Kuzey Amerika Ekonomisi

Kuzey Amerika ekonomisi çoğu zaman yalnızca ABD merkezli değerlendirilse de, bölgenin gerçek ekonomik dinamiği ABD, Kanada ve Meksika arasındaki güçlü üretim ve ticaret ilişkisinde ortaya çıkar. ABD-Meksika-Kanada Ticaret Anlaşması çerçevesinde bu üç ülke, yüksek derecede bütünleşmiş bir ekonomik sistem oluştururken, ölçek, gelir düzeyi, büyüme performansı ve makroekonomik dengeler açısından belirgin farklılıklar sergiler. Aşağıdaki tablo temel makroekonomik göstergeleri karşılaştırmalı olarak özetliyor (Kaynak: Trading Economics).

Tablodaki veriler, Kuzey Amerika ekonomileri arasında belirgin bir hiyerarşik yapı bulunduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.  ABD, hem ekonomik büyüklük hem de kişi başına gelir açısından açık ara lider konumda yer alırken, Kanada yüksek yaşam standardına sahip ancak daha küçük ve daha yavaş büyüyen bir ekonomi görünümü sergiliyor. Meksika ise daha düşük kişi başına gelir düzeyine karşın genç nüfusu ve düşük üretim maliyetleri sayesinde imalat ve ihracat odaklı bir büyüme modeli ile dikkati çekiyor.

ABD ekonomisi, güçlü iç talep ve teknoloji yoğun sektörlerin desteğiyle büyümesini sürdürüyor. Ne var ki yüksek bütçe açıkları ve artan kamu borçluluğu ekonominin temel kırılganlık alanlarından biri haline gelmiş görünüyor. Özellikle son yıllarda uygulanan genişleyici maliye politikaları, kısa vadeli büyümeyi desteklese de uzun vadeli mali sürdürülebilirlik konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Kanada ekonomisi, daha düşük büyüme oranına karşın görece daha disiplinli bir mali yapı sergiliyor. Bütçe açıklarının sınırlı kalması ve daha öngörülebilir ekonomi politikaları, Kanada’yı makroekonomik istikrar açısından bölgenin en dengeli ekonomilerinden biri haline getirmiş bulunuyor. Bununla birlikte kamu borçluluğu düzeyinin yüksekliği Kanada açısından da risk oluşturuyor.

Meksika, daha farklı bir ekonomik model izliyor. Düşük iş gücü maliyetleri ve ABD pazarına yakınlık, ülkeyi küresel üretim zincirlerinde önemli bir merkez haline getiriyor. Özellikle otomotiv, elektronik ve ara malı üretiminde Meksika’nın bölgesel rolü giderek güçleniyor.  Buna karşın yüksek enflasyon ve bütçe açıkları ekonominin kırılgan yönleri olarak öne çıkıyor. Öte yandan kamu borcunun GSYH’ye oranının görece düşük olması, Meksika’nın önemli avantajlarından birini oluşturuyor.

Ekonomik göstergelerin yanı sıra siyasal tercihler de bu farklı ekonomik yapıların biçimlenmesinde rol oynuyor. ABD’de ekonomi politikaları siyasi döngülere oldukça duyarlıdır. Özellikle Donald Trump döneminde uygulanan vergi indirimleri ve korumacı ticaret politikaları, kısa vadeli büyümeyi desteklerken kamu borcunun artmasına katkı sağlamıştır. Aynı zamanda bu politikalar küresel ticaret ilişkilerinde daha korumacı bir döneme işaret etmiş ve Kuzey Amerika’daki tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmiştir.

Kanada ise daha çok taraflı, öngörülebilir ve sosyal dengeyi gözeten bir ekonomi politikası yaklaşımı benimsemektedir. Bu model, ekonomik istikrarı desteklerken büyüme hızının görece sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Meksika’da ise siyasal ve ekonomik reform süreçleri dönemsel dalgalanmalar gösterse de ülke, düşük maliyetli üretim avantajı sayesinde bölgesel entegrasyonun önemli bir parçası olmaya devam etmektedir.

Jeopolitik gelişmeler de Kuzey Amerika ekonomileri üzerinde giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Özellikle İran kaynaklı gerilimlerin enerji fiyatlarını yükseltmesi, bölge ekonomilerini farklı biçimlerde etkilemektedir. Petrol fiyatlarındaki artış ABD’de enflasyon baskısını artırırken, enerji ihracatçısı konumundaki Kanada kısa vadede bundan olumlu etkilenebilmektedir. Meksika ise hem enerji maliyetleri hem de üretim zincirleri açısından daha kırılgan bir yapı ortaya koymaktadır. Artan maliyetler ihracat rekabetçiliğini zayıflatırken, ABD ekonomisinde yaşanabilecek olası bir yavaşlama Meksika’nın büyüme performansını da doğrudan etkileyebilecektir.

Sonuç olarak ABD, Kanada ve Meksika’yı birlikte değerlendirdiğimizde Kuzey Amerika’nın üç farklı ekonomik modeli temsil ettiğini söyleyebiliriz: yüksek gelirli ancak yüksek borçlu ABD, istikrarlı ve mali disiplini güçlü Kanada ile üretim odaklı gelişmekte olan Meksika. Bu üçlü yapı, Kuzey Amerika’yı küresel ekonomi içinde dünyanın en entegre üretim ve ticaret merkezlerinden biri haline getirirken, aynı zamanda dış şoklara karşı farklı kırılganlıklar taşıyan entegre bir ekonomik sistem ortaya çıkarmaktadır.

 

 

Yorumlar

  1. İlginç ve dikkate alınmaya değer olan, toplam varlığı 10 misli olan ABD nin kişi başı gelirde Kanadanın ancak 2 katına ulaşabilmesi Kanada'nın üstün verimliliğinin bir göstergesi olarak görülmeli.

    YanıtlaSil
  2. Hocam merhabalar değerli yazılarınız için teşekkür ederiz. Hocam son haftalarda herkesin ağzında devalüasyon lafı dolaşıyor , siziz görüşünüz nedir bu konuda kısa zaman içerisinde bir devalüasyon mümkün mü ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye yıllardır kuru baskılıyor ama enflasyonu da bir türlü tek haneye düşüremiyor. Bu durumda ikisinden birinde bir düzeltme gelecektir. Ya da ikisi birden fırlayacak. Ama bunun çok yakın bir zamanda olmayacağını söylemek mümkün.

      Sil
  3. Meksika'nın işsizlik oranı inanılmaz iyi görünüyor Hocam. Burdan bakınca sosyal / ekonomik sorunlarının çok olduğu bir ülke olarak görüyoruz, böyle bir işsizlik oranına göre çok daha kalkınmış bir ülke olması gerekmez mi? İş var ama bedavaya yakın çalıştırıyorlar her halde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meksika da bize benzeyen bir ülke. O nedenle bu ölçümleri nasıl yaptıkları önemli. Gerçek durum bu verilerle uyumlu olmayabilir.

      Sil
  4. Kanada dışında yaşanmaz hocam

    YanıtlaSil
  5. ABD, Kanada ve Meksika üçlüsü bir arada düşünüldüğünde , Çin , AB , Hindistan gibi ülke veya birlikten daha güçlü olmaktadır .

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası