26 Nisan 2019 Cuma

Dolar mı Yükseldi TL mi Düştü?

USD/ TL kuru geçen haftayı 5,81 düzeyinde bitirmişti. Bu hafta içinde bazı günlerde gün içi işlemlerde 5,98’e kadar yükseldi, şimdilerde 5,93 – 5,94 aralığında dolaşıyor. Diğer gelişmekte olan ülke paralarıyla karşılaştırmalı olarak ele alıp değerlendirdiğimizde TL’nin değer kaybında ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. Bu, yeni bir şey değil. TL, son üç yıldır hep aynı durumda. Sürekli olarak bir negatif ayrışma içinde görünüyor. Bu hafta ne oldu da yine böyle bir değer kaybı yaşandı sorusunun yanıtına baktığımızda öncelikle karşımıza Doların değer kazanması geliyor.

Haftaya 97,35 düzeyinde başlayan Dolar Endeksi bugün itibariyle 98,11 düzeyinde. Yine haftaya Euro karşısında 1,126 düzeyinde bir pariteyle başlayan Demek ki Dolar, diğer paralara karşı değer kazanıyor.

Şimdi kırılgan beşli paralarına bir bakalım.

    USD         Karşısında          Paralar
1
2
3
3vs1
3vs2
2018
19.04.2019
26.04.2019
%
%
Brezilya (Real)
3,8812
3,9278
3,9516
-1,8
-0,6
Endonezya (Rupiah)
14.390
    14.045,0  
14.199,0
1,3
-1,1
Hindistan (Rupee)
69,7675
69,355
70,0088
-0,3
-0,9
G. Afrika (Rand)
14,3467
14,0599
14,4014
-0,4
-2,4
Türkiye (TL)
5,2894
5,811
5,9433
-12,2
-2,3
Türkiye (TL) Hariç Ortalama
-0,3
-1,3

Bugün itibarıyla yılbaşına göre TL dışındaki kırılgan beşli paralarının Dolara karşı değer kaybı yüzde 0,3 olurken TL’nin kaybı yüzde 12,2 olmuş. Yani TL, değer kaybında diğer paralarla karşılaştırılmayacak kadar yüksek değer kaybı yaşamış. Geçen hafta sonundan bugüne kadarki değişime bakarsak burada da değer kaybı açısından TL, Güney Afrika Rand’ından sonra ikinci sırada yer alıyor.

TL dışındaki ortalamalar bize TL’nin Dolardaki değer kazanımı dışında Türkiye’nin durumundan dolayı ne kadar değer kaybı yaşadığını kabaca gösteriyor. 2019 boyunca TL’yi diğer paralardan negatif ayrıştıran şeyler var. Bunların bazıları 2018 yılından beri geliyor.  Bir kısmı ekonomiyle ilgili bir kısmı ekonomi dışı. Hepsi risk artırıcı gelişmeler. Bunları sıralayalım: (1) Başkanlık sistemine geçilerek yasama, yargı ve yürütme erkleri arasındaki ayrımın kaldırılması (Bu geçiş Türkiye’de karar alma mekanizmasını tamamen alt üst etti ve herkesin kararı en tepeden beklemesine yol açtı.) (2) Yargı bağımsızlığının tamamen yitirilmesi (kanıtı YSK’nın seçim bitmesine karşın bir aydır karar verememesi.) (3) Ekonomide yanlış ekonomi politikasının yol açtığı hızlı bozulma ve büyük çöküş  (kanıtı: İşsizliğin yükselmesi, enflasyonun yüksekliği, büyümenin küçülmeye dönüşmesi, tarım ve hayvancılığın tükenmesi.) (4) Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikasının gerçek bir enflasyon hedeflemesiyle uzaktan yakından ilgisi olmaması (kanıtı: Her yıl hedeften büyük sapmaların ortaya çıkması.) (5) Reform paketi adı altında açıklanan programların içinin boş çıkması ve büyük hayal kırıklığı yaratması. (6) Merkez Bankası’nın son kararında yaptığı değişikliğin bir sonraki toplantıda faiz indirimi yapılacağı şeklinde algılanması.  

Türkiye, ilk iki durumu değiştirmeden (tersine çevirmeden) ekonomiyle ilgili hangi kararı alırsa alsın bu çöküşten kolay kolay çıkamayacak gibi görünüyor.



216 yorum:

  1. "Çöküş" sözcüğünü sizden duymak insana daha da bir kötü hissettiriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçeği farklı kişilerden duymak önemli değildir. Önemli olan gerçeği görebilmektir.

      Sil
    2. Herkesin tespiti aynı, üretmedikce durumu düzeltme şansımız yok.
      Teşekkürler hocam.

      Sil
    3. İlber Hoca, Türkiye bu sistemi kaldırmaz diyordu. Yüzyıllara karşılaştırmalı bakan birisi böyle diyorsa, bir bildiği vardır.

      Sil
    4. Merhaba, ekonomiden zerre anlamayan biri olarak yazıyorum. Dolar en fazla ne kadar olur ve ne kadar sürede? Yanitlarsaniz sevinirim.

      Sil
    5. Sorduğunuz soru gerçekten anlamadığınızı gösteriyor. Böyle bir soruyu ekonomiden anlayan biri sormaz zaten

      Sil
  2. Hocam içinde bulunduğumuz durumu ve neden geldiğimizi çok güzel açıklamışsınız bir öğrenci olarak sizden çok şey öğreniyorum teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Severek getirdik seve seve(!) durduruyoruz.Bir memur olarak asgari ücretin 2 katından fazla maaş alarak bile tatmin olamıyorum enteresan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ücretler düşük. Enflasyon yüksek. Ortalama geliri kalıcı olarak yükseltemeden asgari ücretli tatmin olamaz. Enflasyon da 4 falan olsa tadından yenmez. Tabi bu beklenti olarak kalıyor. Bir de sanat lazım. Asosyal toplumuz.

      Sil
    2. Benim memurum isini bilir.

      Sil
    3. Hay kaleminize saglik Hocam.

      "Demek ki Dolar, diğer paralara karşı değer kazanıyor." dedniz ya.. Icim bi ferahladi. Gercekten rahatladim ve korkularimin yersiz oldugunu anladim. Artik aksamlari rahat uyuyabilecegim.

      Ben de düsünüyordum ki, ülkede enflasyon tavan, issizlik almis basini gidiyor, bankalar zor durumda, konut sektöründe yaprak kipirdamiyor, Tarim bitti..

      Megersem dolar tüm para birimlerine karsi deger kazandigi icin bizim TL de düsmüs. Bu durumda ülkem de hersey cillop yani.


      Sil
    4. Gerisini okumamanız yanlış izlenimler yaratmış gibi duruyor.

      Sil
    5. Aynen sevgili Hocam, Bu cümleye kadar okumustum. Cok da mutlu olunca gerisini okumadim. Simdi siz yazinca gercek tokat gibi suratimda patladi.

      Yine uykusuz geceler.

      Sil
    6. O cümleden o anlamı çıkaran adam boş adamdır. Hatta adam da değildir sadece bommmboştur!

      Sil
    7. Tek parça tuvalet esini değiştirmek için600₺İstendi,500₺zor anlaştım,gerçek enflasyon bildiğin gibi değil.

      Sil
  4. Hocam,

    Belirtmiş olduğunuz ilk iki maddenin AKP hükümeti gitmeden düzelmesi mümkün değil. Bir önceki yazınızda sormuştum yine anonim olarak, cumhuriyet tarihinin en ağır krizini mi yaşayacağız diye, siz de bu şekilde ilerlersek olabilir demiştiniz.

    O vakit ben yazınızdan şunu çıkarıyorum: yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığı olmadığı sürece kriz devam edecek. Teyit eder misiniz?

    Ne demişler, "Güç yozlaştırır. Mutlak güç, mutlaka yozlaştırır"...

    Selamlar,

    YanıtlaSil
  5. Herşey aynı kalsa , zaten kur ortalama %20 yükseliyor... doğru mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon kadar. Önemli olan o zaten enflasyon niçin yükseliyor?

      Sil
    2. Hocam.
      Ülkemiz de politakalarin ve ekonomi planlarinin içi boş şekilde sadece geçici çözümler bulunuyor.oysa reel sektöre daha fazla önem verilse üretken ve bilinçli bir toplum dönüşebilirsek enfilasyon bu kadar yükselirmiydi ve şuan yaşananlar yaşanırmiydi?
      bunlari söylemek belki haddim degil ama bu ülkenin vatandaşi olarak fikrimi söylemek istedim
      Saygilarimla😊

      Sil
  6. merkez bankası politika faizini sabit tuttu. fakat metinde özellikle dikkat edilmesi gereken nokta gerektiğinde ek sıkılaştırma ibaresi kalkmış olmasıdır. zaten döviz kurlarının açıklama yapıldıktan hemen sonra yükselmesi de bundan kaynaklanmıştır kanaatini taşıyorum. merkez bankası bana göre ön kapıda faizi düşürmüyorum ancak arka kapılardan da faizi düşük tutacağım mesajı vermiştir. yani bundan sonra politika faizini sabit tuttuğum zaman faizi yükseltmiş olduğumu varsaymalısınız diyor. bir nevi merkez bankası faiz çıpalaması yapacağım demiş oluyor kanaatimce. mevduat munzam karşılıkları rezerv opsiyon mekanizması repo vb gibi alanlarda yapacağı rötuşlamalarla faizi nispeten düşük tutma çabasında olacaktır. kredi tabanını biraz da olsa genişletip iç talebi uyarmaya çalışacaktır. malum dış talepte de azalma trendi görünmeye başlıyor. muhtemelen; merkez dövizde sert dalga geldiğinde bundan böyle fazla müdahaleci olmayacak olup daha ufak ataklarda ise müdahale edecektir. net döviz rezervini başka türlü makul ve rasyonel biçimde kullanmak mümkün değildir artık. büyük erime yaşadı özellikle son 9 aydır. zaten varlık fonunun bankalara 3,7 milyar euro luk kağıt vereceği ve bunun 5 yıl vadeli olup yıllık faizinin ise %4,61 olacağı söyleniyor. hatta bankaların bu kağıtları teminat olarak gösterip merkez bankasından tl cinsi fon sağlayabileceği de belirtiliyor. yine goldman sachs açıklaması ; bankaların 6 milyar dolarlık sorunlu krediyi satmayı düşündüğü haberidir. muhtemelen 15 milyar dolarlık hatta 20 milyar dolarlık değere karşılık gelen kredi hacminin 5-6 milyar dolara başka kurumlara ciro edileceği belli oluyor. yani bu durumda bankaların sermaye erimesi yaşaması kaçınılmazdır. öz sermaye erimesi yaşayacaklardır. bunu da dibs gibi varlık fonunun üzerinden sağlanacak kaynak transferleriyle kapatacaklardır. bu haberler zaten merkez bankasının ek sıkılaştırma ibaresini açıklama metininden çıkarmış olmasının nedenini de açıklamış oluyor. merkez gerektiğinde para basacak karşılığında merkeze kağıtlar verilecek böylece sözüm ona piyasa mekanizmasının dışında ayrı bir kamu faizi çıpalaması yapılmış olacaktır. kamu tarafında ve bazı özel bankalar arasında kaynaklar değiş-tokuşlar yoluyla dolaştırılacak ve faizler de asgari düzeyde tutulmaya çalışılacak. tıpkı 1994 5 nisan kararlarından önceki birkaç ayda yapılanları bire bir hatırlatan uygulamalar gözümün önüne geldi sayın hocam. merkez bankası sanırım bundan böyle hem dövizi hem faizi tutamayacağını bildiği için faizleri tutma kararı verdi/verdirildi. hükümet ayağına bakacak olursak da; s-400 ve iran ambargosu konusu, suriyenin ya da fıratın doğusu konusu ve halk bank konusu gibi stratejik konularda abd ila çekişmeyi göze alıp doların sert ve hızlı yükselişine izin vereceği yani bundan böyle düşük reel faiz-yüksek kur uygulamasına geçeceği yüksek enflasyonlu büyüme diyebileceğimiz bütçe açığını büyüterek büyüme moduna geçeceğini görüyorum. enflasyon çok yükselecek ama piyasada para bulunacak ve talep desteklenecek. tıpkı 1990 lı yıllarda olduğu gibi. bütçe açığının aşırı büyümesinin önüne de dolaylı ve direkt vergilerin artırılmasıyla geçilmeye çalışılacak. peki tüketimin kaynağı nereden olacak çünkü tasarruflarımız çok düşüktür. cevap bellidir:TCMB. 90 yıllarda olduğu gibi kam finansörü olmaya yeniden başlatılacak!. kısacası yine yenidden hiper enflasyonlu yüksek devalüasyonun ve/veya ulusal para biriminde sert değer kayıplarının yaşanacağı döneme yelken açmış görünüyoruz. ne dersiniz sayın hocam?.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altına imza atarım bravo

      Sil
    2. 👍🏻👏🏻👏🏻

      Sil
    3. Güzel bir analiz olmuş ben de tebrik ederim.

      Sil
    4. Hocam mükemmel tespitler. Bir soluk okudum. Inşallah dediğimiz olmaz; haksız çıkarsınız ama "Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir" derler. Korkarım haklı çıkacaksınız.

      Sil
    5. 12.23 Dediklerin dogru bu blogda defalarca yazdim...AKPnin hazine avansi uygulamasindan baska caresi yoktur. Bu hazine avansi kah hazineyi fonlama kah KGF tarzi islerle ozel sektoru fonlama uzerine kurulacak. Daha once KGFyi denediler simdi Hazineyi pompalayacaklar para basarak.

      Acikcasi bu yontemle hem ic piyasayi harekete gecirecekler hem de gunluk deger yitiren TL ile ihracata ivme katacaklar...Senin de dedigin gibi butce aciginin olmamasi icinde vergileri dolayli dolaysiyz otomatige baglayip enflasyona endeksleyecekler ki boylelikle butce acigi sikintisi fazla yasamyalim diye...90 li yillarda o donemin hukumetleri butce dengesini tuuturabilecekleri halde vergileri arttirarak ya da vergi icad edebilerek bunu yapmadilar halbuki o donem ne OTV vardi ne bas turden vergiler simdi var daha da olacak..
      Kisaca sozde butce cipasi yeni donemin hiper enflasyona karsi onlemi olacak...Dogrusunu soylemek gerekirse enflasyon AKPnin istedigi bir sey enflasyon para bazli yani para basip dagitarak oldugunda ise issizlikle de bir nevi philips egrisi denkleminde mucadele edilmis olacak. Ister kabul edin ister etmeyin dunyada cok uzun sure enflasyonla hiper enflasyona bulasmadan yasamis bildigim kadariyla tek ulkeyiz. Dahasi enflasyonun yuksek oldugu donemde de philips egrisini de son derece uzun vadede yurutmus de bir ulkeyiz. Yani enflasyonumuz yuksek iken uzun yillar issizligimizi de dusuk tutabilmisiz yuksek nufus artisina ragmen. Kisaca bize philips egrisi uzun vade ugramis.90li yillar boyunca %7.5 issizlik ortalamasi hatta 1996 1999 2000 yilindaki 5.9-6.6 arasindaki isiszlik oranlari da bilinen bir gercek.
      Bu gecmisi bilen AKP parasal genlesme ile hareket edecek

      Sil
    6. Çok mantıklı bir analiz. Katılırım ve yorumunuzdan dolayı sizi tebrik ederim. Welcome '90s...

      Sil
    7. Adsız 13:23 çok teşekkür ederim paylaşımınız için, müthiş bir değerlendirme olmuş.

      Sil
    8. Yediğin ictigin helal olsun. Çok kaliteli bir yazı olmuş.

      Sil
    9. Işsîzlîk birazda nüfus artisindan kanaklanıyor. Suriyeli ürettidimizi tüketiyor. Bence gitme vakti geldi.

      Sil
    10. Necmettin Batırel üstadın dediğine geldik günün sonunda...

      Hatırlayalım, üstad ne demişti, şaak satarım şaaak satarım şaaak satarım şaşırırlar...

      MB yavaş yavaş ta olsa sattı bitirdi, şaşırdık mı? Evet şaşırdık, bunlar bu dövizi nasıl bu kadar düşük tutuyor dedik, bu para nereden geliyor dedik, sonra cevabını arka kapıdan kamu kurumlarına satılan döviz gerçeği ile bulduk.

      Şimdi, şak şak lar bitti, geriye ne kaldı? TL kaldı.

      Şaak sürerim bir 10 milyar,
      Şaaak sürerim bir 30 milyar,
      Şaaaak sürerim bir 100 milyar...

      Ne olur TL biter mi? Bitmez, printerda kağıt ve mürekkep olduğu sürece bitmez.

      Bir kaç yıl gecikmeli olarak Necmettin Batırel üstad'ın dediği yere geldik,
      Üstad bugünleri gördüğü için, süreci uzatmayın, Şak diye satın gitsin demişti.

      Boş yere Merkez bankası 2 yıl kaybetti.

      Sil
  7. Dile getirdiğiniz sorunların çözüm sıralamasıda aynı sizinki gibi olmalı! Yani çözüme sistemden, tepeden başlamak lazım.

    YanıtlaSil
  8. Hocam ne zaman uyanacağız? Bu konuda bir öngörünüz varsa (hiçbir zaman bile olsa) lütfen bizimle paylaşır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turkiyede halk: Filmleri, Dizileri gercek zannediyor ;Gercekleri de kurgu komplo senaryo Spekülasyon zannediyor....

      Sil
    2. Ne zaman degil nasil uyanacagiz, asil sorulmasi gereken bu, tank motoru veya F16 sesiyle mi mesela?

      Sil
    3. İşsizlik yüzde 16 - 17'lere, enflasyon yüzde 30'lara ulaştığında.

      Sil
    4. Mahfi Eğilmez26 Nisan 2019 17:26
      İşsizlik yüzde 16 - 17'lere, enflasyon yüzde 30'lara ulaştığında.

      sizi cok iyimser buldum.
      Hasbelkader ki olasilik dahilinde tum veriler bu yonde...dolar bir sekilde en iyi ihtimalle 6.20-7.20 bandina geldiginde yani kurda herhangi bir olasi atakda issizlik %18i cok rahat bulur enflasyonda en iyi ihtimalle %40lar bandini bulup ondan sonra allah kerim der.

      Ekonomi bu stabilde giderse enflasyon zaten dusmez %19.75 taban olur enflasyondaki bu veriler tam anlamiyla gerceklikten uzak her an bozulmaya yuz tutan veriler.

      Sil
    5. "İşsizlik yüzde 16 - 17'lere, enflasyon yüzde 30'lara ulaştığında"
      Hocam bunlar şuan için makyajlanmamış rakamlar zaten,resmi olarak bu rakamlar açıklanırsa
      aslında işsizlik %25 enlasyon %50 civarında demektir.

      Sil
  9. CDS primi 450'nin üzerinde, yükselmeye devam ediyor. USD/TRY 5,90'ın üzerinde, yükselmeye devam ediyor. MB'nın swap'la rezervleri yüksek gösterme çabası artık tüm dünya ekonomi basınında, bu konuyu tartışan haber sayısı yükselmeye devam ediyor. MB'nın seçim öncesi VIOP'da açtığı short pozisyonlarında yazdığı zararlar dolar yükseldikçe yükselmeye devam ediyor. MB'nın ellerine baktığı yabancı yatırımcılar karşısındaki güven kaybı, yaptığı her hareket ve açıklamayla yükselmeye devam ediyor. Dünyada konjonktür aleyhimize, euro düşmeye, dolar yükselmeye devam ediyor, bu sürecin devam etmesi ve DXY'nin kısa sürede 100'ü aşması bekleniyor.

    Kısacası her yönden yükselen dalgalar etrafımızı sardı, sular güverteyi aşmaya başladı ve biz "kusursuz fırtına"ya ülkeyi bu fırtınanın çevresinden dolaştırmak varken tam göbeğine sokan taka çımacısıyla yakalandık, işin özeti budur. Üstelik çımacı da dümeni bırakmış, önüne kim çıkarsa gemiden atmaya uğraşıyor.

    Bu saatten sonra transatlantik kaptanı da getirseniz fayda etmez.

    YanıtlaSil
  10. İlk iki maddede sayılan sorunlar bizzat siyasi iktidar tarafından yaratıldığına göre, bu krizden çıkışın tek yolu iktidar değişikliğidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumamış Olanlar İçin:

      SENİN FİL YALNIZ KALMASIN

      “Aksak Timur, Akşehir’e gelirken yanında bir de erkek fil getirmiş. Fil bu, bağ bahçe tanımıyor, önüne gelen yeri talan ediyormuş. Bununla kalsa iyi, Akşehirliler fili beslemek için ambarda, kilerde ne varsa tüketmişler. Bakmışlar böyle olmayacak, Hoca’ya:

      – Aman Hocam, demişler, Hünkâr seni dinler; bir konuş da şu fil belasını başımızdan alsın.
      – O zaman demiş, Hoca, toparlanın, o aksak mendebura derdimizi birlikte anlatalım.
      Hoca önde, Akşehirliler arkada, huzura çıkmak için yola düşmüşler. Otağın kapısına gelindiğinde Hoca arkasına bakmış ki in cin top oynuyor. Bir Allah bir kendisi! Ben yapacağımı biliyorum, diyerek huzura çıkmış.Timur sormuş:

      – Hayırdır, Hoca, yine ne istiyorsun?
      – Hünkârım, demiş Hoca, Akşehirli sizin fili çok sevdi; ancak yalnızlığına üzülüp duruyor, ferman buyursanız da yanına bir de dişi fil getirseler.
      Timur memnun:

      – Çok yaşa Hoca, demiş, bunu nasıl düşünemedim. Var git müjdeyi hemen ver.
      Hoca, otağın kapısından çıkınca, sağa sola saklanan Akşehirliler etrafını sarmışlar:

      – Müjde bekleriz Hoca, fil ne zaman gidiyor?
      Hoca müjdeyi vermiş:

      – Alın size müjde, dişisi de yarın geliyor!”

      Sil
    2. Güzel fıkra da konuyla alakası nedir?

      Sil
    3. Siz bir alaka kuramadınız mı?

      Sil
  11. Hocam bir de bir ara şu CDS leri bir incelermisiniz. geçmişe dalayı. 10 aydır 300ün üzerindeyiz.

    YanıtlaSil
  12. Baskanlik sistemi gucler ayriligina halel getirmiyor. Getirse ABD'de de Fransa'da da getirirdi. Turkiye'nin Anayasa ve Anayasa'nin ustunlugu problemi var. Bu hukukun ustunlugunden daha vahim bir sorunu doguruyor.

    Cumhuriyet'in kuruldugu donemlerden baslayarak liderler Anayasa'yi umursamamis. Anayasa'nin umursanmadigi bir ortamda Cumhuriyet rejimi bireylerin haklarini koruyamaz, toplumsal duzen getiremez. Biz anayasasi kurucu meclis tarafindan olusturulmamis bir Cumhuriyet'iz. Bu ayip da 1960'lara kadar surmustur.

    Cumhuriyet rejiminin basarili oldugu ulkelerde Anayasa ilahi emirler gibidir. Aksi halde bugun oldugu gibi halk kendi cikarlarini dusunur, menfaatini koruyacak kisileri "secer". Bu kisiler de guclerini korumak icin Anayasal haklari cignemekten kendilerini ali koymazlar. Demokrasi, ifade ozgurlugunun olmadigi ortamlarda "secim" yapilmis olmaz.

    Siz getirip olayi baskanlik sistemine tasirsaniz cozum uretemezsiniz. Bugun hala tekerlekler donuyorsa bunu baskanlik sistemine borcluyuz. Bugun yasanan sorunlarin hepsi parlementer hukumet sistemin de de vardi, dahasi o gun Bahceli kafasina gore secim ilan edebilmisti, bugun secim sonrasi goruldugu gibi oyuncagi elinden alinmis cocuk gibi agliyor.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurttas cahil ve bilincsiz. Ayrica sorumluluk yoksunu. Yurttaslar ulkenin ileri gitmesi icin birlik icinde olmasi gerektigini anlamiyor. Buna demokrasi kulturu eksikligi diyebiliriz. Bu kültür olmadiktan sonra parti veya kisilerin yapacagi sey azdır. Bir elin nesi var, 82 milyonun sesi var.

      Sil
    2. adsız 13:59 aç abd ve fransadaki başkanlık sistemini bir oku araştır da ondan sonra yaz derim.ne abd de ne de fransada meclis senato gibi kurumlar işlevsizleştirilmemiştir bilakis başkanı sorgulatma yargılatma görevden azlettirme gibi güçleri vardır. biz de ise başkan yargıyı da meclisi de istediği gibi yönlendiriyor. ayrıca Fransız toplumuyla türk toplumu arasında sıklet farkı vardır. fransa 1789 da toplumsal olarak burjuvazisini de devrime katmayı başararak devrim yaptı. biz ise M.Kemal paşanın önderliğinde askerlerle devrim yapmaya çalıştık. toplum cumhuriyet için birilerinin kulu olmaktan çıkmak için değil çoğunlukla Osmanlı rejimi kurtarılacağı için öyle sandığı için destek verdi askere. sizin kafadakiler hala devlet için ilahi emirlere ihtiyaç duyar kafasındalar. orta çağ kafasındakiler de bu bloğa katılıyorlar ya bitiyorum. sorun anayasa değil toplumun kendisindedir. kuralsız yaşayalım kuralsız takılalım kafası egemen bizim insanımızda. bugün hala tekerlek dönmüyor. dönseydi beka sorunumuz olmazdı. 17 yıl önce ülkemizin beka sorunu yoktu. bugün ise ne yazık ki var. bunun sorumlusu da maalesef yanlış iktisat politikaları yanlış dış politika yanlış eğitim uygulamaları vs liste uzadıkça uzar. evet başkanlık rejiminden önce de elbette sorunlarımız vardı ancak bu rejimi getiren kafalar zaten sorunun merkezindedirler. parlamenter sistemde ne eğitim ne hukuk ne de ekonomi ne dış politika bu kadar kötü değildi. beğenmediğiniz parlamenter sistemde türkiye egeyi yunana bırakmamıştı. kıbrısı vatan toprağı haline getirmişti. bugün ise bir türbesini bile koruyamayacak hale gelmiştir. adaları yunana bırakmıştır. parlamenter rejimde sosyal devlet ilkeleri güçlüydü. bugün ise herşey sermayenin eline verildi. yakında sgk bile özelleştirilecek. kıdem tazminatımıza bile el uzattılar artık. başkanlık rejimini övüyorsunuz utanmadan. bunun adı başkanlık değil başkancı ya da sizin hitap ettiğiniz biçimde reisçi rejimdir.tekerlek dönüyormuş evet yeni rejiminiz herkesi uçan kuşa bile borçlu yaparak döndü. ama artık bitti. başkanınızın ekonomik sistemsizliği bizi surlara çok sert şekilde çarptıracak. merak etme reisiniz bahçelinin verdiği bastonla ayakta duruyor yakında o bastonu da çekecektir. yapmadığı bir şey değildir. hep beraber göreceğiz. demokrasi diyorsunuz çıkıp da sözde başkancı rejimi övüyorsunuz.

      Sil
    3. ABD'deki başkanlık sistemi sert kuvvetler ayrılığına dayanan bir başkanlık sistemi. Adı başkanlık diye ikisi aynı şey olmuyor. ABD'de kuvvetler ayrılığı sert bir biçimde uygulanır, çerçeve anayasa vardır kısa ve öz. Onun dışında eyaletleri bağlayan başkaca bir yasal düzenleme yoktur.

      Trump'ın müslümanlara yönelik bir kararını tek bir hakim dahi geri alabiliyorken bizdeki başkanlık sistemi denen tek adamlık rejiminde ne denetim ne gözetim var. Gensoru bile yok. İşte mecliste 400 sandalyen olursa belki bir iki bir şey denetim yapma şansın var. Tabi mecliste 400 sandalyesi olan da başkanı kendi partisinden seçtiremezse ona da gerek yok :)

      Bugün hala teker dönüyorsa bunu başkanlık sistemine bağlayanlar, başkanlık gelince uçucaz açıklaması yapılırken ülkenin durumu ile şimdiki durumu kıyaslayabilir. Muhakeme yeteğini olan herkes neyin ne olduğunun farkında.

      Sil
    4. Bugün hala tekerler dönüyorsa değil, tekerlekler patlamış, parçalanmış ve tamir edilemez durumdaysa, stepne yoksa ve yeni lastikler normalden on kat pahalıysa sebebi bu sistemdir. Arkadaşım bayağı bir yanlış gelmişsiniz sanırım. ABD ve Fransa örnekleri yüzlerce kez tartışılmıştır şu son bir iki yılda. Oralarda olup da bizde olmayan şey, denge ve denetleme işlevi gören kurumlar. Hiç açıp bakmamışsınız veya bu tartışmaları izlememişsiniz. Eleştirmek için girmiş, yanlışı savunamayacağınızı bildiğiniz için doğruların içinden bir iki şey seçip yanlışlarla harmanlamışsınız ama güzel olmamış.

      Sil
    5. Bir ülkede YSK, bir ayda seçim sonucu açıklayamıyorsa o ülkede ne güçler ayrılığından, ne hukuktan ne de başka bir şeyden söz edilebilir. Hangi Anayasa?

      Sil
    6. Mahfi Egilmez, dunyanin demokratik neresine giderseniz gidin secimlerden sonra itirazlar olur, bunlar degerlendirilir. Dunyanin en gelismis demokrasisi Ingiltere'de bile referandumun uc senenin ardindan tekrar edilmesi tartisiliyor. Bu soylediginizin kuvvetler ayriligi ile hukukun olmamasi ile alakasi yok. Tam aksine hukukun olmadigi yerde secimi ayni gunde aciklayip, kimse de itirazini dikkate almaz kesinlestirebilirsiniz. Bence neye itiraz ettiginizin farkinda degilsiniz.

      Kaldi ki ben Anayasanin varligindan degil, yoklugundan, kimsenin Cumhuriyet'in kuruldugu gunden beri onemsemediginden, boyle bir ortamda da Cumhuriyet rejiminin fayda degil zarar getirdiginden bahsediyorum. Ikide bir halkin sectigini begenmemyip, 'halkin devlet baskanini secmesi'nden baska hicbir anlama gelmeyen Cumhuriyet rejimini yuceltmenizi de pek tutarli gormuyorum. Acaba Cumhuriyet deyince baska seyler mi anliyorsunuz?

      Turkiye parlamenter hukumet sisteminden, baskanlik hukumeti sistemine gecmistir. Bu iki sistem arasindaki farklari cikartsaniz, herhalde kuvvetler ayriligi konusunda baskanlik sistemini daha kotu gosteren hicbir siyaset bilimi makalesi bulamazsiniz.

      Siz sayet 'ama burasi Turkiye burada evrensel siyaset bilimi gecersiz' diyorsaniz, elestirdiklerinizden hicbir farkiniz kalmaz, onlar da ekonomini konusunda 'burasi Turkiye' diyor evrensel bilimsel gercekleri inkar ediyor.

      Sil
    7. Türkiye'deki Başkanlık sistemi ile ABD'dekinin hiç bir alakası yok. (İsimleri aynı diye aynı zannetmeyin.)Türkiye'deki sistem daha çok Ortadoğu'daki Şeyh'lik ya da Padişahlık sistemi gibi bir sisteme dönüşüyor.

      Böyle riskli bir coğrafya'da bu başkanlık sistemi bir şey olmaz olmaz ama oldumu da bize çok pahalıya patlar. Bugün olmazsa yarın olur ama olur.

      Kontrolsuz güç güç değildir. Kontrol (Check & Balances) diğer demokratik kurumlar tarafından yapılmalı.

      Sil
    8. Türkiye'de uygulanan şey başkanlık sistemi değil. Güçler ayrılığı diye bir şey yok. Meclis tamamen vitrin mankeni, hiçbir yetkisi yok. Cumhurbaşkanı istediği takdirde kararnamelerle ülkeyi yönetebilir ki yönetiyor. Bununla ABD ya da Fransa'daki sistemi bir tutmak cehalettir.

      Sil
    9. "Baskanlik sistemi gucler ayriligina halel getirmiyor. Getirse ABD'de de Fransa'da da getirirdi" demek bakış açınızin hayali olduğunu gösterir çunku sunu sormamız gerek , erdogan başkanlık sistemi güçler ayrılığına helal getirmeseydi bu sistemi getirirmiydi?

      Sil
  13. Reis ekonomiyi ihracat yapabilen bir ekonomi haline getirmek istiyor.

    Boylesine buyuk degisimler kolay degil, bir gecis donemindeyiz.

    Ekonomik bagimsizligimiz icin bunlar sart.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onun için üretim yapan ne var, ne yok satıp betona gömdü değil mi? Geçiş dönemi olduğu kesin de, o geçenin ne olduğunu yazmasam daha iyi olacak. İnsan Aktrol bile olsa bu kadar zavallıca yorumlar yapamaz diyordum ama oluyormuş demek, bizleri şaşırtmaya devam edin lütfen...

      Sil
    2. 17 yildir gecis dönemini atlatamayan bir ülkede yasamaktan mutlu ve umutlu bir yurdum insani.


      Aslinda hakli. Son gelismeler 2023 yilindan itibaren Romanya ve bulgaristana ot, suriye ve Irak a sogan ithalatinin sona erecegi ve artik ihrac edebilecegimiz duruma gelecegimiz söyleniyor. Arkadas bunu heycanla bekliyor.

      Sil
    3. Hangi bağımsızlık? Hangi ihracat? Hangi geçiş?

      Sil
    4. Makarna var, nohut var, komur var, hepsi de bedava degil mi adsiz?

      Sil
    5. troller burayı da mı keşfetti

      Sil
    6. Reisin 20 yıldır aklı nerdeymiş?

      Sil
    7. Tarım ürünlerinde bile ithalat yapacak duruma düştük!

      Sil
  14. Saygideger Hocam, Dolar 15 TL bile olsa hic farketmiyor. Onlar bildiklerini okuyor. Güclü Türkiye propagandasi tam gaz gidiyor yandas medyada.

    Bugünkü muhtesem..Manset aynen söyle..

    ""Spekülasyonlara karsi güclü cevap""

    VakıfBank,17 ülkeden 38 bankanın katılımıyla 279.5 milyon dolar ve 723.5 milyon euro olmak üzere toplam 1.1 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağladı.

    Cevabin gücü konusundaki düsünceleriniz neler olabilir Hocam?


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. borçlanma modelli ekonomide borçlanabilmek cevap sayılır ama içeride tasarruf yaratmak cevap olmuyor. sorsanız yüzde kaç dolar faiziyle borçlandığını dahi bilmezler. biraz daha borç artışı yaptık ne güzel cevap değil mi?.

      Sil
    2. Bir sorun bakalım faiz ne kadarmış? Dünyada bundan yüksek kaç faiz varmış?

      Sil
    3. 38 bankadan 1.1 milyar dolar! Banka basina 29 milyon dolar eder, bankalar resmen Kumar oynamis kazanirsak iyi, kazanmazsak para batarsa da bize koymaz demis.

      Sil
    4. Ben el salladım diye 10milyar$%10 aylık faizli döviz tevdiat hesabına Bankalara para geldi,Sultan bu parayla mercimek,
      K.Fasulye,Patates aldı.Hesap sahipleri Merkez Bankasında depo paradan faiziyle anaparayı çekti.Ükeye katkısı nedir?
      Astirastombili

      Sil
  15. Kilicdaroglu nun cenesini vatandasin yumruguna vurmak suretiyle halki galeyana getirme cabasi bos cikinca, bu sefer ak partinin ekonomi politikalarini basarisiz gostermek icin tum cehabe calisanlarina paralarini dovize cevirme emri vermesi sonucu bu oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vaaayy. Bu da yeni trolllerden. Eskileri birsey yazdiklarinda icinde akil süzgecinden gecmis birseyler okurduk. Artik bu da yok. Akilsizligi ve ahlaksizligi mesrulastiran bir partinin parazitleri olarak anilacaksiniz.

      Sil
    2. İroni o ironi...

      Sil
    3. O kadar gercekci yazmis ki troll sandiydim. Desene günahini aldik.

      Sil
  16. Yerlileri döviz mevduatları bizi kurtarır mı? Merkez rezervleri az ama bazı yorumlar bunun güvence olduğunu belirtiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurtarmaz cunku bunlarin hepsi fiktif hesap, karsiliginda doviz filan yok. Bunlar sadece dovize endeksli turev hesap o kadar.

      Sil
  17. Sayın hocam... 1 ve 2 no.lu durumlardaki tespitlerinizi değiştirmek için ne yapabiliriz..? Henüz bir sonraki resmi seçime 4 yıldan fazla var... Fakat bu gidişatla bu durumun uzun sürmesi pekde mümkün görünmüyor (imf & erken seçime doğru gitmekteyiz) Sizin bu hususta düşünceniz nedir, bu sarmaldan nasıl çıkabiliriz...? (yapısal reform demeyin, bunların böyle bir şey yapabilecek durumu yok, zira reform dedikleri konuşmayı şaşkınlıkla gülerek izledik)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hükümete gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Yapabileceğimiz başka bir şey yok.

      Sil
  18. Güzel vatandaş, şirin vatandaş... Bu yaptığın yorum doğru değil, yanlış. Vallahi yanlış, billahi yanlış...Bugünkü durumumuza bu pencereden bakıyorsan, iktisat politikamızdaki yanlışları göremezsin. İktisadi durumumuzu "Bir partinin seçmenlerine döviz alımı talimatı vermesi" ile açıklıyorsan; doğruları araştırmanı öneririm. Bilimin yolundan gitmeni öneririm.

    YanıtlaSil
  19. Hocam öncelikle bu güzel ve faydalı yazı için elinize sağlık. Gündelik hayatında ekonomiyle ilgilenmeyenler de sizin herkese ulaşan diliniz sayesinde ekonomiyle ilgilenmeye başladılar. Hukuk konusunda dediklerinize katılıyorum. Ekonomini bir canlıdır ve yaşayabilmesi için hukuka,düzene ve adalete ihtiyaç vardır. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  20. hocam cok guzel bir yazi, "cokus" kelimesini sizin gibi biri kullandigi icin yaziyi buyuk tedirginlikle bitirdim. mukemmel ozetlemissiniz

    YanıtlaSil
  21. Guven kaybini ne yaparsa yapsin şu andaki yonetim engelliyemez.Butun soylemleri artık kuskuyla bakılıyor.Ben ülkemizin bir yol ayırımına geldiğini düşünüyorum .Sudan sebeplerle bir de seçim iptali ekonomiyi daha bir darboğaza sokacağı gibi büyük sosyak calkalanmalarida beraberinde .getirecektir.

    YanıtlaSil
  22. Selam Hocam,
    Siz veya yorumcu arkadaşlar cevaplar ise çok sevinirim.

    Millette doğru düzgün gıda alacak para kalmadı, TL yok, piyasa durdu,
    Nasıl oluyorda insanlar döviz alabilecek parayı buluyorlar?
    TL yi sıkınca dövizde durmaz mı hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ne Kadar 17 yildir sonsuz biat ve itaat ile mesut bir sekilde yasadilarsa da herkes bunun sonunun böyle olacagini biliyordu. Insanlar zor zamn icin ayirdiklarini simdi kullaniyorlar.

      AKP ye oy vermeye devam ediyorlar fakat ekonominin batma noktasina geldigini de biliyorlar. Döviz kurunun ne olacagini da. Suclu kim? Dis gücler ve CHP zihniyeti.

      Bu girdap 1960 tan beri dönüyor. Devam edecek. Alan memnun satan memnun. Bu rant anlayisi bitmedikce, ki bitmeyecek mutlak sona kadar böyle.

      Sil
  23. Hocam Merhaba. Yazılarınızı severek takip ediyorum. Sıradan insanların bile anlayacağı bir dil ile kaleme alıyorsunuz yazılarınızı, çok teşekkür ederiz. Döviz değer kayıplarını kıyaslarken neden kırılgan beşliyi kullandığınızı merak ediyorum? Gelişmekte olan ülkelerden diğerleri neden kıyasların içinde yer almıyor? Döviz yükselince tüm ithal girdilerin maliyeti artıyor evet, ancak bunu iç piyasaya dönüş/ yerli üretime teşvik olarak kullanabilir mi devlet?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Türkiye bu ülkelerle kıyaslanıyordu da ondan.

      Sil
  24. hocam adsız 13:23 ün yazdıkları doğru mudur?. doğru değil ise kısaca doğru olanı belirtir misiniz?.

    YanıtlaSil
  25. j.p.morgan yatırımcısına dolar 5.90 tl olacak dediği için manipülasyoncu yaftalamasıyla suçlandı ne oldu haklı çıktı. salt seçim öncesi akepe oy kaybetmesin diye swap üzerinden ne finansal oyunlar çevrildi haftalarca. sonuç hep kredibilitemiz azaldı hem tahvil faizleri yükseldi hem de kurlar yeniden yükseldi. bu ülkenin sorunu da bu zaten. eskiden söz konusu vatansa gerisi teferruattı. ama şimdi söz konusu akepe ise gerisi teferruat haline geldi. bir parti seçim kaybetmesin diye neler yapıldı neler. ne teröristliğimiz kaldı ne pazarcının esnafın kabzımalın soğancının patatesçinin marketlerin hainlikleri.... bir de bazı utanmazlar burada hala başkanlık bana göre başkancı rejimi savunuyorlar ya hala.. parlamenter sistemde bir ülkenin geleceği asla bir kişinin iki dudağı arsında olmadı. ama artık bu hale getirildi ülke. küresel sermaye oluk oluk akıttı dövizleri erdoğana o da halka birşeyler dağıttı halk da herşeyi tayyipten zannetti. tayyip kerametle adam oluverdi britanya hanedanı sayesinde. ve hala da akıllanmıyor halk. hala bu rejimi daha doğrusu sistemsizliğin getireceği büyük yıkımı görmüyor bazıları da günlük menfaatleri için görmemezlikten geliyor. niccolo maciavelli nin harika veciz bir sözü aklıma geldi: eğer bir toplum salt kendisi gibi olduğu için bir siyasal erkin yolsuzluklarını hırsızlıklarını yanlışlarını adaletsizliklerini görmezden geliyorsa o toplum erdemini kaybetmiş demektir. erdemini kaybedenler mutlaka ülkelerini de kaybederler. bugün van da yeni saray için 140 metrelik özel yatın resimlerini gördüm. bir vatandaş olarak onuruma dokundu. neden mi hala bu ali baba ve kırk haramiler anlayışı destek görebiliyor. içim yanıyor mahfi hocam. biz ne ara bu kadar sorumsuz ve ahlaksız bir toplum haline geldik. galiba 16 yılda akan 657 milyar dolarlık döviz bolluğu bu toplumu çok şımarttı. el paralarıyla bolca tükettik. sanırım bunun şımarıklığı ya da bunun yarattığı uyuşturucu etkileri nedeniyle hala kendiimizde değiliz. geldiğimizde ülke mülke elimizde kalmayacak sanırım hocam. bu nasıl bir halk anlamıyorum dışarı çıkıyorum herkes sanki normalmiş gibi yaşıyor. ya da zombi şirketler gibi olmuşuz halk olarak ölmüşüz de farkında değiliz yaşadığımızı sanıyoruz. ne dersiniz sayın hocam?.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. CHP'nin yerinde olsam, halkın karşısına çıkar bana oy verirseniz ve iktidara getirirseniz size çok kötü bir acı reçete çıkaracağım, nedeni de Erdoğan'in aldığı 657 Milyar dolarlık borçtur ve bu ülkemizin boyunu aşan bir borçtur demeli. Kolay bir kurtuluş yolu yoktur demeli. Benim size yapabileceğim iyilik acı reçete çıkarmak olacaktır demeli. Yok bana değil de Erdoğan'a oy verirseniz, çok cesursunuzdur ve öyleyse neler yaşayacağınızı görmek istiyorsunuzdur, demelidir.

      CHP, önceki yıllarda olduğu gibi enkaz'ı devraldıktan sonra, halkı seçim ön-ce-sin-de bilgilendirmeden acı reçete çıkartıp, bu faturanın kendi üzerinde kalmasını önlemelidir. Yoksa CHP bir dönem kalır sonra yine AKP gelip uzun yıllar iktidarda kalır. AKP bir dönem nadasa yatmış gibi olup sonra güçlenerek tekrar gelir ve büyük fatura'yı CHP'ye bırakır.

      Sil
    2. AK Parti+ CHP birlesmeli
      Turkiye Ittifaki kurulmali
      CHP ekonomi yonetimini eline almali

      Sil
  26. Türkiye gerçeği olarak herkes ekonomi ve inşaat dan çok iyi anlıyor.Hocam af buyurun bu insanlara bilgi sahibi olmadan fikir sahibi yapan nedir?

    YanıtlaSil
  27. uyuşturucu konusunda meclise getirilen soruşturma önergesi akepe-mhp eliyle reddedildi. normal çünkü ekonomi kara para ile dönebiliyor artık. 2018 yılında sistem dışı para girişi hacmi 21.2 milyar dolardı. eh böyle ciddi kara para gücü bırakılır mı hiç!. bazılarının burada balanndıra ballandıra anlattığı yok avm lerde kalabalık var yok şu kadar araba var.... işte bu tüketimin dayandığı yerlerin en başında kara para geliyor. siyasetin finansmanı da ciddi ölçüde kara paradır. siyasetin finansmanını halk yapamaz ancak para baronları yapar. eh bu siyasetçiler de onlar adına çalışır halk da kim ülkeyi en çok borçlandırıp da kendisine para verirse onun peşinden gider. harika bir sürü güdüsü oluşturulmuş olur tabi satılık medyada bu güdülemede aktif olarak kullanılır. bu ülkede kör değilseniz gerçekleri görüyorsanız hasta muamelesi görürsünüz ama çoğunluk gibi bakan körlerdenseniz normal görünürsünüz.

    YanıtlaSil
  28. Hocam merhaba,
    Enflasyonun yüksek olmasının sebebinin aslında döviz kurunun yükselmesine bağlı olarak fiyat artışları olduğunu söyleyebiliriz; ancak 2001 yılında yaşanan krizde enflasyon rakamı çok daha yüksek olmasına rağmen dolar/tl kuru istikrarlı bir grafik çizmişti. Bu bağlamda 2001 krizinden farklı görünüyor. Bunla ilgili bir yorumunuz var mı merak ediyorum açıkçası.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönemde bu kadar dışarı açık değildik.

      Sil
  29. bence sıralama yanlış birinci sırada ekonomik bir sorunumuzun olduğu kabul etmekle başlamalıyız daha sonra çözüm ararız sorun varsa çözüm vardır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözüm arayışına ekonomiyle başlarsanız bir yere varamazsınz.

      Sil
    2. Bir kere daha oku belki anlarsın

      Sil
  30. Cesaretinizden dolayı tebrik ederim sevgili hocam. Yürek mi yiyorsunuz her daim. 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece gerçekleri söyleyip, yazıyorum, tamamen objektif olarak ve kişilerden soyutlayarak. Ülke burjuvazisi, işçi sınıfı, akademisi de bunları söylerse bir sonuç almak mümkün olur.

      Sil
    2. Hocanın cesareti yerinde, söyleyecek bir şey yok da ben asıl sabrına şaşıyorum. Ben ekonomist değilim, tamamen farklı bir mesleğim var ama yıllardır dolar alım-satım işleri ile uğraştığımdan alaylı olarak VİOP, DXY, teknik analiz, Fx MB rezervleri v.s. öğrenmek durumunda kaldım. Ben bile yapılan işleri gördükçe kafaları yiyorum, hoca ne vaziyettedir artık siz anlayın. Günde 5 kez falan kafasından aşağı buzlu su döküyordur herhalde :)

      Sil
  31. Hocam öncelikle elinize sağlık yine son derece aydınlatıcı bir yazı olmuş. Hocam küresel bir resesyon bekliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Son göstergeler sanki biraz yavaşlamayla bu yılın atlatılabileceğini gösteriyor.

      Sil
  32. Aslında sorun çok karmaşık değil. Arz-talep meselesi. Dövize talep arzdan yüksek. Bu sorunu çözmenin iki yolu var. Satacak doğal kaynağımız olmadığı için ya Almandan daha kaliteli ürün yapacağız ya da Çinliden daha ucuz. Bunu sağlamak kısa vadede mümkün değil. Diğer ihtimal Iphone'a BMW'ye elveda. Bir telefon 20.000 TL olunca döviz talebi kendiliğinden düşecektir. Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıktı gibi enflasyon mu faizden çıktı faiz mi enflasyondanı tartışırsak sonuç işte böyle hayat kalitemizin dibe vurmasıdır.

    YanıtlaSil
  33. Hiç bir yoruma gerek bırakmadan mükemmel özetlemişsiniz her zamanki gibi.(Bunu yorumdan saymayın)

    YanıtlaSil
  34. Merhabayın hocam bende ekonomist olmak istiyorum sizin mikro ekonomik kitabınızı okudum çok sevdim şuanda ekonomi dersi alıyorum. Sizin gibi tecrübeli ekonomist olmam için ne yapmam gerekiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumaya devam edin. Arada bir de kendi düşüncelerinizi yazın, eksiklerinizi görmenin en iyi yoludur.

      Sil
  35. Hocam swap faizlerinin çok yükseldiği zaman TL nin açığa satılması engellenmişti. Bu durum hala devam ediyor mu?

    YanıtlaSil
  36. Yorumlarda bahsedilen Vakıfbank sendikasyonu ile ilgili teknik bir bilgi:yerli bir bankaya para piyasasında bizzat Vakıfbanka 100 milyon avro kredi verdi,söz konusu yerli banka aynı para ile sendikasyona katıldı. Vade sonunda bu kredileri karşılıklı kapatacaklar.Yani aslında yapılan işlemin bir kısmı gerçek bir kredi değil,piyasanın gözünü boyuyorlar.Bu işlemin yapılması için BDDK tarafından çıkarılmış yönetmelik bile var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz yerine kâr payı vermek gibi. Dostla alış verişte görsün.

      Sil
  37. "Türkiye, ilk iki durumu değiştirmeden (tersine çevirmeden) ekonomiyle ilgili hangi kararı alırsa alsın bu çöküşten kolay kolay çıkamayacak gibi görünüyor." Ben de diyorum ki size göre Türkiye açısından kötü giden bu iki maddeye 32 kötü durum daha eklesek ancak ABD ile aramız iyi olsa ekonomi yolunda giderdi. Yapısal sıkıntılar para bolluğu içinde unutulurdu geçmiş yıllarda olduğu gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık kolay değil o dediğiniz. Koşullar çok değişti.

      Sil
  38. Bugün AKP’ye oy veren seçmenin önemli bir kısmı sıkıntıların farkında. Olmaması mümkün değil. Çünkü ekonomik problemler vatandaşın cebine, mutfağına doğrudan yansıyor.
    O halde neden bu insanlar hala AKP’ye oy veriyor? Neden AKP 3 büyük ili kaybetmesine rağmen %50 civarında oy alıyor? Bu soruların tek bir cevabı var; “intikam siyaseti”.
    Bugün kendini “muhafazakar” olarak gören her AKP seçmeninin geçmişinde bir yerlerde CHP zihniyeti ile yaşadığı olumsuz anılar vardır. Şunu kabul etmeliyiz ki CHP zihniyeti zamanında muhafazakar kesime karşı bazı olumsuz davranışlarda ve hatta aşağılayıcı tavırlarda bulunmuştur.
    Bugün hangi AKP seçmeniyle gündemdeki problemleri tartışırsanız tartışın bir yere kadar partisini savunmaya çalışacaktır. Bir süre sonra bazı gerçekler kabul edildikten sonra alınan cevap genelde şu şekilde oluyor; “olsun Tayyip bizim intikamımızı aldı.”
    Bugün AKP seçmeninin büyük kısmında hala bu anlayış hakim. Bu insanlar nasıl oluyor da bütün bu sıkıntılara rağmen iktidara oy veriyor diyorsanız cevabı burada gizli. Cebime 3 kurul daha az para girsin, biraz sıkıntı çekeyim ama bizi zamanında hor gören CHP zihniyetini böyle muhalefette güçsüz ve debelenirken göreyim yeter duygusu hakim.
    Devlet kadrolarının büyük kısmında yalnızca iktidar yanlısı veya öyle görünenler bulunuyor. CHP zihniyetine kin duyan AKP seçmeninin CHP’nin elinden bürokrasi gücünün de alınması hoşuna gidiyor.
    Zamanın hor görülen insanları bugün kendilerini değer verilen hissetikleri ve hükümet tarafından da belli noktalarda güç sahibi kılındıklarından dolayı bu durumdan mutlular.
    Recep Tayyip Erdoğan’ın bu kadar duygusal şekilde ve bazen mantığı da geri planda bırakacak şekilde sevilmesinin sebebi budur.
    AKP de bunu her seçim dönemin de kullanır. Yerel seçimler öncesinde Erdoğan’ın “zengin semtlerde oturan şımarıklardan intikamımızı alacak mıyız?” sloganlarını iyi hatırlıyorsunuzdur.
    Muhalefetin siyasi anlamsa bir şeyler başarabilmesi için bu CHP önyargısını kırmasını gerekiyor. Bu önyargılar aşılamadan iktidar değişikliği mümkün görünmüyor.
    Türk halkı gerçekten de çok duygusal bir halk ve çoğu konuda duygularımız aklımızın önüne geçiyor.
    Bu konuda muhalif kesimi ümitlendiren en somut ve yeni örnek Ekrem İmamoğlu oldu. İstanbul’da CHP zihniyetine karşı önyargılarla ciddi mücadele etti. AKP’nin çok üstün olduğu ilçelere daha fazla özen gösterdi. Sonuç olarak da kazandı.
    3 büyük ilin CHP’ye geçmesi muhalefet açısından büyük şans. Çünkü belediyecilik faaliyetleri halkla doğrudan temas eden faaliyetler. Önyargıların kırılması için bu durum genel seçimlere henüz uzun bir süre olduğu düşünülürse büyük bir şans muhalefet adına.
    Güzel ülkemin güzel insanlarının şu soruya cevap vermesi gerekiyor;
    “İNTİKAM HIRSI VE GÜÇ UĞRUNA ÜLKEMİZİ DAHA KARANLIK GÜNLERE Mİ SÜRÜKLEYECEĞİZ, YOKSA DUYGULARIMIZI BİR KENARA BIRAKARAK CESURCA YAPILMASI GEREKENLERİ YAPABİLECEK MİYİZ?”

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayin Sarper..

      Size sadece 1 soru soracagim. Lütfen cevap verirseniz yukarida yazdiginiz uzun yazi saglam bir temele oturabilir.

      Diyorsunuz ki..

      ""Bugün kendini “muhafazakar” olarak gören her AKP seçmeninin geçmişinde bir yerlerde CHP zihniyeti ile yaşadığı olumsuz anılar vardır.""

      Lütfen rica ediyorum.. 1960 tan beri ülkeyi toplam sadece 5 yil yöneten (bunun da cogu koalisyon) CHP nin hatirladiginiz sadece 5 tane olumsuz aniyi sayabilirmisiniz?

      Yazdiklarinizi tekrar okudunuz mu? Bu Kadar tutarsiz nasil olabilirsiniz? Sanirsiniz ki AKP secmeni 90 yildir var. 2002 ye Kadar ülkeyi tek parti sistemi ile CHP yönetti.. AKP geldikten sonra insanlar her alanda huzura kvustu.

      Inanilir gibi degil. Neymis bu AKP secmeni böyle. Yillardir CHP zihniyeti altinda inim inim inlemis meger.

      Pekiyi sadece 17 yilda ülkeyi her alanda dip yaptiran, uluslarasi alanda madara hale getiren, herseyi gözlerinin önünde yapan AKP zihniyetine karsi herhangi bir tepki gösterdi mi?

      Söylermisin Tayyip neyin intikamini aldi? Neymis bu icini bir türlü dolduramadiginiz CHP zihniyeti?


      patatesini, soganini, otunu, mercimegini, etini, sekerini, kuru fasülyeni yok ettiler.. tek dertleri CHP zihniyeti.

      Ne AKP secmeniymis be kardesim. 95 yillik hafiza kin ve nefret. Ne kadar da bilincli.. Girtlagina Kadar cemaat ve tarikat batakligina batmis. Sonsuz biat ve itaat ile kulluk vazifesini yapan, tarikat ve cemaat kueslarinda erkek cocuklarina tecavüze ses cikarmayan fakat sort giydigi kadini linc etmeye calisan bilincli zihniyet.

      Zihniyetiniz batsin. Basini kaldir, ülkenin ve insanlarinin haline bak.

      Akilsizligi ve ahlaksizligi mesrulastiran bir partinin 17 yillik iktidarinin sonucudur yukaridaki yazi.

      Sil
    2. CHP Anayasa Mahkemesine gidip Belediyelerin Universite ogrencilerine lisans y. lisans doktora olmak uzere verdigi bursu Iptal ettirdi hem de 2008-2009 krizinin en tepe yaptigi Piyasanin durdugu donemde. Yuzbinlerce ogrencinin bu hakkini elinden alip kriz doneminde magdur etti. Ustune ustelik bu yaptigini CHP her platformda savundu. Tanidigim o donem yuksek lisans ogrencisi oldugum sirada iki tane kiz arkadasim CHP belediye bursunu iptal ettiginden dolayi okulu birakmak zorunda kalmislardi.Cunku okula gidecek paralari yoktu ailelerinde de para almak gibi hevesleri de bursla okula gitme planlari vardi. Belki iptal etmeseydi CHP burslari, o iki arkadasim daha farkli yerlerde konumlanacakti.

      CHP halkin ekmegine bursuna bulguruna goz koyan bir partidir. Sadece ve sadece BEYAZ TURKLERIN cikarini korur.
      O nedenle o secimlerde 2009da, bu tavrindan dolayi AKPye vermistim oyumu...

      Sil
    3. Adsız 13:51

      Öyle bir yazmışsınız ki sanki CHP tüm yetkileri elinde tutan bir muktedir olarak iktidarda, AKP ise aciz ve muhalefette. Bahsettiğiniz konunun ne olduğunu tam bilmesem de olaya genel olarak baktığımızda eğer bir konu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişse ANAYASAYA AYKIRI demektir. İktidarın görevi anayasaya uygun yasalar çıkartmak, eğer Anayasa Mahkemesi iptal ederse de o yasanın anayasaya aykırı bölümlerini düzeltip tekrar meclisten geçirmektir. Anladığım kadarı ile AKP'li belediyeler kendi yandaşlarına burs sağlamışlar, Anayasa Mahkemesi de iptal etmiş. Yüzbinlerce öğrenci belediyelerden burs aldıysa burada ciddi bir sorun var demektir. Belediyeler Kredi ve Yurtlar kurumu mu?

      Beyaz Türkler hangileri bilmiyorum ama CHP eğer Anayasaya aykırı konuları Anayasa Mahkemesinde iptal ettiriyorsa bu her renkten Türk'ün yararınadır. "Anayasa mahkemesini tanımıyorum, kararlarına da saygı duymuyorum" diyen zihniyete oy veriyorsanız bunu anlamanız biraz zor tabi.

      Sil
    4. Adsız27 Nisan 2019 10:11

      CHP asli gorevlerini yerine getirebildi mi?
      CHP sosyal demokrat halkci bir partinin yapmasi gereken muhalefeti uygulayabildi mi?
      CHPnin illa iktidar olmasina gerek yok. Bir parti iktidardayken daha cok yipranir halkla temasi daha azalir. CHP muhalefet olmasina ragmen halktan koptukca koptu kopmayi birakin kendi secmeni halktan koptu halkin sorunlarindan hatta iktidar olmadigi icin yipranan bir parti gorevi ustlendi.
      Dedigim gibi illa iktidar olmaya gerek yok belediyeler ne gune duruyor belediye yerel yonetimlerde halkla daha iyi temas kurulamaz miydi? bknz SN macoglu neredeyse dunya capinda biri oldu olacak selam olsun bu yoldasa
      CHP,bir donem sabahtan aksama kadar Anayasa Mahkemesinin kapisinda yatip kalkti. Turkiyenin gelecegi olan kendi belediyelerinin de verdigi bursu 13.51deki arkadasin da dedigi gibi tam da krizin ortasinda kesmekle ugrasti. Ne yapsin bu insanlar cemaatlerin kapisinda bulunmayacak ta devletinin belediyenin yuzune her daim kapanan kapisinda mi bulunacak
      Unutmamak gerekir ki LAIKLIGIN teminati asil astari sosyal halkci devlet ve belediyecilik sistemidir.Yani sosyal devlet ve demokrasidir. Sen yoksul halkin ogrencinin bulguru bursu vs ile ugrasirsan o insanlar senin kapini calmaz gider tarikatlarin sevabina yaptigi yerlere takilir.Bir bakmizsin oyunu talep ettigin insanlar birer tarikat talebesi oluvermis
      Mesela ben merak ediyorum CHPnin egitim siyassini politikasini CHP cocuklara genclere ne tur bir egitim sistemi vaadediyor. Yine onlarin bursunu kesmek mi istiyor? .Onlarinin bursunu keserek tarikatlara av olmasini mi okullarini birakmasini mi arzuluyor? Hazir ol rahat turunde egitim sistemi mi arzuluyor? Biyoloji fiziki tarimi cografyayi derslerde hakim kilacagina sunni islami ve kemalizmi mi sabahtan aksama kadar okullarda olsun istiyor
      Laiklik, sosyal devlet sosyal demokrasi ile kaliteli bilimsel egitimle var olur. Sen defalarca defatle yillarca laiklik laiklik laiklik dersen laiklik var olmaz laiklik halkini sosyal sisteme entegre edeceksin herkesi vergi mukellefi edeceksin halkina dogru durust egitim vereceksin meslek sahibi olabilecek mufredati sunacaksin.... Sadece iyi ailelerin gidecegi okullarla ordan o okullardan cikan beyaz genclerin sirtinda laiklik sistemi yurumez. Iyi egitim alan cocuk dersaneye gitmez ne edugu belirsiz yurtlarda kalmaz devletinden belediyesinden bursunu bulgurunu alan cocuk universitede su bu tarikata eyvallah demez.

      Ama CHPnin derdi baska CHP milletin cebindeki parayi cok goruyor halkin garibanin cocugunun iyi egitim almasini istemiyor hep kendi cocuklarinin iyi egitim alip yurtdisinda bu ulkenin"fakirligi" uzerinden avantasiyla yabanci ulkalerin bursuyla okumasini istiyor. Sonrada ulkeye gelip bu gariban cocuklara bak ben beyaz turkum laikim sizi ben yonetecem sizler varos cocugusunuz demesini istiyor.
      Ote yandan varoslarda yasayan bizler gibiler de hazir ol rahat komutlariyla kemalizm+sunnizm ikileminde ne varsa ezberleyerek itaatkar koleler olmamizi istiyor.
      Bu bir sonuctur. bu sonucu hep birlikte yasiyoruz
      Ektigini biceceksin...
      Iyi egtim verilseydi burs imkanlari uretim imkanlari sunuldsaydi bu toplum bu asamaya gelmezdi. Bunda CHPnin de yeri buyuk.
      Dogru duzgun muhalefet ulke sorunlarina projeler ureterek olur mecliste dinlenmiyorsan cikarsin koy koy kahve kahve insanlarla oturur tartisirsin kimse merka etmeyin sizi kovmaz care olmak icin hastanin yanina gideceksin ki koylerde doktorlarin isi daha zordur siyasetcilerden gideceksin kahvehanelerde egitim sistemini anlatacakjsin bu ulke insani degisimi sever cozumu sever tarimi tartisacaksin o insanlarla birlikte tartismalardan inanin yeni fikirler cikar ortaya CHP butun bunlari yapiyor mu? ben gormedim duymadim.
      Kisaca halka dokunmadan halka ulasmadan sorunlara cozum bulmazsin sonra da laiklik elden gidiyor diye bas bas bagirirsin...Biraktik laikligi demokrasi elden gitti niye sorusunu sormak gerek

      Sil
    5. Adsız 20:19

      Çok ilginç bir şekilde sürekli CHP'yi suçluyorsunuz ama siz ya başka bir ülkede ya da başka bir çağda yaşıyorsunuz. CHP, aralarda çok uzun süreli olmayan birkaç koalisyon hükûmeti dışında bu ülkede 1946 yılında yapılan ilk çok partili seçimden bu yana iktidar olmadı. Yani ülke, son 17 yılı muhtemelen çok takdir ettiğiniz bugünkü iktidar olmak üzere 1950 yılından bu yana sağ partiler tarafından yönetiliyor. Haliyle şikayet ettiğiniz tüm konulardan da bu iktidarlar sorumlu. Buna tarikatlerin yaygınlaşması, siyasete ağırlık koymalarına oy uğruna izin verilmesi, Güneydoğu'daki aşiret sisteminin oy uğruna korunup kollanması, toprak reformunun engellenmesi, Cumhuriyet döneminde kurulmuş köy enstitülerinin kapatılıp kırsal kesimin eğitimsiz bırakılması, Milli Eğitim Bakanlığı'nda yabancı bir takım büyükelçilere söz hakkı verilerek eğitim kalitesinin bozulması, yeni yapılan sanayi tesislerine lojman yapma zorunluluğunun kaldırılıp gecekondulaşmaya, ardından da varoşlaşmaya yol açılması, hazine arazilerine gecekonducuların el koymasına oy uğruna göz yumulup varoşlaşmanın yaygınlaştırılması, son 17 yıldır eğitim kalitesinin iyice düşürülmesi ve din ağırlıklı eğitimin yaygınlaştırılması, bu yolla insanların köleleştirilmesinin amaçlanması, kırsal kesimde üreticinin desteksiz bırakılması ve kentlere göçünün önünün özellikle açılması, yanlış, çağ dışı ekonomik politikalarla ülkenin neredeyse her 10 yılda bir büyük devaluasyonlar ve ekonomik krizlerle karşı karşıya bırakılması, bu yöntemle iyice fakirleştirilmesi.....

      Sürekli CHP'nin birilerinin bursunu kesmesinden bahsediyorsunuz da öğrenciye burs vermek ne siyasi partilerin ne de belediyelerin görevidir. Eğer iktidar öğrencilere doğru dürüst bir burs sistemi kuramamışsa gidip onları suçlayın ve mesela şu YÖK denen kurum ne iş yapıyor, onu sorun kendinize. Ayrıca da kimlerin çocukları yurt dışında eğitim görüyor, kimlerinkiler askerlik yapıyor, kimlerin çocuklarının kurduğu vakıflara CHP nedeniyle bursları kestiğini iddia ettiğiniz belediyeler kaç milyar dolarlık bağışlar yapıyorlar herhalde siz de biliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Yok, amacınız vur abalıya yöntemi ile CHP'ye saldırmaksa onu bilemem elbette.

      Sil
    6. Teshis ne Kadar Dogru..

      "" Akilsizligi ve ahlaksizligi mesrulastiran parti "" ve taraftarlari.

      Cevap yazilmaya deger diyerek birseyler yazdik. Adamdaki kafaya ve seviyeye bak. 17 yildir gözlerinin önünde ülkeyi talan edenlere usanmadan oy vermis. Biberi 22 TL ye yiyor. Kalkmis CHP asli görevini yapmiyor diyor.

      Bir defa daha ne kadar hakli oldugumu görüyor ve anliyorum.

      Beter Olun..

      Sil

    7. CHP AK partinin birarada oldugu Turkiye ittifaki bence bu sorunlara care olur.
      Ekonomi yonetimi bu ittifakta derhal CHPye verilmelidir.
      Bir koyu CHPli olarak partimi iktidarda gormek dahasi ekonomi yonetiminde gormek istiyorum.

      Sil
  39. Hocam 5,40'dan aldığım doları dün 5,93'ten satmıştım. Bundan paramı bankada TL faizde tutmayı düşünüyorum (yaklaşık 5 yıl kadar). Doğru mu yapıyorum? Yoksa dolarda kalmaya devam mı etmeliydim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız 22:17 kareşim, Mahfi hoca yıllardır yatırım tavsiyesi vermediğini söylüyor, ayrıca bildiğim kadarı ile bakla falı da bakmıyor. Önümüzdeki hafta bakarsın, kur haftayı 5,85 altında kapatırsa doğru yapmışsın, 6,10 üzeri kapatırsa yanlış yapmışsın demektir. Eğer yanlış yapmışsan unutma ki insan en iyi hatalarından öğrenir.

      Sil
    2. Dolarda kal
      Dolarina dolar kat

      Sil
    3. Nacizhane 5 yıl gibi uzun vadeli bir plan düşünüyorsan altını düşünmelisin. Çünkü çarpanı hem ons hem de dolara endeksli. 5 yıl önce parasal genişlemeyle altının ons fiyatının nerelere geldiğine bir bakıver. FED'in de bundan sonra daha az sıkılaşmaya gideceğini varsayarsak fonların yine altına doğru kayabileceği değerlendirilmeli. Yaşanabilecek uluslararası krizleri saymıyorum bile. Malum Trump'tır, ne yapsa yeridir. Kısacası altın candır ve bu bir yatırım tavsiyesi değildir.

      Sil
    4. Adsız 15:52, altın güzel görünüyor gibi, Gram'ı kaç olursa alayım?

      Sil
  40. Hocam iddia oynayıp köşeyi dönmek lazım. Çıkış böyle olur.

    YanıtlaSil
  41. Mahfi Bey, sizi veya diğer ekonomistleri (işi bilenleri) dinleyince/okuyunca, çeşitli rakamların/oranların, dengelerin, rezervlerin vs vs -her ne varsa gösterge olarak, hepsinin- çok kötü olduğunu anlıyoruz.

    Ama yolara bakınca, ekonomik aktivitenin devam ettiğini de görüyoruz. Kamyonlar işliyor, fabrikalar çalışıyor, üretim sürüyor.

    Krizde miyiz, uzatmaları mı oynuyoruz? Sahaya bakınca ne görünüyor, gerçekten merak ediyorum.

    Yorumunuz için şimdiden teşekkür.

    YanıtlaSil
  42. Hocam yazınız yönetime sorunun çözümü konusunda cevap niteliğinde aynen katılıyorum size, Başkanlık denilen sistem bize dar geldi. Zaten bizim gibi ülkeler başkanlıkla yönetilemez çünkü güçler ayrılığı bizde her zaman sorun olmuştur. ABD de başkanı sorgulayan denetleyen mekanizmalar bizde hiç yok.

    Mayıs ayında atak bekleniyor büyük ihtimalle siyasi olarak başlayacak fakat bu ekonomiyi çok yıpratacak muhtemelen ambargo ile tehdit sonrasında dolar yükselecek hisseler değer kaybedecek ilk adım İran yaptırımları venezuella altın ticareti S 400 gibi birçok sorun çıkacak karşımıza. Çin halk cumhuriyeti ipek yolu projesine bizi davet etmedi Türkiyeyi yok saydı resmen bu aslında Çin tarafında'da bizim aleyhimize gelişmeler. 150 ülke davet edildi ama Türkiyeye davet gönderilmedi ilk buluşmada davet edilmiştik hatta Rusya ve Türkiye konuşma yapmıştı. Dünya dev devletleri ABD ve ÇİN galiba bizi kara listeye aldılar çoktan.

    Türkiye ye Rusyaya güvenemeyeceğini de anladı ama geç oldu yine. Ticarette yerli para tutmadı kimse paramızı beğenmedi zaten karşılığı olmayan okadar para varken birde bizimle uluslararası geçerliliği olmayan para ile neden ticaret yapsın kaldı ki adamlar enerji ihtiyacı yok hatta tam tersi bizim enerji ihtiyacımız var. Bizi ellerine almak varken neden ticaret zinciri oluştursun.

    Yolun sonu IMF diyeceğim ama artık onlarda bizi kabul edemez ABD izin vermeden yapamazlar. ya ABD tavizlerine evet diyeceğiz ve üzerine borçlanacağız yada en kısa sürede erken seçim yapılacak ve AK Parti seçimlere katılmayacağını açıklayacak yeni gelen yönetim temiz sayfa açmaya çalışacak dış ilişkilerde. Ben olsaydım ülkemin parçalanması rezil olmasını istemezdim riske atmazdım ülkemi ve istifa edip seçime katılmazdım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız 06:20

      Siz olsaydınız eminim öyle yapardınız zira ben de olsam çoktan aynen söylediğinizi yapar "ben kendimi çok akıllı zannediyordum, meğer bu durum yeterli bilgi birikimim olmamasından kaynaklanıyormuş, Dunning-Kruger sendromu yaşamışım, verdiğim rahatsızlık için özür dilerim" der istifa ederdim. Ama bunu yapmak için de en azından bilgi birikiminizin yetersiz olduğunu anlayabilecek kadar bilgi edinebilme kapasiteniz ve bunu yapabilecek öz güveninizin olması, Türkiye'yi 1400 yıl önceki Emevi devletine çevirmek gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan ama tüm halka büyük acılar çektirmeden de denenmesi mümkün olmayan ideolojik saplantılarınızın bulunmaması lâzım.

      Yazdığım cümleler uzunluk bakımından stratejik derinliği olan eski bir başbakanımızın cümlelerine benzedi, kusura bakmayın.

      Sil
  43. Saygıdeğer hocam,

    Ne kadar incelikle yorumlara cevap vermişsiniz, bunun için teşekkür ederim, yorumlardaki cevaplarınızdan bile onlarca şey öğrenmişimdir şimdiye değin.

    Hocam, anayasa tarafından denetlenebilirliliğin arttırıldığı koşullar oluşsa da eğitim ve inanılmaz şekilde artan beyin göçü ile ilgili de uzun vadeli etkilerin yaratacağı bir kaotik ortam bizi bekliyor olabilir mi ? Bu konu hakkındaki görüşlerinizi belirttiğiniz bir makaleniz olursa, ne mutlu olur biz takipçileriniz için.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  44. Hocam sizce Türkiye kırılgan beşliden çıkıp, beşli dörtlü olur mu ? Keza biz kıpkırılgan durumdayız, bölye giderse bizim yerimiz buranın bile dışına çıkacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırılgan beşli, kırılgan dörtlü olur. Türkiye içinde patlamış lastik derler.

      Sil
    2. Aslında yeni sınıflandırma hepsi bu gruptan çıktı yeniler geldi bir biz kaldık grupta.

      Sil
  45. adsız 27 nisan 2017
    makaleden çok yorumlar bilgilendiriyor tşk.

    YanıtlaSil
  46. Sayın hocam, türkiye ekonomisinde faiz çok konuşuluyor. Acaba faizin ülke ekonomisine etkilerini yazabilirmisiniz? Bazi ülkeler 0 faiz veya negatif faiz uygulamakta. Bizim ülkemizin mevcut ekonomik koşullarini düşündüğumüzde bu mümkün gözükmüyor. Sağlam ekonomisi olan ülkelerde faiz e gerek varmidir. Ekonomik parametrelere etkileri nelerdir. Bilgilendirmleriniz için tesekkurler hocam. Kaleminize sağlik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz olmadan kimse kimseye parasını ödünç kullandırmaz. Bu tıpkı evini bedelsiz kiraya vermek gibi bir şeydir.

      Sil
  47. Hocam merkez para basinca neden enflasyon artiyor? Sonucta para arzi da artmis oluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para azı arttığı için enflasyon oluyor zaten. Bir yerde mal az para çoksa orada enflasyon olur.

      Sil
  48. Hocam, Bir ilcemizde elektrik dagitim sirketi yetkililerinin kacak elektrik kullanim denetimlerini yapmak icin geldigi mahallede onlarca kisinin tasli sopali saldiriya ugradigini ögrendigimiz bir ülkede adina ister ekonomik ister yapisal refor deyin.. Reform yapilabilir mi? yapilmaya baslansa bu uygulanabilir mi?

    Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yerden başlamamız gerek. Aksi takdirde burası eşkıya ülkesi olacak.

      Sil
    2. Onlarin parasini Istanbul basta olmak uzere bati illerinde yasayanlar oduyor bu sebeple ortada ciddi bir sorun yok.

      Sil
  49. çin bir kuşak bir yol projesi yani milenyumun ipek yolu projesi kapsamında 150 ülkeyi davet etti. büyük bir katılım oldu. ama türkiye bu ülkeler arasında değildi. en az 25 trilyon dolarlık bugüne kadar ki en büyük projedir. 4 milyar nüfusu içine alacak devasa projede biz giderek saf dışı kalıyoruz. bu arada 2030 yılında çin ekonomisi 26 trilyon dolarla dünya birincisi abd 25,2 trilyon dolarla dünya ikincisi Hindistan 7.likten 3.lüğe kadar çıkması bekleniyor. almanya 5. İngiltere 6. fransa 7. olması bekleniyor. yani 2030 iktisadi olarak güç giderek asya tarafına doğru eksen kayması yaşanıyor. türkiye' nin de gelecek projeksiyonu özellikle iktisadi olarak doğu merkezli olmalı gibi görünüyor. naçizane türkiye nin demokrasi kültürü batı gibi olmalı iktisadi kültürü ise asya gibi üretim kültürü üzerine oturtulmalıdır. yani karma bir sistem oturtmak zorundayız hocam kanaatimce!. siyasal hukuksal normlarımız daha batı eksenli iken iktisadi normlarımız doğu eksenli olmalıdır. sanki türkiye geleceğin dünyasında ancak bunu başarabilirse var olabilir gibime geliyor. aksi durumda salt batı ya da salt doğu eksenine oturalım dersek büyük olasılıkla geleceğin dünyasında var olmamız çok zor gibi görünmektedir. ne dersiniz sayın hocam?. iyi çalışmalar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet buraya davet edilmememiz ilginç aslında.
      Önerinize katılıyorum ama her şeyden önce normlarımız olmalı. Bizde o yok.

      Sil
    2. Sayın Adsız 14:51,
      Türkiye olmadan bu projenin hayata geçmesi mümkün müdür?

      Sil
    3. "türkiye nin demokrasi kültürü batı gibi olmalı iktisadi kültürü ise asya gibi üretim kültürü üzerine" ...

      demişsiniz. Bunun nasıl olabileceğini anlatabilir misiniz? Bunlar birbirinden farklı yöntemlerdir ve birbirleriyle uyumu değildir. Asya üretimi itaat toplumu üzerine kuruludur ve demokrasinin işlememesi ile mümkün olabilmiştir. Batı sistemi ise insani unsurların zenginleştirilmesi ile ortaya çıkan yaratıcılık ile. Yani ikisinin ekonomik sistemleri de farklı değerler üzerine kurulu ve birbirine uyumlu değil.

      Sil
    4. adsız 21:10 çin de biat kültürü hala etkindir peki çin sanayi toplumu olma yolunda hızla ilerlemedi mi?. keza g.kore bile. keza Tayland bile 1997 ağır finansal kriz sonrası bugün bizden bile daha üretici olmadı mı?. siz sabit bakıyorsunuz dünyaya. ön yargılarınız 30 yıl önceki yaşananlarda kalmış gibi geliyor bana. kaldı ki batı da biat kültürü yaşamadı mı orta çağ ve hatta yeni çağın başlarında. üretim kültü ve bunun yarattığı üretim eksenli iktisat modeli bireylerin giderek daha özgürleşmesini sağlamıştır. nitekim özgürleşme ekonomik olarak bbaşka bireylere ve/veya oluşumlara bağımlılıktan kurtulmakla başlamıştır. sizin göremediğiniz asya toplumları hızla bireysel özgürlüklerini kazanıyor ve ileride batı dediğimiz demokrasinin hukukun üstünlüğü gibi gerçekten yüce kavramların doğduğu kültür merkezinin de üzerine çıkabilir. Japonya bu konuya harika bir örnektir. Japonya bir imparatorluk kültürü idi. ama özellikle 2.dünya savaşı sonrasında demokrasi gibi insani değerler gibi teknoloji üretimi gibi birçok önemli konuda dünyada parmakla gösterilen toplumlardan birisi haline gelmiştir. belli değerleri sadece batıya addetmek sadece orada olabilir demek yanlıştır. bügün sermaye bile batıdan doğuya hareket ediyor. eskiden doğudan batıya akan ve batıyı güçlendiren kapital artık yeni değerler üreten doğu eksenlerine doğru kaymaktadır. neden diye düşündünüz mü hiç?. sadece ucuz iş gücü değil nitelikli kültürlü iş gücü ciddi derecede arttı da ondan!. biz ne batılı ne de doğulu gibi değiliz.

      Sil
    5. BİRAZ OKUMAMIZ LAZIM!

      Osmanlı İmparatorluğunu anlamadan,Türkiye Cumhuriyetini anlayamayız.
      Bu gerçeğin,ekonomi için de geçerli olduğunu düşünüyorum.
      Özellikle Osmanlı’nın ekonomik sisteminin nasıl bozulduğunu anlamak,çok önemlidir.
      Çünkü 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti,Osmanlı’dan devrolunan ekonomik miras(!) üzerine inşa edilmiştir.
      Mahfi Bey’in çok önceleri tavsiye listesinde yer verdiği bir kitap var:
      “Osmanlı’nın Ekonomik ve Sosyal Tarihi 1-Prof.Dr. Halil İnalcık.”
      Henüz başlarında sayılırım ama çok kapsamlı ve derin bir çalışma olduğunu söyleyebilirim.
      Özellikle Osmanlı’nın ekonomik anlayışında ve uygulamalarında,ipin ucunun nerede kaçtığını gördüm ben bu eserde.
      Osmanlı’nın üretim,tüketim,ithalat-ihracat,kapitülasyonlar ve para politikalarında;neyi anlayamadığının veya yanlış anladığının cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap.
      İşte Türkiye Cumhuriyeti de,devralmak zorunda kaldığı bu ekonomik miras üzerinden bir yapı kurmak mecburiyetindeydi.
      O nedenle ekonomide neyi ne kadar başarabildiğimizin cevaplarına,önce bu osmanlı mirasının(!) ne olduğunu kavrayarak başlayabiliriz diye düşünüyorum.
      Ukalalık saymazsanız,Mahfi Bey’in son kitabı “Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi” ni de eş zamanlı olarak okumanızı öneririm.
      Bu iki eseri aynı anda okumak,dünya ve türkiye ekonomisinde olup bitenleri anlayabilmek açısından,bize farklı bir perspektif kazandırabilir.
      Büyük resmi görebilmemize yardımcı olabilir.
      Eğer Türkiye için bir ekonomik model ve vizyon tartışıyorsak;bunu okumadan ve öğrenmeden yapmak,kimseye bir şey katmaz.Hele ki geçmişi okuyup anlamadan yapmaya çalışıyorsak,hiçbir şey katamaz.
      Bulanık suda balık avlamaya çalışmak gibi bir şeye dönüşebilir.

      Her iki eserin de ilgimi çekmesi ve kütüphanemde yer alması,tamamen Mahfi Bey’in emeği ve vizyonuyla gerçekleşmiştir..
      Kendisine teşekkür etmek ve helallik almakta,boynumun borcudur.
      Çok teşekkürler.
      Elinize,emeğinize sağlık Mahfi Bey.
      Lütfen hakkınızı helal ediniz.

      Sil
  50. Hocam swap faizlerinin çok yükseldiği zaman TL nin açığa satılması engellenmişti. Bu durum hala devam ediyor mu?

    YanıtlaSil
  51. Temel neden toplumun orta direğinin yok edilmesi. Alt ve üst kesimler arasında uçurum artıyor. Buna uygulanan partilim iyidir politikası neden oluyor. Denge mekanizmaları bozuldu. Emekliler yoksulluğa itildi. Çalışanlar anormal saatler çalışmak zorunda bırakıldı. Hepsinin kaynağı siyasi, en baştaki gitmeden düzelmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adsız 17:09 zaten orta direk yok olma noktasına getirildiği için para ve maliye politikaları giderek işlevsiz kalıyor. orta direk alt-üst arasında ciddi bir sosyal ve iktisadi güvenlik bariyeri gibiydi. bu bariyer özellikle son 15 yılda ciddi derecede zayıfladı.

      Sil
  52. Hocam oncelikle ellerinize saglik. Sizin gibi bilgili insanlarin durum tespitlerine meger ne kadar ihtiyacimiz varmis. Ulkemiz adina oldukca endiseliyim. Uzun zaman once doktora icin yurt disina cikmis ve halen donmemis biri olarak Turkiye'nin sadece politik ve bilim alaninda degil, ekonomik alanda da kotuye gitmesi beni giderek karamsarlastiriyor. Tespitleriniz icin size tesekkur ediyorum. Fakat bu noktadan nasil geriye donulecegini goremiyorum.

    YanıtlaSil
  53. Mahfi Bey, bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim. Konuyla doğrudan ilgili olmayacak ama sualde bulunacağım. MB hisselerinin tümüyle devlete ait olması hakkındaki düşünceniz nedir. Olacağını varsayarak cevap verebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru olmaz. MB'nin hisselerini yüzde 55'i Hazineye ait zaten. Muhatap olduğu kesim de bankalar. Onların da kalan kısma ortak olması çok anlamlı.

      Sil
  54. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatihbey, 2017'de referandumla getirilen sistemin başkanlık sistemi ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını kendisini başkan ilan eden kişi bile anladı. Sizlerin halâ ciddi ciddi bu sistemde kuvvetler ayrılığı var mıdır, yok mudur, zayıf yönleri nasıl düzeltilir gibi konularda kafa yormanız takdire şayan olmakla birlikte bir yandan da şaşırtıcı. Bu sistemin kuvvetler ayrılığını temel alan batı tipi bir başkanlık sistemi olmadığı, ancak Ortadoğu tipi, Saddam, Kaddafi, Humeyni, Arap şeyhleri v.s. tipi her gücü tek kişide toplamayı amaçlayan bir reislik sistemi olduğu kabak gibi ortadayken bilimsel olarak üzerinde durulmasını beklemeniz hoş olmuş doğrusu.

      Sil
  55. Hocam, ülkelerin ekonomileri, dünyanın güçlü ülkelerinin siyasi, ekonomik, askeri ve her türlü baskı unsurlarından bağımsız gelişebilir mi? Cevabımız, gelişemez ise; tüm ekonomi yorumları boş laf olmuyor mu? Çok net örnek vererek sorumu anlaşılır yapayım, 4 4 lük devlet başkanısiniz, hukumetiniz mükemmel, ekonomiyi şaha kaldırmışsiniz, ülke ayaga kalkıyor. Hoooop suikaste kurban gitmişsiniz.
    Özetle, CIA, mossad, Yahudi lobileri, rockefeller, rottschild ailesi yani bu tarz yapılar..bir ülkenin ekonomisine
    "Hadi geliş bakalım" der mi?
    Ekonomistlerin dünyanın dengelerini, guc odaklarının hesaplarını görmediğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayilesmesini tamamlayan ulkeler nasil gelistiyse her ulke gelisebilir. Sorun kaynaklarin yetmemesi. Birileri mars'a koloni kurarken koloni kuramayanlar dunyada birbirini mi yesin? Kaymagi yiyenler marsta hayat planlıyor.

      Sil
    2. Rothschildci arkadas gelmis.

      Sil
  56. Biz okuyucular kendi hesaplarımızda link vererek yazıyı paylaşıyoruz. Ama yorum getirdiğimiz zaman oluyor. Bu suç olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazının paylaşılması, hatta aynen alınıp bloga link de vererek yayınlanması da serbest. Onlarda sorun yok. Sorun yazıyı alıp başlığını veya içeriğini değiştirerek yayınlamakta ortaya çıkıyor. Link de verilmeyince sanki ben o gazeteye ya da siteye özel demeç vermiş ya da yazı yazmış gibi oluyorum.

      Sil
  57. Hocam doların artışında cds nin artışı neden olarak gösteriliyor. Yoksa dolar arttığı için mi cds artar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk neden CDS artışıdır ama olay ilerledikçe neden ve sonuç iç içe girmeye başlar hangisi neden hangisi sonuç karışır.

      Sil
  58. AKP Hükümetleri KENDİ burjuva sınıfını yaratmıştı, şimdide bu sınıfın gücünü daha da büyütmek için yüksek enflasyonlu bir konuma taşıyor. Böylece, önemli finans gücünü elinde tutan bu grup, ülkedeki muhalif herkesi hem susturacak, hemde kendi destekçilerini fonlayacak. Yani parti devleti, yani yeni Suriye. Bu işin sonu böyle giderse Suriye gibi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parti herseydir Parti ilkelerine uymak itaat etmek onemlidir ve zorunludur

      Sil
  59. Hocam, bunu çok yazasım da yok ama, bankalarda para tutmaya güvenemeyeceğimiz günler yaşayabilir miyiz?

    YanıtlaSil
  60. Hocam, çok güzel aydınlatıcı bir yazı olmuş.
    Neden ısrarla ekonomide çok iyi olduğumuzu savunuyor mevcut iktidar. Bir kez olsun bir şeyler yanlış gidiyor deyip de şöyle bir düşünmediler. Neden? O zamanki boş kürek çeliyorsunuz bunların gözümün işine bir şeyleri sokmk için . Çözüm üretmek için sorun olduğunu kabul etmek gerekiyor. Sorun olduğunu kabul eden yok.
    Hocam benim sorum şu 40 yılımın yarısı bu iktidarla geçti maalesef. Hocam olağanüstü bir kriz döneminde devlet memurun maaşını ödeyemezse ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü sorun olduğunu kabul etseler sorunu kendilerinin çıkardığını da kabul etmek durumunda kalacaklar.
      Devletin memuruna maaş ödeyememesi şimdiye kadar hiç olmadı.

      Sil
  61. Hocam ekonominin anayasası nedir neler olmalıdır ekonomik anayasa getirilse bu kurallara kimse karşı cikamasa herkesin kabul ettigi kurallar bozulmasa olmazmi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomiden önce normal anayasaya kimsenin karşı çıkmaması lazım.

      Sil
  62. Saygideger Hocam,

    Bu blogda yüzlerce yazi yazdiniz, binlerce yorum yapildi. Gercekten de cok degerli cevaplar ve yorumlari okuduk. Ben de nacizane siradan bir vatandas olarak aklimin ve bilgimin yettigince birseyler karalamaya calistim. Gercekten de kötü niyetle yazilmis yorumlara cevaplar yazmaya calistim.

    Bir de size defalarca bir soru sordum. Tabii ki bu bir ironiydi. Toplumuzun ve ülkemizin ne kadar yozlastiginin, bunun bu Kadar da olmamasi gerektigi anlaminda sormustum.

    Bir defa daha soruyorum Hocam.

    Sizin bu toplumdan ve ülkeden hala umudunuz var mi?

    Bakiniz.. Medyaya bugun yansidi. Akil alir gibi degil. Uyusmus beyinler nasil da dinliyor ve alkisliyor.

    Hem de ülkemizin en elit beyinleri.. Haber aynen söyle..

    """Boğaziçi Üniversitesi'nde, Boğaziçi İslam Topluluğu tarafından düzenlenen bir programda konuşan Yunan asıllı İngiliz yazar Hamza Andreas Tzortzis, Atatürk'ten “şeytan” olarak bahsetti.
    İsim vermeden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını işaret eden Tzortis, “İslam'ı bu ülkeden kaldırmak istediler. Bu, bu kadar basit. Eğer kendi tarihinizi okursanız, bu şahsın ve diğerlerinin bu ülkeden, memleketinizde İslam'ı kaldırmak istediğini anlarsınız.
    Beni de onun bu memlekette ne kadar çok resmi olduğu ilgilendirmez. Sonuçta dininizi ortadan kaldırmak için bir uğraş verdiler. Örtünmeyi kaldırdılar, ezanı kaldırdılar, Arapça’yı kaldırdılar, İslami eğitimi kaldırdılar. Bu Allah'ın dostu mudur yoksa şeytanın dostu mudur?” dedi. Tzortzis’in bu sorusuna öğrenciler ‘şeytan’ yanıtı verdi.
    Tzortis’in Atatürk’e “şeytanın dostu” iması yaptığında ise öğrencilerin gülüşüp alkışlaması dikkat çekti."""

    Ben videoyu seyrettim.. inanilir gibi degil. Bir Yunanli en azili yobazin bile savunamayacagi Kadar islami ve arapcayi savunuyor.

    Akillara durgunluk verecek aciklamalarini Türkiyenin en elit üniversitesinde karkmada, utanmada, söyleyebiliyor.

    Ve kahraman Bogazici ögrencileri bu adami alkisliyor.?

    Geldigimiz nokta, bir ulusun yok olma safhasidir. Her Zaman söyledim. iste kahvehanedeki vatandas, iste Bogazicinde okuyan bir ögrenci olsun. Kurbagalar kaynama noktasinda coktan sismis. Geriye elinde bir topluigne ile patlatmaya bakar. Ve bu bir yunanliya nasip olacak.

    Hocam, ben yine soracagim..

    Hala umutlumusunuz.?


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlker Başbuğ zamanında demişti
      "Kozmik odaya girildikten sonra şehit edilen 800 den fazla görevli."

      O görevliler bu tarz insanların ülkemize gelip ülke insanı ile Toshack geçmesini engeller, onlara imkan tanıyan insanların arkadan yaptıkları diğer çalışmaları ortadan kaldırır, Türk insanı için iyi kötü bir sosyal ortam sağlardı, toplumu muhafaza ederdi.

      800 rakamı! bu ülke için önemli değildir, o 800 ün başına geleni gören 8,000 kişiyi etkiler, kimse o görevlere talip olmaz.

      Sorum şu, İlker Başbuğ gibi bir vatansever 26 ay hapis yatarken, sesini çıkarmayan toplum için kim çalışır?

      İlker Başbuğ, tek bir kişidir, onun görevine talip olan onlarca general onun aciz bırakılan halini görmüştür, o göreve gelecekte talip olabilecek on binlerce subay hapis yıllarını ve toplumun tepkisizliğini görmüştür.

      Çok mu zordu, bu toplumdan 4-5 bin kişinin İlker Başbuğ için destek vermesi?
      Emin olun çok şey değişir, çok kişiye moral olurdu.

      Türkiye'nin kaybettiği on binler, Avrupa ve Ortadoğunun en büyük ordusudur.

      Geçmiş olsun Türkiye, ne diyelim, senin tercihin.

      Sil
    2. Ben başka bir video paylaşayım,

      Benim güzel okulum Kuleli Askeri Lisesi tanıtımı,
      kapatılmadan bir kaç ay önce yayına konulmuş.

      https://www.youtube.com/watch?v=BgDXB4ZaEYE

      Hamiş:
      5. dakika içinde yatakhane sahnesi var, çocuğun! yorganını örten subay sahnesi.
      25 yıl önce ben okurken böyle saçmalıklar yoktu, demek ki son 20 yılda bozulmuş orası da, tanıtım videosuna bile girmiş.

      Sil
    3. tabi M.K.ATATÜRK islam düşmanı olduğu için kendi harcırahından harcama yapıp Elmalılı hamdi yazırı kuran-ı şerifi nin Türkçe mealini yaptırdı. halkım dini islamı iyi anlasın diye!. yetmedi diyanet işleri kurumunu kurdu. islamı bu ülkeden silmek isteyen laik devleti kuran liderin ülkesinde sanki 16 yıl öncesine kadar bizler ne cuma namazlarını ihya ediyorduk ne camilerimiz vardı ne imamlarımız vardı. ramazan-ı şeriflerde oruçlarımızı tutamıyorduk sanki yasaktı. işte cahil toplumlar hem içeride hem de dışarıda son derece manipülasyonlara açık olurlar. rüzgarın önünde savrulan yapraklar gibidir cahil toplumlar. rüzgar nereden estirilirse o yöne sürüklenirler. özellikle ingilterenin ATATÜRK düşmanlığının temelleri 100 yıl öncesine dayanır. neden mi?. çünkü: 1- dibine kadar kullanmaya çalıştığı hilafeti ortadan kaldırdı. 2- laik devlet Müslüman halk projesini devreye sokarak imanımızın üzerine aklı koymak istedi. bu vahhabi-selefi yobaz anlayışın üretici merkezi ingilterenin hiiçç ama hiiçç hoşuna gitmedi. açınız tarihi okuyunuz bre cahil sürüleri!. 1928 de devletin dini islamdır yani dini bir inanç sistemi olmaktan çıkarıp bir yönetim sistemiymiş gibi devletleştiren karanlık anlayışı bitiren kararı alan M.K.ATATÜRK ün bu hamlesine İngilizler hemen mısırda aynı yıl ihvan-ı müslim teşkilatını kurdu. aydınlanma kararına karşı hemen karanlığın merkezinden karşı cevap geldi. 3- Osmanlının yıkılmasını asla istemeyen osmanlıyı tamamen kontrolüne alıp orta doğudaki enerji ve maden kaynaklarını da ele geçirmek için yine aynı osmanlıyı koçbaşı olarak kullanmak isteyen ingilterenin bu planlarını genç türkiye cumhuriyetini kurarak büyük darbe indiren yine M.K.ATATÜRKTÜR. akepe nin yönetimde olduğu yani ihvancı kafanın partileşmiş halinin iktidarda olduğu türkiyemizde ve sürekli finanse ettiği akepe nin davetiyle İngiltere özellikle kaybedilen yerel seçimler sonrasında akepe ye destek mesajını bu şekilde vermeye çalışmıştır. zaten sözde neo Osmanlıcılık dedikleri türkiyemizin 7 ayrı sermaye devletçiği haline getirilmesi projesi de net şekilde İngiltere projesidir. abd bop dedi İngiltere hemen gokap ı devreye soktu. ama sorun onlarda değil sorunun büyüğü bu halktadır. çünkü ısrarla karanlığı aydınlığa tercih ediyor. ki bunu bana göre 70 yıldır yapıyor zaten. bu noktaya 3-5 yılda gelinmedi.

      Sil
  63. Dün Mahfi Bey'in yazılarının değiştirilerek ticari haber sitelerine konulduğunu öğrendim.

    Türkiye'de uzun yıllardır devam eden bir kurumsal yapı bozulması var.

    Bizim sorunumuz bozulmanın tüm toplumun kesimlerine sirayet etmiş olması.

    Hukuk, sorunu çözmekten çok uzaklaştı, bazı durumlarda da nasıl çözebileceğini bilemez bir hale geldi, sorunun bir parçası oldu.

    Ben Türkiye'de küçük bir blog sahibi iken, 4 editör arkadaş ile haber üretimi yapardık, haberleri milliyet, hürriyet ve diğer büyük siteler bazen izin almadan kullanırdı, uyarınca içeriğini değiştirip kullanırdı, eğer o firmalardaki editörlerden birini tanıyorsak rica minnet altına bizim sitenin ismini koyarlardı, aldıkları her 5 haberden en fazla 2 sine isim koyarlar, koyduklarında da aktif link vermezlerdi. Bir kaç kere kazara, ulusal ama 2. sınıf siteler aktif link vermişlerdi, o günkü site istatistiklerine anında yansırdı, bizim okuyucu kitlesini katlayan sayıda ziyaretçi gelirdi.

    Ben cebimden öderdim editörlerin maaşlarını, eğer herkes aktif link vermiş olsa idi, karlı bir site olurdu.

    Bu bir hukuki sorun, hukuk buna çözüm bulamıyor.

    Haber siteleri pratikte eğer kendilerinden biraz uzak bir yazarın ticari bir mecradaki yazısını alacaklar ise, yazının son cümlesi hariç tamamını koyar, altına da aktif link ile devamını şuradan okuyunuz derlerdi (mevcut durumu bilemiyorum, 5 sene öncesine kadar böyleydi).

    Bunun hukuk ile bir çözümü yoktu.

    Şimdi, bu hukuku ve siyasi yönetimi eleştiren YeniÇağ Gazetesi de Mahfi hocanın yazısını telif hakkını ihlal edecek şekilde kullanmış ( ki şahsen Türkiye'de hiç bir gazeteyi 2 yıldan fazla bir süredir okumuyorum, Mahfi beyin Tweeter hesabından gördüm).

    Bu adamlardan bu sistemi düzeltmesini nasıl beklersiniz?

    Esas sorun, muhalif kanat bile çözümün nasıl olduğunu bilmiyor, sistemi bilmiyor. Muhalefetten de ben Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretebilecek bir kurumsal gelişim beklemiyorum.

    Kendime sorardım, 3 kuruşluk gelir ile iyi kötü bir şeyler yapmaya çalışıyorum, çok mu zor, büyük bir sermayenin firmasının benim sitemde üretilen yazılara aktif link vermesi?

    YanıtlaSil
  64. emeğiniz ve net izahatınız için çok teşekkür ederim.çok bilgilendim.

    YanıtlaSil
  65. Her ikiside olamaz mi ,farkli oranlarda quantum cevap

    YanıtlaSil
  66. Hocam bence rusya venesuela ve iran gibi ulkeleri de katmalisiniz araya nesnellik acisindan soyluyorum yoksa dolar efendusiyle arasi iyi olan ullkeler grubu nu sokarsaniz araya sadece bence bilimselik adina nesnellik kaybolur

    YanıtlaSil
  67. Sayın Hocam; mevcut bilgi ve yorumlara bakılınca bazıları değişik paradigmalardan küresel ekonomik yıkım olacağını ifade ediyor. Türev, bono, tahvil vs piyasalarindaki balonun tarihte misli görülmemiş şekilde balonlasmasi vs. Olası bir tetiklemede mevcut finans sistemi güven ifade etmez artık. Söylenenlerin gerçekleştiğini düşünürsek dünya nasıl bir çıkış yolu bulacak? Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  68. Mahfi bey'in bu blog ile yaptığı açık kaynak yazılım kodu paylaşımı gibi bilgisini topluma sunmaktır.

    Açık kaynak olması haklarının serbestçe ihlal edilme hakkını 3. kişilere vermez.

    Yazar, eserini açık kaynak olarak sunmak ile;

    - Eserinin hiç bir değişiklik yapılmadan yayınlanmasını isteyebilir.
    - Eserinin orjinal kaynağına aktif link ile paylaşımını isteyebilir.
    - Eserinin yukardaki şartlarda ticari ve ticari olmayan mecralarda paylaşımını isteyebilir.

    Bunlar yazarın (özelimizde Mahfi beyin) koyduğu paylaşım haklarıdır, bunlar olmadan paylaşım mümkün değildir.

    Yasal olarak ticari firmalardan ilgili sayfalar için reklam gelirinin, telif hakkı ihlalinin ve yazarın manevi tahribatının eser sahibine tazmini gerekir (Eğer hukuk var ise bunları 2-3 ayda sonuca bağlamalı).

    Ben de bir okuyucu olarak, bana hizmet veren bir yazarın maddi ve manevi olarak zarara uğratılmasından, hem toplum ferdi, hem de bireysel olarak zarara uğruyorum.

    Mahfi beyin açık kaynak eserinde istediği asgari şartlar yukarıdakilerdir.

    Açık kaynak eserlerde başka yazarlar ayrıca kendi koyduğu bazı diğer hakları da eseri ile beraber sunabilir.

    Yeniçağ gazetesinin ve diğerlerinin söyledikleri iç ses açıkça şunlardır.

    "Mahfi Eğilmez, biz sana saygı duymuyoruz, senin haklarında bizim hiç umurumuzda değil, sitene hak hukuk diye bir şeyler yazmışsın ama bir kulağımızdan girdi, diğerinden çıktı. Ancak, senin yazdığın içerik bize iyi para kazandırıyor, aldık koyduk siteye, parasını da kasaya attık. Hee evet biz de çomarız, hem de hırsızın okumuş, yazmış, kravat takmış haliyiz."

    Hukuk, böyle bir şeydir, şimdi bu gazeteler hukuka güvenip, yıllarca telif ödemezler. Aynı şekilde benim onlara hakaretlerim de yıllarca adliye koridorlarında dosya olarak durur.

    Arkadaşlar, Çomar'a kim olursa olsun Çomar demekten korkmayın.

    YeniÇağ gazetesini okumuyorum, sahibini bilenler bilenler burayı okuyordur, kendisine yazdıklarımı iletirlerse çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  69. Hukuk ve basın demişken bir anımı da ekleyeyim.

    Ben Türkiye'de iş yaparken haber ajansları ile ve Doğan haber ajansı ile çalıştım bir dönem.

    Doğan haber ile davalık olduk. Bana 40 bin küsür TL dava açtılar, ben de karşı dava açtım, her ne ise...

    Davalar 3 yıldan fazla sürdü, sürüyordu, takip etmeyi bile bırakmıştım, çünkü Türkiye'de artık maddi bir varlığım kalmadığı için davaları kaybetsem bile hiç bir kuruş alamayacaklardı. Leh ve aleyhte açılmış 30 küsür davam olduğu için tek bir davaya bakmıyorum bile, avukat arkadaşıma bile sormuyordum.

    Arada edevletten bakıyordum tüm davalara, davalık olanlar bilir, her dava açılır sonra filan güne ertelendi diye onlarca mesaj olur edevlette, ben de o mesajlardan yüzlerce var.

    Neyse...

    Doğan Haber Ajansı davası silinmiş. Bir kaç ay sonra jetonum düştü, avukat arkadaşıma sordum bu doğan davası ne oldu diye? O da dedi ki firma başkasına satıldı, dava o yüzden artık takip edilmiyor.

    Türkiye'de hukuk budur, at ölür, eşek ölür, sahipleri ölür, nesiller geçer, dava sonuçlanmaz...





    Ben umursamadım,

    YanıtlaSil
  70. Türkiye'de borçluluk çok yüksek seviyelere ulaştı.

    Yüksek faiz ve düşük kur, borçlular üzerindeki baskıları çok artırdı.

    Çoğu hane halkı 2017 yılı ve öncesinden aldıkları evlerin kredilerini öderken zorlanıyorlar. Özellikle 2015 yılından sonra ev alanların evlerinin fiyatları reel olarak ciddi değer kaybetti. 2016 yılından sonra ev alanların evlerinin günümüzdeki TL değeri bile evi aldıkları günkü TL değerini karşılamıyor.

    Bankaların eline stok olarak bunlar gelmeye başladığında bankaların bilançolarını çok daha kötü etkileyecek.

    Borçluları rahatlatmanın bir kaç yolu var, bunlardan birisi borcu kırpmak, küçültmek.

    Para politikası ile bunu yapmanın yolu, faizleri düşürmek, TL değer kaybını reel olarak artırmak, enflasyon ile borçların küçülmesini sağlamak, enflasyon sebebi ile nominal olarak evlerin değerinin artırılması, kalan borcun -hane halkı reel geliri düşse bile- kırpılmasını sağlamak.

    Türkiye, yurtdışından borç bulabilseydi (özellikle IMF) bunlara gerek kalmazdı (Bu gözler Korkut Boratav'ın -satır aralarında- yüksek eleştirilerinin -satır aralarında- IMF yazdığını -bu hükümet için- gördü).

    Anladığımız kadarı ile para gelmiyor, o zaman sonuna kadar içerde mokoko...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şahabeddin bey enflasyonun yükselmesine müsaade ederek yani tl de değer kayıplarının artmasını sağlayarak borçların tl bazında reel değerini düşürebilirsiniz. ancak bireysel borçlarda geçerli olur kurumsal borçlulukta asla olmaz tersine borcun reel değerlerini giderek şişirmiş oluruz. çünkü döviz cinsinden şirketlerimiz hayli borçlu aynı zamanda bankalarda son 7-8 yılda döviz cinsinden fazla borçlandı. büyük yıkım getirebilir. gerçi bankalar bildiğim kadarıyla borçlandığı dövizlerin büyük kısmını yine dövizde tutarak 94-2001 de öncesi yaptıkları hatayı yapmadılar ancak yine de belli bir kur riski taşıyorlar. zaten merkez bankasının son açıkladığı yayınladığı metinde ek sıkılaştırma gerekirse yapılabilir ibaresi boşuna kaldırılmadı. parasal genleşme yapıp konutların daha fazla değer kaybetmesini engellemeye çalışacaklar. talep yaratmaya çalışacaklar ancak bu kurları patlatırsa işşizlik de patlarsa iyice talep malep kalmayabilir. çok keskin bir bıçağın üzerinde yürütülüyor şu an ekonomi.

      Sil
  71. Emeginiz için teşekkür ederiz hocam, sayenizde aydınlanıyoruz.

    YanıtlaSil
  72. Hocam müthiş ve anlaşılır bir dilde yazıyorsunuz gerçekten adamsınız.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...