Savaş Öncesinde de Ekonomi Yorgundu
Önümüzdeki günlerde sık duyacağımız cümlelerden biri şu olacak: “Savaş olmasaydı her şey yolundaydı.”
Oysa öyle değildi.
Savaşın etkileri henüz verilere
tam yansımamışken, elimizde net bir fotoğraf var: Türkiye ekonomisi zaten ivme
kaybediyordu. Savaş, bu zayıflığın sebebi değil; hızlandırıcısı oluyor.
Bu yüzden bugünü anlamak için
önce o “son fotoğrafa” bakmak gerekiyor.
Büyüme: Potansiyelin Altında
2025’in son çeyreğinde büyüme
yüzde 3,4. Türkiye’nin potansiyeli ise yaklaşık yüzde 5. Aradaki fark az değil.
Enflasyonu düşürmek için
büyümeden fedakârlık anlaşılabilir. Ancak sorun sadece bu değil. İmalat sanayi
zayıflıyor, kapasite kullanım oranı son üç yılın en düşük seviyesine gerilemiş
durumda. Daha önemlisi, bugüne kadar ekonomiyi taşıyan hizmet sektörü de artık
yavaşlıyor. Bu tabloya savaşın maliyeti de eklenecek artık.
2026’da yüzde 2,5–3 bandında bir
büyüme bile iyimser görünüyor.
Enflasyon: Beklenen Düşüş Gelmedi
Yılbaşında beklenti netti:
Enflasyon, geçen yılın yüksek bazının etkisiyle hızla gerileyecekti. Öyle olmadı.
2025 sonunda yüzde 30,89 olan enflasyon, şubatta yeniden yükselerek yüzde
31,53’e çıktı. Üstelik bu artış, petrol fiyatları henüz 60 dolar seviyesindeyken
gerçekleşti.
Bugün petrol 100 doların
üzerinde. Petrol fiyatlarındaki bu artışın yılsonuna kadar devam etmesi halinde
enflasyona en az 4 - 5 puan ek yük getirmesi bekleniyor. Yılsonunda yüzde 30’un
altı artık hedef değil, iyimser bir senaryo gibi duruyor.
İşsizlik: Rakamlar Değil, Gerçeklik Önemli
Resmi işsizlik verileri tuhaf
dalgalanmalar gösteriyor: Bir ayda sert düşüp, sonraki ay yeniden yükseliyor. Bu
bir iyileşmeye işaret etmiyor.
Asıl tabloyu geniş tanımlı
işsizlik gösteriyor: Yüzde 30’un hemen altında ve neredeyse sabit. Bu, ekonomide
kalıcı bir sıkışmanın işareti olarak kabul edilmeli.
Savaşın getireceği yavaşlama işsizlikte
sıkıntıları artıracak.
Bütçe: Görünen ile Gerçek Arasında
İlk bakışta bütçe dengesi fena
görünmüyor: İlk iki ayda 190 milyar TL açık. Ama bu bir iyileşme değil. Kurumlar
vergisinde peşin tahsilatın geri getirilmesiyle gelirler öne çekildi.
Harcamalar da kısıldı. Eski sistem devam etseydi, açık çok daha yüksek
görünecekti.
Bu tablo bir başarı hikâyesi değil,
bir zaman kazanma çabasının sonucu.
Cari Açık: Petrol Kıskacı
Ocak ayında 12 aylık cari açık
32,9 milyar dolar olarak açıklandı. Hesaplar 65 dolarlık petrol fiyatına göre
yapılmıştı. Gerçeklik ise 100 doların üzerinde. Basit bir hesap var: Petrol
fiyatındaki her 10 dolarlık artış, cari açığa yaklaşık 4 milyar dolar ek yük
getiriyor.
Bu tabloyla yılsonunda 50 milyar
dolarlık açık sürpriz olmaz.
Sonuç: Sorun Savaştan Önce de Vardı
Bu beş gösterge tek bir şey
söylüyor: Ekonomi, savaş başlamadan önce de hedefinden sapmıştı. Savaş,
bozulmayı artıracak.
Son üç yıldan çıkarılması gereken
ders şudur: Enflasyonla mücadeleyi yıllara yaymak doğru bir strateji değil;
riski büyütmektir. Süre uzadıkça ekonomi mutlaka bir engele çarpar: kriz, seçim
ya da başka bir şok. Ve bütün hesaplar bozulur.
Yorumlar
Yorum Gönder