Türk Parası Kıymetini Koruma(ma) Kanunu

1929 yılında başlayan Büyük Depresyon kapitalist dünyayı alt üst etti. Başta ABD ve Avrupalı ülkeler olmak üzere kapitalist sistem içinde yer alan bütün ülkeler, hatta bir dereceye kadar Sovyetler Birliği de bu büyük krizden etkilendi. Krizin, ekonomiye etkisini düşürebilmek için bütün ülkeler bazı önlemler aldı. Türkiye’nin aldığı önlemlerden birisi de 20 Şubat 1930 tarihli 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun yürürlüğe konulmasıydı. Kanun; hükümete ulusal paranın değerindeki dalgalanmayı önleme açısından cezai yaptırımlarla desteklenen düzenleyici karar alma yetkisi tanıyor ve ilke olarak sermaye hareketlerini ağır biçimde kısıtlıyordu. Kanunun birinci maddesiyle; döviz, tahvil, hisse senedi, değerli madenler ve taşlar, bunlardan yapılmış her türlü eşya ve değerler ve ticari senetlerle ödemeyi sağlayan her türlü araç ve belgelerin memleketten ihracı veya memlekete ithalinin düzenlenmesi ve sınırlandırılması konusunda bakanlar kurulu yetkili kılınıyordu (günümüzde yetki Cumhurbaşkanına aittir.)

1567 Sayılı Kanun, tıpkı bütçe kanunları gibi, diğer kanunlardan farklı bir yapıdaydı: (1) İlk çıktığında üç yıl süreli olarak çıkmıştı. Üç yılın sonunda yürürlükten kalkacaktı (bütçe kanunu da bir yıl sürelidir.) Ne var ki her süre bitiminde uzatılarak yürürlükte kalmaya devam etti ve yürürlük süresi 25.2.1970’den itibaren süresiz uzatılarak geçicilik niteliği kaldırılmış oldu. (2) 1567 Sayılı Kanun, yasama yetkisini bir ölçüde, yürütmeye devreden bir yetki kanunudur. Kanunla genel çerçeve çizilmiş ve bu çerçevede kararlar alınması konusunda yetki hükümete (günümüzde Cumhurbaşkanı) devredilmiş durumdadır (bütçe kanunu da bir yetki kanunudur. Ne var ki bütçe kanunuyla verilen yetki gelirlerin toplanması ve harcamaların yapılmasıyla sınırlıdır. Oysa 1567 sayılı kanunla verilen yetki, eylemlerin sınırlarının çizilmesi, cezaların uygulanması gibi son derecede geniş bir alanı kapsıyor.)

Zamanında birçok ülke benzer kanunlar uygulamış, ikinci dünya savaşından sonra bu yetkileri kaldırarak kambiyo rejimini derece derece serbestleştirmişlerdi. Türkiye’de bu serbestleşme 1990’ları buldu. 7 Ağustos 1989 tarihinde Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar, 1567 Sayılı Kanunun hükümete verdiği yetkiye dayanılarak, yürürlüğe kondu. Bu karar; 1567 Sayılı Kanun ile yurda ithali ve yurttan ihracı kısıtlanan (hatta bir anlamda yasaklanan) döviz, tahvil, hisse senedi, değerli madenler vb. ithal ve ihracını serbest bıraktı. Böylece Türkiye, sermaye hareketlerinin yasaklanması/kısıtlanmasından sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasına geçmiş oldu. Bu kararla Türkiye’deki kişilerin, kurumların döviz bulundurmaları, deviz hesabı açabilmeleri, yurt dışına döviz transferi, değerli madenlerin, taşların ihraç ve ithali, ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakılmış oldu. TL’nin yabancı paralar karşısındaki değeri konusunda yetki Merkez Bankasına verildi. Böylece TL, konvertibl para haline geldi.[i]

Merkez Bankası, zaman içinde kur belirleme yetkisini piyasaya terk etti ve kurlar piyasada arz ve talebe göre belirlenir oldu. Bununla birlikte Merkez Bankası, kurlara, aşırı dalgalanmaları önlemek amacıyla arada bir müdahale ediyordu (müdahaleli serbest kur.) Zaman içinde bunu da bıraktı ve böylece dalgalı kur rejimine geçildi (bugün buradan geri gelerek yeniden müdahaleli serbest kur rejimine dönmüş bulunuyoruz.) Bugün ayrıca serbestlikleri kısıtlayan çeşitli düzenlemeler ve uygulamalar da yapılıyor. Bunların önemli bir bölümü herhangi bir düzenlemeye dayanmadığı, hükümet yönlendirmesiyle yapıldığı için sistem ilk bakışta zedelenmiş görünmüyor. Bankaların döviz alış ve satış kurları arasındaki farkı kabul edilebilir ölçülerin üzerinde açmış olmaları, merkez bankası ve kamu bankalarının piyasaya sürekli döviz satarak kuru düşük tutmaya çalışmaları bunların örnekleridir. İhracat gelirlerinden merkez bankasına devredilecek miktarların artırılması gibi bazı düzenlemeler mevzuat değişikliğiyle getirilmiş olsa da bunlar örneğin rezervleri artırmak gibi bir gerekçeye dayandırıldığı için sermaye hareketlerinin serbestliğini ve TL’nin konvertibilitesini etkilemiş kabul edilmiyor. Oysa aslında bütün bu uygulamalarda sermaye hareketlerinin serbestliği ciddi biçimde zedelenmiş bulunuyor. 

Bu uygulamalara ve düzenlemelere karşın ortada sanki Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu değil de Türk Parasının Kıymetini Korumama Kanunu varmış gibi TL her geçen gün biraz daha değer yitiriyor (veriler için kaynak: https://www.bloomberght.com/doviz/dolar.)

2017 yılında 1 TL 0,26 dolar (26 cent) ederken bugün 0,06 dolar (6 cent) ettiğine göre bütün müdahalelere karşın TL’nin değerinin korunamadığı açık biçimde görülebiliyor. Bu durumda böylesine sürekli bir başarısızlık, izlenen politikaların yanlış olduğunu ortaya koyuyor. Atılan her adım aslında riskleri düşürmek yerine artırdığı için TL değer yitirmeye devam ediyor.  

Döviz satarak kuru düşürmek ya da TL’yi değerli tutmak sürekli izlenebilecek bir yöntem değil. Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da neden – sonuç ilişkilerinin karıştırıldığını görebiliyoruz. TL’nin değer kaybı neden değil sonuçtur. Neden; risklerin yüksekliği ve her geçen gün listeye yeni risklerin eklenmesidir. Kurları düşürmek ya da TL’ye değer kazandırmak istiyorsak bir risk listesi hazırlayıp onları çözmeye başlamamız gerekiyor. 



[i] Bir paranın konvertibl olması geçmişte (paralar altın karşılığı basılırken) altına dönüştürülebilmesini ifade ederdi. Zaman içinde altın karşılığı kaldırılıp da paralar karşılıksız kalınca konvertibilite bir ulusal paranın yabancı paralara kısıtlama olmadan serbestçe dönüştürülebilmesi olarak tanım değişikliğine uğradı 

Yorumlar

  1. "TL’nin değer kaybı neden değil sonuçtur" diyerek en eğitimsiz kişinin bile farkında olabileceği bir şeyi kelimelere dökmek zorunda kalmak artık ne kadar çaresiz olduğumuzu gösteriyor. Artık şu faizi arttırın be kardeşim. Para psikolojisiyle inat olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. altinisikilker23 Haziran 2022 23:11

      Risk yönetiminden bihaber olanlar,fırsatları Araplarda bulacağını zannederler.

      Sil
  2. Hükümet ne yaparsa yapsın yaranamaz.

    Bugün elaleme örnek gösterilen Almanya gibi bir devlet doğalgazsız kaldığını resmen açıkladı.
    Hükümetimiz çok şükür kimseyi gaz yokluğuna düşürmedi.
    Eğer biz de birilerinin dediği gibi Avrupanın kuyruğundan gitseydik, Rus gazı alamaz, sanayimizi çalıştıramazdık.
    İşte şimdi Almanya bizi kıskanıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın 16:36,
      Siz yine de çok fazla doğalgaz tüketmeyin, sağlıklı insan yaşamı için oksijen şart.

      Sil
    2. Geçenlerde bir Alman arkadaşım aradı 'sizi kıskanıyoruz' dedi. 'Niye?' dedim 'Batarken bile eğleniyorsunuz' dedi.

      Sil
    3. Hangi sanayi?

      Sil
  3. Konvertibilitede mihenk USD mi Hocam. Yani Türk Lirası ile Özbekistan Som'unu karşılaştırmıyoruz da Türk Lirası ile Özbekistan Som'unu USD ile karşılaştırıp sonra bir matematik işlem ile 1 Türk Lirası x Özbekistan Som'u eder mi diyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisinin de rezerv bir paraya dönüşümü önemli.

      Sil
  4. Cari açık verdiğimiz sürece Türk Lirasının değer kaybetmesi kaçınılmaz. Bir takım yöntemlerle ülkeye çekilen sıcak para acıyı bir süre dindiren morfin etkisi yapıyor. Cari açığı şu veya bu şekilde kapatmalıyız. Artık ithalatı mı kısarız yoksa ihracatı mı arttırırız onu bilemem. İthalatı kısmak kısa vadede daha kolay gibi. Diğer etmenleri biz kontrol edemiyoruz çünkü. Dışarıdan talep olmazsa ihracat yapıp ülkeye döviz kazandıramayız, ben bu sene Yunanistan'da tatil yapacağım diyene bir şey yapamayız. Ülkeyi daha da ucuzlamamak da lazım diğer taraftan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cari açık vermemek gibi bir olasılığınız varmı sizce sanki mümkün biseyden bahseder gibi yazmışsınız.

      Sil
    2. Tabi ki mümkün. 2001 ve 2019'da cari fazla verdik. Ne yazık ki bu fazla göreceli ekonomik küçülme sayesinde oldu. Ama ölüm yerine sıtmayı tercih etmek daha makul öyle değil mi?

      Sil
    3. Cari açık veren ekonomilerde bol bol kredi verilip, kredi faizleri yapay olarak düşük tutularak iç tüketim kamçılanmaz. Tam tersi iç talebi kontrol altında tutmak amacıyla sürekli kontrollü bir kredi politikası izlemek zorundasın. Zira büyümenin lokomotifi üretim ve ihracat olmalıdır tıpkı asya ülkelerinin yaptığı gibi. Aynı zamanda yurtiçinde yaşayan vatandaşları tasarrufa teşvik edecek paketler ve finansal araçlarda geliştirmek gerekiyor.

      Sil
  5. sondan ikinci paragrafta 0,06 dolar mı olmalı Mahfi Bey?

    YanıtlaSil
  6. Gayet açıklayıcı olmuş hocam sağ olun.

    YanıtlaSil
  7. Bünyamin Gündüz23 Haziran 2022 17:03

    Sayın Hocam,
    Kaleminize ve emeğinize sağlık. Kurdaki oynaklığın son dönemde azalmasının devletin baskıyı attırmasından dolayı mı yoksa dolarizasyonun çok artmasından dolayı talep eksikliğinden dolayı mı olduğuna karar veremiyorum. (Yükseliş evet ciddi seviyede fakat hala enflasyon ve alım gücündeki kaybın çok altında) Nasıl olur da yanlış faiz kararları, yanlış politika ve söylemlere rağmen kur bu seviyelerde kalır. Sanırım bir şeyi kaçırıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dostum mayıs 4ten beri dolar 14,7den 17,37ye geldi daha ne kadar gitmeli zaten uçmuş gitmiş.

      Sil
    2. Bünyamin Gündüz23 Haziran 2022 18:58

      Yükselişin fazla olduğunu zaten belirttim. Sadece orantılı bulmuyorum. Dostum

      Sil
    3. Seçimlere kadar böyle patlamasın diye götürür,
      Seçimler sonrasında bir ara patlar, onu da siyaseten idare ederler

      Sil
    4. Şeyin TL karşılığı için 17 bile ucuz, alım zamanı, yıl sonu böyle giderse 20 bandını kırıp geçecek.

      Sil
    5. Gerçekten ne olmalı ya ben anlamıyorum. TL en fazla değer kaybeden para birimlerinden biri dünyada 80 milyonu aşkın nüfusuyla yetişmiş is gucu ile ve insanlar hala daha çok deger kaybetmeliydi cikarimini neye göre yapıyorlar. Son bir kaç yılda TL'nin düşen değerini yeniden toparlamak belki on yıllar alacak insanlar bunun ne kadar farkinda bilemiyorum.

      Sil
    6. İlk çeyrekteki yaklaşık 21 milyar dolarlık cari açığın 16 milyar doları bir şekilde finanse edildi (borç alındı, kaynağı belirsiz para girişi oldu vs.) 5 milyar dolar piyasadan çekildi. Bu da yaklaşık kuru 14'ten 17'ye taşıdı. Asıl fırtına ise Eylül'de başlayacak. Eylül-Aralık arası yaklaşık 30 milyar dolarlık bir dış borç ödemesi var. Açık dış borçla finanse edilirse mevcut CDS seviyesi nedeniyle Hazineye muazzam bir faiz yükü getirecek. Ama eğer turizm gelirleri beklentileri aşarsa, dünün katili bugünün Prensi Selman Türkiye'ye yatırım yaparsa fırtına rahat atlatılır. Dolar biraz da Merkez bankasının psikolojik savaş taktiği ile 20'nin altında tutulur.
      Eğer bunlar olmazsa dolar Aralık sonu itibariyle 30'u aşar peşi sıra enflasyon 3 hanelere çıkar. Ülkenin siyasi-ekonomik yapısı radikal bir değişikliğe uğrar. Tabi halkımız yine dış güçler masalına inanmazsa.

      Sil
  8. Sri Lanka hazinesinde döviz rezervi kalmayınca petrol alınamayacak duruma gelinmiş. Ülke genelinde akaryakıt sıkıntısı yaşanıyormuş. Başbakan, ülke ekonomisinin çöktüğünü açıklamış. Bizimde oldukça az rezervimiz kalmadı mı? bizde net rezervlerimiz biterse aynı şeyi yaşamaz mıyız yoksa bu hazine rezervi başka bir şey mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim yönetimin para bulma yeteneği var,
      Katar dan aldık, BAE den aldık, Arabistan'dan prens geldi,
      Bunlar kolay işler değil.
      İhracat için işçi lazımsa, Afganistan Suriye...

      Türkiyenin imkanları ile Srilanka arasında dağlar kadar fark var.

      Sil
    2. Hazine rezervi yok. Rezervler Merkez Bankasında. Sri Lanka'nın da Lozan gibi 2023'de bitecek bir antlaşması olsaydı onlar da sabırla bekleyebilirdi. :)

      Sil
    3. Gerçekten de Adsız 18:59'un sıraladığı konulardaki yeteneğimiz bırakın Sri Lanka'yı dünyanın hiçbir ülkesiyle kıyaslanamaz.

      Sil
  9. Ülke tarihimiz boyunca enflasyon vardı halada var neden? Kim gelse başa nafile

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AKP döneminde bir ara % 5'lere kadar inmişti yalnız.

      Sil
    2. Hocam, o dönemle ilgili bir yazınız var mı veya yazmayı düşünüyor musunuz? O dönemle ilgili sürekli farklı argümanlar dönüyor, gençler olarak o döneme pek tanıklık edemediğimizden, tam ölçüp biçemiyoruz söylenenleri. O dönem gerçekten bir başarı hikayesi miydi, yoksa devletin varlıklarının satılıp o paralarla gelen geçici bir refah artışı mı? Tahminen biraz ondan biraz bundan bir durum var; ama herkes kendi meşrebine göre bir yönünü öne çıkarıyor/abartıyor.

      Saygılarımla

      Sil
  10. Hocam, M1 para arzı 1 yılda 1,2 trilyondan 2,5 trilyona çıkmış. Deliler gibi kredi veriliyor, KGF 60 milyardan 100 milyara çıkarılıyor. Norveç bile son 20 yılın en ciddi faiz artırımına giderken bizim MB halen bu enflasyona rağmen faizi sabit bırakıyor. Sırf piyasa canlı görünsün, batık yandaş firmalar seçime kadar yüzdürülsün diye halkı komple batırmak adına her türlü atraksiyon yapılıyor. Rezervlerin hali ortada, kura basmak için satacak dolar da kalmadı, bu şartlarda yeni bir kur atağı olacağı ortadayken TL'nin değerinin kimsenin umurunda olduğunu sanmıyorum. Zaten bir bakan da "düşmeseydik de inecektik" dememek için değersiz TL istediklerini açıkça belirtti. Sırf seçim kazanmak için bir ülkeye bu kadar ağır bedeller ödetmek vatana ihanet kabul edilmiyorsa ne kabul ediliyor, çok merak ediyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de para arzı inanılmaz hızla büyüyor. Ne yapılmaya çalışılıyor anlaşılır gibi değil.

      Sil
    2. Mevduatlar hızla büyümüyor mu Mahfi Hocam?

      Hükümet kendi eliyle mevduatı dövize bağladı, döviz arttıkça mevduat artıyor. Mevduat arttıkça kredi imkanı artıyor.

      Paranın gideceği yer kalmadı, ya arsa, konut ya dövize kayacak.
      Konut ve arsaya kayan her kişi fiyatları yükseltiyor, bankadan yükselmiş fiyatlar üzerinden kredi çekiyor, çektiği kredi de evi satan kişinin mevduatı oluyor. Sarmal tekrar devam ediyor. 2 sene önce max konut kredisi alan bir kişi konutunu bugün kalan kalan kredinin 4-5 katı fiyatına başkasına satabiliyor, eski kredisi kapanırken mevduatı 2-3 kat artıyor.

      Artan mevduatı TL de tutmuyor ki, ya dövize bağlı DTH ya KKM ile yine mevduatı yabancı paraya endeksliyor. Bunu yapmazsa, aldığı parayı peşinata sayıp, bu paranın da 3-4 katı kadar konut kredisi alıyor, başka birinin mevduatını yükseltiyor, aynı döngü başka biri üzerinden devam ediyor.

      Sil
    3. Hocam para arzı artıyor demişsiniz ama son dönemde bireysel ve ticari kredilerde kısıtlamaya gidiliyor. Vadeler kısaltılıyor, kredi kartı asgari ödeme tutarı artıyor, konut kredilerini kullanmak zorlaştırılıyor. Hükümet çekilen kredilerle dolarizasyonun arttığını mı düşünüyor. Faizi arttırmayak, verilen kredileri kısarak döviz dizginlenebilir mi.

      Sil
    4. Finans evreni, KKM ve DTH yazdıklarınızın etkilerini hızla kapatır. 19:54 belirtmiş.

      Sil
  11. Selam Hocam,

    Dış dünya ile Türkiye üretimi arasında verimlilik farkı var.

    Üretim verimlilik farkı, ithal girdi maliyetini de artırıyor, verim farkı var olduğu sürece yerel paranın değerini düşürmek zorunda kalıyoruz.

    Son yıllarda yapılan ekonomik hatalar yüzünden verim farkı arttı.
    Buna karşın, Türk sanayisi rekabet edemedi.

    Tekstil sanayisinden bile fiyat rekabetinde, Bangladeş, Hindistan, Filipinler ve Çin firmaları bizden daha ucuza ürün üretiyor. Bizim üreticimiz ne fiyat verirse, bizim dış pazarı baltalamak için altına hemen fiyat verebiliyorlar.

    Hükümet, bu açığı, ancak ucuz işgücü ile düşürebileceğini gördü, kayıtsız göçmenler ile Türk sanayisinin maliyetini aşağı çekmeye çalışıyor. Tekstil sektörü hızla yabancı iş-gücüne geçmeye başladı.

    Kurumsal firmaların üretim yaptığı, otomotiv sanayinde, büyük kurumlar asgari ücret altında işçi çalıştırmaz iken, taşeron ve alt-yüklenici firmaları üzerinden ucuz-kaçak göçmen işgücünden istifade ediyorlar. Türk otomotiv sektörü ihraç edilen emek payı içinde yabancı-kaçak işgücünün oranının yüzde 8 üzerine çıktığı konuşuluyor.

    Bunlar asgari ücret altında çalışan insanlar.

    İşin sosyal boyutu da var. İşsizlik azalmadığı için, ucuz işçi - pahalı işçiyi kovuyor. Ancak ucuz işçinin de gıda, giyinme gibi temel ihtiyaçları var. Ucuz çalışanlar esnaf dediğimiz kesimden hizmet-mal talep edebilecek gelire sahip değiller. Öyle olunca, vergisiz, seyyar çalışan, veya kaçak dükkan işleten genellikle kendileri gibi göçmenlerin açtığı dükkan gibi yerlerden alım yapıyorlar.

    Kötü esnaf da iyi esnafı kovuyor. Bir, piyasada işçiye giden para, yerli esnafı es geçiyor, yerli esnaf zayıflıyor. İki, alım gücü düşen orta kesim yerli dükkanlar yerine talebin bir kısmını kaçak esnafa kaydırıyor. Klasik yerli esnafın düşük gelirli kesimin oturduğu muhitlerden hızla silindiğini görüyoruz.

    Bu iş, zaman içinde artınca, siyasi bir talebe de dönüştü. Bir tepki partisi de oluştu.

    Ancak, ülkenin orta gelir üstü kesimi halinden memnun, ucuz iş gücü şimdilik onların işine geliyor. Bankacılık, Sigorta, Akademi gibi alanlara ucuz işgücü nüfuz edemiyor. Onlar rekabetsiz kalırken, işlerini ucuza yaptırabiliyor. Gelirleri düşse bile sosyal konumlarını korudukları için ucuz-kaçak işgücü politikasına destek veriyorlar.

    Önemli bir dış konjonktür değişimi olmaz ise, paranın değer kaybı, ucuz - işgücü talebi artacaktır.

    YanıtlaSil
  12. Sayın Hocam, bir ülkenin parasının değerini o ülkede üretilen mal ve hizmetlerin toplamı belirler diye biliyorum. Bu doğruysa yeterli üretim yapmadan Para Politikası veya Maliye Politikası ile paramızın değeri-ni yükseltemiyeceğiz gibi görünüyor, katılırmısınız? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmen doğru ama yeterli değil. Üretimi iyi olan ama yanlış ekonomi politikası uygulayan bir ülkenin parasının değeri düşer. İkisi bir arada olmalı.

      Sil
  13. Netekim faiz sebep enflasyon sonuçtur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, her gün yaşayarak tekrar tekrar görüyoruz bunun doğruluğunu. Faizi düşürdükçe enflasyon düşüyor.

      Sil
  14. Hocam enflasyon bize bir güzellik yapıp beklendiği üzere kendiliğinden düşermi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoca ne bilecek. Koskoca MB açıklamış işte, gidin okuyun. Rusya Ukrayna savaşı bitince, baz etkisi de eklenince enflasyon düşecekmiş. Yani mealen; enflasyon bu yıl öyle bir yükselecek ki seneye hayatta o kadar yükselemez, bu yılla karşılaştırınca düşmüş gibi görünür, üstüne bir de savaş biterse oooh ballı börek diyorlar. Kendilerinin bir şey yapmaları gerekmiyormuş, öyle diyorlar. Demek ki düşecek, yalan söyleyecek halleri yok ya...

      Sil
    2. Enflasyon, canlı bir varlık değildir. Enflasyon canavarı masallarını dinleye dinleye onu canlı sanmayın.

      Sil
  15. Mahfi Bey bilgilendirici yazınızla “Türk Parası Kıymetini Koruma(ma) Kanunu”nun tarihçesini öğrendik. Teşekkür ederim. Ancak, bu yazıda bir eksiklik var. Şöyle ki; yazınızda “7 Ağustos 1989 tarihinde...Türkiye’deki kişilerin, kurumların döviz bulundurmaları, deviz hesabı açabilmeleri…serbest bırakılmış oldu.” Diyorsunuz.

    Benim bilgime göre hernekadar korvertibilite ilan edilmemiş olsa da 1983 yılı Aralık ayının sonuna doğru vatandaşların döviz bulundurmaları ve hatta belli bir limite kadar yurt dışına çıkarmaları serbest bırakılmıştı.

    Bunu çok iyi hatırlıyorum; çünkü 1984 yılı Ocak ayında çalışmak için yurt dışına gidecektim. Geçimini yurt dışında temin etmiştir kayıdına sahip pasaport almıştım 1983 Aralık ayında. Henüz döviz bulundurma yurt dışına çıkarmanın serbest bırakıldığına dair karar açıklanmamıştı. Dünyanın dört bir hali var yanımda biraz para bulundurayım düşüncesiyle İş ve İşçi Bulma kurumuna başvurdum. Bana verilen sözlü cevap “sen ülkeye döviz kazandırmaya gidiyorsun ne döviz alması” cevabı verildi. ” Yolda başıma bir şey gelse aç bilaç kalsam ne olacak” diye üsteleyince limitin 5 (yazıyla Beş) dolar olduğu ve verilecek bir belgeyle sanırım Merkez Bankası’ndan alabileceğim söylendi.

    Birkaç gün sonra döviz serbestisi getirilince kuyumcunun birisinden 300 Dolar satin aldım ve gizleme ihtiyacı duymadan yurt dışına çıktım.

    1986 yılında yurda döndüğümde de yurt dışında kazandığım dövizleri bankaya yatırdım.

    Amacım kendi maceralarımı anlatmak değil. Sadece arada bir başka aşama daha olduğunu hatırlatmak.

    Saygılarımla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bunlar hep yaşandı ama ben yazıyı uzatmamak için oraları geçip özet yazdım.

      Sil
    2. Mahfi Bey yanıtınız için teşekkürler.

      Bu vesileyle ülkemizin dolarizasyon sarmalına girişini sağlayan yolun taşlarının nasıl döşendiğine dair birkaç şey söylemek istiyorum.

      Yurt dışında çalıştığım dönemde döviz serbestisinin aslında yanlış olmadığını biliyor ve takdir ediyordum. Ancak Özal efendi hükümetinin aldığı kararla yurt dışına gidenlerin getirdikleri eşyaların gümrük vergilerinin döviz (Alman Markı) ile ödenmesine dair tarife açıklandı. O zamanlar ülkemizin bu kararını hükümranlık haklarından feragat anlamına geldiği düşüncesiyle utanç verci bulduğum için her platformda eleştirdim. Daha da ileri gidildi ve yurt dışında çalışıp ülkeye dönenlerin yurt dışı hizmetlerini emeklilik için saydırabilmesi imkanı veren yasalara Amerikan Dolarıyla ödeme yapılacağı hükmü kondu. Bu kararlar benim için bir olumsuzluk olmamasına rağmen, ülkemiz için utanç verici olduğu düşüncesiyle kahroluyordum.

      Devlet kendi mülkü gayrimenkulleri Amerikan Doları ile kiraya vermeye başladı. Hatta Cumhurbaşkanı Kenan Evren bile İstanbul’daki bir dairesini Dolarla kiraya verdi.

      Devam eden yıllarda da bu uygulama uzunca bir süre devam etti ve özelleştirmeler döviz ile yapıldı. Bugün KÖİ adı altında yapılan projelere ait ödemeler de halen döviz bazlı yapılıyor.

      Örnekleri çoğaltmama gerek yok. Halbuki bunlar Türk Lirası ile yapılabilir ve enflasyona ait endekslerle gerektiğinde eskale edilebilirdi.

      Vatandaşın gözü önünde olan bu hadiselerden sonra dövize olan aşkına şaşırmamak gerekiyor.

      Sil
  16. Peki savaşa giren Rusya'nın Rublesi nasıl oldu da değer kazandı?
    Rusya savaşta ama parası dünyanın en güçlü parası, ekonomistler bunu da açıklasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rusya'nın doğalgazı var ve bütün Avrupa ona muhtaç.

      Sil
    2. Belki Sn. 23:29’un sorusuna bir ilave yapmak lazım hocam.
      Ruble’nin bugün için ulaştığı değer,savaşın rusya ekonomisi üzerindeki tüm etkilerinin fiyatlanmış hali midir diye düşünüyorum.
      Tüm o abd-ab yaptırımları,rusya’nın uluslararası mb rezervlerine erişimine bloke konulması,batı ülkeleriyle olan ticaretinin asgari düzeye çekilmesi,ülkeden çekilen batı firmaları,rusya’nın kısmen sermaye kontrolü uyguladığı ve döviz talebini baskıladığı iddiaları vs…

      Hocanın sıklıkla vurguladığı;fiyatların riskler ve beklentiler üzerinden oluştuğu bu neoliberal ekonomi düzeninde,sanırım sormamız gereken sorular da bu denklemi anlayabilmek üzerine olmalı.
      Yani bugünkü ruble fiyatı hangi rusya ekonomisini ifade ediyor?
      Bugünü mü,6 ay sonrasını mı,1 yıl sonrasını mı?

      Saygılarımla

      Sil
    3. Rus Rublesi üzerine şunları yazayım.

      Birinci neden, Rusya içinden limit dışında döviz al-sat işlemleri yapamazsınız. Rusya da sokaktan aldığınız döviz, resmi kurun 1.5 ile 2 katı arasında.

      İkincisi, gördüğünüz değerli Rus rublesi, gaz al/sat işlemleri için Rus idaresinin aracı verdiği bankalar için sadece mal/para değişiminde geçerli, bankadan siz o fiyata Ruble alamazsınız, işlem size de kapalı.

      Üçüncüsü, ruble fiyatı doğal kaynaklara tek yönlü olarak peg edildi. Yani altını olan gider, resmi kur üzerinden karşılık kadar Ruble alır, ama tam tersi olamaz, yani aynı miktar Ruble verdiğinizde yarıya yakın altın alırsınız.

      Dördüncüsü, Rus Rublesi ile yurtdışında kredi kartı alış verişlerinde en yüksek aldığımız şikayet, Ruble üzerinde aşırı yüksek komisyon var, gerçek ruble kurunu yurtdışına çıkan ruslar farkediyor.

      Beşincisi, Rus MB aldığı faiz yükseltme kararı.

      Altıncısı, Ruslara ithal mallar üzerinde ciddi kısıtlamalar var. Ruble ile büyük hacimli ithal mal alımları için döviz talebi kesildi. Çin ve Hindistan ile Rusya ikili MB anlaşmaları yaptı, ancak çıpa olarak gaz fiyatını kullanıyor. Böyle olunca, 100 dolar üzerinde olan petrolü Ruslar Çinlilere 60 dolar üzerinde bir anlaşma ile vermiş gibi oluyor.

      Yedincisi, savaşın ilk haftalarında Rus gazı üzerine batılı petrol şirketleri 25 ile 30 dolar arasında baz maliyet ile vadeli kağıtlar oluşturdu. Yaklaşık 1 e 4 oranında fiyat ile Rus gazını alıyorlar.

      1.maddeyi yazdıktan sonra gerisini yazmaya gerek yoktu, ama sonuçları bunlar. Rus parası gerçek piyasa işlemlerine açıldığında fiyatı şimdi gördüğünüz fiyatın 1/4 ile 1/2 arasında bir yerde olur.

      Yazmayacaktım da siyasetten bağımsız teknik bir konu olunca yazdım.
      6b3JTxhzzQvzNLJo

      Sil
    4. Almanya'ya Rusyadan gelenler şikayet ediyor.
      Rus bankasındaki paralarını yurtdışına aktarmalarına izin verilmiyormuş.
      Rusyadan çıkarken Euro verilmemiş, limit varmış.
      Kartla Almanya'daki alış verişlerinde fazla Ruble hesaplarından çekiliyormuş.
      Her kart da Rusya dışında geçmiyormuş, hesaplarına bağlı atm kartını tanımlattıkları bir kredi kartı verilmiş, o kart hesaplarından Ruble çekermiş, yurtdışında ülkelerindeki kredi kartlarını kullanamıyorlar.

      Sil

    5. Sn.16:36,
      Verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederim.
      Yalnız 5. Maddedeki faiz arttırımı ile ilgili bir ekleme yapmak isterim.
      Rusya Merkez Bankası şubat ayında politika faizini % 20’ye çıkarmıştı.Ancak o tarihten bu yana bir kaç kez faiz indirdi.Sonuncu indirimi mayıs sonunda yaptı ve Rusya’nın politika faizi % 9,5 oldu.

      Sil
  17. Cds primi 800 ü geçmiş millet ha ho diyor feryad ediyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maaşı cds primi ile mi ölçüp ekmek alıyorsunuz derler, milletin de hoşuna gider.
      Hükümet seven milletimiz hükümeti överken, hükümeti sevmeyen milletimiz de ifadeyi sosyal medya şakalarına konu yapıp güler eğlenirler.

      Sil
  18. Hocam sizde hiç " nehrin akışina ters yönde kürek çekmek " hissiyatı oluşuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olsa emin olun üzülmeyeceğim. İleride şelale var ve biz o yönde hızla kürek çekmeye devam ediyoruz. Bizim durumumuz bu.

      Sil
  19. 2021 haziranda dolar / tl 8,5-9 arasında değil miydi hocam grafikte bir hata olabilir mi ?

    Ayrıca;

    Bizleri bu şekilde bilgilendirdiğiniz için ellerinize sağlık Mahfi Hocam, çok teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu tabloda yer alanlar yıl sonu kurları.

      Sil
    2. Dikkat etmemişim hocam çok teşekkürler,

      Sil
  20. Hocam ücretli kesime yapılacak zamlar enflasyonu daha çok arttırmazmı?

    YanıtlaSil
  21. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, "Türk lirası en düşük durumda, daha ineceği bir yer yok, vatandaş rahat olsun" demişti. Hocam Türk lirasının gerçekten daha ineceği yer yok mu yoksa daha dibi görmedik mi? Bu iktidar sayesinde dipsiz bir kuyuya mı düştük ne dersiniz? Vatandaş olarak rahat olmamız için Türk lirasının en düşük duruma gelmesini beklememize gerek var mıydı? Bize rahat mı battı? Bakanın çıkıp Türk lirasının kıymetini koruyamadık bizi affedin deseydi daha doğru olmaz mıydı? Sizce Japonyada olsa bakan harakiri yapar mıydı? Daha buna benzer bir sürü soru geliyor insanın aklına ister istemez. Ne diyeyim, akıl dağıtılırken biz nedereydik acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız 15:03,

      Ben 64 yaşındayım, 6 sıfır atılmadan önceki lirada 1000TL'lik banknotun çıktığı günü hatırlayabiliyorum. Daha sonra biliyorsunuz 1 milyon TL bozuk para haline geldi. Demem odur ki bizler enflasyonla doğru düzgün mücadele edilmezse bu işin dibinin olmadığını yaşayarak deneyimledik. Umarım sizler de aynı yoldan geçmezsiniz ama şu aralar bizim 40-50 yılda yaşadıklarımız hızlı çekim gerçekleşiyor, muhtemelen yakında yeni 1000 TL'lik banknotla da tanışacağız ve o banknot aslında 1000 TL'lik değil 1.000.000.000 TL'lik olacak. Nebati beyi üzüp gözlerindeki ışıltıyı karartmak istemem ama bu kafayla giderlerse o seviye bile dip olmayacak...

      Sil
  22. Seneye yapılacak seçimden sonra Israrı bırakarak bile dan diye bi rahatlama hissi gelecektir,inşallah o hükümette bak ne güzel yaptık diye 2. bir akp devri yaşatmaz

    YanıtlaSil
  23. Ne büyük yazarsınız hocam, TL koruma kanunu yazısını yazdınız,
    Hükümet yazınızı görür görmez ...
    Gereğini yaptı diyelim.
    32 mevta oldu.

    YanıtlaSil
  24. Hocam bugün yapılan ticari kredilere döviz bozma şartı gibi piyasa bozucu hamleler ileride bu uygulamaların eski haline dönmesiyle dövizde ciddi bir tahribat yaratmayacak mı?

    YanıtlaSil
  25. Serbest piyasa benim olmaz ise olmazimdir. Piyasaya müdahil oldugunda etkin ancak müdahale kapasitenden ibarettir. Kayinpederin savruk damadı beslemesi hayat boyu sürerse o arkadaş damat degil evlatlıktir. Tarlada domatesin yok ise salcaya fiyat bicemezsin. Bu kadar basit. Mudahaleci kur rejimi sürdürülemez. Nokta

    YanıtlaSil
  26. İktidar; son aldığı kararla ithalatçı ve ihracatçılara "ben afiyetle kendime ziyafet çektim, hadi bakalım faturayı siz ödeyin" diyor. Aslında islâmın "i"sini bilmeden siyasal islâmla dans etmeye kalkan, iktidar ziyafet çekerken "ne de güzel yiyorsunuz, bravo size" diye alkış tutup "bakalım sofradan bize ne düşecek" diye bekleyen bu sanayici kesime haktır diyeceğim de ülkeyi düşündüğüm için diyemiyorum. Bu kararlar dövizi durdurur mu denirse elbette durdurmaz, hatta yükselişi daha da hızlandırır ve karaborsayı patlatır ama sanayii durdurur mu denirse ani duruş yoldadır...

    YanıtlaSil
  27. Türk Parası Kıymetini Koruma Kanununa Muhalefet suçunu işleyen bir iktidarla karşı karşıyayız

    YanıtlaSil
  28. Hocam sizi takip ediyorum ama benim halâ ikilemde kaldığım unsurlar var..mesela büyüme oranımız dolar bazındamı yoksa lira büyümesimi.politika faizi dolara verilen faizmi yoksa tl yemi..mesela turizm sezonu sonrası yine bir kur krizi yaşasak dolar 20 hatta 25 leri filan görse ve aniden bozdurun dolarları rüzgarı başlasa.erdogan yeni bir tedbir açıklayacağım diye tvlere çıksa aynı 21aralıktaki gibi,ve deseki "biz aslında tl ye sonderece cüz-i bir faiz ödüyoruz,esasen yok gibi birşey.bu %14 esasen bizim dövize,dolara ödediğimiz,ödeyecegimiz faiz" dese..ama bunu erdoğanın sesiyle duyduğunuzu hayal edin :)diyelim 25,98 olsa o an dolar kuru,kaça düşer..
    bu bir yerden aldığım duyum,şaka değil,kesinlikle değilll.

    YanıtlaSil
  29. Yazınızı güzel bir son ile Risk Listesi hazırlanmalı diye sonlandırmışsınız.RİSK DEĞERLENDİRME bir ekip işidir.Ülkemizdeki İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili Risk Değerlendirme paydaşların katılımı ile bir ekip tarafından hatta komşu veya benzer sektör firmalarının vereceği katkı ile hazırlanması gerekirken bu iş İş Güvenliği uzmanına havale edilir.Dolayısıyla onun hazırladığı Risk Değerlendirme Dökümanı ve içeriğinden Riski yaşayacak olanların çoğu haberdar olmaz.Sonuç ciddi iş kazalarını azaltamıyoruz.Sizin dediğiniz Risk Listesi çalışması yapılsa ve sizler gibi kıymetli ve tecrübeli vede yukarısı memnun olsun diye "HAYAL SATACAK"olmayanlar RiskEkibine dahil olsa sonuca gidilir hocam.Olması dileğiyle..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Türkiye’nin Dış Finansman Sıkıntısının Nedenleri