Trump'ın Manipülasyon Çabaları

Son yıllarda finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, siyasal aktörlerin söylemleriyle de şekilleniyor. Bu çerçevede en çok tartışılan figürlerden biri, kuşkusuz Donald Trump.

Finansal sistemde beklentiler, en az gerçekleşmeler kadar önemlidir. Özellikle sosyal medya çağında, bir liderin attığı tek bir mesaj bile milyarlarca dolarlık varlık fiyatlarını etkileyebilir. Trump’ın başkanlığı döneminde sıkça kullandığı sosyal medya paylaşımları, zaman zaman döviz kurlarında, hisse senedi piyasalarında ve emtia fiyatlarında ani hareketlere yol açtı.

ABD-İsrail-İran Savaşıyla birlikte yükselen petrol fiyatları, enflasyon beklentilerinin de yükselmesine ve dolayısıyla merkez bankalarının faizleri artıracağı beklentisine yol açmıştı. Bu beklentilerin sonucu olarak yatırımcılar ellerindeki altın ve diğer değerli metalleri ve bunlarla ilgili hisse senedi ve yatırım fonlarını satmaya ve tahvil gibi faiz getirisi sunan araçlara dönmeye başlamışlardı. Bu gelişmenin sonucu olarak altın ve diğer değerli metallerin fiyatları geriledi, borsalar düştü ve yatırım fonları değer kaybetti, tahvil faizleri yükselişe geçti. Özellikle petrol fiyatlarının yükselmesi NATO üyeleri arasında bile yoğun bir ABD eleştirisine yol açtı. Trump, yalnız dış dünyada değil ABD içinde de ağır eleştirilerle karşılaşmaya ve yapılan anketlerde destek kaybı yaşamaya başladı.    

Tam bu sıralarda Trump, İran ile görüşmelerin sürdüğü ve bir anlaşmaya yakın olunduğu yönündeki açıklamalar yaptı. Bu açıklamalar, özellikle enerji piyasaları açısından kritik öneme taşıyordu. Çünkü Hürmüz Boğazı’nın açılması ve İran’ın küresel petrol arzına yeniden güçlü şekilde katılması, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilecek bir gelişmeydi. Trump’ın bu açıklamaları sonucu piyasalarda petrol fiyatları gerilmeye, altın ve diğer değerli metaller ile borsalar yeniden değer kazanmaya başladı.

Kısa bir süre sonra İran, Trump’ın yaptığı açıklamaları yalanladı ve ABD ile hiçbir görüşme yapılmadığını açıkladı. İran’ın, ABD açıklamalarına karşın füze saldırılarını sürdürmesi bölgede gerilimin devam ettiğini gösteriyor. İran tarafından gelen yalanlama, piyasalar açısından farklı bir sorunu gündeme getirdi: Bilginin güvenilirliği. Çelişkili mesajlar, belirsizliği azaltmak yerine artırır. İlk açıklamayla oluşan fiyat hareketleri, yalanlamayla birlikte tersine döndü ve bu da dalgalanmayı derinleştirdi.

Uluslararası ilişkilerde tarafların zaman zaman gerçekte olduğundan daha ileri bir noktadaymış gibi görünmeleri yeni bir durum değil. Bu, müzakere gücünü artırmaya yönelik bir strateji olarak kabul edilebilir. Trump’ın İran’la anlaşmaya yakın olunduğunu söylemesi de bu çerçevede değerlendirilebilirdi. Ne var ki bu açıklamalar geçmiş yaklaşımlarıyla da birleştirildiğinde daha çok bir manipülasyon gibi algılanıyor.

Piyasalar, gerçekleşmemiş bir gelişmeyi fiyatlayıp, ardından bu fiyatlamayı geri almak zorunda kaldığında, ortaya çıkan şey yalnızca dalgalanma değil, güven kaybıdır.

Trump’ın, dünyanın en büyük ekonomisinin yöneticisi olarak piyasalar üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Bu etkiyi manipülatif biçimde kullanması ise ABD’nin yıpranmış itibarını daha da bozacağı için piyasa aktörleri bu tür açıklamaları ileride iyice iskonto ederek fiyatlamaya başlayacaktır.

Bu tür gerçek dışı açıklamalar yalancı çoban öyküsündeki gibi sonuçlanabilir.


Trump’s Alleged Manipulative Efforts / By Mahfi Eğilmez

In recent years, fluctuations in financial markets have been shaped not only by economic indicators but also by the rhetoric of political actors. In this context, one of the most debated figures is undoubtedly Donald Trump.

In the financial system, expectations are at least as important as actual outcomes. Especially in the age of social media, a single message from a leader can influence asset prices worth billions of dollars. During his presidency, Trump’s frequent use of social media posts occasionally triggered sudden movements in exchange rates, stock markets, and commodity prices.

Rising oil prices following the U.S.–Israel–Iran conflict led to an increase in inflation expectations and, consequently, expectations that central banks would raise interest rates. As a result, investors began selling gold and other precious metals, along with related stocks and investment funds, and shifted toward interest-bearing instruments such as bonds. Consequently, prices of gold and other precious metals declined, stock markets fell, investment funds lost value, and bond yields began to rise. In particular, the increase in oil prices led to strong criticism of the United States even among NATO members. Trump began to face heavy criticism not only internationally but also domestically, and polls showed a decline in his support.

At this point, Trump made statements suggesting that negotiations with Iran were ongoing and that a deal was close. These statements were particularly significant for energy markets. The reopening of the Strait of Hormuz and Iran’s strong return to global oil supply could have created downward pressure on prices. Following Trump’s remarks, oil prices began to ease, while gold, other precious metals, and stock markets started to recover.

Shortly thereafter, Iran denied Trump’s statements and announced that no negotiations with the United States were taking place. Iran’s continued missile attacks, despite U.S. statements, indicated that tensions in the region were ongoing. This denial raised a different issue for the markets: the reliability of information. Contradictory messages increase uncertainty rather than reduce it. The price movements triggered by the initial statement were reversed after the denial, deepening market volatility.

In international relations, it is not uncommon for parties to present themselves as being closer to an agreement than they actually are. This can be considered a strategy to increase bargaining power. Trump’s claim that a deal with Iran was near could be interpreted within this framework. However, when combined with his past approach, these statements are more likely to be perceived as manipulation.

When markets price in a development that has not actually materialized and are then forced to reverse that pricing, the result is not merely volatility but also a loss of trust.

As the leader of the world’s largest economy, Trump’s influence on markets is undeniable. However, using this influence in a manipulative manner would further damage the already weakened credibility of the United States. As a result, market participants are likely to increasingly discount such statements in their future pricing.

Such unfounded statements may ultimately lead to an outcome similar to the “boy who cried wolf” story.


Yorumlar

  1. Mahfi bey ben bazı şeylerin geri dönülemez olduğunu düşünüyorum. Nasilki 1915-1950 arası savaş ve istikrarsızlık dönemiyse. Yine o evreye girdiğimizi düşünüyorum. 2000li yılların basında turkiyenin ab umutlarinin etkisiyle bize hep batının demokrasisi ve refahı anlatıldı. Güya batı toplumu saddam ve usame bin ladini devirdikten sonra bölgeye barış, huzur ve refah gelecekti. Bana gore artık egemen güçler israfi nirvanaya çıkarttıkları için sürekli kaostan besleniyorlar. Son suriye, ukranya ve iran savaşlarından anladigim savaşlar süreklilik arz edecek ve savaşı başlatan bitiremeyecek. Egerki iddia edildiği gibi batı huzur, refah ve güven toplumu olsaydı 25 yılda savaşa harcanan paralarla hem dünya barışına katkı sağlarlardı hemde bölgenin ekonomik refahı artardı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef haklı görünüyorsunuz. ABD'nin liderliği kaptırma korkuları her türlü yola girmesine neden oluyor.

      Sil
  2. Hocam, yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Manipülasyon! Trump'ın dün attığı "üretken görüşmeler yürütüyoruz, saldırıyı 5 gün erteledim" postundan 15 Dk. önce, son 5 günde 700 bin varil hacim olan vadelide, 6 Milyon varil hacim olmuş
    Aynı şekilde, endekslerde de benzer aktivite görülmüş.
    https://www.bloomberg.com/news/articles/2026-03-24/oil-market-sees-spike-in-trades-ahead-of-trump-s-iran-pivot-post

    YanıtlaSil
  4. iletişimin bu kadar hızlı olduğu çağımızda, ülke yöneticilerinin ağzından çıkan bir sözle, çok kısa sürede dünyada neler olabileceğini daha net görebiliyoruz. Artık hiç bir şeyin uzun sürmeyeceği bir çağ yaşıyoruz, ne savaş nede barış nede huzur...

    YanıtlaSil
  5. Hocam bu kadar enflasyon üretirken doları nasıl düşük tutabiliyoruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 100k euro 5m tl yapiyor 32 günlük faiz 3bin euro. 150 Bin tl Allah bin bereket versin kardesim bu sekilde dusuk kaliyor

      Sil
    2. 80'lerde 90'larda faiz daha vahşi idi o zaman neden dolar tutulamadı?

      Sil
    3. Çok basit. O dönemlerde sermaye hareketleri bugünkü gibi serbest değildi. İsteyen istediği ülkeye parasını yo9llayıp mevduat yapamıyor, hisse alamıyor, tahvil alamıyordu. Bunu defalarca yazdık.

      Sil
    4. Yapmama sebepleri neymiş. Madem döviz düşük kalacak neden o dediklerinizi yapmamışlar. Ufuk darlığı mı art niyet mi yoksa başka bir sebep mi??

      Sil
    5. O zamanın dünyası küreselleşmiş değildi. Dünyanın üçte ikisi kapitalizmden uzaktı. Kapitalist sisteme dahil olanlarda da piyasa tam çalışmıyordu. Yani bugün bu soruları sormak aşağı yukarı 18'inci yüzyılda insanlar niye uzay gemisi gönderememiş diye sormak gibi bir şey.

      Sil
  6. Eyvallah.
    Görevini hiç aksatmayan bir Sen.
    Bir de dağdaki Çoban kaldı.
    İkinizde Baş Tacısınız.
    Elleriniz nasıl Öpülmez.

    YanıtlaSil
  7. İçinde bulunduğumuz dönemde savaşlar sadece fiziksel olarak değil bir çeşit bilgi-enformasyon çatışması ile eşgüdümlü olarak ilerliyor. 20. yüzyılda iletişim teknolojileri bugünkü kadar gelişmiş değildi o zamanlar savaşın saha üzerindeki stratejileri daha ön plamindaydı. 21. yüzyılda ise (özellikle sosyal medyanın da etkin olduğu süreçte) yapılan açıklamalar üzerinden döviz ve emtia fiyatlarını yönlendirmek, faiz beklentileri oluşturmak ve bunun sonucunda piyasa davranışlarını etkilemek bugünlerin stratejisi. Küreselleşme döneminde tedarik zincirleri genişlediği için emtia fiyatlarının değişimi her tarafı etkiliyor.
    Diğer taraftan bu son olayda Trump'un açıklamalarından sonra İran'dan yalanlama geldiğini görüyoruz. Trump'ın daha önce birbiri ardına değişen açıklamalarına da şahit olduk. Burada aslında "piyasa duyarsızlaşması" denilen bir kavramı da konuşmamız gerekiyor. İnsanlar Abd başkanı olduğu için Trump'ın açıklamalarını bir şekilde dikkate alarak davranış sergiliyorlar. Ancak sizin de yazının en sonlarında söylediğiniz gibi yalancı çoban hikayesine bu iş ne zaman nasıl döner ve piyasa kendisine karşı duyarsızlaşır mı? Yani ileride bir gün Trump bir basın açıklaması veya tweet ile çıkış yaptığı zaman zaten inandırıcılığı olmadığının düşünülmesi veya bir süre sonra dediğinden vazgeçileceğinin düşünülmesi ile piyasalar ani tepki vermeyi bırakır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında piyasalar da bu tür manipülasyonların içinde olduğu sürece yalancı çoban öyküsü sürekli tekrarlanacak gibi.

      Sil
  8. A glimpse of suggestion which you quite likely have given a considerable thought about this:

    Your current blog page is based on (provided by) "Google". This "blog" platform is very durable, user-friendly, and not complicated at all; there is not any glitch when we (your readers) visit your blog posts. We are really glad.

    There are also much more "niche" blog-platform providers such as "substack", "LinkedIn", and even "threads (provided by Facebook/Meta)".

    Would you like to expand (or spread) your day-to-day, week-to-week analyses be published especially on "substack"?

    Because "substack" has a large, and "on target" tools and algorithms to deliver your analyses to the most appropriate, the most relevant (potential) readers across internet; not necessarily in the borders of Turkey's (and "Turkish as a language") economical and financial spheres.

    What do you think, Mr Egilmez?

    P.S.: Please see that I am not suggesting you to completely give up your current blog platform.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Thank you for your suggestion. I will work on this idea.
      Best regards.

      Sil
    2. I apologize to the writer above but I would like to inform you that substack has had a bad reputation lately, due to accumulation of far right (US) content on the platform and it is mostly for writers who would like to monetize their products. LinkedIn too chatty even for professional use. There are other options but in this day and age it is important to choose very carefully, " Manipulative Efforts" are everywhere.

      Sil
    3. To PMS (24 Mart 2026, 19:01)

      I suppose it might be O.K. for Mr Egilmez if he decides to choose "substack" as his secondary platform.

      I am also aware that "manipulative" commentaries (and especially "trolls") are exponentially accumulating, but we should not give up!

      Even the old "twitter" and the new "X" has become a hellish environment since Elon Musk re-programmed it from the top to the bottom.

      If we (regular and rational) readers and followers do not abandon all those platforms today, one day most of us will start to cherish. It will be hard and arduous road, but we should never give up!

      As "Roger Waters" said in 1979:

      "Together we stand divided we fall!"

      Sil
  9. Hocam merhaba. CNBC-E deki her programınızı takip ediyorum ve bir eleştirimi dile getirmek istiyorum. Sizin gibi hem 91 Körfez savaşı hem de 86 US - Libya savaşı, 98 Asya krizi gibi onemli ekonomik şoklar yaratan olaylar sırasında ekonomi burokrasisinde onemli gorevlerde bulunmus, Washington Comsensus un dogusuna tanik olmus, 80'lerin ve 90'larin FX dalgalanmalarini bizzat karar verici pozisyonlarinda yasamis bir insanin bu donemlerde yasananlari ve sizin ve o donemlerdeki ekonomi burokrasisinin tum bu hem finansal hem de enerji yonlu soklar icieren olaylara nasil bir mudahale yaptiginizi aktaran bir program serisi yapmasini beklerdim. Ancak bunun yerine cok daha guncel konulara saplanip kaliniyor. Lutfen tecrube ve anlilarinizi biz yeni nesillere aktarin. Yillarca tekrar tekrar izlenecek bir eser birakmis olursunuz. Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu konularda yaşadıklarımı ve yorumları Light Günlük'te anlattım. Bu blogda da birkaç kez yazdım ama dediğinizde haklısınız bu meseleyi CNBCe'de de anlatmak yararlı olabilir. Bunu bir düşüneceğim.

      Sil
  10. Fatih Ayvacı24 Mart 2026 13:16

    Hayatı boyunca utanmayı zaaf kabul edip yalandan beslenmiş bir devlet başkanı bu sefer baltayı taşa vurmuş gibi gözüküyor. Savaş açtığı kültürün yalanla takiyeyle kuvvetli bir bağı var. Neler olacak zamanla göreceğiz. Gündemden uzaklaşmak adına Ankara Atatürk Lisesi ve İlber Ortaylı hakkında bir yazı hazırlamayı düşünür müsünüz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Bey, İlber Hoca'yla fazla bir tanışıklığım yoktu. Uzaktan, kitaplarını okumuş ve söyleşilerini dinlemiş biri olarak onu anlatacak, yaptıklarını yorumlayacak konumda değilim. O nedenle bu değerli tarihçiyi kaybetmekten dolayı Türkiye'ye baş sağlığı dilemekten öte gitmedim. Bu arada İlber Hocanın böyle bir makalesi var. Onu paylaşacağım:
      https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/36834

      Sil
    2. Ben bu savasin da bir tokat ile bitebilecegini dusunuyorum. Bkz Will Smith tokati. Ukrayna rusya savasini bitirdi.

      Sil
  11. Belirttiğiniz güvensizlik piyasada ve sosyal çevrelerde hissedilir ölçüde. Gerek endeks hisseler gerekse altın fiyatlaması konusunda lokal ve global ölçekli bir “aksiyon” beklentisi söz konusu. Piyasada risk faktörünü analiz edilememesi nedeni ile bekleme ve kesin getiri olarak görünen tahvil işlemleri rağbet kazanıyor. Küresel hareketlerin lokal karşılıkları da ülkemizdeki fiyatlamayı “kültürel” etkiler ile etkileyerek altın fiyatlamasında rol oynuyor

    YanıtlaSil
  12. Ekonomik veriler RAKAMLARDAN oluşuyor gerçekler ve aritmetik ile de yorumlamaya yarayan yeni veriler. Peki ya Ekonomi aktörleri. Gerçek mi? Yalan'ın adı manipülasyon olmuş ! Yalan olan yerde gerçek gariban kalır. Ama elbet her yalan birgün ortaya çıkar. İşte o zaman ortalık seyreyle ne olur.
    Tez zamanda piyasalar gerçek aktörler ile işlem yapmaya ZORLANMALI. Misal, hayatında platin görmemiş birinin o piyasaya girmesi için işlem hacminin %20 sini...50 sini..70 ini bloke ederek girmesi temin edilmeli. Finansal sistem paradan para kazanmak üzerine kurulu. PEKİ KİM ÇALIŞACAK. Çalışanı da söğüşleyen bir sistem ayakta kalamaz.

    YanıtlaSil
  13. Hocam altın 1979 da olduğu gibi bir yol mu izleyecek yoksa ufak bir düzeltme mi yapıyor sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım ikisinin arasında bir durum olacak. Bir düzeltme olduğu kesin ama daha fazlası için başka şeylerin gelişmesi gerekir. Durum 1979'dakine benzemiyor. Çünkü o zaman sermaye hareketleri serbest değildi, para bugünkü gibi anında yer değiştiremiyordu.

      Sil
  14. Görünüşe göre faizler uzun bir süre daha yüksek tutulmaya devam edilecek değil mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görünüşe göre öyle ama tabii Trump olunca tahmin yapmak çok zor. Yarın sabah kalkıp hiçbir şey olmamış gibi savaşı bitirdim de diyebilir.

      Sil
  15. Sayın Mahfi Hocam, bu yazınız için çok teşekkür ederim.
    ​Piyasaların zamanla bu manipülasyonlara karşı duyarsızlaşarak fiyatlamalarda bir nevi "Trump iskontosu" geliştirmesi kaçınılmaz görünüyor. Trump'ın anayasal olarak ikinci ve son döneminde olması, yeniden seçilme kaygısını ortadan kaldırdığı için onu adeta zincirlerinden boşanmış bir hale getirdi. Devlet ciddiyetini ve bürokrasiyi tamamen yok sayarak, sadece elindeki telefonla trilyonlarca dolarlık piyasaları yönlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda tırmandırdığı savaş gerilimi sayesinde piyasalardaki volatiliteyi eşi görülmemiş seviyelere çıkararak bu kaosu sürekli canlı tutuyor.
    Benim size sorum ise şu: Trump bu manipülasyonlarla kısa vadede içeriden bilgi alan (insider) yakın çevresine yüksek kaldıraçlı büyük kârlar sağlasa da; yarattığı bu kaotik ortamın, uzun sürecek bir savaşın ve muhtemel bir resesyonun eninde sonunda kendi kişisel servetine (gayrimenkul, otel vb. reel varlıklarına) bir bumerang gibi ciddi zararlar verme ihtimali yok mu? Kendi varlıklarını da tehlikeye atacak bu riski göze almasını nasıl yorumluyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 🙏
      Siz hep rasyonellik kriteriyle düşünüyorsunuz oysa adam rasyonel değil.

      Sil
  16. Gıda , Su , Enerji dışında her şey saadet zinciri oldu . Enerjinin önemi bir günde ortaya çıktı . Gıda ve suyun önemi daha fazla ama şimdilik gündemi sallamıyor . Umarım sallamaz . O zaman para , faiz , tahvil , altın ne olur . Tam bir distopya olur .

    YanıtlaSil
  17. 1- Sizce Trump doktrininin temelindeki ticari akıl, İran'ın kaynaklarını kontrol altına alma hedefinde bir kara operasyonuna gerek duymadan başarılı olabilir mi?

    2- İran'ın Suriye'den farklı olarak sahip olduğu toplumsal direnç yapısı göz önüne alındığında, ABD için olası bir kara müdahalesi yeni bir Vietnam sendromuna dönüşme riski taşır mı?

    YanıtlaSil
  18. Mahfi bey,

    Haberiniz olsun diye yazıyorum:

    "Nakliyat sektörü"nden bildiriyorum; tamamen krize girdik!

    Şöyle örnek vereyim size:

    Bursa'daki bir fabrikadan mal yükleyen kamyon (standart mega tenteli, 100 m3 hacimli) İzmir'deki bir tesise bu malı taşıdığı zaman minimum fiyatı = 44000 TL!

    EVET, DOĞRU OKUDUNUZ:
    KIRK DÖRT BİN TL!

    Sadece "gidiş", ve "benzin & mazot" parası ile molalardaki yemek parası buna dahil değil!

    Buna benzer krizi en son 2020 yılının başında "covid" döneminde yaşamıştık; şimdi ise daha beter!

    Bireysel çalışan nakliyeciler çoktandır battı, kamyonlarını satmaya uğraşıyor!

    Kooperatif düzeninde ("filo" ile) çalışan nakliye acenteleri ise; fiyatların nereye uçacağını kestiremediği için "kontak kapatma kararı" aldı!

    Yorumunuz nedir Mahfi bey?

    YanıtlaSil
  19. Hocam, derslerini verdiğiniz sistem çöküyor. İyilik, güzellik ve gerçeklik temelli bir alternatif üretilmesi gerektiğini mi düşünüyorsunuz yoksa vahşet biçen başka bir karanlık döngü mü geliyor?

    YanıtlaSil
  20. “Türkiye’de 15 milyon civarında insan dünya zengini. 25-30 milyon civarında insanda iki evi var, yazlığı var, otomobili var. Türkiye’de iki kişiden biri Avrupa standartlarının üzerinde bir zenginliğe sahip. Kapalıçarşı kuyruğu da bunu gösteriyor. Para yok diye herkes ağlıyor, peki bu ne?” Yılmaz Özdil yazmış.

    Ülkede en fakir %20’lik kesim hariç gerçekten herkes çok zengin o zaman niye ekonomik kriz var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye 85 milyonluk bir ülke bunun 17 milyonu zenginlerden oluşuyor. Bir 17 milyonu Avrupa, Amerika standardında yaşayabilecek gelire sahip. Kalan 50 milyonun 10 milyonu durumu idare edebiliyor, 40 milyonu ise perişan. Günümüzün krizleri böyle bir yapıda: Kimine kriz yok kimine var.

      Sil
    2. Asıl kriz yeni başlıyor.

      Sil
    3. Ülkenin 40 milyonu dünya standartlarında zengin ise geriye kalan 40 milyon da o 40 milyona göre fakir yani eski gariban Türkiye veya Afrika fakiri değil. Her ülkenin kendine göre Almanya'nın Japonya'nın da fakirleri vardır. Türkiye'nin de fakiri vardır öyle onları perişan gibi lanse etmek abartılı bir yaklaşım..

      Sil
    4. Abartılı değil. Bizde 25 milyon kişi asgari ücretin altında, açlık sınırının altında gelir elde ediyor. Bu kadar kişi Balkanların en büyük ülkesi olur.

      Sil
  21. Kıymetli hocam. Elimden geldiği kadar yazılarınızı farklı platformlardan takip ederek bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Birde üşenmeden yazılan her yoruma cevap verdiğinizi de görünce özellikle göstermiş olduğunuz ilgi ve emeğe teşekkür etmek istedim. Sağolun varolun.

    YanıtlaSil
  22. Eğer hem düşmanı hem de kendinizi tanıyorsanız, yüz savaşa girseniz bile sonucundan korkmanıza gerek yoktur. Kendinizi tanıyor ama düşmanı tanımıyorsanız, kazandığınız her zaferin ardından bir yenilgiyle sarsılırsınız. Eğer ne düşmanı ne de kendinizi tanıyorsanız, girdiğiniz her savaşta mağlup olursunuz.

    Sun Tzu, (MÖ544~MÖ496, Savaş Sanatı)

    If you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. If you know yourself but not the enemy, for every victory gained, you will also suffer a defeat. If you know neither the enemy nor yourself, you will succumb in every battle.

    Sun Tzu, (BC544~BC496, The Art of War)

    YanıtlaSil
  23. Her kriz, doğru yönetildiğinde bir yeniden yapılanma fırsatıdır. Mario Draghi (2011~2019 AMB başkanı)

    YanıtlaSil
  24. Sadettin yalçın25 Mart 2026 19:09

    Mahfi hocam iyi ki varsınız . Değerli görüşlerinizi okumak çok güzel .
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  25. Dünya siyasetindeki ve ekonomisindeki egemenlik varsayalım belirli bir yıldan sonra Çin'e veya başka bir hegemonyaya geçsin, bugünkü neredeyse küreselleşmiş düzenin bir versiyon sonrası mı olur yoksa yeni bir sistemin ilk adımlamaları mı? 80'lerde dünyanın 3'te 2'sinin kapitalizmden uzak olması gibi günümüz dünyasının yüzde 80'i, 90'ı bir sonraki düzenden bihaber yaşıyor olabilir mi? Para, kişinin geleceği için potansiyel bir dönüşüm-değişim aracı idi, bugün büyük çoğunluk için bu durumun uzağında olduğu aşikar, gelecekte başka bir parametre yerini alabilir mi, bu parametre de bir süre sonra güç odaklarının kontrolüne girebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok değişik bir döneme girdik. Bildiği iz her şey değişiyor. Her şey olabilir.

      Sil
  26. Ticaret yapabilmek için parayı icat eden ve geliştiren insanlık, günümüzde para kazanmak için ticaret yapıyor. Amaç ve araçlar yer değiştirdiği için düzenli-düzensiz aralıklarla sürekli tıkanma yaşanıyor. Tıkanıklığı açmak için daha çok para/emtia/kredi üretiliyor ama her seferinde yeniden yetmiyor. İktisat psikolojinin bir alt dalına dönüştü, siyaset de psikoloji ve algı manipülasyonu ile tıkanıklığa geçici çözümler arıyor.

    YanıtlaSil
  27. Popülist liderlik çağının sonu;
    Macaristan’da, Amerika’da, Türkiye’de, İtalya’da ve benzeri ülkelerde iktidara gelen ve bu tanımlamanın içine giren liderlerlerin oy aldığı kesimlerin eğitim ve gelir seviyesinin göreceği daha düşük olduğu bir tespit. Çok abartılı olduğunu düşünmüyorum Almanya tarihinde derin yaralar açmış Hitler de bunlardan biri. İktidarının Almanya’yı götürebildiği yerin zamanının gerek tarihsel koşulları gerek teknolojik, ekonomik ve eğitim seviyeleri ile birlikte değerlendirilmesi lazım diye düşünüyorum. Bugünkü dünya o zamanda bahsettiğim kriterler açısından çok daha farklı bir yerde bence. En önemlisi bilgiye ulaşmak habere ulaşmak her ne kadar manipülasyon tuzaklarıyla dolu olsa da geçmişle kıyaslanmayacak derecede ileride.
    Bu tip liderlerin oy devşirdiği kitlelere vaad ettiği gelecek onların beklentileri ile örtüşse de dayanaksız. Zira söz konusu vaadler bu günün dinamiklerinin yönünü değiştirecek alternatif ve kalıcı bir çözüm sunmuyor, sunamıyor.
    Hitler’in yeniden kazanabileceğini sanmıyorum.

    Çok selamlar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Altın ve Gümüş Fiyatları

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü