Orta Vadeli Programın (2023 – 2025) Değerlendirilmesi

2023 – 2025 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. OVP’de yer alan sayısal hedeflerin en önemlilerini yazının altındaki ek:1’de bulabilirsiniz. Ek:2’de de yine OVP (2023 – 2025)’de yer alan kamu kesimi genel dengesi tablosunun özetini veriyoruz.  

OVP 2023 – 2025’de yer alan sayısal hedefleri değerlendirmeye başlamadan önce programda yer alan önlemler ve yapılacak işler konusunda birkaç cümle yazalım. OVP’ler giderek zorunlu bir ödevin yapılmasına yönelik belgeler halini aldı. Bu son OVP de bunların tipik bir örneği olarak karşımızda duruyor. Mesela Fiyat İstikrarı başlıklı 4. Bölümde Politika ve Tedbirler başlıklı bir alt bölüm yer alıyor. Burada yer alan uzun cümleyi ikiye bölerek irdeleyelim. İlk cümle şöyle: “Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi amacıyla enflasyon hedeflemesi uygulamasına devam edilecek.” Bu cümleye bakınca enflasyon hedeflemesi uygulaması yapıldığı, bundan sonuç alındığı ve bu uygulamaya devam edileceği izlenimi ediliyor. Oysa bu çerçevede alınan hedefin yüzde 5 olmasına karşılık gelinen sonucun yüzde 80 olduğu görülüyor. Demek ki burada ya alınan hedef gerçekçi değil veya uygulanan politikalar bu hedefle uyumlu değil ya da her ikisi birden söz konusu. Bu durumda bu başarısız politikayı devam ettirmek doğru bir seçim olmaz. Tedbirde yer alan ikinci cümle de şöyle: “Merkez Bankası tarafından faiz politikasıyla birlikte, zorunlu karşılıklar, likidite, teminat ve proaktif rezerv yönetimine ilişkin politika bileşeni fiyat istikrarı hedefi gözetilerek etkin bir şekilde kullanılacaktır.” Bu ifadeyi okuyunca fiyat istikrarını sağlamaya yönelik doğru bir faiz politikası uygulandığı ve hedefe ulaştıracak bir rezerv yönetimi yapıldığı izlenimi doğuyor. Oysa faizlerle enflasyon arasındaki ilişkinin tümüyle koptuğu, fiyat istikrarının giderek bozulduğu ve rezervlerin eridiği bir uygulamayla karşı karşıya bulunuyoruz. OVP’ler gerçek durumu yansıtarak hedefler koymalı ve bu hedefe nasıl ulaşılacağını açıkça belirtmelidir. Mesela fiyat istikrarını sağlamak için ne yapılacak? Faiz mi artırılacak, faiz mi düşürülecek, vergi mi konacak? Bu soruların yanıtları olmadan yukarıdaki ifade tamamen havada kalıyor ve bir program hedefi olmaktan çıkarak temenni maddesine dönüşüyor. Buraya aldığımız yalnızca bir örnekti, OVP’deki bütün önlemler aşağı yukarı bu şekilde temennilerden ibaret, somut adımlar yok.  

Şimdi de Ek: 1’de özetle yer verdiğimiz OVP 2023 - 2025’de yer alan tahminleri ele alıp değerlendirelim. Dünyanın enflasyonla resesyon arasında gidip geldiği, merkez bankalarının para basmayla, basılan paraları toparlama ikilemi içinde bulunduğu, faiz artırmanın kaçınılmaz göründüğü bir dönemde 2024 ve 2025 yılları hedeflerini konuşmak pek anlamlı olmayacağı için değerlendirmelerimizi içinde bulunduğumuz 2022 yılı ve gelecek yılla sınırlı tutacağız.

İlk olarak 2022 tahminlerini ele alıp değerlendirelim.

Öncelikle OVP’de yer almayan (daha doğrusu zımni olarak yer alan) 2022 yılı yıllık ortalama USD/TL kurunu hesaplayalım: (GSYH TL / GSYH USD = 13.429 / 808 =) 16,62. Buna göre 2022 yılı ortalama dolar kuru 16,62 olarak tahmin edilmiştir.  

OVP’de 2022 yılı yüzde 5 olarak alınan büyüme tahmininin gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Yılın ilk yarısında ekonomi yüzde 7,5 dolayında büyümüş olsa da ikinci yarıda bu performansı yakalayamayacağını dolayısıyla ortalamanın düşeceğini düşünüyorum.

OVP’de 2022 yılsonu enflasyon tahmini yüzde 65 olarak alınmış bulunuyor. Ek:2’deki kamu kesimi genel denge tablosuna bakılırsa 2021 yılında 183,9 milyar TL olan kamu kesimi açığının 2022 yılında 861,9 milyar TL’ye yükselmesinin beklendiği görülecektir. Buna göre kamu kesimi açığı yalnızca bir yıl içinde 4,7 kat artmaktadır. Bu artışta bütçe açığındaki büyük artıştan çok daha fazla etkili olan kamu iktisadi teşebbüslerinin (KİT) açığıdır. KİT’ler 2021 yılında 6,7 milyar TL fazla vermişken 2022 yılında 403 milyar TL açık vermesi beklenmektedir. Bu, bize KİT ürünlerine zam yapılmadığını, KİT’lerin 2022 yılında ciddi anlamda zarar ettiğini gösteriyor. Bu kadar zamma karşın böyle bir zararın ortaya çıkması ilginçtir. Öte yandan demek ki KİT’ler, açık vermemek için fiyatlarını artırsalardı enflasyon bugün açıklananın muhtemelen iki katı olacaktı. Eylül ayı itibarıyla enflasyon yüzde 81 dolayında bulunduğuna göre önümüzdeki dört ayda enflasyonda ciddi bir düşüş bekleniyor demektir. Bunu sağlayabilmek için Türkiye’ye bu dönemde büyük miktarda döviz girişi olması ve USD/TL kurunun ciddi biçimde gerilemesi ve KİT ürünlerine zam yapılmayarak bu kuruluşların zarar etmeye devam etmesi gerekiyor. Temmuzun son üç haftasında Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervlerinde 15 milyar doların üzerinde artış olmasına karşılık USD/TL kuru düşmek bir yana yükselmeye devam etti. Demek ki kuru düşürecek bir miktar bunun üzerinde olmak zorunda. Bir başka beklenti büyük ölçüde baz etkisine dayalı bir durumu işaret ediyor. Burada da geçen yıl Aralık ayında yaşanan yüzde 13,58 oranındaki yüksek aylık enflasyona güveniliyor olsa gerek.

Şimdi de 2023 yılı tahminlerine bakalım.

Yine öncelikle OVP’de yer almayan (daha doğrusu zımni olarak yer alan) 2023 yılı yıllık ortalama USD/TL kurunu hesaplayalım: (GSYH TL / GSYH USD = 18.654 / 867 =) 21,52. Buna göre 2023 yılı ortalama dolar kuru 21,52 olarak tahmin edilmiştir.

2022 yılında bir önceki yılın iki katına çıkmış olan USD/TL kurunun nasıl olup da 2023 yılında 5 puanlık bir artışla kalacağı açıklanmaya en fazla muhtaç konudur. Büyüme oranı aynı düzeyde kalırken, ithalatta fazla bir gerileme olmadan cari açığın nasıl olup da 2022 yılının yarısından fazla gerileyeceğinin yanıtı bir ölçüye kadar, Brent petrol için yapılan tahminde yatıyor. 2022 yılı için ortalama 102 USD/Varil olarak alınan fiyat 2023’de 88 USD/Varil olarak alınmış. Benzer bir düşüş doğal gazda da olabileceği için cari açık bir miktar gerileyecektir. Buna karşılık seçim yılı olacak olan 2023 yılında dış denge tahminleri oldukça iyimser görünüyor.

2023 yılı büyüme tahmini yüzde OVP’de 5 olarak belirlenmiş. 2023 yılı Türkiye için seçim yılı olacağı için kamu harcamalarının artacağı, para basılacağı bir yıl olacağı için bu büyüme oranının tutturulabileceği bir yıl olabilir diye düşünüyorum. Buna karşılık bir önceki yılla aynı düzeyde kalacak bir büyüme oranıyla azalan bir işsizlik oranı nasıl sağlanabilir onu pek açıklayamıyorum. Ama azalan oran düşük olduğu için onun üzerinde fazla durmayacağım. Asıl üzerinde durulması gereken nokta seçim yılında bütçe açığının yüzde 3,5 düzeyinde tutulmasının zorluğu. Büyümeyi yüzde 5 düzeyinde tutacak kamu harcamalarına ek olarak ilk çeyrekte yaşanabilecek vergi indirimlerinin yaratacağı açık artışını yüzde 3,5 düzeyinde tutabilmek için seçim sonrasında ciddi vergi artışlarının devreye girmesi gerekir.

Asıl ilgi çekici değişim enflasyon oranında karşımıza çıkıyor. Büyüme aynı düzeyde kalırken, bütçe açığı azalmazken, enflasyon nasıl yüzde 24,9’a düşecek? Ek:2’deki kamu kesimi genel denge tablosuna baktığımızda 2023 yılında kamu kesimi açığının 861,9 milyar TL’den 748 milyar TL’ye, aynı tabloda KİT’lerin açığının 430 milyar TL’den 97,2 milyar TL’ye düşeceğinin tahmin edildiğini görüyoruz. Bu büyük düşüşü sağlamanın tek yolu KİT ürünlerinin fiyatlarının ciddi şekilde artırılmasıdır. Böyle bir artışın enflasyonda sıçrama yaratacağı açıktır. Buna karşılık Ek:1’deki tabloda enflasyonun yüzde 65’den yüzde 24,9’a düşeceği tahmini yer alıyor. Burada önemli bir tutarsızlık var.

Program bütün umudunu 2023 yılı için tahmin edilen dolar kuruna bağlamış görünüyor. KİT zamları sorununu görmezden gelip de USD/TL kurunu 2023 yılı için 21,52 olarak alınca enflasyonda da durulma ortaya çıkıyor. Bütün mesele KİT’lerin bu büyük açığı ne kadar taşıyabileceği, seçim yılında KİT ürünlerine nasıl zam yapılacağı ve kur tahmininin gerçekçi olup olmadığında. Büyümenin yüzde 5 düzeyinde olduğu, dış ticaretin fazla değişmediği bir yılda yalnızca petrol fiyatlarındaki düşüşle kuru dengeleyerek cari açığı düşürmek de tutarlı görünmüyor.

Özetle söylemek gerekirse OVP’de yer alan kur ve enflasyon gibi en önemli iki göstergeyle ilgili tahminlerin son derecede iyimser olduğunu, bunlara dayanılarak yapılan diğer tahminlerin de pek tutarlı olmadığını söyleyebiliriz. 

 

Ek 1: Orta Vadeli Program (2023 – 2025) Verileri 



Ek 2: OVP (2023 – 2025) de Kamu Kesimi Genel Dengesi



Yorumlar

  1. Hocam, bu OVP'nin ciddiyetini anlamak için bir önceki OVP'nin hedeflerine ne kadar ulaşıldığına bakmak yeterli. Bu iktidarın herhangi bir vadede plân yapmak gibi bir niyeti ve kapasitesi olsa DPT'yi kapatmazdı. Zaten 2023 yılı kişi başı gelirini 10.071 yazarak Malazgirt'e uydurmalarından da anlıyoruz ki ortada bir plân falan yok, dostlar alışverişte görsün misali bir metin yazıp milletin önüne koymuşlar. Hedefler tutmayınca nasıl olsa hesap soran yok, o zaman salla gitsin.

    Bu iktidarın ülkeye sağladığı tek fayda, siyasal islâmın ne kadar kifayetsiz, ciddiyetsiz ve tehlikeli bir rejim olduğunu milletin gözüne sokmuş olmasıdır. İlle de yaşayarak öğreneceğiz diyen bu millet açısından son derece yararlı bir deneyim olduğunu söyleyebilirim. Hele şu kış da bu iktidarla geçsin, görmemekte direnen gözlerin de fal taşı gibi açılacağından eminim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana kalırsa iktidar siyasal islamı oy devşirmek için kullanıyor. Gerçekten siyasal islamcı mı? Tartışılır. Yolsuzluk yapmak, çalıp çırpmak için iktidar olmak gerekiyor. Bu açıdan bakınca siyasal islam da demokrasi gibi bir araç. Yani trenin bir başka durağı.

      Sil
    2. KİT açıklarına bakınca önümüzdeki dönemde bizi nasıl bir facianın beklediğini tahmin edebiliyoruz.

      Sil
    3. Sayın musti,

      Bu iktidar siyasal islâmcının hasıdır. Siyasal islâm dediğiniz rejim, zaten kendilerinden olmayanların malının, mülkünün, parasının, pulunun üzerine başta din olmak üzere çeşitli hassasiyetleri kullanarak çökerek kendi dar çevrelerine dağıtmak üzerine kurulmuş ilkel düzendir, şu anda yapılan da budur. Ülkede Nas öne sürülerek yaratılan enflasyon olgusu bile bu amaca hizmet etmek için kullanılmaktadır. En basit örneği, en ufak bir üretkenliği ve yaratıcılığı olmayan, tamamen ucuz iş gücüne dayanarak üretim yapan yandaş firmaları ayakta tutmak için dağıtılan KGF kredileridir. O dönem alınan krediler enflasyonla birlikte bugün kullanıcılarına bedavaya gelmiş durumda. Aynı zombi firmalara bugün de kamu bankalarından bedava krediler dağıtılmaya devam edilirken gerçek ihtiyaç sahiplerinin krediye ulaşımı neredeyse olanaksız hale geldi. Elbette bu kredilerin maliyetini hepimiz ödüyoruz. KKM denen rezillik de, ülkede 20 yıldır yapılan bütün ihaleler de, kentsel dönüşüm adı altında halka yapılan eziyetler de, bir şekilde şeytanlaştırılan kesimlerin malına çökmeler de bu bağlamda değerlendirilebilir ve bunlara onlarca örnek eklenebilir...

      Sil
    4. İslamın siyasal olmayanı da mı var?
      Kurulduğu ilk günden beri, 1400 yıldır siyasaldır kendileri.
      Kurucusu bir kere siyasi lider.

      Not:
      Her müslümanın görevi, rejimi İslam rejimine çevirmektir.
      Eliyle yapmaya gücü yetmiyorsa, kalbiyle istemelidir.

      Sil
    5. Neden 10710 değil de 10071?
      10710 daha büyük, araya 0 girmemiş, sıfırı sağda.
      1071 den 10 kat daha büyük.

      Mahfi hocam, adamların ne beyinlerinde vitamin var, ne matematik yetkinlikleri var.
      Yanlış koydukları 0 ı onlara not olarak veriyorum.

      Her iddiasına girerim, Alpaslanın tee 1000 yıl önceki ekonomi ekibi bunlara 10 basardı.

      Sil
    6. Adsız 16:20

      Başına "siyasal" koymazsak alınıyor hacılar. Yoksa islâm dediğiniz şey zaten din değil ilkel bir Arap devlet yönetim biçimidir. Daha da ötesi, günümüzde Arap kültür emperyalizminin en büyük silahıdır...

      Sil
    7. Sn Mahdut Mesuliyetli, farkında mısınız bilmem ama sizin açıklamalarınız benim iddiamın açılımı oluyor (Aslında aynı şeyi söylüyoruz) Musti

      Sil
    8. Sn mustafa yüksel,

      siz ilk yorumunuzda bunların siyasal islâmcı olduklarının tartışmalı olduğunu söylüyorsunuz, ben ise siyasal islâmın tam da bu olduğunu, bunların siyasal islâmcının hası olduklarını, siyasal islâm denen düzenin tam da bunların yaptıkları şeyler olduğunu söylüyorum. Siz de böyle düşünüyorsanız mesele yok...

      Sil
    9. 17:10 Alparslanın ekonomi yönetimi yoktu çünkü bir ülke yönetmedi. Türkleri Anadoludan atmak için Bizansla anlaştı ancak Afgan devleti olan Selçukluların Sultanı başarısız oluruz diye asker vermedi Alparslan da toplayabildiği 4000 Kürt askerle geldi geri dönemedi. Alparlanı bir daha ne duyan ne gören oldu. Türkler 1700 yıldır haalaa Anadoludayız.

      Sil
  2. Hocam kur gerçek değerini ne zaman bulur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasaya müdahaleyi bıraktıklarında gerçek değerini bulur.

      Sil
    2. Kardeşim banka şubeni aç, sana dövizi kaç liradan veriyor ise; gerçek değer o dur.
      Bu kadar basit.
      Koy TLyi cebine, git bir döviz büfesine, al dövizi.
      Kaç para verdiysen gerçek değer odur.

      Sil
    3. Sene sonu dolar 40 olursa bulur.

      Sil
  3. İnşallah, maşallahla yapılmış ovp olarak karşımıza konulan bir plan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla o bile değil. Ya tutarsa yöntemiyle yapılmış.

      Sil
  4. Hocam peki haziran 2023'te mevcut sistemi yöneten kadro değişir, akla ve bilime uygun hareket edilmeye başlanılırsa bu kötü gidiş sarmalından ne zaman kurtulabiliriz? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef çok zaman alacak. Biz sadece ekonomi açısından bakıyoruz. Orası nispeten kolay. Asıl büyük tahribat hukukun üstünlüğü, demokrasi, uluslararası itibar, dış politika, eğitim gibi alanlarda. Onları düzeltmek yıllar alacak.

      Sil
  5. Tarımda Dijital planlamaya geçileceği açıklandı. Bu reel ekonomi ile finans ekonomisi arasında bir korelasyon kurulmaya niyet edildiğini gösteriyor.
    Bir çok fizibil proje sermaye olmadığı için erteleniyor, yap işlet, devret sistemi uygulanıyor...
    Bu niyet çerçevesinde döviz, altın, ve dövize endeksli varlıklar yerine planlı ve onaylı üretim fonları oluşturmak ve ulusal sigorta sistemi ile kontrol edip, bunlara garanti vermek akıllarına gelmiyor mu? Uygulanamaz bir fikir midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yaklaşımlarla bırakın dijital planlamayı normal planlamaya geçileceğini bile sanmıyorum.

      Sil
  6. Hocam, size de yazık, bize de. Siparişle enflasyonun belirlendiği, büyümede kullanılan deflatörün anlamsız olduğu, ekonomide ahlaksızlığın toplumu ve devleti iliklerine kadar indiği ortamda deli uydurması birşeye mantıklı yorum yapmaya çalışıyorsunuz, biz de sizi anlamaya çalışıyoruz.
    Gerçek enflasyon ne, büyüme ne, olması gereken kur ne , ortadaki rakamlar anlamsız.
    Geçelim bunları cebimdeki parayı ve emekli maaşımı çalan hırsızı ödüllendirecek, "başkasından ve gelecekten al bana da ver" diyenler çoğunluk oldukça hepsi anlamsız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları mantıksız diye eleştirmeyi bırakırsak mantıksızlık genel kabul görmeye başlıyor. O nedenle elden geldiğince mantık çerçevesinde eleştirmeye devam.

      Sil
  7. mustafa tekeli5 Eylül 2022 11:41

    Eski Orta Vadeli Planların gerçekleşmelerini söyle sana bunun ne olacağını söyleyeyim !

    Gerçekten aklımızla alay ediyorlar artık. Yazık...

    YanıtlaSil
  8. Hocam nasıl tl olarak büyürken dolar olarak küçülüyoruz ve bunun sebebi nedir? Tl enflasyonunu doğru alsak bu büyüme olur mu? Dolar olarak neden küçülüyoruz? Dolar enflasyonunu alsak gene küçülür müydük? Bu konuyla ilgili bir yazı yazar mısınız birçok insan için karmaşık bir konu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda yazılarım var:
      https://www.mahfiegilmez.com/2015/03/tl-ile-buyuduk-usd-ile-kuculduk.html
      https://www.mahfiegilmez.com/2015/06/tl-ile-gelen-buyume-dolar-ile-gitti.html

      Sil
  9. Hocam veriler ışığında ovp'ı yine hap şeklinde bizlerin dikkatine sunmuşşunuz, tabii ovp' de MB için belirtilen görevler belirlendiği şekilde olsa dahi , insanlar retrospektif sayılmasa dahi hissedilen şartlarda ekonominin seyrini etkileyen beklentileri degistirebilecek / etkileyebilecek seviyede bir husus görülmemekte, kaçırmış olduğum bir husus yok herhalde?

    YanıtlaSil
  10. Sayın Eğilmez,
    Ek-1'de sunduğunuz veriler doğrultusunda 2021 yılı Türkiye GSYH rakamı ABD Doları olarak 807 Milyar ve 2022 hedefi (tahmini) de 808 Milyar. Bu durumda aslında USD olarak baktığımızda Türkiye ekonomisinin gerçek büyümesi % 1,2 olmaz mı? Yanlış hesapladığım ya da atladığım bir şey mi var?
    Yanıtınız için şimdiden çok teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme TL ile hesaplanmış GSYH üzerinden hesaplanıyor. 2021 GSYH'si alınıyor 2022 GSYH'si 2021 fiyatlarıyla hesaplanıyor ve aradaki fark 2021 GSYH'sine bölünerek büyüme bulunuyor.

      Sil
  11. Mahfi Bey, mevcut kötü durumun düzelip düzelmeyeceği ile ilgili pek çok ekonomist yapılması gerekenler üzerinde duruyor. Benim sorum ise ekonomi üzerine uzmanlığınız ve birçok hükümet görmüş bir vatandaş olarak, sizce bu buhran halinden kurtulabilecek miyiz? Yoksa alım gücümüzün yükselmesi, en azından "eski kötü"ye geri gelmesi artık size göre mümkün değil mi? Sadece ekonomi bilimi üzerinden değil, tecrübeleriniz ve vatandaş kimliğiniz ile birlikte görüş paylaşabilirseniz mutlu olurum. Zira 28 yaşında bir genç olarak umutlarım tükenme noktasında, ülkemi terk etmek istemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Terk etmeyin zaten. Biz de 70 yıldır terk etmeden burada kaldık ve elden geldiğince ülkenin iyiye gitmesi için objektif eleştirilerimizi yazıyoruz.
      Türkiye, son 20 yılda maalesef çok ağır darbeler aldı. Bunlar yalnızca ekonomiyle ilgili değil. Öyle olsa IMF ile 50 - 60 milyar dolarlık bir program yapılır ve sistem kurtarılırdı. Sorun ekonomi dışındaki alanlarda. Hukuktan laikliğe, sağlıktan eğitime, demokrasiden insan haklarına, basın özgürlüğünden dış politikaya ve uluslararası itibara kadar çok alanda yara aldı ülke. Onun için işimiz zor. Ama çözülmeyecek sorun yoktur. Yeter ki doğru politikaları uygulayalım.

      Sil
    2. Umut kaynağısınız Hocam. Teşekkürler

      Sil
    3. Sayın 13:31

      Mahfi hocamıza hem katılmıyorum hem katılıyorum. Ben, imkanınız varsa yurt dışına gitmenizi tavsiye edeceğim. Bu katılmamam durumu.

      Hocamıza katıldığım husus ülkenin düzlüğe çıkmasıyla ilgili “çözülemeyecek sorun yoktur” ifadesi. Ancak hocamızın kendisinin de ifade ettiği üzere ülkemiz çok yara aldı.

      Şimdi bir değerlendirme yapayım: Ülkemizi bu yaralı hale getirenlerin seçim barajını bile geçememesi gerekirken anketlere göre yüzde 30 civarında bir oy alma potansiyeli var. Yeni bir iktidar gelirse, ülkeyi düze çıkarmak için çok can yakacak politikalar uygulayacak. Bunun sonucu toplumsal huzursuzluk ortaya çıkacak ve eski iktidar erken veya zamanında yapılacak ilk seçimde tekrar iktidara gelecek. Sert politikalar yerine yumuşak geçiş amaçlı politikalar izlenirse iyileşme çok yavaş olacak ve yıllarca sürecek, biz de sürünmeye devam edeceğiz. Mahfi hocamız bir süre vermiyor ama, Daron Acemoğlu ve muhalefet parti ekonomistlerinin bazıları ekonomi için 10 yılı bulan bir düzeltme süresi öngörüyorlar. Kişisel görüşüm o ki, bu süre herşey için en optimum politikaların kullanılmasına bağlıdır. Eğitim ve adaletin düzeltilmesi için yeterli bile değildir.

      Sen ne yapıyorsun diye sorarsanız, ben 67 yaşımdayım ve artık bu durumu kabüllendim. Kötümser mesajım için özür diliyorum. İsterim ki zaman beni haksız çıkarsın.

      Sil
    4. Durduğun kabahat, Afgan da durmuyor, hemen Hollanda Almanya atlıyor.

      6 sene önce, caminin kenarında dilenen Suriyeli kadın ve çocuk gördüm.
      İyi kötü yardım ettik, kocası iş bulmaya çıkıyormuş, iş bulamazsa çocuklar aç kalmasın diye kadın da dileniyor. Suriye yerine Afgan olduklarını da öğrendik.

      Baktık olcak gibi değil, havalar serinledi diye , bi hafta sonra komşu apartman yönetimi ile konuştuk, onların altındaki boş odaya bunları aldık. 2 apartmanın da temizliğini, getir götürünü yaptılar. Kışı da geçirdiler. Odanın tuvaleti yoktu, kanalizasyona bağladık, musluk yoktu, hortumla su uzattık.

      Adam diş teknikerimiş ülkesinde. 4-5 ay sonra adam Hollandaya kaçtı. 6-7 ay orda ne yaptıysa, lisans ve izin almış, ailesini de yanına getirmek için, uçağı filan ayarladı, karısı ile çocuğunu biz götürdük havalanına. Whatsapptan hala yazışıyoruz. 2 apartmanda her daireye de teşekkür çiçeği göndermiş. Hollanda da şimdi, çocuğu arkasına almış bisikletle işe gidip geliyor.

      İnsan bu, her türlüsü var, bilemezsin. Onlar da biliyor buranın ne olduğunu, kendi ülkelerinin ne olduğunu, Avrupanın ne olduğunu.

      Sil
  12. Mahfi hocam; bu KİT ürünlerinden en önemli olan 3 tanesini yazabilir misiniz? Hangi KİT hangi ürünün fiyatına yeteri kadar zam yapılmıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KİT'lerin listesi burada:
      http://www.sp.gov.tr/tr/kurum/g/ki/kurum/KIT_ler
      Hangilerinin 2022 yılında ne kadar zararda olduğuna ilişkin bir yayın henüz yok ne yazık ki. Yayınlanmış son rapor 2020 yılına ait:
      https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2021/11/Kamu-Isletmeleri-Raporu-2020.pdf

      Sil
    2. 21 tanecik Kit kalmış hocam,
      8-9 tanesi hizmet amaçlı, satılamaz, onlara kimse para vermez.
      11-12 tane zorlasan satılabilir halde olan var.

      Bi dönem sonra gelecek siyasilerin söylemlerini duyar gibiyim.

      "KİTler zarar ediyor, toplasan kendi bedelleri etmeyecek kadar zararları var.
      Satmayalım da devletimize yük mü olsunlar."

      Siyasi açıdan Kit satmak kadar güzeli var mı?
      Ne kadar çok kit satarsan o kadar çok süre iktidar olursun.
      Osmanlı ne yapardı? Kapitülasyon verirdi, sata sata iktidarı uzatırdı.
      Cumhuriyet dönemin çok Kit i kim sattıysa, en çok oyu da o aldı,
      En uzun süre o iktidarda kaldı.
      Şimdi kit satamıyor, satamadıkça milletimizin sinirleri artıyor,
      hükümet kit satamadıkça milletimiz burnundan soluyor,
      pahalılıktan şikayet ediyor, düşük ücretten şikayet ediyor.
      Acil kit satışı lazım.

      Sil
  13. " Plan değil pilav isteriz " demenin zamanı yeniden geldi..Bu güzel analiz için teşekkürler Mahfi bey...

    YanıtlaSil
  14. Selam hocam,
    Yazınız için teşekkür ederim,
    Hangi KİT lerin zarar ettiklerine dair sektörel kırılm var mı?
    Merak ettiklerim Enerji ve Finans (Bankacılık).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki bu konudaki ayrıntılar ancak yıl bittikten bir süre sonra yayınlanıyor. Mesela hala 2021 verileri yayınlanmadı.

      Sil
  15. Hocam elinize sağlık.
    Siz bizlerden daha iyi bilirsiniz, siyasetimiz rüşvet üzredir.

    Ufukta bir kamu borcu affı, vergi barışı; Kitlerin borçlarını katmerleyecek bir borç erteleme vs görünüyor mu? Bilen var mı?

    Herkes seçim, erken seçim diyor da, hükümet hala kamu borcu affı çıkarmadı.

    Adettendir, padişah cülüs dağıtır, hükümet de borç affı çıkarır.
    Kimin cülüsü yüksekse yeniçeri kullar onu padişah yapardı.
    Henüz ortada af filan yok, nerden çıkıyor bu erken seçim muhabbeti?

    Buradan padişah(*) adaylarına seslenelim.
    Esn-af, af bekler.

    (*) Kimse bana padişahlık mı kaldı demesin. Bu başkanlık yetkileri padişah da bile yoktu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet cülûs adeti aynen devam ediyor. Osmanlı'da cülûs padişah tahta çıktıktan sonra dağıtılırdı şimdi artık taht kavgası başladığında dağıtılıyor.

      Sil
    2. Dün yazdık, bugün haberi düşmeye başladı Mahfi Hocam,
      Kredi Garanti Fonu için hazırlık başlamış.
      Kasım'a kalmaz, en geç Ekim sonu gibi kamu borcu affı da gelir.
      Şubat Mart a kadar taksitlendirme başvuru talepleri toplansa,
      Haziran gibi de ilk taksit ödemeleri başlayacak dense,
      Nisan, Mayıs gibi seçim yapılır.
      Yok olmadı; taksitlendirme ve af başvuruları seçim ayına kadar toplanır.
      Böylesi daha siyasi olur.

      Sil
  16. tl büyüme artmış çıkarken dolar büyüme niye azalmış çıkıyor bazı yıllar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü o yıllarda TL, dolara karşı değer kaybetmiş oluyor. TL, dolara karşı değer kaybetmez veya çok az değer kaybeder ya da değer kazanırsa (2004- 2005 ve 2006'da olduğu gibi) o zaman büyüme TL olarak da Dolar olarak da artıyor.

      Sil
  17. ''Eylül ayı itibarıyla enflasyon yüzde 81 dolayında bulunduğuna göre önümüzdeki dört ayda enflasyonda ciddi bir düşüş bekleniyor demektir.''
    Hocam burayı anlayamadım, ciddi düşüş olacağını nereden biliyoruz, hedef 65ti 81 oldu düşürmeleri mi gerekiyor diye öyle yazdınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eylül ayında 12 aylık enflasyon % 81. Yılsonunda yani Aralık ayında enflasyonun % 65 çıkması için bugüne göre 16 puan düşmesi gerekiyor. OVP tahmini buna göre kurgulanmış, bu durumu vurguladım.

      Sil
    2. Diyelim ki TÜFE gerçekten %80.

      Bu, bir sepetin ortalaması olduğuna göre sepet içinde fiyat artış oranı %80'in üzerinde olan ürünler de vardır altında olanlarda.

      İşte ben o fiyat artış oranı %80'in altında olan mal veya hizmeti bir türlü bulamıyorum. Yani aldığım hiçbir ürün yok ki fiyatı en az ikiye katlanmamış olsun.

      Fiyatı 1 Eylül 2021'den beri %80'den daha az artan mal veya hizmet kalemine örnek verebilecek kimse var mıdır?

      Sil
  18. İktidar 2023'e girerken asgari ücrete güzel bir zam yapmak istiycektir. Ama dolar kuru burdayken halkın tatmin edecek bir zam yapamaz, velev ki yaptı diyelim. Honduras vakası olur. Asgari ücreti 200 dolardan 400 dolara çıkarttığında yatırımlar Guatemala'ya kaçmıştı. Ülkede işsizlik patladı falan. 2023 seçimleri için asgari ücrete en az 8000 demesi lazım ki iyi niyetle söylediğim bir miktar. Ama bu asgari ücreti verdiğinde doların da en az 23 TL olması gerekicektir.

    YanıtlaSil
  19. Hocam hükümetin Ukrayna-Rusya arasındaki savaşta uyguladığı politikayı doğru buluyor musunuz?

    YanıtlaSil
  20. Hocam üretici malı yerine koyamıyor pahalı olsa bile ürün bulunamayabilir tek koz kaldı gübre bedava dagitilmali

    YanıtlaSil
  21. Orta Vadeli plan hedefleri ile önceden kamuoyuna açıklanan 2023 hedefleri arasında ne kadar fark var? İktidarin son on yılda hiçbir programı orta vadeli olamadı.bir ay içinde tüm değerler anlamsızlasti. Yine öyle olacak....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru.
      2012'de açıklanan 2023 hedeflerinin yarısına bile gelemedik. GSYH 2 trilyon $ olacaktı 867 milyar $ bekleniyor. İşsizlik yüzde 5'in altında olacaktı beklenen % 10,4. Kişi başına gelir 25 bin $ olacaktı beklenen 10 bin doların biraz üstü. İhracat 500 milyar $ olacaktı beklenen 267 milyar $.

      Sil
  22. Hocam öncelikle aydınlatıcı yazılarınız için çok teşekkür ederim. Malumunuz CDS primi yüksek olmasına rağmen ciddi miktarda döviz satışı ile kurların tutulduğu iddia ediliyor. Satılan döviz de farklı şekillerde borçlanılarak elde ediliyor. Türkiye dış borç/GSYH oranı en son %40 lardaydı ve bu Avrupa’da İtalya, İspanya ‘nın altındayken Yunanistan gibi %200 lerde dış borç/GSYH oranına sahip ülkelere göre çok çok aşağıda. Buradan yola çıkarak sizce hükümetin döviz satarak dövizi tutabilme stratejisinin daha uzun süre devam ettirilebileceği yorumunu yapabilir miyiz? dış borç/GSYH oranını patlatmak pahasına belki bi 10 yıl daha idare edilebilir gibi hesaplıyorum ben siz katılır mısınız bu yorumuma? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yorum yapamayız. Çünkü Türkiye dış borç alamıyor, durumu swaplarla idare ediyor. Onun da bir sonu var tabii.

      Sil



  23. Hocam enflasyon katılaştımı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz kulak memesi kıvamında, şu seçimler için yapılacak harcamalardan sonra beton gibi sağlam enflasyonumuz olacak. Taş gibi oturacak.

      Sil
  24. Peki hocam tl ucuzldakiça türkiyr ihracatını daha fazla arıtıp ticaret açığını daha da fazla arıtan bir ekonomi ,dolayasıyla ihracat artıkça çelişkinin içine giriyoruz

    YanıtlaSil
  25. Bunların işi bilen elemanları yok tamam da Bürokrasi bilerek yardım etmiyor olabilir mi?

    Kur korumalı hesapların ödemesi, bütçe açığı, Kitlerin borçlarının ödemesi enflasyonu uçurmaz mı?
    Uçuyoruz derken harbiden uçacağız gibi.

    YanıtlaSil
  26. Sayin Hocam, elinize emeginize saglik bu bastan asagi palavra olan OVP denilen zirvayi yine de üsenmeyip bizler icin degerlendirdiginiz icin... Bir tek sey söyleyecegim, enflasyon verilerine inanmadigimiz TUIK denilen kurulusun büyüme rakamlarina neden inanalim, Türkiyede hukuk'un yerle bir edildigi gibi mathematik istatistik bilimi de yerle bir edilmistir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?