Trump'ın Manipülasyon Çabaları
Son yıllarda finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, yalnızca ekonomik göstergelerle değil, siyasal aktörlerin söylemleriyle de şekilleniyor. Bu çerçevede en çok tartışılan figürlerden biri, kuşkusuz Donald Trump.
Finansal sistemde beklentiler, en
az gerçekleşmeler kadar önemlidir. Özellikle sosyal medya çağında, bir liderin
attığı tek bir mesaj bile milyarlarca dolarlık varlık fiyatlarını
etkileyebilir. Trump’ın başkanlığı döneminde sıkça kullandığı sosyal medya paylaşımları,
zaman zaman döviz kurlarında, hisse senedi piyasalarında ve emtia fiyatlarında
ani hareketlere yol açtı.
ABD-İsrail-İran Savaşıyla
birlikte yükselen petrol fiyatları, enflasyon beklentilerinin de yükselmesine ve
dolayısıyla merkez bankalarının faizleri artıracağı beklentisine yol açmıştı.
Bu beklentilerin sonucu olarak yatırımcılar ellerindeki altın ve diğer değerli
metalleri ve bunlarla ilgili hisse senedi ve yatırım fonlarını satmaya ve
tahvil gibi faiz getirisi sunan araçlara dönmeye başlamışlardı. Bu gelişmenin sonucu
olarak altın ve diğer değerli metallerin fiyatları geriledi, borsalar düştü ve
yatırım fonları değer kaybetti, tahvil faizleri yükselişe geçti. Özellikle
petrol fiyatlarının yükselmesi NATO üyeleri arasında bile yoğun bir ABD eleştirisine
yol açtı. Trump, yalnız dış dünyada değil ABD içinde de ağır eleştirilerle
karşılaşmaya ve yapılan anketlerde destek kaybı yaşamaya başladı.
Tam bu sıralarda Trump, İran ile
görüşmelerin sürdüğü ve bir anlaşmaya yakın olunduğu yönündeki açıklamalar
yaptı. Bu açıklamalar, özellikle enerji piyasaları açısından kritik öneme taşıyordu.
Çünkü Hürmüz Boğazı’nın açılması ve İran’ın küresel petrol arzına yeniden güçlü
şekilde katılması, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilecek bir
gelişmeydi. Trump’ın bu açıklamaları sonucu piyasalarda petrol fiyatları
gerilmeye, altın ve diğer değerli metaller ile borsalar yeniden değer kazanmaya
başladı.
Kısa bir süre sonra İran, Trump’ın
yaptığı açıklamaları yalanladı ve ABD ile hiçbir görüşme yapılmadığını
açıkladı. İran’ın, ABD açıklamalarına karşın füze saldırılarını sürdürmesi
bölgede gerilimin devam ettiğini gösteriyor. İran tarafından gelen yalanlama,
piyasalar açısından farklı bir sorunu gündeme getirdi: Bilginin güvenilirliği.
Çelişkili mesajlar, belirsizliği azaltmak yerine artırır. İlk açıklamayla
oluşan fiyat hareketleri, yalanlamayla birlikte tersine döndü ve bu da dalgalanmayı
derinleştirdi.
Uluslararası ilişkilerde
tarafların zaman zaman gerçekte olduğundan daha ileri bir noktadaymış gibi
görünmeleri yeni bir durum değil. Bu, müzakere gücünü artırmaya yönelik bir
strateji olarak kabul edilebilir. Trump’ın İran’la anlaşmaya yakın olunduğunu
söylemesi de bu çerçevede değerlendirilebilirdi. Ne var ki bu açıklamalar
geçmiş yaklaşımlarıyla da birleştirildiğinde daha çok bir manipülasyon gibi
algılanıyor.
Piyasalar, gerçekleşmemiş bir
gelişmeyi fiyatlayıp, ardından bu fiyatlamayı geri almak zorunda kaldığında, ortaya
çıkan şey yalnızca dalgalanma değil, güven kaybıdır.
Trump’ın, dünyanın en büyük
ekonomisinin yöneticisi olarak piyasalar üzerindeki etkisi inkâr edilemez. Bu
etkiyi manipülatif biçimde kullanması ise ABD’nin yıpranmış itibarını daha da
bozacağı için piyasa aktörleri bu tür açıklamaları ileride iyice iskonto ederek
fiyatlamaya başlayacaktır.
Bu tür gerçek dışı açıklamalar
yalancı çoban öyküsündeki gibi sonuçlanabilir.
Trump’s Alleged Manipulative Efforts / By Mahfi Eğilmez
In recent years, fluctuations in financial
markets have been shaped not only by economic indicators but also by the
rhetoric of political actors. In this context, one of the most debated figures
is undoubtedly Donald Trump.
In the financial
system, expectations are at least as important as actual outcomes. Especially
in the age of social media, a single message from a leader can influence asset
prices worth billions of dollars. During his presidency, Trump’s frequent use
of social media posts occasionally triggered sudden movements in exchange
rates, stock markets, and commodity prices.
Rising oil prices
following the U.S.–Israel–Iran conflict led to an increase in inflation
expectations and, consequently, expectations that central banks would raise
interest rates. As a result, investors began selling gold and other precious
metals, along with related stocks and investment funds, and shifted toward
interest-bearing instruments such as bonds. Consequently, prices of gold and
other precious metals declined, stock markets fell, investment funds lost
value, and bond yields began to rise. In particular, the increase in oil prices
led to strong criticism of the United States even among NATO members. Trump
began to face heavy criticism not only internationally but also domestically,
and polls showed a decline in his support.
At this point,
Trump made statements suggesting that negotiations with Iran were ongoing and
that a deal was close. These statements were particularly significant for
energy markets. The reopening of the Strait of Hormuz and Iran’s strong return
to global oil supply could have created downward pressure on prices. Following
Trump’s remarks, oil prices began to ease, while gold, other precious metals,
and stock markets started to recover.
Shortly thereafter,
Iran denied Trump’s statements and announced that no negotiations with the
United States were taking place. Iran’s continued missile attacks, despite U.S.
statements, indicated that tensions in the region were ongoing. This denial
raised a different issue for the markets: the reliability of information.
Contradictory messages increase uncertainty rather than reduce it. The price
movements triggered by the initial statement were reversed after the denial,
deepening market volatility.
In international
relations, it is not uncommon for parties to present themselves as being closer
to an agreement than they actually are. This can be considered a strategy to
increase bargaining power. Trump’s claim that a deal with Iran was near could
be interpreted within this framework. However, when combined with his past
approach, these statements are more likely to be perceived as manipulation.
When markets price
in a development that has not actually materialized and are then forced to
reverse that pricing, the result is not merely volatility but also a loss of
trust.
As the leader of
the world’s largest economy, Trump’s influence on markets is undeniable.
However, using this influence in a manipulative manner would further damage the
already weakened credibility of the United States. As a result, market
participants are likely to increasingly discount such statements in their
future pricing.
Such unfounded statements may ultimately lead to an
outcome similar to the “boy who cried wolf” story.
Mahfi bey ben bazı şeylerin geri dönülemez olduğunu düşünüyorum. Nasilki 1915-1950 arası savaş ve istikrarsızlık dönemiyse. Yine o evreye girdiğimizi düşünüyorum. 2000li yılların basında turkiyenin ab umutlarinin etkisiyle bize hep batının demokrasisi ve refahı anlatıldı. Güya batı toplumu saddam ve usame bin ladini devirdikten sonra bölgeye barış, huzur ve refah gelecekti. Bana gore artık egemen güçler israfi nirvanaya çıkarttıkları için sürekli kaostan besleniyorlar. Son suriye, ukranya ve iran savaşlarından anladigim savaşlar süreklilik arz edecek ve savaşı başlatan bitiremeyecek. Egerki iddia edildiği gibi batı huzur, refah ve güven toplumu olsaydı 25 yılda savaşa harcanan paralarla hem dünya barışına katkı sağlarlardı hemde bölgenin ekonomik refahı artardı.
YanıtlaSil