Algıdan Gerçekliğe: Trump ve İran

ABD Başkanı Trump’ın İran operasyonlarına ilişkin son açıklamaları, sadece siyaset bilimini değil, sosyal psikolojiyi de yakından ilgilendiren ibretlik bir vaka sunuyor. Trump, "İran savaşı hemen hemen tamamlandı. Tahminlerimizin çok önünde ilerledik" diyerek bir başarı tablosu çizse de, sahadaki veriler bu öykünün rasyonel bir temele dayanmadığını, aksine jeopolitik ve ekonomik maliyetlerin hızla arttığını gösteriyor.

Buradaki asıl mesele, yapılanın sadece başkalarını ikna etmeye yönelik klasik bir "algı yönetimi" (perception management) olmamasıdır. Trump’ın durumunda çok daha derin bir sorunla karşı karşıyayız: Kendi kendine uygulanan psikolojik manipülasyon (İngilizcesi self-gaslighting).

Normal koşullarda "gaslighting", bir kişiyi kendi gerçekliğinden şüphe eder hale getirme yöntemidir. Ancak bir lider, yarattığı hayali başarıya sadece kitleleri inandırmakla kalmayıp kendisi de buna inanmaya başlıyorsa, bu durum bir "öz-yanılsama" halidir. Kişi, egosu veya ideolojik körlüğü nedeniyle olumsuz verileri reddedip kendi uydurduğu anlatıya hapsolur; bir anlamda kendi hazırladığı zehri içmeye başlar.

Bu zihinsel yanılsamanın ekonomik faturası, Beyaz Saray’daki pembe tablodan çok farklı görünüyor: Savaşın finansmanı, bütçe açıklarıyla boğuşan ABD ekonomisine ciddi bir ek yük getiriyor. Savunma harcamalarının GSYH içindeki payının artması, enflasyonist baskıyı doğrudan tetikliyor. Bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarında oynaklığı artırırken, tamamlandı denilen süreç ucu açık bir bataklığa dönüşme riski taşıyor. Artan jeopolitik riskler ve çatışmacı dil, doların küresel rezerv para birimi konumunun daha yüksek sesle sorgulanmasına yol açıyor.

Bu savaşın yarattığı belirsizlikler ve risk artışı yalnız ABD’yi değil müttefikleri de dâhil olmak üzere bütün dünyayı olumsuz etkiliyor. Bu gelişme, zaten sevilmeyen bir ülke olan ABD’yi iyice kötü bir konuma ve yalnızlığa itiyor. Çin, ABD ile giriştiği hegemonya mücadelesinde yalnızca kendi çabasıyla alabileceği yoldan kat kat fazlasını bu savaşla alacak. 

Hatalı veriden doğru analiz çıkmaz. ABD, sahadaki realiteyle değil, Başkan’ın zihnindeki hızlı zafer senaryosuyla hareket ettiği için doğru karar alma mekanizması çökmüş durumdadır.

Binlerce yıl önce Sun Tzu, Savaş Sanatı kitabında zaferin ve yenilginin formülünü şöyle özetlemişti:

"Eğer hem düşmanı hem de kendinizi tanıyorsanız, yüz savaşa girseniz bile sonucundan korkmanıza gerek yoktur. Kendinizi tanıyor ama düşmanı tanımıyorsanız, kazandığınız her zaferin ardından bir yenilgiyle sarsılırsınız. Eğer ne düşmanı ne de kendinizi tanıyorsanız, girdiğiniz her savaşta mağlup olursunuz."

Bugün Beyaz Saray’da sergilenen tablo, Sun Tzu’nun en ağır mağlubiyet uyarısını yaptığı o üçüncü kategoriye girmektedir: Ne kendini ne de düşmanı tanımak. Kendi kapasitesini ve ekonomik kırılganlıklarını yanlış değerlendiren, bölge dinamiklerini ve rakibin direncini küçümseyen bir yönetim, stratejik hatalar yapmaya mahkûmdur. Tarih, kendi propagandasını gerçek sanan liderlerin ödediği ağır faturalarla doludur.

Başkalarını kandırmak bir siyaset stratejisi olabilir ama kendinizi kandırmak sadece bir felaket reçetesidir.

 

The Heavy Price of Self-Delusion: From Perception to Reality in the Iran Conflict

Mahfi Eğilmez

U.S. President Trump’s recent statements regarding the Iran operations present a cautionary tale that concerns not only political science but social psychology as well. While Trump paints a picture of success, claiming that "the war in Iran is almost complete and moving far ahead of our estimates," the data from the field suggests that this narrative lacks any rational foundation. On the contrary, geopolitical and economic costs are mounting rapidly.

The core issue here goes beyond mere "perception management"—a strategic tool used to convince or deceive others. We are facing a much deeper phenomenon in Trump’s case: self-gaslighting (a form of self-inflicted psychological manipulation).

In standard terms, "gaslighting" is a method used to make others doubt their own reality. However, when a leader not only convinces the masses of an imagined success but begins to believe it himself, this reaches the level of "self-deception." Driven by ego or ideological blindness, such an individual rejects negative data and becomes trapped within their own constructed narrative; in a sense, they begin to drink the very poison they prepared for others.

The economic bill for this mental illusion looks quite different from the optimistic outlook presented by the White House: The financing of the war imposes a significant burden on a U.S. economy already struggling with budget deficits. As the share of defense spending in GDP increases, it directly triggers inflationary pressure. Furthermore, instability in the region exacerbates volatility in energy prices, turning what was declared a complete process into a potential quagmire with no clear end in sight. Rising geopolitical risks and the administration's confrontational rhetoric are leading to a louder questioning of the U.S. dollar’s status as the global reserve currency.

The uncertainty and rising risk generated by this war impact not just the U.S., but the entire world, including its allies. This development is pushing the U.S.—already a country struggling with its global image—into a position of deeper isolation. In its ongoing struggle for hegemony, China stands to gain far more through this war than it ever could have achieved through its own efforts alone.

You cannot derive a correct analysis from faulty data. Because the U.S. is operating not on the reality of the field, but on the President’s quick victory scenario, its decision-making mechanism has effectively collapsed.

Thousands of years ago, Sun Tzu summarized the formula for victory and defeat in The Art of War: "If you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. If you know yourself but not the enemy, for every victory gained, you will also suffer a defeat. If you know neither the enemy nor yourself, you will succumb in every battle."

The current situation in the White House falls squarely into the third category—the one Sun Tzu warned leads to the most severe defeats: knowing neither oneself nor the enemy. An administration that miscalculates its own capacity and economic vulnerabilities while underestimating regional dynamics and the opponent's resolve is destined to make strategic blunders. History is full of the heavy prices paid by leaders who mistook their own propaganda for reality.

Deceiving others may be a political strategy, but deceiving yourself is nothing more than a recipe for disaster.

Yorumlar

  1. Tarih tekerrürden ibarettir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında tekerrür eden tarih değildir hatalardır diyenler var. Ki bence doğrusu o.

      Sil
  2. Hocam, yapay zekaya (Gemini) makale başlığıyla metni veririp :bu makale için tanıtım resmi oluştur" komutu güzel sonuç yaratıyor. Ben ingilizce kısım için denedim gayet iyi oldu. Deneyip belki hem burda metinde hem de twitter da yeni makale duyurularınıza eklersiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneri için teşekkürler. Ben de sizin öneriniz üzerine yaptırdı aynı şeyi. Bakalım ileride belki oraya da geliriz. Sevgiler.

      Sil
  3. Çok ama çok yerinde bir yorum hocam, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Her milleti Kızılderili zanneden Beyazlar !... ABD nin en faydalı projesi şüphesiz, Türkiye projesidir. 1938 den sonra soft, 1952 den sonra hart taktik işe yaramış mı ? Gelecekteki Sarı Beyaz savaşında Çingenelerin dansı ve Siyahların prostatı sonu belirleyebilecek mi ? Sonuçta herkes tüfenke karşı mızrakla savaş etmiyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Altın ve Gümüş Fiyatları

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü