Deprem Bunun Neresinde?

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Hazine’nin Mart – Nisan – Mayıs aylarını kapsayan finansman programını açıkladı. Buna göre Hazine bu üç ayda (159,8 milyar TL’si iç borç, 113,4 milyar TL’si de dış borç olmak üzere) toplam 273,2 milyar TL borç geri ödemesi yapacak (bu toplamlara borç anaparasıyla birlikte ödeme tarihine kadar birikmiş faizleri de dâhil.) Programa göre bu üç aylık dönemde yapılacak 273,2 milyar TL tutarındaki borç ödemelerini karşılamak için Hazine’nin 93,2 milyar TL’lik borçlanma dışı kaynak[1] bulması ve 180 milyar TL’lik de borçlanma yapacağı anlaşılıyor.   

Program bu üç ayda dış borçlanma yapılmayacağını öngörüyor. Bu çok normal çünkü CDS priminin aşırı riskli alanda olması dolayısıyla dış borçlanma faizleri çok yüksek. Bu durumda Hazine toplam 180 milyar TL tutarındaki borçlanmanın tamamını iç borçlanma olarak piyasadan yapacak.[2] Bugün itibarıyla gösterge faizin oranı yüzde 10,49.[3] Bu faizi, Hazine’nin iç borçlanma faizi olarak kabul edebiliriz. Resmi enflasyonun yüzde 57,68 olduğu bir ekonomide bankaların niçin yüzde 10,49 faizle Hazine’ye borç verdiği sorusunun yanıtını ‘zorunlu kaldıkları için’ diye verebiliriz. Hükümet, yaptığı çeşitli düzenlemelerle bankaları bu düşük faizle Hazine’ye borç vermeye zorluyor. Buna karşılık da Merkez Bankası’nın bankalara verdiği borcun faizini yüzde 8,5 gibi bir oranda tutmasını sağlayarak bankaları, zarar etmeden, ellerindeki mevduatı Hazine’ye ucuza kullandırtmaya yönlendiriyor. Faizi düşük göstermek amacıyla yaratılan bu yapay dengeyi tutmaya çalışırken de birçok başka dengeyi alt üst eden bir piyasa bozulması yaratıyor.

Buraya kadar yaptığımız açıklamalar bu finansman programının tümüyle mevcut borçların ödenmesine yönelik olduğunu ortaya koyuyor. Bir başka ifadeyle burada depremlerin yarattığı büyük yıkımlar nedeniyle ortaya çıkan enkazın kaldırılması, konut ve işyeri birimlerinin, altyapının yenilenmesi ve depremden zarar gören ailelere yapılacak bir seferlik yardımlar, kira yardımları ve ölenlerin ailelerine verilecek bir seferlik ödemeler yer almıyor. Programa göre Hazine, Mart - Nisan - Mayıs aylarında bu depremle ilgili ödemeler için borçlanma yapmayacak görünüyor. Oysa daha önce bir yazımda yaptığım hesaplamaya göre bu işler için, toplanan bağışlar ve yardımlar düşüldükten sonra yaklaşık 45 milyar dolar gerekiyor.[4] Söz konusu ödemelerin vergi gelirlerinden yapılacağı düşünülebilir. Ne var ki deprem bölgesinden vergi tahsilatı yapılamayacağı, birçok verginin tahsilinin ertelendiği düşünüldüğünde bu iddianın da geçerliliği kalmıyor. Kuşkusuz bu para hemen gerekmiyor, zamana yayılı olarak toparlanması gerekiyor ama yine de bu üç ay içinde yapılmaya başlanan nakdi yardımlar ve önümüzdeki günlerde yapılacak ödemeler var. Bunlar için borçlanma yapılmayacaksa gereken parayı toplamak için geriye vergilerin artırılması, yenilerinin konulması, yeni bağış toplanması veya seçime kadar yıllık bütçenin tamamını kullanıp sonrasına yeni bütçe hazırlanması (ki bu da yeni vergiler demek) ya da bu finansman programına uyulmaması alternatifleri kalıyor.


[1] Borçlanma dışı kaynaklar; nakit bazlı faiz dışı denge, özelleştirme gelirleri, 2/B satış gelirleri, TMSF’den sağlanan gelirler, devirli/garantili borç geri dönüşleri, kasa/banka değişimi, kur farkı gibi kaynaklardır.

[2] Doğrudan satışlar ve kamu kesimine satışlar da piyasa koşullarına göre yapıldığı için onları da piyasadan borçlanma içinde kabul edebiliriz.

[3] Hazine’nin çıkardığı vadesine 2 yıl kalmış 3 veya 6 ayda bir kupon ödemesi yapılan tahviller arasında likiditesi en yüksek ve en çok işlem gören Devlet Tahvilinin faizine gösterge faiz deniyor.

[4] https://www.mahfiegilmez.com/2023/02/depremlerin-ekonomiye-etkisi.html

Yorumlar

  1. Hele bi seçimler bitsin, o zaman gösterecekler diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Desenize 3 gün depreme fiziksel müdahaleyi görmezden gelenler, 3 ay da maddi müdahaleyi görmezden gelecek...

    YanıtlaSil
  3. MB darphanesi var hocam bir de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Darphane MB'ye değil Hazineye ait yalnız. MB'ninki Banknot Matbaası.

      Sil
    2. Ayrımı bilmiyordum hocam. Teşekkürler

      Sil
  4. Sizce hangisini yapacaklar hocam? Programa mı uymayacaklar vergi mi koyacaklar yoksa vergi mi artıracaklar?

    YanıtlaSil
  5. Değerlendirmeleriniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. Seçim sonucu ne olursa olsun, iktidara gelecek siyasiler halka büyük fatura ödetecekler gibi duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında, siyasilerin fatura kesmek gibi bir işi yok.
      Faturayı halk öder, siyasiyi de halk seçer,
      Siyasetçi, halkın bahanesidir

      Levent Kırca, ve Aziz Nesin bunu en iyi yakalayan sanatçılardı.
      Aziz yazardı, Levent ise ete kemiğe büründürürdü.
      Halk ikisini de çok severdi, çok severdi çünkü ikisi de halkı halka anlatırdı.

      Mahfi hocamız bir yazar, buna yazarlar bir isim veriyorlar, topluma ayna tutmak da derler.
      Aziz Nesin elinde aynayı tutar, açıyı verir, halk güler.
      Levent Kırca aynayı tutar, açıyı verir, halk gülmekten yerlere yatar.

      Halk aynada gördüğüne güler, sanatçı ise size ayna gösteriyorum der.
      İşte o aynaya siyasetçi ismi verilir.
      Anlatabildim mi?
      Halk baktığı şeye güler, baktığı şeyin kendi görüntüsü olduğunu bilmez.

      Bu siyasiler de uzaydan gelmiyor ya.

      Dün Ahmet Ercan tutuklanmış, tutuklatan twitleri silmiş de internette duruyor.
      Halk içinde olan vukuatlar, tevatür halinde Ahmet hocaya ulaşmış, yazmış.
      Bu da tersine aynadır.

      Ahmet hoca, sanatçı olmayınca, aynayı tutacağı açıyı bilememiş,
      olduğu gibi, bu sizsiniz yazmış. O zaman da ahali gördüğü kendini beğenmiyor, atın bunu içeri diyor. Halbuki, twit mesajındaki iğrençlikleri Ahmet hoca yapmadı ki? Olaylar olmuş, bitmiş, sıcak tevatür haline gelmiş, hoca yazmış. Yazanı atın içeri diyor, yapana dokunmuyor, yapan kendi çünkü.

      Sizin yazdığınız fatura meselesinde de, ortada fatura filan kesen yok,
      Ahali kendi faturasını kendi kesti, şimdi ödüyor.

      Sil
    2. 21:24'teki Adsız. Kelimenin tam anlamıyla boş yapmışsın. Tabii ki de siyasiler fatura keser. Biz bu adamları 5 yıl arayla seçiyoruz farkındaysan. Geçmişte Ecevit'e oy verenler 2001 krizinin olacağını veya 78-80 krizlerinin olacağını tahmin edebilirler miydi? Yok. Bu yüzden saçmalamayı bırak. Yok neymiş siyasetçi halkın aynasıymış halkı direktmen temsil ediyormuş bu adamlar robot mu?

      Sil
  7. Her ne kadar bizler gibi iyi-kötü eğitim almış, az-çok dünyayı görmüş, üç-beş kitap okumuş, demokrasi, insan hakları gibi kavramların değerini kavramış insanlara çok ters, çok yanlış görünse ve her türlü evrensel değere aykırı olsa da depreme kadarki süreçte iktidarın yaptığı işlerde kendilerine göre bir iç tutarlılık vardı. Depremden sonra karşımızda artık kaybettiğini gören ve ne kaybedeceğini çok iyi bilen bir güruhun panik halinde sağa sola saldırmalarının dışavurumu olan birtakım eylemler var, yaptıkları işlere anlam yüklemeye çalışmak gereksiz hale geldi bence...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet tabii uzun süre bir şeyleri gizleyerek devam edilemiyor. Her şeyin bir kullanım süresi var. O süre bitince kullanımı zarar verir hale geliyor.

      Sil
    2. Mahdut bazı yorumlarını okuyunca, senin bir dahi olduğunu düşünüyorum. Bazı yorumlarında ise en basit detayı bile göremediğini görüyor ve üzülüyorum. Olay basit. anketlere göre iktidar seçimi kaybetti. Bu sebeple 2027 Seçimlerinde tekrar iktidar olabilmesi için , şuanda mümkün olduğunca genişlemeci politikalar uygulamak zorunda. Bu politikalarla enflasyon %200 üstüne çıkartılacak ve yeni iktidar, çok acı bir bedel ödemek zorunda kalacak. EYTyi çıkartmaları ve faizleri düşürmeleri de bu sebeptendir.

      Enflasyonun bu kadar yükselmesinden sonra, cari açık-devalüasyon-enflasyon sarmalı büyüyecek ve İMF ile stand by anlaşması yapılmak zorunda kalınacak. Aksi takdirde dış borçlar çevrilemez duruma gelecek.

      İMF ilk olarak kamu mali disiplini isteyecek ve Yunanistanda olduğu gibi ekonomi buz kesecek. Memur ve emekli maaşları yarı yarıya düşürülecek. Yüzbinlerce kadro fazlası insan ,devletteki işinden çıkartılacak. Faizler %150 bandına çekilecek ve işsizlik artacak. 5 yıl sonra ekonomi ,Yunanistan'da olduğu gibi düzelecek. Ancak bunu yapan iktidarı halk asla affetmeyecek ve Yunanistan'da Çipras'ı gönderdikleri gibi, 2023de iktidar olan partileri gönderecekler. 2027'de AKP tekrar iktidar olacak...

      Sil
    3. Adsız 14:46 kardeş,

      Mevcut iktidar partisi elindeki devlet gücünü kaybettiği anda değil 2027'ye kadar, 24 saat bile ayakta kalamaz. İşlenen bu kadar suçun davaları bile 2027'ye kadar bitmez. O nedenle beni dert etme, 2023 yılı bitmeden hep birlikte çok farklı bir siyasal/ekonomik ortamı deneyimleyeceğiz...

      Sil
    4. Sn adsız, bence tam tersine, mevcut iktidar, iktidarda kalmak için her yolu deniyor ve deneyecek.. çok naifsiniz..

      Sil
    5. 14:46 Adsız. Fena saçmalamışsın. İktidar 2027 için çalışmıyor. 2023 için çalışıyor. Komplo teorilerini kendine sakla.

      Sil
  8. Nasıl içinden çıkılabileceğini kimsenin bilemeyecağini sanıyorum.. Yazınız için teşekkürler..

    YanıtlaSil
  9. Yurtdışında bi arkadaşım var. 73 yurtdışı doğumlu.

    Ailesi 60lı yılların başında, Kırımdaki Türklere yapılan baskılardan Almanya'ya kaçmış.
    Baba kırık çıkık doktoru, anne terzi.
    Gurbet de yapamayık demişler, atlamışlar Istanbula gelmişler.

    Önceleri güzel başlayan hikayede baba dayanamaz olmuş, demiş ki burdaki Türkler tembel.
    Düzgün iş yapmak istemiyorlar. Düzgün adamı barındırmıyorlar.
    Taa o zamanlar beğenmemiş. Toplamış aileyi başka bi ülke bulmuş.
    Arkadaşım da orada doğma.

    Yani hocam, ne yaparsan yap, ne yazarsan yaz, insanın mayası önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların mayası her yerde aynıdır. Verilen eğitim önemli. Farkı yaratan odur.

      Sil
    2. Hocam Türkiye'ye daha fazla Avrupa geni lazım. Son birkaç yüzyılda Ortadoğu genleri Akraba evlilikleriyle, afrikadan hindistandan gelen ucuz kölelerle vs baya bozuldu. Artık düzgün adam çıkartamaz oldu coğrafya. Türkiye yine bu konuda şanslı. En az %30 Avrupa geni var Türkiyede.

      Zekanın büyük oranda kalıtsal olduğunu biliyoruz. Türkiyedeki alt kesime baktığımız zaman bunların sülalesel düşük olduğu kanısına varılabilir. Çünkü türkiyede 1 birey 1 aile düşük değil, sülaleye baktığınız zaman da tüm akrabaların aşağı yukarı aynı olduğunu görürüsünüz.

      Bizzat kendi gözlemim, hiç doktor çıkartamamış bir sülaleye denk geldim. Ne mühendis ne doktor.


      Siz elitistler çok halkın içinde bulunmadığınız için bazı şeyleri bilmiyorsunuz ya da gözardı ediyorsunuz. O objektif, humanist bakış açısı sizin kütüphanenizde, odanızda gayet geçerli ama gerçekte öyle değil...

      Potansiyeli olmayan adamı eğitmek zordur, çok ağır emek ister. Eğitsen de bir yere kadar...
      Türkiye'ye daha fazla yüksek (yüksek düşük gibi tabirleri nazik olmak için kullanıyorum) genler lazım.

      Sil
    3. Eğitim asıl ticarette, üretimde, yaşayış tarzında..., okulda çok azı. Yani kişinin doğduğu ortamdaki sosyo-kültürel tapı ve ekonomik sistemin (üretim ve tüketim) yönlendirdiği düşünme ve davranış tarzı eğitimin temelini oluşturuyor. Okullar ise geçici olarak, unutulmak üzere depolanan bilgiler veriyor.
      Özellikle son 50 yıla bakın eğitim ve/ veya zekanız geçerli olan rant, soygun düzeni doğrultusunda kullanmadıysanız sizin çıkarlarınıza hizmet eder mi.
      Konuyla ilgisi yok fakat merak ediyorum, deprem bölgesindeki yapılardaki kusurlu olanlar yargılanacak da, zeminlerine uygun yapilmayan benim bildiğim bölge olan batı anadoludaki yapılar neden incelenmiyor. Yapılan yolsuzluk, hırsızlık hepsi ortada, binanın zemini ve kendisi olduğu gibi duruyor. Suç ve delil orada! 20 yıldır memleketin bütün gelirini soğuran bu yapıları yapanlar süper zengin oldular. Yıllarca çalışıp ev bile alamayan biz, kazanırken, harcarken sürekli vergi ödeyen biz, kazancımızın en az yarısı vergiye gidiyor. Şimdi hepberaber zengin oldukları binalar yıkılınca yine biz ödeyeceğiz, ne iğrenç!

      Sil
    4. Muzaffer Şerif Irk Sosyolojisi kitabını bir zahmet edip okuyun sonra böyle saçma sapan şeyleri yazmazsınız.

      Sil
    5. sayın adsız 13:40
      Muzaffer Şerif bir biyolog mu? Saçma sapan şeyler dediğin yazılar bilimsel gerçeklere dayanıyor. Sosyal zırvalara, bilimlere değil. Günümüz dünyasının pek bahsetmek istemediği gerçekler bunlar.

      Ben de sana James Watsonu araştırmanı öneriyorum. Kendisi nobellidir. Gerçek bilime çok katkısı olmuştur.


      Sil
    6. Mesala Irk dediğiniz homo sapien ile homo habilis farklılığıdır. İnsan ırklı deyince homosapiensdir. Yani ırk demek hollandalı, cezayirli ddmek değildir. Hepimiz aynı ırkı bunu öğrenin artık.

      Sil
    7. Sayın 14.25
      M Şerif bir biyolog değil, Sosyal psikolojisinin kurucusudur ve ne yazık ki bilime katkı yapan çoğu kişinin başına gelenlerin benzeri başına gelmiştir. Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar

      Sil
  10. Hocam finansman programı 3 ayda bir mi açıklanıyor?

    YanıtlaSil
  11. Nacizane dusuncem:
    1- TC’ye borcunu kapatmak icin 180 milyar TL gerekliyse ve bunun cogunu ic borclanma olarak yapiyorsa bundan guzel haber mi olur. Hele bir de TCliraya 10.49% faizle borc bulabilirse ekonominin basindaki kisiye sovmek degil madalya takmak gerekir.
    2- Bankalardan zorla para topluyorlar demissiniz de, 2022 yili boyunca MB bankalara %14 ile borc verip, bankalar da musterilerine %35-40 faizle dosenip rekor karlar ederken sorun yok da, ayni seyi TC bankalardan talep edince “zorba devlet” mi olduk?
    3- Devlet deprem icin borclanmadi, niye borclanmadi demissiniz ancak, bir sebebi olsa gerek (muhtemelen yurtici/yurtdisi bagis paralari yetiyor). Borc almadilar demek ki vergi arttiracaklar diye second guess’lemissiniz ama paranin yetmedigi durumda pekala borclanabilirler. Zaten cok iyi bildiginiz ama itiraf etmeyeceginiz uzere TC’nin debt/GDP orani cogu gelismis/gelismemis ekonomiden iyi 
    Mahfi Bey, bana soracak olursaniz bir dusuncede pesin hukumlu olmaktansa (faiz indirmek kotu/faiz arttirmak iyi gibi), duruma bakarak gidisata gore yorum yapmak daha iyidir. “Coronavirus sonrasi her ekonomi temkinli ilerleyip faiz arttirdi, biz faiz indirdik inflation azdi, dolar firladi ANCAK sasirtici sekilde cok iyi buyuduk, turk sirketleri cok basarili, ihracat guzel artti vs.” diye negatif ve pozitif yonleri ile yorum yapmak daha iyidir. Bana sorarsaniz sahsen dusuk buyume/dusuk enflasyondansa, yuksek buyume/yuksek enflasyonu tercih ederim. Bir bilgi daha vermek isterim (muhtemelen siz de biliyorsunuz ama diger arkadaslar icin yazayim), emin olun TC ekonomisini karpuz saticisi Tayyip degil, sizi ve beni 10’a katlayacak donanimli kisiler perde arkasindan yonetiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi 10 a katlayacaklar yönetiyor olabilir katılıyorum ama bırak Mahfi hocayı, Cübbeli Ahmet Hocayı bile ikiye katlayamaz onlar.

      Sil
    2. Bu kadar teslimiyetçilik içinde olursanız bütün bu yaşanan kötülüğe razı olursunuz. Yazdığınız her cümle çelişkilerle, kural dışılıklarla dolu tam olarak da hükümetin açıkladığı programlar gibi. Yetmezse borçlanırlar dediğiniz anda zaten program yapmanın anlamı kalmıyor. Ben de kime ne anlatmaya çalışıyorsam artık.

      Sil
    3. Fınancial Genius, kendin bile şaşırtıcı bir şekilde çok iyi büyüdük demişsin. Neremiz büyüdü bir düşün? 10 kat donanımlı biriler, 10 katı hep kendilerine yontuyor herhalde. Sanada ayakkabı var istersen.

      Sil
    4. Sayın Genius, Herkesin paradan kaçmak için mal almaya zorlandığı, Ucuz krediye ulaşanların kolay para kazandığı (köylere gidin her yer ihtiyaçları olmadığı halde neredeyse faizsiz 5-7 yıl vadeli ziraat bankası kredileriyle nasıl olsa seneye fiyatı 2-3 katına çıkar denilerek alınmış traktör, alet edevat ile dolu.) bu yapı büyümemi yoksa kıytırık mal ticaretini artırarak israf ve rant ekonomisi (çoğu da ponzi) oluşturmak mı doğru görmek lazım. Bu toplumun iliklerine kadar şark kurnazlığı işlemiş bunu görmesi imkansız.

      Sil
    5. e507 gibi twitter finans fenomenleri, kerameti kendinden menkul finans twitçileri yüzünden bunlar çıkıyor.

      Hepsi yurtdışında Finans 101 seviyesinin altında, bebelere finans tarzı para nasıl yaratılır konulu yazıları türkçeye çevirmekten ibaret yazılar yazar.

      Sonra derler ki bankalar şurdan şu kadara borç aldı, filana bu kadar sattı, bizim dış borcumuz düşük.

      Herifoğulları demiyor ki, kimse ülkeye ucuz borç vermiyor.

      Herifoğlu genius diye kendi kendine lakap takıyor da,
      elalemin 1 trilyon Euro için ödediği yıllık faizi ben 150 milyar Euroya ödüyorum.
      Sonra bunu başarı diye yazıyor. Hadi buna da cevap ver,

      Herifoğulları demiyorlar ki, Alman mühendis her sene rahat araba alabilirken,
      Türk mühendis 10 senede o arabayı alamıyor.

      Genius diye yazmış, Deyius diye okunur.

      Herifoğlu kendine 507 diye Alman araba markasından lakap koymuş,
      kendi lakabı bile yerli değil, gelmiş yerli bankacılık sistemini anlatıyor,
      arkada o yazdıkları sistemi ayakta tutan, düşük gelire mahkum milyonları görmüyor,
      bu Genius yazılıp Deyius okunan da, bunların boş müritleri.

      Sil
  12. Hocam para bir şekilde bulunur arkamızda Katar gibi bir ülke varken sırtımız yere gelmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya devleti Katardan para mı alır?

      Sil
    2. Sorun şu ki, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Yemen; devlet değiller.
      Aile şirketleri. O aileleri kim besliyorsa, arkamızda onlar var.

      Sil
    3. Sn Genius, MB faizi ile Enflasyon arasındaki farkın farkında olmadığınız belli. Bu büyüme masallarını lütfen bir kenara bırakın da kur gibi bir bombanın üstünde durduğumuzun lütfen farkına varın. Bu bomba patladığında büyümemi yoksa istikrarın mı öncelikli olduğunu anlarsınız artık.

      Sil
  13. Politika faizi bankaları ne kadar fonluyor? Ne kadar yüzdesiyle? Nereden bakabilirim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplam kaynaklarının % 15i kadar.

      Sil
    2. Değerli hocam, öncelikle bu bilgilendirici yazılarınız için çok teşekkür ederim. Bu yazıda anlattığınız durum (MB nın bankaları %8.5 faiz ile fonlamasi ve bankaların da 10.49 ile borç vermesi) 2001 yılında kaldırılan kısa vadeli avanstan çokta farklı bir durum değildir.

      Sil
    3. Kısa vadeli avansta bir sınır vardı (bütçe ödeneklerinin % 15'i) bunda o sınır da yok.

      Sil
  14. Değerli hocam dolar borcum var 30.000 dolar kadar. Ama yıl sonuna kadarda var karşı taraf gurbetçi Şuan aracımı satıp ödeyebiliyorum. Ama eşim okula götürmek için kullanıyor. Yani araç şart. Okullar kapanınca satııp ödemeyi düşünüyorum ama bu seferde seçim sonrası dolar ne olur bilemiyorum. Ne yapayım sizce vakit ayırıp akıl verirsen gerçekten çok seviniriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam sen o borcu öde bence aracı satıp yoksa senin gurbetçinin borcu için evi artı arabayı satman gerekebilir seneye...

      Sil
    2. Valla hocam dolar daha sabit sanki araç daha hızlı artıyor ne yapacağımı bilemedim

      Sil
    3. alacaklı ile anlaşabilirsen borcu TL ye çevir,
      anlaşamazsan borcu önce 3 taksite böldür,
      seneye de 4 yaparsın.
      3 taksidi kabul etmezse,
      durumun yok de bırak seni hacze versin,
      ülkede 20+milyon haciz davası var, sıran gelene kadar iki yıl geçiyor.
      imkanın olunca ödersin.

      Sil
    4. Satma dolar fazla artmayacak yıl sonu dolar 22 falan olur araba zaten talep ve dolara endeksli dolar arttıkça talep arttıkça otv KDV arttıkça 2.el de sıfırda artar.

      Sil
    5. arkadaşım biraz ekonomiden anlıyorsan arabanı satıp borcunu ödemen gerektiğini bilmen gerekir. eşin çocuğu okula bırakıyorsa evde sadece senin çalıştığını varsayıyorum. ortalama bir maaşın varsa ( ona göre yazıyorum)
      1- arabanı sat, borcunu öde
      2- aynı değerde kredi ile alabileceğin bir araç bul
      3- bir devlet bankasına git ve şu an için bedava olan araç kredisine baş vur ve arabayı al.
      4- böylece döviz borcunu tl ye çevirmiş ve bedavaya yakın faizi olan bir kredi taksitine dönüştürmüş ol. nasıl olsa haziranda maaşa %40 ve üzeri ocakta yine aynı oranda zam gelecek yani çekmiş olduğun kredi ödemesi çerez parasına dönecek. bu arada dediklerimi yaparsanız banada bir yemek ısmarlayabilirsiniz..
      Not: eğer sana kredi çıkmıyorsa kredi puanı yüksek olan eşine dostuna git, arabayı ona satış yap, arabayı sen kullanmaya devam et, taksitleri öde, ödeyemezsen arabayı kredi çeken kişi ile birlikte sat..
      bunu düşünmemeniz beni düşündürdü inanın...

      Sil
  15. Dr.Emrah KESGİN2 Mart 2023 11:27

    Mahfi Bey, her zaman ısrarla belirttiğiniz gibi (yanlış ifade edersem lütfen uyarın) ekonomi programları tek başına bir anlam ifade etmemektedir. AFET, Hukuk, Sağlık, Eğitim, Dış Politika, Savunma vb. Devletin asıl fonksiyon alanlarını da içine alan bütünleşik bir Kalkınma Programı şarttır. Bu şekilde yapılan bir programın varlığını ve başarısını, en son yaşadığımız deprem faciasında maalesef tanık olduk. En çok bizi üzen nokta çaresiz insanların haykırışlarıdır.

    YanıtlaSil
  16. Yaşlılık nasıl gidiyor Mahfi bey?

    Alışıyor musunuz yavaş yavaş?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşlılığa alışmak zor kardeşim.

      Sil
    2. Yaşlılık mentalitesinden uzak durun hocam. Sen sensin yaşlılık diye bir şey yok.

      Sil
    3. Var var. Zihnin ne kadar sağlam kalsa da bedenin ona uyamıyor.

      Sil
    4. Hocam bosverin bunları. bunlar moral bozmak için boş bahaneler. Fiziginiz, 20 yaşında obez olmuş işi gücü gece gündüz bilgisayar oyunu oynamak olan ortalama bir fast foodcu Amerikalıdan 10 kat daha iyi. Uzanın koltuğa çayınızı kahvenizi alın manzaranın keyfini çıkartın. Fazla hareket etmesiniz de olur... Huzur huzur... En iyisi...

      Sil
  17. Yazılacak çok şey var ama, yazamıyorum.

    Sizin yazdıklarınıza katılıyorum.

    Şenol Çetinkaya.

    YanıtlaSil
  18. Hocam Ticarette altın kural markalasmaktir diyebilirizmiyiz müşterinin aklına gelen ilk firma olmak

    YanıtlaSil
  19. Mahfi bey lütfen net cevap veriniz, şaka değil:

    "6'lı Masa"nın adayı seçimi kazanıp yapısal reformları başlattığında, sizden, sizin kuracağınız kadroyla reformları safha safha, basamak basamak "denetlemenizi" ve denetim sonuçlarınızı halkla hiç çekinmeden paylaşmanızı rica ederse kabul eder misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu işleri gençler yapmalı artık. Bize düşüncemizi sorarlarsa söyleriz.

      Sil
  20. Hocam değerlendirmeleriniz önemli, bizleri gerçekten zor günler bekliyor. Zira bütün bu açıklar sonuçta halk tarafından ödenecek. Malesef 1999 depreminden daha ağır bir krizin bizleri beklediğini düşünüyorum. Bu krizi çifte vergilerle ödeyerek atlatacaksak hemen ödeyelim ama tahminimce bunlar çok yetersiz kalacaktır. Ayrıca dış yardımları çalışmanıza ileride dahil edeceğinizi belirmistiniz gerçekten bu güncellemenizi merakla bekliyorum, bu yardımlar çok önemli ve bu konuda sesimizin çok daha yüksek çıkması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta yeterince karşılıksız dış yardım olmaksızın bu işin üstesinden kalkacağımızı düşünemiyorum. Hocam ayrıca çalışmanızdaki inşaat maliyetleri inşallah belirttiğiniz seviyelerde gerçekleşir. Zira bu enflasyonist ortamda o maliyetlerle bu inşaatların ancak yarısının yapılabileceğini düşünüyorum. Ayrıca Önümüzdeki muhtemel krizden nemalanma peşinde olanları da üzülerek izliyorum. Netice olarak Allah yardımcımız olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 99 depreminden sonra pek çok Kit satılarak kaynak oluşturuldu.
      Şimdi satacak kit yok, diyanet var isteyene,
      okullar var, köprü ve yollar var, beton var,
      bunlar da ne kadar ederse.

      camiler de dolmuyor, yarısını market yapıp kira almak, yarısını da ibadethane yapmak en iyisi.

      Sil
  21. Yazılarınız için çok teşekkürler sayın hocam. Daha önceki yazınızda Ziraat Bankası yaptığı 20 milyar tl ilk bağışı Hazineden aldığını söylediniz ya bunu borç olarak mı alıyor hazineden menkul kıymet şeklinde? Bunu merak ettim. İkinci sorum da bankaların yaratmış oldukları bu kaydi paraların fiziki para olarak nasıl bi karşılık buluyor. Mesela banka topladığı mevduatın belli oranını merkez bankasına karşılık ayırdıktan sonra kalanını kredi verdi kredi çeken kişinin hesabına bu para geçmiş oldu. Kredi çeken bu kişi bu krediyi nakit olarak istediğinde bankalar nakit akışı için merkez bankasından bu parayı temin ediyor. Bizim ülkemizde 2001 krizinden sonra da merkez bankasının karşılıksız para basması yasaklandığına göre. Bu artan kaydi paraların nakite dönüşmesindeki talep merkez Bankası tarafından nasıl karşılanıyor? Saygılarımla Göker

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ziraat Bankası, sermayesi Hazineye ait olduğu için Hazine bankaya sermaye artırımı yaparak onun karşılığı bedelsiz para veriyor.
      Merkez Bankası'nın karşılıksız para basması yasaklanmadı, Hazineye doğrudan borç vermesi yasaklandı. Bütün paralar zaten karşılıksız basılıyor. Merkez Bankası da TL'yi karşılıksız basıyor.

      Sil
  22. Hocam borç trilyon dolar olsada devletin borçlanma imkanı sınırsız değilmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar değil. Risklere göre borç verenler o kadar borç vermezler.

      Sil
  23. Evrim "Teorisi", yani hâlâ teori hâlinde; pratikte, hayatta karşılığı yok.

    Tamam mı Mahfi bey, anladınız mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin yazdıklarınızı okuyunca evrimin olmadığı kanısına ulaşılabiliyor.

      Sil
  24. Hocam " her şerde vardır bir hayır" sözüne katılıyor musunuz?

    YanıtlaSil
  25. Hocam sanki çok zor bir şekilde borçla yapısını devam ettiren bir ekonomik durum içindeyiz gibi gözüküyor peki bunun çözümü yeni gelen iktidarla birlikte hızlı bir şekilde yapısal reformlar ve arkasından gelen mantığa ve bilime uyumlu ekonomi politikalarla ilerleyip ayrıca oluşan bu kadar zararın da güven verebilecek bir ekonomiyle dış ülkelerden gelecek para ile ülkenin refah değişiminin sağlanması mümkün müdür ? yoksa bu kadar zararın altından kalkmak daha büyük bedellere sebep olabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu enkazı kaldırmanın bedeli ne yazık ki çok ağır olacak ve uzun sürecek.

      Sil
  26. Hocam peki bu durumda diğer arkadaşlara verdiğiniz cevaplar doğrultusunda bir ek sorum olacak,

    Para basma + vergi artışları olacaktır muhakkak dediğiniz gibi ancak bunun piyasalar üzerinde etkisi ne doğrultuda olacaktır? Özellikle politik aktivitenin artması ve uzun süredir umudunu yitirmiş insanların tekrar son bir çare mantığı ile seçime yönelmelerinin ve yıllık maaş artışlarının son aylardaki genel piyasa yükselişlerine olan etkisini de göz önüne alacak olursak?

    Tabii genel piyasa artışını politik umuda atfememde hatalı bir görüş olabilir ve katılmayabilirsiniz ancak bu durumda piyasaların son 6 aydaki yeniden canlanmalarını bu durumda siz neye atfediyorsunuz?

    Şimdiden çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  27. Hocam elinize sağlık çok güzel ve düşündürücü bir kaleminiz var..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Konut Fiyatları Niçin Eskisi Kadar Artmıyor?

Kapitalizm