5 Mart 2020 Perşembe

Çin Giderse Herkes Gider

Çin, 1,4 milyar nüfusu, 14,1triyon dolar GSYH’si, 10,099 dolar kişi başına geliri ile 86,6 trilyon dolarlık dünya GSYH büyüklüğü içinde en büyük ikinci ekonomidir (Birinci ABD 21,4 trilyon dolar, üçüncü Japonya 5,2 trilyon dolar on dokuzuncu Türkiye 754 milyar dolar.) Dünya GSYH’sinin yüzde 16,3'ünü Çin yaratıyor (ABD yüzde 24,7, Japonya yüzde 6, Türkiye yüzde 0,9.) Çin, 2,6 trilyon dolarlık ihracatıyla ihracatta 221 ülke arasında birinci, 2,5 triyon dolarlık ithalatıyla ithalatta ise 221 ülke arasında ikinci sırada yer alıyor.
NASA tarafından uzaydan alınmış bulunan aşağıdaki iki fotoğraftan soldaki Ocak 2020’de çekilmiş. Çin’de sanayinin yoğun olduğu bölgede nitrojen dioksit gazının (taba rengi bölümler) havadaki etkisini gösteriyor (sanayinin kullandığı yakıtların yarattığı hava kirliliği.) Sağdaki fotoğraf Şubat 2020’de çekilmiş. Söz konusu hava kirliliğinden eser yok. Çünkü korona virüsünün yayılmasıyla birlikte diğer ülkelerin Çin’den mal alımını kesmesi sonucu Çin’in ihracatında hızlı bir düşüş başlamış ve onun da bir sonucu olarak sanayi üretimi durmuş bulunuyor (Fotoğraflar için kaynak: https://www.cnbc.com/2020/03/02/nasa-images-chinas-air-pollution-decreased-amid-coronavirus-measures.html


Mevcut durum böyle olmakla birlikte geleceğe ilişkin beklentiler daha da kötü. Aşağıdaki grafik Çin PMI Endeksinin görünümünü sergiliyor. PMI Endeksi; şirketlerin satın alma yöneticilerinin, mal ve hizmet satın alma eğilimlerini gösteren anketlere dayalı bir endekstir. Bu endeks bir anlamda büyüme öngörülerini açıklamaya yönelik bir işlev görür.  Grafikten görüleceği gibi Şubat 2020’de Çin PMI Endeksi 2008 krizinde gördüğü negatif gelişmeden daha kötüsüyle karşılaşmış bulunuyor (Grafik için kaynak: www.investing.com)


Çin ve diğer uzak doğu ülkelerinden yapılan ithalatın kesilmesi ve bu eğilimin giderek diğer ülkelerin birbirinden yaptığı ithalatın da azalmasına yol açmasıyla birlikte küresel ticarette bir düşüş yaşanması kaçınılmaz biçimde karşımıza çıkıyor. Aşağıdaki grafik uluslararası mal ticaretinin en önemli göstergelerinden birisi olarak kabul edilen ve küresel ticaret faaliyetlerinin ne yönde gittiğini görmemizi sağlayan Baltık Kuru Yük Endeksindeki gelişmeleri gösteriyor. Grafiğe göre endekste ciddi bir düşüş yaşanıyor (Grafik için kaynak: Bloomberg Markets.)


Çin’in ihraç ürünleri ve hizmetleri çoğu ülke açısından normal ithalattan farklı nitelikler taşıyor. Birçok ülke Çin’den aldığı ürünleri kendi üretiminde girdi olarak kullanıyor. Bu ürünler dünyada en ucuz Çin’de üretildiği için diğer ülkelerin çoğu bunları üretmiyor ve Çin’den alıyor. Bunun dışında birçok ülke kendi ülkelerinde dizayn edip tasarladıkları ürünleri, daha ucuza mal edildiği için Çin’de yaptırıyorlar. Böylece Çin, bu ülkeler açısından bir anlamda üretim üssü görevi görüyor. Çin’de üretimin durması, ihracatın düşmesi demek, bu da birçok ülkede üretimin daralması demek.

O nedenle korona virüsün yarattığı etki bütün dünya ekonomilerini derinden etkileyecek ve küresel büyümenin düşmesine yol açacak. Küresel krizin üçüncü aşamasının gelişme yolundaki ekonomiler kökenli olacağını uzunca bir zaman önce yazmıştım (http://www.radikal.com.tr/yazarlar/mahfi-egilmez/krizin-ucuncu-asamasi-1064748/). Kuşkusuz böyle bir virüsten kaynaklanacağını düşünmemiş, daha çok ekonomik nedenlerle çıkacağını tahmin etmiştim. Nedeni ne olursa olsun artık o aşamadayız ve bu aşama en ciddi aşama olacak (http://www.mahfiegilmez.com/2019/10/geldik-krizin-ucuncu-asamasna.html).

136 yorum:

  1. Değerli hocam; öyle ya da böyle krizi yaşayacağız. ve bunun bedelini çok ağır ödeyecek gibi duruyoruz. hala bunun hasarlarını minimize edecek eylemler varken bırakın onları hayata geçirmeyi, krizin üstüne de kriz eklemekteyiz. sanırım en ağır bedeli en kırılgan ekonomiye sahip olan ülkemiz ödeyecek. dilerim yanılırız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanılmayacaksınız gibi görünüyor. Keşke yanılsanız.

      Sil
    2. Sevgili Hocam,
      Aynı şiddette deprem farklı coğrafyalarda nasıl farklı etkiler yapıyorsa, öngördüğünüz krizin 3. dalgasının da farklı ülkelerde farklı etkileri olacaktır. Eyvah !!!
      Saygılar.

      Sil
  2. Çinde olan virüs avrupa pazarinida ciddi etkilenilecegi görülüyor.Bunun sonucu ülkelerin yapacagi ithalat ABD uzerinden olacaktır.Buda ABD yi tarihinde en büyük yükselişin oluşmasına sebep olabir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD pahalı üretim yapıyor, ayrıca Çin'in ürettiği çoğu malı da üretmiyor.

      Sil
    2. ABD Çinde üretip,dünya pazarlarına sunarken,geliriyle daha kazançlı çıkıyor.Spor kıyafetiyle ayakkabı,Cep telefonu.Aliminyum şasi,kaporta parçaları gibi.Görerek öğrendiler.Rakip çıktılar. Tek Huavei değil.Önünü almak için yasal ve yargı ile mücadele edemeyince,Biyolojik savaşa başvurdular.2.dünya savaşını çıkarmasaydı,29 krizinin aşabilirmiydi.Hububat silolarını bile boşaltan pazar doğdu.Avrupa sanayi bölgeleri Doğu ve Batıda,Japonyada tamamen yıkılmıştı,45sene rahat Amerikan hayatı sürdüler.astiras tombili

      Sil
    3. Şu zamanda yazmakla geç kaldım ama bu krizin en büyük kazanan ülkeleri Japonya , Güney Kore , Çin . Avrupa birliğinin kuruluşunun amacına baktığımız da artık ticaret için 2 ülke hedefi yok 4 ülke ve 2 ulusal para olucak .

      Sil
  3. Hocam koronavirüs dış güçlerin Çin'deki büyümeyi görüp engellemesi sonucu olmuştur. Düşüncem bu yönde olmasına rağmen Çinli insanlar adına çok üzülüyorum...

    YanıtlaSil
  4. Elon musk dünyanın üretim üssünü Marsa kaydırmalı böylece ne kirlilik olur ne de virüs

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dur abi ortalık zaten yeterince karışık, çarşı pazar birbirine girdi,
      bir de marsı icat etme şimdi!

      Sil
    2. Aşırı mantıklı bir fikir, yaşam devam eder ise birgün mutlaka olacak, Mars uzay gemimi kaçırdım(Gemi benim sanki 🤣)

      Sil
    3. Mantıklı tabi robotlar marsta üretsin bize yollasın işte

      Sil
    4. arkadas mantikli konuşuyo gelecekte bütün agir sanayiyi marsa tasinirsa dunya buyuk bi yukten kurtulur

      Sil
  5. değerli hocam;
    her şekilde krizi yaşayacak olan ülkemiz Çin'de yaşanan bu olumsuzluktan lehimize sonuçlar çıkartmamız varken, tam tersi kriz üstüne kriz çıkartarak enerjimizi boşa harcıyoruz. sonunda da kırılgan ekonomiler içinde en fazla kırılganlığa sahip olan ülkemizin derin krizi yaşaması kaçınılmaz oluyor. ümit ederim yanılırız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu Türkiye'nin yaşam tarzı ne yazık ki. Kriz yoksa bile kendisi çıkarır.

      Sil
    2. Çin'de üretilip Ortadoğu'ya gönderilen 100'lerce çeşit ürün var üstelik uretimi basit olanlar da çok, fabrikalar bu bölgeye kurulabilir.

      Sil
  6. Hocam bu düşünceden hareketle tum dünyayı etkileyecek bir krizin yıl sonuna kadar patlak vermesini bekliyor musumuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten yıl sonuna kadar patlak vermesi atlatılıyor demektir.

      Sil
  7. Yine güzel bir yazı bizlerle paylaşmışsınız Hocam. Fakat benim konu dışında bir sorum olacak size. GSMH dan amortismanlar çıkarıldığında Smh bulunuyor. Fakat hesaplamada amortismanlar çıkarılabilir da neden çevresel tahribat çıkarılamıyor? Çevresel tahribatı ölçek zor olduğu için mi veya bir ölçme tekniği bulunabilir mi? Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Çevre GSMH'ye dahil olmadığı için yaşadığı tahribatta GSMH'den düşülemiyor.

      Sil
  8. Grafiklere bakıyorum ne güzel hava temizlenmiş işte. Belki insanoğlu doğaya bu kadar zarar vermenin saçmalığını anlar. Ne bu kadar üretmeye ihtiyacımız var ne de bu kadar tüketmeye. Neymiş ekonominin çarkları dönmüyormuş. Ekonominin dönmesi için tüketip dünyayı mahvetmeye mahkumuz sanki. Gıda, barınma, iletişim ve sağlık dışında ihtiyacımız yok bizim. Kalan hepsi suni ihtiyaç. Bu düzen para babalarının düzeni. Bu tüketim saçmalığı durmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi hep kaynaklar arasında karar verme işi,
      üretimi bitirirsek doğal kaynakları kazanıyoruz.

      Sil
  9. Bu virüsün biyolojik silah olarak üretildiği gibi komplo teorilerine girmek istemiyorum, zira bu konuda elle tutulur bir delil yok ve eğer öyleyse de hiçbir ülkeye yaramamış gibi duruyor. Sadece şu noktaya dikkat çekmek istiyorum, bu virüsle ilgili yaratılan global panik, virüsün tıbbi özellikleri ile uyuşmuyor. Mevsimsel grip olarak tanımlayabileceğimiz ve etkeni her yıl mutasyonlarla değişen virüsler olan influenza'dan meydana gelen dünya çapındaki ölümler zaten yıllık 300-650 bin arasında değişiyor. Bu yeni virüsle oluşan ölümler orantısal olarak biraz daha yüksek gibi görünüyorsa da bu derece büyük bir paniği açıklayacak oranda değil. Örneğin tıbbi koşulların batıya ya da uzak doğuya göre daha kötü olduğunu varsayabileceğimiz İran'da bile %4-4,5 oranında, genelde ise %3 civarı. Ölenlerin büyük çoğunluğu ise mevsimsel gripte olduğu gibi altta yatan bir bağışıklık sistemi sorunu ya da başka primer akciğer hastalığı olanlar. Bulaşma yollarına ve oranlarına baktığınızda da mevcut paniği açıklayacak dramatik bir takım özellikler yok ortada.

    Elbette yeni bir virüse karşı dikkatli olmak, özellikle de önleyici tedbirler almak gerekir ama görünürde ortaçağdaki veba salgınları gibi bir durum yok. Yaratılan bu paniğin altından ne çıkacak, merakla bekliyorum açıkçası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. buradaki verilere göre "tıbbi koşulların batıya ya da uzak doğuya göre daha kötü olduğunu varsayabileceğimiz İran" ile İtalya arasında ölüm oranları açısından çok da fark yok. bu da ilginç...
      https://www.worldometers.info/coronavirus/

      Sil
    2. Sayın Adsız 16:41

      Sizin verdiğiniz linkte de WHO'nun belirttiği %3,4'lük ölüm oranı benim verdiğim oranlarla üç aşağı-beş yukarı aynı, tüm dünyada ekonomiyi resesyona sokacak, Çin'den ithalatı bıçakla kesilmiş gibi kesecek (şunu da biliyoruz ki bu virüs cansız maddeler üzerinde en çok 1 saat yaşayabiliyor), Çin ekonomisini felç edecek kadar büyük bir felaket yok ortada. İran'ı özel olarak belirtmemin nedeni sağlık sistemini eleştirmek değil, hastalığın ilk görüldüğü ve halen de en çok olgunun bulunduğu Kum kentindeki tıbbi-sosyal koşullara vurgu yapmak. Yoksa virütik hastalıkları tedavi etme konusunda Avrupa ile Japonya'nın, İran ile ABD'nin birbirlerinden fazla farkı yok.

      Sil
    3. Yayılım hızlarındaki fark bu paniğin sebebi. WHO ve birçok uzman 1,5 yıl içerisinde dünya nüfusunun %40 ile %70 inin enfekte olacağını matematiksel projeksiyonlara dayanarak ifade ediyorlar. Diyelim ki yanıldılar sadece %10 enfekte oldu. Bu 700 milyon insan eder. % 3 değil %1 ölüm oranına düştü diyelim. Bu bile 7 milyon kişinin ölmesi demek.

      Umarım ciddiyeti ve paniğin sebebini anlamışsınızdır

      Sil
    4. Sayın Ender, benzer projeksiyonlar H1N1 ve SARS için de yapıldı, ne olduğunu gördük. Eğer geçen yıl ya da bu yıl mevsimsel grip geçirdiyseniz ya da bir yakınınız geçirdiyse 10 yıl önce bugünkü korona’dan çok daha ölümcül olan H1N1’e bağlı bir gripti zira şu aralar en yaygın grip nedeni o.

      Virüsler mutasyon geçirdikçe insanların immün sistemleri de adaptasyon geçirir. Yoksa şimdi hepimiz domuz gribinden ölmüş olurduk.

      Sil
  10. Hocam birde iyi tarafindan bakalim oksijen miktari artmiş hava kendine gelmiş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. New York eyaletindeki otomobil sayısı,Yunanistanın2katı,Avusturalyanın nüfusuna yakın.K Kore gibi yürüyün demeniz mümkün değil.Toplu taşım metro,tramvay,otobüs hizmetleri olmasına rağmen,bu böyle.astiras tombili.

      Sil
  11. Yazınızda da belirtiğiniz gibi, birçok ülke Çin’den aldığı ürünleri kendi üretiminde girdi olarak kullanıyor. Yani bunlar başka bir ülkeye gittiğinde direk tüketime girmiyor. Bir şekilde işlemden geçiyor, monte ediliyor, vs, o şekilde kullanılıyor. Bu durumda Çin'in ürettiği ara mamüllerin ihracatında azalma daha ne kadar süre devam edebilir? Sonuçta Çin malı diye belli marka telefon, TV, vs ürünleri almayabilirsiniz. Hatta buna yönelik talebi bir süre erteleyebilirsiniz. Ama sonuçta Çin malı olmayan muadillerini her ne kadar içlerinde Çin malı parçalar, hammaddeler kullanılıyor olsa da bir süre sonra gidip alırsınız. Bu durumda Çin'in ara mamül/hammadde ihracatında yaşadığı sorun 3-5 aydan fazla sürmez kanaatindeyim.

    YanıtlaSil
  12. Çin'in ekonomoisinin etkilemesi nasıl dünyayı etkilediği gibi bize de muhakkak etkileyecektir fakat sizin görüşlerinize katılmıyorum. Dolar kuru ve enflasyon için yaptığınız beklentiler gerçekleşmedi. Siz ve sizin gibi değerli insanların böyle yorumlar yapması piyasaları olumsuz etkiliyor. Ekonomi, davranışsal süreçlerin etkisinin pozitif ekonomiye yarattığı ve güven ortamı içerisinde gerçekleşen , sürü psikolojisi, etkisine aşırı açık sosyal bir bilimdir. Hiç bir ekonomist, doğru "forecast" yapamaz çünkü ellerinde sihirli bir değnek yok. Sadece var olan veriyi yorumlar ve beklentisini söyler. Nasıl Corona virüsünün ortaya çıkacağını bilemediğimiz gibi hayatta da hiç kimse gelecek için kesin bir şey söyleyemez. Yaptığınız açıklama, ekonomiye zarar vereceğini düşünüyorum. Daha olumlu ve pozitif yorumlar ancak ekonomimizi ayakta tutar. Siyasi partiler,hükümetler, liderler değişebilir fakat yegane olan şey o ulusun var olması, egemenliğidir. Türkiye kara topları içerisinde bu ekonomiyi genci yaşlısı.. Her kesimi hissediyor hissedecek. Toplum ve devlet adına, daha pozitif ve güven ortamı yaratacak yorumlarınızın sıklığı hepimizin yararına olacaktır..
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar kuru ve enflasyonla ilgili hangi beklentimin gerçekleşmediğini söylerseniz yardımcı olabilirim.
      İşler kötüye giderken iyiymiş gibi yorum yapmak bilim insanlarının görevi değildir. Bilimle uğraşanlar gerçekleri söylemekle yükümlüdür. Aksi takdirde herkesin yalan söylediği, olumsuzluğu olumlu gibi gösterdiği bir toplumda hiçbir düzeltici önlem alınmaz.

      Sil
    2. Selam Sn Kemal Can,

      O zaman biraz gayret edin, bahsettiğiniz gibi pozitif ve güven ortamı yaratacak yorumları siz yazın.

      Bir bloğunuz olsun, siz de yazın, yazılarınızı buradan bizler ile paylaşın,
      Herkes desin ki,
      Sn Kemal Can ne güzel yorum yaptı,
      Sn Kemal Can ne güzel bir makale yazdı,
      Sn Kemal Can çok farklı bir bakış açısı kazandırdı,
      Sn Kemal Can engin fikirleriyle bizlere ne güzel ışık oldu...

      (Not ben bu rehabilite tekniğini 5 yaşındaki okul öncesi çocuklara İngiltere de uyguluyorum. Bizim ülke eğitim seviyesi sebebi ile yetişkinleri de rehabilite etmek gerekiyor. Olgun bir birey der ki, hayatının 50 yılını bu işe vermiş insanlar bir şeyi yazmışsa bir kaç kere daha düşüneyim, ben eleştiri olarak ne yazıyorum diye tekrar tekrar okuyayım. )

      Sil
  13. İngiliz sanayi devriminde hava kirliliğini gelişmişlik olarak gören Avrupa vardı hatta öyle ki havadaki sisli dumanlı havayı ne kadar ileri bir toplum diyerek ziyarete gelenler hayran kalırdı
    Sonraları kronik hastalıklarla durum anlaşıldı ve bu işi başka ülkelerde yaptırarak gelişimi dışarıdan sağladılar
    3.sınıf ülkeler kendilerini avutueken avrupanın çöplüğü olduğunu hala anlayamadılar bile

    2 seçenek vardı ya konforlu yaşayarak sağlıksız bir hayat elde edilecekti ya da sanayiden vazgeçilecekdi
    Onlar zararı başkasına faydayı kendilerine layık gördüler
    Sömürge aslında değerli madenleri almak değil yaşam standartlarını da çalmak demekti artık
    Bu yüzden Çinin bu durumu uzun dönemde herkesi hak ettiği yere geri gönderecektir
    Gelişmekte olan ülkeler için de diğer bir açıdan kriz fırsat anlamına geliyor
    Herkes kendi yağında kavrulsun demek olaya kabaca bakış açısını özetler durumda
    S. Akçay

    YanıtlaSil
  14. ...ve Kapitalizm amelenin önemli olduğunu öğrendi...

    diye devam eder yazar.

    YanıtlaSil
  15. Gercek bir Amerikan ruyasi adami twitterdaki degerli dostum Donald Trumpin dedigi gibi havalar isinirsa nisan gibi virus kalmaz. Soguk ve kirli hava bizimde vucud direncimizi kiriyor. Dirayetimizi zayitlatiyor. Zaten Cinle adeta her konuda her turlu icli disli olan G.Yarimkurede suanda yaz sonlarini yasayan Avusturalya ve Y.Zellanda da virusun etkisi yok. Dahasi neredeyse senenin 12 ayini yaz olarak goren ekvator ve donence afrikasinda grip vs yok. Latin Amerika keza oyle.

    Cine gelince Cinin artik aklini basina devsirip hep bana hep bana dememesi lazim. Bu virusun kotu kirli partikullu hava kosullarinin viruse yardimci oldugu yardimci olmasa bile bu kosullarda yasayan kisi ve kisilerin bagisiklik sistemine zarar verdigi kanisindayim. Cinin artik aklini basina devsirip hava kalitesini arttiran cevreye duyarli kosullar uretim eksenleri uzerinde calismasi lazim. Bu arada da kopek yarasa ne edigu belirsiz seyler konsunda da onelmeler alip Cin gibi bir ekonomiye yakismayan havyan kedi kopek tavuk pazarlarini yasaklamasi lazim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. olmadığını söylediğiniz ülkelerin hepsinde virüs var.
      https://experience.arcgis.com/experience/685d0ace521648f8a5beeeee1b9125cd

      Sil
  16. Hocam başlık çok ironik olmuş. Başlığı görüce çok güldüm :)

    YanıtlaSil
  17. Mahfi bey

    Küreselleşmiş ticarette, tedarik zincirindeki aksamaların ne kadar zararlı sonuçlar doğurabileceğini tecrübe etmeye başlamak üzereyiz.

    1) Dünya genelinde, arz yavaşlaması-eksikliği sebebiyle piyasadaki mevcut malların fiyatlarında (ve yeni üretilecek malların fiyatlarında da) tedrici artış olabilir mi? Bu, enflasyon yükselişine yol açabilir mi? Merkez Bankaları, enflasyonla mücadele için faiz arttırmayı düşünebilir mi? (Başta, FED?)

    2) SSCB'nin yıkılış dönemi, küreselleşmenin henüz emekleme aşamasında olduğu bir dönemdi. SSCB, merkezi ekonomi planlaması ile yönetilen bir ülkeydi. 1991'de sistem çöküp her şey yerle bir olduğunda, dünya genelinde olmasa bile SSCB'nin hegemonyası altında olan ülkelerde ve SSCB ile sürekli ticaret yapan diğer ülkelerde (Küba, Çin vb.) tedarik zincirinde kopmalar ve peşi sıra ekonomik sarsıntılar oldu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Faiz artık bir çözüm yolu değil diye düşünüyorum.
      (2) Oldu tabii. Ama Sovyet sistemi de eski katılığında değildi.

      Sil
  18. Tezinizi "korona virüsünün yayılmasıyla birlikte diğer ülkelerin Çin’den mal alımını kesmesi"ne bağlamışsınız ancak an itibarıyla Çin'den mal ithalatını (bazı kalemlere getirilen kısıtlamalar haricinde) durduran bir ülke yok. Şu an yaşanan durgunluk sadece Çin'de Ocak ayında tatile giden işgücünün bir kısmının virüs dolayısıyla geri dönememesi ve teslimatların gerçekleştirilememesi. Çoğu fabrika üretim hatlarının en az yarısını devreye soktu ve Mart itibariyla sevkiyatlar devam etmekte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birçok ülke ithal ettiği ürünleri satanlardan "içinde Çin üretimi katkısı yoktur" diye garanti alıyorlar.

      Sil
  19. Tüm dünyada hem stok yüzünden hem de insan davranışları sebebiyle en iyi ihtimal 2-3 ay satışların çok düşeceği belli. bu durumu düşündüğümde; şirketlerin çoğu zarar edeceğini ve para bulmak zorunda olacaklar. fed'in burada faiz düşürmesi doğru bir önlem olarak gözüküyor. ama bu durumda bu kriz uzarsa bankaların bu krediyi geri almakta zorluk çekeceğini tahmin ediyorum. para fazlalığı da altın- gümüş gibi yatırım araçlarını daha değerli kılacaktır. bu senaryom hakkındaki fikirleriniz ve daha ötesi ile ilgili yorumlarınızı çok merak ediyorum hocam :) şimdiden çok teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed uzun bir zamandan sonra ilk defa önceden planlamadan acil faiz indirimi kararı aldı. Bu karar piyasalara 2008 ve öncesi fedin almış olduğu kararları hatırlattı yani tehlikenin daha başındayız demek.
      Petrol borsa gittikçe derinleşmekte
      Altının yükselişi bile dahada derinleşmesini destekliyor yükselmesinin sebebi her çağda savaşta krizde güvenli görülmesi dahada kötü olacak bence fed faiz indirimi doğru olmadı tam tersine piyasadaki korkuyu destekledi

      Sil
  20. Hocam FED in yeni bir QE dalgasıyla global borçları 10 yıl daha çevirmesi mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun borç çevirmekten çok daha ötede. Sorun: Ekonomiler canlanamıyor.

      Sil
    2. Para basmak yetmezse savaş kapıya geldi demektir.

      Sil
    3. Superman FED dünyayı kurtarır gene.

      Sil
  21. Hocam, Çin gibi tek parti yönetimi olan, hukukun olmadığı, başkasına saygının olmadığı bir ülkeye sırf çok ucuz diye üretim taşımak hatalı değil mi?

    Yarın bir gün, Çin zora girse, tüm fabrikalara el koymaz mı?

    Kendi insanına saygısı yok, yönetiminde insan sevgisi yok, eğitimsiz insanı desen çer çöp böcek kedi köpek yarasa ne bulsa yiyor,

    Bankası desen, senin ülkene 3 5 kuruş yatırım yapsa, ülkene ortak olmaya çalışıyor.

    Ayrıca, yıllık kişibaşı 10 bin dolar gelir ile Türkiyeden daha zengin olmuşlar,
    mesele ucuzluk ise Türkiye, Çin yanında kelepir ülke konumunda.

    Hele Afrika ve Hindistan var ki, 5 tane Çin ederler yatırım gider ise.

    Yani, bilmiyorum, bence Çin üretti filan ama kendi adam olamadı, bu tarz ülkeler çok tehlikeli değil mi? Yarın bir gün tüm üretim bunlara geçse, kendilerini güçlü hissettikleri anda sağa sola hemen savaş açar bunlar.

    Perşembenin gelişi çarşambadan belli iken, niye oluk oluk para Çin e aktarıldı?
    O paraları aktaranlar Çin'in ne mal olduğunu bilmiyorlar mı? Çin den aldığın her mal ile sana, ailene sıkılacak kurşun satın alırsın.

    Adamlar ticaret bile yapmıyor ki, bugün Türkiye'ye Çin den bir mal getirmek istiyorsunuz, Çinliler piyasayı ele almak için fiyatı hemen kırıyorlar size destek oluyorlar, piyasayı ele geçirince bu sefer size rakip firma kuruyorlar, başına komünist partiden birini koyup size mal vermeyi kesiyorlar, sizi de siliyorlar piyasadan.

    Rakibine saygısı yok, kendisine para kazandırana saygısı yok, insana saygısı hiç yok, Çin'in tek cümle ile özeti "Rabbena hep bana" diyor.

    Böyle iş olur mu Sn Mahfi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sermayenin baktığı tek şey istikrardır. Aynı yolda devam ediyorsanız istikrar var demektir. Çin hep böyleydi. Değişmiyor. Asıl sorun iyiyken kötü olanlar. Sermaye oralara gitmiyor.

      Sil
  22. Analiz ettiğiniz bu durum sonucu, ölçek ekonomisinden de kaynaklı bir neden den dolayıda,Cin tüm dünyaya ucuz mal arzının merkezi olma özeliğini belirli bir süre terkedecegi anlaşılıyor.Bu, tüm dünyada enflasyonu bir miktar artıracağı gorusundeyim..

    YanıtlaSil
  23. Hocam merhaba,farklı bir perspektiften bakacak olursak ;
    krizin üretim sürecinde, verimliliği düşük firmaları süpürüp ayakta kalanlara ayrılan sübvansiyonları artıracağı öngörüsüyle, daha da güçlenmiş bir çin ve dünya ülkeleri beklentisi içine girebilir miyiz?
    Sonuçta bizim gibi batmak için çaba sarfeden şirketleri kurtarmaya çalışmazlar gibi geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin geçmişte batıkları kurtarmakla çok uğraştı. Yine uğraşır.

      Sil
  24. Kerem İNANIR5 Mart 2020 22:27

    Hocam yazı için çok teşekkürler, ellerinize sağlık :)
    Bu durumun bir de diğer etkileri var. Örneğin başlıca büyük hava yolu şirketleri, uçuşların çoğunu durdurdu. Gene bu şirketlerde, ücretsiz izin konusu da gündemde. 3-5 ay böyle devam etmesi durumunda küçük ölçekli şirketlerin çoğu zor duruma düşecek gibi. Büyük şirketler de küçülmeye gidebilir :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Bu iş devam ederse çoğu havayolu şirketi batabilir.

      Sil
    2. Chartercilar topun agzinda zaten

      Sil
  25. hocam ben biraz teknik bir soru soracağım. bankalar merkez bankasından gecelik 10.75 ile borçlanabilirken neden bazı özel bankalar 11 ya da 11.30 gibi faizlerle mevduat toplamaya gider? amaç nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası sadece 100 milyar TL dolayında borç veriyor da ondan. Ayrıca gecelik faizi yıllığa çevirirseniz onun oranı mevduata verilen faizden yüksek çıkar.

      Sil
  26. Hocam yanlışım varsa düzeltin Çin’de bu mevsimlerde 400 milyon işçi sanayi şehirlerinden taşradaki memleketlerine göç ediyor diye biliyorum Dönüşler ise Nisan başında diye duydum Yani dananın kuyruğu Nisandan sonra kopacak

    YanıtlaSil
  27. Kaleminize sağlık hocam
    Virüsün yarattığı panik kendisinden daha tehlikeli oldu resmen

    Hocam sizce fed faiz indirerek hatamı yaptı çünkü piyasaları sakinleştireceğine dahada olumsuz etkiledi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman öyle olur.
      Fed ne bekleyerek faiz indirdi bilmiyorum ama ben bir yararı olacağını sanmıyorum. Oraları çoktan geçtik sanırım.

      Sil
    2. FED'in faiz indirme sebebi Çin'de yatırımları olan ABD li şirketleri kurtarmak olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı faizleri daha da düşürecek gibi görünüyor.

      Sil
  28. Hocam merhabalar,
    Öncelikle yazı için teşekkür ediyorum. Benim burada aklıma gelen bir şeyi sormak istiyorum. Evet bu virüs Çin in durumunu kötü etkilemiş olabilir ama Türkiye olarak hepsini tabiki yapamasakta bazı ürün gruplarını avrupaya yada Dünyaya bizim ihraç etmemiz mümkün değil mi? Herzaman konuştuğumuz ülkemizin sorunlarından biri dışa bağımlılıkken şuan bu ortamı degerlendiremez miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün değil. Çünkü bizim üretimimizin yüzde 65'i ithal girdiye dayanıyor. Onun çoğu da Çin'den geliyor.

      Sil
  29. Hocam altının gidişatı ile ilgili var mı bi ön görününüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu virüs işi uzarsa altın da yukarı gitmeyi sürdürür.

      Sil
  30. Gezegenimiz için belki bir, 2 ay daha kazandık; Güzel..! her şerde bi hayır varmış demek ki..
    Çevre ve İnsan Korana

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorumlusu ben degilim. Sorumlusu; kendi insanina, dogaya, cevreye, hayvana saygi duymadan uretim tuketim yapanlar.

      Sil
  31. Sahsi gorusum bu koranadan dolayi dunya krize girmez. Tam tersi iyi kotu bir duzeltme oldu piyasalarda. Bir ay bir bucuk ay daha maksimum dayanir bu virus umarim.
    Onemli olan bundan cikartilacak dersler
    1) Cin basta olmak uzere dunya atmosfer cevre insanin temiz hava alip koahsiz bagisiklik sistemini koruyan cevre insan doga konularina daha duyarli olmasi lazim. Boyle bir egilim var olabilir ilerleyen surecte.
    2) ignesini ipligini Cine baglayan her seyi Cinde ureten politikalarin tekrar yeniden gozden gecirilmesi lazim. Zaten bu ticaret savaslari baglaminda etkin bir konuydu umarim ulkelerde bu hususta daha duyarli olurlar mesela kendi ipligini bile uretme konusunda. Pahalli da olsa en azindan yogurdum eksi olmaz.
    3)Bu surecin dunyada tuketim cilginligini biraz olsun korelttigini saniyorum. Mal Hizmet Tasarufu etme oldugu ile yetinme aliskanligi icin bir baslangic olabilir Tuketiciler icin israf etmeme vs gibi tabii en nihayi karari zaman ve davranissal iktisatcilar soylecek.
    4)Onumuzdeki yillarda ozellikle 60 yas ustu kisi ve kisilerin grip asisi olma talebinin artacagini dusunuyorum. Hatta bu butun yas gruplari icin artan bir talep yaratabilir kendimi de bu grubun icine katiyorum. Dahasi grip asisini nufusa oranla daha cok ABD Avrupa hattinda yapildigini dusunursek eger onumuzdeki yillarda uzakdogu cin hattinda da bu asiya karsi ilgi alaka talebin artacagini dusunuyorum. Cin devlet otoritesinin oldugu bir yer serbest piyasaya birakmaz bazi seyleri ozellikle bu asi mevzusunu zorunlu tutabilir bazi bolgelerde. Malum Grip asisi cogunlukla zorunlu olmayan freelance bir asidir. En azindan boyle bir durumu var toplumsal ve medikal anlayista.
    Bu korona virus mevzusunun bazi paradigmalari degistirebilecegi dusuncesindeyim belki yaniliyor olabilirim.

    YanıtlaSil

  32. Canlar, Erenler;

    Mezarlıklar vazgeçilmez insanlar ile dolu,
    Tarih vazgeçilmez ülkeler ile dolu,

    Her an insan der ki, aman şuna bir şey olursa alem göçer,
    Hiç merak etmeyin, her değişim yeni şeyler öğretir,
    Her öğrenilen insanı daha güçlü kılar.

    Edebali Hocamız der ki; "İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın."
    Eğer Çin, İnsan'ı yaşatırsa, devleti güçlü olur, düzeni daim olur.

    Bu dünya ne İskender'e kaldı, ne Cengiz'e kaldı, ne Süleyman'a kaldı,
    Ne Roma'ya kaldı, ne Osmanlı'ya kaldı, ne güneş batmayan İngiltere'ye kaldı.

    Çin de bu kubbe altında bir seda, elbet ses olucak, sesi solucak.

    Şeyhimiz Hacı Bektaş Veli der ki;
    "Hükümdar, ancak adaleti ile başarılı olur."

    Eğer, bu Çin denilen şey adil ise, amenna cihan onun olur,
    eğer adalet divanından sapmış ise, yolun sonu karanlıktır.

    YanıtlaSil
  33. Türkiye olarak ara malına bu kadar bağlı bir ülke olmasaydık bu krizi fırsata çevirebilirdik diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir özgün ürünü, buluşu, dünya çapında markası olmayan bir ülke krizi fırsata çeviremez.

      Sil
    2. Yerli arabamiz TOGG var hocam.
      Dahasi Yerli ucagimiz var.
      Dunyaya yerli ucagimizi ve arabmizi satabiliriz

      Sil
    3. Henüz seri üretim yok ki satalım

      Sil
    4. Hangi dunyaya?

      Sil
    5. Bir Hyundai olmak,dünyaya yayılmak yerine Teke şirketler grubu azınlık hissedarlık ile pazarını paylaşıma açtı,temettü ile yetindi.Reel politik yetmezmiş gibi Ruhban eğitimle problem çözmeye vakit kalmıyor.astiras tombili

      Sil
  34. Fareye ekmek banıp yerseniz böyle olur.
    Çin'in yemek kültürünü yılardır takip ederim.Yin-yang food denen hayvanı tam öldürmeden tabakta servis etmeler olsun,asla yenmemesi düşünülecek (yarasa,kertenkele,örümcek,kurbağa...bilmem ne) hayvanları yemesi olsun.
    Bu musibetin Çin'de ortaya çıkması bence geç bile oldu.
    "Bu tarihe kadar nerelerdeydi bu wuhan virüsü" diye sorası geliyor insanın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emrah Fidan, dahasi adami KoAh eden en iyi ihtimal bronsit eden bol karbondioksik bilimum bol kimyasal partikullu kirli havasini da hesaba katmak gerekir. Boyle bir ortamda habitatta insan zaten potansiyel olarak ust-alt solunum yollari hastaligina tutulur. Cunku boyle bir ortam bagisiklik dirayet sistemini altust eder. Bunun yaslisi genci olmaz. Mikroplara savunmasiz birakir. Bu 2*2 DORT eder gibi bir sey. Yani hic bir sey olmasa bile otomatikman KOAH ve turevleri kronik rahatsizliklara meydan verir. Diger turlu kanser vs falan soylemiyorum.

      Cinin artik aklini basina devsirip "HEP BANA HEP BANA!" politikasindan da vazgecip cevreye dogaya insana duyarli Adil ticareti one cikaran bir yapiya gecmesi lazim. Cunku bu politika dogayi insani cevre ulkeleri baska ulkelerdeki uretimi bitiriyor, emiyor. Maalesef Cin hep simartildi bir cok insan tarafin ekonomistler tarafindan. Bunlarin icinde takip ettigim Turkiyeden pek cok ekonomist var. Al iste Trumpin Cinin en az 1994 yilindan beri dusuk manipulatif kurdan dolayi haksiz adil olmayan ticaretine karsi onlemleri ekonomistler tarafindan elestirildi. Trump adeta gunah kecisi ilan edildi. Bunda Turkiyeli ekonomistlerin de yazilariyla konusmalariyla sagolsun emegi buyuk. Sanki Cinden bir faydalari var.Insan utanir. Sorsan Trumpin Cinle Adil ticaret icin onlemlerine niye karsisin diye? Verecekleri cevap basta Turkiyeli Ekonomistlerin: "Valla Ben de bilmiyorum" yaniti olur.

      Sil
    2. Cindeki hayvan pazarlari adeta bir bakteri virus uretim yuvasi kirlettikleri atmosferle birlikte bunlarin olmasi son derece dogal! baska ne beklenirdi ki

      Sil
    3. Sn Emrah Fidan,

      Adam fareye ekmek banmıyor, böcek soslu fareyi yarasa kanadına sarıp dürüm yiyor.

      Sil
    4. Adsızlara teşekkür ederim 3 yorum da çok güzel

      Sil
    5. Canli maymun lokantasi diye bir tiyatro oyunu vardi 1980 li yillarda Ankara Devlet Tiyatrolari tarafinfindan sahnelenmisti.Ben yarisinda birakip kactim.

      Sil
  35. Suanda Arz soku ve Talep soku bir arada. Daha once dunya ekonomi tarihinde Arz soku yasanmisti. Talep sokuda yasandi. Ama bildigim kadariyla Arz ve Talep soku ikisi birarada hic yasanmadi. Yasandiysa ogrenmek isterim siz biliyor musunuz?

    Arz ve Talep soku birarada oldugunda ne yapilmali sizce?
    Yeniden Mikro Iktisat Arz ve Talep kavramlarini incelemekte yarar var sanki
    Bu olaydan sonra Davranissal Iktisatin daha yaygin bir konu haline gelecegi kanisindayim. Bilmeme yaniliyor muyum.

    YanıtlaSil
  36. Hocam yazınız İcin tesekkürler. Bence bu corona virüsü daha da siddetlenirse ulusalcılık akımı ve beraberinde ırkçılık cok feci boyutlara varır diye düsünüyorum. 2 Dünya savası öncesi dönemi tekrar yasanabilir. Tesekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomilerin de zora girmesi bu durumu arttiracak. Turizm-seyahat sektoru komple bitik. Turizmin seyahatin gidip-gelmenin bittigi yerde sosyal yabancilasma yabanilik artar.
      Turizm seyahat sektoru ticari de olsa bir kaynasma muhabbet diyalog ortami olusturuyor karsilikli iyi niyet ve insanlara ekonomik saglik sihhat kulturel tarihsel ogrenme baglaminda bir fayda sagliyordu.

      Sil
    2. 16.29, turizm acentanız mı var?
      Öyle bir yazmışsınız ki

      Sil
    3. 18:11
      Yok turizm acentam. Tatile gidecektim saglik nedeniyle. Malum son

      Sil
  37. Bize gerçek bir yönetim lazım. Atatürk dönemi Türkiye'si 1929 buhranında, krize rağmen, çok büyük savaşlar atlatmış fakir bir millet olmamıza rağmen, bütçe fazlası vermiş ekonomik atılımlar yapmıştır. Şu anki zihniyetin tek derdi günü geçiştirmek. Gelişmek fikrini bırakın istikrar fikri bile akıllarına sığmıyor.

    YanıtlaSil
  38. Hocam, bu çinliler ne zaman kedi köpek börtü böcek yemeye başladılar, tarihte var mıydı?

    Cengiz bunlara az bile yapmış.

    Bu batılılarda hiç kafa yok, o kadar parayı Çine gömmüşler.
    Macellan abimiz yüzyıllar önce gitmiş görmüş, işe yarar bir yer olsaydı,
    hadi Çin e gidek derdi tüm avrupaya...

    Kristof Kolomb bile gemiyle gitmiş gitmiş gitmiş, Hindistana geldim demiş, Adam Çini telaffuz bile etmemiş, halbuki Çine geldim demesi gerekirdi.

    (Bu arada Kolomb da ayrı bir mal, gemiyle gelmiş, adam bi etrafında gördüğü insanlara sorar, oğlum buranın adı nedir, biz nereye geldik diye, iki kavruk deriliyi görünce kafadan demiş ki burası Hindistan. Suda o kadar gezince beyin de sulandı sanırım. İnsan yanına hiç mi Hindistana gitmiş birini almaz, en azından onlar der bunlar hintliye benzemiyor diye neyse)

    Hepsini bıraktım, Çin de bir değer olsa bizim Osmanlı batıya değil, Çine doğru sefer yapardı. Osmanlı her yere gitmiş bir Çin tarafına gitmemiş. Keza Osmanlı öncesindeki müslümanlarda Çin ile fazla oyalanmamışlar, Afganistan Pakistan, Endenosyayı görmüşler hemen gerisin geri basmış gitmişler.

    Ne var bu Çinde anlamıyorum, adamlar ne güzel ülkelerine set çekmişler, biz de kalan taraflarını örelim, seddin içinde gül gibi yaşasınlar ne yaparlarsa yapsınlar.
    Böcek mi yerler, ot mu yerler, bize ne.

    Bir başka hata da Japonların, 2. dünya savaşında gitmişsin Çini istila etmişsin, sana ne oluyor da taa okyanusun öbür tarafındaki amerikan donanmasına dalarsın? Çinliler ile işini bitir sonra ne yapıyorsan yap. Başımıza ne geldiyse bu Japonların hatası yüzünden geldi.

    Neyse ben konuyu dağıtmayayım, elinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  39. Hocam saygılar,
    Yazınız çok değerli kaleminize sağlık, sevgiler. Benim size sormak istediğim iki soru olacak.
    (1)Virüs'ün kalıcı olmayacağı varsayımıyla, virüs bitti dendiğini ve bunun en geç 2020 yılının ilk yarısında olacağını düşünürsek(şahsi tahminim), üretimde(öncü endekslerde) "V" şeklinde bir toparlanma görülebilir mi Başta Çin olmak üzere?
    (2)Yeni bir QE'nin(FED'in ardından ECB ve BOJ vs.) borç yükünü hafifleteceği düşüncesi ya da zıttı daha fazla borçlanmaya sebep olacağını düşünürsek siz hangi tarafta yorum yapardınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      1) Olabilir. Bu tür çöküşlerin dönüşü de etkileyici olur.
      2) Ben parasal gevşeme ve dolayısıyla faiz indiriminin artık yarardan çok zarar verebileceğini düşünüyorum.

      Sil
    2. Faiz indiriminin verebileceğini düşündüğünüz zararlar nelerdir hocam?

      Sil
  40. Hocam ben kamuda çalışan biriyim on yıldır ilk defa borcum bu ay itibariyle bitti. Kredi çekip araba almayı düşünüyorum ama öte yandan borçlanmaktan tekrar korkuyorum lütfen bi akıl verin her ay aldığım maaşın fazlasını ( iyi bir maaşım var) altın mı yapsam yoksa kredi borcunun taksitlerini mi ödesem�� cevap verirseniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Kardeş,
      Ben de iki yıl önce aynı durumda idim.
      Borç bitince para çok gibi geliyor, ilk iki üç ay çok keyifli geliyor.

      Bence, kredi işine en az 2-3 ay girmeyin.
      Para bir kenarda altın veya döviz olarak dursun.

      En az 6 aylık maaşı, hiç dokunmayacak şekilde bir yerde saklayın. Dar günde lazım olur.

      Araba işi Türkiye de şu anda mantıklı değil, araba üzerinde çok fazla vergi var. Bu kadar vergi ile piyasa yürümez -yürümüyor da-.

      Bir iki yıla bu vergiler azaltılır. O zaman birikmişinin bir kısmı ile araba alırsın, geri kalanı kredi yaparsın.

      Bunca yıl arabasız durmuş isen bir kaç sene daha dur.


      Sil
    2. Adsız arkadaşımızın yorumu doğru.

      Sil
  41. Hocam, çarşı yanıyo çarşııı, yetiş su getiir ey fed!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parasal genişleme ve faiz indirimi bu yangını söndüremez.

      Sil
  42. Aslolan tarımdır, insanın sağlıklı ve ucuz besinlere ulaşabilmesidir bence. Bunun icin de Çin in urettigi hicbir seye gerek yok. Aslında ihtiyacimiz olmayan mal ve hizmetleri üretmek için Dünyamızı yok ediyoruz. İnsanoğlunun bir durup düşünmesi ve frene basması gerekiyor.Sanal dünyadan gerçeklere dönmeli ve gelecegimizi kurtarmalıyız. Telekomünikasyon başlangıç noktasi olabilir. 5G ye ne kadar ihtiyac var örneğin...

    YanıtlaSil
  43. Büyümenin büyüsündeki Dünya devletleri, insanlık, şımarmayı bırakıp insan olmanın farkındalığını anlar mı acaba. Dünya kaynaklarını şuursuzca harcarken, doyumsuzluğuna bir gem vurabilir mi acaba. Doyumsuzca, arsızca tüketmeye bu kadar alışmışken, gerçek hayata dönüş yıkım yaratır mı ki.

    YanıtlaSil
  44. Hocam sistemik çöküş geliyor mu?

    YanıtlaSil
  45. korona kime yaradı? protesto gösterilerine maruz kalan yönetimlere. [iran gibi]

    YanıtlaSil
  46. Hocam, her ne kadar Fed faiz indirimi yapsa da şu anki şartlarda enflasyonda hızlı bir düşüş ile nötr veya pozitif reel faize geçileceğini düşünüyor musunuz? Petrol fiyatları çok hızlı düşüyor fakat sanırım an itibariyle piyasalar enflasyonu fiyatlamiyor, fed'in panik faiz indirimine rağmen. Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz indiriminin artık bir işe yaramayacağını düşünüyorum.

      Sil
  47. hocam değerli açıklamalarınız için.tşk.

    YanıtlaSil
  48. Saygıdeğer Hocam, dünya olarak zorlu bir geçiş sürecindeyiz. Kapitalizm her geçen gün çatırdıyor. Dünya Liberal modele dönse ya da mevcudu bulunmayan yeni bir ekonomik bir model inşa etsek, borsalar ne olurdu ? Yani diyeceğim o ki borsalar hep yerinde kalır mı, borsaların olmadığı bir ekonomik model olamaz mı ? (Borsalara karşı değilim, gelişmiş bir ekonomi için olması gerektiğini, sadece turev urunlere ve varlık balonlarina karşıyım) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyin abartılmış, aşırıya kaçmış olanı zararlıdır. Türev ürünler de böyle. Kontrol dışına çıkmaya çok uygun düzenlemeler bunlar. Öyle olunca da soru yaratıyor. Bunları yasaklamak yerine yararlı kullanılabileceği oranlar ve limitler içinde kalmalarını sağlayacak düzenlemelerin bütün dünyada uygulamaya geçirilmesi gerekli.

      Sil
  49. çok değerli yorumlarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  50. Yazınız için çok teşekkürler hocam. Ben de 5 mart 14.53 adsız gibi düşünüyorum. İnsanlığın ihtiyaçları ile istekleri birbirine karıştı. Gıda, barınma, ulaşım, iletişim gibi yaşam için zorunlu olanlar dışında, dünyanın abartılı üretimde frene basması, doğaya kulak vermesi, nüfus artışının sınırlanması gerektiğini düşünüyorum. Hırslarımız insanlıktan uzaklaştırıyor, duygusuz, tüketime odaklanmış robotlar haline geliyoruz...

    YanıtlaSil
  51. Sayın hocam, zaten görünen köy kılavuz istemiyor, bu durum bizim için bir fırsata dönebilir mi, krizden daha iyi yararlanabilir miyiz . Bence bunu fırsata çevirebilecek değerli kuruluşlarımız mevcut, bu virüs işi bugünün değil geleceğin de olası olaylarını olarak sürekli karşımızda duracak bence.Felaketten yarar sağlamak gibi düşünüyorum da, bir dönem Japonya daki tsunamiden yararlanan türk su satıcılarını da hatırlamadan geçemiyorum, teşekkür ederim yazılarınız için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu facianın kimseye fırsat yaratacağını sanmıyorum. Tek iyi tarafı petrol fiyatlarının düşmesi onun katkısını da turizm gelirlerindeki düşüş götürür muhtemelen.

      Sil
  52. Mahfi bey

    Eğer Ali Babacan'ın partisine katılırsanız, sizi esefle kınayacağım.

    (Size saygı duyan bir okuyucunuz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasete girmeyeceğim sevgili kardeşim. Ne bu partiyle ne de başka bir partiyle.

      Sil
  53. "Her şeyin abartılmış, aşırıya kaçmış olanı zararlıdır. Türev ürünler de böyle. Kontrol dışına çıkmaya çok uygun düzenlemeler bunlar. Öyle olunca da soru yaratıyor. Bunları yasaklamak yerine yararlı kullanılabileceği oranlar ve limitler içinde kalmalarını sağlayacak düzenlemelerin bütün dünyada uygulamaya geçirilmesi gerekli."

    Ama Mahfi bey, "Milton Friedman"cı arkadaşlar sizin bu yazdığınızı pek beğenmiyor, haberiniz olsun.

    YanıtlaSil
  54. Mahfi Bey,

    Sizce, "biat kültürü"nü tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da en aza indirebilmek mümkün mü?

    Türkiye özeline odaklanacak olursak:

    Kendine dindar diyen, dine riayet ederek yaşayan vatandaşlarda da,

    Dindar olsun-olmasın, eğitim seviyesi nispeten yüksek olan vatandaşlarda da,

    "biat kültürü" farklı seviyelerde de olsa var.

    Salt eğitime önem vermek bile başlı başına bir çözüm getirmiyor gibi görünüyor.

    "Otoriteden korkmak"; dindarlarda da, eğitimlilerde de var. Öyleyse; "biat kültürü"nün kaynağı, bizzat "otorite"nin kendisi mi?

    Sizin görüşünüz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız 20:16,
      Önemli sorular sormuşsunuz ve sorgulamışsınız.
      Türkiye’de yaşayan herkesin bu kavramları sorgulayabilmesi gerektiğini düşünüyorum.
      Bu cesareti göstermemiz gerekir.
      Sorgulamasını yaptığınız konuya ne kadar katkısı olur bilemiyorum ama bu korku konusunda bir şeyler söylemek isterim.

      Korku,en doğal insan tepkilerinden biridir.
      İnsanoğlu bir çok şeyden farklı nedenlerden dolayı korkabilir.
      Bilinmeyenden,ölümden,parasızlıktan,itibar kaybından vs...
      Bu duygular insanı küçültmez,alçaltmaz veya onun değerinden bir şey götürmez.
      Bence insana zarar verebilecek olan korku;vicdanına ve ahlâkına aykırı davranışlara neden olabilecek olan korkudur.
      Yani o korku ortada yok iken sahip olduğu fikir,düşünce veya davranışları-sadece o korku nedeniyle-değiştirebilmesidir.
      İşte tehlikeli olan budur.Korku aklı esir alır.Akıl devre dışı kalır.
      Aklın bloke olduğu yerde,sağlıklı düşünemez ve doğru kararlar alamazsınız.
      Biat kültürü de sanırım biraz bu durumla ilgilidir.
      Devletler,iktidarlar,yönetimler korkuyu çoğu kez kullanırlar,kullanmak isterler.
      Devletler kendi içlerinde de diğer devletlerle giriştikleri rekabette de sahte korkular üretme yöntemine başvurabilirler.
      Kendi içlerinde çoğu kez toplumu konsolide edebilmek için bunu yapabilirler.

      Devlet aklı bazen yakın,orta veya uzun vadeli bir tehdite karşı ön almak için bunu yapar.
      Bu politikanın çoğu zaman faydalı olduğunu,krizleri önleyip daha büyük kaosları engellediğini de unutmamak gerekir.
      Çağımızda iletişim araçlarının yaygınlığını ve gücünü dikkate aldığınızda,bu korku üretiminin çok etkin kullanılabilecek bir silah olduğunu da göz ardı etmemek lazım.
      Ancak bu yöntem bence krizleri aşmada hep son çare olmalıdır.
      Bir nevi otoyoldan önce son çıkış veya acil durum freni gibi düşünmek lazım.
      Eğer bir iktidar bu yönteme başvurmayı alışkanlık haline getiriyorsa,orada sıkıntı vardır.
      Karşılaştığı ve çözüm üretemediği her zorlukta sahte korkulara veya olmayan düşmanlara ihtiyaç duyuyorsa,bence bu bir yönetim zaafiyetidir.
      Bir süre sonra halk,çok sık üretilen bu sahte korkulara bağışıklık kazanabilir.
      Korku eşiğini aşar ve gerçekleri sorgulamaya başlar...

      Devlet korku ile değil adalet ile yönetilir.Aslolan bence budur.
      Adaletini kaybeden bir devlet,sahte korkular veya düşmanlar üreterek sadece zaman kazanır.
      Devletin varoluş sebebi adalet olmalıdır.
      Meşruluğunu ve gücünü alması gereken kaynak adalettir.

      Devleti veya iktidarları bir tarafa bırakırsak,yazının girişindeki bireysel korkuya bir kaç ilave daha yapayım.
      Yönetimlerin ve korku üretmek isteyen her yapının gücü ve tavrı ne olursa olsun,aklın yolundan şaşmayın.
      Aklınızı korkulara teslim etmeyin.
      Çünkü aklınızı korkuya teslim ederseniz,köle olursunuz.
      Köleler sorgulamazlar sadece itaat ederler.
      Sahip olduğumuz tek ve en değerli korku bence Allah korkusudur.
      Bizi köle olmaktan koruyacak korku da o korkudur...
      Bu toprakların evlâtları,İstiklâl Marşı’nın “Korkma” diye başladığını da hiç unutmamalıdır.

      Saygılar

      Sil
    2. Adsız 15:26,

      Yazdıklarınızın (aşağıda tırnak içindeki kısım hariç) hepsini destekliyorum:

      "Sahip olduğumuz tek ve en değerli korku bence Allah korkusudur." (bence diye kendi görüşünüzü belirtmişsiniz. Genelleştirmemişsiniz.)

      Dinler (ve din konseptinin temel figürlerinden biri olan "Allah" figürü); insanların günlük hayatları üzerinde baskıcı, kısıtlayıcı, engelleyici bir işlev görmektedir. Dinlerin, sosyal hayattaki etkilerini uzun uzadıya tartışabiliriz; ama bunun için vaktimiz de, blog'un yorum kısmı da yeterli değil. Geçelim.

      Kısa tutmak adına, nihai sonuç şu:

      İnsanların günlük hayatlarını özgürce yaşayabilmelerinin temel garantisi; "devletlerin, laik (seküler) olması"dır.

      İnsanlar tek tek laik (seküler) olmak zorunda değil; ama devletler, laik (seküler) olmak zorunda.

      İnsanlar günlük hayatlarını din(ler)e göre yaşamak isteyebilirler ve istemeyebilirler; her iki grubun özgürlüğünün garantörü "devletlerin, laik (seküler) olması"dır.

      Devletlerin laik (seküler) olmasını sağlayamadığımız müddetçe; dindarlar da, dindar olmayanlar da, hayatlarını feyz alarak yaşayamazlar.

      Belki şaşırabilirsiniz ama; "din" başlı başına bir "korku" merkezidir, adeta "korku mıknatısı"dır. Devletleri yöneten iktidarların çoğu, dinlerin bu özelliğini çok iyi bildiğinden, iktidarlarını daim kılmak için insanlar üzerinde din faktörünü adeta bir sopa, bir tehdit aracı gibi kullanabilmektedir; laiklikten (sekülerlikten) fersah fersah uzaklaşabilmektedir. Bu, çok tehlikeli.

      Sizin "korku" zemininde yazdığınız problem listesinin aşama aşama çözülebilmesi; Türkiye özelinde, önce, ilk sırada, "din" meselesini toplum genelinde ciddiyetle tartışmakla ve T.C. devletinin laik (seküler) yapıya kavuşması için sabırla mücadele etmekle mümkündür. Ancak bu meseleyi hâlletikten sonra, yazdığınız diğer "korku" zeminli problemlerin çözümü kolaylaşabilir.

      Sil
  55. Hocam otobanda frene basıldı ve arkaya doğru trafikteki birikme her geçen gün devam ediyor

    YanıtlaSil
  56. Hocam Merhaba,
    Sizi keyifle takip ediyoruz.
    Çin’de gerçekleşen bu krizin Türkiye’ye etkisi hakkında da yorumlarınızı alabilir miyiz?

    YanıtlaSil
  57. Hocam elinize saglik, saygilar sevgiler, petrol ve dogalgaz hakkinda yakin zamanda yazi yazmayi dusunuyor musunuz? Yazabilirseniz cok memnun olurum. Iyi gunler dilerim.

    YanıtlaSil
  58. Hocam öncelikle yazınız için çok teşekkür etmekle beraber bir takım yazı ve yazınızın dışında sormak istediğim bazı sorular var.

    Öncelikle yazınızda ki son tabloda altın ithalatı Türkiye için sabit kalsa bile fiyatlarda ki artışın bedeli yükseleceğini belirtmissiniz. Bunun sebebi sormak istiyordum. Günümüze kadar yapılan geçmişte ki altın ithalat inin borçları günlük fiyata göre değişkenlik göstermesi mıdır?

    Ikincisi ise, IIF chief ekonomist'i Robin Brooks'un yakın zamanda attığı bir tweet'inde, FED faiz indirimlerinin EM ekonomileri için pozitif olduğunu ve bunun carry trade'in arttiricagini fakat bu düşüncenin aksine kendisi buna katılmadığını ve düşük petrol fiyatlarınin EM ekonomilerinin buyume oranları için negatif olup dolayisyla carry trade'in de dusucegini kanısında olduğunu zaten Corona virusu ve riskten kaçış dolayıyıyla carry trade'e olan ilginin düşük olacagini belirtmiş.

    Sorum su ki,p fiyatları EM ekonomilerini buyumesini neden negatif ayristirir ve sonucunda carry'i arttirmaz aksine düşürür?

    Vakit ayırıp cevaplayabilirseniz çok memnun kalirim

    Saygılar.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...