gerçek enflasyon açıklanacağı için ücretliler de enflasyon oranında zam alacaklar ve ücretleri enflasyon karşısında erimeyecek .

    3-) Yüksek faizin düşük kura sebep olmaması için TCMB’nin rezervlerini doldurmaya başlaması bu şekilde hem rezervlerin dolması sağlanacak hem de cari açık verilmemiş olacak.

    4-)Faizin, kurun ve enflasyonun artması , ekonomiyi soğutacağı için satışları hızla düşen özel sektör mecburen fiyat kırmak zorunda kalacak ve enflasyon hızla düşecek.

    5-)Gerçek enflasyon düşmeye başladıktan sonra faizler kademe kademe düşürülecek.

    6-) Faizin düşürülme hızını cari açık belirleyecek. Cari açık kapanana kadar ,faizler enflasyonun üstünde olmak şartıyla indirilecek.


    Bunların uygulanmasıyla ekonomi 1 yıl içinde toparlanmaya başlayacak ve 2 yıl içinde hızla hedeflere ulaşılacak..


    Hedef :
    +30 milyar dolar TCMB rezervi
    %7 faiz
    %5 enflasyon
    %5 işsizlik
    0(sıfır) cari açık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonim10:24:"Satışları hızla düşen özel sektör mecburen fiyat kırmak zorunda kalacak"

      Niye, özel sektör işportacımı?

      Sil
    2. Anonim15 Nisan 2021 15:56

      Her işportacı özel sektördür. Her özel sektör işportacı değildir.

      Satış düşerse fiyat da düşer. Arz talep kanunu bilmiyorsan burada işin ne?

      Sil
    3. Anonim16:30"Her işportacı özel sektördür. Her özel sektör işportacı değildir."
      İş adamlığıda var mı sende?

      Sil
  23. Ekonomiye yön veren karar mekanizmasının tek yönlü bakış açısı ıle davranması sağlıklı bir gidişatı engelliyor...

    YanıtlayınSil
  24. Hocam, günümüzde olması gereken, küresel koordinasyon mekanizması ve parasal sistemin neden bir zorunluluk olduğu ve bu eksikliğin sonucunda katlanılmak durumda kalınan maliyetler nedir ?

    YanıtlayınSil
  25. Türkiye 5 yıllık eurobond faizi %5,7. CDS 420. Bunlar var iken kim Türkiye'ye para getirsin. Türkiye 100 dolarlık 5 yıllık eurobond ihraç ettiğini düşünelim. %5,7 faizle. Eurobond sahibi bir de CDS şirketine 4,2 dolar ödeyecek. Bu adamın elinde 1,5 dolar net kazanç kalıyor. Türkiye'de 1,5 dolar kazanacağına gider, ABD'ye veya herhangi bir ülkeye parasını yatırır. Risklerin düşürülmesi işte bu yüzden önemlidir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin kutsal yazılı olmayan kuralı der ki; yeryüzünde, maliyeti ödeyen bir keriz her zaman bulunur.

      Büyük para fonlarında vardır 3-5 milyar bir şeyler, onları tırtıklamaya çalışır hükümet. Olmadı, dövizi patlatırsın 14-15e, içerdekiler ucuza çalışır öderler.

      Bu işler zor değil, kolay işler. Düşündüğünüzden çok daha kolay işler.

      Riski kim düşürecek? İktidarı geçtim, muhalefetin belediye başkanlarına, ilçe belediye başkanlarına bakın. Bazı istisnalar dışında boğazlarına kadar b.ka batmışlar, rüşvetlerle işler dönüyor (başlarını dik tutmalarının sebebi de bu). Bu ortamda risk düşmez. En beğenmediğin ilçe belediye başkanının bir tane AVM si var. AVM sahibi olmayan başkanı adam yerine koymuyorlar. Bunlar mı düzeltecek, bunları Silivriye atmak yüksek siyasi irade sahibi biri için (Uzun ağa olanı) 4-5 saniyelik iş, muhalif yöneticiler gece iki de kendini Silivri de bulur. O yüzden ağaya ses edemezler, hepsi mutlu, hepsi huzurlu. Sen kendi derdine yan, para bulamazlarsa o faizin katmerlisini sen ödüyceksin. Öder misin? Ödersin, bu AVMleri nasıl ödediysen onları da bu düzende ödersin.

      Not: Öyle ilçe belediye başkanları var ki, adamlar Türkiyede hatunu bitirmişler, Paris, Londra gibi yerlerden mal mülk alıp, yabancı metres tutmuşlar, ayda bir atlayıp iş diye gidiyorlar. Sen uyu, güzel uyuyorsunuz. Hee CDS yüksek, hee faiz de yüksek, hee hee risk düşürülmeli...

      Sil
  26. Hocam merhaba, Bretton Woods sisteminden ilham alınacak olursa, koordinasyon eksikliğini giderecek, çok taraflı Küresel Dayanışma mekanizması nasıl oluşturulur? Küresel toplum, uluslararası kuruluşlar ve sağlık sistemi çerçevesinde nasıl analiz edebiliriz ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu ortamda böyle bir mekanizma kurulması kolay değil.

      Sil
  27. Abartıyorlar Sevgili Hocam,

    Naci Ağbal sonrası ne değişti? Faiz aynı, politika aynı, her şey aynı, Naci gitti Şahap geldi.
    Bakın faizlere dokunmadı Şahap bugün. Dolar da gümbür gümbür iniyor.

    YanıtlayınSil
  28. Hocam, günümüzde olması gereken, küresel koordinasyon mekanizması ve parasal sistemin neden bir zorunluluk olduğu ve bu eksikliğin sonucunda katlanılmak durumda kalınan maliyetler nedir ?

    YanıtlayınSil
  29. Fakirliğin de bir limiti var kardeşim,
    Olduğu olacağı bu işte, en fazla dolar 8.50 olana kadar fakirleşiyoruz. Daha da düşmüyor.
    Avrupanın dibinde, daha ne kadar düşecek gelir? İstesen de belli bir seviyeden sonra düşmez.

    Türkiye, dibi görmüştür. Bundan sonra daha da kötüsü olmaz. Bakın dolar fiyatına, faiz aynen durduğu halde, küt küt küt inmeye başladı. 7.30 lara kadar iner.

    YanıtlayınSil
  30. Türkiye’nin sorunları maalesef çok temelde yatan sorunlar. Bu sorunları çözmek için ülkeyi yönetenlerin popülist davranmaması lazım.

    YanıtlayınSil
  31. Hocam merhaba,

    2001 krizinde çözüm önerileri vardı. Her kesimden bürokrat, siyasetçi eli taşın altına koymuştu. Ancak şu an var olan kriz kabullenilmiyor. Temelde yatan sorun da bu. Yanlışta dahi birlik yapma ihtiyacı güdülüyor.

    Peki doğru nedir?

    Doğru, ekonomiyi ehliyetli kişilere bırakıp kendi işlerine bakmak. Faiz artırım kararı aldığı için Merkez Bankası Başkanını görevden alıyorsun. Piyasaların ateşini söndürmek yerine bir yetkili çıkıp faiz artırdığı için görevden aldık diyerek ekonominin üzerine benzin döküyor.

    Bu güvensiz ortamda beklentiler de artık işe yaramıyor. Hal böyle olunca insanlar borsadan dahi kaçıp adı sanı ne olduğu belli olmayan kripto para piyasasına giriş yaptı. En azından orda beklentiler çoğunlukla gerçekleşiyor.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolar, Euro ve Altın

Rezervlere Ne Oldu?