Satın alma Gücü Paritesiyle GSYH’de Nasıl Oluyor da Türkiye 11’inci Sıraya Yükselirken İran 20’nci Sıraya Geriliyor?

GSYH’nin İki Farklı Yöntemle Ölçülmesi

GSYH cari fiyatlarla ölçüldüğünde üretilen nihai mal ve hizmet miktarı bu mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarıyla çarpılır ve GSYH bulunur. Genellikle konuşulan GSYH bu şekilde cari piyasa fiyatlarıyla hesaplanmış olan GSYH’dir. Bulunan bu miktar o yılın ortalama dolar kuruna bölündüğünde dolar cinsinden GSYH bulunmuş olur. Örneğin Türkiye’nin 2021 yılı için hesaplanan GSYH’si 7.154 milyar TL ve aynı yılın ortalama dolar kuru 8,86’dır.  Buna göre GSYH (7.154 / 8,86 =) 807 milyar dolar olarak bulunur.

GSYH satın alma gücü paritesi (SAGP) esas alınarak ölçüldüğünde SAGP’ye dayalı olarak hesaplanan uluslararası dolarla dönüştürülmüş bir katsayıyla hesaplanır. SAGP’ye dayalı uluslararası dolar hesaplaması doların sahibi olan ABD’deki fiyatlar temel alınarak bulunur. ABD’deki bazı mal ve hizmetlerin oluşturduğu bir sepetin değeri hesaplanır, sonra bu sepetin bir başka ülkede (örneğin Türkiye) kaç para ettiği bulunur. Bulunan bu değer dolara dönüştürülür. Bunu bir örnekle açıklayalım. Bütün ülkeler için aynı mal ve hizmetlerin esas alındığı bir sepet düşünelim. Bu sepetin ABD’de bugünkü ederi 100 Dolar, Türkiye’deki ederi ise 430 TL olsun. Kur bugün 1 Dolar  = 14,7 TL olduğuna göre bu sepetin Türkiye’deki dolar karşılığı aslında (100 * 14,7 =) 1.470 TL olması gerekirdi. Buna göre Türkiye’de bu sepetin fiyatı ABD’ye göre (1.470 / 430 =) 3,65 kez daha ucuz demektir. Bunu bir katsayı olarak Türkiye’nin 2021 yılı GSYH’sine uygularsak (807 milyar USD * 3,65 =) 2.946 milyar dolar buluruz ki bu da Türkiye’nin 2021 yılında SAGP’ye göre hesaplanan GSYH’sine eşit olur.

Hangi GSYH’yi Ölçü Olarak Almak Daha Doğru Olur?

Cari fiyatlarla ölçülen GSYH’mi anlamlıdır yoksa SAGP’ye dayalı olarak ölçülen GSYH’mi anlamlıdır? Uluslararası karşılaştırmalarda hangisini kullanmak daha doğru olur?

Uluslararası karşılaştırmalarda daha çok cari fiyatlarla ölçülen GSYH kullanılıyor olsa da zaman zaman satın alma gücü paritesine dayalı olarak ölçülen GSYH’ye göre de karşılaştırmalar yapılıyor. Bu iki farklı ölçüm şekline göre yapılan hesaplamaların sonuçları oldukça farklı görünümler sunuyor.

Örneğin eldeki son kesin verileri içeren 2021 yılına ilişkin cari fiyatlarla ölçülen GSYH karşılaştırmasında ABD 19 trilyon dolarlık GSYH’siyle birinci sırayı alırken Çin 17,5 trilyon dolarlık GSYH’siyle ikinci sırada bulunuyor. Buna karşılık SAGP’ye göre ölçülen GSYH karşılaştırmasına baktığımızda Çin 27,2 trilyon dolarlık GSYH’siyle ilk sıraya yükselirken, ABD 23 trilyon dolarlık GSYH’siyle ikinci sıraya düşüyor.

Son günlerin gündemde en fazla yer tutan konularından birisi Türkiye’nin cari fiyatlarla GSYH büyüklüğü açısından son altı yılda 16’ncı sıradan 21’inci sıraya gerilemesi ve İran’ın 27’nci sıradan 14’üncü sıraya yükselmesiydi.

Aşağıdaki tablo cari fiyatlarla GSYH’ye göre 2015 ve 2021 yıllarında ülke sıralarını gösteriyor (kaynak: IMF, WEO Database, April 2022)

Tabloya göre cari fiyatlarla ölçülen GSYH’de Türkiye 2015’de 16’ncı sıradayken 2021’de 21’inci sıraya gerilemiş, buna karşılık İran 2015’de 27’nci sıradayken 2021 yılında 14’üncü sıraya yükselmiş görünüyor. İran’nın bu inanılmaz sıçramayı haklı kılacak bir büyümesi yok (2015 – 2021 arasındaki dönemde İran’ın büyüme ortalaması yüzde 1,9 oysa Türkiye’nin aynı dönemdeki büyüme ortalaması yüzde 4,9.) O zaman bu sonuç nasıl ortaya çıkıyor? Türkiye’de farklı döviz kurları yok. Merkez Bankası’nın müdahalesine karşın kurlar piyasada arz ve talebe göre belirleniyor ve sürekli değişiyor. Buna karşılık İran’da birden çok kur var. Örneğin 2021 yılında resmi kur 1 USD = 42.000 riyaldi. Aynı yıl İran’ın GSYH’si cari fiyatlarla ulusal para cinsinden 59.904.602 milyon Riyal olarak hesaplanmış ve 1 USD = 42.000 Riyal kuru esas alınarak dolara çevrilerek dolar cinsinden GSYH (59.904.602 milyon / 42.000 =) 1.426 milyar dolar olarak bulunmuştu. Oysa aynı yılda serbest piyasadaki kur yaklaşık olarak 1 USD = 270.000 riyaldi. Hesabı bu kura göre yaparsak GSYH (59.904.602 / 270.000 =) 222 milyar dolar olarak karşımıza çıkıyor.

2015 – 2021 döneminde Türkiye ve İran’daki enflasyona ve dolar kuruna bir bakalım (kaynak: IMF, WEO Database, April 2022):

Tabloya göre 2015 – 2021 döneminde TL’nin iç değer kaybı (enflasyon) İran Riyalinin iç değer kaybına göre düşük kalırken TL’nin dış değer kaybı İran Riyalinin dış değer kaybına göre çok yüksek olmuştur. Burada İran Riyalinin resmi kurla belirlenmiş ve sabit tutulmuş olmasının açık etkisi var. Öte yandan İran’da piyasada bir (hatta birden fazla) karaborsa kuru oluştuğuna dikkat etmekte yarar var.

Buradan çıkan sonuç şudur: Bir ülkenin ulusal parasının iç değeri, dış değerinden hızlı düşüyorsa cari fiyatlarla dolar cinsinden GSYH’si yükseliyor, tersine bir ülkenin ulusal parasının dış değeri iç değerinden daha hızlı düşüyorsa o zaman da dolar cinsinden GSYH’si düşüyor.   

Şimdi de SAGP ile ölçülen GSYH’ye göre karşılaştırmaları ele alalım.

Aşağıdaki tablo 2015 ve 2021 yıllarında ilk 20 ekonomiyi SAGP cinsinden GSYH büyüklüğüne göre sıralıyor (kaynak: IMF, World Economic Outlook Database, April 2022.)

Tabloya göre SAGP cinsinden ölçülen GSYH açısından bakıldığında Türkiye 2015’de 13’üncü sırada yer alırken 2021’de 11’inci sıraya yükseliyor. Buna karşılık İran 2015’de 18’inci sıradayken 2021’de 20’nci sıraya geriliyor. Yukarıdaki tabloyu buraya da taşıyalım:

Tabloya göre bu dönemde İran’da ortalama enflasyon, ortalama kur değişiminin üzerinde, Türkiye’de ise ortalama kur değişimi ortalama enflasyonun üzerinde gerçekleşmiştir. Bu görünümde İran Riyalinin resmi kurunun dönem boyunca 1 USD = 42.000 Riyal olarak sabit tutulduğunu dikkate almak gerekir.

Buradan çıkan sonuç şudur: Bir ülkenin ulusal parasının dış değeri, iç değerinden hızlı düşüyorsa SAGP cinsinden GSYH’si yükseliyor (Türkiye örneği), tersine bir ülkenin ulusal parasının iç değeri dış değerinden daha hızlı düşüyorsa o zaman da SAGP cinsinden GSYH’si düşüyor ya da sadece büyüme oranı kadar artıyor (İran örneği.)   

GSYH’nin Dolara Çevrilmesinde Hangi Yöntem Alınırsa Alınsın Sorun Var

Buraya kadar ortaya koyduğumuz hesaplamalar ve açıklamalar GSYH’nin uluslararası karşılaştırmalar yapmak üzere dolara çevrilmesinde sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Yukarıda değindiğimiz gibi cari fiyatlarla hesaplanan GSYH’yi dolara çevirdiğimizde enflasyonu kur değişiminden yüksek olan, SAGP üzerinden hesaplanan GSYH’yi dolara çevirdiğimizde de kur değişimi enflasyondan yüksek olan ülke olduğundan daha zengin görünüyor. Bu iki durum da bize gerçeği göstermiyor.

Zaten oldukça tartışmalı olan GSYH hesabı bir de bu tür sıkıntılarla karşılaştığında daha da sorunlu hale geliyor. Bir başka sorun İran örneğinde olduğu gibi hesaplamalarda gerçek kur (piyasada oluşan kur) yerine resmi kurun alınmasıyla ortaya çıkıyor. Öte yandan enflasyon oranlarının gerçekleri yansıtıp yansıtmadığı da ayrıca sorunlu alanlardan birisi. GSYH’nin cari fiyatlarla veya SAGP yöntemiyle gerçek durumu gösterebilmesi için enflasyon ve büyümenin doğru ve tarafsız ölçülmesi, dolar kurunun da piyasada müdahale olmaksızın arz ve talep kurallarına göre belirlenmesi gerekiyor. Bu kuralların işlemediği ekonomilerde GSYH gerçek durumu yansıtmıyor ve uluslararası karşılaştırmalarda da doğru sonuçlar çıkmıyor.

GSYH’yi ölçmenin ve özellikle de GSYH’leri uluslararası karşılaştırmalarda kullanmanın yeni bir yönteminin geliştirilmesi şart görünüyor.

 

Not: Bu konuyu ele aldığım önceki yazımın linki:

https://www.mahfiegilmez.com/2020/06/turkiye-ilk-10-ekonomi-arasna-girebilir.html


Yorumlar

  1. Ellerinize sağlık Hocam. Güne sizin yazınızla başlamak gibisi yok.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Mahfi Bey. Siz GSYH ve SAGP için çok doğru tespitlerde bulunup analiz yapmışsınız. Ben de size ülkelerdeki refah seviyesi hesaplanması ve bunun yıllara göre değişimi ile ilgili bir öneride bulunup bir de cevabını çok merak ettiğim bir soru soracağım.
    - Ülkelerde refah seviyesi hesabı için kişi başı milli gelir kullanılıyor. Bence bu tek başına refah seviyesi hesabı için tek başına yeterli bir parametre değil. Önerim refah seviyesi hesabı için kişi başı milli gelirin sizin yazınızın başında belirttiği sepet hesabındaki katsayıya bölünüp (3,95) iki ülkenin asgari ücretleri arasındaki katsayı ile çarpılmasıdır. Böylece oluşan rakam kişi başı refah sıralaması için kişi başına milli gelire göre daha doğru hesaplanır. Örneğin Amerikada asgari ücret 900 USD Türkiyede 300 USD ise Türkiye kişi başına milli gelir 3,95 ile çarpılıp 3'e bölünmelidir. Sizce de bu daha doğru bir refah seviyesi karşılaştırması hesabı değil mi?
    - İkinci konuda en merak ettiğim hesap ise yıllara göre iki ülkenin birbirine göre refah seviyesinin doğru olarak değişimi. Örneğin 5 yıl önce 1 Bulgar Levası 2 TL idi şimdi 8 TL. Bu 5 yılda 4 kat Bulgarların Türklere göre refah seviyesi o oransa artmış mı demektir yoksa bu hesap sadece pariteye bağlı değil arada birçok faktör var mıdır? Bir de benzer mantıkla yine şunu hep merak ediyorum. Diyelim ki 10 yıl önce 1 USD 2 TL idi şimdi 16 TL. Dolar enflasyonunu sıfır kabul edelim. 10 yıllık TÜFE de yaşanan enflasyonu eklediğimizde ise diyelim ki paritedeki gibi 8 kat değil de 4 kat artsın. Yani burada insanların geliri ve TÜFE 4 kat arttığını düşünüyorum. Buradan şunu diyebilir miyiz? 10 yıl önceye göre Türk halkının refah seviyesi veya satın alma gücü yarı yarıya düşmüş? Örneğin o zaman belki aldığı maaş 1000 USD ye denk geliyordu şimdi 500 USD ye denk geliyor. Ne sormak istediğimi belki doğru anlatamadım ama aslında şunu merak ediyorum yıllara göre iki ülke para biriminin paritesi ve enflasyona göre iki ülke insanı arasındaki refah seviyesi hesabı yapabilir miyiz? Yoksa başka faktörler var mı? Veya 10 yıl önce bir Türk Amerikaya gidince veya bir Amerikalı Türkiyeye gelince şimdi ile arasındaki birbirine göre satın alma gücü arasında hangi faktörlere göre bir fark yapılabilir?

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben refah seviyesi karşılaştırırken kişi başı gelir yanında gini katsayılarını karşılaştırmayı uygun görüyorum. Asgari ücretler arasındaki oranı almak mantıklı görünüyor ancak ülkenin yüzde kaçının asgari ücret aldığını da hesaba katmak gerekiyor. Sonuçta Türkiye'de asgari ücretle çalışan insan ABD'ye oranla çok fazla. O yüzden asgari ücreti almak tam sonucu vermeyecektir.

      En güzel hesap bireyin bir ürün için burada ne kadar emek harcadığıyla, orada ne kadar emek harcadığını karşılaştırmak. Tasarımcıysanız Türkiyede bu işten ortalama ne kadar maaş alabiliyorsunuz ve aldığınız maaşla Türkiyede ne alabiliyorsunuz. ABD için de bu hesabı yapıp karşılaştırabilirsiniz.

      Sil
  3. "ABD’deki bazı mal ve hizmetlerin oluşturduğu bir sepetin değeri hesaplanır, sonra bu sepetin bir başka ülkede (örneğin Türkiye) kaç para ettiği bulunur." Hocam bu yöntem çok sağlıklı durmadı bana nedense. Çünkü sepetteki ürünlerin kalitesi bile aynı değil ki. Adamlardaki dondurmanın içindeki süt oranı bile bizimkinden farklı. Ne demişti Algida Türkiye sorumlusu: "O süt oranını koysak Türkiye'de satamayız pahalı gelir kimse almaz" demişti. Dolayısıyla sepette bulunacak tüm mal ve hizmetlerin kalitesi eşit olacak ki referans alalım. Bilmiyorum yanlış mı düşündüm?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH hesaplamaları ne yazık ki kalite farklılıklarını ölçemiyor. Yazımda özünü ettiğim eksiklere bunu ekelemek lazım.

      Sil
    2. Çok doğru. Karşılaştırılan ürünlerin ismi aynı ancak aslında aynı ürün değiller. Bu da üretim maliyetini düşürdüğü için piyasa fiyatında yeterince artışa gerek olmuyor. SAGP yüksek çıkıyor.

      Sil
    3. ppp bence Erdogan gibi liderling populist soylemleri icin uygun bir ekonomik indicator.

      Sil
  4. Türkiye SAGP cinsinden ölçülen GSYH açısından %50 artış göstermiş görünüyor. Buradan kurun ve enflasyonun fiyatlara yeterince yansımadığını söyleyebiliriz. Sübvansiyonlar ve ABD'de maaş yüksekliği bunu etkiliyor gibi görünüyor. Ancak %50 çok fazla, 2015-2021 arasında olması gereken artış gelmemiş ve kardan kısılmış sonucuna varıyorum. Ayrıca fiyat artışları devam edecek diyor açık açık.

    Aslında SAGP dünya sıralaması şeklinde değil ama, Türkiye'nin zaman içinde değerindeki değişime bakarak yorum yapmak bir şeyler veriyor.

    YanıtlaSil
  5. Hocam selamlar,

    SAGP yöntemiyle hesaplanan GSYH bana aşırı derecede saçma geliyor. Bana kalırsa üstünde durulmaması gereken, IMF'in vs. neden kullandığını anlayamadığım büyük bir saçmalık.

    Zaten globalizm ve gelişen teknoloji ile belli başlı ürün(araba, telefon, bilgisayar vs.) ve Emtia fiyatları neredeyse aynı. Hatta bizdeki perakende market fiyatlarını dövize çevirince Almanya, Abd gibi ülkeler ile aynı neredeyse. Ucuz olduğumuz tek alan hizmet sektörü ve diğer sektörlerdeki emek girdisi. Hizmet sektörü bileşenleri olan sağlık, diş hekimliği, oteller, usta- tamirat işleri vs gibi alanlar. Yani hizmet sektöründeki emekçiler fakir bir ülke olduğumuzdan emekçilerimiz gelişmiş ülkelerdekinin 5-10'da biri ücretlere çalışıyor, buna göre de SAGP yüksek çıkıyor tabi.

    Hatta cari fiyatlarla gsyh'ı sabit kabul edersek, SAGP ne kadar artarsa emekçimizin değeri o kadar düşüyor diyebiliriz bence. O kadar anlamsız bir ölçüt olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SAGP, gelişme yolundaki ülkeler kendilerini iyi hisettsinler diye ortaya atılmış bir ölçü.

      Sil
    2. Sn Doğan,

      Aynen yazdığınız gibi.
      Uluslar arası piyasalardan mal alırken belli oluyor SAGP saçmalığı.

      Petrolü üretenler, ülkelere malı SAGPlerine göre ucuza vermiyor, en zengin ne verebiliyorsa onun fiyatına göre veriyor.

      Bi ülkede saman bitti, domates bitti, et bitti, buğday bitti dediğinde, karşısında ürün almak istediği ülke gariban bile olsa, fiyatını dünya fiyatlarına göre belirleyip satıyor, aman senin SAGP in düşükmüş, sana uygun fiyatla malı vereyim demiyor.

      Tüm malları satanlar global firmalar; çikolata içindeki sütü azaltıyor, fiyatı seviyene indiriyor, sütü yükseltmiyor.

      Ülke içinde de böyle. İstanbul da su yok. Taşıma suyu içiyorlar. Tepeleme insan doldurmuşlar, hepsine kutu kutu ev itelemişler. İstanbul ahalisinin suyu yok. Damacana damacana su taşıyorlar. Benzini, kamyonu, personeli derken Avrupadakinden pahalıya su içiyorlar. Niye? Mal yok. Malı satanlar büyük firmalar, maliyetlerine göre fiyat koyuyorlar. Filan semtin geliri düşük diye oraya, gelirine göre su satmıyor, zengin semtin benzeri fiyatla satıyor.

      Sil
  6. "Buradan çıkan sonuç şudur: Bir ülkenin ulusal parasının dış değeri, iç değerinden hızlı düşüyorsa SAGP cinsinden GSYH’si yükseliyor (Türkiye örneği), tersine bir ülkenin ulusal parasının iç değeri dış değerinden daha hızlı düşüyorsa o zaman da SAGP cinsinden GSYH’si düşüyor (İran örneği.)"

    Hocam bu ifadede Iran örnegi ile alakali saptamanizda hata var, zaten verdiginiz sayilarda da Iranin SAGP GSYH'si düsmemis, aksine yükselmis. Yazinizdan anladigim, SAGP GSYH hesabinda kur direkt isleme girmiyor, sepet degeri giriyor. Bu nedenle de kurdaki degisime dayanan ifadede bir hata olmus sanirim.

    Saygilar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hata yok da bir eksiklik olmuş. İran'ın büyümesi kadar GSYH'si yükselmiş. Onu eklemeyi atlamışım, ekledim, teşekkür ederim.

      Sil
  7. Hocam geçen yazınızda sormuştum ama tam olarak istediğimi soramadım sanırım. Zincirleme hacim endeksi ile GSYH hesaplamasında baz yıl her yıl değişirken, GSYH'yı zincirleme hacim endeksi ile hesaplayıp açıklayan TÜİK verisinde neden 2009 yılı baz yıl olarak ifade ediliyor??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında 2009 yılı zincirleme hacim endeksine ilk baz alınan yıl. Sonraki yıllarda bu ileriye doğru kayıyor. 2009 ilk baz yılını belirtmek için kullanılıyor.

      Sil
  8. Üniversiteli biri olarak söylüyorum bizim için bloglarınızı okumak inanılmaz faydalı, tarafsız şekilde ekonomiyi ve güncel olayların ekonomiye etkisini öğrenebildiğimiz için çok şanslıyız. Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, katkım olmuşsa ne mutlu bana.

      Sil
  9. Türkiye'nin Cari fiyatlar/SAGBP fiyatlar arasında böyle bir tutarsızlığin olmasının ana nedeni faizleri piyasa mantığının aksine düşürmesi değil midir hocam. Yani bilinçli olarak para değerinin düşürülmesi. Keza Çin de aynı stratejide sanki.

    YanıtlaSil
  10. Satın alma gücü paritesi (PPP) züğürt tesellisi, nominal GDP ise gerçeklerdir. İranın da gerçek nominal GDP'si hocamızın dediği gibi 222 milyar dolardır.

    İnşallah uzun adam PPP'yi yüceltip nominali kenara atmaz. Artık bu gözler böyle şeyler daha fazla görmek istemiyor. Ama vatandaşı olmasan eğlenceli ülke. (her bakımdan)

    YanıtlaSil
  11. Selam Hocam,
    Güne sizin yazınızı okuyarak başlamak keyif verici.

    Herkes tabloyu farklı yorumlar, benim gördüğüm şu oldu:
    İki zaman aralığında da dünya genel büyümesini düşündüğümde özellikle Batı ülkeleri, büyümelerinin bir kısmını Çin'e kaybetmişler, onların payını Çin toplamış.

    Çin sanki mıknatıs gibi işleri onlardan kendine çekmiş gibi.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  12. Hocam, Tüik raporlarının başına:

    "Raporda adı geçen kurum, kuruluş, kişi, ve veriler tamamen hayal ürünü olup, gerçek kişi, veri, kurum ve kuruluşlar ile alakası yoktur, istatistiklerimizi buna göre değerlendiriniz" yazmaları gerekir.

    Adamlar son mesajlarında bilimsel çalışma yöntemi izlediklerini söylemişler.
    Yukardaki uyarıyı koyarlarsa sözleri kabul alır.

    Bi de 16+ uyarısı koysunlar, raporları ciddiye almak için 16 yaş altındaki bilgi seviyesine sahip olmak lazım.

    Bundan sonra hem Cari hesaplarla, hem de SAGP hesaplama ile GSMHya bakarız.

    YanıtlaSil
  13. SAGP terimi Gustav Cassel tarafından geliştirilip 3. Dünya ülkeleri için "hem ölmesinler ama hem de gülmesinler" düşüncesine sahip fazla gerekliliği olmayan bir ekonomi terimidir. İstatistiklere bakarsak İngiltere veya Almanya'nın Satın Alma Gücü Paritesi, Kişi Başına Düşen Milli Gelir'e oranla daha düşüktür.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba hocam, enflasyonun yükselmesi kamu borcunu ödemeyi rahatlamış mıdır? Yada bunun için yükseltilmiş olabilir mi?

    YanıtlaSil
  15. Mahfi bey

    Bunları yazdığım için belki bana kızabilirsiniz fakat içimden geçenleri bilmenizi istedim:

    Sanırım siz, yaşınızın ilerliyor oluşu sebebiyle, sizi okuyanları-izleyenleri hayal kırıklığına uğratmamak için, aslında umutsuz olduğunuz hâlde umutluymuş gibi bir görüntü veriyorsunuz.

    Hem Türkiye'de hem dünyada pek çok şeyin kötüye gittiğinin siz de farkındasınız, fakat sanki iyimsermişsiniz, umut doluymuşsunuz gibi bir algı oluşturmaya uğraşıyorsunuz.

    Türkiye'de yapısal reformlar yapılamayacak, bunu siz de biliyorsunuz. Yine de reformların yapılacağına dair umut aşılamaya devam ediyorsunuz.

    3. Dünya Savaşı başlamak üzere, bunun izlerinin siz de farkındasınız. Yine de savaşın çıkmayacağına dair umut aşılamaya devam ediyorsunuz.

    Son kez tekrar ediyorum:

    Yaşınızın ilerliyor oluşu sebebiyle, umutsuz biri olarak anılmamak için böyle davranıyorsunuz.

    Eğer 2020'li yıllarda (yaşça) daha genç olsaydınız, umutsuz olduğunuzu açıkça söylerdiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç kızmadım ama yorumunuz doğru değil. Umudun yaşla ilgisi yoktur. Olsa bile insan yaşlandıkça azalan süresiyle paralel olarak umudu artmaz azalır.

      Sil
  16. Mahfi bey enflasyon-devalüasyon sarmalı dediğimiz şey şöyle mi gerçekleşiyor: 1-reel faiz negatife iniyor ve gelecekte de geçmişteki kadar enflasyon olacağı düşünülüyor. 2- yabancı yatırımcı kaçıyor kur fırlıyor yerli yatırımcı döviz alıyor 3- döviz alınınca döviz artıyor döviz etkisiyle ileriki aylar için enflasyon beklentisi artıyor 4- ileriki aylar için enflasyon beklentisi artınca herkes şuan alacağını alıyor enflasyon fırlıyor onun etkisiylen döviz fırlıyor fırladıkça enflasyonda fırlıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aşağı yukarı böyle işliyor. Yalnız reel faizin negatife inmesinin dışında da riskler oluşabilir ve omlar da bu durumu tetikleyebilir: Savaş hali gibi, ülkenin ambargolarla karşılaşması gibi, doğal afetlerin ekonomide yıkım yaratması gibi.

      Sil
    2. Peki niçin geçmişteki enflasyona bakılıyor? ve mesela dipsiz kuyu diyoruz ama enflasyonu indirimin ne kadar etkileyeceğini hesaplamamız mümkün mü?

      Sil
  17. Hocam teşekkürler bilgiler için. Tablonuzda sanırım bir typo var. ABD deki sepete göre SAGP hesaplanıyorsa sepet oranı 1 olmalı. Bu da CF ve SAGP nin ABD için aynı olması anlamına geliyor. 2015de değerler aynı zaten ama 2021 de ufak bir farklılık var ki typo yu işaret etmek istedim. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa evet 2021de ABD CF ve PPP gdp aynı olması gerek. Hayret düzeltilmemiş

      Sil
  18. Bir ekonomide 10 litre sut litresi 1 dolardan satilirsa bu 10 dolarlik ekonomi olur. Baska bir ekonomide ise bir litre sut 10 dolardan satilirsa buda 10 dolarlik ekonomi olur. Hangi ekonomi daha buyuktur sorusunun cevabi buyukluk biriminin ne olduguna baglidir. bunu dolar veya satilan sut miktari olarak secebilirsiniz.

    YanıtlaSil
  19. Iranda sabit kur rejimi vardir ama ilan edilen kurdan hic bir yerde doviz bozduramazsiniz turist olarak giderseniz. gercek kur cok daha yuksektir. Bu ilan edilen kurdan sadece bazi kurum ve kisiler doviz alabilmektedir.

    YanıtlaSil
  20. Mahfi hocam selamlar. İkili kur sistemi bir yazınızda Türkiye'nin dış borcu sebebiyle oluşmaz demiştiniz. Hala aynı görüşünüz devam ediyor mu

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?