Ülke Riski Nedir, Nasıl Düşürülür?

Risk; gerçekleştiği zaman olumsuz sonuçlar yaratacağı tahmin edilen bir hareketin, bir davranışın yapılması halidir. Örneğin bir kalecinin ceza sahası içinde rakip santrfora çalım atmaya çalışması, cephaneliğe yanar sigarayla girilmesi, yüzme bilmeden Karadeniz’de yüzmeye çalışılması, gaz tüpünde kaçak olup olmadığının çakmakla kontrol edilmesi risktir. Bunlar kişisel risk örnekleridir. Bir bankanın, geçmişte defalarca aldığı borçları ödeyememiş bir şirkete yeni kredi açması, bir şirketin olumsuz fizibilite raporuna karşın bir yatırıma girişmesi kurumsal risktir. Bunların yanında bir de ülke riski vardır; ülkeler, ekonomik, sosyal ve siyasal durumları ile bu ülkeye yatırım yapacak olanlar veya borç verecek olanlar açısından bir risk düzeyi oluştururlar. Son olarak bir de risk algısına değinmek gerekir. Risk algısı; bir riskin gerçekleşme olasılığı ve gerçekleşme şiddeti hakkında insanların vardığı subjektif değerlendirmeyi gösterir.

Kurumlar ve ülkeler söz konusu olduğunda risklerin ölçülmesi kurumlarca yapılır. Örneğin bir kişiye ya da şirkete kredi verecek olan banka kendi risk ölçümlerini kendi değerlendirme ölçütlerine göre yapabileceği gibi bu konuda uzmanlaşmış kuruluşların yaptığı ölçümleri de dikkate alabilir.

Ülkeler söz konusu olduğunda risklerin ölçülmesinde her bir borç verenin ayrı ölçümü olsa da genel ölçümlerin ve değerlendirmelerin yapılmasında iki yöntem öne çıkar: (1) Bir ülkenin kredibilitesinin (kredi değerliliğinin) ölçülmesi ya da reyting yöntemi. (2) Bir ülkenin çıkardığı tahvil ve bonoların risk değerinin ölçülmesinde başvurulan CDS primi ölçütü.

Reyting denilen yöntemi dünyada uygulayan bazı kuruluşlar vardır. Bunların en bilinenleri ve en fazla dikkate alınanları üç Amerikan kuruluşu olan Standard and Poor’s, Moody’s ve Fitch Ratings şirketleridir. Bunların yanında ABD dışındaki ülkelere ait çok sayıda reyting kuruluşu vardır. Önemli olan bu reyting kuruluşlarının en yüksek tahvil, bono, hisse senedi işlemlerinin yapıldığı yerlerin sermaye piyasalarını yöneten ABD’deki (SEC – Securities and Exchange Comission), Avrupada’ki ESMA (European Securities and Markets Authority, İsviçre’deki FINMA (Swiss Financial Market Supervisory Authority), Çin’deki PBOC (Peoples Bank of China) tarafından onaylanmış olmasıdır (akredite olması.) Bu otoritelerin hepsinden onay almış reyting kuruluşu sayısı oldukça azdır. Türkiye’nin de beş reyting şirketi var: JCR Eurasia Ratings, Kobirate A.Ş., TCR – Turkish Credit Rating A.Ş., SAHA A.Ş., Turkrating. Bu şirketlerin hiçbiri bu sayılan sermaye piyasası kurumlarından hiçbirinden onay (akreditasyon) almış durumda değildir.  

Türkiye’nin bu en bilien üç reyting kuruluşundaki son reyting notları şu durumda bulunuyor:

Reyting Şirketi

Son Durum

Yatırım Eşiği

Standard and Poor’s

B + (durağan)

BBB – (negatif)

Moody’s

B2 (negatif)

Baa3

Fitch Ratings

BB – (durağan)

BBB – (negatif)

Tablonun son sütununda yer alan yatırım eşiği dereceleri, bir ülkeye yatırım yapılabilmesi için risk açısından nispeten sorunsuz kabul edilen en düşük dereceyi gösteriyor. Bu eşiğin altındaki notlar ülkenin yatırım yapılması açısından sorunlu olduğunu gösteriyor. Görülebileceği gibi Türkiye bu üç kuruluşun değerlendirmesi açısından yatırım eşiğinin oldukça altında reyting düzeyinde bulunuyor.

Bir ülkenin çıkardığı tahvil ve bonoların riskini ölçmekte kullanılan bir ölçü daha vardır: CDS primi. CDS, Credit Default Swap (kredi batma riskinin değiş tokuş edilmesi) deyiminin kısaltmasıdır. CDS, bir kurumun, söz konusu tahvil ve bonoları satın alan kişi ve kurumların karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir miktar karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedelidir. Bu çerçevede bir anlamda kredi sigortası gibi çalışır. Bir ülkenin ya da şirketin CDS primi ne kadar yüksekse borçlanma maliyeti de o kadar yüksek demektir. Çünkü bu prim ister istemez faize yansımaktadır. CDS primi piyasada tıpkı döviz kurları gibi anlık arz ve talebe göre ortaya çıkar. O nedenle risk ölçmekteki en objektif ölçü olarak kabul edilir. 5 yıllık CDS primi; 5 yıllık ABD Hazine Tahvili verimine bağlı olarak geçmiş ve mevcut verilere dayanılarak belirlenir.

CDS primi 300’ün üzerinde olan ekonomiler aşırı riskli ekonomiler olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin bugün itibarıyla CDS primi 403 baz puandır. Bu CDS primi düzeyi Türkiye’nin dünyada en riskli ülkeler arasında bulunduğunu göstermektedir.

Reyting notları konusunda çeşitli olumsuz görüşler ortaya atılması mümkündür. Çünkü bu kurumların küresel krize gidişte birçok yanlış ölçümleme yaptıkları bilinmektedir. Buna karşılık CDS primi yukarıda belirttiğimiz gibi tümüyle piyasadaki arz ve talebe göre belirlenmektedir. Bir örnek verelim: Birleşik Krallığın CDS primi 9’dur. Primin düşük olmasının nedeni Birleşik Krallığın tahvil ve bonolarını satın alanların bunların geri ödenmesinde bir risk görmemeleri dolayısıyla bu tahvillere CDS sigortası talep etmemeleridir. Buna karşılık Türkiye’nin çıkardığı tahvil ve bonoları satın alanlar bunların geri ödenmesinde önemli bir risk gördükleri için CDS sigortası almak üzere yoğun biçimde başvuruda bulunarak primin yükselmesine yol açmaktadırlar.

Türkiye’nin yapması gereken en önemli şey daha önce defalarca anlattığım gibi önce bir sorunlar envanteri çıkarıp sonra bu listede en kolayından başlayarak tek tek bu sorunları ortadan kaldırarak riskleri düşürmeye çalışmaktır. Bir kolaylık olsun diye çıkardığım sorunlar envanterini bir kez daha paylaşayım:

https://www.mahfiegilmez.com/2021/06/turkiyenin-sorunlar-envanteri.html








Yorumlar

  1. Türkiye, 5 yıllık eurobond faizi %5,9. CDS 400. 5,9-4=1,9. %1,9 getirisi kalacaktır. ABD 10 yıllık tahvili alsa %1,5 getiri olacak. Yatırımcı da TR'ye değil, ABD'ye yatırıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. ABD'de faizler 0,50'ye düşerse yatırımcı buraya yönelebilir.

      Sil
    2. Şu durumda 0,50'ye düşeceğini hiç sanmıyorum.

      Sil
    3. Dolar tahvil faizi yukselir yukselmesi de su sartlarda normal.
      Turkiye ekonomisi piyasa sartlari olarak suan yuksek faiz istiyor aksi halde enflasyon tsunamisine girer burdan cikis yok

      Sil
  2. Ben bankacı(*) kimliğim ile şunu düşünürüm.

    1. Merkez Bankası ile Hükümet el ele, büyük şirketler hükümet kontrolünde, keza bankacılık sistemi de.
    Bu durumda, bunlar dövizleri Merkez bankasından alır, piyasa adı altında kendi büyük şirketlerine dağıtır, offshore ve yabancı ülke paravan finans şirketleri üzerinden ülkeye borç olarak sokabilir. Ülkeye soktukları para kendi bankaları üzerinden yine kendi farklı şirketlerinin hesaplarına giderken döviz fiyatları üzerinde değişimi kontrol ederler. MB bu dönemlerde faiz indirip artırarak akışlarda kontrolü lehlerine çevirir.

    Adamların geçmişi de belli, her türlü alavere dalavere işlerine bulaşmış, alengirli işleri seven meydanlarda bin türlü yalanı güle güle söylemiş tipler, yargı - hukuk dokunulmazlıkları da var.

    Aklımda bunlar olur. Sizi bilemem.

    (*) Bi bankada çalışmaya ilk geçen sene başladım, bir sene oldu. Kendime bankacı demesem de olur.

    ERpbEncBX?R6ZKGS

    YanıtlaSil
  3. Yanlışınız var hocam. Sonuçta Brezilya'da zengin insanlar sokağa çıkamıyor ve yüksek duvarlar örüyor. Bizde ise rahatlıkla çıkabiliyor. CDS'in yüksek çıkması tamamen sokağa çıkıp çıkmamakla alakalı bir durumken bize 400 puan verilmesi tamamen dış güçlerin oyunudur.

    Ayrıca,

    CDS : Country's Dangerous Streets

    olarak tanımlıdır. Bir daha bakın isterseniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mücteba Onurhan Özmumcu30 Eylül 2021 12:37

      Credit Default Swap =CDS’in tanımı insanların sokağa çıkıp çıkmamasından ziyade uluslararası düzeyde ekonomik transferleri önemlidir. Türkiye konumu ve kaynakları bakımından bu makro ekonomik ve tabloda gözüken finansal tabloyu haketmemektedir. Talep enflasyonunuzdan ziyade maliyet enflasyonunun yüksekliği ülkemizi daha da ekonomik sıkıntı yaşanabilir düzeye çekiyor. Brezilya’nın enflasyonist durumu ve cds düzeyi bizim ülkemize kıyasla tabloda daha iyi gözükmektedir. Cds risk düzeyi ne kadar düşük olursa bir ülkeye o kadar güvenli yatırım yapılmaktadır.
      Kısaca ülkemizin acilen reformist bir üretim ekonomisi politikası üretmesi; enflasyonla mücadele için daraltıcı maliye ve daraltıcı para politikaları uygulamaları yapması (yatırım harcaması yaparken yatırım harcamasını kısmaktan ziyade yatırım yapılma hızını yavaşlatması) gerekmektedir. Ekonomik istikrar için acı reçeteye maalesef mecburuz. Saygılarımla…

      Sil
  4. Merkez bankası başkanı da bu yazıyı okur inşallah hocam :)

    YanıtlaSil
  5. Yaşamak risk almaktır hocam. Risk yoksa ben de yokum. Acı biber yemek de bir risktir ve çok severim genelde başıma kötü sonuçlar açsa da o biberi yerim ben. Türk insanı da bana benziyor galiba hocam. Saygılar.

    YanıtlaSil
  6. Hocam, MB başkanının son Brezilya karşılaştırmasından sonra Merkez Bankasına, Hazineye, Maliye bakanlığına falan hırsız alarmı taktırsalar CDS primi düşer mi diye bir an aklımdan geçti ama bu sefer de sürekli çalan alarmlardan doğru düzgün çalışamazlar diye düşünerek vazgeçtim...

    YanıtlaSil
  7. Fırsatlar riskin tam ortasındadır düsturu politik esastır.

    YanıtlaSil
  8. Şu an dışarıdan dolar bulmak için %7 faiz veriyoruz aracı kurumlarla birlikte %10'u bulması aşikar...bunun dışında risk primi 400 civarı Türkiye 'ye yatırım da gelmiyor..yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal,kendi yağımızda kavrulalım da yağa da %75 zam geldi..reform yapacak kafa da kalmadı..bu saatten sonra hocam doluya koysak almaz boşa koysak dolmaz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DXY önce 94, sonra 97'ye doğru yelken açtı. USD/TRY 8,90'ı kırmasın diye MB çılgınlar gibi uğraşıyor zira kırarsa gideceği yer 10,6. Reform yapacak kafa hiçbir zaman yoktu, şimdi 20 yıldır görmeyen gözler de görmeye başladı. Yakında CDS'lerin 600'ü aştığını da göreceğiz ve %10 faiz versek de borç bulamayacağız.

      Yapacak bir şey yok. Kendi düşen ağlamaz...

      Sil
    2. Yukarda adsız dümeni yazmış, yüzde 7 havucu ile parasını kaptıracak enayi varsa buyursun.

      Sil
    3. İlla reform yapacaksak bence ilk önce eğitimden başlamak gerek....Napolyon ne demiş "para,para,para"...ben de diyorum ki " eğitim,eğitim,eğitim"...tabiki de bunun parasal bir durumu var..kaçıncı yy'da yaşıyoruz...illa bütçe açığı vereceksen...eğitimden ver... öğrenciler için de illa bu işin bir bakıma ekmek davası boyutu var...aş,iş...sonra en büyük sorumluluk eş...bir kısır döngüsü içinde debelenip duruyoruz açıkçası...biz öğrencilere en iyi eğitimi de versek onlara iş vermedikten sonra bi anlamı yok....yüksek işsizlik tam bir baş belası...niye? ...çünkü bir yatırımda en fazla pay ücretler kısmı da ondan!..o da düşebildiği yere kdr düşüyor zaten...sonra da işten çıkarma...şirketlerde nasıl insan kaynakları birimi varsa Devletin de insan kaynakları bakanı olması lazım bence!

      Sil
  9. hocam, zaten dış borç bulamıyoruz, bir de döviz kurunun yükselmesi dolayısıyla borcun sürekli yükselmesi durumu var, hakkımızda hayırlısı olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşimiz zor, pahalı borçlanmaya devam ediyoruz.

      Sil
  10. Merhaba

    Analizler ve tespitler çok iyi. çözüm önerileri de kapsamlı. kendinize de yazsanız teşekkür ederiz.
    Geçen haftalarda kaybettiğimiz değerlerden Prof.Doğan Kuban'ın çeşitli söylemleri ölümünün ardından medyada paylaşıldı. en ilgimi çeken tespiti: “İstanbul'da artık plan yapılamaz, dünyada da bu kadar büyük şehri planlayamazsınız, çareyi Anadolu'da aramalı, Anadolu şehirlerini eğitim ve sanayiyle cazibe merkezi haline getirmeli.” idi.
    nasıl sizin yazdıklarınızın altına imzamı atarsam bu fikrinde altına da imza atarım.

    bence Anadolu eğitim , sanayi , tarım , turizm ve eğlence (kumarhane) merkezi haline getirilmelidir.

    eğitimde orta okul ve liseler optimize edilmeli. eğitimde eşitlik sağlanmalı. eğitim mesleğe yönelik olmalıdır. sanayi , tarım okullara entegre edilmelidir. çağdaş bilimlerde çağa ayak uydurulmalıdır. yüksek okullar için pilot bir bölgede düşünülmeli ve eğitmen ile öğrencilerin her türlü lojistiği sağlanmalıdır. fakülteler istihdama göre planlanmalıdır.
    sanayi ve tarım bölgeleri veri analizine göre belirlenmeli ve teşvik edilmelidir.
    turizmde tüm otellerde her şey dahil konsepti kaldırılmalı. yöre halkı kalkındırılmalıdır. doğa korunmalı ve fayda sağlanmalıdır. doğa turları , doğa konaklamaları , fotoğraf safarileri düşünülmelidir.
    kumarhaneler kontrol edilip aktif edilmelidir.

    bende kendime yazdım.
    ama görünür olsun diye yazınızın altına ekledim :))
    selamlar
    tarkan

    YanıtlaSil
  11. Bence yapılması gereken 1. Borçlar bir plan çerçevesinde ivedilikle ödenmeli (Osmanlının borçlarını ödediğimiz gibi) 2. Gereksiz borçlanma en azından borçlar ödenmeden yapılmamalı.3. Dövize dayalı ve ödeme garantili işlere son verilmeli, mevcutlar da kamulaştırılmalı. 4. Üretim arttırılmalı, ithalat azaltılmalı. (En önemlisi) yani şunu demek istiyorum: Küçük bir belediyeden devlete kadar elindeki mevcut kaynakla bir şey yapacaksan yap ama dövize dayalı borç alarak ha bire bir şeyler yaparsan ve yaptıklarında betondan ibaret olur gelir üretici olmazsa sonunda batarsın ve alacaklı gelir bir şekilde haciz işlemini gerçekleştirir. Haklı değil miyim Hocam? Benim vergimle ya da eldeki kaynaklarla bir şey yapacaksan yap. Borçla yapma. Sonuçta borcu da borcu alan değil yine millet ödeyecek?

    YanıtlaSil
  12. Emeklisiniz ve sağlık sorununuz, derdiniz tasanız yok.

    "Ülke riski" niçin sizi ilgilendiriyor Mahfi bey, lütfen söyler misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz, ülkenin dertleriyle dertlenecek bir eğitim aldık. Ben sizler için dertleniyorum.

      Sil
    2. Yanılmıyorsam sizin eğitim hayatınızın büyük bir bölümü “gençlik” yıllarınızda geçti hocam.O yıllarda gençlerin ideolojileri vardı.Hayata o ideolojinin penceresinden bakılırdı.Memleket idealini şahsi ikbalinin önüne koyamayanlar,o bakışa sahip olmayanlar küçümsenirdi,hatta dışlanırdı.
      Bugün artık ideolojiler yok,halâ varolduğunu düşünenler de bence kendilerini kandırıyorlar.İdeolojilerin,bugünün gençlerinin zihni dünyalarında artık bir karşılığı kalmamıştır.Bunun daha mı iyi yoksa daha mı kötü olduğu konusunda bir fikrim yok.Kararsızım açıkçası…Ama sizin dertlerinizin eğitimden ziyade,gençlik yıllarınıza denk gelen,dünyanın ve Türkiye’nin siyasal iklimi olduğunu düşünüyorum….

      Keşke o iklimin birazını, Kartal İmam Hatip’in son 20 yılına serpiştirebilseydik.:)

      Sil
    3. Yaşamımın hiçbir döneminde bir ideolojiye bağlanmışlığım olmadı. Kafamda hep kendime göre karma düşünceler geliştirdim. Çünkü her ideolojinin yanlış yönleri var. Körü körüne bağlanmak bana hiçbir zaman doğru görünmedi. Bence son 30 yılda çok daha önemli bir gelişme oldu. Kişiliği güçlü insanlar yetiştiren hocaları ve eğitim sistemini kaybettik.

      Sil
  13. Kıymetli Hocam,Çin'in risk primi neden Fransa'nın iki katı?Bildiğim kadarı ile dolar tahvil sahipliği ve dolar rezervi bakımından çok güçlüler. Çin'e verilen borcun gecikmesiz alınabileceği biliniyorken risk primi neden bu kadar yüksek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'in kendine özgü pek çok sorunu var. Ve bu sorunlar ciddi sorunlar. Her şeyden önce Çin dünyanın en borçlu ülkelerinden birisi.

      Sil
  14. Sanırım " battı balık yan gider " modundayız . Yakında doktor " ne yersen ye " diyecek...

    YanıtlaSil
  15. Brezilyanin para politikasi dogru yonde. 2013den beri brezilya para politakasini takip ederim hemenhemen bizimle ayni denklemde ve hatta dolar kuruduzeyinde bir ulkeydi bir iki ufak hataharic genel olarako gunden buyana dogru birpara politakasi izliyor. Diger mali ve makropolitikalarini disarida birakarak bu yorumu yaziyorum.
    Bizim MB hic bir sey yapmayip sadece Brezilya MBsini takip etseydi ya faiz artiirdiginda arttirip indirdiginde indirip izini takip etseydi emin olun suanda ne enflasyon bu seviyede olurdu ne kur boyleistikrarsiz olurdu ne de risk primimiz iddia ederim suankinden daha iyi olurduk. Hic birsey olmasa bile manevra alanimiz olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürdürülebilirlik denilen olguyu neden görmezden geliyoruz? Brezilyanın para politikası doğru derken brezilya da yakılan yağmur ormanlarından bahsetseniz daha iyi olmaz mı ? Rondomia eyaletine google mapden bir göz atar mısınız? Para politikası doğru olabilir ama sürdürülebilir mi ? Bunu hiç düşündünüz mü? Yediğiniz her işlenmiş gıda ürününün içindeki palm yağı nerden geliyor? Niye bu kadar çok kullanılıyor hiç düşündünüz mü? Doğayı katlederek büyümek ne kadar sürdürülebilir? EKOLOJİDEN haberiniz var mı ? Green : Death of the forest adında bir belgesel var. Ruhunuz kaldırabilirse izleyin. Brezilya ismini duyunca deliriyorum. Dünyanın sonu afrika ve ve güney amerikanın kalkınması ile gelecek. Çünkü dünyadaki son ekolojik doğal alanlar buralarda. Son olarak bu dünya bize miras değil emanet değil mi? Bu söyledklerimi anlayabilecek ve üzerine düşünebilecek insan profili bu sayfada çok olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  16. Hocam FED taper yaparsa kur ne kadar caper yapar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taperi kaperleyince maper üzerinden caper ortaya çıkar. Caper daperli bir işlem sonunda faper den gaper etkisiye haperi harekete geçirir. Kurdaki maper etkisi haperle birleşince ortaya naper çıkar. Naper piyasalara zaper etkisi yapar, kurlar baper olur, borsa laper olur, işsizlik yaper yapar. Ekonomistler bu duruma ekonomide raper derler. Bilmem anlatabildim mi?

      Sil
  17. Biz 2014 senesinde dolar artışının katlanarak olacağını ve enflasyonun biraz daha kontrolden çıkacağını söyledik gerekli kurum kurumlara fakat önerilerimizin ret nedeni yoktu. Yani olmaz denildiğinde gerekçe istedik hiç bir şey söylenmedi. Ayrıca yıl yıl nokta atışı hesaplaması da yapıldı, hadi bunu çoğu kişi yapar da önerdiğim spesifik hamleleri neden geç ve eksik uyguladılar? Bir iktisatçı olarak beklentim olmaksızın yıllardır bekledim fakat piyasaya inme vakti geldi, Mahfi Hocam olamaz dediğiniz 2014 teli şeyler de olmaya başladı. Doğal iktisattan yanayım fakat daha üst düzey ve karmaşık bir sistemle uğraşıyorum. Ayrıca siyaset ile İktisat ayrı şeylerdir. Ben ikitisatın bilim olarak ele alınması fakat siyasetle asla birleştirilmemesi taraftarıyım, sadece mevcut hükümlerin izlediği politikalara uygun sistemler ile müdahale edilebilir, milletin bekası için...

    YanıtlaSil
  18. Seçime giden yolda kesenin ağzı açılır. 3600 ek gösterge çıkarılır daha sonra eyt emeklilikte yaşa takılanlar emekli edilir yetmez asgari ücret 4000 TL yapılır kısa vadede heyecan yaratılır seçim geçince işler düzeliyor havası ile seçim yapılıp sonra 5 yıllık planımız hazır diye naralar atılır.

    Ancakkkk sonuç daha yüksek enflasyon ve çok fakirleşmiş halk kalabalık toplum ucuz işgücü çin gibi ihracata dayalı çok ucuz iş gücü ile döviz getirme hayali kurulur. Seçimi kayberlerse zaten gelen hükümet hemen protesto edilir başarısız sayılır.

    Kısaca bu işlerden yalanla sıyrılmaya devam edilir. Yoksa bunların reform yapacağı yok zaten bu saatten sonra seçime giderken kimse reform yapmaz onu Bülent ecevit yaptı ve sonucunu partisi ödedi ancak şimdiki hükümet kaymağını yedi.

    YanıtlaSil
  19. 'Türkiye'nin en önemli sorunu ayakların baş, başların ayak olarak tercih edilmesi hastalığıdır. Halk bu durumu içselleştirdiği için kendi eğitim, kültür ve sosyal seviyesinde olan insanların yönetim kademesinde görmeyi tercih etmekte; kendilerine doğru istikamet çizen eğitimli insanların varlığından rahatsız olmaktadır. Memleketimizin son üç asrını esaret altına alan rüşvet, iltimas, torpil ve adam kayırmacılık koskoca Osmanlı Devletini yedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin de temellerine dinamit döşemeye devam ediyor. Sayın Mahfi Eğilmez gibi insanlara ihtiyacımız olmasının yanında fikirlerini de önemsemek zorundayız. Aksine her devirde kitleler kendilerine doğru yolu gösterenlerin değil yalan söyleyerek ceplerini boşaltanların peşinden gidiyor.
    İyi ki varsınız hocam. Kendi adıma minnettarım.

    YanıtlaSil
  20. Yunanistan nasıl AAA olur? biri bana açıklasın. En iyi durumda ve Almanya ile eşit mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef orada bir hatalı giriş yapmışım. Tabloyu bugünkü değerlere göre yenileyip düzelttim.

      Sil
  21. Hocam kısa ve öz olarak çok güzel anlatmışsınız tebrikler ve teşekkürler. Ülke risk primi adı üstünde bu ülkede yaşayan herkesi ilgilendiriyor ya da ilgilendirmesi gerekiyor. Anladığım kadarıyla yüksek risk primi yüksek demek faizle borçlanmak, dolayısıyla cebimizden daha fazla para çıkması demek oluyor. Yüksek risk primi daha fazla vergi ve tüketim mallarına daha fazla zam demek. Çalışanların ve benim gibi emeklilerin maaşlarına daha az hatta azıcık zam yapılması demek vs. vs. Bu durumda kim neden ve nasıl ülkeyi bu hale düşürdü diye soracağız haliyle. Bu açıdan çok yararlı bir çalışma.

    YanıtlaSil
  22. Hocam,
    bakıyorum en son gezi yazınız 2016 tarihini taşıyor. Herhalde bu dolar ve euro kurları ile yurt dışı gezileri artık bir hayal oluyor.

    YanıtlaSil
  23. Cengiz Osmanlı30 Eylül 2021 13:08

    Cari açık, enflasyon, işsizlik, büyüme, TL'nin değeri, yatırım iklimi, ekonomik istikrar, hukuk, adalet, liyakat ve benzeri parametrelerin tümü, bizim yönetebileceğimiz alanlardır. Bu yüzden dış mihraklar “CDS’imizi tırmandırdılar” bahanesi, toplumsal psikolojiye iyi gelse de geçersizdir.

    YanıtlaSil
  24. MB Baskaninin deginmek istedigi konu, Tr nin priminin bazi ulkelere kiyasla hakkaniyetsiz olmasi konusu iken, ve aslinda cok daha bariz ornek ulkelerle anlatilabilecek iken, gidip alakasiz ornek ulke ve alakasiz neden (sokak guvenligi) vermesi, bu beyefendinin zaten yonetimini pekde yapamadigi bir konuda aslinda okur-yazar-yorumlar olamadigininda isareti.

    YanıtlaSil
  25. Hocam enflasyonist dalga geçici midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam bu faiz işi sulandırılıyormu?

      Sil
    2. Yılın son üç ayında baz etkisiyle biraz gerilemesi bekleniyordu ama kur böyle giderse o da zor.

      Sil
  26. Ülke riski nedir? Politik ve sosyal gelişmeler birleşir ve günün sonunda ekonomiye yansırlar. Ekonomiye yansıyanlar da birleşir politik ve sosyal gelişmelere yansırlar. Chicken & Egg döngüsü oluşur.

    Az önce; Putin ve Erdoğan görüşmesinin haberini okudum.
    Haber öncesinde şu bilgiyi vereyim. Türkiye basını verdi mi bilemiyorum, liderlerin görüşmesinden önce Ruslar ciddi bir askeri saldırıyı Türkiye destekli kuvvetlerin üzerine yapıp, Türkiye destekli silahlı unsurlara insan kaybı verdirmiş, Türkiye'nin koruduğu bazı bölgelerde sivil kayıplar yaşanmıştı. Bu vakayı okuduğumda, Rusların Türk liderini sıkıştıracağını anlamıştım.

    Şimdi habere gelelim, liderler görüşmesi sonucunda, Türkiye, askeri filosu için Ruslardan yeni askeri techizat, yeni deniz altıları, enerji için de iki tane yeni nükleer santral alacakmış.

    Benim gibi düşünen insanların gözünde toplamı içeriğine göre 10milyar Euroya yakın kaynak aktarımı anlamına gelir. Yani, Türkler çalışıp çabalayıp kazandıklarını çocuklarının geleceği yerine Rus çocuklarının veya Rus liderin siyasi geleceğine yatırıyorlar. İşte politikadan ekonomiye, ekonomiden de ülke riski dediğimiz unsura giden yol budur. Bu görüşmeden çıkan sonuç, ileriki dönemde, Mahfi hocamızın tablolarında ülke riskini arttırıcı kalemlere bir 10 milyar Euro kadarcık eklenecektir. Artık ithalat kalemi altında mı görünür, kamu borçları altında mı görünür, MB rezervi erimesi ile mi görünür, net hata noksandan mı çekilir, muhasebe kısmı türk yetkililere kalmış.

    Peki sizin paranız niye bu kadar kolay çalınır hale geldi? Eski dünya düzeninde haraç mevhumu vardı. Yeni dünya düzeninde ismine ikili işbirliği deniliyor. Dikkat ediniz, kozmik odalara girildikten sonra servetiniz nasıl hızlı dışarı akmaya başladı?

    Yine yazalım, uyaralım, ülkenize sahip çıkın, devletinize sahip çıkın, o 800 kişi öldü diye gösterilen rakam, sizleri savunan insanlardı. 800 kişinin düştüğünü gören binler işten el çekti, on binler sizin arkanızı korumak istemiyor. Kendi başınasınız.

    r%_XXK85t"7>'h$5

    YanıtlaSil
  27. Mahfi bey, iş ilanıdır. Lütfen yardımcı olur musunuz?

    Aradığımız kriterler:

    * 23 yaşını aşmamış,

    * 19 yıllık iş deneyimi olan,

    * "ODTÜ Mekatronik" bölümünü 1.likle ve "İTÜ Gemi Mühendisliği" bölümünü 1.likle bitirip, Cambridge Üniversitesi'nde "Yüksek Lisans" ve Massachusetts Institute of Technology'de "Doktora" yapmış,

    * Çince, Hintçe, Arapça, Rusça, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Fransızca'yı seri şekilde konuşabilen ("English" is an asset),

    * Uçak, tank, uzay mekiği, "cruise" gemisi, yük gemisi, tren, tır, otobüsü seri şekilde kullanabilen ("B" sınıfı ehliyet tercih sebebidir),

    * Haftanın 6,5 günü yoğun iş temposuna ayak uydurabilecek (ve mesaiye de kalabilecek),

    * 07:30 - 23:30 saatleri arasında çalışabilecek,

    * Şirketimizde kendi sorumluluk alanlarına ek, depoya gelen ürünlerin istiflenmesinden de sorumlu "multitasking" özellikleri gelişkin,

    * AutoCAD, SAP, Photoshop, Python, Elixir, C++, SQL ve "Bloomberg Terminal"i çok seri kullanabilen,

    * Yönetim kurulu üyelerimize çay, kahve ve bilumum meşrubat servisini de yapabilecek,

    Eğer erkekse askerlik görevini tamamlamış, eğer kadınsa önümüzdeki 5 yıllık süreçte evlenmeyi ve çocuk yapmayı planlamayan 1 (bir) personel arayışımız mevcuttur.

    Aday, 3 (üç) ay deneme amaçlı işe alınacak, maaş, yol, yemek parası verilmeyecektir. Aday, 3. ayın sonundaki performansına göre yeniden mülakat sürecine girecek ve bu mülakatı başarıyla geçerse, kendisinden bir proje tasarlayıp uygulaması istenecek ve bu projenin satış rakamları iyi gelirse "asgari ücretle" istihdam edilecektir.

    Mahfi bey, bu kriterle uygun tanıdıklarınız var mı?

    YanıtlaSil
  28. Hocam yarın sabah haberlerde, "gece bir kararname ile Mahfi Eğilmez hazine ve maliye bakanlığına getirildi" diye okusak ülkeye dair umutlarımız yeşerir mi yeniden:)

    YanıtlaSil
  29. Hocam bu cds mevzusu ne zaman başladı,80lerde varmıydı mesela?bizim kaçtı o zamanlar,bu konuda bir paylaşımınız olacakmı,tarihçesiyle ilgi bilgi vermemişsiniz,internette enfazla 10yıllık geçmişi buldum,bizim eniyi zamanlarımızda bile yüzün altını görmemiş.. birde bitcoinin digital para olarak bir cds risk primi olacakmı?faizinin olduğunu biliyorum artık bitcoinin,özellikle son zamanlarda dalgalı olduğu için,eskiden devamlı yükseldiği için bu konuşulmuyordu tabiki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. CDS'in risk ölçme birimi olarak kullanılmaya başlaması son on on iki yılın eser.

      Sil
  30. Enflasyon nedir?

    YanıtlaSil
  31. CDS 'i düşürmek için

    1-)Seçime gidilmeli
    2-)Seçimlerden sonra parlementer sisteme geçilmeli ve hükümet en az 2 partiden oluşmalı.
    3-)Ekonomi yönetimi kesinlikle İyi partiye verilmeli.
    4-)Seçimlerden sonra Enflasyon ve DİBS faizleri %5'in altına inene kadar her türlü yatırım durdurulmalı. Sadece devletin bakım onarım gereken giderleri karşılanmalı.
    5-)Başbakan, bakanlardan gelecek her türlü bütçe kullanım ve yatırım talebini, enflasyon ve faizler %5 altına inene kadar reddetmeli... Başbakan hayır demesini bilmeli.

    YanıtlaSil
  32. yunanistan ve rusya bizden düşük merak ediyorum azarbeyca nın ?

    YanıtlaSil
  33. Hocam bizimkiler büyümeyi enflasyonla sağlıyor değil mi? Sonra da enflasyonu düşük açıklayarak şu kadar büyüdük diyorlar değil mi? Yani enflasyonu aslında kullanıyorlar ve gerçek enflasyonu dahil edersek belki de aslında küçüldük değil mi? Aksi halde bizim ülkenin enflasyonu dünyanın adını bilmediğimiz ülkelerinin enflasyonları çok yüksek olamaz değil mi hocam? Bunun başka bir açıklaması olabilir mi Allah aşkına? Adını bilmediğimiz saçma sapan ülkelerin enflasyonları yüzde 2 yüzde 3 ya. Reziller defolup gidecekler!!!

    YanıtlaSil
  34. Riskleri düşürdü, CDS primi azaldı, ekonomik olarak yatırım yapılabilir algıya geldi. Hangi aklı başında sıcak para gelsin buraya. Bizim sanayi kuracak yatırımcıya ihtiyacımız var. Sıcak para iklimiyle ülke içindeki olumlu senaryolarla bir şekilde enflasyon düştü. Yatırım yapacak müteşebbis var mı? Bu müteşebbisler farklı alanlara yayılmış bir şekilde mi yatırım yapıyor yoksa trende ayak uydurup belli sektörlere mi yöneliniyor? Öğretim kurumları ayrı dünyada, iş dünyası ayrı dünyada yaşayınca ülke gelişimi için ortak bir gaye ortaya çıkmıyor. Kalkınma aşamasına girmek bile istemiyorum. Bir ülke kalkınabilmesi için hangi noktalara eğilmeli, kendi kültürünü, yaşayış tarzını dünya standardına çıkarıp dünyaca takdir edilen ve örnek alınan bir ülke olmak için neleri başarmalı, neleri unutmalı, neleri yapmalı, neleri yapmamalı. İşin derinine girince meselenin üstünlük savaşı olduğu da ortaya çıkacak. Bunu bireysel anlayan da orta yaşın üzerinde, hayatı isteklerine göre, trende göre yaşamış bir noktadan sonra hayatın amacının ne olduğunu sorgulayan insanların dünyasında olacak. Ürettik de ne oldu, tükettik de ne oldu diyecekler. Demeyenler daha çok olacak tabii ki. Ben 100 yıllık bir ülkenin huzur iklimini sağlayamamasını 2 kuşakta yaşamış insanların yanlış tutumlarına bağlıyorum. Olan çocuklara oldu. Norveç gibi varlık biriktirip bunu varlık fonuna aktarıp huzur mu miras bıraktınız, refah mı miras bıraktınız..?

    YanıtlaSil
  35. Elinize sağlık hocam. 13 yaşından beri ekonomiye yakından ilgilenen birisiyim. 14 yaşında sizi tanıdım ve yazılarınızı okumaya başladım. Tanıdığımdan beri neredeyse her yazınızı okumuşumdur. Sizin birçok kitabınızı ve diğer ekonomi yazarların kitaplarını da okudum. Meraklı birisiyim. EVDS, World Bank, TradingEconomics, BDDK ve OECD gibi sitelere sık sık bakarım ve Türkiye ve Dünya ekonomilerini karşılaştırırım. Geçmişte ekonomik krize giren ülkeler niye krize girmişler onu tespit ederim. Onlardan ders çıkarırım. TR ekonomisi niye geçmişte krizleri girmiş onları araştırırım. TR'nin ekonomi tarihini okumuş birisiyim. Şu sıralarda ülkelerdeki hanelerin gelir artışlarına bakıyorum ve hayran kalıyorum. Gelirlerinde uzun vadede muhteşem artış var ve enflasyon %3-4 civarlarında. Bu sebeple anladım ki Dünya'nın en mutlu ülkeleri onlar oluyorlar. B1 seviyesinde Arapça bilen birisiyim. Arapçamı daha da geliştirdikten sonra inşallah İngilizcemi geliştireceğim. Şu an 18 yaşındayım. İyi bir ekonomi bilgim olduğumu düşünüyorum. İyi bir ekonomi bilgimin olmasından en büyük katkı sizsiniz. Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  36. Hocam, şaka yapmıyorum, ciddiyim:

    Balık yemeyi düşünüyor musunuz?

    Yoksa, müsilaj nedeniyle tedirgin misiniz?

    YanıtlaSil
  37. Enflasyon düşmeden cds düşmez. Enflasyonun sebebi nedir?

    1-)Devletin piyasaya düşük faizle para pompalaması.
    2-)Kurların olması gerekenden daha düşük seviyede olması
    3-) 1 ve 2 . Maddelere bağlı olarak talebin arzın çok üstüne çıkması.


    1-)Devletin piyasaya düşük faizle ve basım yoluyla para pompalaması sonlanmazsa enflasyon düşmez. Gerçek enflasyon düşmeden gerçek büyüme oluşmaz sadece kağıt üstünde büyüme olur .

    Faizlerin gerçek enflasyondan düşük olması, özel sektörün yatırım çılgınlığına girmesine sebep olur. Bu kontrolsüz büyümenin bedelini tüketiciler öder. Bakınız kontrolsüz büyüyen zincir marketler ve elektrik şirketlerinin durumu. Bu kurumlar büyümelerinin maliyetini vatandaşın üstüne yıkıp gerçek enflasyonun çok üstünde zamlar yaparak tüketiciyi ezmektedir.

    Eğer faizler ve dolar kuru yüksek olsaydı kontrolsüz büyümeye girişmeyecekler ve ürün ve hizmetlerine bu kadar zam yapmayacaklardı..

    2-)Swap mekanizmasıyla kurlar baskılandı ve olması gerekenden daha düşük seviyede tutuldu.Bu durum ithalatın ucuzlamasına ve talep patlamasına sebep oldu. 300.000 Tl olması gereken araba, 200.000 Tl oldu ucuzladı. Bu şekilde ithal ürünlere çok talep oldu cari açık arttı. Dolar gerçek değerinin altında kalınca elektrik şirketleri kontrolsüzce dolar borç yükü altına girdi.

    Swap mekanizması devre dışı bırakılmalı ve swapla alınan borçlar ödenip doların gerçek seviyesine gelmesi sağlanmalı. Bu şekilde faiz düşürmeden doların artışı sağlanmalı. Dolar artınca cari açık kapanır ve orta ve uzun vadede doların artışı durdurulur. Bu şekilde maliyet enflasyonu bitirilmiş olur. Ayrıca özel sektörün kontrolsüz büyümesinin önüne geçilmiş olur. Çünkü kontrolsüz büyümelerin maliyeti eninde sonunda devlete ve son tüketiciye yansır. Yine tcmb rezervinin eksiden artıya geçmesi sağlanır kura bağlı risk algısı düzelir.

    Sonuç olarak swap mekanizmasıyla doların baskılanmış olması, belki maliyet enflasyonunu geçici olarak düşürdü ama doları ucuzlatarak talep enflasyonuna ve elektrik şirketlerinin kontrolsüz büyümelerine sebep oldu bu şekilde bu büyümenin maliyeti zamlarla vatandaşa yüklendi.

    Yine faizlerin gerçek enflasyondan çok daha düşük tutulması sebebiyle özel sektör olması gerekenden çok daha fazla borçlandı ve hesapsızca büyüdü. Bu büyümenin maliyetini , aşırı zamlar yaparak son tüketiciye yıktılar. Zincir marketlerin şube açmadıkları cadde sokak kalmadı nerdeyse.


    Faizler ve dolar kuru olması gereken seviyeye çekilmeden enflasyon düşmez. Faizin olması gereken seviye,tuikin değil , gerçek enflasyonun 500 baz puan üstüdür. Doların gerçek seviyesi ise dış ticaret açığının sıfırlandığı yani ihracat=ithalat noktasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthalatın ağırlıklı olarak yarı mamul, ihracatın ise domates-biber-patlıcansa, yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı %3'se o dış ticaret açığı ancak kriz dönemlerinde 3-5 ay sıfırlanır...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?