Maastricht Yakınlaşma Kriterleri Karşısında Avrupa’nın Güncel Durumu

Kopenhag Kriterleri Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliğin koşullarını, Maastricht Kriterleri ise AB üyesi ülkelerin Ekonomik ve Parasal Birliğe katılabilmeleri için gerekli koşulları belirleyen düzenlemelerdir. Bu kriterleri sıralayalım: (1) Fiyat İstikrarı: Enflasyon oranı, AB üyesi ülkeler arasında enflasyon konusunda en düşük orana sahip üç ülkenin enflasyon oranı ortalamasını 1,5 puandan fazla aşmamalıdır. (2) Mali Disiplin: AB üyesi ülkelerin toplam kamu borçlarının GSYH’lerine oranı yüzde 60’ı geçmemelidir. Üye ülkelerin bütçe açıklarının GSYH’lerine oranı yüzde 3’ü aşmamalıdır. (3) Faizler: Üye ülkelerde 12 aylık dönemde uygulanan faiz oranı, fiyat istikrarı açısından en iyi performans gösteren üç ülkenin faiz oranları ortalamasını 2 puandan fazla aşmamalıdır. (4) Devalüasyon: Üye ülkelerin parası son iki yıl içinde bir başka ülke parası karşısında devalüe edilmemiş olmalıdır.

Şimdi bu kriterler açısından Avrupa Birliği’nin son üç yıllık verilerini bir tabloya dökelim:

Avrupa’da ortalama enflasyon yüzde 4,1 olduğuna göre, enflasyon oranının Avrupa’nın en düşük enflasyon oranına sahip üç ülkesinin enflasyon ortalamasından (Malta: 0,7, Portekiz: 1,3, Yunanistan: 1,9) 2,8 puanlık bir sapma içinde olduğu görülüyor. Kamu Borç Stoku / GSYH oranına baktığımızda da Maastricht kriterinden 38,3 puan gibi (yüzde 63) devasa bir sapma içinde olduğu ortaya çıkıyor. Benzer bir sapma Bütçe Dengesi / GSYH oranında ortaya çıkmış bulunuyor. Avrupa ortalaması Maastricht Kriterinden 4 puan (yüzde 50’den fazla) sapmış görünüyor. Faizler konusunda Avrupa, Maastricht kriterini tutturmuş görünüyor. Ne var ki enflasyonun ortalama yüzde 4,1 olduğu bir yapıda faizler sıfır düzeyinde uzun süre götürülemez. Dolayısıyla ilk bakışta sıfır faiz iyi bir gösterge gibi görülüyor olsa da sağlıklı bir duruma işaret etmiyor.

Özetle şunu söyleyebiliriz: Yaklaşık on üç yıldır süregiden Küresel Kriz Avrupa’yı son derecede kötü etkilemiş ve üye ülkeler kendi koydukları kriterleri karşılayamaz duruma düşmüşlerdir.  



Yorumlar

  1. Maastricht kriterleri ilk çıktığında yeni yeni bu işleri öğreniyordum. Kriterler bana ekonomik anlamda yapıcı gelmişti.

    Şimdi, bu kriterlerin uygulanmasının Avrupa ekonomilerine yıkıcı etkileri olacağını düşünüyorum.

    Enflasyon, kriterinin bir anlamı yok. Bir kaç ekonomik güç ile etkileşim halindeki Avrupa, dinamik bir enflasyon hedeflesi yapmalı, oranının içinde ekonomik ilişkide bulunduğu ülkeleri de dahil etmeli.

    Avrupa bölgesinde geçmiş dönemli ekonomik verimliliğe bağlı olarak, borçlanma arttı. Ancak, borçlanma kobi ölçeğinde ekonomik verimliliğe dönüşmedi, eskiden üretilen dünyada ikamesi olmayan bazı malların yüksek ihracatına sebep oldu. Cari dengeyi gözeten bir politikanın ekonomik verimi artırıcı politikalar üretmediğini gördük. Borçlanma kaynakları heba edildi. Düşen faizler ile yine borçlanma ekonomik verimi uzun vadede artırmayacak alanlara kayıyor.

    Avrupa'nın hatalı ekonomik kararları malesef Türkiye gibi Ortadoğu ülkelerinde hem tek parti iktidarlarını kuvvetlendiriyor, hem de Avrupa çevresinde sosyal dokuyu bozuyor. Türkiye gibi Avrupanın ekonomik lokomotifliğine ihtiyaç duyan ülkelerin ekonomik dengeleri altüst oluyor.

    593H74x9jIqy@lD4

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Maastricht Kriterleri büyük ölçüde Alman ekonomisine göre hazırlanmış ve normal zamanları esas almış kriterler. O nedenle Alman ekonomisi kadar güçlü olmayan Avrupa ülkeleri için yakalanması kolay değil. Geçici bir süre için yakalansa bile sürdürülmesi kolay değil. Bunu küresel kriz süresince gördük.

      Sil
    2. Güzel bir açıdan baktırdınız hocam, kriterleri hazırlayan ekip Euro'ya geçiş düşüncesi ile 90lı yılların ilk yarısında kriterleri hazırlamıştı. o dönem, SSCB yeni dağılmış, birliğin sınırları günümüz Doğu AB ülkelerini kapsamıyordu. Hazırlayan ekibin geçmişinde 70lerin ortası ve 60 ların ekonomi literatürü birikimi vardı. Dönemin Batı Avrupasının üretim payı dünyada daha farklı bir ölçek ekonomisi oluştururdu yerel firmalar ve Kobiler üzerinde.

      Getirilen en büyük eleştiriler, bu kriterlerin politik gelecek hedefleri ile bağdaşmadığı idi ki zaman onların bazı eleştirilerinin haklı olduğunu gösterdi.

      Bir de dünya üretim kayması, AB ekonomik olarak kendi Kobilerine odaklanamadı, ucuz kredi imkanları büyük AB fon ve şirketlerine kaydı, onlar da klasik ürünlerin ihracatına yöneldiler, AB Kobilerine gitmesi gereken kaynaklar Çin'e kaydı, Çin üretimini aşırı artırdı.

      Yukarda ben hata yapmışım "Maastricht kriterleri ilk çıktığında " yazmışım, doğrusu "Maastricht kriterlerini ilk öğrendiğimde " olacaktı. Ben bu kriterleri 2006 yılında öğrendim :)

      AT^cr1q3j3vjz4hi

      Sil
  2. Hocam bu tablo corona virüs öncesi dönem için yapılmalı çünkü şuan içinde bulunduğumuz durumda tüm dünyada enflasyon çıkıyor sebebide düşük faiz ile tüketim devam ettirilmesi. Bu konuda bir hata var ekonomi canlı tutulsun diye çok ucuz kredi sağlanıyor ancak bu krediler tüketici tüketirken üretici bir taraftan parayı toplayan konumda hem ucuz kredi alıyor hemde elindeki finans ile sektörlerinde büyük işletmeler olanlar küçükleri yok ederek gidiyor ve daha çok insan çalışan durumuna düşüyor.

    Yakın gelecekte üretim ve imalat sanayi ile birlikte tarımda toplulaştırma çalışmaları ile çok büyük firmaların elinde toplanacak küçük işletmeler yok olacak eski feodal düzendeki gibi aristokrat kesim oluşacak yeniden. Bunun içinde insanların çoğu hizmet sektöründe çalışacak bunun içinde birtakım meziyetleri ve dil gerekecek ncak sonuçta çoğu insan hizme sektörünün çalışanı konumun büyü firmaların işçisi durumunda kalacak.

    İşin daha ilginç tarafı internetten alışveriş ile ki toplum buna hazırlandı artık tüm alışveriş internetten oluyor. İlk etapta çok ciddi işsizlik ortaya çıkacak.

    Avrupa İn durumu yazdığınız tablodan çok daha kötü. Asıl problem yaşlı nüfusu ve toplumun sürekli yaşlanması. Avrupa'da birçok ülkede yaş ortalaması 45 ki bu aslında ciddi işçi açığı demek bunun için yurt dışından personel almak zorundalar. Dengeler hızla değişiyor ve Çin bu işin en güçlü ülkesi hem teknolojisi hem insan gücü hem bilim ve bilim adamı seviyesi ile dünyada şuan en ciddi güç konumunda. Afrika ya gittiniz mi bilmiyorum ama gidenlerin hepsi biliyor. Afrikada çin ve hintli insanlar dolu her sektörde varlar ve her ülkede akıl almaz sayıda Çinli var hem bayan hem bay olarak çalışıyorlar. Resmen Afrikalı istila etmişler durum çok garip Afrikada. Anlayacağınız güç değişimi ve denge değişimi sancıları bunlar. Sadece bilgili olmak yetmiyor o bilgiyi aktaracak nesilde olmalı. Avrupa'da yaşlanan nüfus nedeniyle bilgiyi aktaracak nüfusta ciddi düşüş var ve sürekli insan transferi ile ayakta duruyorlar. Onlar için artık ciddi tehdit derecesinde. Kriterlerini yok eden başkaca çok sebep var mutlaka ancak yaşlanan nüfusu sürekli insan transferi iledenge kurmaya çalışan Avrupanın kriterden çok yeni denge arayışı içerisinde.

    Bence Türkiye gibi yakın çoğrafyası ve genç nüfusu olan bir ülke ile üretim personel açığını kapatacak kapasitede olan Avrupanın sıkı tıları bizdeki çok fazla göçmen nüfusu olması ve Türkiyenin Avrupa kriterlerine olan samimiyetsizliği diye düşünüyorum. Türkiye samimi olsaydı bugün bizim insanımız için işler şuan çok farklı olabilirdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Adsız 0116,

      Durum tesbitiniz hoşuma gittiği için şu senaryodaki düşüncelerinizi merak ettiğim için soruyorum.

      "Peki, yaşlanan Batı, eskiden etki ettiği genç nüfuslu, düşük gelirli Türkiye gibi ülkeleri komşuları ile sıcak çatışmaya soksa ne olur? Türkiye, Kürt bölgesi ile sürekli savaş halinde, Çin yeni palazlandı, Tayvan için savaşmaya hazır, keza eski SSCB Afganistan çöllerinde gömüldü, Irak İran'a daldırıldı, Libya-Suriye yerle bir oldu, birbirine giren ve iç kargaşa içindeki Afrikalılar ...." böyle bir senaryo ordusu, teknolojisi ve sermayesi güçlü batıyı yüzyıllarca egemen olarak korumaz mı? (ki savaşan taraflardan biri hep batı destekli)

      EgN6!2nymg0$L$Tt

      Sil
    2. Adsız 17.23

      Batı dediğiniz Avrupa ise eğer Avrupa teknolojide çok geride rakiplerine göre. Rakipleride Rusya abd çin japonya gibi ülkeler.

      Avrupanın ordusu yok zaten oyüzden bir Avrupa ordusu yaratmak istiyorlar bunu en çok Almanya ve Fransa istiyor ki oyüzden natonun beyin ölümü gerçekleşti dedi macaron.

      Güçlü sermayesi olan Almanya var ancak onlarda tüm Avrupanın yükünü çekiyor eğer onlar birlikten çekilirse balkan ülkeleri resmen çöker ki abd oyüzden Balkanlara yerleşiyor yeni senaryoda dengeler değişiyor artık ingiltere de avrupa'da değil. Avrupayı ayakta tutan Almanya ve fransa diğerleri Avrupanın gelişimine katkı değil ayak bağı şuan. Birçok ülke avrupa'da turizm ile ayakta italya Yunanistan portekiz ispanya bunlar turizm olmazsa Avrupa kıtası için gereksiz ülkeler çünkü bilim üretemeyen ülkeler.

      Dünyada değişim teknoloji tabanlı oluyor bu konuda başı çeken ülkeler Abd Çin Japonya Güney Kore Hindistan yazılımda çok iyi ve Rusya. Bunların arasında avrupalı ülke yok.

      Avrupa nitelikli göçmenlere kapılarını açmak zorunda sistemin devam etmesi için ve yaşlanan nüfusunu doyurmak için çünkü çoğuna emekli maaşı veriyor halkın çoğunluğu teknolojiden uzak hatta teknoloji kullanımında Türkiyenin bile gerisinde birçoğu. Ayrıca teknolojiyi yakalayacak jenerasyon yok alışkanlıkları oturmuş yaşlı bir nüfus yapısı var. Örnek almanyada insanlar herzaman kağıt para kullanmayı tercih ediyor nakit alışveriş yapıyor kredi kartı kullanımı bizim çok gerimizde. Bu insanlara cripto para kullanmaya alıştırmak yada yeni teknolojileri kullanmaya alıştırmak kolay değildir. Bugün 3 yaşındaki çocuğa telefonu verdiğinizde YouTube dan çizgi film açıyor ancak 60 yaşındaki amcaya teyzeye telefonu kullanmayı öğretmeye kalkınca ben anlamam diyor.

      Avrupa aklını kullanıyor ve kullanmaya devam edecektir yoksa yok olurlar ekonomileri yavaşlar bunun içinde nitelikli göçmen kabul etmek zorundalar. Batı artık batı değil teknoloji devi ülkeler arasında kalmış varlıklı yaşlı olmuş emekli maaşı olan yaşlı biri değil elbet evi arabası mülkü var ancak sonuçta gücü yok kendine yetersiz olan insan bakıma muhtaçtır. Oyüzden çok akıllı ve uyanık olmalı.

      Saydığınız ülkelerinde kavga ettiren Avrupa değil. İngiltere ABD Rusya gibi ülker ki bu ülkeler dünyada söz sahibi olan ve olmaya devam etmek için hertürlü senaryonun içinde olan ülkeler.

      Avrupa korkulacak bir güç değil aksine faydanılanacak bir topluluktur.

      Sil
    3. Selam Adsız1 Aralık 2021 04:15,

      Cevabınız için teşekkür ederim.

      Peki, bir soru daha, Rusya ve AB dışındaki diğer ülkeler, Suriye'yi patlattıkları gibi Türkiye'yi patlatırlarsa ne olur?

      1jLizG82OBb^@MrO

      Sil
    4. Çiplerin gelişmişlik seviyesi, büyük oranda birim alana ne kadar yarıiletken kapı sıkıştırılabildiğiyle belirlenir. Günümüzde yarıiletken devreler o kadar küçüldü ki, silikon tabakaların üzerine mikroskopik genişlikteki lazerler kullanılarak çiziliyorlar. Buna litografi deniyor.

      Yıllardır dünyanın en gelişmiş litografi makinelerini, sizin teknolojik olarak rakiplerinden geriye düşmüş olduğunu iddia ettiğiniz Avrupa’nın bir ferdi olan Hollanda’nın ASML firması üretmektedir. Bu firmanın birkaç yıldır bu alanda Dünya’da rakibi yok. Ne Amerika’da, ne Çin’de ne de başka bir yerde bu firmanın litografi makinelerinin dengini üretebilen bir firma yok. Bu sebepten ötürü önce Trump, sonra Biden Hollanda hükümetine politik baskı uygulayarak bu firmanın Çin’e satış yapmasını engelliyor, Çin en son teknoloji çipleri üretebilir duruma gelmesin diye.

      Ha bu sadece anekdot, geneli yansıtmaz diyorsanız Avrupa’nın 2021’de bütün dünyada en çok teknoloji yatırımı çeken bölge olduğuna dair haber: https://www.siliconrepublic.com/start-ups/europe-tech-unicorns-dealroom-report

      Türkiye’de “yükselen Çin, çöken Batı” hikayesi ilginç bulduğum bir düzeyde kabul görüyor. Çin’in yükselişi de, ekonomik/teknolojik/bilimsel seviyesi de inkar edilebilecek durumda değil. Amma velakin bir zamanlar Nazi Almanyası’da böyleydi, Sovyetler Birliği’de. Sovyetlerin uzay programının başarıları hala hatırlanıyor, ama 1950-1965 arası ekonomisinin ABD’den bile hızlı büyüdüğü (ki Amerikan ekonomisi için altın yıllardı) o kadar bilinmez.

      Çin tarihte de teknoloji ve ekonomi deviydi. Kolomb Amerika’yı keşfettiğinde Çin’in keşif filosu Kolomb’unkinden çok daha büyük kapasiteli ve kesinlikle Amerika’yı keşfedebilecek düzeydeydi. Meşhur hikayedir, Pasifik’te keşif planları bile hazırdı aşağı yukarı o yıllarda. Sonrasında ne olduğunu da merak eden hızlı bir araştırmayla bulabilir.

      Sil
  3. Borçlanmanın asıl sebebi pandemi sebebiyle olabilir mi? 2020 ve 2019 verilerine baktığımızda neler görüyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pandemiden önce de borçlar yüksekti. Küresel krizle birlikte borçlar yükseldi.

      Sil
  4. Almanlarin Ordoliberalizm dedigi belli kurallara sikica bagli bir ekonomi yonetimi anlayisi var. Bu anlasmada da Almanlarin cok sozu gectigi icin bu tarz kurallar konulmus durumda. Ama Almanya'ya cok uygun olan yonetim diger Avrupa ulkelerinin hepsinde basarili olamiyor.

    YanıtlaSil
  5. Borçlanma enflasyon Kamu maliyesi gibi birçok sorun oluşturan aslında pandemi ve bu sürecin çok uzun sürmesi.

    Bu tablo biraz daha yaşanılan durumu yansıtmıyor aslında pandemi den önce enflasyon bu düzeylerde değildi. Borçlanma konusu dünya genelinde fazla basılan paradan ve o paraların belirli yerlerde toplanmasına kaynaklı diye düşünüyorum.

    Finans konusunda daha sıkıntılı süreçler yaşayacağız diye düşünüyorum ve sonunda 1929 büyük buharanı kadar ağır bir yeni dünya denklemi ile karlılaşağız bence. Çok fazla basılan parayı insanların elinde yok etmek için bazı sanal ama sözde cripto paraların yok olması gerekiyor ve sistemde buna müsaade ediyor. Bunlar resmi olmadığı halde yasaklanmıyrolarda çok garip bir ikilem.

    Bence avrupa dan çok ABD nin soru karını başka ülkelere yıkma projesi bu. Daha önce liberalizm yayma projesi olduğu gibi ve sıkıntı dönemlerinde bunu başka ülkelere yıktığı gibi bir mesele değil çünkü daha büyük çaplı bir organizasyon gerekiyor.

    Ekonlmide artık salt ekonomi değil. Yani siyasetten bağımsız hiçbirşey olmadığı gibi siyasetin çok fazla içinde bulunduğu ve ekonominin prensiplerine çok fazla uzak bir yaklaşımda dünya yönetiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1929 Dünya ekonomik Buhranında başta İngiltere ekonomisi kayıt altındaydı. Bu yüzden Keynes istediğiniz kadar emisyonu arttırın dedi ve ekonomi canlanınca basılan paraları yavaş yavaş İngiltere piyasadan çekerek ekonomiyi harekete geçirdi.Biz de ise ekonomi kayıt dışı...Bu yüzden dediğiniz "yeni dünya denklemi" Türkiye için basit bir konu değildir! Şimdilik Allah milletimizi korusun ve biraz da akıl versin diyorum.

      Sil
  6. Hocam yıl sonu dolar tahminim 20tl,2022 sonu için ise 30tl..
    asgari ücret tahminim ise net bu yıl 3600,gelecek yıl içinse 4200 tl..
    bu gerçekleşirse avrupa için ucuz işgücü pazarı haline gelebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yavaş yavaş geliyoruz. Sadece işgücünde değil her alanda.

      Sil
    2. Ne yavasi hizlica...Suan Arnavutluktan 100 euro daha dusuk asgari ucret seviyesindeyiz. Tam gaz gidiyoruz ucuz isgucunde hedef banglades pakistan misir hatti.

      Sil
    3. 2021 de 20 TL olmaz dolar. 2022 sonunda da 30 TL olamaz. 2021 sonunda 14 TL 2022 sonunda 20 21 TL bandında dalgalanır muhtemelen. 30 TL rüyamda görsem inanmam arkadaş.imkansiz. 30 TL dolar demek Türkiye Venezuela oldu demektir.

      Sil
  7. Hocam

    NTV'de çalıştığınız yıllarda tesadüfen de olsa Vedat Milor'la karşılaştınız mı, ayaküstü sohbet imkânınız oldu mu?

    Çok kültürlü (ve nazik) bir insan olmasının yanında asıl mesleği iktisatçılık, biliyorsunuzdur belki.

    YanıtlaSil
  8. Hocam cds 500 puanı geçtiği yerde amaç nedir,nereye varılmaya çalışılmaktadır?

    YanıtlaSil
  9. Hocam Aralık ayında tüm şirketlerin dövizle dış borç ödemesi olduğu için dolar yükseldi diyorlar. Ocak ayından sonra 9 seviyesine iner diyorlar. Sizce haklılar mı haklı değillerse nedeni nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep böyle beklentilerle mucize beklentileriyle gidiyoruz bakalım.

      Sil
  10. "Maastricht kriterlerini Maraş kraterleri yapar yolumuza devam ederiiiz..."

    Yok, bu söz öyle değildi ... ama öyle bir kitleleri var ki bunu da dersen anlamazlar. Öyle bir kitle ki ne kitlersen kitle anlamıyorlar.

    YanıtlaSil
  11. Hocam avrupada Almanya Fransa dışındaki ülkelerin ciddi bir üretim kapasitesi olduğunu düşünmüyorum şöylede bir görüşüm var avrupanın büyük çoğunluğu Almanyanın ve fransanın ayakta tuttuğu Avro ile ayaktalar katılırmısınız?

    YanıtlaSil
  12. Hocam şu an bizi AB'ye kabul etseler halimiz harap

    YanıtlaSil
  13. Bir asgari ucretle calisan olarak ben asgari ucrete zam gelsin istemiyorum. Cok zam gelirse dolar artar dolar birikimi yapamam. Az gelirse azindan ucundan biriktirdigim paramla dolar alabilirim cunku dolar fazla artmaz. Ayrica biraz riziklar karsisinda sukuru bilmek lazim. Az yiyip az uyuyup cok calismak lazim. Bu millet azla yetinmesini bilir bununlada gurur duyar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asgari ücretle çalışan bir kişi olarak "azından ucundan" nasıl para biriktirebiliyorsunuz inanın çok merak ettim!...Dolar kuru üstelik 13 TL'yı geçmiş durumda.Merakımı mazur görürseniz,acaba kira ,elektrik,su ve ısınma giderlerinizle nasıl asgari ücretle tasarrufu düşünüyorsunuz?Bu meyanda Bekâr-evli ve çocuk sahibimisiniz??....

      Sil
  14. hocam merkez bankası müdahale ile dolar satıp dolar düşüyor. Düşen doları ucuzdan tekrar kendisi alsa dolar yükseliyor. Tekrar aldığı doları satsa yine düşüyor. Düşükten yine alıyor yine yükseliyor yüksekten satıyor...... sürgit bir zincir ....(.Ör: 1 usd 10 tl , 1 milyon usd satış düştü 9 tl tekrar alırsın 10 milyon TL karşılığı 1.111.111 usd ) volatil olan piyasa haricinde kasayı doldurmak için iyi bir çözüm değil mi bu!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahap abi kaptı bu işi; yabancıya yüksekten satıyor, düşükten topluyor, MB'nı kazançlı hale getiriyor değil mi?

      Sil
    2. Buna manipulasyon diyorlar. Bizde olan şekliyle, merkez bankasının vatandaşını dolandırmaya çalışması da denebilir. Bir merkez bankasının bu konuma düşmesi acıklı bir durum ama temel gelir kaynağı olarak pudra şekeri ticaretini seçmiş bir devletin düştüğü durum kadar sefil olmadığını söyleyebiliriz...

      Sil
  15. Sizce dolar kaç lira olmalı?
    Önümüzdeki yıl sonu dolar tlde kaç bekliyorsunuz?
    Dolar birikiminiz var mı?
    Kripto biriminiz var mı hangi altcoinler ilginizi çekiyor? Kritik teknik analiz yazısı ytd olmadan yazar mısını?

    YanıtlaSil
  16. Herşeyden önce birlik içerisinde iktisadi olarak heterojenlik seviyesi yüksektir. Almanya Fransa Hollanda luxemburg İtalya İsveç danimarka yani bu altı ekonomi dışında diğer ekonomilerde üretim kapasitesi beşeri sermaye finansal derinlik tasarruf düzeyi sermaye birikimi vs yeterli değildir. Ve üstelik de bu ekonomilerde de Euro gibi değerli para birimi kullanılıyor.ortak para birimi bence iktisadi olarak homojen olan ulkeler arasında kullanılmalıdır yani Avrupa Birliği için en büyük yanlış ortak para birimine geçilmiş olmasıydı. Bu durum özellikle de finansal olarak diğer 20 ülkenin mali yükünün 6 ülkeye yüklenmesini getirmiştir. 2008 krizinde bunun ceremesini çekti kıta birliği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euro sistemi iyi bir sistem ancak yeterli altyapisi olusturulmadan erken olusturuldu. Once butun ulkelerin para birimi euro-mark euro-liret euro-peso seklinde euroya gecip en az 10 yil boyunca birbiri arasinda tam serbest dalgalanmasina ve euro karsisinda dalgalanmasina firsat verilip 10 yil sonra mesela 1 euromark: 1.25 euroliret gibi 1 euro: 1.15 euroliret 1euro: 1.75 eurodrahmi denklemlere firsat verilip sonra bir ortalama euro kuru uzerinden ortak para birimine gecilmis olsaydi daha iyi olurdu. Boylelikle bir genel ortalama uzerinden bir sistem gelistirilebilirdi. Dahasi belli kriterler isiginda gecisini yapamaycak olan ya da belki gecmek istemeyen ulkelerde eurogulden eurosilin gibi kendi sifiri olmayan para birimleri ile yola devam edebilirlerdi. Boylelikle sistem daha ozgurlukcu daha esnek olabilirdi. Buna ilaveten Euro bolgesinde sadece AB ulkelerinin olusturdugu bir bolgesel IMF tarzi kurulus kurulabilirdi. Bu kurulus krize giren girme egiliminde olan ulkelere belli yapisal reformlar dahilinde kaynak saglayabilirdi. Hatta bu kurulus bagimsiz bir yapi geregi aylik raporlar yayinlayip uyari denetim mekanizmalari olusturabilirdi.

      Sil
  17. Hocam merak ettigim bir husus : STANDARD & POORS, TÜRKİYE'NİN BÜYÜME RAKAMLARINI YUKARI DOĞRU REVİZE ETTİ

    Kredi derecelendirme kuruluşunun Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) Gelişen Piyasalar raporunda, Türkiye’nin 2021 yılı için ekonomik büyüme tahmininin 1,2 puan artırılarak yüzde 9,8’e, 2022 yılı için büyüme tahmininin ise yüzde 0,4 artırılarak 3,7’ye revize edildiği kaydedildi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hükümetin seçim ekonomisi uygulamaya başladığını farkettiler.
      Krediler açılacak, ekonomik büyüme sağlanacak. Hükümetin planı bu. Revize normaldir.

      TqH&E9z^xsd8VC1@

      Sil
    2. Seçim ekonomisi mi, tam tersi seçimsizlik ekonomisi bu.

      Sil
  18. Siz de mi Avrupa batacak muhabbetine basladiniz? Ilginc! Emir mi geldi bir yerden? Yoksa muhalif soylemleri dengelemek icin mi? Sahsi birikim miktarlarini ve bunlarin nufusla karsilastirmasini da gorseydik keske, Avrupa batacak hezeyani biraz hafiflerdi belki.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?