Uluslararası Yatırım Pozisyonu Negatifse Ne Olur?
Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP), bir ülkenin yurt dışıyla olan finansal ilişkisini anlamak için en önemli göstergelerden biridir. UYP, bir ekonomide yerleşik kişilerin yurt dışından olan alacakları ile yurt dışına karşı olan yükümlülüklerinin belirli bir tarihteki toplamını gösterir. Başka bir ifadeyle UYP, bir ülkenin dış dünyaya karşı net olarak alacaklı mı yoksa borçlu mu olduğunu ortaya koyan bir bilanço gibidir.
Ülkeler, yıl boyunca yurt dışından mal ve hizmet ithal ederken aynı zamanda ihracat da yapar. Eğer ithalat ihracattan fazla olursa ve turizm, taşımacılık gibi hizmet gelirleri bu farkı kapatamazsa ortaya cari açık çıkar. Bu durum, ülkenin dış dünyaya sattığından daha fazlasını satın aldığı anlamına gelir. Bu şekilde oluşan açığın finanse edilmesi gerekir.
Cari açık aslında bir döviz ihtiyacıdır ve bu ihtiyaç finans hesabı üzerinden karşılanır. Bunun temel olarak üç yolu vardır. Birincisi yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesidir. Yabancılar hisse senedi alabilir, devlet tahvillerine yatırım yapabilir ya da doğrudan üretim birimleri kurabilir. Bu durumda ülkeye döviz girişi olur ancak aynı zamanda ülkenin dış yükümlülükleri artar. İkinci yol dış borçlanmadır. Bankalar yurt dışından kredi alabilir veya devlet uluslararası piyasalarda borçlanabilir. Bu yöntem de kısa vadede döviz girişini sağlar fakat gelecekte geri ödenmesi gereken bir yük oluşturur. Üçüncü yol ise rezerv kullanımıdır. Merkez bankası döviz satarak açığı finanse edebilir ancak bu durumda yeni bir kaynak girişi olmaz, yalnızca mevcut rezervler azalır.
Genel olarak cari açık veren ekonomilerde finans hesabı fazla verir. Yani ülke, verdiği açığı kapatabilmek için dışarıdan kaynak bulur. Bu kaynak ya borç ya da yabancı yatırım şeklinde gelir. İşte tam bu noktada UYP devreye girer. Çünkü UYP, tüm bu finansal hareketlerin zaman içinde birikmesiyle oluşan stok durumunu gösterir. Örneğin yabancı bir yatırımcı Türkiye’de yatırım yaptığında ülkeye döviz girer ancak aynı zamanda Türkiye’nin yükümlülükleri artar ve bu durum UYP’yi daha negatif hale getirir. Buna karşılık Türk şirketleri yurt dışında yatırım yaptığında Türkiye’nin dış varlıkları artar ve UYP iyileşir.
Bu süreci tek bir zincir halinde düşünmek mümkündür: Cari açık oluşur, bu açık döviz ihtiyacı yaratır, finans hesabı aracılığıyla bu ihtiyaç karşılanır ve sonuç olarak ya yükümlülükler artar ya da varlıkların yapısı değişir. Tüm bu hareketler zaman içinde birikerek ülkenin UYP ‘sini biçimlendirir.
Bu noktada önemli bir yanlış algıyı da düzeltmek gerekir. Ülkeye para girişi her zaman olumlu bir gelişme değildir. Eğer bu giriş borçlanma yoluyla gerçekleşiyorsa gelecekte geri ödenmesi gereken bir yük doğurur. Eğer varlık satışıyla gerçekleşiyorsa bu kez ülkenin elindeki dış varlıklar azalır. Dolayısıyla dış finansmanın miktarı kadar niteliği de önem taşır.
UYP’nin nasıl yorumlandığını anlamak için basit bir denklem yazabiliriz:
UYP Net = Yurt Dışı Varlıklar − Yurt Dışı Yükümlülükler
Yükümlülüklerin varlıklardan fazla olması durumunda UYP negatif olur ve bu da ülkenin dış dünyaya karşı net borçlu olduğunu gösterir. Eğer varlıklar yükümlülüklerden büyükse UYP pozitif hale gelir ve ülke net alacaklı konumuna geçer.
Yazının ekindeki tablo Türkiye’nin yıllar içindeki Uluslararası Yatırım Pozisyonunu göstermektedir. Ekte sunulan tabloyu grafiğe dönüştürdüğümüzde şöyle bir görünüm çıkıyor:
Türkiye’nin verileri yıllardır negatif bir net UYP’ye işaret ediyor. Bunun en önemli nedeni, yıllar boyunca süren cari açıklardır. Türkiye, genellikle ithalatını ihracat gelirleriyle tam olarak finanse edememiş ve aradaki farkı dış kaynak kullanarak kapatmıştır. Bu durum zaman içinde yükümlülüklerin birikmesine yol açmıştır.
Bir başka faktör Türkiye’nin kronik tasarruf açığıdır. Ekonomide yatırımların finansmanı ya yurtiçi tasarruflarla ya da dış kaynaklarla sağlanır. Türkiye’de yatırım ihtiyacı yüksek olmasına karşın tasarruf oranı görece düşüktür. Bu nedenle aradaki fark dış borç ve yabancı sermaye ile kapatılır. Bu da yine yükümlülüklerin büyümesine neden olur.
Ayrıca Türkiye’ye gelen yabancı sermayenin yapısı da tabloyu etkilemektedir. Ülkeye giren fonların önemli bir kısmı portföy yatırımı ve kısa vadeli finansman niteliğindedir. Bu tür sermaye hareketleri hızlı yön değiştirebilir ve genellikle borç benzeri özellik taşır. Dolayısıyla kalıcı varlık birikiminden çok yükümlülük artışı yaratır.
Öte yandan Türkiye’nin dış varlıklarının daha sınırlı kalmasının da çeşitli nedenleri vardır. Türk şirketlerinin yurt dışı yatırımları gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük düzeydedir. Ayrıca merkez bankası rezervleri de toplam yükümlülükler karşısında görece sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle varlıklar artsa bile yükümlülükler daha hızlı büyüdüğü için net pozisyon yıllardır negatif seyretmektedir.
Veriler de bu eğilimi açık biçimde gösteriyor. 2000’li yılların başında daha sınırlı olan net açık zaman içinde büyümüş ve yüz milyarlarca dolarlık düzeylere ulaşmıştır. İstisnai dönemlerde bazı iyileşmeler görülse de genel eğilim Türkiye’nin net borçlu ülke konumunu koruduğunu ortaya koymaktadır.
Bu aşamada kritik bir noktayı vurgulamak gerekir: Negatif UYP, bir ülkenin iflas ettiği anlamına gelmez. Asıl anlamı, ekonominin dış finansmana bağımlı olmasıdır. Yani küresel sermaye akımlarında yaşanabilecek ani bir duruş ya da dış finansman maliyetlerindeki artış ekonomiyi daha kırılgan hale getirebilir. Bu nedenle yalnızca UYP’nin negatif olup olmadığına değil, aynı zamanda yükümlülüklerin yapısı, vadesi ve sürdürülebilirliğine de bakmak gerekir.
Sonuç olarak Türkiye’nin negatif Uluslararası Yatırım Pozisyonu, uzun yıllar boyunca verilen cari açıklar ve yüksek yatırım ihtiyacının dış finansmanla karşılanmasının doğal bir sonucudur. Türkiye büyümesini sürdürürken dış kaynak kullanımını artırmış ancak aynı ölçüde dış varlık birikimi sağlayamamıştır. Bu da yükümlülüklerin varlıklardan daha hızlı artmasına ve Türkiye’nin net borçlu bir ekonomi olarak konumlanmasına yol açmıştır.
Ek: Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyonunda Yıllar İtibarıyla Gelişme (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, milyon dolar):
Yorumlar
Yorum Gönder