Faizi Düşürmek ve Kuru Tutmak Uğruna

Cumhurbaşkanı yıllar önce “faiz enflasyonun nedenidir” diye bir görüş açıkladı. Bilim insanları (büyük çoğunluk itibarıyla) bu görüşe karşı çıktılar ve bazıları tam tersinin geçerli olduğunu bazıları da enflasyonla başlayan ve faizle devam eden olgunun dönüp tekrar enflasyonun nedeni olabileceğini söylediler.

Bu konuyu analiz edebilmek için neden – sonuç ilişkilerine bakmak gerekir (ayrıntılı bilgi için Remzi Kitabevi yayınlarından çıkmış olan Ekonomide Analiz adlı kitabıma bakılabilir.) (1) Tek bir neden tek bir etkiye ve tek bir sonuca yol açabilir. Para arzında, reel büyüme ve enflasyondan daha yüksek bir artış enflasyonun yükselmesi sonucunu getirebilir. (2) Tek bir neden birden fazla etkiye ve dolayısıyla sonuca yol açabilir. Dış kaynağa ihtiyacı olan bir ekonomiye döviz girişi azalırsa bu, kurların yükselmesine ve o da enflasyona yol açar. (3) Birden fazla neden ortak bir sonucun ortaya çıkmasına yol açabilir. İşsizlik artar, kamu giderleri azalır, ekonomik aktivite düşerse büyüme de düşer. (4) Bir nedenin yarattığı etki bir başka nedenin ortaya çıkmasını etkileyebilir ve bu iki neden birleşerek bir sonuç yaratır. Buna ‘zincirleme nedensellik’ deniyor. İşsizlik artışı, GSYH düşüşüne o da ekonomik büyümenin gerilemesine yol açar. (5) Kısır döngü oluşturan neden – sonuç ilişkisinde başlangıçta bir neden olmakla birlikte zaman geçtikçe sonuç da neden olmaya başlar ve hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu karışır. Yukarıdaki örneği bir kez daha ele alalım. İşsizlikte artış başlarsa bu, ekonomik büyümenin gerilemesine o da GSYH düşüşüne yol açar. Diyelim ki ilk aşamada bir nedenle işsizlik artmış ve bu talep azalmasına yol açmış olsun (işsiz sayısı artacağı için gelirler azalacak ve sonuçta toplam talep düşecektir.) Bu durumda büyüme de düşecek ve dolayısıyla GSYH gerileyecek demektir. Büyümenin düşmesi ekonomik aktivitenin azalmasına ve dolayısıyla yeni bir işsizlik artışı dalgası ortaya çıkmasına yol açacaktır. Bu bir süre bu şekilde devam ederse işsizlik artışının mı büyüme düşüşüne yoksa büyüme düşüşünün mü işsizlik artışına yol açtığı ayırt edilemez hale gelebilir. Burada artık hangisinin neden hangisinin sonuç olduğu karışmış, neden sonucu, sonuç ta yeni bir neden haline dönüşerek nedeni tetiklemeye başlamış olur. Bu yüzden buna ‘kısır döngü oluşturan neden – sonuç ilişkisi’ diyoruz. 

Türkiye’nin enflasyon konusunda yaşadığı sorun kısır döngü oluşturan neden – sonuç ilişkisidir. Bu sorunu çözmenin yolu faizle uğraşmak değil, enflasyona neden olan olguları çözmeye çalışmaktır. O nedenle en başa dönmemiz gerekir. Ne demek istediğimizi bir şemayla anlatalım:

Türkiye’de kur artışının temel nedeni (başka nedenler de var) risklerin yüksekliğidir (CDS primi 659.) Yüksek risk ülkeye yatırım girişine engel oluyor, yerlilerin döviz talebini artırıyor ve kurun yükselmesine yol açıyor. Sonra kısır döngü başlıyor şemadaki şekilde çalışmaya. Türkiye bir yıldır enflasyon artışına karşılık faizi artırmayıp düşürdüğü için riskler daha da artıyor.

Yapılması gereken şey yüksek riske neden olan sorunların çözülmesidir. O zaman kısır döngü tersine dönecek olumlu döngü halini alacak. Ne var ki bu dediğimizin yapılması zaman alıcı ve kısa dönemde oy kaybettirici olduğu için siyasal iktidar, geçmişte defalarca denendiği gibi kısa vadede çözüme ulaşılacakmış gibi görünen kestirme yollara, sihirli görünen çözümlere başvuruyor. Bu çözümler kısa dönemde rahatlama getirmiş görünse de orta – uzun dönemde sorunların büyümesine yol açıyor. Bunların örnekleri şöyle sıralanabilir: (1) TCMB eliyle veya kamu bankaları ve kurumları kanalıyla piyasaya döviz satarak kura müdahale edilmesi. (2) Döviz almak isteyenlerin alımlarına (binde 2 oranında) kambiyo vergisi uygulayarak dövize talebin düşürülmesi. (3) Kur korumalı mevduat yöntemiyle faize ek olarak (TL’den geçenler için Hazine’den dövizden geçenler için TCMB’den) kur farkı ödemesi yapılması ve dövizden TL’ye dönüşlerin bu yolla özendirilmesi. (4) Bankaların, döviz mevduatlarını belirli oranlarda kur korumalı mevduata dönüştürememesini cezalandırarak TL’ye geçişlerin özendirilmesi. (5) Bankaları döviz satış kurlarıyla alış kurları arasındaki farkı açmaya zorlayarak döviz talebinin düşürülmesi. (6) Bankaların müşterileri için döviz alabildikleri elektronik platformun kapatılması suretiyle dövize talebin düşürülmesi. (7) Kredi kullananların aldıkları krediyi dövize çevirmelerini engellemek için onlardan taahhütname alınması. (8) İhracatçılara, elde ettikleri ihracat döviz gelirlerinin en az yüzde 40’ını yurda getirmeleri zorunluluğunun getirilmesi (önceden yüzde 25 idi.) (9) Bankalara yurt dışı bankalardaki döviz mevduatlarını Türkiye’ye getirmeleri yolunda telkinlerde bulunulması. (10) TCMB’nin yapılan düzenlemelere uyup uymadıklarına bakmak için bankaları denetlemeye başlaması ve bu yolla bankalar üzerinde baskı kurulması.

Türkiye’de enflasyonun temel nedenlerinden birisi (hatta birincisi) kur artışı (TL’nin dış değer kaybı) olduğu için bütün bu karmaşık eylemlerin tek amacı kur yükselişini denetleyebilmek. Başlangıçta bundan güdülen amaç faizi düşürerek enflasyonu düşürme tezinin haklı olduğunu kanıtlamaktı. Şimdilerde bunun yanına kur korumalı mevduata kur farkı ödememek de eklendi. Bütün bu karmaşık eylemlerin risklerin artması yolunda ters etkileri var. Örneğin kur korumalı mevduatın bütçe ve Merkez Bankası üzerine yüklediği gereksiz yükler kamu finansmanını zora sokuyor. Piyasalara bu kadar müdahale edilmesi, sermaye hareketlerinin denetlenmesine kadar varan müdahaleler, bırakın yabancı yatırımcıların gelmesini engellemeyi yerli yatırımcıların yatırımlarının da ertelenmesine yol açıyor. Döviz talebi üzerinde oluşturulan bu baskılar ve maliyetler tasarruf sahiplerinin döviz varlıklarını sistem dışına (banka veya ev kasaları) çıkarmasına yol açıyor.   

Oysa bu karma karışık eylemlere girişmek yerine faiz neden enflasyon sonuçtur tezinden vazgeçip faizi (bırakın artırmayı) yüzde 19 düzeyinde bıraksaydık bugün ne kur bu düzeyde olacaktı ne de enflasyon.

2021 yılının Ekim ayında yüzde 2,39, Kasım ayında yüzde 3,51 ve Aralık ayında yüzde 13,58 oranında enflasyon olmuştu. Toplamı yüzde 19,5 ediyor. Şimdi bu aylarda enflasyon toplam yüzde 6 çıkarsa kabaca 13 – 14 puanlık bir enflasyon düşüşü olacak. Bu düşüşte uygulanan politikaların hiçbir etkisi söz konusu değil, düşüş tamamen baz etkisiyle olacak. Ne var ki bu düşüş yine faiz neden enflasyon sonuç tezine bağlanacak ve kendimizi son derecede pahalı ve gereksiz maliyetlerle kandırmaya devam edeceğiz.

Ne yazık ki Türkiye, sürekli olarak kendi kendine sorunlar yaratıp, gerçek çözümlerin zor olduğunu görünce bunları mucizevi yollarla çözmeye çalışan bilimden uzak bir ülke görünümü veriyor. O nedenle risk primi çok yüksek düzeylerde kalıyor. En büyük mucizenin bilimsel yöntemler olduğunu anlayana kadar bu görünüm devam edecek.


Yorumlar

  1. Kalemine sağlık. Siyasi hedefleri uğruna ülke ekonomisini aynen yukarıda belirttiğin gibi içinden çıkılması son derece komplike bir duruma soktular. At izi it izine karıştı. En kötüsü de hiç bir geri adım atma ihitmali ufukta gözükmüyor. Kim kazanırsa kazansın seçimlerden sonra en az 2 yıl çok ciddi kemer sıkma tedbirleri uygulanmadan ekonomiyi normalize etmek mümkün gözükmüyor. Zaten Hazirandan sonra $ da en az %100 devaluasyon gerektiğini düşünüyorum. Ama nasıl olacak hiç bir fikrim yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç kimsenin fikri yok. Bazen işler öylesine bozulur ve Arap saçına döner ki İskender'in Gordion düğümünü çözdüğü gibi bir yöntem kullanmaktan başka çare kalmaz.

      Sil
    2. Bize bişi olmaz hocam.

      Sil
    3. Hocam Gordion düğümünden kastınız darbemi?

      Sil
    4. Kesinlikle değil. Kastım yapılanları tersine çevirmek. Darbeler de aynen mucize beklentisine yanıt veren ama orta vadede işi daha da bozan müdahalelerdir. Geçmişte çok acısı çekildi. Bugün de etkisi sürüyor.

      Sil
    5. Hocam, Aristonun talebesi, Makedonyalı Filip'in oğlu, kütüphaneler kuran,
      bilginlere imkan sunan İskender'i düşündüm;

      Bi de bizimkileri.

      Valla kusuruma bakmayın ama, sizin ile tarla hıyarı arasında ne kadar fark varsa,
      iskenderle bizimkiler arasında da öyle bi kıyas farkı var. Ne Gordionu hocam, hiç bişi çözemez.

      Siz beni güldürdünüz, Allah da sizi güldürsün.

      Sil
    6. Ankara'nın bir kaç yerine (en azından Gordiondaki Mezarının yakınına) Midas'ın anısına Maket Kuyu koysalar ve insanlar içlerindekini haykırsa fena olmaz gibi geliyor. https://www.youtube.com/watch?v=-mgPrK4wnqs

      Sil
  2. Gelecekte bizlere yıkılmak istenen faturaları bertaraf edip sorumlularına yıkmak için belkide fiziki önlem almak gerek.

    YanıtlaSil
  3. Hocam , emeğinize sağlık , Yazınızdaki aşağıdaki ifade de işsiz değil de çalışan sayısı azalacağı için olması gerekmez mi acaba ; (işsiz sayısı azalacağı için gelirler azalacak ve sonuçta toplam talep düşecektir.)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Mahfi bey,

    ellinize sağlık, iyi bir yazı.
    İkinci paragrafın 13.satırında Parantez içinde ( işsizlik azalmış...) yerine kanımca işsizlik
    artmış olacak.
    Bildiğiniz gibi bu Hükümet Büyümeyi her ne pahasına olursa olsun bayrağına yazmış, çünkü İstihdamı destekliyor (kendi deyimlerine göre). Geçen gün Hazine Bakanın Arap basınına açıkladığı demeçte bu belirtildi. Emisyonun daraltılması, bunların görüşüne göre ekonomiyi dara sokar. Dolar ve diğer döviz paraları basamam ama Türk Lirası basabilirim düşüncesi hakim; benim düşünceme göre.
    Ayrıca bilindiği gibi İnşaat sektörü bu Ekonomik modelde önemli bir Aktör tutuyor. Para dövize vs gideceğine daire vb gitmesi isteniyor. İnşaat Lobisi çok kuvvetli. Faizlerin düşmesi Para'yı ucuzlatıyor ancak bilindiği gibi Varlıkların fiyatını yükseltiyor. İstanbul'da bundan 10 yıl öncesinde 100bin TL ile bir daire alınabilinir iken bugün bu daire 2milyon TL eder deniyor. İşin ilginç tarafı Suriyeli Irak Özbek vs bunu alır deniyor. [Türk Lirası fiyatlara sıfırlar eklendikçe € ve $ Fiyatlar cazip geliyor; örneğin 250 TL ( 2 pide + iki içecek ~ 14 € ediyor).

    ABD Fed 'in belirttiği gibi enflasyon Arz Talep imbalanslarından ( Enerji fiyatların artışı,Gıda fiyatların yükselmesi, pandemi sonrası, jeopolitik riskler ve Tedarik zinciri kırılmaları) kaynaklanıyor.

    ECB ise gelecekte Faiz araçlarını artma olasılığını yüksek görüyor. Enflasyonu ise Enerji ve Gıda fiyatların yükselmesine, Arz darboğazlarına ve post pandemi dönemlerine bağlıyor. Ayrıca ECB Talebi destekleme faaliyetlerini düşüreceğini beyan ediyor.

    Belki yarın Fed Başkanı Powell US$ faizini yükseltecek ancak Kongre'den aldığı bir uyarı mektubu var.

    Fed'in belirttiği çok önemli bir nokta daha var: Dünya'da Enflasyonun düşmesini pek beklemeyen hatta körükleyen birileri var.

    Ama en ilginç olamı: 80'leri 90'ları kınayan hor gören şimdi onlar ile aynı potada.

    Selamlar ve iyi Yazılar,

    Şenol Çetinkaya.

    YanıtlaSil
  5. Değerli Mahfi hocam,
    ilk cümlenizle başlıyorum, aynı cumhurbaşkanı, daha da yıllar önce yüksek faizleri vermekten çekinmeyen birisiydi, hatta o cumhurbaşkanının can yoldaşı bir maliye bakanı "paranın yemi faizdir, artırır parayı çekerim".

    Saygın insanlar olarak yapılan işe baktığımıza göre, Sn Cumhurbaşkanının faiz ile bir derdi olmadığını ispatlıyoruz.

    Yıllar önce bloğunuzda izninizle bir kaç yorumumda ısrar ile sıranın Türklerin servetinin dışarı çıkarılacağını yazdım, ardından 128 milyar hesaplarını finans uzmanları yaptı. Ardından da swaplar geldi.

    Yine yıllar önce bloğunuzda izninizle pek çok yorumda Türk kişi başı gelirinin İran, türkmenistan, tayland, polonya, mısır, arabistan ortalaması seviyelerine çekileceğini de belirttim.

    Bunlar gerçekleşenler. Başkanlık sisteminin kalıcı olması için gerekliydi bunlar, yapıldılar. Sistem temelinin, tam atılabilmesi için Sn Cumhurbaşkanını bir beş yıla daha ihtiyacı var. beş yıl sonra tüm türkiye ve kendisi istese bile çok büyük olasılıkla başkan yapılmayacak. Görevini yapmış olup kenara çekilecek.

    Şimdi, 5-10 milyar Euro atanın istediğini yaptırabildiği bir yönetim şekline döndük.

    Ahalinin elini taşın altına koyup, devletine sahip çıkması lazım. İnsanların hoşuna gitmeyen önerim, iktidar partisinden aklı selim insanların siyasete girmeleriydi, pek yanaşmıyorlar, bari muhalefete girseler diyeceğim o da yok. Böyle bir yerde yorum yazmanın da, yol göstermenin de pek bi anlamı yok. Ha ne olur? Kim bilir ? Belki 4-5 yıl sonra AB bi ekonomik krize girer, başka bir şey olur, AB ahalisi politik olarak konsolide olsun diye, bizim ülkenin doğusuna Rusu sokarlar, Ukrayna gibi ortaya atarlar. Yani Türkler kendi kaderini belirlemekten uzak kalırlar devletlerine bugün yarın sahip çıkmazlarsa.

    Haftasonu, bir cenaze sebebiyle yıllar sonra ülkeye girdim. Sözde savcılık hakkımda yakalama kararı aldırmış. Sözde yurtdışından girince gözaltına alıp, mahkemede ifadeye alıyorlar (belki de tutukluyorlar).

    Yahu kardeşim, az kafanızı çalıştırın, dünyadaki her bin kişiden biri (8 milyon) ülkenin sınırını, devletinin itibarını takmamış, ülkeye girmiş yerleşmiş, çoluk çocuk yapmış; yıllarca sınırları koruyup, her sınırı bilen ben gibi insanlar mı giremeyecek? Girdim, çıktım. Sn Savcı beye de aynı semtin PTT sinden iadeli taahütlü burdayım, gel bul mektubu gönderdim. Göstermelik iş yapıyorlar.

    zN!$S^%K5b5@%f&&

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin gözü açılmayacak ama tarihe not olsun diye Türkçe yazayım.
      Atlas okyanusunun ortasında kocaman bir ada var.
      Krallığın aktif olduğu bir ülke.
      Kraliçesinin danışmanı istemeyince Başbakanı istifa etti.
      Yerine kadın bir başbakan geldi. Seçilmemişti. O da istifa etti.
      Ada ahalisini garibanlaştıracak politikaları yapması gerekiyordu.
      Beceremeyeceği anlaşılınca kovuldu, ama istifa etti dendi.
      Yerine başka bir başbakan getirdiler.
      O da seçilmedi. Yakın zamanda seçimsiz başbakan olan 4. kişi.
      Bu adam kadının beceremediği işi yapabilecek yetenekte.
      Yani, Kovid sürecinde, Ada Merkez Bankasının karşılıksız bastığı paraların
      şirketler üzerinden borç haline getirilmesinden sonra kazancın realize edilmesi işini yapacak.
      Yani, adanın orta-direk insanları çalışmaları ile ultra zenginlerin kağıt varlıklarını realize edecekler.
      İngiltere diyorlar bu adaya. Söze vurduğunda demokrasi. Nasıl demokrasi ise, dört başbakanı halk seçmedi. Yasa diyorlar adına. Uyduruk bir tek satır. İstenirse hemen değiştirilir. O tek satıra dayanıp, seçilmemiş kişileri başbakan yapıyorlar.
      Bu tip adamlar hep birilerinin adamıdır. Halklarına günahları kadar faydaları olmaz.

      Gelelim, Türkiye'ye.
      Son 60 yılınıza bakın.
      Kimi Türk halkı seçti?
      Biri bir şekilde bürokraside parlak mühendis dediler,
      Bir günde parti kurdu, siyaseti hiç bilmezken en büyük siyasi parti başkanı oldu,
      Başbakan oldu, Cumhurbaşkanı oldu. Peki ona o partiyi kim kurdurdu?
      Halkın iki gün önce tanımadığı, halkın para ile destek verip yaşatmadığı bir parti kurdu.
      Partinin başkanıyım dedi, güya çıktı ortaya.

      Mahfi Bey de geçen yazısında yazdı. Ordan burdan fon icat edip, bütçeyi delerdi.
      Hocanın yazamadığını ben yazdım kaç kere, birileri onları getirdi dedim.

      Partisinin adamları devlete yıllarını vermiş bürokratları teker teker atıp kendileri yerleşti.
      Onun sözde rakibi de bi gecede parti lideri olmuştu.

      Bugünün Cumhurbaşkanı da aynı yoldan geçti. bunun siyasi rakibi de bir gecede parti lideri olduydu, yerine geldiği de öyle.

      Hiç birini siz seçmediniz. Hepsi sizi yönetti.
      Sonra insanlar diyor ki, burnumuz niye şeyden kurtulmuyor.
      Gidişata bakınca, kurtulucak gibi de değil.

      jBd3**j&WF6C7*nT

      Sil
  6. Hep beraber yedik içtik,
    Kimimiz az yedi, kimimiz çok yedi,
    Güldük eğlendik,
    Yarın ola hayrola,
    Hele şu seçimi bi atlatalım,
    Çok da seçim atlattık,
    Pek de bişi olmadı,
    Yine bişi olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru bize bişi olmuyor ama bu kafayla bizden de bişi olmuyor.

      Sil
  7. Hükümetin (şimdiki iktidarın veya seçimde olası yeni iktidarın) KKM'den çıkış stratejisi ne olmalı Hocam?
    Kemal Kılıçdaroğlu kur farkını ödemeyeceğiz demişti. Devlette devamlılık esası gereği bu yaklaşım yanlış olmaz mı? 1 trilyon üzeri TL mevduat birden dövize kayarsa ne olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KKM den zaten çıkıldı. Artık fark ödenmiyor kuru tuttukları için fark doğmuyor sadece % 13,5 faiz ödeniyor.

      Sil
    2. Hocam, reiz yine istediğini aldı desenize, millete itelediler KKM yi,
      seçim sonrası bi KHK ile DTH yassak hemşerim derler.

      DTH ları da MB kurundan TL yaparlar.
      Bizim millet kös kös birbirine bakar.
      Nolcak, seçim sonrası DTH ları kapattık hadi gayri dese hükümet,
      Millet ne yapabilir?
      3-5 parası olan deli dana gibi meydanlarda bağırır,
      Onları da vatan haini ilan edip, fakir fukaranın önüne atarlar.

      Zaten dışardan kimsenin para getirip ticaret yaptığı yok,
      Gelse gelse Ruslar 90 günde vatandaş olmak için geliyor,
      Onların da eli mahkum,
      4-5 milyon Eurosu olan Rus seve seve 400 bin Euro Türkiye'ye verip,
      kalan parasını Avrupaya çıkarabiliyor.
      Rusun umurunda da değil, DTHmış, BTHmış.

      Zaten bu DTH ların döviz karşılığı da kalmamış,
      MB hepsini satmış, neyini döviz vercekler?

      Ben olsam, koyarım bi KHK, yassak DTH derim,
      Ortalık zaten karışık, az daha karıştırır, sarayda sumoti içer,
      kekolara bakarım.

      Sil
  8. Sn.Egilmez, emeginize saglik. Faydali dusunceler ve tespitler.Benim de bir tespitim var. Star…ks da 250 gr cekirdek kahve, 250. lira. Ayni kahve avrupada ortalama 8-9,5 euro araliginda. Ortalama 9 euro ya boldugumuzde 26,66 cikiyor. !?? Yani euro sanirim 26 tl olmus!!?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiperenflasyonun olduğu yerde üçün beşin lafı olmaz.

      Sil
  9. Dahi anlamındaki ayrı yazılan - de - da, te ta olarak sertlesmez. Güzel yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  10. Özet olarak; sermaye piyasasındaki herhangi bir kuruluşta çaycılık ya da getir-götür işi yapamayacak tipler, hasbelkader ele geçirdikleri ülke ve ekonomi yönetiminde nasıl allame-i cihan olduklarını cümle aleme göstermek için yarattıkları sorunları çözmek amacı ile yeni sorunlar yaratıp yeni "çözümler" üretiyorlar. Çözseler şeylerine, çözmeseler neylerine, hem arada deve yüküyle malı götürüyorlar, hem de nasıl olsa hesap soran yok. Tabii, şimdilik...

    YanıtlaSil
  11. Hocam kuru bu noktada tutabilmek, çok basitmi ,bedel ödenmiyormu? Ekonomik Güç olmadan ,,Kur bu kadar uzun süre baskı altında tutulabilirmi? Benim anladığım ABD ve AB dahil birçok devletler ,,,düşük faiz uygulayarak ,,tüketime doğru baskılayarak ,,Halkını tasarrufa değil tüketime zorluyorlar diye düşünüyorum
    ! hatalımıyım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle fatura hemen çıkmaz ortaya. Birkaç yıl sürüyor bu durum sonra facia ortaya çıkıyor.

      Sil
  12. Hocam saygılar, hürmetler.
    Dolar artmıyor ama enflasyon artıyor. Mal kıtlığından mı sizce neden?
    Ayrıca "bir şekilde" doları bu düzeyde tutmaları bir başarı değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar artmıyor çünkü borç harç swap diye buldukları dolarları bozdurup piyasaya sürüyorlar. Fatura sonunda bize çıkacak.

      Sil
    2. Muhtemelen 1990'larda Tansu Çiller politikalarını yaşamamış, okuma gereği de duymamış bir takım tiplerin dövizi belli bir seviyede zorla tutmayı başarı saymalarını izlemek bana ayrı bir zevk veriyor. Ne yazık ki şimdi dövizle borçlanmak o dönemdeki kadar kolay değil ama kendilerine yine de ısrarla ne yapıp yapıp dövizle borçlanmalarını öneriyorum :)...

      Sil
    3. Dolar artmıyor ama enflasyon artıyor. Doğru, çok doğru.
      İthalattaki ve cari açıktaki kırılan rekoların nedenlerinden biri bu olsa gerek.
      Cari açıksız büyüme modelin cari açıklı küçülme modeline sessizce bir geçiş yapmışız anlaşılan

      Sil
  13. hocam
    dövizdeki dalgalanma en nihayetinde arz-talep ten kaynaklı.
    bugün uygulanmaya başlayan
    ''şirketlerin 10 milyon tl lik dolar rezervi tutması tutmayanların ticari kredilerden yararlanamaması''
    gibi politikalar ile dolar vb para birimlerini yatırım aracı olmaktan çıkartmak daha faydalı gibi.
    yurtiçi tüzel kişilerde ''86 milyar dolar'' gerçek kişilerde ise bu rakam ''126 milyar dolar'' civarında.
    buradaki döngü halk dolarize olduğu için mi tl değer kaybediyor. yoksa hükümetin uyguladığı politika mı halkı dolarize ediyor?
    bence iki durumda birbirini tetikliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn ATİK,

      Sizce şu aralar enflasyon %5, faiz de %6-6,5 gibi bir yerlerde olsa dövize talep olur mu? En azından siz döviz almaya çalışır mısınız?...

      Sil
    2. Her şeyin başı güvensizlik.

      Sil
    3. Sn Mahdut,

      2013 de enflasyon düşük iken ülke yönetimindeki yaşananlardan sonra güvenim tamamen gitti.

      Evi barkı satıp, yurtdışına döviz çıkardım. O dönem 6 dairemi sattım, İstanbulun lüks semtlerindeydi hepsi de.

      2 Acıbadem, 1 Ataşehir, 1 Nişantaşı, 1 Kozyatağı, 1 tane de Şişli de iyi mahallelerde evlerim vardı.

      Şimdi geriye dönüp bakıyorum, Türkiyedeki yükselmiş denen ev fiyatlarına rağmen yurtdışında daha çok kazandım.

      Ben yönetim kalitesine bakarım, enflasyon ne olursa olsun.

      Sil
  14. Hocam uygulanan politikaların kısa vadede olumlu veya rahatlatıcı diyebileceğimiz bit etkisi var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var, kriz olduğu halde bir süre yokmuş gibi görünüyor.

      Sil
  15. Güzel yaziniz ve emekleriniz için teşekkürler düşük faiz politikasının sonuçlarının geç de olsa ortaya çıkacağını ve ağır olucagini ifade etmişsiniz nedir bu sonuçlar hocam ülkenin borçlarını odeyememesi temerrüde düşmesi uzun süreli hiper enflasyon yüksek işsizlik yüksek faiz dönemi düşük büyüme ve hatta resesyon ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Faizleri çok fazla artırmak gerekecek.

      Sil
  16. Hocam merhaba
    Eski faiz politikaları devam etseydi bugün faiz , enflasyon, işsizlik rakamları, cari açık ne olurdu.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hesaplarıma göre faiz % 19'da kalsaydı enflasyon % 30'un, Dolar kuru da 13 - 14 arasında olacaktı. Bu kadar miyarlarca doları satıp piyasaya müdahale etmeye de lüzum kalmayacaktı.

      Sil
  17. Hocam derler ki: "A fool and his money are soon parted"
    Bizim milletle para ilişkisi de böyle. Hayatın kuralı.

    YanıtlaSil
  18. Elinize emeğinize sağlık hocam. benim bir sorum olacak.Enflasyon oranında süreklı maaş düzeltmesi yapılan bir ekonomi varsayarsak; bu ekonomide üretim/yatırım projelerıni engelleyecek fiyat öngörüsüzlüğü harici başka etken var mıdır? Aslında kısaca enflasyonun alımgücü kaybını yok saydığımızda başka ne gibi zararları var olabilir? bunu sormaya çalıştım.teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ebubekir,

      Enflasyonun alım gücü kaybını yok sayamayız. Enflasyon varlığı başlı başına alım gücü düşüklüğü getirir.

      Para ilk elden kimlere gidiyorsa, onların lehine hızlı servet artışı etkisi yapar,
      yani çalışanlara her ay zam bile yapılsa, servet transfer olur.


      Ekonomik aktörler, ellerindeki parayı hızla ellerinden çıkarıp, ya parayı koruyacakları taşınmazları alırlar, ya da tüketimlerini öne çekerler. Yatırımlara gitmesi gereken kaynaklar heba olur.

      Yatırım dengesizliğine sebep olur, orta vadede ülkeyi dünya genelinde fakirleştirir.


      Emtia fiyatları artar, böyle olunca karmaşık üretim ilişkileri kurulamaz, zaman ile enflasyonist ülkedeki üretim basitleşir, karmaşık üretim gerektiren ürün ve servisler dışardan ithal edilir.

      Kısa vadeli/pratik görünen bakış açıları önem kazanır, zamanla sosyal hayata da sirayet eder bu, demokratik kurumların finansmanlarını zorlaştırıp, ülkeleri önce oligarşik, sonrada faşist yönetimlere götürür.

      Aklıma hızlıca bunlar geldi. Umarım faydası olur, maaş alan kesim, paranın en son aktığı kesimlerden, onlara verilen enflasyon artışı, aslında gerçekleşmiş enflasyonun yansıması.

      Milton Freidman da böyle aktarmış.

      Yani tersten düşünün, bir firma enflasyon yüzünden hammaddeyi fazla paraya alıyor. Buraya kadar normal. Aynı firma, yine enflasyon yüzünden çalışanı da fazla paraya kiralıyor. Yani enflasyon olmuş, çalışan da pahalanmış.

      !Z8aWjr8T%t&5XTq

      Sil
  19. Hocam evet politikalar yanlış, abartılı ve uçuk. Evet çoğu ekonomist yapılanların yanlış olduğunu söylüyor. Fakat yine de bir şeyi, olguyu, iddiayı, tezi eleştirmek ve değerlendirmek için o tezi doğru kabul etmek ya da en azından "savunmak" gerekir diye düşünüyorum. Yapılan onca hataya rağmen faiz politikasının hiç mi iyi yanı yok? Yani devlette çalışan onca insan bu çok çok basit şeyleri göremiyor mu? Mesela Türkiye ekonomisinin büyümesi, dolar bazında gsyh'nin son yıllarda düşmesine karşılık faiz indiriminin yapıldığı 2022 yılında yükselmesi, işsizliğin %13lerden %9,6'lara inmesi gibi artı yönü olmadı mı hiç? Burada amacım yapılanların doğru olduğunu söylemek değil, hatta Erdoğan'ı çağırsak bile yapılanların hatalı olduğunu ama geri donüşün olamayacağını söyleyecektir. Ayrıca Erdoğan faiz arttırımına çok farklı bir nedenden ötürü de karşı çıkıyor: Bilindiği gibi 90lı yıllarda faiz %50'nin aşşağısını görmedi ve Türk lirası bu faize rağmen sürekli deger kaybetti. Ayrıca 1938'den beri Türk lirası grafiğine baktığımızda sürekli ve çok hızlı bir şekilde değer kaybediyor. Lafı çok uzatmak istemiyorum ama belki bizim önceliğimiz Türk lirasını korumak değil de ekonomiyi büyütmek ve üretimi arttırmak olmalı. Çünkü 2001 yılında Guinnes rekorlar kitabına en değersiz para birimi olarak giren bir Türk lirasını koruma girişimleri pekte bir işe yaramaz gibime geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada tek sorun Türkiye'deki büyümenin üretim artmasıyla ilgisinin olmaması. İnşaata gömülen yatırımlar sonucu maalesef üretimi artıracak yatırımlar kısıtlı kaldı. Tarım destekleri yetersiz oldu, ithalat sarmalından çıkamadık, her geçen gün daha da artıyor. Kendimize yetemediğimiz sürece büyümemiz excelde bir kutuya yazılan bir sayıdan ibaret olacak. Şu an üretimi artırabilmek için bile yabancı yatırıma, ithalata ihtiyaç var. Nasıl gerçekten büyüyebileceğiz, Türk lirasını koruyup değerini artırabileceğiz? Faizi kimse istemiyor ama şu an Türk halkı siyasi görüşünden bağımsız olarak ekonomik göstergelerin çok farkında ve en fanatik Erdoğan taraftarının bile elinde Türk lirası tuttuğuna inanmıyorum. 1 senedir de bu heterodoks yaklaşım deneniyor, sonuca başarılı diyebilir miyiz?

      Sil
    2. Sonuca başarılı denebilir mi bilmiyorum ama bir ülkede dolar bir yılda %100 artmasına rağmen ekonomi dolar bazında büyümüşse sonuç olarak ekonomik büyüme var demektir. Ayrıca sanayiinin olmadığı, inşaata dayalı olduğunu söylemişsiniz bu masal eskide kaldı şu an inşaatın ekonomi içindeki payı %5.5'e kadar geriledi. Akp öncesi ekonomi içindeki payı %8lere varıyordu. Sanayinin ekonominin içindeki payı ise son 2 yıldır artıyor. Ekonominin büyüdüğünü aslında acılan fabrikalardan da anlayabiliriz. Son 20 yılda 40binden fazla fabrika açıldı.

      Sil
    3. Nerede açıldı 40 binden fazla fabrika (satıldı diyecektiniz galiba)

      Sil
  20. Hocam enflasyonun artması kura baskıyo arttırıyor mu, nasıl arttırıyor? Saygılar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun artması riskleri artırıyor, riskler artınca insanlar dövize dönüyor, döviz talebi artınca kur yükseliyor.

      Sil
    2. Yok hocam enflasyon ondan dolayı kuru arttırmaz. Cari açıktan dolayı arttırır.

      Geçen sene 10Tlye aldığım yerli domates, bu sene 25 TL oldu. İthal domates ise 10tlden 15 TL'ye çıkınca ithal domates aldım ve dolar dışarı çıktı cari açık oluştu. Cari açık olunca dolar arttı. Yani enflasyon kuru arttırır. Kur da enflasyonu arttırır.

      Enflasyon düşmeden cari açık düşemez .

      Sil
  21. Merhaba Hocam,
    KKM ye yatırım yapanlar sizce nasıl bir ruh hali içinde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. paralarını koruma derdindeler,
      ne yapsınlar?

      Sil
    2. Başlarda kazançlı durumdaydılar şimdi kaybediyorlar ve hüzünlü bir ruh halindeler.

      Sil
  22. Sayın Eğilmez, Hükümetin tek düşüncesi önümüzdeki seçimi kazanmak. Bunun için her şey Mubah görülüyor. Hiç bir şeyi düzeltmek gibi düşünceleri yok. Bütün güçleriyle Reklama ve Gösterişe yöneliyorlar. Gerçekleri kendileri de görüyorlar ancak halkın görmesini engellemeye çabalıyorlar. Bu iş seçimlere kadar artarak devam edecektir. Seçimlerden sonra Allah Kerim. Siz her halükarda doğruları , gerçekleri yazmaya devam edeceksiniz teşekkür ederim, halkımızı aydınlatma Erdeminizi takdirle karşılıyorum. Ülkemizin sorununun da Siyaset , Siyasal İslam olduğunu da belirtmek isterim. Teşekkürlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka ne yapacak?
      Kılıçdaroğlu da önündeki seçimi kazanmak için düşünsün biraz.
      Birileri düşünmüş, çaba sarfetmiş, emeklerinin karşılığı da seçim kazanıyorlar.
      Diğerleri yatıyor, bir de iş yapana çatıyor, laf atıyorlar.

      Sil
  23. TR de iktidarların, yandaşına seçmenine enflasyon altı, yani ucuzdan kredi pompalamasına engel olmaksızın, tüm devlet bankalarının kayıtsız şartsız özele geçmesi dışında, enflasyona hiçbir zaman kalıcı çözüm getirilemez. Faiz artışları, Merkez bankası bağımsızlığı (hiçbir ülkenin merkez bankası, devletinden ve hükümetinden tam bağımsız hareket edemez) bunlar daha sonra gelir

    YanıtlaSil
  24. Türkiye de önce ekonomi kurmak gerekiyor doğru temeller üzerine ve ondan sonra mb polikalırının ekonomi üzerinde etki verdiğini göreceğiz yoksa düşük faiz değerli türk lirası eşzamanda göremeyiz bu bir zamanlar oldu çünkü dışardan gelen kaynaklar mümkün oldu yani yunanistam misali

    YanıtlaSil
  25. Yaklaşık 2 yıldır ekonomistlerden Türkiye nin uyguladığı politikalar nedeniyle, ülke ekonomisinde yaratılan tahribat artık geri çevrilmez, yani kurtarılamaz bir durumda diye söylemler uçuşuyordu. Ancak, siz ve bazıları halen daha şöyle şöyle yapılırsa düzelir diyor. Ülke ekonomisi ve yapılan yanlışlar büyük ancak ne hikmetse çelikten duvar gibi kaç yıldır bir şekilde sürdürülüyor. Öyle tablolar anlatılıyor ki yani iflas etmesi an meselesi gibi. Bu kadar yanlışı ekonomi nasıl kaldırıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaldırıyor mu? Enflasyon % 85, Türkiye sefalet endeksinde dünyanın en sefil 3 ülkesi arasında, TL'nin dış değeri her yıl dünya birincisi olacak kadar değer kaybediyor.

      Sil
    2. Ülkemiz fakir ama mutlu insanların ülkesidir.

      Sil
  26. Hocam yazı için sağ olun. Mehmet Şimşek iyi bir bürokrat mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reisin en sevdiği bürokratlardandı.

      Sil
    2. Mehmet Şimşek bürokrat değil siyasetçiydi. Bürokraside hiç bulunmadı.

      Sil
    3. Doğru, paraşütle inen siyasetçiydi, 0247 deki yorumumda nasıl düştüm bu hataya.
      Hocam, sizin keskin zekanıza hayranım. Nerde bürokrat olcak.

      Sil
  27. Beyefendi herşeye pragmatist baktığı için asıl söylediği şeye değil arkasında yapmak istediği şeye odaklanmak lazım. Maalesef bu durumun adı milletini ters köşe yapmak. Asıl sıkıntı millet bunu nasıl göremiyor. Görmek istemeyenler ya bu işten nemalanan vatan hainleri ya da cahil vatan hainleri. Bu cahil vatan hainlerinin dünyada bir amacı yok. Aksine millet de bizim gibi batsın derdinde. 5 yaşındaki çocuk dahi şu soruyu sorabilir ama bu cahil vatan hainleri soramıyor. Geçen sene bu zaman dolar 7lerdeyken şuan 19lara yakın seyrediyorsa enflasyon nasıl yüzde 80lerde olabilir? Herkesin alım gücünü yarıya düşürüp servet transferi yaptılar Allahın cahil vatan hainleri.Hayır bir de cennet yoksa var ya o zaman napıcaksın intikamını kimden alacaksın artık o sinirle kendi kendini şey edersin.

    YanıtlaSil
  28. Ekonomi yalan üzerine kurulu muhasebecilerin bilanço makyajlaması gibi hepsi uydurulmuş rakamlar.

    TUİK rakamlarına inanan ekonomistler yalancıdır hatta itibar ettiğini söyleyenlere sahtekar dır en hafif tabir ile söylüyorum yoksa söylenecek namusu ve şerefi ile ölçülmesi.

    Herkesin bildiği sahte rakamları savunmak bunları ciddiye aldığını iddaa etmek makyajlaması yapan sahtekar muhasebeci in kendisidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK verileri yanlış olabilir ama işin ilginci o yanlış verilerle baksak bile ekonomi iyi görünmüyor.

      Sil
  29. bakan açıkladı, enflasyonun sebebi halkın beklentisiymiş.
    milletimiz hem suçlu, hem güçlü.
    milletimiz utanmadan dünya hükümetimizi enflasyon yüzünden suçluyorlar.
    dünya böyle yüzsüzlük görmedi.
    hadi Mahfi hocam, siz de tası tarağı toplayın, bakandan daha mı iyi biliyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halkta olumsuz beklentiyi yaratan sakın aldıkları yanlış kararlar olmasın?

      Sil
  30. Para bascaklarına doğru düzgün vergi toplayabilseler sorunun yarısını kafadan çözecekler de onlarda ne böyle azim ne böyle işbilirlik var.hep kısa yoldan palyatif çözümler! Hem halkın tepesine binmişsiniz hem de kolunu kanadını kırıyorsunuz..buna bindiğin dalı kesmek denir! Bi dünya vergi kaçırılıyor sanki bilmiyorlar..bu biraz da halka sus payı kanımca...neyse çok konuşmayayım...bilmem anlatabildim mi?

    YanıtlaSil
  31. Ekonominin bozukluğunu arabanın arızalanmasına benzetelim . Yani araba gitmiyor. Sebep nedir?.


    1-) Arabanın yakıt pompası arızalı (yüksek enflasyon)
    2-)Motorda yağ kalmamış(banka faizleri yüksek)
    3-)Akü bitmiş( Hazine bütçesi açık veriyor)
    4-)radyatörde su kalmamış( Merkez Bankası para basıyor)
    5-)El freni çekik( Sürekli cari açık veriilyor)
    6-)Tekerlek patlak(Dolar baskılanıyor)
    7-) Bujiler arızalı ateşleme yapmıyor (Merkez bankası faizlerinin enflasyona göre düşük olması)

    Bu arabanın sürekli yoluna devam edebilmesi için , 7 arızanın da birlikte düzeltilmesi gerekir. Bunlardan birinin düzeltilmemesi, arabanın tekrar durmasına yol açar. Sen istediğin kadar merkez bankası faizini arttır, öbür tarafta Merkez Bankası para basmaya devam ederse, bütçe açıkları katlanarak artmaya devam ederse faiz artışı, ekonomiyi daha da bozup işsizliği arttırmaktan başka hiçbir işe yaramaz, enflasyonu düşürmez .Yüksek faizci Ekonomistlerin en çok yanıldığı nokta burasıdır işte.


    Peki bu durumda nerden başlamak gerekir?
    Başlangıç noktası, bütçe açıklarını durdurmaktır.
    Bütçe açıkları(faiz ödemesi dahil) sıfırlanırsa ,ve kamu borcu hızla aşağıya çekilirse, paraya en çok talebi olan devletin artık paraya ihtiyacı olmazsa(yani giderlerini sadece gelirlerle karşılayacak borçlanmayacak) bu durumda bankalar, faiz geliri elde etmek için piyasaya düşük faizle para vermek zorunda kalır. Banka faizleri düşer.
    Madde 2(banka faizi) ve madde 3 (bütçe açığı)düzeldi.madde 4 düzeldi(Merkez bankasının , bütçe açığını kapatmak için yaptığı para basımı durdu)

    İşte şimdi Merkez bankasının faiz artışı enflasyonu düşürmeye başlar madde 7 (merkez bankası enflasyon düşene kadar faizi arttırdı) ve madde 1 düzeldi.(Enflasyon düştü)

    Enflasyon düşünce doların baskılanmasına gerek kalmadı . Madde 6 düzeldi.


    Doların baskılanması durunca cari açık sıfırlandı (madde 5 ) ve doların orta ve uzun vadede artışı durduruldu. Doların artışı durunca ,bütçe açıkları sıfırlanınca ve merkez bankası para basmayı durdurunca enflasyon kalıcı olarak düştü.

    Böylece araba, sağlıklı olarak gitmeye başladı .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Puahahahaha sesli güldüm. Bütçe açığını nasıl kapatçaz bay süper zeka?

      Sil
  32. Merhabalar,

    Düşük faiz seçimini değerlendirirken işin bir de Bankaları fonlama tarafından bakarsak daha anlamlandırılabilir oluyor.
    Geçmiş yıllardaki krizlerde her zaman batan Bankalar olmuş ve bu batışlar ilgili dönemlerdeki iktidarların bitişini hızlandırmıştı. Ancak şimdi gösterge faizinin düşüşüyle Bankalar yüksek kar marjıyla fonlanıyor, karlılıklarının enflasyonun üzerinde olması sağlanıyor. Böylelikle her hangi bir Bankacılık krizinden kesinlikle bahsedilmiyor.
    Tabi seçimden sonra da uygulanabilirliği olup olmayacağı, daha derin sonuçların oluşup oluşmayacağı gibi konular ise başka bir tez konusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar sermaye kaybediyor.
      Kazançları yüksek görünüyor.
      Sadece görünüyor.
      Bankaların en büyük varlığı sermayeleri.
      Bankaları enflasyondan koruyan gayrimenkul, arsa vb varlıkları yok.
      Verdikleri krediler, bir de sermayeleri.
      Döviz bazında hepsi güneşin altındaki buz gibi eriyor.
      Sermayelerine bakın anlarsınız.

      Sil
    2. Bankaların verdiği krediler kendi sermayeleri değil. 1'e 5 kaldıraçla çalışıyorlar. Yani 100 TL kredi kullandırıyorlarsa bunun 20tlsi öz sermayesi. Bundaki erimeyi de ettikleri karla fazla fazla kapatıyorlar.

      Sil
    3. 1934,
      Banka nasıl batmayacak bu kredi oranları ile?
      Türkiye'ye atelye için para gönderiyorum, sermaye değeri düşüyor,
      Türkiyeden ofis için gayrimenkul alıyorum, euro muhasebemde değeri düşüyor,
      Türkiyedeki atelyemin kazançları her çeyrek artıyor, rekor kırıyor, euro muhasebem zarar gösteriyor.
      Türkiyedeki tek kazanç, yıllar önce aldığım kredilerin ödemeleri. Euro muhasebesinde hepsi 1/4üne düştü. 4binEuro ödediğim kredi 980Euro oldu.

      Türk banka kredileri ile aldığım sermaye malları, gayrimenkuller de yüzde 70 değer kaybetti. AmaTürk banka kredisi ile aldığım için muhasebe + değer gösteriyor.
      Bu TL kredilerden ben kazandıysam, banka ne oldu?

      Yaa, işte böyle, enflasyon böyle bir şey. Türkiye de niye enflasyon muhasebesi yasak? Enflasyon muhasebesine geçilsin bakalım o kazançlar ne duruma düşüyor?

      Sil
  33. 1919, bizim millet o kuyuya Midas'ın ruhuna fatiha okur, gönderir.
    Dilek kuyusuna döner, millet çaput bağlar, 20 yıla kalmaz,
    Midas bölgenin evliyası diye anılmaya başlar.

    Beşiktaş'ta vaktinde 60ların sonunda amcam ve arkadaşları ile Bardakçı Baba'yı uydurmuşlar.
    O gün bugündür, Bardakçı Baba diye Fulya'da millet tapınır.

    Şimdi Fulya'da yanına gökdelen dikmişler, camdan bir Bardakçı baba anıtı yaptırmışlar.
    Amcam, bi kaç yıl önce rahmetli oldu, Fulya'da gördüğünde o binanın sahibine de,
    ziyaret edenlere de, orayı türbe yapan belediyeye de ne sıralamıştı ne sıralamıştı...

    Bardakçı Baba adı, içtikleri rakı bardağından gelir.

    Rakı bardağını mı kırmışlar orda, yoksa rakı bardağına bakıp bardaklarda rakı bol olsun diye kendileri mi öyle uydurmuşlar, kendi de hatırlamıyordu, öylece uydurmuşlar.

    Mahfi hocam, sizdeki sabır da evliya sabrı, Anadoluya denk gelir gidersem,
    bi yere taş koyucam sizin adınıza söz. Mahfi Baba Türbesi yazdırıcam üstüne.
    Sözüm söz, yıllardır aklımda.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme