Midas Dokunuşu ve Eşek Kulakları
Midas, Frigya’nın başkenti
Gordion’da (bugünkü Polatlı) M.Ö. 8’inci yüzyılda yaşamış, hakkında anlatılan
efsanelerle ün kazanmış Frigya kralıdır. Onu ölümsüzleştiren iki büyük efsane
vardır: Dokunduğu her şeyi altına dönüştürmesi ve kulaklarının eşek kulağına
dönüşmesi.
Yunan mitolojisine göre şarap
tanrısı Dionisos’un izleyicilerinden biri olan yarı insan yarı teke
görünümündeki bir satir, Frigya’da gezerken Midas’ın gül bahçesinde uyuyakalır.
Midas onu bulur, sarayında on gün boyunca ağırlar ve büyük bir konukseverlik
gösterir. Durumu öğrenen Dionisos, bu iyiliğin karşılığında Midas’a bir dilek
hakkı verir.
Midas’ın dileği, dokunduğu her
şeyin altına dönüşmesidir.
Başlangıçta büyük bir nimet gibi
görünen bu güç kısa sürede bir felakete dönüşür: Yemek yiyemez, su içemez hale
gelir. Sonunda dayanamayarak Dionisos’tan bu gücü geri almasını ister. Dionisos
da ona Paktalos Irmağı’nda yıkanmasını söyler. Midas nehirde yıkanınca bu
uğursuz yetenekten kurtulur. Rivayete göre ırmaktaki altın parçacıkları da bu
olaydan kalmıştır.
Bazen “başkalarının yazdıklarını
niçin paylaşıyorsun” diye soranlar oluyor. Benim X’te 2 milyona yakın takipçim
var. Zaman zaman, yazdıkları benden daha az kişiye ulaşabilen ama çok değerli
bulduğum yorumları ve yazıları paylaşıyorum. Böylece onların düşüncelerinin
daha geniş bir okur kitlesine ulaşmasına yardımcı olmaya çalışıyorum. Bir
arkadaşım bu paylaşımlarıma “Midas dokunuşu” adını taktı.
Midas’la ilgili ikinci efsaneye
göre müzik, sanat ve şiirin tanrısı Apollon ile kır tanrısı Pan, hangisinin
daha iyi müzik yaptığı konusunda yarışmaya karar verir. Yarışmanın jürisinde
Kral Midas da vardır. Pan, flütüyle etkileyici bir müzik çalar; ancak
Apollon’un lirinden çıkan ezgiler çok daha üstün bulunur. Jüri üyeleri
Apollon’u seçerken Midas tercihini Pan’dan yana kullanır. Apollon buna çok
öfkelenir. “Müziğin güzelini ayırt edemeyen birinin kulağı olsa olsa eşek
kulağı olur” diyerek Midas’ın kulaklarını eşek kulağına çevirir.
Midas bu utancı gizlemek için
kulaklarını büyük bir külahın altında saklamaya başlar. Ancak saçları uzayınca
berbere gitmek zorunda kalır. Berber, külah çıkarılınca sırrı öğrenir. Bu sırrı
kimseye söylememesi gerektiğini bilir; ama içinde tutmak da ona ağır gelir.
Sonunda gider, bir kuyuya eğilir ve: “Midas’ın kulakları eşek kulakları!” diye
bağırır.
Efsaneye göre kuyu kenarındaki
sazlar bu sırrı rüzgâra fısıldar ve kısa süre sonra herkes Midas’ın sırrını
öğrenir.
Bana da zaman zaman şöyle
diyenler oluyor: “Hoca, yazıp çiziyorsun, gerçekleri anlatıyorsun ama seni
dinlemesi gerekenler dinlemiyor.”
Doğru söylüyorlar. Ama ben bunları, gördüğüm gerçekleri içime atmamak için yazıyorum. Berber nasıl içindeki yükten kurtulmak için gerçeği kuyuya fısıldadıysa, ben de düşündüklerimi yazarak taşıdığım yükü hafifletmeye çalışıyorum.
Üstad. "Fareli köyün kavalcısı"da çok ilginç... bence en büyük eksiğimiz Hint Masalları ile hiç tanışmamış olmamız. Onlarda, binlerce din ve ona dayalı masallar, hikayeler var... Ben en çok Dedem Korkut Atanın, Deli Dumrul hikayesini beğenirim.
YanıtlaSilKuyuya fısıldamaya lütfen devam edin hocam rüzgardan haber var!
YanıtlaSil👍🙏
SilKulak nicin vardır duymak icin. Akıl niçin vardır. düşünmek için. Peki nasıl oluyorda insanoğlu ilahi hakikati duymamak ve düşünmemek için özel gayret gösteriyor?!
YanıtlaSil9:38 Şaşacak bir şey yok. Senin ''Hakikatin'' herkesin hakikati değil.
SilHerkes herşeyi biliyor.Ama terchlerini bu yönde kullanıyorlar.Onlar için iyisinin bu oldugunu düşünüyorlar.
SilMidas’ın hatası: Midas, Pan’ın müziğini Apollon’un müziğinden daha güzel bulmasıyla, aslında tanrısal yetenek ve estetik yargıyı küçümsediğini göstermiş olur. Bu da Apollon’un öfkesini tetikler. Dönüşüm ve utanç: Apollon’un Midas’a verdiği eşek kulakları cezası, bilgelik ve estetik anlayışa sahip olmanın önemini sembolize eder. Eşek kulakları, hem utanç hem de aptallıkla ilişkilendirilir. Gizleme ve sır: Midas’ın kulaklarını saklaması ve berberin sır tutamaması, insan doğasındaki sırrı saklama zorluğunu anlatır. Bu kısım, efsaneye hem dramatik hem de didaktik bir öğe katar: Gerçek sonunda açığa çıkar. Doğa ile sır paylaşımı: Sazların rüzgâra fısıldaması, doğanın bile gerçeği gizleyemeyeceğini simgeler. İnsan ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, bazı gerçekler er ya da geç ortaya çıkar.
YanıtlaSilİnsan doğası mitolojiyi şekillendirmiş.
YanıtlaSil