Dolar Euro Eşitliği Bizi Nasıl Etkiler?

Sonunda beklenen oldu ve 1 USD = 1 Euro paritesi gerçekleşti. Euro ilk kez fiilen dolaşıma girdiği 1 Ocak 2002’de 1,17 USD denkliğiyle başlamıştı. Paritenin en yüksek olduğu tarih 3 Mart 2008’dir (1 Euro = 1,57 USD.) Küresel krizle birlikte düşüşe geçen Euro, ilerleyen dönemde toparlanarak yükseldiyse de hiçbir zaman tarihi zirvesine yaklaşamadı. 2022 yılı başında parite 1,13 idi. 13 Temmuz itibarıyla 1 Euro = 1,0022 USD düzeyine gerilemiş bulunuyor.

Fed’in faiz artırımlarının dolara değer kazandırması yalnızca euro ile sınırlı değil. Dolar endeksindeki gelişim doların bütün paralara karşı değer kazandığını gösteriyor. 2022’ye girerken 95,7 olan Dolar Endeksi (DXY) 13 Temmuz itibarıyla108,3 düzeyinde bulunuyor (son 20 yılın zirvesi.) Dolar endeksinin 108,3 olması doların, endekste bulunan 6 para birimine göre (Euro, Yen, Pound, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) yüzde 8,3 daha değerli olduğunu gösterir. 

ABD ekonomisinin başta enflasyon olmak üzere birçok sıkıntıyla karşı karşıya olmasına karşın doların diğer para birimlerine göre değer kazanmasının bazı nedenleri var. Bunların başında ABD merkez bankası Fed’e duyulan güven geliyor. Fed, bazı kararlarında geç kalsa da doğru politikaları uygulama konusunda bekleneni yapıyor ve sürprizlere yer vermiyor. Bu yaklaşımı Fed’in itibarını yükseltiyor ve açıklamalarına güvenilir kılıyor. Böylece ‘açık sözlülük politikasını’ rahatlıkla uygulayarak beklentileri etkilemeyi başarabiliyor. İkincisi Fed, bana göre biraz geç kalmış olsa da, faizleri yükseltmeye başladı. Bu hamlesinin sonucu olarak iki kazanım elde etti: (1) Dolar, diğer paralara göre değer kazanmaya başladı. (2) Fed, fiyat istikrarını siyasete kurban etmeyeceğini göstererek itibarını daha da artırdı.

Parite; iki ülke parasının karşılıklı değerini gösteren bir sayıdır. Örneğin euro ile doların karşılıklı değerini gösteren sayıya parite deniyor. Pariteden sağlanan kazanç veya uğranılan zararı anlatabilmek için Türkiye açısından şöyle bir formül yazabiliriz:

(ihracat + turizm ve diğer görünmeyen kalemler gelirleri) – (ithalat + dış borç anapara ve faiz ödemeleri)

İhracatta euro ve doların ağırlığı aşağı yukarı eşittir: 2021 sonuçlarına göre 225 milyar dolarlık ihracatımızın yüzde 46’sı euroyla yüzde 47’si dolarla, kalanı da diğer para birimleriyle yapılmıştır. Turizm ve diğer görünmeyen kalem gelirlerimizin (navlun, sigorta vb.) yüzde 70’e yakını euro cinsinden elde ediliyor. Buna göre ilk parantez açısından denge euro lehine çıkıyor.

2021 sonuçlarına göre toplam 271 milyar dolarlık ithalatımızın yüzde 48’i euroyla, yüzde 45’i dolarla yapılmış görünüyor. Aynı yılda yapılan dış borç ödemesinin yüzde 60’a yakını dolarla, yüzde 30’a yakını euroyla ve kalanı diğer para birimlerinden oluştuğuna göre ikinci parantez içindekiler açısından ağırlık dolarda bulunuyor.   

Bu çerçevede:

Euro’nun dolardan daha değerli olduğu geçtiğimiz 20 yılda Türkiye parite kazancı elde ediyordu. Bugünlerde Euro = USD olduğu için Türkiye nötr duruma gelmiş görünse de geçmişle karşılaştırarak bakarsak artık parite kazancı elde edemeyeceği için kayıpla karşı karşıya bulunuyor. Eğer dolar euroyu geçerse o zaman Türkiye bu ilişkide ciddi parite zararı yaşayacak demektir.

Türkiye ile benzer durumda olan yani ihracatının ya da dövizli gelirinin ağırlığı euroyla buna karşılık dövizli giderleri ve dış borç ödemelerinin ağırlığı dolarla olan şirketler için de aynı kayıp ortaya çıkıyor.


Yorumlar

  1. Emeğinize sağlık hocam. Peki sizce usd yükselişi devam eder mi? Eur düşüşü önleyebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Eğer Avrupa Merkez bankası ve diğer merkez bankaları faiz artırmazsa doları yükselişi sürer.

      Sil
  2. İbrahim Kılıç13 Temmuz 2022 11:16

    Hocam bundan sonra ne olur parite var mı öngörünüz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir üstteki yanıta bakabilirsiniz.

      Sil
    2. Sağolun hocam

      Sil
    3. 0,80-0,85 aralığında bir yeri görür grafiksel olarak. YTD

      Sil
  3. Hocam ödemeler dengesinde tüzel kişiler ve bireylerin aldığı dövizler gözüküyor mu? finans hesabı cari açığı kapatıyorsa artan fazla döviz doğrudan resmi rezervlere mi gidiyor? babacan için tlyi değerli tutmak için yerine biraz daha rezerv biriktirebilirdi diyorlar, bunu nasıl yapıcaktı tl basıp dolar mı alacaktı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurt dışından getirdikleri görünür, yurt içinde aldıkları görünmez.
      Evet fazlası resmi rezervlere gider.
      TL basıp dolar arak enflasyonu biraz artırıp cari açığı düşürebilirdi diyorlar.

      Sil
    2. peki hocam alınan dış borç gözükür mü? diğer yatırımlar kısmında gözüküyor değil mi? ama bir hisse senedi almakla bir şirketin eurobondunu almak aynı değil diğeri büyük bir yükümlülük.. bunu nasıl ayırt edip cari açığı borçlanarak kapattığımızı söylüyor? tüm portföy ve diğer yatırımları aynı kefeye mi koyuyorlar?

      Sil
  4. Hocam bence esas soru Avrupa merkez bankasının neden faiz artırmadığı ve ne zaman artıracağıdır.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ve resesyon korkusu buna engel oluyor.

      Sil
    2. Hocam fakat bu durum Avrupa da enflasyonu önü alınamaz hale getirmez mi? Sizce başka bir düşünceleri mi var?

      Sil
  5. Bir başka deyişle : Her masada kayıptayız hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü otururken bilimsel bir yaklaşımla değil rastgele bir tavırla oturuyoruz masalara.

      Sil
  6. Hocam,hükümet değişirse akıl ve bilim içeren politikalar uygulanırsa en mantıklı yatırım Tl de durmak mı olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım, göreceğiz neler olacağını. Çok kapsamlı bir yapısal reform programı getirir de uygulamaya başlarlarsa TL akıllıca olabilir.

      Sil
  7. Doların diğer para birimlerine karşı değer kazanması ABD ekonomisini nasıl etkiler hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış ticaret dengesini bozar. O da ekonomiyi bozar.

      Sil
  8. Türk lirasındaki değer kaybı ve üretim zafiyeti sürdükçe hayatımız her geçen gün biraz daha zorlaşacaktır.. Kapsamlı analiziniz !ç!n teşekkürler Mahfi bey...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Maalesef öyle.

      Sil
    2. Hocam çine karşı rekabetçilik artmaz mı ? Avrupa çinden dolar ile alıyor.

      Sil
  9. Hocam, Avrupa'da da enflasyon yükseliyor. ECB'nin faiz artırması sözkonusu mu? Böyle bir durumda euronun kısa vadede değerlenmesini bekleyebilir miyiz? Aksi halde, FED'in en az iki yıl boyunca faiz artışına devam edeceğini varsayarsak euro, dolar karşısında rekor seviyede değer kaybına uğrayabilir, doğru mu?

    YanıtlaSil
  10. Tüm dünyayı sarmış olan "niteliksiz siyasetçi" furyası Avrupa Birliğini de fazlasıyla etkilemiş durumda. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşında adeta ABD'nin uydusu gibi hareket etmeleri ve hem enerji, hem çeşitli emtialar açısından göbekten bağlı oldukları Rusya'ya karşı düşmanca bir tavır almaları adeta kendi bindikleri dalı kesmek gibi oldu. Bu işi daha akıllıca ve kişilikli şekilde idare edebilselerdi savaşın çıkmasına bile engel olabilirler, olamasalar da etkili bir arabuluculuk yapabilirlerdi, ekonomik açıdan da bu kadar olumsuz etkilenmezlerdi.

    Sonbaharda çıkma olasılığı çok yüksek bir Çin-Tayvan gerginliğinde aynı tavrı izlemeye devam ederler ve ABD'nin politikalarına, ambargolarına v.s. aynen uyarlarsa ne Avrupa Birliği'ni, ne de euro'yu kimse kurtaramaz bence...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarınızı ilgi ile okurum ama bu yorumu biraz taraflı buldum açıkçası savaşı başlatan AB değildi en nihayetinde

      Sil
    2. Sn Adsız 17:56

      İlginize teşekkür ederim. Zaten ben de savaşı AB'nin başlattığını söylemedim, ABD'nin güdümüne çok fazla girmelerini eleştirdim. AB, son dönemde kifayetsiz yöneticileri nedeniyle sürekli kuruluş amaçlarına aykırı tepkiler veriyor. Bunu sığınmacı korkusuyla ülkemizdeki devasa hukuk-insan hakları ihlallerine neredeyse hiç ses çıkartmamalarından ve iktidarı her türlü hukuksuzluğa rağmen desteklemelerinden de görüyoruz. Son genişlemelerle çözümü zor bir takım sorunlar yüklendiler ve karakterlerini tamamen yitirdiler, hiçbir etik değer taşımayan çıkarcı ülkeler topluluğuna dönüştüler. Bu nedenle Rusya-Ukrayna savaşında çok daha barışçıl ve etkili bir rol üstlenebilecekken bunu yapmayıp ABD'nin kuklası gibi hareket ettiler. Bu işten en büyük zararı da kendileri gördüler. Vurgulamaya çalıştığım şey buydu...

      Sil
    3. 16:52 de benzer yorumu yapmış.

      Savaşı başlatan AB değil, ama diktatör Putin'e destek veren AB.
      Fakat başka bir şey de diyor, Türkiye'deki rejime destekten bahsediyor.
      Türkiye ile de AB tarafında bir sorun çıkabilir mi?

      18:57 AB'nin batı komşusu İngiltere ile yaşadığı sorunu hatırlatmış.
      Böyle bakınca, AB, komşuları ile ilk başta göremediğimiz iç sorunların tohumunu atmış bir konumda.

      Yıllardır ülkemizde hep böyle dinci, hep böyle insanımızın aleyhine, hep böyle Batı ve modern dünyadan uzaklaştırıcı insanların politik arenada ön plana çıkmaları ciddi biçimde beni irite ediyor. Yani bu kadar da olmaz denilen her şeyi yapmaları sadece ülkenin ahlaksız dinci kesimi ile açıklanamaz. Bu kadar da ısrarla her gelenin gideni aratacak kadar kötü olması da tesadüf olamaz.

      İçerden halkımızın cehaletinin seviyesizliğini kabul ederim ama Türkiye'de olan sanki çok daha profesyonelce yapılan bir şey. Kripto yazanın eski yorumları da hep Batının Türkiye'de ısrarla dandik politikacıları desteklemesi üzerine.

      Yaşananlar, ve son olaylar beni ciddi ciddi düşündürdü. Putin ile Erdoğan ve AB ilişkisi, hiç de komplo teorisi olabilecek yapıda değil. Çok ciddi bir konu bu.

      Sil
    4. Mahdut Bey çok iyi bildiğinize eminim ki devletler arasında kişilik olmaz çıkarlar olur herkes kendi ülkesinin çıkarlarını korur. Benim ilk yorumda kastettitigim aslında şuydu illada burada birilerinin kişiliği sorgulanacaksa sanırım bu savaşla ilgili kişiliği sorgulanması gereken öncelikli olarak AB değil.
      Bu savaş 50'nci gününden sonra tüm dünyanın sorunu haline geldi gelmeye de devam edecek gibi gözüküyor.
      Yine 50'nci gününden sonra bu savaşın en büyük kaybedenleri Rusya ve Ukrayna oldu. Uzadigi sürece de tüm dünya etkilenmeye devam edecek en büyük darbeyi sahada savaşanlar alacak. Tabi bu benim fikrim. Sonuç ne olacak zaten hep birlikte göreceğiz.
      Saygılar

      Sil
    5. Rusya, çok pis bir batağa atladı, senelerce çıkması imkansız. Adı üstünde batak, kendi başına çıkamaz, mutlaka dışardan birinin desteği lazım ki o da Batı.

      Rusyayı Ukrayna'ya Batı sokmadı ama Ukrayna'dan Rusları ancak Batının yardım etmesi çıkaracak.

      Ama Batı da Rusların çıkmasını değil, orda iyice gücünü kaybetmesini istiyor.

      Dünya şunu da gördü, Rus ordusu savaşmayı da bilmiyor. Batıya büyük güven verdi bu.

      Sil
    6. Rus ordusu savaşmayı bilmiyor kısmı biraz abartı olmuş. Rus ordusunun Ortadoğu'da savaşa giripte çıkamayacağı bir ülke tanımıyorum. Tarihte Osmanlı donanmasini 3 defa yaktılar bildiğim kadarıyla... Savaş gelenegi olan donanımlı bir ordu yıpranmış olabilir. Ama bu kadar hafife almayın bence. Onun dışında Amerika'ya kafa tutabilecek bir potansiyeli hiç bir zaman olmadı Amerika'da akilli davranarak hiç bir zaman doğrudan savaşa girmedi. (Hiç bir ülke ile)
      Ruslar iyi satranç oynarlar ama bu savaşta bence Ukrayna'ya indirseler bile bir at ve bir piyon kaybetmiş olacaklar İsveç ve Finlandiya'nın NATO ya girmesinde rusya tarafına bir bedeli olacaktır.
      Işin ekonomi kısmı Ab de ki ekonomik dalgalanma en fazla bir sene sürer. Aklın mantığın ve bilimin gerekliliğini uygular işin içinden çıkarlar. En önemli artıları eğitimli ve bilinçli halk kitlesi......
      Bu para ile satın alınamayacak kadar önemli bir güç
      Ukraynadan gelen görece iyi eğitim almış bir kitlede mevcut....bence iyi bir makale yazmalı Mahfi hocam savaşın Avrupa'ya etkileri pozitif negatif.

      Sil
    7. Savaş uzarsa AB kaybeder. Ukraynayı geçtim zaten. O ne olursa olsun kaybetti. Ama Rusya pek kaybetmiş gibi durmuyor bana göre. Sıkıysa Avrupa gaz almasın. Deneysel yeşil enerjiyle düzinelerce fabrikayı kesintisiz çalıştırabiliyorlar mı denesinler. O deneyin kobay fareliği Almanya’ya verildi. İzleyelim bakalım.

      Ayrıca bence savaş uzarsa Rusya Odessa’yı da alır. Böylece Ukrayna Karadeniz’e kıyısı olmayan bir ülke haline gelir.

      Sil
  11. Hocam yanılmıyorsam Euro bir ara dolar karşısında 0.80-0.88 ile dipteydi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk çıkıştan bir süre sonra 0,80'lere gerilemişti sonra toparlandı.

      Sil
  12. Hocam, farz edelim ki olası %70’e (enflasyona yakın) faiz artışı bütün piyasaları nasıl etkiler ya da piyasa bunu bu koşullarda ister mi? zaman olarak bu tarihlerde dövizi düşürmek için etkili olabilecek faiz hamlesinin (diğer sorunlar göz ardı edilecek olur ise) avantajları ve dezavantajları nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finansal piyasalarda düzelme reel piyasalarda çöküş yaşanır. O nedenle faizi tek başına artırmak artık doğru olmaz. Önce ciddi bir program açıklayıp uygulamaya başlamak ardından faizi artırmak lazım.

      Sil
    2. Soruna sebep olanlar, çözüm de getiremez der Mahfi hoca.

      Bu hükümet, maliye politikaları için nasıl bir güven verebilir bilemiyorum.

      Parlamenter bir Türkiye olsa, iki - üç parti toplanır, erken seçim yaptırır, hükümeti devirir, meclisten çoktan güven alırdı. Ardından ekonomik politikası neyse uygulardı.

      Şimdi; muhalefet tarihinde ilk kez 3 büyük kenti eline almış, erken seçim yaptırmamak için 40 takla atıyor. Bu konuda Türk sözde muhalefeti başarılı oldu da. Kaç yıl geçti yerel idareler seçiminden sonra?

      Demirel'i hatırlarım da, İstanbul, İzmir ve Ankara'yı Demirel alacak da, seçim zamanını bekleyecek? Hayatta olmazdı. Dünya dursa, Demirel durmazdı.

      Üç en büyük belediyeyi aldığı günün ertesinde Demirel iktidarın tepesine binerdi.
      Her gün iktidarın ensesinde boza pişirirdi.

      Şimdiki sözde muhalefet nedir böyle?
      Üç büyük kenti, ülkenin yüzde ellisininden fazlasının yerel yönetimini eline almışsın, millete seçim zamanını bekleyin diye La Fontaine masalları okuyorsun?

      Bu masalı ben yemem, yemedim. Muhalefet olmadıklarını da ben çok iyi biliyorum. Ama ülkeye yedirdiler. İnsanımıza üzülüyorum, muhalefete oy verdik diye gidecekler yine iktidarın gölgesine oy basacaklar.

      Ekonomi bloğunda siyasete girmeyelim diyorum diyorum ama iş dönüp dolaşıp siyasete geliyor.

      Yapısal reformu da yapacak olan siyasi irade, ekonomik program açıklayıp güven alacak olan da siyasi irade, mali politikaları belirleyecek olan da siyasi irade.

      tpDU9a&uBcXd%97p

      Sil
  13. Hocam , değerli metaller doların yükselişi ile ters korele midir ? Fiziki ve vadeli piyasa arasında ki arz talep eğrisinde ki fark manipüle edildiği için mi ? Eğer öyle ise bu ne kadar süredir böyle ? ve sonu var mı?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle net bir korelasyon yok ama genel olarak dolar prim yaptığında değerli madenler (özellikle altın) düşüş gösteriyor. Çünkü insanlar altından çıkıp dolara dönüyorlar. Tersi olduğunda altına dönülüyor. Bununla birlikte bu eğilimleri genellemek doğru olmaz. Bazı hallerde hem dolar hem altın prim yapabiliyor ya da düşebiliyor.

      Sil
  14. Emeğinize sağlık hocam. Umarım yetkililer de bu işleri ciddiye alıp gerekli müdahaleleri yaparlar.

    YanıtlaSil
  15. Hocam bu durumda döviz tasarrufu yapan için sepetinde bundan sonrası süreçte Euro tercih edilmesi gerekmezmi?

    YanıtlaSil
  16. Hocam ABD ve Avrupa artık batıyor diyebilir miyiz? Ülkemizin ekonomisinin ise onca badirelere rağmen dimdik ayakta durmasının sebebinin, 2001 dönemi sonrası ekonomi temellerinin kaya gibi sağlamlaştırılması olarak görüyorum. Haksız mıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyemeyiz. Çünkü onlar enflasyonları % 9'a yaklaşıp da batıyoruz dediklerinde biz orayı 7 kez geçmiş durumdayız. 2001 krizi sonrası yapılan sağlamlaştırmalar ise ne yazık ki son üç yılda tuzla buz oldu.

      Sil
    2. Hocam bunlar hep hızlı büyümenin sıkıntıları,bu hızlı büyümeye devam edersek bereketde gelir.

      Sil
    3. 2001 sonrasında yapılan denk bütçeleme vardı, gördüğüm tek kaya idi, artık kalmadı.

      Sil
    4. Denk bütçe evvel zaman işidir,dünyada kalmadı artık .

      Sil
  17. Öncelikle sade ve anlasilir aciklamaniz icin tesekkurler hocam. Benim sorum Turkiye’den uzaklasarak Avrupa ve Amerika arasindaki denge ile ilgili olacakti. Paritenin bu sekilde seyretmesi yada dolar lehine hareket etmesi durumunda kisa vadede Avrupa tarafinda ne gibi farklilikla ve atilimlar gormeye baslariz?( faiz arttirimi disinda)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Avrupa'da ihracatın artması beklenebilir ama Avrupa daha fazla erteleyemez onlar da faiz artırmak zorunda çünkü enflasyon orada da yükseliyor.

      Sil
  18. Sayın eğilmez kafama çok takılan bir şey var. trnin faizi düşürmesi işsizliği azalttı mı, yani fakirleştik ama işsizlik azaldı mı? verilere göre bir azalma var. asgari aynı seviyede kaldığı için istihdam kötüleşmiş olması mı gerekiyor? ithal mal satanlar battı bitti ama ihracat yapanlarda ekstra adam alıyor olsada sanayi endeksi düşüşte yani istihdam azalmış olması gerekiyor diye düşünüyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. % 10,9'luk işsizliğe (yani iş arayanlara) değil geniş işsizliğe (yani iş aramayı bırakmış ama işsiz olanların da dahil edildiği işsizlik oranına) bakmak lazım. Biz buna geniş işsizlik diyoruz ve oranı % 22,4. Orada düşüş yok.
      İhracattaki artış, sattığımız malları eskiye göre daha ucuza satmamızdan kaynaklanıyor. Dışticaret endeksi aleyhimize gelişiyor.

      Sil
  19. Selam Mahfi Hocam,

    Alman ekonomisinin yaptığı bazı temel hataları izninizle son bir kaç yıldır yazmıştım.
    Düşük faiz ile klasik AB markalarının ihracat potansiyelini artırıp, KOBİlere Euro bölgesinde gitmesi gereken kaynaklar, büyük şirketlere aktı.

    Günün sonunda rekabet edemeyen Kobilerin başarısızlığını, ihracat kazançlarının sarhoş ettiği politikacılar görmezden geldiler.

    Şimdi gelelim günümüze:

    - Euro bölgesi düşük kur ile Kobilerine odaklanmak zorunda, en az 10 yıllık bir süreç alır AB Kobilerinin rekabet edebilir hale gelmesi, eğer yapabilirlerse.

    - Euro bölgesi, enerji ihraç etmek zorunda, enerji maliyetleri artacak. Önceki dönemde politik olarak ucuz Rus enerjisi ile AB üretimi ucuzlarken, politik olarak Putin rejimine verilen desteğin maliyeti Euro için sınırında bir savaş ile ortaya çıktı. Kur da ister istemez maliyeti artırma yönünde hareket etti.

    - Klasik Euro firmalarının da artık dünya genelinde rakipleri var. 10 yıl önce makina üretebilen firmaların teknoloji birikimlerine sahip başka şirketler var. Yani, teknolojideki stratejik üstünlüklerini kaybettiler. İhracat geliri elde etme potansiyelleri 10 yıl öncesine göre düşük.

    - Euro bölgesinin mutlaka ithal etmek zorunda olduğu ürünler var. Enerji, teknoloji, ara mamüller, ve savunma gibi. Ukrayna - Rus savaşı başlar başlamaz, dikkat ederseniz Almanya 100 milyar Euro üzerinde silah alım anlaşması imzaladı. Dahası Alman ordusu savaşacak durumda değil. İhracat ekonomisinde çalışan en az 150 bin Alman istihdamı, ordu ile ilgili alanlara istihdam edilmek zorunda, bu da günün sonunda verimsiz iş gücü yatırımını artırırken, verimli işgücünü düşürecek.

    - Diğer AB ülkeleri de askeri yatırımlarına ağırlık veriyorlar. Euro bölgesine atıl bir yük getirecek. En son Finlandiya ve İsveç de ciddi askeri yatırım bütçeleri açıklamak zorunda kaldılar.

    Tabi bu varsayım, savaşın Finlandiya'ya sıçramaması olasılığı üzerine. Belki etkisi daha az olacak şekilde Belarus ateşin içine atılır.

    Tabi, enerji ve ihracat ekonomik politikasının hatası üzerine Euro politikacıları uzun yıllardır uyarılıyordu, halka açık, uluslar arası düşünce kuruluşlarının ve devletler arası toplantıların konuları içindeydi. Putin rejimine Euro bölgesinin çok fazla destek vermesi, finansal olarak Putin rejimini desteklemesi hep eleştirildi. Biraz besle kargayı oysun gözünü deyimini AB politikacılar uyguladı. Cezasını çekecek olan da AB halkı, ancak sizin yazdığınız henüz faturanın başı, daha da var.

    Henüz, Ukrayna'da organize, kurumsal ordu ayakta. 3-4 yıla yayılan bir savaşta Ukrayna ordusu emir - komuta bütünlüğünü koruyamaz, bölgesel müdafa grupları (gerilla) ortaya çıkar. Ukrayna kökenli gerillalar, bir süre sonra AB şehirlerinde büyük silahlı-bombalı eylemleri yapmaktan da çekinmez.

    İşin bir de bu boyutu var, bir kaç aylık izlenimimiz, AB politikacıları savaşı kontrol edemiyorlar.

    AB, Kuzeydoğu komşusu Rusya üzerinde çok yanlış politika izledi ve maliyeti ortada.

    Bir de AB, aynı politik ve bürokratik kadrolarla, Güneydoğu komşusu Türkiye üzerinde de çok yanlış politika izledi. AB politik olarak, şahsen benim, ailemin ve günümüzde ülkemizde yaşayan çok fazla insanın acı çekmesine destek verdiler. Umarım ki, AB nin hatalı Türkiye politikaları da Rusya politikası gibi patlamaz. Politik - Ekonomik olarak Türk insanı çok acı çekiyor.

    Zannetmem ama umarım, AB hatalı Türkiye politikasını bırakır, Türk insanını kendi geleceği, ülke yönetimi için kendi haline bırakır. AB bürokrasisinin Türkiye politikasını düzeltmesi kendisi için en doğrusudur.

    Emeklerinize sağlık, teşekkür ederim.
    QWj3@*5$RZ*@$chZ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumdan anladığım özet AB'nin doğu komşuları politikalarında ciddi hatalar yaptığı.

      Dikkatimi şu da çekti, Avrupa'nın batısında da İngiltere vardı.
      İngiltere de birlikten ayrıldı.
      Avrupanın hatası sadece doğu ile kalmamış, batı ile de politik sorun yaşamış.

      Sil
  20. ABD de enflasyon verisi gelince bile dolar artıyor çünkü faiz artışı gösteriyor. O zaman enflasyonu niçin indiremiyorlar? demekki artmasa çok yüksek bir enflasyonla karşılacaklardı diye düşünüyorum?

    YanıtlaSil
  21. Yazınız her yönüyle ortama ışık tutmuş ama geleceği de anlatır gibi.
    1) FED faiz artırdıkça, DXY değer kazanıyor bu da dolar bazında Emtia fiyatlarını düşürüyorsa ABD de enflasyonun bir yerden sonra düşmesi gerekmez mi ?
    2) Doların diğer ülke para birimlerine karşı değerinin artması, ABD nin ihracatını düşürüp, ithalatını arttırmaz mı?
    3) Aynı düşünce ile EURO nun değer kaybı, Avrupa için ekonomide toparlanmayı kolaylaştırması gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      1. Bu konuyu bugün yayınlayacağım yazımda açıklayacağım.
      2. Haklısınız ABD dışticaretini olumsuz etkileyecek. Ama ekonomide bir taşla üç kuş vurmak ne yazık ki mümkün değil.
      3. Bu dediğinizin olması için Euro Bölgesi dışındaki ekonomilerin iyi durumda olması ve Euro Bölgesinden ithalatı artırıyor olması lazım. Euro Bölgesi malları pahalı mallar olduğu ve dünyanın geri kalanında da işler iyi gitmediği için bu klasik çıkarım işlemiyor.

      Sil
  22. Mahfi hocam iyi akşamlar, konu dışında ama yakın zamanda eurobond' lar hakkında da görüşlerinizi paylaşır mısınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk Eurobond fiyatları yani faizleri de artacaktır.

      Sil
  23. hocam Türkiye 2000 lerin başında Avrupa Birliğine girseydi ve para birimi Euro olsaydı şu anda hangi konumda olurdu spesifik bir soru oldu biraz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 90ların ortasında da söyledik,
      O zaman 50li yaşların başındaydım,
      Gençler bizi çağdışı, köhnemiş zihniyetli diye anardı.

      Tekrar edelim. "AB, hiç bir zaman Türkiye ile birlik olmak istemez,
      istese bile birlik olamaz.
      İnanç ve kültür farkımız var."

      Bunu söyleyince insanlar zannetti ki onlar hristiyan külübü bizi almazlar.
      Yok öyle değil ama anlatamazdık.
      Bizimki şark kültürü, onların hukuku toplumsal mutabakat ile oluşmuş, bizimki tepeden inme, bizde hukuk yok.
      Bizim ülkeyi akıllı insan yönetemez, bu ülke akılla yönetilemez. Ülkenin insanı da akıllı insanı seçmez, seçemez. Bunu söyleyince de halk düşmanı olduğumuz söylenirdi.
      Bu da öyle değil.
      Akıl ve mantık insanı, hukuka dayalı hareket eder. Hukuk getirir ama getirdiği hukuk toplum dinamiğine dayanmadığı için uygulanamaz, getirdiği hukuku destekleyecek yönetim bulamaz.
      Ama yine anlatamadık.
      Necdet Sezer, akıllı adamdı, hukukla yönetti de, ne oldu? Ne devlete istediği yönü verebildi, ne de halk Sezer'den memnun kaldı. 90larda dediğimiz oldu.

      Şöyledir hukuk:
      İngiltere de kiracılarım var. Hukuk diyor ki, bina özel mülkiyetim. Kiracı sözleşme süresince, sözleşme maddelerince oturur. Sözleşme sonunda kim binamda kalırsa işgalcidir. Kiracılarım bunu bilir. Sözleşmeyi uzatmazsak, süre sonunda çıkar. Yoksa binama girer, işgalcinin eşyalarını dışarı atarım.

      Türkiye de kiracılarım var. Kira sözleşmesi yaparım. Hukuk özel mülk hakkımı bir türlü tanımaz. Sözleşme sürem bitmeden yok bilmem kaç gün önceden noter ihtarı çekecekmişim, yok kiracı tahliye sözleşmesi yapcakmış. Sanki kiracı aptal da, imza ettiği sözleşmeyi bilmiyor. Üstüne çıkmaz da, eşyaları boşaltmak için evime girersem, haneye tecavüzle yargılanırmışım. İlla bir yıla yakın süren mahkeme sürecinden kararı çıkarmam gerekirmiş.
      Miş evladı miş miş.

      Gördünüz mü basit bir kira sözleşmesinde bile Avrupa dan ne kadar farklıyız.

      Seneler önce Mecidiyeköyünde bir genç kiracım, çıkmıycam dedi. Mahkeme de yıllar sürcek. Sözleşme bitmiş, bir de kira ödemiyor. Polis de karışmıyor. Ne yapayım derken, bir sabah işine gitti, çilingir marifetiyle eve girdim, 8 tane hamal tutmuşum, tüm eşyalarını paketlettim, kaldırıma koydurdum. Kapıya da güzel bir kilit taktırdım. Başıma da bi şi gelmesin diye Fransa ya gittim.

      Tabi mahkemelik olduk. Haneye tecavüzden yargılandım. İfademde dedim ki, daireme girdim. Tanımadığım eşyalar vardı. Kira sözleşmemiz de yok. Kimin olduğunu bilmiyordum, dışarı çıkarttım. Mülk benim, sözleşme yok. Mahkeme böyle kaldı. 6 yıl sürdü dava. Ceza veremedi hakimler.

      Böyle bir karmaşa burası evladım. İki yapı arasında nice uyumsuzluklar vardır ki, birbirlerine uyamazlar. O yüzden hep Avrupa firmaları sözleşmelerde yazar, anlaşmazlık halinde filan ülkenin mahkemeleri yetkilidir diye.

      Hukuk bir kere uyumlulaştırılamaz ki birlik içinde olalım. Türk devletince, anayasal suç olan işler var, Avrupa hukukunda suç bile değil. Olmayacak duaya amin demek bu iş.

      Sil
  24. Parite kazancı nedir hocam ?

    YanıtlaSil
  25. Mustafa Ceyhan14 Temmuz 2022 00:22

    Hocam emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  26. Saygıdeğer Hocam; Blogunuzu henüz birkaç ay öncesinden keşfettim; Tüm makalelerinizi okudum, Ve keşke çok daha öncelerden kesfetseymisim, diye hayiflandim. Makro düzlemde vizyonunumun perdelerini daha fazla aralıyor olmama sağladığınız yüksek değerde katkılariniza müteşekkirim. Benim kafamı kurcalayan soru bu makalenizde ki konu ile çok ilintili olmayan genel bir soru. BIS tarafından ülke merkez bankalarına SDR kredi limitleri tahsisin devamlılığı neticesinde dış borç rezervlerinin sürekli artışı ile içinde bulunduğumuz jeopolitik , (savaş kriz) tedarik, enfilasyonist baskı ile tetiklenen gelişmiş ülke ekonomilerinde daralma, ve rezerv para kur volatilesinin, DXY pozitif yansımaları olan Fed politikaları ile üretimlerde maliyetleri etkilemesi sonucu ülkelerde daralan üretim ve bu kısır döngünün talep sabit arz kısık kalması sebebiyle yine ülkeler nezlinde enflasyonist baskı yoğun şekilde global ölçekte mal ve hizmet fiyatları artış yönlü sürekli beslemesi, bu kısır döngü nerede ve ancak nasıl sonlananabilir ? 2. Olarak Fed tarihinde şimdiye kadar görülmemiş emisyona hatta onlarca yıldaki para arzının kat ve kat fazlasınin globale tahsisine son birkaç yılda tanıklık ettik. Öncekilere kıyasla bu büyük ölçekli emisyon ilk zamanlar , kendi iç piyasaların sağlıklı görünümlerini korumaya yönelik, fonlar nezlinde sermaye piyasaları ve türev araçlar ile borsalarda idi, şimdi ise anavatanina geri çağrılan bu emisyon fazlası rezerv para birimi o ülkede enflasyonist baskının daha da alevlenmesine sebebiyet verecek mi ? Bu süreç şimdiki gibi kontrollü ve ağır ağır bir artış şeklinde mi tezahür edebilir ? Yoksa daha da şiddetlenir ABD için işin içinden çıkılmaz bir boyuta verilebilir mi ? En iyi ihtimalle beklenti ve düşünceniz nedir ? ABD ekonomisini ve dolaylı olarak tüm dünya ekonomilerini nasıl bir son bekliyor olabilir ? Iyimser bir tablo düşünüldüğünde bu arz fazlası rezerv paranın eritilmesi , yokedilmesi gibi bir strateji de düşünülüyor olabilirmi ? Anavatina dönüşlerin daha da fazlalasmasina muteaakip ? Benim aklıma ilk zamanlar kripto piyasaları üzerinden bu paraların yokedilebilecegiydi ama belki de yokedilmesine bile gerek yoktur, konu hakkında bilgi dagarcigim yetersiz kaldığından pek te birşeyler düşünemiyorum sağlıklı, ve mantıklı, bu soru en çok kafamı kurcalayan soru oldu, Bir ara endüstri 4.0 ve dijital kesmenin insanların parayı bir değer saklama aracı olarak konumlandırmak yaklaşımı neticesinde NFT gibi art ve uçsuz bucaksız dijital varlıklarda muhafazası ile yada Blockchain tabanlı yazılım enformasyon kaynaklarınin geliştirilmesi kaynağı olarak bu kanatta örtülü bağlı kilitli tutulabilmesi olasılığını düşünmüştüm. Ama iki arada bir derede kaldım. Bilemedim. Sizin duscelerinizi çok merak ediyorum. Saygılarımla ve teşekkürlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız pek çok kişi de sizin gibi düşündü. Ne var ki kripto paralar sonuçta para işlevini edinemedi, alış verişte kullanılabilecek düzeye gelemedi. Bundan sonrası biraz daha zor.

      Sil
  27. Yazinizda, parite kazanci elde eden ullkemizin Dolar endeksinin gelisimi nedeniyle olumsuz etkilenecegini belirtmissiniz. Ancak i. ihracat ve ithalatta € ve $ cinsinden yapilan islemlerin payinin cok benzer oldugu (sizin verdiginiz oranlar) goz onune alindiginda, paritedeki degisim nedeniyle (diger hersey (rakamlar ve oranlar/paylar) ayni kaldigi surece) ithalattaki carpan etkisi nedeniyle dolar cinsinden dusus ihracattakinden daha fazla (271x0.48/1.183xparite2022 ile 225x0.46/1.183xparite2022) olacaktir. bu farkin bir kismi turizm ve navlun (kara tasimaciliginin onemli kismi €, deniz ise dolar oldugundan tamami degil)gelirlerindeki kayip nedeniyle eriyecektir. ii. bizi ve kamuoynunun daha duyarli oldugu kisim olan ihracat ve turizm gelirleri ise pariteden cok ekonomik canlilik yada buyumeye baglidir. yorumcularin sorularina verdiginiz yanitlarda belirttiginiz gibi AB'nin buyuk korkusu ekonomik daralmadir ve bunu engellemek adina €/$ paritesini desteklemek icin faiz artirmaktan ozellile kacinmaktadirlar.
    sonuc: 1. parite etkisinin dis ticaret ve cari dengeye etkisi net degil. ii. bizim icin onemli olan kesin olarak kanitlamayan parite kazanci degil, doviz kazanci yani mal ve hizmet ihracati icin sart olan ekonomik canliligin surmesi yada en az dusmesidir.
    trx

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisinin) hesaplarına göre ilk 5 aydaki parite kaybımız 5,8 milyar dolar.

      Sil
    2. Muhtemelen ihracat rakaminina etkisini esas almıslardir. 2022 yilinin ilk 5 ayinda diger dovizlerle yapilan ihracat %22.45, € cinsinden ihracat ise 17.97 artmis. € ihracat ayni oranda artmis olsa idi ve bu tutar ilk 5 ay ortalamasi olan 1.1011 yerine 2022 ayni donem ortalamasi olan 1.2055 kullanilarak ihracata yansisa idi 2022 ilk 5 ayindaki € ihracat 5.09 milyar $ daha yuksek olacakti hesabi bile bahsedilen 5.8 milyar $ rakamini vermiyor. buyuk olasilik baska bir takim varsayimlar eklenmis olmali yada .... Ancak bu rakamda ithalatin olumlu katkisi yer almiyor.
      trx

      Sil
  28. Hocam merhaba, size iki sorum olacak:
    1- Gerçek ve tüzel kişilerin elinde bulundurdukları toplam dövizi öğrenmemiz mümkün mü?
    2- Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizi sonlandırabilmesi için yapısal reformlar hariç iktisadi politikalarla nasıl bir yol izleyeceğini anlatan yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Bankalarda olanı biliyoruz, yastık altındakileri bilmemiz mümkün değil, ancak tahmin edebiliriz.
      2. Yapısal reformların bir parçası da iktisadi politikalar zaten ve benim bu konuda bir kitabım var: Yapısal Reformlar ve Türkiye.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam

      Sil
  29. Hocam ilk 5 ayda döviz açığımız 10 milyar civarı oldu. dthlarda çözülme var. ithalatçılardan aldıkları dövizler mantıken yeterdi 10 milyarı kapamak için, peki dolar niçin arttı? özel sektörün borç ödediği dövizler yüzünden mi? bunu görebilir miyiz? kısa vadeli borçlar 190 milyardan 180e inmiş oradan da bir 10 gidiyor herhalde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Türkiye ciddi miktarda dış borç ödemesi yapıyor. Çünkü artık vadesi gelen borçları eski faiz oranlarıyla yenilemek mümkün değil.

      Sil
  30. Hocam 21 temmuz avrupa merkez bankası kararı ne olur sizce?

    YanıtlaSil
  31. Hocam hayırlı akşamlar emtianın düşme riski devam ediyormu acaba fed 100 baz faiz açıklarsa bizde faiz sabit kalırsa YTD yön ne olur altın için yorumlarınız için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  32. merhaba hocam bir soru sormak istiyorum eğer ki euro/dolar paritesi 0,80 e gelirse euro/tl düşer mi yada dolar tl çok yükselir mi cevaplarsanız seivinirm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Türkiye’nin Dış Finansman Sıkıntısının Nedenleri

Çok Daha Zor Günler Kapıda