Depremlerin Ekonomiye Etkisi

Depremlerin Etkileri

Bu çalışmada 6 Şubat 2023’den başlayarak yaşanan depremlerin on ilimizde (Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Şanlıurfa, Malatya) yarattığı direkt kayıpları ve ekonominin genelinde yaratacağı kayıpları incelemeye çalışacağız. Depremin en ağır hasar yarattığı üç ilimiz Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’daki kayıplar diğer yedi ilimize göre çok daha yüksek olduğu için analizimizi bu ağırlığa göre yapacağız.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın devam eden tespitlerine göre şimdiye kadar 384.545 konut biriminin acil yıkılması gereken, ağır hasarlı ve yıkık olduğu, 133.575 bağımsız birimin orta hasarlı olduğu ve onarılması gerektiği tespit edildi. Tespit çalışmaları devam ediyor. Ayrıca 20 Şubat günü yaşanan artçı depremle de yıkılan, hasar gören binalar oldu. Bunları da hesaba katarsak sayılar artıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 11 Şubat 2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2023 Yılı Yapı yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğine göre konut birim maliyet bedelleri (TL/m2) konutun bulunduğu binanın kat yüksekliğine göre 4.600 ile 10.650 TL arasında değişiyor. 600.000 yeni konut yapılacağını ve bunların m2 maliyetinin 8.500 TL/m2 olacağını, 200.000 konutun onarımdan geçeceğini, bunlara yapılacak harcamanın m2 maliyetinin yeni konut yapımı için harcanacak miktarın üçte birine (3.000 TL/m2) denk düşeceğini tahmin ediyoruz. Enkaz kaldırma işlemlerinin yaklaşık 800.000 bağımsız konut birimine denk gelecek bir maliyete eşdeğer olacağını ve bu faaliyetin m2 maliyetinin, konut yapım maliyetinin yüzde 20’sine (1.800 TL/m2) denk geleceğini tahmin ediyoruz. Yapılacak konutlar ve onarılacak konutlar için gerekecek altyapı yapım ve onarım faaliyetinin de enkaz kaldırmada olduğu gibi 800.000 bağımsız konut birimine denk bir maliyete ulaşacağını bunun da m2 maliyetinin konut yapım maliyetinin yüzde 25’ine (2.000 TL/m2) denk geleceğini tahmin ediyoruz. Hesaplamalarımızda USD/TL kurunu 18,9 olarak aldık.

Depremlerin Direkt Maliyetinin Tahmini

Yukarıdaki varsayımlara dayanarak hesaplama yaparsak depremlerin direkt maliyeti olarak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

Yapılan açıklamalar göre depremlerde her aileye 10.000 TL, ölen kişilerin ailelerine 100.000 TL nakit ödeme yapılacağı ve ailelere aylık 5.000 TL (2023 için 11 ay x 5.000 = 55.000 TL) kira yardımı yapılacağı belirtilmiştir.

Bu iki tabloyu bir araya getirirsek depremlerin direkt maliyetini hesaplamış oluruz:


Bağışlar ve DASK

Yapılan bağış kampanyasıyla 115,1 milyar TL nakit bağış toplanmış bulunuyor. Bu kampanya dışında da 5 milyar TL nakit bağış toplandığını ve toplam nakit bağışların 120 milyar TL’ye yükseldiğini (6,4 milyar dolar) tahmin ediyoruz. Ne var ki bu bağışların yaklaşık 4,8 milyar dolarlık kısmı TCMB ve kamu kesimine ait banka ve kuruluşların yaptığı bağışlar. TCMB yaptığı 30 milyar TL tutarındaki (1,6 milyar dolar) bağışı Hazine’ye devredeceği kârdan yapmış bulunuyor. Bu durumda Hazine’ye bu kadar eksik kâr devredecek ve Hazine bu parayı başka yerden (vergi artırarak ya da borçlanarak) bulmak zorunda kalacak. Benzer biçimde Ziraat Bankası birkaç ay önce Hazine’den aldığı 20 milyar TL tutarında sermaye payı söz konusuyken deprem için 20 milyar TL (yaklaşık 1,1 milyar dolar) bağış yaptı. Hazine’den aldığı parayı bağışladığına göre bu tutarı yeniden Hazine’den istemek zorunda kalacak. Diğer kamu kesimi bağışlarında da aynı durum söz konusudur. Bu kurumlar ya Hazine’den para alıyorlar ya da kârlarını Hazineye devrediyorlar. Dolayısıyla bu kurumların yaptığı bağışların tamamı bütçeden yapılmış sayılır ve bütçe açığını olumsuz yönde etkiler. Sonuçta Hazine, bir şekilde bu kamu kurumlarının deprem için bağışladıkları paraların yerine aynı tutarda para bulmak zorunda kalacak. Kamu kesimi bağışlarını düşersek geriye gerçek bağış kabul edilebilecek olan özel kesim ve kişilerin bağışları kalıyor. Bunların tutarı (6,4 – 4,8 =) 1,6 milyar dolar ediyor. Hesabı buna göre yaptığımızda 3 milyar dolarlık bir gerçek imkân ortaya çıkıyor.   


Depremlerin Direkt Maliyetini Karşılamak İçin Gereken Finansman Tutarı

Depremin yarattığı direkt kayıpları karşılamak için katlanılacak maliyet ile özel kişi ve kurumlardan toplanan bağışları ve DASK’ta bulunan parayı karşılaştırırsak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

Buna göre bugünkü görünüm itibarıyla Türkiye’nin deprem kayıplarını karşılaması, onarması ve yeniden yerine koyması için bulması gereken finansman 45,7 milyar dolar olarak karşımıza çıkıyor.

Depremlerin Yarattığı Üretim, İhracat, İstihdam ve Vergi Kaybının Tahmini

2022 verilerine göre on ilimizin toplam 905 milyar dolarlık GSYH’deki payı yüzde 9,3 (84 milyar dolar), en fazla zarar gören üç ilimizin (Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman) toplam GSYH’deki payı yüzde 2,6’dır (24 milyar dolar.) Türkiye’nin depremler sonucunda bu üç ilimizden GSYH kaybının yüzde 50 – 60 dolayında olacağını (12 – 14 milyar dolar) diğer illerimizdeki kaybın yüzde 15 – 20 düzeyinde kalacağını (10 – 11 milyar dolar) tahmin ediyoruz. Buna göre 2023 yılı için GSYH kaybı (2022 GSYH verileri esas alınarak) toplam 22 - 25 milyar dolar arasında olacak gibi görünüyor.

2022 verilerine göre on ilimizin toplam ihracattaki payı yüzde 8,5 (21,6 milyar dolar), en fazla etkilenen üç ilimizin (Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman) ihracattaki payı yüzde 2,2’dir (5,6 milyar dolar.) Bu üç ilimizin ihracat kaybının yüzde 50 – 60 düzeyinde olabileceğini (2,5 – 3,5 milyar dolar) diğer illerimizin ihracat kaybının yüzde 10’lar düzeyinde kalacağını (1,5 milyar dolar) buna göre toplam ihracat kaybımızın yaklaşık olarak 7 milyar dolar olacağını tahmin ediyoruz.

On ilimizde istihdam edilen nüfus 4.640 bin kişidir. Bu nüfusun yaklaşık bir milyonu en fazla zarar gören üç ilimizde (Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman) geri kalan 3,6 milyonu da diğer yedi ilimizde istihdam edilmektedir. Kamu kesiminde istihdam edilenlerin istihdam dışı kalması düşülemeyeceğine göre kayıplar daha çok özel kesim işletmelerinde ve en çok da hizmet üreten birimlerde ortaya çıkacak demektir. Bu on ilimizde istihdam edilenlerin bir bölümünün yaşamını kaybetmesi bir bölümünün işyerinin yıkılması (daha çok hizmet birimleri) sonucu ilk aylarda yüzde 8 dolayında bir istihdam kaybı yaşanacağını bekliyoruz (yaklaşık 300 bin kişi.) Bu da Türkiye’nin Aralık 2022 itibarıyla 3,6 milyon olan işsiz sayısını yaklaşık olarak 3,9 milyona ve yüzde 10,3 olan işsizlik oranını yaklaşık yüzde 11’in üzerine yükseltecek demektir. Buna karşılık ilerleyen aylarda inşaatlar, onarımlar, altyapı yapımları ve bu inşaatlar için gerecek sanayi, hizmet ve ticaret faaliyeti artışı sonucu bu istihdam kaybının önemli bölümünün yeniden toparlanacağını tahmin ediyoruz. 

2022 yılında depreme maruz kalan on ilimizden toplanan vergilerin toplamı 118,7 milyar TL (Türkiye vergi toplamının yüzde 7,1’i), depremde en fazla etkilenen üç ilimizin (Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman) payı da 53,8 milyar TL’dir (Türkiye vergi toplamının yüzde 3,2’si.) Bu üç ilimizden gerek ortaya çıkan kayıplar gerekse yapılan ertelemeler ve benzeri düzenlemeler dolayısıyla 2023 yılında vergi toplanamayacağını dolayısıyla 53,8 milyar TL (2,9 milyar dolar) düşük vergi tahsilatı yapılacağını tahmin ediyoruz. Diğer illerden toplanan vergilerde de yüzde 30 – 35 dolayında düşüş olacağını, dolayısıyla yaklaşık 1,9 milyar TL (100 milyon dolar) dolayında kayıp olacağını tahmin ediyoruz. Bu illerimizin tümünde karşımıza çıkacak vergi kaybının toplamda 3 milyar doları bulmasını bekliyoruz.

Depremlerin Enflasyona Etkisinin Tahmin

Ocak 2023 itibarıyla 12 aylık enflasyon oranı yüzde 57,68 idi. 2022 yılında özellikle ilk altı ayda yaşanan yüksek aylık enflasyon oranlarının 2023 yılında tekrarlanmayacağı, baz etkisiyle düşüş yaşanacağı tahmin ediliyordu. Bununla birlikte enflasyondaki düşüşün, kamu harcamalarında seçim nedeniyle ortaya çıkacak artışların, asgari ücret artışının, EYT düzenlemesinin yaratacağı harcama artışının ve bunun tüketim harcamalarını artırmasının, çeşitli zamların ve vergi indirimlerinin etkisiyle umulduğu kadar olmayacağını tahmin ediyorduk. Bu çerçevede depremler öncesinde yılsonu enflasyon tahminimiz hükümetin ve pşyasaların tahminlerinin biraz üzerinde yüzde 40’lar düzeyindeydi. Bu çalışmamızda ortaya koyduğumuz harcama miktarlarının yansıyacağı bir ortamda enflasyonun yükselmesi kaçınılmazdır. Buna ek olarak depreme maruz kalan bu on ilimizde 25 milyar dolar dolayında bir üretim kaybı olacağını tahmin ettiğimize göre bu da fiyatları artırıcı yönde etki yapacaktır. Bunlara ek olarak depremin yarattığı etkilerin giderilmesi için yapılacak inşaat, sanayi, hizmet gibi faaliyetlere bağlı olarak para arzının artırılması ve bunun talep yoluyla enflasyon üzerinde yukarı yönlü etki yaratması kaçınılmaz görünüyor. Bu etkiler altında 2023 yılsonu enflasyon tahminimizi yüzde 50 olarak revize ediyoruz. 


Yorumlar

  1. Hocam, değerli yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam ailelere kira yardımı 55,000tl olmuş 5,000tl doğrumudur?

      Sil
    2. Hocam düşüncelerinize sağlık diyecem ama 2023 yıl sonu enflasyon rakkamını pek anlıyamadım..

      Sil
  2. Olumsuz fakat bilgilendirici olan yazınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Hocam yabancı ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan gelen nakdi yardımlar en fazla 5 milyar Dolar civarında olsa finansman ihtiyacımız 40 milyar Dolar diyebiliriz değil mi?

    YanıtlaSil
  4. Hocam bıçak zaten kemikteydi. Devamında ne olacağını yazmaya eliniz gitmemiş.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Son tabloda milyar ve milyonlar karışmış yine istihdam rakamı milyon olacak sanırım. Kaleminize sağlık hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstihdam rakamı bin. Milyar ve milyonlarda da karışma yok. Mesela 6.000 milyon yazdığımızda o 6 milyar demektir.

      Sil
  6. Hocam, ilk akla gelen ve ölçülebilir makro kriterler ile gayet objektif bir degerlendirme ile depremin mevcut ekonomi politigini gözlerimiz önüne sermissiniz , cok teşekkür ederim; ancak bir sözcük veya tümce ile sizin sonuç yerine degerlendirmenizi de öğrenmek isterim. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  7. Değerli bilgiler için teşekkürler. Yalnız yardımlara sanırım yurtdışından toplanan yardımlar dahil değil. (Yabancı ülkelerden toplanan veya direkt ülkelerin ileteceklerini açıkladıları yardımlar)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dâhil değil, çünkü miktarı bilmiyorum. Zaman içinde veriler değiştikçe yazıyı güncelleyeceğim.

      Sil
  8. Merhabalar Hocam,

    iki sorum olacak:
    1) DASK mevcudu arti olarak eklenmis. DASK'in depremzedelere ödemesi gereken bir miktar da olacaktir sanirim. Onu düsmek gerekmez mi?
    2) Fatih Özatay da iki gün önce benzer bir yazi yazmisti. Orada da yaklasik maliyet 45 milyar dolar alinmisti. Fatih Bey yazisinda, bu maliyetin GSYH'nin yaklasik yüzde onuna denk geldigini, iki seneye yayilinca da bütceye yillik yüzde beslik bir yükü olacagindan bahsetmis. Bu borcun da Türkiye'nin borc GSYH oraninin yüksek olmamasi sebebiyle büyük bir sorun teskil etmedigi sonucuna varmis. Katilir misiniz bu cikarima?
    Yazinin linki: https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/buyuk-hasar-az-sorunla-onarilabilir-mi/683573

    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) DASK depremzedelere ödeyeceği için onu zaten maliyetten düşüyorum.
      2) Özatay'ın görüşü doğru.

      Sil
  9. Tüm maliyetler usd cinsine çevrilmiş ama bu kadar enflasyonda bu maliyetler tutturulabilirmi?8500 İnşaat maliyeti bu inşaatlar 1 yıl süreceğini öngörsek 1yılda enflasyon etkisi ile 15 16.000₺ seviyesine çıkacak.
    Bir sorum olacak bu tür afetler için dünya bankası ve benzeri kurum kuruluşların,fonların uzun vadeli hibe veya düşük faizli finansman sağlaması söz konusu olurmu?
    Saygılar
    Berkan Kobal

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu hesaplar değişecek tabii. Bu, bugünden baktığımızda görünendir. Ben de yazıyı zaman içinde güncelleyeceğim.

      Sil
    2. Başka bir çözüm daha var google ile iki araştırma yapdım
      1-2023 yılı fiyatlarıyla 100 metrekare betonarme bir evin fiyatı minimum : 860.000 TL
      2-2023 yılı fiyatlarıyla 100 metrekare prefabrik bir evin fiyatı : 348.500 TL
      gibi bir rakama yapılabileceğini internetden görüyorum
      860/348=2.5 betonarme/prefabrik=2.5 bir oran buldum
      26984 milyon USD / 2.5=10794 milyon USD ye düşüyor
      26984-10794=16190 milyon USD yani
      Türkiye 16 milyar 190 milyon USD daha az para harcamış olur
      toplam harcama 45,688-16,900=28,788 milyar USD ye düşmüş olur.
      Ayni zamanda prefabrik konutların avantajlarını ekleyeyim
      depremde prefabrik konutlarda kimse ölmez
      prefabrik konutlarda ısıyalıtımı daha iyi harcanan enerji maliyeti betonarmeye göre çok düşükdür
      prefabrik evler geleceğe yatırımdır yağmur suyu toplama yenilenebilir enerjilerin kullanımı
      vd bir sürü avantajı vardır Kuzey Amerika (ABD Kanada ve Alaska) deprem kuşağındadır konutlar çoğunluğu hafif çelik ahşap ve prefabrik yapıdır.
      DoğrudanDemokrasi@MMA

      Sil
  10. Hocam Maliyet tablosu Milyon dolar yazıyor üst sağ köşede Milyar olması gerek miyor mu?
    Bu arada eğer yapı kalemlerinde zam gelirse büyük oranda bu hesabı etkilemez mi? Saygılar.

    YanıtlaSil
  11. Selam Mahfi bey, izninizle, depremin sosyal ekonomik etkileri üzerine şunlar aklıma geldi.

    Depremden etkilenen toplum sosyo-kültürel olarak, eskinin hatalarını telafi edip, daha kaliteli bir yaşam alanı oluşturabilecek seviyede malesef değil. Bazı sosyo-ekonomik etkiler şunlar olacaktır.

    1. Sosyal ve ekonomik eşitsizliğin artması: Düşük ve orta gelirli hanehalkları daha düşük ekonomik seviyede yaşamak zorunda kalacaklar. Kısa sürede işsizlik ve ev sorunu çözülemeyeceği için çevre şehirlere veya uzak batı şehirlerine göç etmeye başladılar. Ay başından ay başına maaş bekleyen duruma geliyorlar. Çoğu, uzun yıllar süren işhayatlarının ardından tekrar sıfırdan hayata başlayacak.

    2. Sağlık sorunları: Milyon üzerindeki insan, eski performans ile işlerini yürütemeyecek sağlık problemleri yaşıyor. Hem psikolojik sorunlar hem de bedensel uzuvların etkilenmesi yüzünden, bu nüfus kısa sürede kendini iş gücüne dahil edemeyecek, pek çoğu da sağlık sorunlarının üzerinden gelebilecek eğitim altyapısında olmayınca, kendi gelişimlerini artırıp daha verimli olacakları iş kollarına giremeyecekler. Merkezi sağlık sistemine de kısa ve orta dönemde ek maliyet getirecekler.

    3. Kayıpların getirdiği psikolojik sorunların ekonomiye etkisi. Çok insan, hayatlarının anlamı olan insanları kaybetti. Diğer kayıpların etkisini atlatmak kolay iken, sevdiklerini kaybetmenin hayat boyu karşılanamaması nüfus üzerinde, ekonomiyi etkileyen ciddi sıkıntılar oluşturacak. Özellikle ebebeynlerini kaybeden çocukların psikolojik gelişimleri kontrol edilemediğinde, ilerde daha büyük sosyal yaraları açacaktır.

    (Buraya Türkiyede pek konuşulmayan bir ek not ilave etmek isterim. Herkesin malumu üzere, ülkemizde, aşırı bazı gruplar (dinci ve değili) güç kazanmaktadır. 2013 ve 2014 ülkede iken şöyle gözlemlerim olmuştu. Özellikle iç ve doğu anadoluda ailesi FETÖ sebebi ile hapislere atılan çocukların toplum aidiyet hissinde azalma, toplumdan silahlı ve bombalı intikam alma yönünde duygular geliştirdiklerini görmüştüm. Bu çocuklar üzerinde özel dikkat gösterilmesi gerektiğini vurguladığım yerler olmuştu. Malesef bu çocukların bilgisi FETÖ terör örgütünde vardı, başka örgütlere geçmiştir. Onlar tarafından istismar edildiklerini ve eğitildiklerini duyuyorum. Malesef deprem bölgesi de, Suriyeden bu tip örgütlerin gelip yerleştiği bir alan. Deprem çocuklarına da özellikle dikkat edilmeli, korunup, kollanmaları, mümkün oldukça çok sayıda koruyucu aile bakımına alınmaları elzemdir.)

    4. Evsizlik ve nüfus mobilizasyonu: Evler1-2 yıl yerine konamacak. Evi yıkılan ve çatlayan nüfus için zorunlu bir iç göç olacak. Yeni şehirlerde yeni işler bulmak, yeni ortama girmek, bir de girdiği ortamdaki iş gücü piyasa dengelerini bozmak zorundalar.

    İç göç, özellikle iç anadoluda sosyal dokuda değişikliklere sebep olacak. Deprem sebebiyle iç göç yapacak nüfusun hem yeni şehirlere girişi hem de deprem bölgesinde işler yolunda giderse dönüşleri sosyal sorunlar oluşturacak.

    ##h*JI3x5by^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkılarınız için çok teşekkürler.

      Sil
    2. 4. maddedeki yoruma ek olarak Ortadogu kaynakli bazi teror gruplarinin altyapi maksatli cocuklari ele gecirme faaliyetleri mumkundur. BUnlarin amaci travmatik cocuklara kafa kesme egitimi verme bombaci olma gibi egitimler yapma imkanlar sunabilir cok dikkat etmek gereklidir.Ortadogu demek TEROR demektir. BU tarih boyunca boyledir. Degismeyecektir. ORTADOGU esittir TEROR ve MEDENIYETSIZLIK

      Sil
  12. Çok iyimser bir tablo,
    Yazı ve emekleriniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman içinde yeni ve daha net veriler geldikçe yazımı güncelleyeceğim.

      Sil
  13. Siyasal islâm'dan kurtulmanın bedeli her zaman ve her yerde çok ağır olur, yapacak bir şey yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emin olun, hiç beklemediğimiz bir şekilde, çok rahat bir biçimde o koltuğu teslim edecekler. Zorluk falan da çıkartmayacaklar, zaten seçimden 1 gün önce çoğu batıdaki evlerinde seçim sonuçlarını izliyor olacak.

      Yapacakları en mantıklı hareket - ki diyanet işleri başkanımız şimdiden hazırlıklarına başladı-
      İngiltereden, ABD'den ev alıp, yurtdışı banka hesaplarına yavaştan nakit akıtmaları olur.

      Sil
    2. Sn Adsız 20:09,

      Benim bahsettiğim bedel iktidara geldikleri günden bu yana ülkeye ödettikleri bedel. Yoksa gidişlerinin tahmin edilenden çok daha kolay olacağından ben de eminim ama gidinceye kadar kaldıkları her dakika, her saniye bu ülkeye ve halka yaptıkları yanlış seçimin bedelini çok ağır şekilde ödetmeye devam edecekler...

      Sil
  14. Hocam bu bölgenin ihtiyacı olan özellikle inşaat, hizmet vb
    sektörü malzemeleri için artan talep bir miktar enflasyon etkisi de yapar mı?

    YanıtlaSil
  15. Hâlâ faizin yükseltilmesi gerektiğini savunuyor musunuz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok geç, artık ekonomideki deprem de önlenemez noktaya geliyor.

      Sil
    2. Hocam bu saatten sonra artık faiz arttırmak saçma olur herhalde öyle değil mi?
      Bence yeni iktidarda faizi bir süre tek hanede tutmaya çalışsın. Olan olmuş tekrar dengeleri bozmaya gerek yok.

      Sil
    3. Hocam şeye giren şemsiye açılmaz diye bir tabir varya, heh işte o denge. Enflasyon çok yükselmişken faiz arttırımına gitmek saçma olur, bence sabit bıraksınlar, enflasyonun düşmesini beklesinler. Olan olmuş.

      Sil
  16. "IMF'ye gitmek zorundayız" gibi 3 kelimelik bir şey yazacağınıza, paragraf üzerine paragraf uzatmışsınız.

    Şu "monşer"liğe özenmeyi bir türlü bırakamadınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye gitmek iktidar değişmeden o kadar kolay değil. IMF gelirse bütün istatistiklerin gerçek dı-urumu ortaya çıkar.

      Sil
    2. Kısa ve net,IMF hükümet devirir.

      Sil
    3. "monşer" kelimesi politik olarak uydurulmuş, topluma hiç bir somut faydası olmayan bir kavram.
      Tek amacı, toplum içindeki ayrışmayı artırmak.

      yıllar sonra türkiye'ye bu yaz uğradım, iç anadolduya gittim. insanlar zombi gibi olmuşlar, yetersiz beslenme yüzlerine bakar bakmaz belli oluyor. onlar da sizin gibi "monşer" edebiyatına takılmışlar. düşük gelirli, az vasıflı işlerde çalışıyorlar. iç anadolunun büyük bir şehriydi, sanayisinde araba sürdüm, iş kollarına baktım, hepsi sıradan iyi gelir getiremeyecek işler.
      insanlara bakıyorum, binmeyeceğim dandik bi araba için yıllarca çalışıyorlar, çok kısa sürede alabildiğim araba modelleri aşırı lüks sınıfından ülkeye bile gelmiyor.

      halkın hepsinin ağzında bir monşer. hayatlarında monşer dedikleri ile iki dakika oturup konuşamayacak tipler haline gelmişler. monşer dediklerinin alınteri ile bitirdiği üniversitelerin, hak ettikleri mevkilerin binalarına bile giremeyecek tipler.

      "monşer" kelimesi siyasi iktidarın istediğini yapmayıp, işinin doğrusunu yapmak isteyen bürokratlara hükümetin taktığı ayrımcı lakap.

      Adsız23 Şubat 2023 18:54 yorumcusu, elinize 99luk bi tesbih alın sabahtan akşama kadar "monşeeer", "monşeeer" diye tesbihat çekin.

      Monşer kelimesini kullanan muktedir "ağababa" da öyle derdi, sabahtan akşama kadar bir tesbih alın "laikim" "laikim" diye tesbihat çekin vs derdi. Onlar da ellerine alsınlar tesbih akşama kadar "dünya lideriyiz", "ekonomimiz iyi", "güçlü ülkeyiz" vs diye tesbihat çeksinler.

      Yazık ve hiç.

      Sil
  17. Hocam merhaba, depremin direkt maliyetlerini hesaplarken aslında m2 maliyeti hesaplanıp ortalama her bir evin 100 m2 olduğu varsayılarak bir maliyet hesaplaması yapılmış görünüyor. Eğer öyle değilse verilen bilgilerden sadece m2 maliyetleri gibi çıkarılabilirmiş gibi duruyor.

    YanıtlaSil
  18. Hocam yazı için elinize sağlık. 600.000 aileye 5000 TL kira yardımı yapılacak. Tabloda 55.000 TL yazılmış.

    YanıtlaSil
  19. merhaba hocam ihracatçı birliklerinde işe başladım. birlikler nasıldır sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyidir, hayırlı olsun.

      Sil
    2. Birliklerde çalışıyorum. En kısa sürede başka iş bakmanı tavsiye ederim. Maaşı fena değildir ama salla başı al maaşı bir tip değilsen işe başladığın noktada takılır kalırsın. Özellikle devlet yardımları servisinde çalışıyorsan bir gün mutlaka mevzuatla yönetim kurulu üyeleri arasında sıkışır kalırsın. İşten atmazlar ama dediğim gibi üzerini çizerler.

      Sil
    3. Birlikte çalışan bir arkadaşım var, hayatından çok memnun.

      10:48 in yazdığı gibi salla başı al maaşı bir işi var, haftada iki üç saat gerçek çalışma ile işini bitirdiğini söylüyor. Ek iş alma imkanı veriyor. Liselilere özel matematik dersi veriyor.

      Babasının taksisi var, arada da iki gün işten izin alıp şöför çıkar.
      Müdürünün eşi de eczane açmış vaktinde, maaş güvencesi ile aileden birinin ticari işlerine de destek olur.

      Böyle işler kolay kolay bulunmaz, hayrını görün.

      Sil
  20. Hocam belki aramız batıyla iyi olsaydı çok daha sağlam bir destek alabilirdik. Biliyorsunuz, ABD'nin Ukrayna'ya olan mali desteği 50 milyar doları aştı. Rusçu görünümlü ama taliban görüşlü, habire batıya sallayan, depremin yaraları daha sarılmamışken israile kınama paketi açıklayıp eyyy amerika eyyy yunanistan diyen one munitci üni terk siyasal islamcılar başımızda olmasaydı. Belki zavallı Türkiye ekonomisine çok güzel bir destek paketi açıklayabilirlerdi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saçma buldum.Ukraynayla dostluklarındanziyade rusyaya yaptırım için ukraynayı dost bellediler. Amaçlaru ukraynadan ziyade çin rusyayı güçsüzleştirmek ve küresel inparatorluklarında önlerine engel cıkarmamak. En büyük 100 ekonominin yarısı amerikalı ticari kuruluşlarındır bu amaçtahızla ilerleyenamerikaya karşıdurmamız gerek bence.

      Sil
  21. Merhaba Hocam; Hakli olarak 8500₺/m2 aldiginiz maliyet bedeli, piyasa kosullarinin oldukca altinda. 14.000₺/m2 gibi bir deger tutuyor guncel piyasa kosullarinda (Subat/2023). Buna gore tablonuza bakarsak total rakamlar malesef cok daha yuksek bedellere ulasiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Bakanlığın açıkladığı tebliğdeki rakamları aldım. Haklısınız bunlar düşük kalabilir ama sonuçta toplu konut yapılacağı için daha ucuza çıkabilir. Yabancı kuruluşlar da hesaplarında 450 USD/m2 olarak almışlar.

      Sil
    2. Kesinlikle yorum yapan arkadaş doğru söylüyor. Bakanlık birim fiyatı ile piyasa fiyatı arasında dağlar kadar fark var. Şu an istanbulda 14-15.000 tl den aşağı m2 fiyatını mal edemezsiniz. Düşünebiliyor musunuz bir tane tuğla 5 lira, betonun metrekup fiyatı 2000 tl+kdv , mutfak dolabının metresi 2.500 tl, duvar işçiliğinin m2si 60 tl . . . Bakanlık fiyatları tamamen piyasadan alakasız.

      Sil
  22. Hocam şuan yapılanlar ( dövizin 6-7 aydır sabit tutuluyor olması ) dolar 9 lirayken yapılamazmıydı ? Tüm sorunlar faiz inadı ve sonrasında doların 9 dan 18 e gitmesiyle başladı . Herşey 3-5 e katladı . Bugün insanlar yıkılması gereken evlerde oturmak zorunda çürük olduğunu bile bile . Çıksa kiralar 10-15 binden satılıklar 3-4 milyondan başlıyor nasıl çıksın . Asgari ücreti ne kadar arttırsalarda insanlar geçinemiyor . Şuan geldiğimiz noktada ise tekrar devalüasyon konuşuluyor . Doların 36 liraya gitme ihtimali üzerinde duruluyor .Nasıl çıkıcaz bu döngüden .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu an yapılanın doğru olmadığını kabul edersek bu işlem hiçbir zaman yapılmamalıydı. Piyasa sisteminde doğru tespit edilmesi gereken tek gösterge faizdir. Onu doğru belirlerseniz ötekiler (fiyatlar, kur vb) doğru olur.

      Sil
    2. Bir çıkış yolu her zaman vardır buna halkın çoğunluğu karar verecek fakat sorun şu halkın çoğunluğu çıkış yolunu bence bilmiyor.

      Sil
  23. Hocam inşaat sektöründe talep kaynaklı yapı malzeme fiyat artışları yaşanması bir yana, "binalar daha sağlam olsun ve yarın başımız derde girmesin" diye mütahitler gereksiz uygulamalara da yönelinince inşaat yapım masrafları da artacak, bu da fiyatları fazlaca şişirecek gibime geliyor.
    Mevcut binalarda da fay hattına uzak vb. reklamlar yapılacak, fiyatlar hızlı tren misali uçtu ve daha da uçacak.
    Korona döneminde olduğu gibi bir çok alanda özellikle konut da
    KORKULARDAN BESLENEN BİR ENFLASYONİST BASKI (belki bu konuda da bir yazınız olur) OLUŞACAK.

    ...Canından olmak istemiyorsan, güvende kalmak istiyorsan parana kıy (@!$%) ekonomisi oluşacak...

    Korku çıkmazına düştük, ne yapacağız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn Adsız23 Şubat 2023 20:53

      Siyasetin finansmanı için inşaat şart. Hükümet, iktidara gelirken, kendi çantacılarını bu sektörden oluşturdu. 90lı yıllarda sanayi ve bazı ticari faaliyetler ile çıkmak istemiş, ancak, hem o sektörlerle ilgili devlet kurumlarının bürokrasisi hem istihbarat çalışmaları sonucu yakalanmaları, hem de üretim/yönetim gibi karmaşık ve istikrar gerektiren bir yapının siyaseti de finanse edebilme yeteneğinin az olması, (başka sebepleri de vardır elbet ama şimdi aklıma gelenler bunlar) kurumlaşma ve devlet ilişkilerinin az olduğu inşaat alanına siyasetçileri itti.

      İnşaat bürokrasisi yüksek oranda belediyelerde döndüğü için de at oynatmak için rahat ortam yarattı. Belediyeyi kontrol etmek, 90lı yıllarda Mahfi bey gibi bürokratların bulunduğu devlet kadrolarını yönetmekten kolaydı.

      Siyasiler devlet kadrolarına nüfuz etmeye çalışırdı. FETÖ üyelerinin Karayollarına sirayet etmelerinin sonuçlarını inceleyip bana aktaran bir arkadaşım olmuştu. Şöyle demişti. Anadolu'da iki şehir arasına yeni bir yol yapılacak. Plan proje fizibilitesi hazırlanmış. 90 km lik
      kıvrımlı biri gidiş biri geliş çift şeritli yola alternatif 60 km mesafeli, iki gidiş, iki geliş şeritlerinden oluşan ayrı bir yol (duble yol) 1987 veya 1988 de planlanmış ancak bütçe bekliyor.

      FETÖ mensupları bu bilgiyi elde edince ne oluyor? Yolun güzergahını öğreniyorlar. Siyasetçilerin çantacıları boş arsa veya tarım arsalarını sağlı sollu bi paket sigara parasına satın alıyorlar. Tabi yol açılınca, iki şehrin de belediyesini aynı siyasi organlar aldığında, arsaların imara açılması vs dediğinizde, ilerde bir CB'nı finanse eden koca bir inşaat ve sözde global iş yapan bir firma ortaya çıkıyor. Tabi biz biliyoruz da, CB ye kardeşim diyen diğer CB bilmiyor mu? O daha iyi biliyor. Bu raporlara da nihayetinde her türlü ulaşabilecek kişi. O CB'de kardeşim dediği CB'nin finans kaynaklarının köküne kibrit suyu döküyor, onu finanse eden firmaları kendi adamlarına alıp, eski sahiplerini hapse atıyor. Eski CB'yi dut yemiş bülbül gibi susturuyor.

      Özü, inşaat bu siyasetin oyun alanı olmuştur. Şimdi deprem bu siyasete yeni bir soluk getirmiştir. Ülke kaynakları yeniden inşaat için seferber olmuş, büyük ihtimalle olası deprem bahanesi ile İstanbul kentinin de biraz taşınması söz konusu olacaktır ki, konunun aracısı yine inşaat sektörü olacaktır.

      Sanırım, bu deprem bu siyasi iktidarın ömrünü olması gerekenden bir 10 yıl kadar daha fazla uzatmıştır.

      5*d3UGw%88WF


      Sil
    2. Deprem iktidarın hangi ömrünü uzatmıştır? Daha detaylı açıklar mısınız?

      Sil
  24. Sn. Hocam ,
    Elazığ depreminde yeni yapılan konutlar vatandaslara düşük kredi ve uzun vade finansmanı ile teslim edildi. Bu deprem hesabınızda bu faktörü göz önüne aldigimizda maliyet nasıl etkilenir? Yapılacak konutların devletin cebinden çıkması haksızlık. Vatandaşında üstüne düşen sorumluluklar var idi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devletin cebi dediğiniz zaten bizim paramız, hepimizin. Benim kayıp hesabım 2023 yılı için zaten. 2023 yılında bu harcamanın geri dönüşü yok. Ev verilecek vatandaşlar bunun bedelini uzun vadede ödeyecek zaten.

      Sil
  25. Tek çare imf den uzun vadeli az faizli kredi bulmak yoksa iflas

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yönetim IMF'yi çağıramaz. İstatistiklerdeki durum ortaya çıkar.

      Sil
  26. Peki bu kaynak nereden temin edilebilir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vergi + Dış Borç + İç Borç + Vergi + Bağış ve Yardım

      Sil
    2. Pamuk eller cebe.

      Sil
    3. Ve de enflasyon tabi hocam, enflasyon en büyük vergidir.

      Sil
  27. Hocam ekonomiye olan maliyet sadece yıkılan binaların yapımı ve yardımlar olarak mı hesaplayacağız, üretim kaybı, mal mülk ziyanı hesaplamaları göreceli olacağı için mi hesaplamadınız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda var: GSYH kaybını 21 milyar dolar olarak hesapladım.

      Sil
  28. Hocam yukarıda sayılanlar dışında doğrudan yatırım fon girişi için varlık satışı da zaruri olabilir mi? Ayrıca maliyetlerin bir kısmı devletin işgücü, arsa, hammaddesiyle yıllara sari olacağından ekonomik yıkım etkisi azaltılabilir mi? Nasıl bir yeniden inşa önerirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllara yayılı olacak doğal olarak ama bu işi hızlı bitirmek gerekiyor, fazla da yayılmaı söz konusu olmayabilir.

      Sil
  29. Merhaba hocam yazı ve tablodan anladığım 1 trilyon TL gibi Bir bütçe lazım. Bu rakam bulunduğunda daha sonraki yıllarda ülke olarak altından nasıl kalkılır. Yada bunu ekonomiye , halka en az yansıtmak için neler yapılmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyden önce her alanda egemen hale gelen bilim dışı uygulamalar hemen, bir tek gün bile geçirmeden terk edilmeli. Ki beklentiler düzelsin, yabancı kaynak girişi başlasın, insanların dövişz talebi polisiye önlemlerle değil ekonomi politikasıyla düşürülsün.

      Sil
  30. Hocam bunun üzerine EYT ve seçim ekonomisi de girdiğinde yeniden bütçe yapılması gerekecek mi?

    YanıtlaSil
  31. Hocam elinize sağlık. İstanbul’da bulunan sanayinin bir kısmının olası depremi de hesaba katarsak bu bölgeye taşınması bağış ile yangına biraz su dökmek yerine ileri vadede daha sürdürülebilir bir çözüm olabilir mi? Böylece bu adaletsiz sosyo-ekonomik dağılımı da bir nebze çözmüş ve yeni bir ekonomik model yaratılmış olabilir. Fikriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir ama Türkiye bunları planlayabilecek bir yapıda ve olgunlukta görünmüyor. En azından şimdilik.

      Sil
    2. Merhabalar,

      sanayiyi neden bir deprem bölgesinden digerine tasiyoruz, bunun mantigi nedir anlamadim?

      Saygilarimla

      Sil
    3. İstanbul Sanayini buraya taşımaya gerek yok iktidar kendi fikirlerindeki girişimcileri teşvik ediyor teşvik etmediği girişimcileri geriye dönüp buraya çağırabilir bu bölgeye gelecek girişimciler burayı kalkındırır.DoğrudanDemokrasi@MAA

      Sil
  32. Hocam ekonomide adeta 4 nala aralıksız koşan bir at gibiyiz. Jokey hala ölümüne kamçı vuruyor, ya at çatlayacak ya da biri yavaşlatacak. iki haldede başarısızlık var. Ancak yavaşlatılmadan çatlarsa başka koşuyada katılamayacak. Kategori dışı kalacak. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. At ileri koşmuyor yalnız sürekli daire çizerek başladığı yere dönüyor, hatta zaman zaman geriye gidiyor.

      Sil
    2. Türk ekonomisi ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerin terk ettiği işleri ucuz yapıp ihrac atmek iç ekonomimiz ise İnşaat(beton)sektörü at (ekonomimiz) başka atlarla (ekonomilerle)yarışmıyor mutlu bir azınlığa maddi güc taşıyor olabilirmi sadece?
      DoğrudanDemokrasi@MMA

      Sil
  33. Hocam burada eksik olan sanki devletin ev yaparken para alacağı gerçeği yani yüzde 40 oranında alacağını varsayarsak düşme olmaz mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hesap 2023 için yapıldı. Para alma işi birkaç yıldan önce başlamaz.

      Sil
  34. Hocam bu defa IMF yolu gözüküyor. 2001 de olduğu gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye giderseniz istatistiklerinizin sağlığı meselesi ortaya çıkar.

      Sil
  35. Teşekkür ederim elinize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  36. Bugün 24 Şubat 2023.

    Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlamasının üzerinden tam 1 yıl geçti.

    Ve siz hâlâ tarafınızı açıklamadınız:

    "Putin"ci misiniz?

    "ABD & NATO"cu musunuz?

    Lafı dolandırmayın, net cevap verin. ("Tarafsızlık" diye bir şey yok.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savaşa karşıyım, kim çıkarmışsa o sorumludur. Bunu söylemek için taraf tutmak gerekmiyor, savaşa karşı olmak, barış istemek yeterlidir.

      Sil
    2. Michelin yıldızlı Şef yukarıda mükemmel yemek tarifi vermiş, siz gelmiş menemen soğanlı mı olur soğansız mı soruyorsunuz:)

      Sil
  37. Hocam selamlar. Direk masraflarda yeni yeni konut yapımı ve enkaz kaldırma masraflarının bir bölümünü, depremden etkilenen kişiler zaten ceplerinden ödüyorlar. Ancak bu ödemeler maliyet hesabınızda mevcut değil. Bundan dolayı hesap hatası olusuyor.

    YanıtlaSil
  38. Hocam ayrıntılı çalışma için ellerinize sağlık.
    Peki, bir yandan yıkım oldu, hayatlar karardi, diger yandan da bu kadar yıkımı tamir etmek gerekecek. İnşaat işçisi,, mühendisi, demir, çimento üreticisi vs talep oluşacak.
    Bu yeniden yapılanma, ekonomik hareketlilik yaratır mı?

    YanıtlaSil
  39. Merhabalar,

    Diğer yazılardan farklı olarak 1. çoğul şahıs kullanmışsınız bir çok yerde, "bekliyoruz", "tahmin ediyoruz" gibi. Bu çalışmayı yaparken size destek veren oldu mu hocam, niye böyle bir dil tercih ettiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çalışmalarımı yalnız yapıyorum, yazılarımı da kendim yazıyorum, asistanım veya ortak çalışma yaptığım kimse yok. Yazılarda çoğul ifade kullanımı bilimsel yazı dilinin tevazu ifadesidir. Bazen tekil ifade kullandığım da oluyor ama onlar daha çok bilimsel yazılardan çok durum değerlendirmesi yazıları için.

      Sil
  40. Merhaba hocam, yazınız gayet anlaşılır bir dilde yazılmış, ekonomi eğitimi almamış bir yurtdaş olarak teşekkür ediyorum.
    Ne yazık ki bölgede ampute veya felç durumunda çok fazla yurtdaşımız ve dağılmış aileler olduğunu tahmin edebiliriz. Bu da sağlık ve diğer sosyal devlet harcamalarının oldukça artacağını düşündürüyor.
    Sorum ise şu konuda; enkaz bölgelerinden randımanlı bir metal geri dönüşümü sağlanırsa bunun bina yapım maliyetlerine katkısı eser düzeyde mi kalır, yoksa %4-5 gibi bir katkısı olabilir mi?
    Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka olur, haklısınız. Tabii o metallerin ne durumda olduğunu, tekrar kullanıma uygun olup olmadığını bilmiyorum. Ayrıca onları betondan ayıklanmasının maliyeti bunu yapmaya değer mi bakmak lazım.

      Sil
    2. geri dönüşüm yok. ne var ne yok öylece döküyorlar döküm sahasına. net bilgi.

      Sil
    3. Hafriyat firmaları çıkan demir karşılığında çalışıyor sanırım.

      Sil
  41. Hocam merhaba. Binaların daire maliyetlerinin yanı sıra, binalardan çok daha fazla yatırım isteyen yollar, atıksu-yağmursuyu-içmesuyu altyapısı, elektrik altyapısı trafo merkezleri, parklar, hastaneler, sağlık ocakları, il-ilçe müdürlükleri, okullar gibi buraya yazamadığım bir sürü kamu hizmetlerinin de ayrıca gelmesi gerekecektir.

    YanıtlaSil
  42. Hocam merkez bankası %51 hissesi hazinenin olan bir anonim şirket şeklinde olduğu için hazinenin yaptığı tüm bağışı hazineye devredeceği kârdan mı keser yoksa zaten tüm hissedarlarından yaptığı tüm işlemlerde kendinin de kâr amacı güden bir kurum olması sebebiyle kendi kârından da vermesi söz konusu değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kanunda gerekli ayrımlar ve dağıtımlar yapıldıktan sonra kalan kar Hazineye devredilir yazdığı için diğer ortaklar açısından sorun yok.

      Sil
    2. Teşekkürler saygılar hocam

      Sil
  43. Yazınız acı tabloyu ortaya koymuş hocam. Emeğinize sağlık.
    Bu acı faturayı milletçe (alt gelir grubu, orta gelir kalmadı zaten) çekeceğiz o çok net. Ama ben hala giden canlara üzülüyorum. İlk 2 gün binlerce askeri deprem bölgesine sevk ederek daha fazla can kurtarılabilirdi. Ama bunu bilerek istemediler. Askerin halkın gözünde kahraman olmasını istenmediklerinden olduğunu düşünüyorum. Çok yazık çok ölen giden canlarımıza :( Allah geride kalanlara sabırlar versin.

    YanıtlaSil
  44. Hocam Kamu Kurumlarının bağışları hesaptan düşüldüğüne göre, vergi matrahından düşülecek bağışların bir kısmının da hesaptan çıkartılması gerekmez mi?
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  45. Hocam inşaat sektörü ile birlikte pek çok sektörde hareketlilik, istihdam ve gelir artışı olmaz mı? Bu artışlar iç piyasada canlılık ve vergi artışı sağlamaz mı?

    YanıtlaSil
  46. Merkez bankasının para basmaktan başka bir çare üretemediği bir ortamda bağış yapması trajikomik bir hadise. Buda alım gücünü yerle bir edecektir. Enflasyon tahmininiz çok iyimser geldi. Öngörülemez bir sarmalın içindeyiz. Yönümüz belli(aşağı) ama dibi belli değil.
    Yapılan şirket bağışları da vergiden düşecek değil mi? Bu da o şirketlerden vergi geliri elde edemeyeceğimiz ya da daha düşük vergi geliri elde edeceğimiz anlamına gelmiyor mu?
    Saygılarımla…
    Gökhan Şentürk/ Matematik Öğretmeni

    YanıtlaSil
  47. Hocam elinize sağlık gerçekten güzel bir yazı olmuş. Ben depremin direkt maliyetlerini yazdığınız tablodaki verileri hangi kaynaktan aldığınızı merak ettim, paylaşabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çevre Bakanlığının hesapları, hükümet açıklamaları, Çevre Bakanlığının yayınları.

      Sil
  48. Hocam reel kesim krizi cok yakin diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu diyeceğimiz bir veri yok elde. Sanayi üretimi sürüyor, otomotivde geçen yıldan fazla satış var, konut satışları da yüksek seyrediyor. Öte yandan pek çok inşaat yapılacak ve ger biri için pek çok sanayi ürünü üretilecek.

      Sil
  49. Hocam tabloda kira yardımı için 55.000 lira yazmışsınız. 5.000 lira olacaktı. Elinize sağlık yazı için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2023 yılı için 5.000 x 11 ay = 55.000 TL

      Sil
    2. Pardon hocam 11 ay mevzusunu kaçırmışım. Teşekkürler.

      Sil
  50. Sayın okuyucular hocamız çok net bir yazı yazmış, soruların çoğu da önemli noktalara değinmiş, hocamızın her soruya itina ile kısa net cevaplar veriyor. Lütfen tüm yorumları okumadan yeni yeni sorular sormayın. Ben tıp doktoruyum, anlamam lazım ama ekonomi okuru olamadık. Yazarı hiç olamayız. Bu makale ile kafamdaki tüm sorular aydınlandı. Haberleri boşuna izliyormuşum. Asıl muhabbet buradaymış. Varolun sağolun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız 10:41,
      Kesinlikle doğru adrestesiniz. Yeni keşfettiyseniz şayet geçmiş blog yazılarına mutlaka bir gözatmanızı öneririm.
      Mahfi Hocamızı uzun süredir takip ediyorum. Şahsım adına kıymetlimdir. Özetle, birbirinden değerli kitapları ve makalelerinden çıkarımlarım ile ticari hayatıma yön verdiğimi rahatlıkla ifade edebilirim. Sosyal faydası zaten aşikar. Vesilenizle kendilerine; Kolay anlaşılır yazım dili ve özellikle okuruna ayırdığı vakit için kendi adıma bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.

      Sil
  51. Sayın hocam, 50% enflasyon beklentisi cok iyimser olmus bence. Ekonomist degilim sadece hislerimle söylüyorum. 67 yıllık T.C. tecrübesi de diyebiliriz.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada ele aldığımız resmi enflasyon tabii. Yoksa asıl enflasyon konusunda haklısınız.

      Sil
  52. Teşekkürler hocam , emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  53. Güzel yazınız için teşekkürler Hocam.
    Gençler hatırlamaz ama bugün adına “ötv” denen vergiler de aslında bir deprem vergisiydi.Zamanın koalisyon hükümeti tarafından 17 Ağustos Depremi’nin yarattığı ekonomik kaybı telafi edebilmek için geçici(!) olarak çıkarılmıştı.Ne kadar telafi etti bilemiyorum ama sonra başka bir şeye evrildi ve kalıcı hale geldi.Sonrasında iktidara gelen ve halen ülkeyi yönetenler de bu dolaylı(tüketimden alınan) vergiyi kaldır(a)madı.

    Kahramanmaraş depreminin yarattığı yıkımın ise 99 Depremi’nin üç katı olduğu söyleniyor:
    1. Bundan hareketle gelebilecek vergilerin de bu mantıkla hesaplanmasını bekler misiniz Hocam?
    2. Vergilerin miktarı ve kalıcılığıyla ilgili bir öngörünüz var mıdır?
    3. Bir politik ekonomi bakışıyla,bu vergilerin seçim öncesinde mi yoksa sonrasında mı getirilmesini beklersiniz?
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bu konularda çalışmam devam ediyor. Yeni veriler geldikçe ve yeni tahminler yaptıkça yazıyı güncelleyeceğim.

      Sil
  54. Yapılan yatırımların farklı istihdam alanlarını etkileyeceğini belirtmemişsiniz. Sadece negatif değerlendirme olmuş. Örneğin inşaat, nakliye vb. alanlarda ciddi istihdam sağlayacak dolaysıyla vergi ve diğer kalemlere katkısı bir nebze olacaktır. Bu bağlamda bahsettiğiniz kalemlerde rakam bazında bir iyileştirme söz konusu olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlar aşağı yukarı hesapların içinde var. Gerçekte GSYH kaybı 30 milyar dolar olarak hesapladım ama üçte birinin bu şekilde geri geleceğini tahmin ettiğim için kaybı 21 milyar USDF olarak yansıttım.

      Sil
  55. Merhaba hocam, 25.01.2023 tarihli toki yalova 717 konut açık ihalede daire başı 1.446.343,00 TL + Kdv+ Fiyat farkı ile ihale edildi. Yazınızda belirttiğiniz 600.000 konutu toki yapsa yaklaşık 45-46 miyar.$ sadece konut faturası çıkacaktır. (o da aciliyet yokken ve açık ihale ile). Eğer devlet düzgün ve şeffaf bir sistemde bu konutların yapım sürecini yürütürse çöken piyasa canlanacaktır.
    **Hesaplamada +kdv, + fiyat farkı hariçtir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veriler netleştikçe ben yazıyı güncelleyeceğim. Teşekkürler.

      Sil
  56. Peki hocam devlet 12 ayda bu şehirleri yeniden inşa edebilir mi ? Bence bu vaat seçim kampanyasından ibaret. Tahminimce milyonlarca kişi mağdur olacak.

    YanıtlaSil
  57. Hocam merhaba. Dün itibarıyla 520 bin konut yıkılmış ve ağır hasarlı. Siz 600 bine göre hesaplamışsınız ki muhtemelen bunu üzerine çıkacak. TOKİ nin yeni yaptığı ihalede konut başına bir buçuk milyon ortalama maliyet olmuş. Dolayısıyla yeni konut maliyeti muhtemelen 50 milyar dolar üzerinde olacak. Bir başka husus bu evlerin donatılması. Bir evin 20 bin dolardan aşağı mobilya beyaz eşyası alınamaz. Buradan bile en az 10 milyar dolar maliyet çıkar. Türkiye nin işinin çok zor olduğunu düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veriler değiştikçe yazıyı güncelleyeceğim. Sevgiler

      Sil
  58. Yazınız için yine teşekkürler, önemli bir noktaya parmak basıyorsunuz, insanlar ellerinden geldiğince varı ile yoğu ile destek oldukça sorunun kolay çözüleceğini düşünüyorlar ama tablo çok büyük.
    O yüzden yukarlarda bir arkadaşın yazdığı gibi çözüm,
    o bölge için değil ülkenin tamamı için planlanmalı,
    tabi ki bu bu yönetimin şu an öyle bir ajandası yok.
    Seçimden sonra daha adil bir sistem kurulabilirse ilk yapılacak iş ,
    işte o zaman herkesin elini taşın altına koyduğu bir ülke planlamak olmalı ve sözde kalmamalı.

    YanıtlaSil
  59. Üstat elinize sağlık, Direkt maliyet olarak aslında ev eşyalarından, ziynet eşyalardan tutun da depremde pert olan araçlara kadar daha da eklemek mümkün bu da ekstra olabilecektir. Diğer yandan inşaat maliyetlerinin biraz daha düşük olacağını ve GSYH hasılaya olan dolaylı etkisinin daha düşük olacağı yönünde düşünmekteyim. Ama dediğiniz gibi doğru veriler geldikçe revize olacaktır. EYT hakkında ne düşünüyorsunuz , sizce ertelenmesi ne kadar mümkün ve seçimler sizce ne zaman olacaktır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onlar devletin değil kişilerin maliyetine gireceği için burada hesaba katmadım ama milli servet kaybı olarak dikkate alınabilir tabii.
      İktidar EYT'yi daha fazla erteleyemez.

      Sil
  60. Hocam ellerinize sağlık. Aylardır para politikasının açıkça bilime zıt yönetilmesini bir bilgisizlik kaynaklı olmadığını, birilerine çıkar sağladığı için böyle yapıldığını düşünüyorum. Faizin düşük tutulması hangi sektörün işinin büyümesini sağlar? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizin düşük tutulması çok açık biçimde tasarruf sahibinin varlığının kredi kullanıcılarına aktarılmasını sağlıyor.

      Sil
    2. Tabi büyük miktarda kredi verebilme tekeli de kendilerindedir. Kendileri ve yakınları düşük faizle borçlanıp ileride oluşacak kur ve faiz patlaması durumunda paralarının faizini tüm millete ödetecekler. Vallahi bunlar gerçekten bazı şeylerde usta olmuşlar hocam. Bu ilişkilere niye bu zamana kadar yeterince dikkat çekilmiyor anlamıyorum. Tüm muhalefetin derdi düşük faiz düşük faiz. İyi de vatandaş bunun kendisine nasıl yansıyacağını bilmiyor ki. Hoş bilse ne değişir bilinmez ya… Teşekkürler hocam.

      Sil
  61. Sayin Egilmez nispeten kisa bir yazida yaptiginiz harika degerlendirmeler icin tesekkur ederim.
    BDDK'nin sifir konut alimlarinda kredi kullandirma tavanini yukari yonlu revize etmesi hakkinda ne dusunuyorsunuz? Bu derece riskli bir kredi kullaniminin Amerika'daki Mortgage Krizi benzeri bir krize yol acabilme potansiyeli nedir sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Diyorlar ya iktidar klavyedeki bütün tuşlara aynı anda basıyor işte o durumdayız. Oysa reset etmek gerekiyor.

      Sil
  62. Hocam ekonomiden çok anlamam, sizi de pek takip etmiyorum açıkçası. Yazdığınız yazı bana resmen olay yerinde inceleme yapan Sherlock Holmes’ı hatırlattı.
    Selamlar, sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru bir tespit ben yazılarımı genellikle o dediğiniz yöntemle yazıyorum. Hatta bunu Ekonomide Analiz kitabımda da anlattım ve kullandım.

      Sil
  63. Toplumların en büyük zenginliği, bir araya gelip sosyal yaşam kurma becerisidir.
    Ortaçağ toplumları ile endüstri toplumlarını ayıran yetkinlik ve toplum yeteneğidir.

    Teşkilatlanmalar ile temeli atılır, kurumlaşma teorisi de inceler, yeri gelir örgütlenme yeteneği denir, yeri gelir organizasyon yeteneği denir.

    Rasyonel amaçlar için ortak bir değerler bütünü içinde, bireylerin rasyonel hareket etmeleri olarak tanımlanabilir teşkilatlanma. Yorumlarımda teşkilat kelimesini çok kullanırım.

    Esasen, Batının Osmanlı dahil, eskinin imparatorluklarını yıkan gücü, toplumlarının teşkilatlanma gücüdür.

    Ortadoğu toplumu teşkilatlanmayı bilmez. Haberlerden de biliyorsunuz. Türkiye toplumu da teşkilatlanmayı bilmez.

    Ortadoğu da benim gözümde, batılı anlamı ile, tek teşkilatlı kurum Türk ordusudur. Bir yorumumda Ordumuzdaki teşkilatlanma gücünü sivil hayata taşımaya çalışan Turhan Fevzioğlu'ndan bahsetmiştim. Türkiye etrafındaki ülkelere de kısmen bir teşkilatlanma bilgisi akmıştı. Başka da yoktur.

    İstihbarat da bir teşkilatlanmadır. Önceleri etraftaki toplumlardan bilgi toplamak olarak kurulmuş iken, zamanla, etraf toplumlarını manipüle etmek için de kullanılmış, 2. dünya savaşı ardından ise, civar toplumların kaynaklarını da piyasa/pazar ekonomisi mantığı içinde aktarmak için kullanılmıştır.

    Türkiyenin başına gelen sonuncudur. Kurtulmak imkansız değildir de, çok zordur. Rasyonel değerler üzerine toplanmış, iş bilir insanlar kurtarır.

    Bu yorumu şundan yazdım. Az önce, ülke ve insan sevgisi olan bir grup kişi twitter da, ne yaparsak yapalım elimizden bir şey gelmiyor, tüm yollar kapalı yazmışlar, birbirlerinin üzüntüsünü paylaşmışlar.

    Bunca askeri darbe, ardından siyaseti de dizayn eden askeri darbe, topluma pompalalan din ve milliyetçilik hayalleri; tüm bunlar aslında bir nevi basitti. Başka ulusların komşu bir ulusu teşkilatçılık kaynağından uzak tutması çabası. Eğitimli, rasyonel insanların çok az olduğu Türkiye ortamında ister istemez başarılı oldular.

    İnsanlar çaresizce soruyorlar nereden başlayalım?

    Tek meşru yol siyasettir. Siyasete daha kaliteli insan kaynağı sokmaktır. Yetenekli insan enerjisi de malesef her geçen zamanla azalan bir kaynaktır. Bu sebeple o insanlara 2007-08 den beridir diyorum ki iktidar partisinden siyasete girin. Hükümet kim ise, siyasi görüşüne bakmadan o partiye girin siyaset yapın, siyaseti merkezinden rehabilite edin.

    Bunu da tabi ben kendim öğrenmedim, askeri görevde iken tanıştığım Kuzey Iraklı prof ünvanlı bir siyasetçi bana anlattı. Avrupanın en iyi üniversitesinde dersler verdi, şimdi İsviçre'de emekliliğini geçiriyor. Hayatı da Irak Baas Partisiyle mücadeleyle geçen biri. O demişti, çok ama çok yetenekli insanımızı Baas'a karşı muhalefette kalarak kaybettik. Esas yapmamız gereken Baas'a girip, içerden ülke kaynaklarını istediğimiz gibi yönetmek, doğru kararları orda almak, doğru insanları devlete sokmaktı. Muhalefette kaldığımız her gün, başkalarının ülke kaynaklarını heba ettiğini, kendi siyasetine alet ettiğini görüp kahrolmakla geçti demişti. Haklıydı.

    Türk sağ duyulu insanı da aynı hatayı yapıyor. Amacı ülkeyi düzeltmek ise tek kullanacağı alet, devlet imkanlarıdır, ve o da iktidar partisindedir.

    İki yıl önce, AFAD gibi basit görünen bir kuruma bile girmiş olmanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu bu deprem göstermiştir. Sağduyulu insanların orada daha çok varlığı gerek idi. Ancak onlar senelerini muhalefet yanında boşa geçirdiler.

    Şimdi, ülkenin büyük kaynakları deprem ile yeniden bölüşüme açılıyor. Sağ duyulu insanların olması gereken yer, o bölüşüm masası iken onlar kenarda oturmuş, bişey yapamıyoruz diye hayıflanıyor.

    PRJBEwR!7SBi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok önemli tespitler. Bizimle Avrupa arasındaki en önemli fark organizasyon farkıdır.

      Sil
    2. Adsız 22.09
      Ben böyle garip bir öneri görmemiştim hayatımda. Saray ve iktidar rejimi meşru değildir. Onun yanında hizalanan insan sağduyulu değil fırsatçıdır. Bu yorumcu diyor ki sağduyulu isek bu iktidara birazcık arka çıkalım , beceremediklerini halledelim, böylece rejime meşruluk kazandıralım. Dalga geçiyor olmalısın dostum, Irak demek bu yüzden Irak olmuş.

      Sil
    3. Tek kurtuluş var DoğrudanDemokrasi
      DoğrudanDemokrasi@MMA

      Sil
    4. "Hükümet kim ise, siyasi görüşüne bakmadan o partiye girin siyaset yapın, siyaseti merkezinden rehabilite edin."

      Türkiye için geçersiz, anında pasifize edilir partiden ihraç edilirsiniz. Liderin görüşünü kendi görüşü olarak benimsemeyen "davaya ihanetten !" Partiden uzaklaştırılır.

      Sil
    5. Sayın "Adsız 24 Şubat 2023 22:09",

      İyi-güzel yazmışsınız da,

      Sizin bu yorumunuzu yazdığınız bu blog'un sahibi Mahfi Eğilmez, siyesete girMEmekte inat ediyor!

      Mahfi bey gibi nitelikli kişiler siyasete girMEdiği sürece felaketler yaşıyoruz! Deprem anı ve sonrası yaşamakta olduğumuz facia en son örnek! Mahfi bey gibi organizasyon ve kriz yönetimi konusunda tecrübeli kişiler siyasette değil, 40.000 küsür insanımız hayatını kaybetti!

      Mahfi bey hâlâ "siyasete girMEyeceğim" diye inat ediyor!

      Ortada muazzam bir çelişki yok mu?

      Sil
    6. Adsız 26 Şubat 2023 20:33
      Bu ısrarınız neden? Elinden gelen tüm faydayı zaten sunuyor. Siyasete girince ondan doğan bu boşluğu nasıl dolduracağız. Şuan en faydalı konumda. Bırakalımda herkes en iyi yaptığı şeyi yapsın. Emekleri için sonsuz teşekkürler.

      Sil
    7. İnsanımız herkes eğitimli olsun ister,
      Eğitimliler de toplumun isteğini savunsun ister,
      Dışlarlar, "Batının Bilimi yerine Kültürünü aldı" diye,

      Yol göstereni, lideri olsun ister,
      Yol gösteren niye benim yolumu göstermiyor der,
      Yol gösterenin peşinden gitmez, bir şarlatan bulur peşine takılır.

      Hayatın kuralı vardır, hayat dinine, diline, ırkına, cinsine bakmadan kuralını uygular,
      İsteyen uyar, isteyen uymaz, hayat kendi gerçeğinde akar gider.

      İnsanımız hayali işin, efsanenin peşinden gitmeyi sever,
      Gerçeği göstersen, kaçar.

      Futbol taraftarları slogan atmışlar "Hükümet istifa, hükümet istifa" diye,
      Kimbilir belki Yunan Hükümetini kastettiler,
      Nijerya'nın rüşvetçi hükümeti de olabilir, bilemem, isim verememişler!

      Taraftar seneler önce ne diyordu?
      "Adam gibi adam, Recep Tayyip Erdoğan".

      AuZA2Z!!@IpU

      Sil
  64. Hocam emeginize bin saglik.

    YanıtlaSil
  65. Hocam, bankaların konutlar (deprem kredisi) için kredi kapasitesi yetecek mi?

    YanıtlaSil
  66. Hocam aynı deprem İstanbul'da olsa Türkiye ekonomisine maliyeti tahminen ne kadar olur?

    YanıtlaSil
  67. Hocam halkın ekonomisi ne zaman düzelicek yardımsever bir millet oldugumuzu söylüyoruz depremden sonra konut ve kiralar hala artmaya devam ediyor enflasyon borçlunun borçunu eritirken alacaklıdan çalıyor.

    YanıtlaSil
  68. Bu depremin faturası vatandaşa kişi başı en az bin dolar desenize.. asgari ücretlinin ortalama 2 maaşı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deprem faciası nedeniyle toplum endişe içinde fakat 1999 yılındaki gölcük depremden beri devamlı söyleniyor deprem öldürmez bina öldürür bunu bütün toplum masal gibi dinledi fahiş fiyatlara beton yapılar yapıldı toplum görünüşüne bakıp bunları aldı hala alıyor 1999 yılına dönelim ne oldu
      1-gölçükde deniz kıyısında bina denizin içine gömüldü neden deprem sırasında bina latındaki toprak sıvılaşıyor binalar aşağı çöküyor kanun ne diyor kıyılara denizden itibaren 100 metre yapı yapılamaz bugün Türkiye kıyılarında Türk halkının denize gireceği yer sınırlı sayıda kalmışdır kıyılar tamamen konutlarla dolmuşdur kıyılardaki ormanları kesip yerlerine yazlık evler yapılmışdır
      2-yalovada binalar toz halinde çökmedimi çökdü ben kendim gördüm yalovada yıkılmış binanın yerinde bir toprak tepesi vardı şaşırdım inşaat demiri göremedim neden olarak deniz kumunun yıkanmadan kullanıldığını söylediler depremi yaşayan biri olarak deprem ilk önce altdan yukarı çok şiddetli patlama şeklinde darbe olarak geldi demekki fay da çökme ve patlama oldu sonra güneyden kuzeye doğru darbeler gelmeye başladı (ağustos 1999)
      3-bu depremden sonra tarımsal alüvyonlu alanlarda binalar çökdüğü için tarımsal alanlarda bina yapımına imar verilmeyeceği söylendi
      4-depremden sonra Türkiye genelinde deprem bölgelerinde tarımsal alanlarda ağır beton binalar yapıldı ve bir sürü deprem yaşadık şiddetleri son deprem kadar olmadığı için geçişdirildi
      5-tarım alanları üzerinde sadece hafif yapılara hafif çelik ahşap tek veya iki katlı yapılar yapılabilir çünkü bu yapıların altına ağır temel değil incecik bir şap beton zemin atılırsa deprem anında altdaki zemin sıvılaşacağı için üstdeki hafif yapı gömülmüyor tarım alanları üzerindeki beton yapılar eğer deprem kuşağında ise tehlike içindedir sahiplerine deprem testi yapdırmalarını tavsiye ederim(katot numune ile 3d cad yazılımında deprem simulasyonu)
      6-Ülkemizde her binaya deprem testi yapdırılmalı ev alıcak kişi bu testi görmeden ev almamalıdır ayrıca bu testlerinde bir kamu kuruluşunun doğruluk onayında olması gerekir
      7-Ülkemizde yapı yapma işi kuralları baştan aşağı yeniden düzenlenmelidir.İlk önce deprem üzerine ilgili mühendislik odaları tarafından bağımsız bir kurum kurulmalı ilk kararda tarım alanları üstüne beton bina imarı verilmemeli hafif kanutlar sorunsuz olarak imar verilebilir beton bina konut işine imar verilmemeli beton konut olmayan yapılara imar verilmeli sadece mimar-inşaat mühendisi-makina mühendisi-elektrik mühendisi-jeoloji mühendisi yapı projesini birlikde çizer gerekli yerler onayladıkdan sonra müteahhit binayı yapar şantiye şefi iş güvenlik uzmanı gözetiminde olmalı(fakat olmaz)ve yapı denetim kontrolü olmalı fakat son depremde yeni binalar yıkıldığına göre bu sistem işe yaramamış gözüküyor bence şöyle olmalı mimar-inşaat mühendisi-makina mühendisi-elektrik mühendisi-jeoloji mühendisi beş mühendis projeyi çizip müteahhidliği-şantiye şefliğini-iş güvenliği uzmanlığını ve hatta yapı denetimide birlikde yapmalı bir yılda bu beş kişi en fazla beş inşaat yapabilmeli bu işin ücreti sabit olmalı (yani kelepir veya fahiş fiyat olmamalı)yada türkiyedeki bütün mühendislere eşit iş dağılımı yapılmalıdır ayrıca projeleri odalarda tecrübeli mühendisler titizlikle inceleyip imzalayıp onaylamalıdır ve bu mühendis gurup ile oda yapdığı yapının güvencesini vermelidir.Bu yöntem ile hata olmaz yapı yıkılmaz kimse ölmez.
      DoğrudanDemokrasi@MMA

      Sil
  69. Hocam merhabalar. Güzel yazınız için teşekkür ediyorum. Yalnız sizden bir ricam olacak. Yorumlardan gördüğüm kadarıyla tablonuzdaki sayıları güncelleyeceğinizi belirtmişsiniz. Güncelleme yaparken eski tahminleri ve sayıları değiştirmeden tarihiyle yeni tabloları ve tahminleri eklemeniz mümkün mü ?
    Artık her şeyin dijitalleşmesiyle birlikte eskiye yönelik arşiv tutmak zorlaşıyor. Pratikte nasıl mümkün olur bilmiyorum fakat eğer tarihiyle yeni tablolar koyarsanız ileriye yönelik tahminlerimizin nasıl değiştiğini de görebiliriz. Bunun da oldukça değerli olduğunu düşünüyorum.
    Dediğim gibi partikte nasıl bir uygulama yapılabilir bilmiyorum ama hem bu yazı özelinde hem de genel olarak güncellemelerin eskisini de göstererek yapılması gerektiğini düşünüyorum.
    Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir ?

    YanıtlaSil
  70. Adsız25 Şubat 2023 23:42 yazıya hocam izniniz ile bir yazı daha eklemek istiyorum
    Türkiye şu anda kötü bir durumdadır halkın hızlı bir şekilde barınma sorununu çözmek gerekmektedir
    1-son depremde yapılması gereken 600.000 konut
    2-2020 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı açıklamasına göre istanbulda 1.500.000 riskli konut
    3-2022 yılı MÜSİAD açıklamasına göre izmirde 1.400.000 riskli konut
    4-Nüfus artışımız yine google incelememe göre yıllık 1.000.000 civarında olduğu için yılda 500.000
    konut ihtiyacı olduğu görülür
    bunların dışında halkımızın 42% si kiracı olup kiralar ödenemiyecek seviyelerde olup halkımız ise iyice fakirleşmişdir bu sistem ile konut almaları imkansızdır.
    Fakat halkımızın depremde yıkılmayan sağlıklı güneş gören ısı yalıtımlı az enerji harcayan konutlarda yaşaması ülkemizin en önemli sorunudur
    Bunu yapmanın yolu ise Adsız25 Şubat 2023 23:42 yazımda belirttiğim şekilde isteyen 5 mühendislik ekiplere TOKİ nin eğitim verip inşaatları yapdırmasıdır yani TOKİ bütün ülkedeki inşaat faaliyetlerini yapacak fakat müteahhidlere ve frmalara ihale açmayacak 5 mühendislik ekiplere ülke çapında işleri verecek toki ve mühendisler sabit ücretlerini alıcak mühendisler işsiz kalmayacak halkımızda konutlarına kavuşacak
    DoğrudanDemokrasi@MMA

    YanıtlaSil
  71. Hocam Merhaba,
    30-06-23 ve 31-12-23 usd/try kuru deprem kaynakli ekonomik yuk, depremin turizm sektorune etkisi gibi parametreler ile degerlendirdigimizde nerde goruyorsunuz?
    1.75% oranlarda olan ihtiyac kredi faizleri su an anlasilan cok ucuz kalmakta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep söyledik faii yanlış belirlemenin faturası hep çok büyük olmuştur diye.

      Sil
  72. Emeğinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  73. Mahfi bey
    Yaklasiminiz ve anlatımınız için teşekkür ederim kendi adıma çok faydalı buldum

    YanıtlaSil
  74. Sait Ürünlü26 Şubat 2023 17:39

    Kaleminize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  75. Hazine Müsteşarlığı hiç de zor bir şey değil.

    Mahfi Eğilmez niçin kendini abartıyor, anlamak güç...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili "TROLL" kardeş

      Sen zaten anlamakta güçlük çektiğin için Mahfi hocanın abarttığını zannediyorsun.

      Hey gidi hey...

      Sil
    2. Kendini abartan insan bloguna yazı yazan herkese cevap mı yazar yoksa, otobüsün tepesinden çay mı fırlatır?

      Sil
  76. (Bu yorumu okuyanlar kızabilir, üzgünüm.)

    Mahfi Bey'in de sorumluluğu var.

    Mahfi Bey siyasete girmediği için, insanlar ölüyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ölenler siyaset yüzünden öldüğü için ben siyasete girmiyorum.

      Sil
    2. Hiçbir siyasi sistem kendi kendine kurulmaz, insan tarafından kurulur, bunu unutmayın Mahfi bey!

      Eğer sizin gibi nitelikli kişiler siyasete girmezse, yeni siyasi sistemler kurmazsa, insanlar ölmeye devam edecek!

      Sil
    3. Nitelikli insanlar bu coğrafyada siyasete giremez. Girerse ya elimine edilir ya da niteliksiz insanlara uymak zorunda kalır.

      Sil
  77. Siz ikili kur sistemi olmaz çünkü dış borç yüzünden bunun olmayacağını belirtmistiniz. Hala aynı görüştemisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değilim çünkü Türkiye, her türlü riski sonuna kadar alıyor. Bunu da alabilir. İrrasyonellik topraklarına bir kere girildiğinde rasyonelliğe dönüş çok zorlaşıyor.

      Sil
  78. Dünya bankası maliyeti, yeniden yapım hariç 34,2 milyar dolar hesaplamış hocam, hafriyatı saymazsak sizin varsayım ile benzer. Herhalde 30-50 milyar arası her rakam, yeniden yapım maliyeti olmadan kabul edilebilir diyebiliriz.

    Bu arada tam bu yazıyı yazarken önümde düşen haberi de sorayım, 3 büyükler ve Fenerbahçe iktidara teslim olmuş, maçların seyircisiz oynanması büyük bir ihtimal gözüküyor. Fenerbahçeli olarak ne düşünüyorsunuz, ben bir Galatasaraylı olarak Tevfik Fikret'in sözlerini hatırlatıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemli olan başkanların ne dediği değil, taraftarın ne söylediği. Ben ona bakıyorum.

      Sil
  79. Hocam merhabalar güzel bir roman önerir misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel bir roman önerisi:

      Kitap: Martin Eden
      Yazan: Jack London
      Çeviren: Jülide Kayaş
      Yayınevi: İthaki Yayınları
      (520 sayfa)

      https://www.babil.com/martin-eden-kitabi-jack-london-ithaki-yayinlari-9786257913256

      Sil
    2. Yaban diyarlarda yabancı robert heinleinin kitabı, bence okumalısınız.

      Sil
    3. Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban. 1932'de yazılmış ve bugün niçin bu durumda olduğumuzu anlatan bir roman. Çok önemli.

      Sil
  80. Hocam işten eve, evden işe istanbulda toplu taşıma kullanıyorum. Devamlı halkın içindeyim. Bu halktan hiç umudum yok. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Düşünebiliyor musunuz? Metroda son ses video izlemeyi, yürüyen merdivende solda durmamayı, yere çöp atmamayı,metrodan inenlere öncelik tanımayı bile öğrenemeş bir halktan ne olabilir? Çok indirgemeci bi yaklaşım olabilir bu. Ama halkı nasıl eğitebiliriz?? Gerçekten bunu nasıl başarabiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ana okulundan başlayacağız, ahlaklı insan olmayı, düzgün insan olmayı birileri ya da inancımız emrettiği için değil, toplum içinde birlikte yaşamak ve vicdanımız için gerekli olduğunu öğreteceğiz başka çare yok. Bunun için de önce aileleri eğitmek gerekiyor. Çünkü eğitim aileden başlıyor. Annesi babası ne yaparsa çocuk da onu yapıyor.

      Sil
    2. Hocam
      Ben ve yaşıtlarım:
      “Asmayıpta besleyelim mi?”,
      ”Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz.”,
      “Benim memurum işini bilir.” diyenlerin ülkeyi yönettikleri dönemin kuşağıyız.
      Yani, ayakta kalmak için her yol mübahtır diyerek meşrulaştırılmaya çalışılan ahlâksız bir kaosun içinde geçirdik en verimli yıllarımızı.
      O yılların “Leviathan” ı askerdi.(Bugün leviathan kim derseniz,onu hiç bilemiyorum.)O yapının süzgecinden geç(e)meyen hiç bir düşüncenin de topluma verilmesi mümkün değildi.
      Korku, toplumun tek ve gerçek Anayasasıydı.
      Evde babadan,
      Okulda hocadan,
      Sokakta polisten,
      Kışlada çavuştan,
      İşyerinde müdürden/patrondan,
      Gece ise yatakta Allah’tan korkmadan yaşamak ve tutunabilmek mümkün değildi.
      Korku tüm hücrelerimize nüfuz etmişti.Çocukları eğitmenin ilk basmağı,onlara önce korkmayı öğretmekti!
      Korkuyla ve tehditle büyütülmüş bir nesil artık ana baba oldu Hocam.Hatta torunları olanlar bile var.

      Peki,
      Biz ne aldık ki, ne verelim?

      Saygılarımla.

      Sil
  81. Merhaba hocam,
    2022 yılı GSYİH'ya 808 milyar dolar demişsiz, o rakam 2021 yılı içindi. TÜİK son rakamlarına göre 2022 yılı GSYİH 905 milyar dolar.

    YanıtlaSil
  82. merhaba hocam
    ben üniversite yıllarındayken akademisyen olmak isterdim. fakat bir hocamın yönlendirmesi üzerine kamu da kariyer yapmaya karar verdim. ve güzel bir kurumda çalışmaktayım. hocam bana önemli olan akademide olmak değil akademik olmaktır demişti. siz akademik olmayı nasıl tanımlarsınız hocam
    25 yaşında birine akademik olabilmesi için neler önerirsiniz

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Dolardan TL'ye Geçişin Nedenleri ve Sonuçları Üzerine

Kapitalizm