Kamu Kesimi Borçları

Kamu kesimi borç stoku; belirli bir tarihte kamu kesiminin (merkezi yönetim, yerel yönetimler, kamu kuruluşları) toplam borç anaparasının büyüklüğüdür. Borç stoku anapara üzerinden ölçülür, işlemiş fakat henüz ödenmemiş faizler genellikle stok hesabına dahil edilmez (Kamu Kesimi Toplam Borç Stoku = Merkezi Yönetim İç Borç Stoku + Kamu Kesimi Dış Borç Stoku.)

Türkiye’de durum şöyledir:

Kamu Kesimi Toplam Borç Stoku = 8.664 milyar TL + 196 milyar dolar

Dış borç tutarını bugünkü 44,5 kuruyla hesaplarsak 8.722 milyar lira eder. Bu durumda kamu kesimi toplam borcu 17.386 milyar lira olarak hesaplanır (bu yalnızca anaparadır, faizler hesaba ödenme anında katılır.)    

Kamu kesimi borç yükü ifadesi iki anlamda kullanılır: (1) Kamu kesimi borç stoku / GSYH, (2) Bütçede Faiz giderleri / Toplam bütçe giderleri

Kamu kesimi borcu GSYH ilişkisi şöyledir (2025 itibarıyla, GSYH: 63.021 milyar TL):

Kamu Kesimi Borç Yükü 1 = (17.386 / 63.021) x 100 = % 27,6

Merkezi yönetim faiz giderleri bütçe giderleri ilişkisi de şöyledir (2025 itibarıyla bütçe giderleri toplamı: 14.635 milyar TL, faiz giderleri: 2.054 milyar TL):

Kamu Kesimi Borç Yükü 2 = (2.054 / 14.635) x 100 = % 14

Her iki ölçüyle de kamu kesimi borç yükünün düşük olduğu görülüyor.

Borçlu ve alacaklı: Borcu alan kurum borçlu, borcu veren kişi veya kurum da alacaklıdır. Borcu alan genellikle tek kurum (Hazine, KİT, Belediye) olmakla birlikte alacaklı birden fazla kurum olabilir. Örneğin Hazine borçlanma yaparken birden fazla banka belirli oranlarda borç veren konumunda olabilir. Bu tür borçlanmaya sendikasyon kredisi denir.

Hazine, kişilerden, kurumlardan, yabancı devletlerden, yabancı kurumlardan borçlanabilir.

Kamu borçlanmasının araçları: Hazine, merkezi yönetim adına borçlanırken tahvil ve bono satarak borçlanır. Bu araçlar borcun çeşidine göre değişir.

Borcun Çeşitleri: Kamu kesimi iki farklı borçlanma yapabilir: İç borçlanma ve dış borçlanma. İç borçlanma yurt içinde yerleşik olan kişi ve kurumlardan alınan borçları, dış borçlanma ise yurt dışında yerleşik olan kişi ve kurumlardan yapılan borçlanmayı ifade eder. İç ve dış borcun belirlenmesinde para cinsinin önemi yoktur. Önemli olan alacaklının nerede yerleşik olduğudur. Dış borçlanma tahville (Eurobond, yabancı para cinsinden tahvil, değişken faizli tahvil, sukuk tahvili gibi), İç borçlanma DİBS ortak adıyla anılan bir yıl ve daha uzun vadeli tahvil ve daha kısa vadeli bonolarla yapılıyor.

Brüt borç stoku: Toplam borç stokunu, Net borç stoku: Brüt borç stokundan – kamu varlıklarının (rezervler, mevduatlar) düşülmesiyle kalan tutarı gösterir.

Borcun yapısı; borcun vadesi, faiz oranı ve taksitleri gibi kavramları içerir. Vade, borcun anaparasının ne kadar sürede (1 ay, 1 yıl, 3 yıl gibi) ödeneceğini gösterir. Faiz oranı borcun borçluya maliyetini, alacaklıya da getirisini gösteren orandır. Borcun taksitler, borç anaparasının kaç taksitte, hangi miktarlarda ve hangi tarihlerde (altı ayda bir ya da vade sonunda tek seferde gibi) ödeneceğini ifade eder.

Hazine’nin iç borçlanmasında ortalama vade 2025 yılsonu itibarıyla 33 aydır. Dış tahvil stokunun ortalama vadesi de 58 aydır.

Borcun maliyeti; borçlanan için borcun toplam ekonomik yükünü ifade eder. Basitçe söylemek gerekirse, borcun maliyeti, borcu almak için ödenen faiz ve diğer ek yükümlülüklerin (komisyon, sigorta, taahhüt ücreti vb.) toplamıdır.

Dış borçlanma maliyeti kabaca ABD tahvil faizi + risk primi (CDS’e yakın bir gösterge) üzerinden oluşur. Bunun üzerine o borcu almak için ödenen komisyonlar, taahhüt bedelleri vb. eklenince borcun maliyeti ortaya çıkar.

Türkiye açısından günümüz itibarıyla durum şöyledir: (Türkiye İçin Dış Borçlanma Faizi = ABD 10 yıllık Tahvil Faizi + Türkiye CDS Primi)

Türkiye İçin Dış Borçlanma Faizi = 4,3 + 3, = % 7,3

İç borçlanmada kullanılan borçlanma aracı olan DİBS’lerin faizi enflasyon ve TCMB’nin faizine göre ihaleyle belirleniyor. Bugünlerde söz konusu faiz yüzde 34,34’dür. Bunun mevduat faizine göre düşük olmasının nedeni ülke hazinesinin bankalara göre daha düşük riskli kabul edilmesinden ve DİBS’lerden elde edilen faiz gelirlerine uygulanan vergilerin daha düşük (bazı hallerde sıfır) olmasından kaynaklanıyor.

Hazine’nin iç borç stokunun ortalama faiz maliyeti 2025 yılsonu itibarıyla yüzde 39’dur

Kamu kesimi borç servisi: Kamu kesiminin aldığı borcun faiz ve anapara geri ödemelerini düzenli olarak yapma sürecidir.

Kamu kesimi borç servis oranı: Kamu kesiminin borçlarını ödeme gücünü ölçen bir finansal göstergedir.

Kamu Kesimi Borç Servis Oranı = Kamu Kesimi Borç Servisi / Kamu Kesimi Geliri  

Sonuç olarak bulunan oran; 1’den büyükse iyi, bire eşitse sınırda, 1’den küçükse risklidir.

Borcun sürdürülebilirliği; borcun büyüklüğü + ödeme kapasitesi + faiz ve vade yapısı gibi birçok faktöre bağlıdır. Borç servisinin sürdürülebilir olması çok kritik. Eğer bir kişi ya da kurum borç servisini karşılayamazsa: Temerrüde (ödeyememe durumuna) düşebilir ve finansal sıkıntılar yaşar

Borç çevirme oranı; vadesi gelen borcun ne kadarının yeniden borçlanarak ödendiğini gösterir. Finansal piyasa güveninin somut göstergelerinden birisidir.

Borç Çevirme Oranı = (Yeni Borçlanma / Vadesi Gelen Borç) x 100 

Borç Çevirme Oranı = 100 ise borç tamamen çevriliyor, Borç Çevrime Oranı > 100 ise borç çevrildikten başka ek borçlanma yapılıyor (ki bu borç stokunun artması anlamına gelir), Borç Çevirme Oranı < 100 ise borçlanılandan daha fazla geri ödeme yapılıyor (ki bu borç stokunun azalması anlamına gelir.)

2026 yılı Mart ayına ilişkin açıklanan programa göre Mart ayında 430,2 milyar liralık ödeme yapılacak buna karşılık 315,5 milyar liralık borçlanma yapılacaktır. Kalan 114,7 milyar liralık fark da diğer kaynaklardan (kaza, banka vb.) karşılanacaktır. Bu durumda Mart 2026 için borç çevirme oranı 100’den küçük olduğuna göre borç stokunda azalma olacak demektir. Borç çevirme oranının değişimi temel olarak üç faktöre bağlıdır: Reel faiz oranı (r), ekonomik büyüme (g), birincil bütçe dengesi (faiz hariç bütçe dengesi)

Eğer reel faiz oranı (r), ekonomik büyümeden (g) büyükse ve birincil fazla yoksa borç stoku artma eğilimindedir. Eğer reel faiz oranı (r), ekonomik büyümeden (g) küçükse ve birincil fazla varsa borç stoku azalma eğilimindedir.

Borcun gelecekte sürdürülebilir olup olmadığını analiz edebilmek için Borç/GSYH projeksiyonları, kur ve faiz senaryoları, birincil denge tahminlerini çıkarmaya ve şok analizleri yapmaya gereksinim vardır.

Temerrüt hali: Kamu kesiminin aldığı borcu ödeyememesi halidir.

Kredi notu: Kredi notu bir kişi, kurum ya da devletin borç verenler tarafından ne kadar riskli göründüğünü belirleyen bir değerlendirmedir. Kamu kesiminin kredibilitesi iki şekilde değerlendirilir: (1) Kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği kredi notları (bunlar en iyiyi gösteren AAA’dan en kötüyü gösteren F’ye kadar değişen notlardır. BBB notu kredi eşiği olarak kabul edilir ve bunun altındaki notlar ülkenin çok riskli olduğu anlamına gelir. Ülkenin kredi notu AAA’ya ne kadar yakınsa kredisi o kadar yüksek demektir.) (2) Her gün arz ve talebe göre piyasada belirlenen bir çeşit sigorta primi olan CDS primi (CDS primi 300 baz puanın üzerindeyse ülke aşırı riskli kabul edilir. CDS primi sıfıra ne kadar yakınsa ülke o kadar düşük riskli demektir.)  

Türkiye’nin bugün itibarıyla kredi notu BB- düzeyindedir. Bu not Türkiye’yi riskli ülkeler kategorisine sokmaktadır. CDS primi ise 286’dır. Bu, yüksek bir risk primi oranıdır ama 300’ün altında olması yine de olumludur.

Hazine garantisi: Borcu alan kamu kuruluşunun vadesi geldiğinde borcu ödeyememesi hâlinde borcun Hazine tarafından ödeneceğinin garanti edilmesi demektir. Kamu kurumları (Kamu iktisadi teşebbüsleri, belediyeler vb.) özellikle dış borçlanmaya gittiklerinde borç verecek olanlar Hazine garantisi talep ederler.

Hazine garantili dış borç stoku 2025 yılı itibarıyla 15,3 milyar dolardır.


Yorumlar

  1. Değerli hocam, emeğinize kaleminize sağlık. Benzer durumu biz kendimiz için de takip ediyoruz malum, borcu borçla takla attırır noktadayız, buna rağmen kredi notumuzun birey olarak çok düşük olmaması iyi birşey diye mi düşünmeliyiz yoksa bankalar riski üstleniyor mu demeliyiz bireyselde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar riski ister istemez paylaşıyor yoksa kimse iş yapamayacak.

      Sil
    2. çok teşekkürler hocam, saygılar

      Sil
    3. Mahfi hocam sizden bir ricam var. 1929 Buhranını etraflıca hangi kitaptan okumalıyım?

      Sil
    4. John Kenneth Galbraith'in Büyük Kriz 1929 adlı kitabı krizi en iyi anlatan kitaptır.

      Sil
  2. Sayın Mahfi hocam, okuduğum yazıdan anladığım kadarıyla, iç borçlanma yapan bir devlet , bağımsız olması gerekirken kendi müdalele ettiği TÜİK gibi bir kurum marifetiyle ,enflasyonu gerçek enflasyondan düşük gösterip, resmiyette TÜİK enflasyonu üzerinde reel faiz veriyor gibi görünürken , gerçekte daha düşük reel faiz vererek borcunu enflasyon ile eriterek borç verenlere ödetiyor diyebilirmiyiz ? , enflasyonun düşmemesininin bir nedeninide aslında reel faiz veriyor gözüküp gerçekte yeteri kadar reel faiz vermemiş olmasına bağlıyabilirmiyiz ? saygılarımla Okan Arıöz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğinin gerçek olması için faizden para kazanmak isteyen alacaklının saf olması lazım.

      Sil
    2. Dolardan dönenler saf değil tam tersine buradan inanılmaz para kazanıyorlar. Bunu defalarca yazdım örneklerle anlattım. Bir kez daha anlatayım:
      Diyelim 1000 dolarınız var. Bunu bankada dolar hesabında tutarsanız kazanacağınız faiz 1 dolar. YP yatırım fonuna yatırsanız elde edeceğiniz faiz getirisi % 5 - 6 olur. Eğer bunu TL'ye 45 TL kurla çevirip elinize geçen 45 bin lirayı yüzde 35 net faizle TL mevduata yatırırsanız bir yılın sonunda elinizdeki para (anapara + faiz) 60.750 lira olur. Kur eğer beklendiği gibi 52 TL olmuşsa paranızın karşılığı (60.750 / 52 =) 1.168 dolar eder. Yani elde ettiğiniz dolar faizi % 16,8'e gelir.
      Dünyanın hiçbir yerinde böyle faiz elde edemezsiniz.
      Olay budur. Onun için insanlar buraya dolar getirip TL hesaplara yatırıp dünyaları bizim sırtımızdan kazanıp gidiyor. Biz de onları saf sanıyoruz.

      Sil
    3. Mahfi bey, dolar getirip TL faize yatırarak bir yılın sonunda % 16,8 dolar faizi alanları mb kendi eliyle beslemiş oluyor, doğru yönetim şekli doların her ay enflasyon oranında arttırılması gerekmezmi, dolar kuru % 35 arttırılsa idi böyle bir anormallik olmayacaktı, değilmi,

      Sil
    4. Doğru yönetim piyasada kur oluşumuna karışmamaktır. Ne var ki o zaman kur 60 TL'ye çıkar ve bu tür faiz soygunu önlenmiş olur ama bu sefer de GSYH ve kişi başına gelir bugünkü düzeyinin çok altına düşer. Doğrusu da odur ama iktidar o zaman övünemez.

      Sil
    5. Tamam faizciler dolar bazında kazanıyor buna itirazım yok. Ama dolar bazında devletin geliri patronun geliri ve işçinin geliri de artıyor. Bunu da görmek gerekir. İşçinin maası dolar bazında sürekli artınca bu suni bir artış olmuyor eğer öyle olsa yerli faizcinin kazandıgı dolar da suni olur.

      Sil
    6. Mahfi bey, ekonominin en can alıcı konusu döviz kuru değeridir, döviz kuru değersiz tutulduğu yıllarda ithal mallar ucuz, yerli üretim malları pahalı olunca ucuz ithal mallara bağımlı hale geldik, üretim ve istihdam gücü kaybettik bu durum 15 veya 20 yıl devam etti ve dış borç stoğu çok arttı, üretim gücü kaybı göz ardı edildi, ithalata esas bağımlılık bu yüzden oluştu, esasta ekonominin mirengi noktası döviz kuru olması gerekirken döviz kurları başıboş bırakıldı, sorunlar birikti ve ağırlaştı, son halimiz bu gibi görünüyor selamlar,

      Sil
    7. 19:06: Patronun ve işçinin geliri dolar bazında artmıyor. Bu da tıpkı faiz kazancında olduğu gibi doların baskılanmasının yarattığı bir görüntüden ibaret. Normalde 60 TL olması gereken dolar kurunu 44 lira olarak tutarsanız (faizle ve diğer müdahalelerle) gelirler dolar cinsinden olduğundan çok yüksek görünür. Bunun bir illüzyondan ibaret olduğunu defalarca anlattım.

      Sil
  3. Değerli Hocam, çok önemli değerler paylaştınız ve sorun büyük, taşınan risk ve olası kurda beklenmeyen gelişmeler, borçlanma maliyetini arttıran (cds artışı gibi) unsurlarla nereye evrilebilir, önlem almalıyız. 8.664 olan trilyon ve dış borcun çevrim kurundan ulaştığınız değer de trilyon TL olacak sanırım. Sonrasında TL’den gidersek de aynı 3 sıfıra ihtiyaç olabilir, siz yeni banknot basmaktansa 3 sıfır atalım mesajı vermiş de olabilirsiniz, izninizle bir kinaye :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) 8.664 milyar diye yazılınca 8 trilyon 664 milyar diye okunur. Oraya trilyon yazarsanız o zaman 8 katrilyon 664 trilyon diye okunur.

      Sil
  4. Değerli Hocam bugünkü yazınız da çok güzel, teşekkür ederiz. 13 Mart yazınızın yorumlar kısmında bir soru yöneltmiştim, eğer fark etmediyseniz uygun olduğunuzda bakmanız mümkün olur mu? Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı geride kalınca sizin sorunuzu görmemişim. O yazıda sizin sorunuzun altında yanıtladım. NHN için haklısınız ama devlet tahvillerindeki değişimi gerekli kalemlere yansıtmışlar.

      Sil
  5. Murat DAĞLIOĞLU27 Mart 2026 22:51

    Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  6. Saygıdeğer hocam, Kamu kesimi borç yükü hangi temel göstergelerle ölçülmektedir ve Türkiye'nin 2025 yılı itibarıyla bu göstergelerdeki konumu nedir?

    YanıtlaSil
  7. Elinize sağlık hocam .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey, bilgilendirici ve konuyu detaylı açıklamalarınız için teşekkür ederim, ister iç borç ile TL, isterse döviz borcu olsun ganimet sanıp çar çur etmeden yerinde kullanmak lazım, bu borçların yerindelik denetimleri yapılıyor Mahfi bey, selamlar,

      Sil
    2. Mahfi bey, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yaklaşık 2 katı döviz faizi ödememiz risk primimizin yüksek olduğunun göstergesi değil mi selamlar,

      Sil
    3. Mahfi bey, yaşadığımşehirde önce belediye kanalizasyon için kaldırım ve yolları kazdı, bir yıl sonra PTT iletişim kablosu için yolları kazdı, bir yıl sonra tedaş enerji kablosu döşemek için kazdı, bir yıl sonra dogal gaz döşemek için kazıldı, en son kazan, binaların su tesisatına ve elektrik kabloların zarar verdi, tesisatların arıza ihtimali arttı, selamlar,

      Sil
    4. Mahfi bey, şehirlerin alt yapı yatırımları amortisman süresi yaklaşık olarak 20 yıldır, bu tesisler 5 veya 10 yılda arızalanıyor ise bunlar için alınan borçlar ziyan oluyor demektir, bunların denetimini yapan kurumlar varmı, selamlar

      Sil
    5. Normalde var halk, ,ama halkın bir kesimi için eski kokuşmuş düzeni savunan parti ise hiç farketmez.Tuvalet terliğine oy veririz diyen insanlar var.

      Sil
  8. İç borçların artması enflasyon dönemlerine denk geliyor ve hükümetlerde borçlanırken ödediği faizi; enflasyonun altında helir verdiği düşük gelir gruplarının alım gücünü düşürerek ödemekte ve kamu borcu böylece yönetilebilir olmaktadır.Yani hesapsız günlük savurgan harcama yapan iktidarlar çözümü bu şekilde bulmaktadır .Ancak kemerin son deliğine gelindiğinde işler çığırından çıkmakta ve gereken radikal tedbirler alınmaktadır ve bunun adı da kriz yönetimi olmaktadır.sonuç ta türkiyede krizler iç borç veya enflasyon nedeni ile çıkmamaktadır 1957 ,1970,1979,1989,1994,2001krizleri döviz kurunun ani zıplaması ile olmuştur yani dış borç ödemede sıkıntı ile kriz çıkmıştır çünki ülke demokrasi döneminde her daim dış ticarette açık ve dış finansman ihtiyacı borçlanma ile bugüne gelmiştir son iktidarda aynı yolda gitmektedir.ekonominin üretime dayalı ,teknolojik-yaratıcı segmentinin gelişmemesi inşaata dayalı tüketime dayalı ekonomi ile gidilecek nokta bellidir.tarih tekerrür ettiginde insanlaron şaşırmasına şaşırmamak elde degil.
    Saglık ve esenlik dileklerimle

    YanıtlaSil
  9. Hocam,

    21 yaşındayım, biz gençlere tavsiyeniz nedir, çok sıkıştırılıyoruz!

    Siz gençken özgür müydünüz?

    Sizin gençlik yıllarınız ile günümüz gençlerini kıyaslamak doğru mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi açıdan baktığınıza bağlı. Benim gençliğimde aileler çocukları üzerinde daha fazla disiplin kurarlardı. Şimdi o çok daha az. Buna karşılık benim gençliğimde gençler daha fazla söz sahibiydiler, şimdi o daha az. Hangisi daha fazla özgürlük siz karar verin.

      Sil
    2. Daha fazla söz sahibi oldukları konular siyaset, ekonomi gibi toplumsal konulardı. Onu kastediyorum.

      Sil
    3. Eskiden gencler madden fakir manen zengindi şimdiki gençler madden zengin manen fakirler ama manen fakirliği özgürlük olarak görüyorlar. Sürekli özgürlük vurgusu yaparak neyin esiri olduklarının farkında bile değiller.

      Sil
  10. Hocam , Türkiye İçin Dış Borçlanma Faizi = 4,3 + 3, = % 7,3 olarak belirtmişsiniz , ancak Carry Trade ile borçlanma faizi çok daha yüksek . Devletimiz Carry Trade ile borçlanmayı daha kolay mı veya başka bir sebeple mi tercih ediyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. % 7,3 ile bize borç veren fazla yok. Bizim tercihimiz sadece dolar gelmesi. Carry trade ile gelenler % 16 - 17 dolar faizi kazanıyorlar. İçeride dolardan TL'ye geçenler de aynı faizi kazanıyor.

      Diyelim 1000 dolarınız var. Bunu bankada dolar hesabında tutarsanız kazanacağınız faiz 1 dolar. YP yatırım fonuna yatırsanız elde edeceğiniz faiz getirisi % 5 - 6 olur. Eğer bunu TL'ye 45 TL kurla çevirip elinize geçen 45 bin lirayı yüzde 35 net faizle TL mevduata yatırırsanız bir yılın sonunda elinizdeki para (anapara + faiz) 60.750 lira olur. Kur eğer beklendiği gibi 52 TL olmuşsa paranızın karşılığı (60.750 / 52 =) 1.168 dolar eder. Yani elde ettiğiniz dolar faizi % 16,8'e gelir.
      Dünyanın hiçbir yerinde böyle faiz elde edemezsiniz.

      Sil
  11. hocam, köprüler vs için ödeme garantileri var. bunlar borçtan sayılmıyormu? Osmangazi köprüsünde geçiş ücretinin %50 den fazlasını devlet ödüyor diye biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar kamu borcu sayılmıyor. Ancak borcu alan borcu ödemez de Hazine garantisi devreye girerse o zaman devlet borcu haline geliyor.

      Sil
  12. Hocam Teşekkürler,

    Hazinemiz veya dünyadaki diğer hazineler neden başka para cinsi biriminden borçlanır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ithalatı Türk Lirasıyla yapamazsınız.

      Sil
  13. "Eğer reel faiz oranı (r), ekonomik büyümeden (g) büyükse ve birincil fazla yoksa borç stoku artma eğilimindedir. Eğer reel faiz oranı (r), ekonomik büyümeden (g) küçükse ve birincil fazla YOKSA borç stoku azalma eğilimindedir."
    Buradaki YOKSA kelimesi bana ÇOKSA veya VARSA olmalı gibi geldi. Ama pek de emin değilim. Belki farklı bir mantığı vardır. Çok kıymetli hocam yazınız için çok teşekkür ederim. Ders kitabı gibi. Zaman zaman başvuru eseri olarak dönüp bakmam gereken bir yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Haklısınız orada bir yanlışlık olmuş, düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  14. Hocam sizce 2023'te LIBOR dan SOFR a gecilmesi (SOFR overnight repo olduğu için) ve Fed'in indirim döngüsüne denk gelinmesi bu program dönemi borçlanmalarında bizim için etkisi ne derece oldu? CDS lerdeki dususte program kadar 120'den dönen ve 2023 ikinci yarısı civarı aşagı dönen DXY ile bunlarin EM'lerde riskleri azaltmasinin etkisi sizce ne kadar? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SOFR ve benzeri RFR'lerin LIBOR'dan farklı olarak geriye dönük değerlere dayanmasının faizlerin yükselmeye başladığı ortamda borçlanıcı lehine olduğunu tahmin edebiliriz. Faizler daha da yükselirse bu kez bu yeni düzenlemede de yeniden değişiklikler gündeme gelebilir diye düşünüyorum.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Altın ve Gümüş Fiyatları

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü