Para Arzı Artışı ile Enflasyon İlişkisi

Ekonomide parasal sistem ile reel sistem arasındaki klasik dengeyi göstermenin en kolay yolu Irving Fisher’in ünlü miktar teorisi denklemini kullanmaktır:

            MV = PQ = Nominal GSYH

Burada M para arzını, V paranın dolaşım hızını (yani belirli bir sürede kaç kez el değiştirdiğini), P fiyatlar genel düzeyini ve Q da fiziksel üretim miktarını gösterir.

Kısa dönemde V ve Q’nun değişmeyeceği varsayılırsa şu sonuca ulaşırız: Kısa dönemde M artarsa, V ve Q sabit kabul edildiğinde, P üzerinde yukarı yönlü baskı oluşur.

Para arzı artışının enflasyon üzerinde olumsuz etkide bulunup bulunmadığını değerlendirmek için para arzı büyümesini yıllık ortalama enflasyon oranı ve reel büyüme toplamıyla (nominal GSYH artışı) karşılaştıran bir denklem kullanılabilir. Burada temel fikir şudur: Eğer para arzı ekonominin nominal büyümesinden daha hızlı artmışsa bu durum enflasyonun yükselmesine yol açmış olabilir. Buna karşılık para arzı nominal GSYH büyümesiyle uyumlu artıyorsa fiyat istikrarına katkı sağlamış olur. Nominal GSYH artışı şu şekilde ifade edilebilir:

Nominal GSYH Artışı ≈ Enflasyon + Reel Büyüme

Buradan hareketle para arzı artışının nominal ekonomik büyümeye göre konumunu gösteren şu oran kullanılabilir:

            Para Arzı Artışı / Nominal GSYH Artışı   

Burada para arzı olarak M2’yi kullanıyoruz (M2 = Dolaşımdaki Banknot + Madeni Para + Vadeli ve Vadesiz TL ve Yabancı Para Mevduat Toplamı).

Bu çerçevede: Oran 1’e yakınsa para arzı artışıyla nominal GSYH artışı uyumlu demektir. Oran belirgin biçimde 1’in üzerindeyse para arzı GSYH’nin nominal artışından daha hızlı artıyor demektir; bu durum enflasyonist baskı oluşturabilir. Oran ne kadar yüksekse, parasal genişlemenin enflasyon üzerindeki potansiyel etkisi de o kadar artar. Oran 1’in altındaysa para arzı ekonomik büyümeye göre daha sınırlı artmaktadır; bu da dezenflasyon etkisi yaratabilir.

Bu denklemi kullanırken yıllık ortalama enflasyonu ve büyüme oranı toplamı karşılaştırmaya esas alınmaktadır.

Türkiye örneğinde TCMB M2 büyüklüğü enflasyon + büyüme oranıyla karşılaştırıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:

TCMB’nin 2020 ve 2021 yıllarında para arzını enflasyon + büyüme oranının çok üzerinde artırmış olduğu ve bunun sonraki yıllardaki enflasyonu etkilemiş olabileceği görülüyor. Sonraki yıllarda TCMB, çok daha dengeli bir para arzı artışı yapmış ve dolayısıyla enflasyonun bir ölçüde denetim altına alınmasını sağlamış. Para arzının en fazla sıkıldığı dönem 2024 yılı olmuş, bunun etkisi bir yıl sonra enflasyonda düşüş olarak görülmüş.

Bu göstergeyi kullanarak 2026 yılında para arzının hangi aralıkta olması gerektiğine ilişkin bir çıkarım yapabiliriz.

Bu kez 2026 yılı için yıllık ortalama enflasyon tahmini ve büyüme tahmininden hareket edeceğiz. Merkez Bankası, yılsonu enflasyon tahminini revize ederek yüzde 26 olarak açıkladı. 2025 yılsonu enflasyon oranı yüzde 30,9 idi. Buna göre 2026 yılı ortalama enflasyon oranı kabaca yüzde 28,5 olacak demektir. 2026 yılı için büyüme oranının da yüzde 3 olacağının tahmin edildiğini dikkate alırsak:  

Nominal GSYH Artış Oranı 2026 = Ortalama Enflasyon Oranı 2026 + Büyüme oranı 2026 = 28,5 + 3 = 31,5 olacaktır.

Buna göre Merkez Bankası’nın 2026 yılında nötr bir para arzı gerçekleştirmesi için M2 para arzını yüzde 31,5’ten fazla artırmaması gerekir. Dezenflasyon programı devam edecekse para arzının bu oranın altında artırılması çok daha mantıklı olur. 2025 yılsonu itibarıyla M2 para arzı 24.729 milyar TL düzeyindedir. Buna göre M2’nin 2026 yılsonunda (24.729 × 1,315 =) 32.518 milyar TL’yi aşmaması gerekir. Kuşkusuz bu hesaplamalar bugünkü tahminlere göre yapılmıştır. Yıl içinde enflasyon ve büyüme tahminlerinin değişmesine paralel olarak para arzı artış oranı da değişebilir.

Nisan sonu itibarıyla M2 para arzı miktarı 26.452 milyar TL düzeyine ulaşmıştır. Dolayısıyla an itibarıyla tahminlere uyumlu bir para arzı genişlemesi söz konusudur

Son olarak bu göstergenin tek başına yeterli olmadığı unutulmamalıdır. Yeniden en başta yazdığımız Fisher Denklemine dönelim:

            MV = PQ = Nominal GSYH

Burada V ve Q çok kısa dönemde değişmese de süre uzadıkça değişebilir. Dolayısıyla orta ve uzun dönemde enflasyon, yalnızca M’deki değişimlerin değil V ve Q’daki değişimlerin de etkisi altında kalır. Paranın dolaşım hızının değişmesi, kredi büyümesi, dolarizasyon eğilimi, maliye politikası, beklentiler ve sermaye hareketleri gibi faktörler de enflasyon üzerinde belirleyici rol oynar. Bu nedenle söz konusu oran, kesin bir kuraldan ziyade parasal duruşun yönünü gösteren yardımcı bir gösterge olarak değerlendirilmelidir.



Yorumlar

  1. Sayın hocam, 3 senedir uygulanan faiz politikasında enflasyon katılığı neden devam ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü beklentileri olumlu hale getirebilecek hiçbir yapısal reform adımı atılmadığı gibi tam tersine mevcutlar da kötüye gitti. Böyle bir ortamda enflasyon katılığı yumuşatılamaz.

      Sil
  2. İç tüketim yavaşlasada enflasyon düşmüyor.kurda bir değişiklik sözkonusu olabilirmi hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olursa başka sorunlar çıkacağı için direniyorlar.

      Sil
  3. FAİZ YÜKSEK, ENFLASYON YÜKSEK, BORÇ YÜKSEK = DEVELÜASYON, BEKLENEN SON OLABİLİRMİ MAHFİ BEY.

    YanıtlaSil
  4. Bu gibi sıkıntılı dönemlerde hane halkına ekonomik olarak bir öneriniz varmı hocam.

    YanıtlaSil
  5. PARAYA İHTİYAÇ YOK GİBİ GÖRÜNÜYOR. TÜKETİCİ TASARRUFLARI BOZDURMAYA DEVAM EDİYOR HOCAM.

    YanıtlaSil
  6. Enflasyonla mücadelede en büyük hata, daha düşmeden zafer ilan etmektir.

    Paul Volcker (1979~1987 Fed başkanı)

    YanıtlaSil
  7. Hocam müthiş bir yazı daha...
    İzninizle bir kaç sorum olacak.
    Devülasyon çok gecikti.bütün yan etkilerine katlanmak adına yinede izin vermiyorlar.nede?olursa neolur?neyden korkuyorlar bu kadar?(lutfen devulasyon sabit kur rejimnde olur demeyin:)
    2.2024 de faizler hızla artınca tl krediler pahalı hale geldi ve bir cok şirket kurum kuruluş kurunda stabil tutulmasını fırsat bilerek döviz kredilerine yöneldi..bugün bu ekonomi ve şrketler için nasıl bir risk teşkil eder dolayısıyla bankalar?2001 deki gibi risk altındamıdır?
    3 .dün bir prof devülasyon olmayacaksa maaşlardan başlayarak devlet enaz yüzde 30 küçülmeli dedi.bu zaten seçim arifesi mümkün degil ama olsa bile enflasyonu sadece kamu harcamalarını kısarak kontrol etmek mümkün mü?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası