Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü
Kayıt dışı ekonomi; devletten
gizlenen, kayda geçirilmeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. Gölge ekonomi,
yasa dışı ekonomi, gayrı resmî ekonomi, yeraltı ekonomisi, gizli ekonomi, kara
ekonomi gibi adlarla da anılan kayıt dışı ekonomi, genel olarak ulusal gelir (GSYH)
hesapları dışında kalan bölümü ifade eder. Dolayısıyla ülke ekonomisinin
büyüklüğünü yansıtan GSYH hesapları kayıt dışı ekonomi kadar eksik görünür.
Kayıt dışılık çeşitli farklı biçimlerde
karşımıza çıkabilir: (1) Vergi dışılık: Satılan malın veya sunulan hizmetin
karşılığında alınan gelirin, ihracat bedellerinin vb. vergi idaresine
bildirilmemesiyle ortaya çıkar. (2) İstihdam dışılık: Çalıştırılan işçiye
ödenen ücretin vergisinin ödenmemesi, işçi için sosyal güvenlik primi
yatırılmaması. (3) Vergi dışılık dışında yasa dışılık: Uyuşturucu gibi yasal
olarak satışı yasak olan malların satışından elde edilen gelirler, illegal
kumar oynatma gibi yollardan elde edilen gelirler. Her kayıt dışı faaliyet yasa
dışı değildir; ancak bazı yasa dışı faaliyetler de kayıt dışı ekonomi içinde
değerlendirilir. (4) Düşük değer gösterimi: Satılan mal veya sunulan hizmetin
gerçek fiyat ya da ücretiyle değil bundan daha düşük bir değerle satılmış gibi
gösterilmesi halidir.
GSYH üç şekilde ölçülür: Üretim,
harcamalar ve gelir yöntemleriyle. (1) Üretim yönüyle GSYH ölçülürken ülkede
bir yıl içinde satışa sunulmak üzere üretilen bütün nihai mal ve hizmetler cari
piyasa fiyatlarıyla toplanır. Bu şekilde ölçüm yapılırken piyasaya sunulan ya
da ihraç edilen mal ve hizmetlerin kayda geçirilmemesi, vergi idaresine
bildirilmemesi sonucu GSYH hesapları kayıt dışı ekonomi kadar eksik ölçülmüş
olur. (2) Harcamalar yönüyle: GSYH bu yöntemle ölçülürken ülkede bir yıl içinde
yapılmış bütün tüketim, yatırım harcamaları, kamu harcamaları ve net ihracat
toplamına giren kalemler hesaba katılır. Burada kayıt dışılığı en fazla
etkileyen veri KDV’dir. Satılan malın fişi verilmemişse bu durum iki taraflı
sonuç yaratır: Harcama olarak kayda geçmez ayrıca gelir vergisi ve KDV
ödenmemiş olur. Yani bu durum hem üretim yönünden hem de harcamalar yönünden
GSYH kaydının dışında kalır. (3) Gelir yönüyle: GSYH bu yönüyle ölçülürken
ücret, faiz, rant ve kâr şeklinde elde edilmiş beyan edilmiş gelirler toplanır
bunlara amortismanlar, dolaylı vergiler ve sübvansiyonlar eklenir. Burada
ücretler toplanırken kayıt dışı istihdam kadarlık kısım GSYH hesapları dışında
kalmış olur. Faiz gelirleri stopaj yoluyla vergilendirildiği için fazla bir
kayıt dışılık çıkmaz. Rant ve kâr ise beyana tabidir ve bunlarda da kısmen ya
da tam kayıt dışılıklar olabilir.
Kayıt dışı ekonomi bütün
ülkelerde az çok görülen bir olgudur. Dünyada kayıt dışı ekonominin büyüklüğünün
toplam GSYH’nin (106 trilyon dolar) yüzde 12,5’u oranında olduğu tahmin
ediliyor. Sierra Leone yüzde 64,5 oranıyla en yüksek, Birleşik Arap Emirlikleri
yüzde 2,1 ile en düşük kayıt dışılığa sahip ülke konumunda bulunuyor. Kayıt
dışılık oranları Çin’de yüzde 20,3, ABD’de yüzde 5, Almanya’da yüzde 6,8,
Japonya’da yüzde 6,7’dir. Türkiye’de bu oran yüzde 16,1 olarak
hesaplanmaktadır.[i]
İnsanların kayıt dışılık oranlarını
çok daha yüksek olarak düşünmesinin nedenleri arasında gölge ekonomiyi, toplam
istihdam içindeki kayıt dışı istihdam payıyla karıştırmaları, çoğu zaman kendi
tüketici harcamaları açısından konuya bakmalarının yanıltıcı etkisi altında
kalmaları, kayıt dışı kalma olasılığı çok düşük olan kamu sektörünün yarattığı
ekonomiyi hesaba katmamış olmaları sayılabilir.
Kayıt dışı ekonomi sadece bir
istatistik hatası olarak alınmamalı. Bu faaliyetler, sistemin işleyişini bozan
ciddi sorunlar yaratır: (1) Kayıt dışılık arttıkça devletin vergi
gelirleri azalır. Bu durum, kamu hizmetlerinin kalitesinin düşmesine veya
devletin bütçe açığını kapatmak için kayıtlı olan kesim üzerindeki vergi yükünü
daha da artırmasına neden olur. (2)
Vergi ödeyen, sigortalı işçi çalıştıran ve standartlara uyan bir işletme;
vergi kaçıran ve kayıt dışı işçi çalıştıran bir işletmeye göre daha yüksek
maliyetle karşılaşır, sonuçta rekabet koşulları bozulur. (3) Kayıt dışı çalıştırılan
işçiler; emeklilik hakkı, kıdem tazminatı, işsizlik maaşı ve sağlık sigortası
gibi temel haklardan mahrum kalır. (4) Kayıt dışılığın yüksek olduğu bir
ekonomide veriler gerçeği yansıtmadığı için uygulanan politikalar yanlış teşhise
dayanan bu politikalar beklenen etkiyi yaratmaz. (5) Kayıt dışılığın
yaygınlaşması kayıtlı çalışanları da kayıt dışı çalışmaya özendirerek ahlaki
bozulmanın yayılmasına yol açar.
Türkiye ekonomisinde burada sayılan
sorunların tümünü derinlemesine yaşıyoruz.
Hocam son vaziyet kayıtdışı ekonominin kayıtiçini geçtiğini gösteriyor ama bunu tuik verisiyle hesaplanamaz.
YanıtlaSilÖyle bir şey söz konusu olamaz. GSYH 1,5 trilyon dolar. Kayıt dışı o kadar olsa her yerden tespit edilir.
SilGüzel bir yazı teşekkürler.. Peki hocam, %16 lık oranı Türkiye'nin yılda ortalama 20 milyar dolar altın ithalatı ile nasıl doğrulayabiliriz? 20 milyar x 10 = 200 milyar dolar altın ithalatı bu verinin yanlış olduğunu göstermez mi? Harcarken KDV'ye yakalandıklarını sayarsak %16-%20 belki uygun ancak. %20 gelir vergisini 10 küsur senedir kaçıran bir kesim var - nakit alışveriş ile - özel ders veren öğretmenler, öğrenciler, nakit iş yapan dükkanlar, esnaf vb. Bu kimseler - o yüzde 20 vergiyi kaçırmak için - altına, ikinci el nakit ödeme ile taşınmazlara, mal stoklamaya vs. yöneliyor olmalı. Nitekim altın ithalat verilerini bu gerçeği ortaya koyan bir kalem olarak görüyorum. İkinci el araba satışları, konut satış verileri filan da diğer kalemler olsa gerek. Yani %16-20 bandından ziyade bu gelir vergisinden kaçanları hesap ettiğimizde daha yukarılara çıkan bir kayıt dışı ekonomi oranı olmasına işaret ediyor. Düşünceleriniz? Teşekkürler
YanıtlaSilAltın ithalatının tamamı kayıt dışı değil. Doğrulayamayız. OECD'nin hesabı % 27 kayıt dışı ekonomi olduğu şeklinde. Hangisinin doğru olduğu bilinmiyor. İkisi de tahmin. Benim kullandığım raporu inceledim kullandıkları ekonometrik yöntem doğru.
SilHocam dolar baskılanmasaydı ve kayıt dışı ekonomi olmasaydı dolar ne kadar olurdu?
YanıtlaSilOlması gereken dolar kurunu doğru hesaplamak için doların baskılanamadığı 2001 kriz yılını baz almak gerekir. Neden? Çünkü tüm krizlerde dolar, piyasa koşulları gereği mecburen gerçek değerine ulaşır. Bu bağlamda bakıldığında ve virgülüne kadar hesap yapıldığında olması gereken dolar kuru şimdiki seviyenin 3,418337 katı olmalıdır. Güncel kur şu anda 43,3724 TL ise demek ki doların gerçekte olması gereken seviye 148,2614 TL'dir.
SilVeriler:
Aralık 2001 yoksulluk sınırı: 892,407 TL
Aralık 2025 yoksulluk sınırı: 98.188,11 TL
2001 ortalama dolar kuru: 1,22541182 TL (6 sıfır atıldıktan sonra)
2025 ortalama dolar kuru: 39,44238 TL (TCMB henüz açıklamadı fakat paraçevirici'deki bilgi budur)
Ailenin kaçınılmaz giderleri yaklaşık 110 kat artarken, baskılanmadığı takdirde dolar kurunun da aynı oranda artması gerekirdi. Oysaki dolar kuru aynı oranda artmamıştır. Eğer aynı oranda artsaydı, 24 yılın sonunda dolar kurunun şimdikinden 3,418337 kat fazla olması gerekecekti. Bu durumda doların ortalama yıllık baskılama oranı da %6,25 olmaktadır.
Dövizin artmasını beklemek abesle iştigal etmektir. .MB Döviz rezervleri 205 milyar dolar. Bu veri dövizin fazla hareket edemeyeceğini gösteriyor.
SilRezervler konusunda o kadar rahat olmayın derim. Çünkü faizin yüksekliği nedeniyle herkes dolarını bozdurup TL'ye geçiyor. Bankalara satılan dolarları bankalar TCMB'ye satıyor ve rezervler artıyor. Enflasyon düşler faizler de düşerse olay tersine döner ve dövize dönüş başlar, o zaman aynı şekilde rezervler eriyiverir.
SilHocam 2017'deki makalenize göre paranın dolaşım hızı 2 iken 2024 yılında 9'a yükselmiş. Kayıtdışı azaldıkça paranın dolaşım hızı mı artıyor yoksa bu değişikliğin başka bir sebebi mi var?
YanıtlaSilEnflasyonist ortam bunu tetiklemistir.
Sil2024'de 9'a yükselmedi yine 3'e yakın bir düzeyde duruyor.
SilEvet haklısınız M2 500 milyar USD imiş 5 trilyon TL değil. Yine de bir hızlanma var.
SilYazınız için teşekkür ederim Hocam. Türkiye'de vergi sistemindeki adaletin sağlanamaması (az kazanandan az, çok kazanandan kademeli olarak çok) nedeniyle daha uzunca bir süre kayıtdışılığı konuşuruz gibi geliyor bana. Bordro mahkumu dediğimiz vatandaşların gelir vergisi dilimleri yüzünden söke söke alınan paraları da cabası. ADALET yoksa HAK da olmuyor maalesef...
YanıtlaSilO paraları devlet işçi adına işverenden alıyor. İşçiye kalsa vergi ödemez.
SilHocam , kayıt dışılık hep var , en gelişmiş ülkelerde dahi yüzde 5 üzerinde olduğunu yazmışsınız . Ülkemizdeki yüzde 16'yı yüzde 5'e düşürebilsek ekonomimiz daha iyi olabilir mi ?
YanıtlaSilO paraları doğru kullanabilirsek tabii ki daha iyi olur. Ama doğru kullanamazsak daha kötü olabilir.
SilSayın Eğilmez, net hata noksan verisi ile bahse konu bilgi arasında ki ilişki nedir acaba?
YanıtlaSilBir bölümü bunlarla ilgilidir muhtemelen ama kayıt dışılık net hata noksanın neredeyse 21 katı büyüklüğünde.
SilHocam,
YanıtlaSilEğer külfet oluşturmayacaksa;
Yazı takviminiz arasında "her ay 1 tane yazı" olmak üzere:
Sadece ama sadece "1970'li ve 1980'li yıllarla" sınırlı olmak koşulu ile; maliye müfettişliği yaptığınız yıllar boyunca, Türkiye'nin her köşesindeki şirketleri tek tek ziyaret edip, onların mali kayıtlarını bizzat yerinde teftiş etmiş tecrübeli bir iktisatçı olarak; yaşadığınız ilginç olayları, ilginç hatıralarınızı, "her ay 1 tane yazı" olmak üzere yazar mısınız?
Size yük olur mu?
Örnek:
"Ben, 1976 yılında; Mardin'deki bir tekstil atölyesini teftiş etmeye gittiğimde, atölyenin sahibi ve hâlâ çalışan 67 yaşındaki şirin bir amcayla tanıştım. Kendisine, "atölyesinin mali kayıtlarını tuttuğu muhasebe defteri var mı? / yok mu?" diye sorduğumda, bana çekmecesinden özenle sakladığı devasa muhasebe defterini çıkardı, kaydı nasıl tuttuğu anlattı ve şunları söyledi: Mahfi bey evladım, benim yarın oğlumun düğünü olacak onun tatlı telaşı içindeyim; sen güvenilir bir müfettişe benziyorsun sana güveniyorum, sana ben bu defteri şimdi vereyim, konakladığın otelde incelemeni yap, raporunu hazırla, işin bittiğinde defteri yine benim dükkânıma geri getirirsin. Ben de sana; güzel ilimiz Mardin'den ayrılmandan önce, oğlumun düğünü için kestireceğimiz kurban etinden bir miktar veririm, hediye niyetine Ankara'da ailenle beraber yersin."
Ben anılarımı 2000 yılında yayınlanmış olan ve o zaman çok ilgi çeken Light Günlük adlı kitabımda yazmıştım.
Sil