Kuru Hazine Koruyacak da Hazineyi Kim Koruyacak?

Merkez Bankası’nın (TCMB) 23 Aralık 2021’de açıkladığı USD/TL kuru 11,64 idi. 23 Mart 2022’de kur 14,82 oldu. Bu hesabın, faizi ödeyen bankaya ve kurdan doğan farkı (ek faizi) ödeyen Hazine’ye maliyeti ne oldu? Bu soruların yanıtını aşağıdaki tablo yardımıyla vermeye çalışayım:


Tabloya göre uygulamanın yürürlüğe girdiği günün hemen ertesi günü (23.12.2021) bankada 100.000 TL’lik KKM hesabı açan bir kişi bu hesabı açmak yerine dolar alsaydı eline (100.000 / 11,64 = ) 8.591 dolar geçecekti. Bankalar TL’den geçilen KKM hesaplarına TCMB’nin politika faizinin (% 14) en çok 3 puan üzerinde faiz verebiliyor. Bu bankanın da buna uygun olarak % 17 yıllık faiz verdiğini varsayalım.  Bu yıllık faizin 3 aylık vadeye isabet eden kısmı % 4,25 olur. Bu kişi 100.000 lirasını KKM hesabında 3 ay vadeyle tuttuğunda bankadan % 4,25 dönem faizi karşılığı olarak 4.250 lira alacak. Eğer işin içinde kur koruması olmasaydı bütün alacağı faiz bundan ibaret olacaktı. KKM devreye girince bu faize ek geliyor. Hesabın açıldığı tarihte 100.000 liranın karşılığının 8.591 dolar olduğunu göstermiştik. Bu tutarın 23.03.2022’deki karşılığı (8.591 x 14.82=) 127.320 lira eder. 100.000 liralık KKM hesabı açtırmış olan kişinin 3 aylık vade sonunda alacağı anapara + faiz + kur koruması (ek faiz) toplamı budur. Bu 127.320 liralık toplamın 100.000 liralık kısmı kişinin yatırdığı anapara 27.320 liralık kısmı ise faiz + kur koruma bedelidir. Söz konusu 27.320 liralık tutarın 4.250 liralık bölümünü paranın yatırıldığı banka mevduat sahibine faiz olarak ödeyecek, kalan (27.320 – 4.250 =) 23.070 liralık kısmını da Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçeden karşılayacaktır.

Bugüne kadar KKM hesaplarına yatan toplam para tutarının 591 milyar lira olduğu açıklandı. Bu para, farklı tarihlerde yatan ve bugün itibarıyla ulaşılan tutarı gösteriyor. Bunun tamamının en başından beri yatırılmış olduğunu varsayarak üç aylık bir tahmin yapabiliriz. 591 milyar lira ile 23.12.2021’de dolar alınsaydı ele geçecek tutar (591 / 11,64 =) 50,8 milyar dolar olacaktı. 591 milyar liraya Hazine’nin ödeyeceği tutar (591 x 0,2307 =) 136,3 milyar lira hesaplarız. Bunun bir yıl aynı şekilde devam ettiğini varsayarsak Hazine’ye yıllık yükü (136,3 x 4 =) 545 milyar lirayı bulacaktır. (Buradaki hesaplamamızın baştan beri 591 milyar liralık bir toplamı esas aldığı ve bunun değişmeden yılsonuna kadar devam ettiği, USD/TL kurunun ilk üç aydaki gibi bir artış sergilediği, 591 milyar liralık hesapta dövizden geçiş, liradan geliş gibi bir ayrım yapılmadığı varsayımlarına dayandığına bir kez daha dikkat çekelim.) 

TCMB’nin kurun ve dolayısıyla enflasyonun yükseldiği bir ortamda faizi artırmak yerine düşürmesinin maliyeti ne yazık ki tahminlerin çok ötesine geçecek gibi görünüyor: (1) TCMB kurun yükselmesini önlemek için milyarlarca dolar tutarında döviz satışı yaptı ve yapmaya devam ediyor. Bunun sonucu olarak TCMB’nin swaplar hariç net rezervleri eksi 44 milyar dolar dolayında bulunuyor. (2) Hazine, KKM dolayısıyla hiçbir şekilde muhatap olmaması gereken bir fark ödemesi yapmakla yükümlü tutulduğu için bütçeye yüksek bir ek yük gelecek gibi görünüyor. Bunun bugünkü durumun devamı halinde yıllık maliyeti 545 milyar lirayı geçiyor. (3) KKM hesaplarında gelir vergisi kesintisi (stopaj) sıfırlandığı, döviz işlemlerine uygulanan BSMV kaldırıldığı ve şirketlerin KKM hesaplarına geçmesi halinde kur farkı nedeniyle doğacak kazanç kısmı kurumlar vergisinden istisna edildiği için bütçede önemli bir gelir kaybı ortaya çıkacak.

TCMB’nin rezervlerini eritmesinin ve Hazine’nin karşılaşacağı olağanüstü gereksiz yüklerin tek bir nedeni var: Faizin doğru belirlenmemesi. Faiz tek başına sorunları çözemez ama eğer yanlış belirlenirse inanılmaz sorunlara yol açar. KKM uygulaması bize bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtlamış bulunuyor.


Yorumlar


  1. “Kuru hazine koruyacak da hazineyi kim koruyacak”

    a) Darphane

    b) M3 Para Arzı

    c) Faiz Arttırımı

    d) Vergi Arttırımı

    e) Allah

    Bu zor günlerde biraz tebessüme vesile olsun istedim Hocam.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam 591 Milyar TL 'ye bankanın ödeyeceği faizi 25,1 Milyar TL'yi ekledikten sonra alınabilinen döviz tutarı 41.6 Milyar USD derken zaten bankanın faizini ödediğini varsayarak , arada kalan 50,8 - 41,6= 9,2 Milyar usd karşılığı 136,2 Milyar TL Hazinenin ödemesi gereken rakamdır.Tekrar bu rakamdan bankanın ödeyeceği rakamı düşmemeniz gerekiyor.

      Sil
  2. Hocam merhabalar. Baki Demirel Twitter hesabında şöyle demişti geçenlerde "KKM örtük dolarizasyon olsa da geri ödemeler TL birimdir. Bu TL birim yoktan yaratılır. Devletin bu ödemeyi yapmak için vergiye ihtiyacı yoktur." Burdan ne anlamamız gerekiyor hazineye yük olup olmama açısından.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para basmayı mı kastetti hoca bilemedim.

      Sil
    2. KKM, TL hesabıdır. DTH da TL hesabıdır.

      DTH, yasal olarak bankalara, MB'da zorunlu karşılık tutma yükü verir.

      Başka bir açıdan bakarsanız, MB (siz hazine diye okuyun) 'ın bankalara zorunlu karşılık kadar döviz borcudur (Öyle bir para yoktur, çünkü zorunlu karşılıklar satılmıştır).

      Şimdi şöyle düşünün. (hazine diye okuduğunuz) MB 'nın, bankalara olan döviz borcu nasıl azalır?

      Cevap: DTH hesabındaki para azalırsa.

      KKM, DTH hesabındaki parayı azaltmak için getirilmiş bir düzendir.

      DTH azaldıkça (Hazineye bağlı olan) MB'nın bankalara olan döviz cinsi borcu azalır.

      1830' daki yorumumda, bankalar ile siyasetin nasıl beraber çalıştığını anlattım.

      Bu konuda da Mahfi hocamızın detaylı verdiği hesap nisbetinde, bankalar ile hazine (hazineyi de sizin cebiniz diye okuyun) ortak paylaşıyorlar.

      DTH borcu MB nın (hazinenin) olduğu için, ödenen paranın büyük kısmını hazine üstleniyor.

      Not: TR hazinenin son yıllarda yaptığı tüm işler, 4 işlem matematik ile anlaşılabilen işler. Detay hesaplar ile kafanızı yormayın.

      Türkiye'de yaşayan ekonomistlerde, ister istemez, ceza korkusu olduğu için açık yazamıyorlar. Neticede herkesin bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi, yakını var, borcu var, sosyal yaşamı var.

      nBsDvmd8J7jiokEs

      Sil
    3. Sn Baki'nin yaptığı hata şurada.

      Para, MB dan banka hesaplarına gitmiyor.
      KKM sahibinin mevduatına gidiyor.

      Bankacılık sistemindeki TL mevduat artıyor,
      karşılığında TL kredi verme imkanı da artıyor.

      Kredi nereye gidecek?

      Kredi, döviz talebini artıracak yerlere gidecek.
      Cari açık arttığında, cari açığın finansmanı için gereken para döviz.
      Borç alınan döviz, dış borcu artıracak.

      İşte bu gereken döviz açığı, faizi, yapılan işi doğrudan veya dolaylı vergi olarak realize edecek.

      Sn Baki'nin verdiği makaledeki ülkelerde yapılan işten farklı TR da KKM ile yapılan.
      TR, MB nın döviz yükümlülüğünü siliyor, uzun vadede hazine üzerine atıyor.

      TR'ın yaptığı çok kötü bir şey.
      DTH hesabını bir günde kapatsa, TR için daha avantajlı olur.
      Kapat(a)mıyor.
      DTH zorunlu karşılığı, mudiye olan gerçek döviz borcu.
      KKM ile DTH ı yer değiştiriyor.
      Döviz tutanın döviz talebini KKM bitimine erteliyor.
      Peki KKM ne zaman bitecek?
      Tüm DTH lar KKM olsa yine yukarda yazdığım döngüde hazine döviz borcu arayacak.

      Sn Baki'nin paylaştığı makaledeki tüm ülkeler ya Euro bölgesi ülkeleri, ya da Euro bölgesi ile eklemli ticaret yapan, Euro kazancını TR a göre ekonomilerinin doğası gereği rahat bulan ülkeler.(Diğerleri parası yine Euro gibi rezerv para ülkeleri)
      Makale : Prelude to a critique of the Ricardian Equivalence Doctrine (Leon Podkaminer)

      TR şirketleri artan mevduat ve kredi karşılığında (makaledeki ülkeler gibi) hemen Euro getirebilir durumda olsalar tamam derim.

      TR nin yaptığı torunlarından çıkacak.
      m2ZWzi1kTmJh1f3u

      Sil
  3. Hocam tabloda Hazine tarafından ödenecek tutara anaparayı da ilave etmişsiniz.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler bilgilendirici yazınız için. Tabloda hazinenin ödeyeceği tutara anaparayı da eklemişsiniz, yıllık maliyet hesabında da anapara Hazinece ödenecek şekilde alınmış. Ancak sonuçta anapara zaten durmuyor mu bankada? Zaten ilk paragrafın sonunda da 23.070 TL olarak belirtmişsiniz Hazine'nin ödemesi gereken rakamı, anaparayı dahil etmemişsiniz orada. Hesaplama yapılırken anaparayı dışarıda tutmak gerekmiyor mu, yoksa ben bir şeyi mi kaçırıyorum?

    YanıtlaSil
  5. Ufuk açıcı yazınız için çok teşekkürler.

    Not: Tablonun son satırındaki sayı 23.069 olmalıydı. Metinde geçen "(591 x 11,64 =) 50,8" ifadesi de "(591 / 11,64 =) 50,8" olmalı.

    YanıtlaSil
  6. Selam hocam,
    Hazinece ödenecek tutar 123,069 yerine 23,069 olacak değil mi?

    YanıtlaSil
  7. Hocam,
    Bu hesap ile ekonomistlerin enflasyonun altında faiz veriliyor sözleri de boşa düşmüş olmadı mı?
    Devlet mevduat yerine KKM hesaplarına tasarruf sahiplerini yönlendiriyor.
    KKM enflasyon üstünde faiz veriyor, tasarruf sahibini koruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de faizi banka vermesi lazım, Hazine niye bankanın maliyetini üstlensin?

      Sil
  8. Çok yararlı bilgiler, yüreğinize sağlık Mahfi hocam..

    YanıtlaSil
  9. Faizler niye düşük?

    Faizlerin düşük olmasının bir kaç sebebi var.
    Çoğu siyasetin finansmanı ile ilgili.

    Türk özel bankaları zamanında, siyasetin finansmanı için açtıkları kredileri geri alamıyorlar.

    Bir misal: Türk Telekom.

    Türk Telekomu satın alan Lübnan'lıya verdikleri borç karşılığında Türk bankaları bir şey alamadı. Külliyen zarar. Bankalar, Levent Yapılandırma diye bir şirket kurup Telekomun %50 sini özel bankalar kredi karşılığında aldılar. Yüzde 30 u da hazinenin. Hatırlamıyorum, 5 milyar dolar gibi bir kredi mi ne vermişlerdi.

    Bankaların zararı nasıl karşılanacak?
    Banka düşük politika faizi aldığı parayla, yüksek faizli hazine kağıdı alacak, zaman içinde borç kapanacak. Yani borç düşük faiz ile kamulaştırılmış olacak.

    Başka çok misalleri de vardır. Siyasetçinin çantacılarına kredi verilip alınan medya kurumları, eski devlet KİT'leri, bunların parasını sizler ödediğiniz için, siz daha iyi biliyorsunuz.

    Bu yazdıklarım taa 15 yıl önceden kalma borçlar. Son 10 yılı daha işin içine katmadık. Son 5 yılın eksi rezerv bakiyesi verdiren swaplarını da düşünürseniz, küçük dilinizi yutarsınız ki daha Swap ödemelerine geçemedi henüz hazine.

    Mahfi Beyin son paragrafındaki "faizin doğru belirlenmemesi" ifadesini cevaplamış oldum.

    Not: Değerli hocamıza büyük saygılarımla (1) maddesinde yazdığı konuya katılmıyorum. Döviz satışları kuru düşük tutmak amaçlı değil; tek adam rejimi finansmanının devamı için gereken kaynağı oluşturmak için satıldı. Tabi ki sonuç olarak, her satış sonrasında ülke ekonomisi için ihtiyaç duyulan döviz talebi kurları yukarı çıkardığı için, sizler düşük kurdan satış yapıldı algısına kapılıyorsunuz.

    6wVYHaesLWOC84ta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüşlerinizi ve tespitlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Önemli tespitler.

      Sil
    2. Kamu bankaları, her dönemde siyasetin finansmanı için kullanılmıştır. ABD'de kamu bankası yoktur. Olsa, orada da kullanılır. Bu nedenle, koalisyon dönemlerinde hükümete ortak her parti, bir devlet bankasına hükmedecek pozisyon kapmak ister. Parti içi demokrasi, parti liderini eleştirme özgürlüğünün olmadığı bir ülkeye, demokrasi ve şeffaf yönetim hiçbir zaman gelmez.

      Sil
  10. Hocam ben gariban işsiz bir vatandaşım... Vergimi de veriyorum. Benim vergim bana hizmet olarak değil zengine ekstra kaynak olarak aktarılıyor. Bu nasıl düzen hocam! Muhalefet bu sorumsuzluğu halka neden anlatamıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de onu sorguluyoruz.

      Sil
    2. Selam, işsiz de çalışan da gariban siyaseten temsilde.

      Türkiye'de çalışan kesime hitap eden bir siyasi oluşum yok diye biliyorum, varsa bilenler yazsınlar. Çalışan kesimin politikacıları, çalışanları işsiz kaldığında da destekleyecek politikaları üretirler. Öyle bir politik oluşum görmedim, yok.

      Bunu yazdıktan sonra, düzenin adı "Tek adam rejimi".

      Muhalefette şöyle bir sorun var.

      Kanun: Sıcak ve soğuk su karışırsa, yeni suyun derecesi ikisinin arasında olur.

      Tesbit 1:
      Muhalif Türk liderlere baktığımda, aralarında hiç biri aktif ülke yönetiminde bulunmadı. 65 yaşındaki Sn Akşener'in bakanlık görevi dışında.

      Tesbit 2:
      Muhalif Türk liderlerin bir kısmı, mevcut siyasi partinin eski bakanları arasından.

      Tesbit 3: Mevcut ülke yöneticisi 20 yıldır ülkeyi yönetiyor. Çok fazla seçime girildi son 20 yılda

      Tesbitler; Türk siyasi rejiminin tek adam rejimine doğru evrilip, yönetim, yönetişim ve lider üretme alanlarında kuruduğunu gösterir.

      20 yıl uzun bir süre, ülkedeki insanların neredeyse yarısı son 20 yılda doğdu.
      Sosyal medyada Z kuşağı olarak anılan bu kesim, yaşadıklarına, ve ödeyeceği bedeli gördükçe bir tepki oluştursa da, yönetim ve ülke liderliği belirleme güdüsü olmayan kesim. Yani, hedefsiz tepkili bir kesim. Yani, mevcut rejimin benzeri, daha geri bir başka bir tek adam rejimi üretme dışında etkisi olmayacak bir Z kuşağıdır. Z kuşağının tepkisel oylarının yönü, Tesbitler ışığında bize yine tek adam rejimini işaret ediyor.

      Kısaca, Türkiye, çoklu siyasi yeteneğini kaybetmiş bir toplum diyebiliriz. Unutmayın, lider adaylarından parlementer rejim tecrübesi olan tek kişi Sn Akşener, yeni seçim döneminde 67 yaşında olacak, yakın çalışma arkadaşlarının hiç birisinin parlementer rejim deneyimi yok, o yaştaki bir insan için aşırı büyük bir yük.

      Günümüz Türk bürokrasisinde parlementer rejim deneyimi olan kadrolar, 2000 yılında 27-40 yaşındaydılar. Günümüz Türk bürokratlarının da parlementer rejim deneyimleri 25 ile 35 yaş aralıklarındaki kariyerlerinin ilk dönemi olan 10 yıl. O kadarcık.

      Türk devletinin de parlementer rejim deneyimi yok. Her sene emekli olanlar ile bitiyor.

      Her geçen yıl, Türkiye'yi, Türkmenistan yapıyor. Böyle düşünün.

      Adsız 18:55 sorunuzun cevabını aldınız.

      Parlementer rejim ile tek adam rejimi, sıcak su ile soğuk suyun karışımı idi.

      Değerli büyüğümüz Mahfi hocamızın da sorguluyoruz ifadesini açıklamış oldum.

      nr4Q4TuA2L8zN81w

      Sil
  11. Ben, Hazine’nin özel bankalardaki mevduata katkı ödemesini bir türlü anlamıyorum. Kamu bankaları KKM ile topladığı mevduatı, ihracatçı, sanayici veya tarım ve hayvancılık sektörü için kullansaydı %15 faizli kredi ile ve geri kalan kur farkını Hazine karşılıyor deselerdi, politika tercihi derdim. Ama, bir kamu kaynağı ile özel bankadaki mevduata katkı yapılması nasıl kanuni olabiliyor, çok saçma.

    Ekonomi yönetiminde herhangi bir mantık ve strateji olduğunu düşünüyorum. Günü kurtarmak amaçlı palyatif tedbirler, orta ve uzun vadeli etkileri konusunda hiç bir fikirler yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam 1830 da sebebini yazdım.

      Hazine, özel bankalardaki mevduata katkı sağlayacak, sağlamak zorunda.

      Siz de muhalefet olduğunu düşünen bir kaç milyon insandaki yanılgıyı cümlenize eklemişsiniz.

      Hükümet tarafı uzun vadeli bir strateji ile bugünlere geldi. Yorumumu okursanız, siz hükümetin 15 yıl önce yaptığı stratejinin sonucunu şimdi görüp, hükümetin fikri olmadığını savunuyorsunuz.

      Bugün yaşadığınız sıkıntıların temel hatlarına 2003 yılında karar verildi. Tabi sürecin nasıl işleyeceği belli değildi, ama böyle oldu.

      Mevcut hükümet tabi işin bir ayağı, uygulama tarafında, ama tabi koskoca Türkiye'yi bu hale indirmek kolay değildi, bu işleri yapanlar ne yaptıklarını çok iyi bilen, uzun vadeli etkilerini çok iyi bilen insanlar.

      Türk halkının başına gelen ilk durum bu değil. Bazen milletlerin hayatlarında milletlerin geleceklerini etkileyen olaylar olur.

      Yine buraya yorum olarak bir kaç gün önce yazdım. 1855 te Fransa, İngiltere ve Osmanlı, Sivastopol'de Ruslara karşı ortak savaşırken, o zamanın Balkanları, şimdiki Kırım ve Sivastopol civarında Türk kültürü ve yönetimi egemendi. Tarih de vermiştim, Bulgaristan, Kayseri'den daha Osmanlı idi. Kayseri, Bulgaristandan 70 yıl sonra Osmanlı toprağı olmuştu.

      Bugün, Sivastopol'de Ruslara karşı yapılan savaşta Türk yok, Balkanlarda Türk kalıntıları var.

      200-230 yıl önce yapılan politik hatalar neticesinde, Batı dünyası, Osmanlı ile ortak çalışamayacağını anlamış, sonucunda Balkanlar, Kırım, Ortadoğu topraklarında Türk kültürü silinmişti.

      2003 yılı da böyle bir kader yılıdır. Türkiye Cumhuriyetinin Batı ile uyumlu çalışamayacağı anlaşılmıştır. Sizin şimdi şikayetçi olduğunuz sürecin ilk 20 yılıdır.

      Bu 20 yılda ne olmuştur?
      - Cumhuriyet ibaresi kalkmıştır.
      - Ülkenin siyasi rejimi, kontrol edilebilir tek adama indirgenmiştir.
      - Ülkenin serveti dışarı aktarılmıştır.
      - Ülkenin nüfus projeksiyonu bir şekilde değişmiş, 2055 yılına ulaşıldığında ülkenin en az yüzde 15i farklı ülke insanları olacaktır.

      Yukardakileri 20 yıl önceki Türk yöneticilere söyleseniz gülerlerdi.

      2155 de ne olacaktır?

      Büyük ihtimalle, Balkanlar gibi Türk kültürünün kalıntı halinde kaldığı bir kaç devletli bir yapı oluşacak.

      Unutmayın ki, Türkiyenin doğu ve güneydoğusunda, devletleşmeye çok yakın bir Kürt kültürü vardır. Zannetmeyin ki siz zayıfladıkça onlar da zayıflıyor. Oranın işine gelen bir zayıflama mevcut devletin zayıflaması. Keza, Hatay, Adana taraflarında da farklı bir kültür yatırımlarını yapıyor.

      Böyle bakarsanız, çok da fikirsiz insanlar olmadıklarını görürsünüz.

      2vYNf0224TiOwslo

      Sil
    2. 👍 😔

      Sil
  12. Hocam merhaba, Gerçekten mükemmel bir analiz olmuş.KKM nin hazineye getirdiği yükü açıkça ortaya koymuşunuz.Ben neticeyi değiştirmeyecek birkaç düzeltme yapmak isterim.KKM kuru olan 11.64 TCMB tarafında döviz alış kurudur.Dövizden TL ye geçiştede bu kur uygulanmakta.Buda serbest piyasa ve bankalarda döviz satış kuru yani makas biraz yüksek olduğu için baştaki 100 bin USD satınalma hesabını biraz etkileyebilir. Ayrıca binde 2 kambiyo vergisinide ilave etmek lazım .Açıkçası dövizi olan kişi sisteme girmesede parası 3 aylık dönemde aynı değeri bulacaktı diye düşünüyorum.Vede dövizini bozdurmamış olacaktı.Elinde TL olan ise bu sisteme girmediyse yüzde 17 ile 20 arasında faiz getirisine sahip oldu.Elinde TL olup bu sisteme girenler ise bugüne kadar görmedikleri bir getiriyle karşılaştılar.Şimdi bundan sonra yatırımcı davranışı sizce nasıl gelişir.Mevduat faizlerininde biraz düştüğünü gözönüne alırsak Klasik aylık sabit faizli mevduat sisteminin sonu geldi diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Sürekli duruma göre davranış sergilendiği için önümüzdeki dönemde ne yapılacağı konusunda bir şey diyemeyiz.

      Sil
  13. Vefat edip cennete gittikten sonra, cenneti analiz edip yazacak mısınız Mahfi bey? Cevabınızı çok merak ediyoruz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyor Ömer Hayyam:

      Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
      Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
      Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
      Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.

      Sil
    2. Mahfi bey muhtemelen cennete gidemeyecek:

      1- Rakı içiyor

      2- Faizi savunuyor

      Bunlar büyük günahlar (şeyhimiz öyle söyledi).

      Sil
    3. https://www.mahfiegilmez.com/2012/04/omer-hayyam.html

      Sil
  14. Mahfi bey görüşlerinize trollük yapmak için değil, konuyu anlamak için soruyorum:

    Türkiye'deki şirketlerin büyüklüğü ne olursa olsun (tekstil atölyesinden tutun, yedek parça üreten KOBİ'sine kadar), bu şirketlerin çoğunluğu, bankalardan çektikleri kredileri kullanarak şirketlerini ayakta tutuyor. Bu gerçeği inkâr edemeyiz.

    Bankalar sattıkları kredilere uyguladığı faizi arttırdığı zaman şirketler boğuluyor, faizi düşürdüğü zaman şirketler nefes alıyor.

    Türkiye'de, salt (sadece) "kredi faiz oranlarının hassasiyeti" çevresinde kurulmuş milyonlarca şirketten bahsediyoruz! Devasa bir mekanizma, adeta uyuşturucuya alışmak gibi bir şey!

    1. sorum: Sadece kredilerle şirketleri yaşatmaya alıştırmak, tehlikeli değil mi?

    2. sorum: Şirket sahipleri, kredilere olan (uyuşturucu bağımlısı gibi!) alışkanlıklarını bir çırpıda sonlandıramayacaklarını biliyorlar. Bu nedenle, şirketlerin, TCMB'den faizi düşürmesini sürekli talep etmesi, şirketler açısından baktığımızda haklı bir talep değil mi? (Çünkü yüksek faiz veren kredileri çekecek güçleri kalmaz, böylece şirketleri batar.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaklaşık 673 bin şirketin bilançoları üzerinden yapılan bir değerlendirmede Finansman giderlerinin (faiz + komisyon vb.) toplam giderler içindeki payı % 3 olarak tespit edilmiştir (on yılın ortalaması.) Bu da bize firmalar için faiz giderlerinin değil kur artışının ölümcül olduğunu gösteriyor.

      Sil
    2. Geçmiş on yılda kredi maliyeti düşüktü ama gelecek on yılda yüksek olacak.Ufukta fırtına bulutları var.

      Sil
    3. Hocam emeğinize sağlık. Yazı için çok teşekkürler. Ekonominin kimyası bozuldu diye düşünüyorum. Yazılarınızdan anladığım bu. Bütün ekonomik ve matematiksel kurallar yok sayılarak problem çok daha büyük boyutlara ulaştı. Öyleki kendi kendini büyüten bir ekonomik krize dönüşüyor. Umarım bir an önce bilimsel kurallara uygun çözümler ortaya konur ve uygulanır. Saygılarımla.

      Sil
    4. Hocam, ben faizlerin düşmesi ve kredilerin artış göstermesinin temel sorun olmadığını düşünüyorum. Üzerinde durulması gereken konu, verilen kredilerin verimsiz, istihdam yaratmayan ve katma değeri olmayan sektör, şahıs ve firmalara aktarilmasindan dolayı maliyeti düşük fonların enflasyon, cari açık vb. Makro ekonomik veriler üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünüyorum. Bu durumu örnekle açıklamak gerekirse esnaf kredileri veya onceki dönemlerde ozellikle verilen KGF kefaletli krediler, amaçlarının dışında kullanıldı. Kimisi ev, araba, kimisi lüks tüketim ürünlerine harcadı.

      Sil
    5. Ben bir mali müşavirim. Bugüne kadar 300 ü aşkın firmanın bilançosunu görmüşümdür. Hiç bir firma istiklalini kolay kolay banka kredilerine bağlamaz. O kadar firma arasından kredi batağından gördüğüm firmaları saysam bir elin beş parmağını geçmez. Ama kur zararı hemen hemen her firmanın bugün ortak yükü ve sorunudur.

      Sil
  15. Hocam

    Crosby, Stills, Nash & Young: "Teach Your Children" mı?
    https://www.youtube.com/watch?v=EkaKwXddT_I

    Deep Purple: "Child in Time" mı?
    https://www.youtube.com/watch?v=PfAWReBmxEs

    Hangisi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yıllık maliyet konusunda iki farklı rakam var yazıda. 445 ve 545... Acaba ben mi yanlış anlıyorum...

      Sil
  16. Mahfi Bey, bu sistem hazinenin faizsiz veya düşük maliyetli döviz borçlanması olarak değerlendirilebilir mi?

    Yazınızdaki onca hesaptan sonra ortaya çıkan maliyet varken bunu mu çıkardınız sorusu gelebilir.

    Konuya döviz olarak bakınca, harici bir kaynaktan yüksek faizle döviz borçlanacakken vatandaştan faizsiz emanet döviz almak gibi bir sonuç çıkmıyor mu?

    Elbet çok farklı ekonomik etkileri vardır bu kadar basite indirgemek doğru olmayabilir. Ancak yalın olarak bakınca sıradan bir vatandaş olarak ilk günden itibaren özeti böyle gördüm.

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerlendirilemez çünkü dövizler Hazineye değil bankalara gidiyor. Üstelik faizini de (ek faizini) Hazine ödüyor. Yani Hazine vatandaşın dövizini TL'ye para ödeyip çevirtiyor ve döviz de bankanın oluyor. Böylece Hazine aslında bankalara para yardımı yapmış oluyor.

      Sil
  17. Hocam, aslında sıfır faizle dolar toplamış olmadılar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır para zaten oradaydı ve aynı yerde duruyor. Bedelini Hazine (yani siz, ben ve diğerlerinin vergileriyle) ödediler ve paralar Hazinede değil halen bankalarda. Yani paralar yer değiştirmedi.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam. Bir de KKM süresi dolup tekrar döviz alırken kambiyo vergisi de yokmuş. Ağa ile kahyanın hikayesi geldi aklıma. :(

      Sil
  18. Hocam selamlar, eğer başından beri faizi olması gereken seviyelerde tutsaydık, daha az zarar oluşmaz mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yaptığım hesaplara göre faizi % 19'da bıraksaydık USD/TL 10,5 TL ve enflasyon da % 25 - 27 dolayında bir yerlerde olacaktı. Faizi indirecek yerde mesela % 22'ye çıkarsaydık bunlar çok daha düşük olacaktı.

      Sil
    2. Hocam, merkez bankası yöneticileri bunu öngörmemiş olamazlar. Öyleyse benim aklıma tek bir şey geliyor. Sürekli döviz de ki bu dalgalanmalar birilerinin istediği şey demek ki. Yarattığı enkazı önemsemeden birileri sürekli bizi aynı döngü içine sokuyor.

      Sil
  19. Hocam ben neden politika faizinin üstüne 3 puanlık sınır kondu onu anlamadım. 5 puan olsa Hazinenin yükü daha az olacaktı. Vatandaş 3 de olsa 5 de olsa aynı parayı alıyor. Bu işten sadece Bankalar karlı çıkmış görünüyor. Neden?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda çeşitli iddialar var. Bankalar, Telekom'un satın alınmasında kredi vermek gibi çeşitli işlere girmeye zorlandığı ve bankalar da bu işlerden zarar ettiği için onlara ucuz kaynak sağlamak için bu şekilde düzenleme yapıldığı iddiası söz konusu. Ama dediğim gibi bu bir iddia. Ne kadar doğru bilemem.

      Sil
  20. Dediğiniz gibi faiz indirecek yerde %22'ye çıkarılsa idi enflasyon bu kadar azmayacaktı. İşin hüzünlü ve acıtıcı tarafı faizden kaçayım derken üç ayda %27, yıllık %109 faiz vermiş oluyorsunuz. Bu yükü de hazineye yani halka yüklüyorsunuz. Diğer yandan özel bankalar ortalama %30 ile kredi veriyorlar. Kabaca aylık %2,5 faiz ödemesi var. Kredi çekip emtia fonlarına yatırsan kendi kendini ödüyor zaten. Yıllık %100 getirileri var. Eğer esnaf yada sanayici isen %30'dan kredi çek hammaddeye yatır. Sonuç... tarım ürünleri, demir çelik, yağ, şeker vs. fiyatları alıp başını gitsin. Yani gerçekçi olmayan düşük faiz, beklentinin aksine enflasyonu aşağı çeken değil tersine azdıran en büyük neden haline gelmiş durumda. Yazık, gerçekten içler acısı hatta utanılacak bir durum.

    YanıtlaSil
  21. Gerçekler ne kadar can yakıcı...

    YanıtlaSil
  22. Hocam merhabalar yazınız için teşekkür ederiz. Benim iki sorum olacak:
    1- KKM hiç devreye girmeseydi Kur artmaya devam eder ve bu artıştan kaynaklanan ülkeye maliyeti daha büyük olabilir miydi? (Klasik KKM savunucular teorisi bu yönde)
    2- Konuyla ilgisi yok sadece siz saygıdeğer hocamızın düşüncesini merak ediyorum: günümüzde uygulanan demokrasi kavramına inanıyor ve güveniyor musunuz? Yöneticileri seçerken herkesin mi söz hakkı olmalı sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. KKM sanki kuru frenlemiş gibi görünse de yarattığı risk artışı nedeniyle önümüzdeki dönemde kur artışına yol açacak gibi görünüyor.
      2. Ben herkesin söz hakkı olması gerektiğine inanıyorum. Günümüzdeki demokrasinin bazı alanlarda geliştirilmesi gerektiği kanısındayım. Mesela hiç kimseye iki dönemden fazla (yaşamı boyunca) seçilme imkanı vermeyecek bir düzenleme yapılmalı.

      Sil
  23. Hocam merhabalar, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. 591 milyar liranın Hazine’ye maliyeti hesaplanırken vade başındaki dolar karşılığından vade sonundaki anapara ve banka faizi toplamının dolar karşılığı çıkarılıp 9,2 milyar dolar bulunuyor. Bu farkın içinde banka faizi olmadığı halde sonrasında TL karşılığından aynı para fazladan düşülmüş olmuyor mu? Bu durumda yıllık yükün 545 milyar lira seviyesinde olması gerekmez mi? Bir de banka faizi hesap formülünde 0.425 yerine 0.0425 olmalıydı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onun içinde de banka faizi var. En başta ekliyoruz.
      0,0425 olması gerekirdi, onu düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
    2. Hocam peki 100.000 liralık hesapta Hazine’nin ödediği %23,07 iken 591 milyar liralık hesapta neden %18,82 (111,2 / 591) oluyor?

      Sil
    3. Bu hesabı bir daha yapayım bakayım.

      Sil
    4. Evet haklısınız, hesabı buna göre düzelttim maliyete 100 milyar TL ek geldi. Uyarı için teşekkür ederim.

      Sil
  24. Yük : 445 milyar TL
    2021 Bütçe açığı : 192.2 milyar TL
    Yani yaklaşık bütçenin verdiği açığın 2 katı, açıkla birleşecek ve ,
    bütçe açığı 3 katına çıkacak 1 yılda..
    Beklenen 2022 Bütçe Açığı : 650 milyar TL.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii burada benim kullandığım varsayım bu işin hep böyle devam etmesi üzerine kurulmuş durumda. Böyle olmayabilir ama ciddi bir ek yük geleceği tartışmasız.

      Sil
  25. Hocam özetle şunu söylesem yanlış ifade etmiş olur muyum; Mb faizi %19dan 14'e düşürülme karşılığında( 3aylık dolardaki artış %27*4=%108) yıllık %108 faiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep böyle devam etmez tabii ama ilk 3 ayı yılla yayarsak (aynen devam ettiği varsayımıyla) böyle çıkıyor.

      Sil
  26. Merhaba Sayın Mahfi bey, açıklamanız için teşekkürler. Bu konuda fazla açıklama yok. Olsa da anlaşılmıyor. Herkesin anlayabileceği bir açıklama olmuş. Burada Hazinenin büyük yükü olacak. Mevduat sahibi açısından şöyle bir durum olmuyor mu? 8.591 dolarını bozduran mevduat sahibi 3 ay için 27.320 TL. Faiz alıyor. 3 Ay sonra hesabını kapatıp, tekrar dolar alsa idi yaklaşık aynı tutarlı dolar alabilecekti. Kur yükseldiği için dolar cinsinden önemli bir kazancı olmamıştır. Bu konuda düşüncenizi açıklamanız mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Dolardan TL'ye dönenler için hiçbir fark yok ama TL'de kalmak durumunda olanlar için Dolara endeksleyip üste faiz almak en azından hedge etmek anlamına geliyor.

      Sil
    2. Teşekkur ederim yanıtınız için.

      Sil
  27. Son kez oy verin diye yine dalga geçiyorlar :) Allahım bu kadar saçma şey cahillik ile açıklanamaz. Bizi bu halkın cahilliği ile mi sınıyorsun? Cennette yerimiz garanti söliyim bunlara tahammül edersek! Bunlar yeterli beslenemediği için beyin faaliyetlerini tam kullanmıyor.

    YanıtlaSil
  28. Hocam öncelikle yazılarınızı keyifle okuyorum elinize emeğinize sağlık . Yazıların sıralanışını tarihe göre önce en eski en yeni gibi bir özellik getirebilirseniz biz okuyucular geçmişten bugüne daha verimli okuma sağlayabiliriz . Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu önerinizi inceleyeceğim bakalım ne yapabilirim.

      Sil
  29. Sayın Eğilmez, yine mantıksal ve bilimsel olarak KKM konusunu açık ve rahat anlaşılır olarak açıklıyorsunuz, çok teşekkür ederim. Ancak Hükümet daha iş başına geldiği günden beri çok farklı düşünüyor, Dindar ve Kindar kesime büyük fonlar aktarıyor. Bu kesimlerin finansal yapıları detaylı incelenmeden durumumuz açıklığa kavuşamayacaktır. Hükümet de açıklığa kavuşmaması için elinden geleni yapmaktadır. Yapılan bütün işlemler seçimlerin yapılacağı 2013 yılı tarihine kadar idare edebilmektir. Bu tarihten sonrası Allah Kerim. Umurlarında bile değil diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  30. Üstadım faiz kaç puan artırılmalı ki, kur örneğin dolar kuru 10 liranın altına inebilsin? KKM sürdürülebilir, katlanılabilir bir çözüm değil. Faiz artırmanın dışında da başka bir çözüm görünmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizi artırarak çözüm sağlama fırsatını maalesef kaçırdık gibi. Çünkü bu dediğinizi yapabilmek için faizi % 60 düzeyine çıkarmak lazım ki bu da ekonomide bambaşka sorunlar yaratır. Onun için artık tek çözüm yolu olarak yapısal reformlar kaldı.

      Sil
  31. Peki hocam ben KKM açıklandığında KKM de 1 sene kalındığında kur farkının tamamının, 6 ayda %50 sinin, 3 ayda %25 inin verileceğini anladım. Bundan dolayı da 3 aya fazla ilgi olmayacağını düşünüyordum. Ama sizin anlattığınızdan anladığım, kur farkının tamamı veriliyor.
    Şimdi bu durumda ben mi yanlış anladım sizin anlatışınızda mı hata var, yoksa başka birşey mi var? Mesela 1 senelik yatıranlara 3 ayda bir kur farkı ödenmesi gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 ayda bir hesap yenilendiğinde benim dediğim ortaya çıkıyor.

      Sil
  32. Hocam,

    bu düzenlemenin üzerinden 90 gün gecti. KKM de 31.12.2021 itibariyla toplanan mevduatin bu zaman dilimindeki net maliyeti nedir?

    YanıtlaSil
  33. "FED" korusun mesela!

    YanıtlaSil
  34. Hocam merhaba,

    Bütçe üzerinde tahmini olarak yüzde kaclik bir yük oluşturmasını bekleyebiliriz bu hesapta kullanılan ve bütçe geliri için yapilan varsayımlara göre.

    Bütçenin yılda %5 i buraya ayrılacak denebilir mi ? Bu büyüklük çoğu kurum ve bakanlık bütçesinin kaç katı olabilir ? Hatta daha iyi anlam ifade etmesi açısından kaç hastane kopru okul yapılabilir, kaç kişilik istihdam yaratılabilir ?

    İyi günler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?

Doların Geleceği