Yüksek Enflasyonlu Büyüme Sürdürülebilir mi?

Türkiye ekonomisi 2022 yılı ikinci çeyreğinde (bir önceki yılın ikinci çeyreğine göre) yüzde 7,6 oranında büyüdü. TÜİK, ikinci çeyrek büyüme oranıyla birlikte son iki yıla ilişkin büyüme oranlarında da düzeltme yaptı. Buna göre 2020 yıllık büyüme oranı yüzde 1,8’den 1,9’a, 2021 yılı büyüme oranı da yüzde 11’den 11,4’e yükseldi.

Ekonomik büyüme; bir ülkede ya da bölgede insan ihtiyaçlarını karşılayacak olan mal ve hizmetlerin üretimindeki artış olarak tanımlanıyor. Bunu ölçmenin en kestirme yolu GSYH’de bir dönemden diğerine reel bir artış olup olmadığına bakmaktır.

Bu tanımdan hareket edersek 2022 yılının ikinci çeyreğinde ekonomideki mal ve hizmet üretimi miktarı reel olarak (fizik miktar olarak) yüzde 7,6 oranında artmış bulunuyor. Bu artışın hangi sektörlerden hangi oranlarda geldiğini aşağıdaki tablo gösteriyor (TÜİK verilerinden yararlanılarak tarafımdan hazırlanmıştır):

Tabloya göre tarım kesimi ikinci çeyrekte yüzde 2,9 oranında küçülme yaşamış. Bunu, aslında tarımsal ürün fiyatlarından gözlemliyorduk. Ne var ki tarım kesiminin GSYH’deki pay bu çeyrekte yüzde 4,4 gibi düşük bir orana gerilemiş olduğu için bu sektörün küçülmesi büyümeyi fazlaca etkilemiyor. Sanayi sektörü üretiminde yüzde 7,8 artış var. Bu artışı bir alttaki tabloda yer alan hane halkı tüketimiyle birlikte ele alalım ((TÜİK verilerinden yararlanılarak tarafımdan hazırlanmıştır):

Enflasyonun çok yüksek ve sürekli bir artış içinde olmasının ve faizlerin enflasyonun çok altında kalmasının sonucu olarak insanlar paradan kaçmaya ve satın alma güçlerini daha fazla kaybetmeden alabilecekleri kadar mal ve hizmet satın almaya çalışıyorlar. Tasarruflarını değerlendirebilecekleri imkânlar faizlerin enflasyonun çok altında olması nedeniyle kısıtlandığından beyaz eşyalarını yenilemeye, araba almaya, evlerine tüketim maddeleri stoklamaya yöneliyorlar. Hatta ve hatta gelecek dönemlerde gidemeyeceklerini düşündükleri için kredi kullanıp tatile ve eğlence yerlerine gitmeye yöneliyorlar. Bu eğilim tüketim harcamalarını ve dolayısıyla sanayi ve hizmetler üretimini büyütüyor. Büyümeye olumlu etki yapan bir sektör de ihracat. Geçen yılın aynı çeyreğine göre ihracatın GSYH’ye katkısında yüzde 16,4 oranında artış var. Buna karşılık inşaat sektöründe maliyetlere gelen artışların da etkisiyle bir balon oluştuğundan artık inşaata eskisi kadar rağbet gösterilmiyor. O nedenle de inşaat üretiminde küçülme yaşanıyor.

2022’nin ikinci çeyreğinde faizlerin enflasyona göre çok düşük tutulmasına karşılık yatırımlardaki artış beklenenin altında kalmış görünüyor. Bunun temel nedeni ülke risklerinin büyüklüğü (CDS primi 700 baz puanın üzerinde, dünyanın en yüksek riskli üç ülkesinden birisi) ve bunu yol açtığı kur ve enflasyon artışları. Bunun sonucu olarak büyüme asıl olarak tüketim artışına ve ihracata dayanıyor.  

Büyüme ile enflasyon arasında üçer aylık dönemler itibarıyla ortaya çıkan ilişkiyi TÜİK verilerini kullanarak aşağıdaki gibi bir grafikte gösterebiliriz.

Büyümenin, 2020’nin üçüncü çeyreğinden sonra yani sekiz çeyreklik bir dönem süresince iyi bir düzeyde seyretmesine karşılık enflasyon 2022 başından beri artık kontrol edilemez bir hıza ulaşmış görünüyor.

Satın alma gücünde yaşanan gerilemelerin önümüzdeki dönemde tüketim harcamalarına sekte vuracağını ve Avrupa’da yaşanan resesyonun ihracatımızda daralma yaratacağını tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu durumda büyümenin, düşük faiz ve krediyle desteklense de bu hızla devam etmesi pek mümkün olmadığı için sonuçta elimizde düşük büyüme ve yüksek enflasyon kalacak gibi görünüyor. Buna karşılık siyasal iktidar ne pahasına olursa olsun büyümeyi önceliyor.  

‘Hayat Pahalılığı ve Enflasyondan Farkı’ başlıklı yazımı şöyle bitirmiştim: “Kuşkusuz kişi başına gelir bir ortalamayı gösteriyor. Bunun çok üzerinde yıllık geliri olanlar olduğu gibi çok altında geliri olanlar da var. O nedenle az sayıda bir grup insan, gelirini ENAG enflasyon verisinden fazla artırmak yeteneğinde olduğu için satın alma gücünü artırmış ve dolayısıyla hayat pahalılığıyla tanışmamış görünüyor. Buna karşılık büyük çoğunluk gelirini bu kadar artıramadığı hatta TÜİK enflasyonu kadar bile artıramadığı için satın alma gücünü ciddi biçimde kaybetmiş ve enflasyona ek olarak hayat pahalılığıyla karşılaşmış bulunuyor.’ TÜİK’in açıkladığı GSYH ve büyüme hesapları bu görüşü doğrular veriler içeriyor. Gelir yönünden GSYH hesabının gelirin dağılımı açısından gösterildiği grafiğe bakalım (grafik, TÜİK’in Dönemsel Gayrısafi Yurtiçi Hasıla, II. Çeyrek: Nisan – Haziran 2022 başlıklı 31 Ağustos 2022 tarihli Haber Bülteni ekindeki tablolardan yararlanılarak tarafımdan hazırlanmıştır):


Grafik, işgücü ödemelerinin GSYH içindeki payının 2020 yılından başlayarak yüzde 30’lar düzeyinden bir çöküş yaşadığını, 2021 yılında yüzde 25’lerin üzerinde kalmaya devam ettiğini, 2022’de yeni bir çöküşle birlikte yüzde 20’lere doğru gerilediğini gösteriyor. Emek gelirlerindeki bu sürekli erime hayat pahalılığının asıl olarak ücretli kesim üzerinde kaldığının en açık kanıtıdır. Bunun yansımasını gelir dağılımının bozulması olarak göreceğiz.

Büyümenin enflasyonla mücadeleye tercih edilmesi yaklaşımı Türk siyasetinin uzun yıllardır ekonomide uyguladığı temel yaklaşımdır. Ekonomi büyüyorsa iktidar partisinin başka alanlarda yaptığı yanlışlar ve hataların görmezden gelineceğine inanılır. Ki bu, geçmiş seçimlerdeki sonuçlarla büyük ölçüde doğrulanmıştır. Ne var ki enflasyonun bu kadar yükseldiği ve yükselmeye devam ettiği, hayat pahalılığının öne çıktığı bir ortamda, büyümenin bir kez daha yanlışları ve hataları sileceği yaklaşımı geçerli olmayabilir. 


Yorumlar

  1. Hocam kaleminize sağlık gayet açıklayıcı olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba üstadım altın enflasyonu sever diyorlar Amerika'da enflasyon var ancak altın düşüyor bunun nedeni nedir

      Sil
    2. Hocam herşeyden önce enflasyon gerçek değil. Dolayısıyla büyüme kişi başı gelir hesaplamaları da gercek olamaz. Olcemediginiz yerde hesap da yapamazsınız. Yapsanız da sürekli yanlış olur. Türkiye asla büyümüyor.dolar bazında zaten kuculuyoruz. Üretim artsa işsizlik de azalır. Sadece bilançonun aktif tarafını borçlanma yoluyla buyutuyoruz. 100 tl borçlanmasına şimdi 107 tl borçlanmis durumdayız. Yani 100 birim uretirken simdi 107 birim uretim yapmıyoruz.

      Sil
  2. Bence koyverelim gitsin. Üreticiler enflasyonun üstünde ürünlerine zam yapsın. Ücretli kesime enflasyonun üstünde zam yapılsın. 5 yılda bir paradan 3 sıfır atar geçinir gideriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dediğini venezuela yaptı sonuçlarına Google amcadan bakabilirsin :)

      Sil
    2. Para basmak kadar güzeli var mı?
      Büyülü bir iş para basmak,
      Hayali cihana bedel bi şi,


      Hele bi de basılır basılmaz ilk sen alırsan,
      Senyorajın tadından yenmez,
      Diğerleri babayı alır, sen malı,
      Üstüne keyif kayfesi içersin,

      Borçlulara devadır para basmak,
      Borcun öylece uçaar gider,
      Ne güzelsin para basmak.

      Sil
  3. Hocam büyümenin yuzde 10 dolaylarında olması ve asgari ücret in ort. yüzde 50 artması ile enflasyonun yuzde 80 düzeyinde olması en basit şekilde nasıl ilişkilendirilebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu denkleme risklerdeki artışı (CDS primi) ve kur artışını eklemezseniz ilişkilendiremezsiniz.

      Sil
  4. Tarım kesiminin % -2,9 küçülmesi endişe verici. Bu küçülmenin özellikle kırsal kesime nasıl yansıyacağı konusundaki görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef ülkede tarım kesimi çok kötü durumda. 10 - 15 yıldır yaşanan ihmallerin faturasını ağır ödüyoruz ve daha da ağır ödeyeceğiz.

      Sil
    2. bişicikler olmaz, tarım payı her yıl düşer zaten. dünyanın her yerinde düşer.

      Sil
    3. Olan oldumuş da; Adsız 18:31 hissedememiş.

      Sil
    4. Konyada 400 dekar alanda tarım yapıyoruz bu seneki karımızla seneye tarlayı ekemeyecek durumdayız Anapara + Kar + Kredi kullanarak 2 senedir durumu idare ediyorduk gelecek yıl bu noktadan çok uzağız çözüm olarak karımızın 3 katı oranda borçlanma yapıyoruz Ziraat Bankası aracılığı ile seneye rakam olarak karımızı 3 kat artıyor borcu bu karla yenileyip yola devam ediyoruz,ama karımız rakam olarak artıyor satın alma gücümüz tahrip olmuş durumda yine buna çözüm diye ihtiyacımız olmasada 2. 3. traktörü ziraat Bankası ile alıp 1 yıl sonra satıp arada kalan farkla tarlayı ekmeye çalışıyoruz yapamayanlar verimsiz ürünlere yöneliyor(Buğday,arpa,susuz ayçiçek).Bu yıl kardeşimle karar aldık ekim yaptığımız yeşil ürünleri yarı yarıya azaltıp borcu sıfırlayıp izlemeye geçeceğiz işte öyle işimizi yapacağımıza ekonomist olduk blog falan takip ediyoruz :)

      Sil
    5. Dünyanın her yerinde tarımın payı, diğer alanlardaki gelişme ve artış nedeniyla azalır. Tarımda üretim ve gelir azaldığı için değil.

      Sil
    6. fiziki olarak alanların azaldığı görülüyor.neyin salatasını yapıyorsun kardeşim

      Sil
    7. tarla hesabinizin yanlıs olduğunu soyleyebilirim. bende 400.000m2. ayçiçeği buğday ekiyorum. 1.200.000 ciro 450.000 amortisman ekipman ve gider maliyetimle çok fazla para kazandiğimi düşünüyorum bu sene. bugdayi 7.4 liradan 102 ton olarak verdim tmo ya... ayçicegide keza yuksek rakamdan . geçen seneye göre 3 misli..
      sizin veriminiz mi az acaba ? 1000m.2 den 500 kg ürün aliyorum ben ortalama...

      Sil
    8. karşılaştırmalı olarak rakamları yaz da bilelim, kim salata yapıyor, kim hamur yoğuruyor...

      Sil
    9. 6:49 Çiftçinin durumu iyi öyle mi? Konya'nın tarlaları icralık diyorlar. Türkiyede 2. sıradaymış.

      Sil
  5. Hocam, ücretlilerin milli gelirden aldığı payın iki yılda %36,8'den %25,4'e düştüğü bir ülkede kimin nasıl büyüdüğü de açık seçik ortadayken bu ezberlerin iktidarı kurtaracağını hiç sanmıyorum. Zaten ancak üçe kadar sayabildiklerinden bunların ekonomi ile ilgili baktıkları üç parametre var; büyüme, dolar kuru ve borsa. Büyüme ve borsa yükseliyor, dolar kuru görece düşük, en azından stabile yakın gibi bir izlenim veriyorsa ekonominin çok iyi olduğuna inanıp işlerin kötüye gittiğini söyleyenlere kızıyorlar. Yapacak bir şey yok, siyasal islâma lâf anlatmak mümkün değildir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reis bu güne kadar hep yapılmamışları yaptı.
      Olmaz denilenlere olur dedi, kimseyi de dinlemedi.

      Faiz inmez dediler, indirdi.
      Kanal yapılmaz dediler, yaptırdı.
      Ayasofya Cami yapılamaz dediler, yaptı.
      17/25 aralıktan çıkamaz dediler, çıktı.

      Daha neler neler ...

      Yukarda Mahdut yazmış, maaşlı kesimin gelirden aldığı pay azaldı.
      Oylar da azalır.

      Reis, yine olmaz denileni yapmalı, parayı daha da basıp, milletin direk cebine indirmeli.
      Yapabilir mi? Yapar. O delilik de var, teknoloji de var.

      Milletin de hoşuna gider, böyle seçim öncesi bir bollaşma, rahatca tüketim imkanı bulurlar,
      Reis bu işi çözdü derler.
      Seçimleri de Reiz alır.
      Seçimden sonrası tufan...

      Bunlardan iktidar olmak uğruna herşeyi beklerim arkadaş.

      Sil
    2. Basacagi TL olur, Dolar degil. 1 Dolar karsiligi 1000 TL odeyip, ithalat yapar artik ulke. Zaten kuru zar zor 18de tutuyorlar, biraz daha TL basarlarsa, insanlar o TLyi alip bankaya yatirmayacak..

      Sil
  6. Hocam bu büyümeler dolar bazında mı yoksa TL bazında mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL bazında ama hesaplamalar enflasyon arındırılarak yapılıyor.

      Sil
    2. Hocam dışa bağımlı bir ülkenin büyüme hesaplamaları TL bazında olması normal midir? Bunu sorma nedenim ise hocam önceki yıllara göre dolar bazı GSMH sürekli düşüş içinde bu da resesyon olmuş oluyor sanırsam değil mi hocam?

      Sil
    3. Mahfi hocam, buyume hesabinda enag enflasyonu kullanilsaydi, rakamlar nasil degisirdi? Enflasyonu eksik ya da yanlis aciklayarak buyume rakamlariyla da oynanmis mi olur?

      Sil
  7. yüksek emflasyonlu büyüme,büyüme mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek enflasyonlu büyüme, sürdürülebilir değil.

      Sil
  8. Yatırımların artmaması büyümede gelecekte olacağı iddia edilen ihracat yatırımlarının olmayacağını göstermez mi? birde büyümenin böyle çıkmasının sebebi enflasyonun yanlış hesaplanması değil mi? aslında küçülme yok mu usd olarak küçüldüğüne göre?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yatırımların yeterince yüksek olmaması büyümenin yatırıma değil tüketime ve ihracata dayandığını gösteriyor. Ki bu ilerisi için iyi bir sinyal değil. ENAG enflasyonu ile bakarsak büyüme oranı ciddi biçimde düşer.

      Sil
    2. Aynen 👍🙏

      Sil
  9. Hocam başta Almanya olmak üzere ABD ve Avrupa'nın bizi kıskanmasının sebebinin, her türlü iç dış saldırıya karşı büyümemizin devam etmesini görmeleri mi sizce? Onlar resesyonla boğuşurken ülkemizde üretim ve tüketim son hızıyla devam ediyor. Onlar %10 enflasyonla gemileri yakarken ülkemizde çıt çıkmıyor. Bunun da sebebinin vatandaşın hükümete ve ekonomi yönetimine olan sonsuz güveni sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin bizi kıskandığı yok. Kendi kendimize icat ettiğimiz 'dış güçler' gibi 'bizi kıskanıyorlar' da bir konu saptırma çabası.

      Sil
    2. 31.08.22 23:14 yorumlu arkadaş millet sürekli eylem yapıyor lakin hükümet milleti öyle bir sindirmiş ki bu eylemleri anında püskürtüyor, bunları haber yapanları ise TCK 216'dan içeri tıkıyor. Zaten hukukun üstünlüğü olan bir ülke de yaşasak millet enflasyon oranı %10 olur olmaz protestolarına başlardı

      Sil
    3. Türklerin klasik tavrıdır, ağlarlar, ağlamayı severler. Pasiftirler, o bize bunu yaptı, hükümet bize bunu yaptı, eylem yaptık içeri attı, içeri girdik yemek vermedi, dışarı çıktık iş vermedi, aç kaldık para vermedi, bir türlü insan gibi mücadele edip hak aramayı öğrenemediler, ben dünyadan göçecem öğrenemeyecekler. Ben görmem Türkiyenin adam gibi yönetildiğini.

      Sil
    4. Vatandas hukumete guveniyor diyen arkadasa gelsin, kimsenin guvendigi yok sadece daha iyisi olmadigi icin, daha kotusunu istemiyor halk. Sen de 1000 TL yerine 1000 dolara hukumet propagandist yapmak istemez miydin? Kesin isterdin de, veren yok iste..

      Sil
  10. 'insanlar paradan kaçmaya ve satın alma güçlerini daha fazla kaybetmeden alabilecekleri kadar mal ve hizmet satın almaya çalışıyorlar.' tam olarak bunu ben ve çevremdeki arkadaşlarım yaptık demek ki bilim doğru söylüyor. Bu platformda, siz değerli hocam görüşlerinize ve birikimlerinize hep ihtiyaç duyuyoruz eksik olmayın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bili de yanlış söyleyebilir. Ama en büyük üstünlüğü yanlış söylediği görüldüğünde doğruya yönelmesi, biat kültüründe olduğu gibi yanlışta ısrar etmemesidir.

      Sil
  11. Sayın Mahfi Hocam, son paragrafınızla ilgili yorumum;

    Ülkedeki yıllardır süregiden bir çok yanlış politikaya rağmen iktidarın gelecek seçimde ciddi oy kaybetmesi ihtimalinin ortaya çıkması ise -maalesef- doğrudan mevcut ekonomik durumun sonucu. Yani toplum cebi dolduğu sürece diğer problemlere rahatlıkla gözünü-kulağını kapatabiliyor. Bana göre bu da toplumun insan hakları/adalet/demokrasi konusunda ne kadar düşük bir hassasiyete sahip olduğunu gösterir, acı bir durum.

    Saygılarımla

    Tuna Türkbey

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle çok doğru bir çıkarım. Aynı kanıdayım.

      Sil
    2. Aynen adsiz.karaktersiz ve ilkesiz bir toplumuz. Kötü yönetilmeyi fazlasıyla hak ediyoruz.

      Sil
  12. TR de altın yatırımı mantıklı mı? Enflasyona karşı birikimlerimizi korur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın fiyatı artarsa kazanırsınız. Dolar yükselirse kazanırsınız. İkisi de yükselirse çok kazanırsınız. Altın fiyatı düşer dolar artarsa ya da tersi olursa bir çeşit sigorta gibi işler. Tek kayıp hem altının hem doların düşmesiyle oluşur. Ki bu da çok sık görülmüyor. O nedenle Türkiye'de altın yatırımı mantıklıdır.

      Sil
  13. Altın tr de enflasyona karşı korur mu?

    YanıtlaSil
  14. Söz konusu büyüme rakamları enflasyondan arındırılırken de TÜİK verileri kullanıldı doğal olarak. Peki enflasyonu daha yüksek hesaplayanlar var. Onlar dikkate alınırsa da bu ölçüde bir büyüme var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yarısının biraz altına düşüyor.

      Sil
    2. Elinize sağlık, gelir adaleti nasıl sağlanabilir hocam? Yüksek enflasyon hepimizi etkiliyor fakat aynı oranda değil bu doğal serbest piyasa ortamında farklılıklar olabilir ama sanki bu farklılıklar rahatsızlık verecek boyutta. Gerçekten merak ediyorum sağlıklı ve adaletli gelir dağılımı mümkün mü?

      Sil
    3. Yarısının altına mı düşüyor hocam ? Tam tersine %180 enflasyonda ciddi bir küçülme çıkmaz mı ortaya ?

      Sil
    4. Ben yüzde 130 almıştım.

      Sil
  15. Merhaba Mahfi Hocam,
    Size mesaj yoluyla ulaşamadım. Örnekle Kolay Ekonomi kitabınızı 29. Başım, Sayfa 57 3. Paragrafta 2019 yerine 2919 şeklinde hatalı yazılmış. Bu konuda ne kadar titiz olduğunuzu tahmin ettiğim için uyarmak istedim. :)
    İyi çalışmalar değerli hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam aynı kitap aynı basım syf 65 en son paragrafın bir üstünde 2020 yılına ait geniş işsizlik oranı hesaplanmış fakat en son paragrafta 2018 sonunda diye yanlış yazılmış. :(

      Sil
    2. İlki sonraki baskılarda düzeltilmişti, ikincisi öylece kalmış onun da düzeltilmesi için yayınevine yazdım. Teşekkür ederim

      Sil
  16. Hocam inşaat sektöründeki küçülme fiyatlarda esnemeye sebep olur mu ? Bir dönem parasi olan mütahit oldu cikti suan piyasa onlari silkeliyor olsa gerek ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor görünüyor çünkü maliyetler çok arttı.

      Sil
    2. Bu dediğim yeni konutlar için geçerli. İkinci elde düşüşler olacak diye tahmin ediyoruz.

      Sil
    3. Hangi mütayit silkelenmiş kardeşim?
      Hepsi cebini doldurdu, seneler oldu.
      Adamların silkelenecek hali mi var,
      Beton gibi sağlam hepsi de.

      Sil
  17. Hocam Dünya ekonomisi dolarla ölçülüyor. cari fiyatlarla her ülkenin ekonomisi tek tek ölçülmediğine göre hesaplama aslında yanlış mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış olmasa da çok tartışmalı. Sonuçta hepsi dolarla düzeltilmiş oluyor. Ama dolar enflasyonu içinde kalıyor.

      Sil
  18. Hocam 2 senedir ekonomi baş aşağı gitmesine rağmen doları tuttular (aylık 10 milyar dolar dış ticaret açığı vermeye başladık), faizleri dusurup yatırımları arttırmaya calistilar. Kişi başı milli geliri 9500 dolarlarda göstermeye çalışıyorlar.

    İktidar gidip de faizler yükselince ekonomi soğuyunca mültecileri de hsaba katarsak 7500 dolar senelik milli gelirle kalacağımızı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doları nasıl tuttular? Yılbaşında 13,7 idi bugün 18,20. Milyarlarca dolar sattılar tuttukları bu kadar.
      Evet gerçekler ortaya çıkınca benim de tahminim 7500 dolar dolayında bir kişi başına gelir.

      Sil
    2. İktidarın gidecek neyi olmuş ki, iktidar gitsin de düşsün?
      Muhalefetin ekonomi politikası mı var sözlerden başka?
      Bu muhalefet başa geçsin, siz o 7500 doları öpüp başınıza koyun.

      Sil
    3. Hacı, iktidarın ekonomi kadrosunu gözünün önüne getir, gözleri ışıltılısından saçları jölelisine bir sürü diploması bile şaibeli tip. Bir de muhalefetin ekonomi kadrolarını düşün, eski hazineciden merkez bankacıya, finansçıdan para piyasası uzmanına onlarca gerçek ekonomist. Söylediklerine senin kafan basmıyorsa onlar ne yapsın?...

      Sil
    4. 19.23 Biz çöpleri çöp kovasına atıyoruz ama Doğa çöplere aynı muameleyi yapmıyor.

      Sil
  19. Siyasetçileri, Yönetimi, aktif denetleyen ve sınırlayan bir Güç olmadığı müddetçe Kandırma devam eder.

    Şenol Çetinkaya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O güç halk olmazsa hiçbir güç yeterince güçlü olamıyor.

      Sil
  20. Hocam devlet kapitalizmi piyasa ekonomisi diye yutturuluyor?

    YanıtlaSil
  21. Sn.Eğilmez, öncelikle bilgiler için çok teşekkürler.Emeğinize sağlık. Ekonomileri 1,5-2 yıl süren pandemi ç ok hırpaladı. Bütün dünya az yada çok bunu yaşıyor. Ama bizde herşey iyice karıştı. Mesela enag enflasyon %140 derken tuik %70 diyor. Bunu dengelemek için asgari ücret 3,500. lerden 5,500 e(%50 gibi) çıkarılıyor. Piyasada ithal kaynaklı malların fiatı 3'e katlıyor. Konut kiralarına ençok %25 zam yapılabiliyor. Ekonomi de de adalet olması gerekmez mi! Yani gerçekten soruyorum, bu kadar farklı oranlar, bozuk olan gelir dağılımını düzenleme çabası gibi mi görülmeli ? Yoksa ekonomik dengeleri iyice mi bozar? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar yalnızca oy kaygısına dayalı düzenlemeler. Gelir dağılımı böyle düzelmez.

      Sil
  22. Sayın Hocam;
    Sizden bozulan bu ekonominin düzelmesi için atılması gereken adımlara ve bu adımların zaman içinde vatandaşa etkisinin nasıl olacağına ilişkin simülasyon tadında bir yazi bekliyorum. Her zaman verileri onemsiyorsunuz bu konuda da simule edilmiş veriler olabilir. Örneğin: 1 yıl vadede faizleri yüzde x artırmak ve bunun sonucunda yatırıma gelecek etki, resesyona katlanilacak süre, bu dönemde satınalma gücünün nasıl şekillenecegi vs. Yapısal reformların da yapılacağı varsayimiyla dış borç bulmak ve bunun geri ödemesi yükü, bu dış borcun kısa vadede nerede kullanılması gerektiği gibi... Sonuçta bu iş acı çekmeden düzelmeyecek. O acı nasıl bir süre alacak ve katlanilabilir bir acı mi olacak? Merak ediyorum. Bu yazı hükümetlere rehber niteliğinde olacaktır. Halkimiz da neler olacağını ongorebilir. Simulasyonunuzda enflasyonun kendi varsayiminiza göre ne kadar sürede normalize olabileceğini de belirtmeniz süper olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hukukun üstünlüğü gelmediği taktirde hiçbir simülasyon anlamlı olmaz. Yapısal reformların ilk adımı hukukun üstünlüğü olmalı. Ondan sonrası daha kolay.

      Sil
  23. https://www.mahfiegilmez.com/2014/10/buyume-illuzyonu.html

    merhaba burada yazdığınıza göre tüm dünya milli geliri yanlış mı ölçülüyor? sonuçta dünya gdp per capitası dolarla ölçülüyor? 2003-2012 arası refah 3,4 kat artmadı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya GDP'si aslında her ülkenin kendi parasıyla ölçülüp yıllık ortalama kurla dolara çevriliyor. O nedenle fazla da güvenilir değil.

      Sil
  24. Ekonominin büyümesine dair verilerle ilgili yorumları için Mahfi hocaya çok teşekkür ediyorum.

    Ancak anlamak istediğim bir iki konu var. Büyümedeki artış reel olarak yani fizik miktar üzerinden ölçüldüğü belirtiliyor. Sanayinin fiziksel üretim miktarını iyi kötü ölçebilirsiniz. Örneğin üretilen otomobil, beyaz eşya sayısı, demir-çelik miktarı gibi. Ben hep bunların parasal karşılığı ölçülüyor ve enflasyondan arındırlarak reel miktar hesaplanıyor sanıyordum. Meğer fizik miktar ölçülüyormuş.

    Peki hizmetler sektöründe bu nasıl yapılıyor. Berberlere ilgili çeyrekte kaç kişi traş olmaya gitti veya otellerde konaklayan kişi sayısı mı ölçülüyor. Keza ticaret yapanların faaliyeti fizik miktar olarak nasıl ölçülüyor. Hizmetler sektörü çok geniş bir tanıma ve alana sahip. Kendi içinde her faaliyetin ağırlıkları olabileceğini kabul ediyorum. Bunlar nasıl ölçülüyor?

    Bu konuda bilgisi olanlar kısa bir açıklama yaparsa minnettar olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların çoğu vergi beyanları SGK beyanları gibi bir takım belgelerdeki bilgilere ve anketlere dayanılarak yapılan tahminlere dayanıyor.

      Sil
    2. Hizmet veren de günün sonunda reel mal alıyor, elektrik tüketiyor, benzin tüketiyor, kalan parasını yatırıma yönlendiriyor,hisse alıyor, ev/araba alıyor, iş yerine techizat alıyor.

      Berber, kestiği saç sakal başına jilet alıyor, sabun alıyor, havlu alıyor, makinası elektrik harcıyor, parasıyla yemek alıyor, yanına işçi alıyor, eşine elbise alıyor, çocuklarına oyuncak alıyor, evine mobilya alıyor, araba alıyor.

      Sil
    3. Mahfi Bey, açıklama için çok teşekkürler.

      SGK ve vergi beyanları sonuçta parasal beyanlardır. Yani bazı sektörler fizik miktarlarla ölçülebilirse de, hizmet sektörünün esas itibariyle parasal büyüme olarak ölçüleceğini anlıyorum. Esas benim merak ettiğim parasal büyümenin enflasyondan arındırılarak reel değerlere çevrilirken hangi enflasyon değerinin kullanıldığıdır. Elbette TÜİK pekçok ekonomistçe kabul görmeyen kendi düşük enflasyon değerini kullanıyordur. Bu durumda büyüme çok büyük çıkacaktır.

      Bilenlere sorayım: Benim bu çıkarımın doğruysa TÜİK’in açıkladığı gerçek (reel) büyüme yerine ‘kendin çal kendin oyna’ büyümesi olmuyor mu?

      Sil
    4. Bir önceki mesajımı yazdıktan sonra şu yazınızı gördüm ve okudum.

      https://www.mahfiegilmez.com/2012/01/ekonomik-buyume-ne-demektir.html

      Anlıyorum ki ekonominin nominal büyümesini ölçmenin yanısıra enflasyonun da doğru ölçülmesi gerekiyor ki reel büyüme doğru belirlenebilsin. Sonuçta açıklanan büyüme göz boyama değeri.

      Sil
  25. Mahfi hocam emeğinize sağlık. Tuık verilerini baz almışsınız.Tüık verilerine güvenebilir miyiz .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Elde başka veri yok.

      Sil
    2. Kardeşim, siyasetçilerin/algı yöneticilerinin ortaya attığı yalan dolanlara bakmayın, devletin kurumuna güvenilir.

      Delinin biri ortaya böyle asılsız bir laf atıyor, peşlerine takıyorlar insanları, milletin de kafasını boş yere bulandırıyorlar.

      Sil
    3. Hacı, delinin biri dediğin muhtemelen Prof.Veysel Ulusoy, "kafası boş yere bulandırılanlar" da ENAG verilerinin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen ülkenin en önemli, donanımlı ekonomistleri başta olmak üzere toplumun %65-70'i. Bu blog senin gibi kifayetsiz trollerin algı yaratabileceği bir ortam değil, sen kendi yaşam alanına dön istersen...

      Sil
  26. Bundan güzel tez konusu olur.

    YanıtlaSil
  27. Hocam sayenizde GSMH verilerini inceleme gerekcem oldu. tesekkurler.
    yazınızda kullandıgınız TUIK'ın harcama yontemiyle GSMH bilesenleri verileri ile MB 6 aylik odemeler dengesi verileri arasinda uyumsuzluklar oldugu goruluyor. MB verilerine gore; mal dengesi %205 artarak 41.0 milyar $ acik verirken, hizmet dengesi %140 artarak 14.5 milyar $ fazla vermis. Mal ve hizmet ihracati %29 artarak 158.8 milyar $ olurken, mal ve hizmet ithalati 42% artarak 185.2 milyar $ olmus. TUIK'in acikladigi verilere gore ise mal ve hizmet ihracati endeks degisimi mal ve hizmet ihracatinda 16.4, ithalatinda ise 5.8. her iki bilesenin hesaplanmasinda kullanilan carpan ve bolenler (sabit fiyatlar, mevsimsellik, yada her ne ise,) ayni oldugundan MB ile TUIK verileri arasindaki uyumsuzluk iki kurumdan birinin yanlis yapmis olmasi olasiligini akla getiriyor.
    Eger yukarida aciklamaya calistigim saptama dogru ise, yuksek buyumenin bilesenlerinden birisi net ihracat yada dis ticaret olmadigi sonucuna varabilir (miy)iz?
    trx

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK ihracatı Fob, ithalatı Cif olarak alır. TCMB ise ödemeler dengesinde her ikisini de Fob olarak alır. Genellikle farklar bundan dolayı çıkar.

      Sil
    2. Eger oyle ise, TUIK rakamlari MB verilerinden daha yuksek ithalat degerine ulasacaktir, ve bu benim varsayimimi daha da guclendirir.
      trx

      Sil
  28. Birsen Koçyiğit2 Eylül 2022 08:07

    Büyüme oranını nasıl hesaplıyoruz? Büyümeyi en çok ne etkiliyor? Resesyon durumu çok mu tehlikeli? Bir çok ülkenin resesyondan kaçındığın görüyoruz. Teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümenin nasıl hesaplandığı en basit haliyle burada açıklanıyor:
      https://www.mahfiegilmez.com/2012/01/ekonomik-buyume-ne-demektir.html
      Resesyon, üst üste 2 çeyrek küçülme olduğu için tehlikeli. Ekonomi küçülünce gelirler de düşer.

      Sil
  29. hocam arsa fiyatlari 1 senede 3 katina cikmis olmasina ragmen firmalar anormal artan kiralari odemek yerine %9-%14 arasi faizlerle devlet bankalarindan kredi alip kendilerine bina insa etmeye calisiyor. Enflasyonun neredeyse onda biri kadar faiz odeyecegi icin ödeyeceği kredi taksitlerini önemsemiyor. yapılan yatırımların büyük kısmı bu sekilde, ne yeni bir teknoloji getiren var ne de katma değer yaratacak bir ürün üretecek yatırım yapan var. hepsi rekabet gucu ve katma değeri düşük üretimleri icin yeni binalar yaparak bir miktar da kapasite artışı ve otomasyon yapmaya çalışan firmalar. sonuçta bu yatırımlarin istihdama katkıda bulunması mümkün görünmüyor.. zaten büyüme tarafında sadece hizmetlerin büyüdüğünü bakılırsa büyüme rakamlari da şüpheli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk kira - kiracı ilişkileri yasal zemine oturmadığı için çok firma kendi binasını, ofisini, çok insan kendi evini satın almak ister.

      Altında hukuki sorun var, ister istemez firma yatırımlarına yansır.

      Yeni değildir, 40 yıl öncesinin firmaları Ümraniye, Çekmeköy taraflarından arsa, bina almaya çalışırdı. 60 yıl öncesinin firmaları Maslak civarından arsa, bina almaya çalışırdı, 80 yıl öncekiler Eminönünden ofis, iş hanı.

      Olay, günlük faizlerden bağımsızdır. Gayrimenkul kredisinin verilmediği dönemlerde de firmalar kredisiz bina yatırım yapardı.

      İşin diğer yönü de, Türkiye kurum yönetim bilgisi pek olmayan bir ülke. 20 yıl önce askerlik dönemimde, ordu organizasyon yönetimini en iyi uygulayan kurumdu. Koç grubu için de iyi olduğunu söylerlerdi, sivil hayata geçince ben ordu yöneticilerinin daha proje ve hedef odaklı gördüm. Yurtdışı iş tecrübemde de çok iyi anladım. İyi eğitilmişiz.

      Yönetimi şundan yazdım, inşaat yönetimi verimsiz olunca, firmalar kendi kaynaklarından yönetimi daha etkin buluyorlar. Ülkede çok inşaat firması olmasına karşın, kurumsal bina, avm, konut yönetimi henüz istenen etkin seviyeye ulaşamadı. Bu da başka bir etken.

      Ancak, yönetim iyi olsa bile dünyadaki benzerleri ile bunu kıyaslamak için, Türkiyenin de aynı hukuki zemine gelmesi lazım. Gelir mi? Zannetmiyorum. Devleti de iyi biliyorum. Cumhuriyet devleti, o hukuki seviyeyi getiremez. Günümüz dünyasını çok iyi bilen bir lider, ekibi ile devleti dönüştürür. Siyasi yapılara baktığımda önümüzdeki 20 yıllık süreçte öyle bir lider ve ekibi de görünmüyor.

      Yani size en az 20 yıl boyunca Türk ekonomisi firmaları bina yatırımı yapacak diyebilirim. Evet, yapılmış yüzbinlerce binanın yanında, yönetim verimsizliğinin de etkisiyle yenilerini yapacaklar.
      Bizim yapabilceğimiz bir şey yok.

      ^89NX$t@3&hKU6ch

      Sil
    2. Adsız 16:00 Uzağı yakınsıyorsunuz.

      Sil
  30. hocam,nasıl olacak bilmiyorum ama ülkemizde ve bütün dünyada aynı emeğe eşit ücret istiyoruz hepsi bu..türkiye için ab üyeliği bu konuda bir umuttu.onu da bitirdiler.sağlıkla kalın.umarım, uzun yıllar burada yazmaya devam etmenizi diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, elden geleni yapmaya devam edeceğim. Sevgiler.

      Sil
    2. 2002 öncesinde ve sonrasında millete çok dedik, bunlar güvenilmez, erken seçim isteyin, oyları başka partilere verin, iktidarı sürekli sıkıştırın, cumhuriyet mitinglerine devam edin.

      Şimdi çocukları üç kuruşa çalışıyor.

      Sil
  31. Caner EKMEKCİ2 Eylül 2022 08:39

    Hocam dolar enflasyonu yalnızca ABD'deki ürün ve hizmetlerin fiyat artışı üzerinden mi hesaplanıyor? Tüm dünyanın rezerv para birimi olan doların enflasyonu daha sağlıklı nasıl hesaplanabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hesaplanan dolar enflasyonu değil ABD enflasyonu. Dolar da kuşkusuz buna göre şekilleniyor. Uluslararası bir dolar kuru hesabı da var ama yaygın kullanılmıyor.

      Sil
  32. Hocam merhaba, öncelikle elinize sağlık yine gayet aydınlatıcı ve güzel bir yazı kaleme almışsınız. Reel büyüme gündeme geldiğinde aklıma nedense hep reel büyümenin ne kadar sağlıklı ölçülebildiği sorunu gelmekte. Bir ekonomideki toplam mal ve hizmet üretiminin reel olarak arttığını ortaya koyabilmek için malum parasal etkilerden/fiyat artışlarından arındırılması gerekmekte. Fiyat deflatörü üzerinden sabit fiyatlarla GSYİH hesaplanarak bir önceki döneme göre gerçekleşen reel büyüme hesaplanmakta yanlış bilmiyorsam. Peki ülkemizde enflasyon ölçümlemesi konusunda bu kadar büyük şüpheler varken, reel anlamda bir büyüme hesabına da aynı parelelde şüpheyle yaklaşılması gerekmez mi? Mesela hesaplamada kullanılan fiyat deflatörü örneğin %10 daha fazla olsaydı o zaman hala reel büyümeden söz edebilir miydik?
    Teşekkürler,
    Erdal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deflatöre, büyüme hesabının en önemli değişkenlerinden birisi. O değişirse büyüme de değişir.

      Sil
  33. global büyümeyi dolara bölüp dolar enflasyonunu çıkartırsak o zaman doğru olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam sorunuza cevaben,enflasyonlu büyüme bir sene sürdürülebilir gözüküyor.

      Sil
    2. Nedeni seçim.

      Sil
  34. Hocam, iş gücü ödemelerinin GSYH içindeki payını gösteren tablo geçmiş yılları da içine alacak şekilde sunulursa durumun vehameti belirginleşiyor. TÜİK istatistiklerine göre iş gücü ödemelerinin GSYH içindeki payı 1998 yılından bu yana gördüğümüz en düşük seviyede. 1998 yılından bu yana en düşük yıl %27,9 ile 2001 yılı olarak görünüyor. Bu konuda bir düzelme emaresi de görünmediğinden tüm emekçileri daha zor günler bekliyor sanırım. Yazılarınız için ne kadar teşekkür etsek az.

    YanıtlaSil
  35. Değerli hocam benim merak ettiğim diyelim kur sabit kaldı artık? Enflasyon kendi kendine düşer mi? Bundan sonra 2.5 2.5 gidebilir gibi gösteriyor piyasa katılımcıları anketi. Ama birde şu var enflasyon olduğu yerde devalüasyonda olacağı için cari fazla vermek kolay olmuyor. Bu kafa ile cari fazla verebilir miyiz sonunda? Sonuçta ithalat çökmeye başlayacak ihracatta enflasyona kurban olsada?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşmez. Faizleri düzenlemezseniz tüketim artarak devam eder.

      Sil
  36. Hocam şuanki modelle en sonunda cari fazla veremez miyiz? enflasyon azalınca birde kur çok yüksek olursa cari fazla veremez miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veremeyiz. Enflasyon azalmaz, azalırsa da baz etkisiyle geçici olarak azalır. Azalmaz çünkü riskler olduğu yerde duruyor. Öyle olunca kur düşmüyor, kur düşmeyince enflasyon azalmıyor.

      Sil
  37. Hocam Serbest avukatlık yapıyorum bu sene geçinemez oldum ofisi kapatmayı düşünüyorum dönderemiyorum işleri

    YanıtlaSil
  38. Enflasyon yükselse bile biraz azalarak yükselmeyecek mi? Ekonomi ise kredi büyümesi dışında insanların harcama gücü azaldığı ve tasarrufları tükendiği için küçülmeyecek mi ? sonuçta cari fazla verilemez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Risklere bakın. Gösterge odur. Risk primi düşüyor mu yükseliyor mu? Risk primi düşmüyorsa kur yükselir, kur yükselince enflasyon yükselir. Geçici düşüşler geçici kalır.

      Sil
  39. Tüm ülkelerin gdplerin ortalama dolar kuruna bölüp dolar enflasyonunu çıkartınca niye yanlış çıkıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ülkelerin GDP'leri cari fiyatlarla hesaplanıp dolara bölünüyor. Yani GDP'lerin içinde kendi enflasyonları var oysa böldüğümüz dolarda kendi enflasyonu var.

      Sil
  40. Hocam neden sürdürülebilir olmasın faizi bir 300 puan daha indirelim büyüme olsun (ben ekonomistim)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Remzi Eroğlu
      Hocam iyi hafta sonları diliyorum .
      Hocam , büyümenin tüm kesimlere etkisini göstermemsinin en önemli nedeni ne olabilir .
      Benim fikrim , kamu yatırımlarının Fayda / Maliyet analizindeki verimsizlik oluğu fikridir.
      Saygılarımla.

      Sil
  41. Mahfi bey siz Ege cansenin nasil bir ekonomi politikasi istediğini anliyormusunuz . Ben yazilarini okudum ama bir türlü ne kadar faiz olacak ,dış borç alinmadan nasil işleyecek ile ilgili net ifadeler kullanmiyor .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda sizinle aramızda pek fark yok diyebilirim.

      Sil
  42. hocam bu -BÜYÜME-de şirketler kısmen karlı çıkmadı mı şimdilik? enflasyon kur artışının önünde tlde kalan zaten tüm parasını kaybetti nerdeyse ama kkmde kalan vb bile enflasyona göre kaybetti. enflasyon arttığına göre şirketler kazandı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun gerçeği açıklananın iki katı olduğuna göre doğru diyorsunuz.

      Sil
  43. mesela trde 1 tişört 1 liraya satıldı ekonomi 1dir dolar 1di. tişört 2 tane satıldı 1.5 tl oldu enflasyon %50 oldu dolar 1.6 oldu . ekonomi 2 tl oldu. 2/1.6=1.25 dolar ediyor. gsyihi dolara bölmk bu yüzden mi hatalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de fiyatlar TL ile olduğu için GSYH TL ile hesaplanır. Sonunda yıllık ortalama USD/TL kuruyla bölünerek dolara çevrilir. Bütün ülkelerde böyle yapılır. Ne var ki GSYH olarak cari fiyatlarla GSYH alındığı için içinde TL enflasyonu da vardır. Enflasyon ile TL'nin dolara karşı değer kaybı eşitse sorun olmaz. Eşit değilse sorun olur.

      Sil
    2. Dolar kuru yıllık ortalama olarak alınır. Cin fikirli ekonomi bürokratlarının kamu bankalarının birbirlerine düşük fiyattan dolar alıp verdirdiklerini bu sayede düşen ortalama kur sayesinde kişi başına düşen milli gelirin kağıt üstünde yüksek gözükmesini sağladıklarını duymuştum. Ne derece doğru bilmiyorum. Bu hesaplamalarda masa başı operasyonlar bizim gibi ülkelerde çok fazla oluyor maalesef. Ne yapsın zavallı bürokrat koltuğunu mu kaybetsin?

      Sil
  44. üstekki yazıyla ilgili diyelim ithalatçı bir şirketiz 5 liraya aldık 10 liraya sattık dolar 5. 1 dolar kar var. sattıkça ithalat arttıkça tl bir miktar değer kaybetmiyor mu? ama talep çok arttığı için aynı zamanda daha çok satıyoruz. sonuçta faiz inince şirketlere kısa süreli bir şirketlere doping gibi olmuyor mu?

    YanıtlaSil
  45. Dolar"ın Euro"nun TL den değerli olmasını anlıyorum ama Bulgar Levası nasıl olurda TL den değerli olur. Bulgarlar ne üretiyor yada doğal kaynakları ne kadar ki Bulgar Levası nasıl olurda TL den değerli oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulgaristan'ın risk primi Türkiye'nin risk priminin onda ikisi dolayında.

      Sil
  46. Mesela tl dolara karşı %50 değer kaybetti ama enflasyona %40 olarak yansıdı. Gsyih hesabı gene dolara göre yanlış mı olur? Doğru olan sabit fiyatlarla mı ölçmek mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru olanı sabit fiyatlarla ölçmek.

      Sil
    2. Neden peki onu açıklasanız.

      Sil
    3. Çünkü sabit fiyatlarla ölçerseniz enflasyondan etkilenme sıfırlanır ve fiziksel üretim artışı hesaba girer böylece gerçek durum ortaya çıkar.

      Sil
  47. Hocam öncelikle aydınlatıcı yazılarınız için çok teşekkür ederim. Malumunuz CDS primi yüksek olmasına rağmen ciddi miktarda döviz satışı ile kurların tutulduğu iddia ediliyor. Satılan döviz de farklı şekillerde borçlanılarak elde ediliyor. Türkiye dış borç/GSYH oranı en son %40 lardaydı ve bu Avrupa’da İtalya, İspanya ‘nın altındayken Yunanistan gibi %200 lerde dış borç/GSYH oranına sahip ülkelere göre çok çok aşağıda. Buradan yola çıkarak sizce hükümetin döviz satarak dövizi tutabilme stratejisinin daha uzun süre devam ettirilebileceği yorumunu yapabilir miyiz? dış borç/GSYH oranını patlatmak pahasına belki bi 10 yıl daha idare edilebilir gibi hesaplıyorum ben siz katılır mısınız bu yorumuma? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  48. Hocam kaleminize sağlık çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Ben size başka bir konuda danışmak istiyorum. Kaymakamlık Sınavı veya KPSS de Türkiye ekonomisine yönelik olarak gelen güncel ekonomik göstergeleri derli toplu bir şekilde bulabileceğimiz bir kaynak veya site öneriniz var mıdır? Zaten sizin bu bloğunuzdan takip ediyorum. Ancak daha ayrıntılı olarak TÜİK veya Merkez Bankası sitesine baktığımda verilere ulaşım biraz karışık geldi bana. Yardımcı olursanız sevinirim.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  49. Bankalar kendi kafasına göre para yaratamıyor mu birçok ülkede (zorunlu karşlılıklar 0 birçok ülkede). o zaman yatırımların artması için tasarrufların artması niçin gerekiyor? mesela tr sürekli kredi büyümesi yapıyor keyfine göre. o paralar tlyi sonuçta hertürlü zayıflattığı için mi yine tasarruf olması gerekiyor?

    YanıtlaSil
  50. Selamlar Hocam, Kurumlar Vergisi oranının %23 olması ve sabit olmasının nedeni nedir.Yatırım yapmaya teşvik etmek mi? Zaman ayırıp cevap verirseniz sevinirim.Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  51. Hocam bu büyüme konusunda aklıma takılan bir şey var. Dolar olarak niye küçülüyoruz? GSYİH = C + I + G + NX (X-M) GSYİH = tüketim + yatırım + devlet harcamaları + net ihracat (ihracat-ithalat. Artış bariz şekilde yüklenilen Tüketimden geliyor net ihracatımızda berbat durumda da olsa. peki dolar olarak niye küçülüyor gözüküyoruz? dolar enflasyonunu silelim. sadece ekmek olan bir ekonomiyi 3 noktalık bir zaman düzleminde alalım : dolar 1di 1 ekmek satıldı 1 liraya, ekonomi = 1 büyüklüğünde olur. dolar1.3 olursa dolar direkt yansıdı enflasyon diyelim 1.3 lira ekmeğe 1.3 lira ve 1 dolar olur ekonomi. 1.4 olursa 1.4 olur ekonomi. enflasyondan arındırırsak 3 tllik bir ekonomi olur. dolar olarak alalım 3 dolarımız ve enflasyondan arındırılmış 3 tlmiz var. ortalama dolar kuru 1.23 ydi. 3/1.23=2.43 dolarlık bir ekonomi gibi oluyor o oysaki 3 dolarlık mal satmışız özünde. matematiği ortalaması olduğu için sıkıntılı çıkıyor sorun bu mu? satılan mallar dolar olarak homojen olarak dağılmıyor.

    YanıtlaSil
  52. Kaleminize sağlık öncelikle hocam. Çok faydalı bir yazıydı. Ancak yüksek enflasyon ile birlikte üretim sürecindeki girdilerin maliyetlerinin artmasına ve uzun vadede üretimin azalmasına (potansiyel üretimden daha az üretmeye) ve öz kaynakların verimli kullanılmamasına bağlı olarak ekonominin gerilemenin sebep olmaz mı? Eğer bu yaklaşım doğru ise neden yüksek enflasyon ile büyüme politikası izleniyor? Bu büyüme bize gerçek bir büyümeyi yansıtmıyor hatta olası bir çöküşün habercisi diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  53. https://www.mahfiegilmez.com/2014/09/merkez-bankas-faizi-hzla-indirse.html

    hocam 7 yıl önceden olacakları özetlemişsiniz

    YanıtlaSil
  54. sabit fiyatlarla gsyihi dolara bölüp dolar enflasyonunu çıkartsak en doğrusu olmaz mı?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?