2 Ağustos 2020 Pazar

Okuduğum Kitaplardan Seçmeler

Aysel Gündoğdu, Herkese Göre Finans, Remzi Kitabevi, 2020
Aysel hoca, bu kitabında finansın karışık konularını olabildiğince basite indirgeyerek, herkesin anlayabileceği bir biçimde anlatıyor. Kitap, özellikle öğrencilerin sevdiği bir tarzda soru ve yanıt biçiminde tasarlanmış. Finans alanında akla gelebilecek pek çok sorununun yanıtını bu kitapta bulabilirsiniz. Finansla ilgilenen, her gün medyada karşısına çıkan konuların ne anlama geldiğini merak eden herkese tavsiye ediyorum.

Dino Buzzati, Tatar Çölü (Çeviren: Hülya Tufan), İletişim Yayınları, 2019
İtalyan yazar Dino Buzzati’nin ilk romanı olan Tatar Çölü, Teğmen Drogo’nun atandığı Tatar Çölü denilen yerdeki Bastiani kalesinde giderek tekdüzeleşen yaşamının anlamını sorgulamasını anlatıyor. Çoğu insanın her gün hep aynı şeyleri yaparak geçirdiği yaşama çok benzeyen bir durum bu. Ne var ki çoğumuz bunu sorgulamayı düşünmeyiz bile. Bizim için öngörülen yaşamın yani bir çeşit kaderin bu olduğunu düşünür, yaşar gideriz. Varoluşun tekdüzeliğine karşı başkaldıran kişi sayısı çok azdır. Buzzati, Tatar Çölü’nde, Albert Camus’nün varoluşsal sorgulamasına benzer bir sorgulamaya girişiyor. Tatar Çölü mutlaka okunması gereken bir başyapıt.

Hasan Gürak, Osmanlı Mirası ile Atatürk Dönemi (1920 – 1929)
Hasan Gürak’ın bu kitabında Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı’dan devraldığı ekonomik yapıyı ve 29 yılına kadar yapılanları ele alıyor. Bu çabaları ‘sanayileşerek kalkınma’ çabaları olarak niteliyor ve inceliyor. Bu incelemesinde az bilinen bazı gerçekleri bütün ayrıntısıyla ortaya koyuyor. Mesela kapitülasyonlar 1923’de Lozan Antlaşması’yla kaldırılmış olmasına karşılık 1929 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir dış ticaret politikası uygulamasını engellediğini, dolayısıyla kapitülasyonların tam olarak ancak 1929’da kalktığını anlatıyor. Kitapta döneme ilişkin çok önemli tespitler bulacaksınız. Lozan tartışmalarının öne çıktığı bugünlerde özellikle okunması gereken bir kaynak çalışma. 

Jose Saramago, Kabil (Çeviren: Işık Ergüden), Kırmızı Kedi Yayınları, 2019
Saramago ilginç bir yazar. Düşünce tarzı, anlatımı ce cümleleri kuruş tarzı hepsi oldukça farklı. O nedenle okunması pek de kolay olmayan bir yazar. Eğer dikkatli okumazsanız kim anlatıyor, kim soruyor, kim yanıtlıyor hepsi karışabiliyor. Buna karşılık yazdıkları çok önemli ve o kadar da ilginç. Kabil, bildiğiniz gibi, Adem’le Havva’nın oğlu ve kardeşi Habil’in katili. Kitap, Kabil ile çıkılan bir yolculuğu anlatıyor. O yolculuk sırasında Tanrıyla aralarında geçen konuşmalar, sorgulamalar üzerine kurulu. İlginç ve çekici bir eser.

Zahide Ayyıldız Onaran, Elif Asoy, Ekonominin İçinden 21 Kavram, Der Yayınları, 2020
Ekonomik kavramların içinden seçilmiş; havadan para yaratmak, Lucas kritiği, rassal yürüyüş, beyaz fil, melek yatırımcı gibi 21 farklı kavramı ele alıp son derecede sade bir çerçeve anlatan bu kitap önemli bir boşluğu dolduruyor. Ekonomi alanında daha çok ders kitaplarının yaygınlaştığı günümüz dünyasında uygulamayla teorinin birbirinden sanıldığı kadar kopuk olmadığını örneklerle ortaya koymak çok önemli Zahide Hoca ve Elif Asoy’un bu kitabı çok önemli 21 kavramı inceleyerek bu boşluğu dolduruyor. Ekonomiyle ve güncel yaşamda her gün karşımıza çıkan konulara merak duyan herkese öneriyorum.

Ali Perşembe, Paranın 365 Günü, Scala Yayıncılık, 2020
Adında para olsa da bu kitap bir ekonomi kitabından daha çok içinde ekonominin olduğu bir gerçek öyküler kitabı. Çok değişik ve güzel bir kitap. Her biri birer sayfa (bazen iki oluyor) tutan 365 gerçek öyküden oluşuyor. Son derece güzel seçilmiş, irdelenmiş, görünüşüne göre farklı olarak nerelere gitmiş ve nasıl sonuçlanmış olduğu ortaya konmuş öyküler bunlar. Kitaptaki gerçek öyküleri ve onların analiz edilmesini okurken çok şey öğreniyor ve para ve finans konularının göründüğü gibi itici konular olmadığını anlıyor insan. Her düzeyden okura öneriyorum.

74 yorum:

  1. İyi bayramlar hocam, kitap önerileriniz için çok teşekkürler. Saramago'nun kitabı özellikle ilgimi çekti, en kısa sürede edinip okuyacağım. Bu kitapla, uzun süredir kafamı kurcalayan bir soruya da cevap bulabilirim belki: Tanrı etobur olduğu için mi Habil'in hediyesini seçti, Eğer vejetaryen ya da vegan olsaydı Kabil'i seçer ve tarihin akışı değişir miydi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyi bayramlar. Evet bu soruyu da tartışıyor Saramago.

      Sil
    2. Hem inanmıyorsun hatta duşmansin hala merak ediyorsun, anlayacaksın sanki

      Sil
    3. Hariri der ki, "Tanrı, insanların çiftçi yaşama geçmesinden sonra icat olmuştur."

      Habil ve Kabil hikayesi de Hariri'yi doğrular. Çiftçi kardeş, Çoban kardeş ve Tanrı.
      (Adem! ve Havva! nın tüm çocukları gibi ensesttirler.)

      Benim en sevdiğim kitap Kuran-ı Kerim'dir. Diyanetin meali ücretsiz indirebilirsiniz.
      Açıp açıp okuyunuz, konu konu okuyunuz.

      Türkiye'de gündem konusu olan Kadın Şiddeti için, kadınları, köle cariye kadınları, mehirsiz peygamber karısı olmak isteyen tüm kadınların peygambere helal kılınışını, üvey oğlunuzun boşadığı karısının helal edilinişi ve daha pek çok konuyu okuyabilirsiniz.

      İslamın kadına verdiği değer ile evrensel hukukun kadına verdiği değer arasında kıyaslama yapar, tercihinizi rasyonel bir temele dayandırırsınız.

      Bana göre, bu topraklardaki bağnazlığın temelinde, bu topraklarda en çok satılan kitap olan Kuranı anlayarak okumamak yatar. Kuranı anlayıp okumuş toplumda, bir dedemiz elinde kılıç ile sağda solda konuşma yapmayı tercih etmez, hayat enerjisini yaşadığı topluma faydalı konularda kullanır.

      Sil
    4. Kur'an'ı ve dini anlamak isteyen kim ki ?! Kutsal kitaplar ve dinler anlamamak ve anlaşılmalarını sağlamamak için uğraşılıyor. Bütün dinlerin kaynağı bana göre aynı ve esas amaçları ortak, ama tüm dinler güç ve iktidar için tarih boyunca siyasallaştırılmış ve bu durum hala devam ediyor. Kur'an ve diğer kutsal kitaplar gerçek anlamda anlaşılabilse zaten ortada farklı dinler, mezhepler, cemaatler, tarikatlar vs. olmaz. Olsa bile, bu farklılıkların önemli olmadığı sonuçta hepsinin aynı kapıya çıktığı ortaya çıkar. Dinler, hem gelişmemişliği, fakirliği ve cehaleti unutturmak için uyuşturucu gibi kullanılan en büyük araç ve hem de fakirlik ve cehalet yoluyla güç ve iktidarı devam ettirmek için en büyük amaç...

      Sil
  2. Merhaba Hocam,
    İktisat sizce bir bilim midir yoksa bir uğraş mıdır?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir konuda ortaya konulan teoriler yanlışlanabiliyorsa o konu bilimin içindedir. İktisat teorilerinin hepsi yanlışlanabilir.

      Sil
    2. 1/2 Hiçbir "sosyal bilim" bilim değildir. Bunlar iyi ihtimalle "soft science", kötü ihtimalle ise "pseudo science" olabilir.

      Bilim denilen şey fizik, kimya ve biyolojinin de fizik-kimyaya bitişik bölümleridir. İktisat, psikoloji, sosyoloji gibi alanlarla uğraşanlara "bilim insanı" değil; en fazla "araştırmacı" denebilir. Onlar, "hard sciences" denilen doğal bilimleri taklit ederek, gerçeğe yakın tahminler ve modeller ortaya koyabilirler ama asla "kanun" yazamazlar. İktisat dediğiniz "hobi"nin kanunları yok gibidir ve aslında bir modeller derlemesidir. Bu modellerin çoğu da tarih ve mekanla sınırlı olduğundan, evrenselliği oldukça şaibelidir ve örneğin ABD'de geçerli olabilecek birçok modelin Türkiye gibi ülkelerde işe yaramamasıyla neticelenmektedir.

      Büyük iktisat hocası Zeyyat Hatipoğlu sağlığında bu gerçeğe işaret etmiştir. Siz gençler KPSS kurslarında ABD-İngiltere'de icat edilen iktisat teorilerini ezberleyip duruyorsunuz ama hiçbirini uygulamayacaksınız. Çünkü o kitaplarda yazanların Türkiye'ye hiçbir faydası yok. En basitinden, makro iktisattaki kapalı ekonomi şeması ABD'ye daha uygun olabilir ancak Türkiye gibi dolarizasyonun çok yüksek olduğu bir ülkeye katiyen uygulanamaz. Bu nedenle, profesyonel hayatınızda işinize en çok yarayan dallar hukuk ve muhasebe olacak. Kimse size ne olacak bu ekonominin hali diye sormayacak. İşte bunun nedeni, iktisadın evrensellik iddiasındaki bir bilim ol(a)mamasıdır.

      Fizikçi Richard Feynman'ın deyimiyle, son yıllarda bilimin popülerleşmesi ve "vulgarize" olması neticesinde böyle "araştırma sahaları", büyük bir yanılgıyla halka bilim diye pazarlanmaktadır, ki bu inanılmaz yanlıştır. Bir şeye bilim diyebilmeniz için onun türdeş, evrensel, deneylenebilir ve yanlışlanabilir olması gerekir. Doğa bilimlerinde hipotezi kanun yapmak bir tek deneyle olmaz, bazen defalarca deney yapmak gerekir. İktisatta ne türdeşlik vardır, ne deney imkanı vardır, ne de insanı incelediği için tam bir objektiflik vardır.

      Bu çerçevede Mahfi Hoca'nın atıfta bulunduğu "yanlışlanabilir olmak", "bilimin içinde olmanın" tek şartı değildir. Bilim bir şeyi defalarca yapılan "deney"lerle yanlışlar veya doğrular. Deneyin olmadığı bir alana, yanlışlanabilir'dir denemez ve dolayısıyla o alan asla bilim (hard science) olamaz. Bu konuda değerli hocam alınmasın ama maalesef hatalıdır. Ki bu da evvelce belirttiğim sosyal sözdebilimlerde "tam bir objektiflik olmaması"na çıkıyor. Sadece Mahfi Hoca değil, bütün sosyal araştırmacılarda bu eksiklik vardır. Menfaat sözkonusu olmasa, "hür fikirli" olunsa bile, "önyargı" ve "ön kabul" denen içsel filtreler vardır ki, aslında iktisattaki modellerin çoğunluğu ön kabuller üzerine bina edilmiştir. İşte meşhur "insanın rasyonel olması", "görünmez el", "tam bilgi varsayımı" gibi palavralar : ) Doğa bilimlerinde ise ön kabullerle, önyargılarla gerçeği eğip bükemez veya bir parçasını göstererek bir parçasını saklayamazsınız. Neyse odur. Zaten bu yüzdendir ki, içtimai konularda %100 tarafsız tespitler yapanlar kimse tarafından sevilmez. Ashab-ı Kehf'in sığındığı mağarada gibi, onlar kendi iç alemlerinde yaşarlar ve günün sonunda kimseye yaranamazlar [...]

      Sil
    3. 2/2 [...] Ha, bu demek değil ki iktisat gibi sosyal araştırma alanları tümden çöptür, değersizdir. Bilakis, böyle alanlar doğa bilimlerini taklit ettiği ve matematiği kullandığı ölçüde hakikate yakın bulgular verecektir, ki bu da çok önemlidir. Böyle alanlar doğru icra edildiğinde size "önünüzü görme", "geleceği tahmin edebilme" gibi çok büyük bir güç de verir ama bu güç o alanın kendisinden değil; taklit ettiği doğa bilimlerinden neşet eder. Bu ince ayrıma dikkat şart.

      İkinci ince ayrım, iktisadı mikro ve makro olarak ikiye ayırmaktır. Mikro iktisat sınırlandırılabilir, ölçülebilir, matematiği daha çok kullanan (ve öğrenciler tarafından daha zor anlaşılan) bir alandır ve gerçeğe yakın teorileri vardır. Öte yandan makro iktisat, genelleştirme/teorizasyon süreci neredeyse imkansız olan çok daha kaypak bir alandır ve teoriden çok ampirik yanı ağır basan, daha ziyade kurumlar üzerinde yürüyen bir inceleme sahasıdır. Merkez Bankası, Hazine, DPT, İGEME, Dünya Bankası, IMF, DTÖ gibi kurumların işleyişini anlatmadan makro iktisat okutmak tam bir deliliktir. Ayrıca makro iktisadın beşeri coğrafya, tarih, jeopolitik, dış ticaret ve dış politikayla da yakın ilişkisi vardır. Sınırları bu kadar belirsiz bir şeyi, "iktisat bilimdir" diye bilimden saymak tam bir aymazlıktır. Bu nedenle ben, "iktisat bilimdir" diyenin önce mikro-makro ayrımı yapıp yapmadığına bakarım, ki çoğu bunu maalesef yapmaz.

      Neticede gençler, sosyal alanlara ilginiz olsun ama bu alanları işinin ehli, bunların "bilim" olmadığını bilen, yani egosunu alt etmiş insanlardan öğrenin. İstisnalar hariç, günümüz dünyasının hiçbir yerinde size "bu çok iyi iktisatçı" diye vatandaşlık vermezler ama gidin bir yazılım mühendisi, iyi bir cerrah vb. olun sizi alırlar çünkü dünyanın her yerinde yaptığınız iş aynıdır. Suyun her yerde 100 derecede kaynaması misali, değişmez. Neden mülakat/torpil/referans olayları ağırlıkla sosyal sözdebilimlerde oluyor da örneğin TUS sınavında böyle bir şey yok hiç bir kere olsun düşündünüz mü?

      Allah yolunuzu açık etsin, her zaman böyle yazmam, inşallah faydası olmuştur : )

      Sil
    4. Anonim 16.50 çok önemli bir noktaya değinmişsiniz. Kesinlikle aynı fikirdeyim. Peki bu bilgilerden pratik açıdan nasıl faydalanabiliriz ? Bana göre bu düşünceler çok önemli bir yapısal reforma zemin hazırlayabilir. Bu eğitim reformudur. Üniversite eğitiminde gençlerimiz doğa bilimlerine yönlendirilmeli, sosyal bilimler ise lisede temel eğitim seviyesinde ve üniversitede yüksek lisans aşamasında öğretilmelidir.

      Sil
    5. Ne diyorsun kardeşim ya :) iyi misin?

      Sil
    6. 'Neden mülakat/torpil/referans olayları ağırlıkla sosyal sözdebilimlerde oluyor da örneğin TUS sınavında böyle bir şey yok hiç bir kere olsun düşündünüz mü?' sorusunun cevabı şudur: Doktorlar devletin kritik kadrolarında yer almazlar. Bir kaymakam,bir müfettiş yarının üst düzey bürokratıdır.

      Sil
    7. Valilerin, kaymakamların hiyerarşik açıdan bağlı olduğu Sağlık bakanı doktordur, mühendis binali yıldırım, necmettin erbakan başbakanlık, turgut özal cumhurbaşkanlığı yaptı. Yine bir mühendis olan ali babacan'ın bakanlık dönemi, türkiye'nin ekonomik açıdan görkemli yıllarıydı.

      Sil
    8. Saydığınız isimlerden Turgut Özal bürokrattır.Bakanlıkta işleri bakanın yürüttüğünü sanmak yanılgıdır. Türkiye'nin ekonomik açıdan görkemli görünen yılları bugünkü ekonomik tabloyu hazırlamıştır. AB müzakerelerinin resmi olarak başlamasıyla Türkiye tarihinde görülmemiş sıcak para girişi olmuştur fakat bu sıcak para katma değer üretecek yerlere kanalize edilmemiş onun yerine ekonomik büyümeyi rakamsal olarak daha hızlı hale getirecek inşaat projelerine harcanmıştır.Bir kişinin başarılı kabul edilmesi konusunda çevresel faktörler hep ihmal edilir fakat kişinin başarısında aslında en önemli faktör çevresidir.

      Sil
  3. Ali perşembe borsa alanında saygın kıtapları vardı 4 serilik okumustum kalemı güçlü bi insan

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şans eseri üniversitede Ali Perşembe'nin derslerini aldım, seçmelik derslerdi, akşam saatleriydi, galiba piyasa kapanınca derse gelirdi.

      Yıllarca borsa ile hiç ilgim olmadı, yurtdışına yerleştim, biraz param ile borsa da şansımı al sat yaparak denemek istedim. Ali Perşembe'nin ders notlarını açtım.

      1. Güvenilir hisse alın diyordu, aldım.
      2. Her alım sonrasında stop loss koyun derdi, koydum yüzde 4 aşağı koydum.
      3. Fiyatı takip edin diyordu, fiyatın yükselişini gördükçe stop loss noktamı yükselttim.

      Notlardan bunları kendim uyguladım. Küçük küçük kazançlar verdi.

      Bazı durumlarda aşırı yükselen hisselerde düşen hareketler stop loss seviyemi vurdu, ben sattıktan sonra hisse sonra uçtu olası kazançları kaybettim.

      Bazı durumlarda stop loss satışı sonrasında hisse daha da düştü, olası kayıpları engelledim. Hisse üzerine hiç zararına yatmamış oldum.

      Boş zamanlarımda, hisse al-sat tahmini yapan bir Pyton uygulaması yazıyordum, al sat parametrelerini ben belirliyorum. Türkiye ye gidince Ali Perşembe'nin bazı kitaplarını alıcam, al sat konusunda onun belirlediği kriterleri ekliyeceğim, tarihsel fiyatlarda test yapıcam.

      Benim düşüncem;
      Eğer duygusuz yatırım yapayım diyorsanız, bu kurallar yıllık %15-20 getiri veriyor. En az 5 çok iyi hisseye dağılım yapmak şart.

      Kullandığınız paraya hiç ihtiyaç olmaması lazım, bazen 5-6 kere yanlış fiyattan giriş yüzünden stoploss arka arkaya zarar yazıyorsunuz, bazen de stop loss seviyesi de sattığım fiyat hissenin en dip fiyatı oluyor, dipten girişi kaçırıyorum.

      Ben alım fiyatını henüz tam belirleyemiyorum.

      Sil
  4. Hocam ayda kaç kitap okuyorsunuz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kitabına göre değişiyor. Bazen 2, bazen 4. Bazı kitaplar zor okunuyor, bazıları su gibi akıp gidiyor.

      Sil
    2. Değerli kitsp paylaşınlarınız için çok teşekkürler sevgili hocam 🙏💖

      Sil
  5. hocam yeni keşfettiğiniz polisiye romanlar var mı? jo nesbo okuyormusunuz ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Jo Nesbo'dan Nemesis'i okudum. Fena değil. Bu aralar polisiye okumuyorum, okunacak çok şey birikti.

      Sil
  6. Üstad Merhaba,

    USDTRY kurunun 2'lerden 7'lere çıkmasının sebebi "dış ticaret açığı" değil mi sizce de? Temel sebebi "dış ticaret açığı" diyorum ama kimse inanmıyor. Sizce temel sebebi ne? Ya da 1. sıradaki sebebi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1. Ekonomi verimsiz
      2. Verimsiz ekonomi dış ticaret açığı veriyor
      3. Ekonomi yönetimi dış ticaret açığını dış borç ve varlık satışı ile kapatmaya çalışıor.
      4. Dış borç ve faiz ödemesi, düzenli artan ticaret açığı karşısında artıyor.
      5. Borç verenler bu durumu sürdürülemez buluyor, daha yüksek faiz istiyor, CDS primleri artıyor.
      6. Mahalle yanarken hükümet saçını tarıyor, bilanço makyajı yapıyor.

      Sil
    2. Hepsi dogru tabi ama bunun en temelinde guven meselesi var. Turkiye ekonomisinin aslinda sadece 1 kisinin 2 dudagi arasinda oldugu biliniyor ve o kisiye guvenilmiyor, sadece ekonomi konusunda degil, insan haklari, hukukun ustunlugu, uluslararasi reel politika, vs. gibi pekcok konuda guvenilmiyor. Tipki Iran'in molla rejimine ve Madura'nin Venezuela'sina duvenilmedigi gibi.

      Sil
  7. 'Tatar Çölü' yaşamın sonunda değil, başında okunması gereken bir şaheserdir.

    YanıtlayınSil
  8. Tatar Çölü uzun süre etkisinde kaldığım,kakkında konuşabilmek için arkadaşlarıma ısrarla önerdiğim çok etkili bir roman.

    YanıtlayınSil
  9. Hocam Türkiye ekonomisi neden gençlerine istihdam yaratacak ve refah sağlayacak güçte değil?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında o güçte ama bunun farkında değil.

      Sil
    2. Un var. Yağ var. Şeker var. Üzerine üstlük ateş de var ammmaaa. Helvacı yok üstat helvacı.. herkes bir kiöeye çökmüş hazır helva gelsin bekliyor.

      Sil
    3. Hocam farkındalık yoksa ekonomide şuursuzluk mu yaşanıyor?

      Sil
  10. Aysel Gundogdu hocanim'in "Finans Okulu" isminde youtube kanali da var, tavsiye ederim.
    https://www.youtube.com/channel/UCNcYW6Ki55_RF_VxtCUKzzQ

    YanıtlayınSil
  11. Sevgili üstat,

    Dino Buzatti’nin kitabını merak ettim. Aktif yaşamdan yarı emeklilik günlerine geçiş yaparken iyi bir arkadaş olmasını umuyorum.
    Çok selamlar ve sağlıklı günler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğeneceksiniz eminim. İnsana kendi yaptıklarının anlamlı şeyler olup olmadığını sorgulatıyor.

      Sil
  12. Merhaba, iyi bayramlar mahfi hocam ben lise 2. Sınıfa gidiyorum ve 3 4 senedir de büyüdügünde ne olmak istiyorsun dediklerinde işletmeci olmak istiyorum derdim işletme için neler yapabilmem lazım ve ne gibi faaliyetlerde bulunmam lazım bu arada yazılarınızın bir kısmını okudum ve bu paylaştıgınız kitaplardan da en az 2 3 tanesini bulmaya çalışacağım cevaplarsanız sevinirim tekrardan iyi günler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ilk once, artik buyudugunde ne olmak istiyorsun diye sorduklarinda bu buyumus halim diye cevaplamakla ise baslayabilirsin. Arkasi gelir...

      Sil
    2. Selam Unknown 1151,
      Eğer Türkiye dışında yaşamayı düşünüyorsanız, ne yaparsanız yapın sakın işletmeci olmayın. Önce, kendi emekleriniz ile para kazanabileceğiniz dünya çapında geçerli bir meslek sahibi olun.

      İşletme konularını, işletme kitaplarını okuyarak ek olarak geliştirin. Üniversite ve Master seviyesinde okuduğunuz neredeyse tüm işletme bilgilerini, doktora seviyesinde çöpe atacaksınız, onları kendiniz yanlış bulacaksınız.

      Geçerli meslek, önümüzdeki 15 20 yıl için yazılım uzmanlığı. Bilgisayar Mühendisliğinden başlayın, bir yazılım dilinin derinlerine girin.

      Sil
    3. 1151,

      Almanya'da okudum, yaşım 45, ben 13 yaşında iken, ziraat mühendisi olan babam karamsar günler geçirmiş. Elektrik işinde bu çocuk aç kalmaz diyerek görüşümü sordu, ben onay verince, beni elektrik meslek okuluna yazdırdı.

      Yazları, Kayseri'ye gelir, teyzemin kocası TV tamiri yapardı, ona yardım ederdim. Onun yapamadığı bilgisayar tamirini de yapardım. Hem Almanya hem Türkiye de para kazandım. 18 yaşında Kayseri organize sanayinde büyük bir fabrikanın elektrik tesisat kablo, network kablo döşeme işini almış, babamı aramış, demiş ki senin çocuğa güvenerek ben bu işi aldım, Kayseri de öyle birini ben bulamam, okuldan iki hafta izin alıp fabrikanın işini yaptım. Kontrol mühendisleri, işçiliğe, düzene hayran olmuşlar. Bana iş teklif ettiler. O yaz kablo fabrikasında tüm makinaların bağlantıları, kontrol panoları, elektrik ayarları ile geçirdim.

      30 yıl önce öğretmenlerimiz bize elektrik motorlu arabaların çıkacağını söyler, bizi yönlendirirdi.

      Elektronik sistemler üzerinde üniversite okudum yüksek lisans yaptım.

      Hiç pişman olmadım. Her gün daha çok keyif alıyorum. Elektrik dünyanın her yerinde iş yapar. Dünya çapında iş yapabileceğin bir alan seçimini tavsiye ederim.

      Eve çıkmak için kullandığınız asansörden, bindiğiniz arabanın elektronik devresine, metronun elektrik sistemlerinden, akıllı bina ışık sistemlerine kadar hakimim.

      Bu yazıyı siz okurken, Mahfi beyin sayfasının bilgisayarınızın RAM inden, tarayıcının okuması için nasıl indexlendiğini, açtığınız tarayıcının RAM de nasıl saklandığından, elektrik transferinin bataryadan CPU'ya akışını, RAM i nasıl canlı tuttuğunu, her birinden ne kadarlık akım geçtiğini, hardisk veya SSD ile ilişkisine kadar sayfalarca bir oturuşta yazarım.

      İşletme güzel bir alan olabilir, fakat uluslar arası alanda iş bulmanızı zorlaştırır.

      Yaşınız genç, şimdi başlarsanız, hiç bir şey bilmiyorum diyen kişi bile olsanız, elektrikte 23 yaşından sonra hiç işsiz kalmayacağınızı, 30 yaşında en az 15-20 bin Euro aylık geliriniz olacağını garanti ederim. Üstü size kalmış. İşletme okuduğunuzda CEO bile olsanız kimse size bu geliri garanti edemez.

      Tercih sizin.

      Sil
    4. CEO olursanız ben o geliri garanti ederim :), maaşa değil sevdiğin işe odaklan kardeşim, mutlu olursun. Mahfi bey gibi motive çalışır üretirsin.

      Sil
  13. Merhaba Mahfi Bey,
    Okuduğum bir çok kitabı, etkilenmiş olmama ve üzerinden çok da zaman geçmemesine rağmen genel hatları dışında unuttuğumu farkedip hayal kırıklığına uğruyorum. Bu durumda kafamda acaba boşuna mı okumuş oldum düşüncesi beliriyor.

    Sizce kitaplar bakış açımızı ve ufkumuzu genişletmek için kısa süreli ağırladığımız bir misafir mi yoksa kendisini hatırlamak için çaba sarfettigimiz yakın bir arkadaş mı olmalı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir yerde, kültür; okuduklarımızı unuttuktan sonra bizde kalan her şeydir mealinde bir söz okumuştum.Sonuçta okuduklarımız unutsakta mutlaka kişiliğimizi şekillendiriyor.

      Sil
  14. Merhaba Hocam,

    Norofinans ve borsa uzerine tavsiye edebileceginiz kitaplar var mi? Enerji ekonomisi ile ilgili de daha once bir sorum vardi, kitapliginizda olmadigini soylemistiniz. Yanitiniz icin tesekkur ederim. Ozellikle Turkiyede Enerji ekonomisi uzerinde ciddi calisma eksikligi bulunuyor. Bu sektorde 12 yil calisan biri olarak, cagin gerisinde kaldigimizi soyleyebilirim.

    Saygi ve selamlarimla,

    S.P. ARIKAN

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam SP Arıkan,
      Türkiye de Ulaşım Ekonomisi üzerine de çalışma eksikliği bulunuyor. Tarım Ekonomisi üzerine de eğilen insan sayısı azalıyor.

      Sil
  15. Buraya gelmeyeli suçlayıcı yorumlar ya bayağı bir azalmış ya da yazar bey daha sıkı temizlik yapıyor. İlk ihtimalde anlatmaya artık gerek olmadan ekonominin durumunun etkisi olabillir herhalde. Üstelik iddialara göre bu daha göreceğimizin yarısı değil ne yazık ki. Ben bugünleri epeydir üzülerek bekliyordum. Sonuçta ekonomist değiliz. dolar 5 tl'yi görür ama fazlasını düşünmek istemem diyordum. İnşaat bizim petrolümüz sözü bugünlerin ve daha kötüsünün habercisi gibiydi. İşimiz gerçekten şansa kaldı.

    YanıtlayınSil
  16. Hocam benim fikrim geldi,

    Siz, Göbeklitepe olsun, Hitit yerleri olsun, pek çok tarihi yeri gördünüz,
    onların tapınaklarını gördünüz.

    Ayasofya dan binlerce yıl önce adamlar tapınaklar yapmışlar.

    Şimdi diyorum ki, o tapınaklardan birini hükümet cami yapsa,
    Dünya bir şaşırsa, Göbeklitepenin dünya çapında reklamı da olur,
    Hükümet açısından da dünya gündemine oturma fırsatı olur,
    Herkes şaşırır yani, kimsenin yapmadığı bir şey, on bin yıllık tapınağı sen tut cami yap,
    Tüm dünya canlı yayına bile geçer hutbede,
    DİB Ali Bey'in bir eline kılıç, bir eline mızrak versek, minberine de sapan taşı koysak diyorum.

    Ayasofya açılışını gölgede bırakmaz mıyız?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet fikrin gelmis belli, dikkat et disina tasirma.

      Sil
  17. Selam,

    Kitap okuma oranı düştükçe, prompter okuyanlar, idareye getirilirler.

    Getirilirler diyorum, prompterı çalışmadan bayram mesajı bile veremeyen insanın yönetici olabileceğine inanırlar, O'nun da yönetildiğini göremezler. Göremeyince acaba kim yönetiyor diye de sormazlar. Sormadıkları için de ne ile başbaşa olduklarını anlayamazlar, ölçemezler, bilemezler, zannedemezler bile.

    Hani vardır ya, bin kör bir göz hikayesi.

    Kitap okumayan, üstüne bir branşta ciddi bir bilimsel notasyona dayalı eğitim almayan kişiler, girdi ile çıktı arasında ilişkiyi kuramazlar.

    Eğer kursalardı, prompter olmadan konuşamayan altyapısız bir kişinin parti kuramayacağını da, yasaları okuyup anlayamayacağını da, işe insan seçemeyeceğini de; partiyi kuranın başkası olduğunu, yasaları çıkartanın başkası olduğunu, vekilleri/bürokratları atayanın başkası olduğunu çok iyi bilirlerdi.

    Kitap okumayan toplumun başında bir bela var, var ama o belanın ne olduğunu okumayan toplum bilmiyor. Zannediyor ki, seçim yaparsam o bela gider, zannediyor ki bela gördükleri kişi (bir şekilde) giderse o bela defolur, hayır olmayacak.

    Daha açık nasıl yazalım?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel açıkladin klavyene sağlık. Bunun için sen nasıl bir yol izliyorsun. Kendini nasıl motive edebiliyorsun. Şahsen ben artık dayanamıyorum. Göç etmeyi düşünüyorum.

      Sil
    2. Selam Meking, ben de 30 lu yaşlarda Türkiye den ailemi de alıp çıktım.
      Göç etmek ne kadar ertelenirse o kadar zor olur.

      Çocuklar ile çıktım, çocuklar anaokulu seviyesine geliyordu. Çalışma iznini aldıktan sonra iki yıl daha bekledim, kolay çıkamadım.

      Kararı verdiğimde şunu demiştim, en uygun zaman geçen sene idi, bu sene yapılabilir, bir sonraki sene asla olmaz.

      Motivasyon elbette mesleki gelişim.

      Mahfi hocayı okumak başlı başına bir motivasyon kaynağı.

      Her hafta bir kaç tane yazısını koyuyor, ben de örnek alıyorum. Kendi alanımdaki konularda derinleşiyorum. Yazılar yazıyorum, yazılar yazdıkça tanınıyorum, tanındıkça iş imkanları artıyor, soru soranlara ücretli yardımcı oluyorum. Mesleğine saygısını örnek alıyorum.

      Yazmak garip bir iştir. Yazmaya başlamadan önce konular hemen yazıp bitecek gibi gelir. Yazdıkça daha çok yazacak konu olduğunu görürsünüz. Sonra sınırsız yazacak konu vardır anlarsınız, hayatınızın yetmeyeceğini bilirsiniz. Sonra da daha az kelime daha çok anlam, dile hakimiyet derken zaman akar, Türkiye bir anı olarak kalır. Keşke mesleğim ile ilgili doğduğum yörelerden insanlar olsa, çocukluk arkadaşlarımdan, lise ve üniversiteden bir kaç kişi ile paylaşabilsem. Ama yok. Türkiye şartlarını biliyorum, oradan yaşayanlardan çıkması çok zor.

      Yazdığım dil ingilizce; Stephen King'i anlamaya çalışırım. Kitaplarında kullandığı ingilizceyi incelerim. Cümle kalıplarını, konu geçişlerini. Elbette onun kadar usta bir İngiliz Edebiyatı üretmiyeceğim, ben teknik yazıyorum, okuyanlar İngilizce bildiği için dil önemli.

      Bir diğeri Celal Şengör. Canım sıkıldıkça youtube dan bir videosunu açar dinlerim. Konulara nasıl hakimiyet kazandığını görmek kendi alanım ile ilgili teşvik eder beni.


      Yukarda yazan Anonim 0158 de iyi bir örnek.

      Ben Türkiye'de çok iyi okullarda okudum. Buna rağmen, kendi meslek alanım ile ilgili derin bilgileri veren bir eğitim sisteminden çıkmadım. Herşeyden biraz bilgi kırıntısı sahibi olan kişiler olmuşuz.

      Göç etmek iyi gelir. Kendinize Türk diyorsanız, göç edin, dedeler de binlerce yıldır göç edip duruyorlar, bizim kanımızda var, geniş bereketli topraklara akmak...

      Sil
  18. Hocam ortam karıştı yine,

    Bilal kardeşimin hamisi olduğu vakıf İstanbul sözleşmesinden çıkalım derken,
    Sümeyye bacımın himayesindeki dernek İstanbul sözleşmesini savundu.

    Şehzade ve Sultan birbirine girdi.

    Bakalım haşmetlümüz, iradesini ne yönde fermana aktaracaklar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. CDS:571, $:6,97, 30 Temmuz itibarı ile emisyon hacmi:247 milyar TL. FT ve WSJ Türkiye’de kalmış son yabancı yatırımcılara da artık ufak ufak toparlanıp çıkmaları konusunda lisan-ı münasiple gerekli uyarıları yaptılar.

      Bence Türkiyedeki tüm haşmetlülerin bayram ertesi endişelenecekleri çok farklı şeyler olacak.

      Sil
    2. Selam Sn Mahdut,
      O haşmetlüler inanın çok mutlular, fatura onlar adına kesilmeyecek.

      Sil
    3. Önünde sonunda o fatura önlerine gelecek sn.Anonim ama süre uzadıkça hem bizim hem onların faturaları kabarıyor, o ayrı...

      Sil
  19. Hocam yüksek teknoloji ile enflasyon arasinda nasil bir korelasyon var? çoğu yüksek teknoloji üreten ülkelerde enflasyon yok teknoloji artikça ürün fiyatlari dengede bizim gibi yüksek teknoloji üretemeyen ülkelerde benzer enflasyon yüksek. tabi hukuk eğitim teknoloji destekler bizde bunlarda yok geçen araştirmada üniversiteyi bitirenler ya işsiz yada asgari ücretle çalişyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek teknoloji enflasyon etkisini anlamak için, geçmiş ürünlere bakabilirsiniz.
      Yeni ve daha fonksiyonel bir ürün çıktığında, fiyatını insanların alım gücüne göre belirler firmalar. İnsanların talebi yeni ürüne yönelir. Eski ürünlerin talebi düştüğü için ister istemez fiyatlarını düşürür.

      10 fonksiyonlu Çamaşır makinesi 1000TL
      12 fonksiyonlu Çamaşır makinesi 1150TL den piyasaya çıksın.

      10F makine talebinin bir kısmı 12F e kayar.
      10F makine üretimi değişmez ise fiyatları düşmeye başlar.
      10F makine üretimi talebe göre azalır, birim maliyeti yükselmeye başlar.
      10F maliyeti yükseldikçe, bir miktar talep daha 12F e kayar.
      12F maliyeti artan üretim ile düşmeye başlar.
      10F piyasada 12F ile fiyat rekabeti edemez hale gelir, kazançlı olmaz ise firma 10F üretimini artan talebi desteklemek için 12F e kaydırır.

      Bu işin teknoloji ürünü üretim ayağı.

      Artan verimlilik ve teknolojik makina kullanımı tarım üretimini artırır, sabit nüfus için birim gıda çıktısı artar, gıda fiyatları düşer.

      Teknoloji ürünü üretebilen insan talebi artar, onların ücret seviyelerinde artış olur.

      Türkiye ile Batı dünyasını kıyaslamak gereksizdir. Batı ülkelerinin sermaye oluşumları gelişmiştir, Türkiye bu konuda onlara artık yetişemeyecek. Batı ülkelerinin sorunu, sermaye artışı ile etkisinin siyasi kontrol alanlarını da geçmesi gibi noktalara geldi. İnsani gelişmişlik olarak ta fark çok arttı. Batı ülkelerinde LGBTİ+ bireylerin sosyal hakları tartışılmayı bıraktı, çoğu ülkede insanlar aleyhine konuşmak ayrımcılık yasalarınca suç haline geldi. Türkiye de devletin tepesi ayrımcı. 20 yıl önce birleşebilme umudu olan iki dünyanın artık birleşmeyi bıraktım, aynı dernek yapıları altında bile biraraya gelmeleri imkansızlaşıyor.

      Türk insanı kutsal bir kitaba inanıyor. O kutsal kitabın değiştirilmesi söz konusu olamaz. Batı ülkeleri anayasalarınca o kutsal kitabın içindekiler ayrımcılık içeren öğeler barındırıyor. Batı ülkelerinde o bireyler ile karşı karşıya gelmemek için özel ve kontrollü eğitim programları var, yavaş yavaş o inanca sahip bireyleri dönüştürüyorlar. Siz hukuk yazınca ekleme ihtiyacı duydum.

      Sil
    2. 18:37
      Bati ulkelerinde feministler sol partiler asiri dincileri islamcilari destekliyorlar

      Sil
  20. Hocam türk edebiyatında sevdiğiniz romanlardan da birkaç örnek aktarabilir misiniz? Teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Saatleri Ayarlama Enstitüsü (A.H. Tanpınar), İnce Memed (Y. Kemal), Kuyucaklı Yusuf (S.Ali), Çalıkuşu (R.N. Güntekin), Benim Sinemalarım (Füruzan), Kara Kitap (Pamuk), Patasana (A. Ümit) aklıma ilk gelenler.

      Sil
    2. Çok iyi tercihler, bi aralar trend olan kürk mantolu Madonna yı da eklerim bu güzel listeye

      Sil
  21. Yuksek teknoloji ureten ulkeler eger bu yuksek teknoloji urunlerini ihrac ediyorlars (ki beklenen budur) genelde dis acik vermezler. Ihracattan elde edilen cari fazlanin ekonomilerini ve kendi para birimlerini dis soklara karsi korumasi ve diger para birimlerine karsi kirilgan yapmamasi beklenir. Uretimde belli oranda ithalat kullanilsa bile teknoloji uretiminden yaratilan katma deger, ithalati fazlasiyla karsilayacaktir. Issizligin dusuk ve kisi basi gelirin goreceli olarak yuksek olmasi beklenir. Cari fazla sebebiyle doviz rezervlerinin goreceli yuksek olmasi olagan karsilanmalidir. Diger endustrilerin ve tarimin uretim kapasitesine bagli olarak maliyet enflasyonu yerine talep enflasyonu turunden bir enflasyon olusabilir ama bunun da ideal enflasyon olarak tanimlanan %2 degerinden fazla sapmayacagi ongorulebilir veya en azindan bu oran kontrol edilebilir. Turkiye'de problem sadece yuksek issizlik degil, calisanlarin %40'inin asgari ucretle calismasi ve aylik 4,000 TL ye kadar gelir elde eden calisan sayisinin toplam calisanlarin %85'ine ulasmasidir. Yani Turkiye de gelirler giderek asgari ucrete yakinsamakta ve toplum fakirlikte birlesmektedir. Almanya'da asgari ucretle calisanlarin %7 den fazla olmadigini hatirlatmakta fayda var.

    YanıtlayınSil
  22. Mahfi hocam merhabalar
    2 3 yazı öncesinde bu soruları sormuştum sanırım görmediniz. Bu soruların cevaplarını merak ettiğin için tekrar sormak istiyorum.
    Mb'nın döviz rezerv sıkıntısını zamanında yürürlükten kaldırılan Döviz çevrilebilir mevduat uygulaması bu ortamda çözer mi ? 2. Sorum mb şuan zorunlu karşılıklar için ROM politikasını aktif şekilde kullanıyor mu ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bugün zaten mevduatın yarısından fazlası döviz olduğu için böyle bir şey yapmak anlamlı olmaz.
      MB ROM politikasını ilk zamandaki kadar olmasa da aktif biçimde kullanıyor.

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hocam.

      Sil
  23. Ülkemizde orta sınıf, demokrat ve ılımlı kesimler yaşananlardan rahatsız oluyorlar.

    Spuknik'e göre, Afganistan Türkiye'de Taliban propagandası yapılmaması konusunda uyarı iletmiş.

    Gericilik, geri kalmış insanlar tarafından getirilemezler. Türk toplumunun günümüzde beğenmediği, bağnaz bulduğu kitle önemli değildir.

    Yazarlardan misal verir isek;

    Abdurrahman Dilipak'tan korkmayınız. O bağnaz bir kitleyi aynası ile bağnazlara gösterir, bağnaza yazdıkları hoş gelir, kitleye hedef veremez, bağnaz coşkuyu canlı tutmaya çalışır.

    İronik gelecektir ama, Taha Akyol'dan korkunuz, Necip Fazıl'dan korkunuz, üzüntü verecek Mehmet Akif'ten korkunuz. Son üçü gibiler, ılımlı ve demokratik toplum kitleleri ile bağnazlar arasında tutkal görevi görürler. Birleşmiş o konsolide kitle sistemi de, hayatı da, düzeni de değiştirir.

    Şeriat düzeninin muktedirleri, ne Akif'i, ne Akyol'u, ne Fazıl'ı dinler. Bu yazarları kullanırlar ve atarlar. Şer'i düzen hakim olduktan sonra ılımcıların toplumda yeri olmaz, yok edilirler.

    Dikkatinizi çekmiştir, Türkiye'de faili meçhul cinayete kurban giden aydınların hiç birisi bağnaz toplum ile ılımlı toplum arasında tutkal olma görevi almamıştır. Hepsi, aydınlanmacı bir toplum ile ılımlı bir toplum arasında köprü olmak istemişlerdi.

    Afganistan'da görev yaparken dikkatimi çeken bir konu idi. Taliban rejiminde, eli kılıçlı, kafa kesen, yağma yapan, tecavüz yapanlar eski Afgan toplumunun bağnaz kesimiydi, kesilenler orta tabaka ılımlı insanlar. Rejim değişikliği öncesinde Taliban'ı iktidara taşıyanlar ise ılımlı, modern!, demokrat! Afgan kesimleriydi.

    Türkiye gibi toplumlarda, cehalet ve safsatalar ile bağımızı inkar edip, kestirip atmak gerekir.
    Anadolu'nun ve İstanbul'un, çoğumuzun anne ve babalarımızın yolu olan ara yol, gerçek olmayan bir fantezidir.

    Bi' taraf olan ber'taraf olur.

    Kitap elimizdeki en önemli aydınlanma aracıdır. Türkiye'de hangi aydın faili meçhul cinayete kurban gitmiş ise, onların kitaplarını alıp okumanızı tavsiye ederim. O insanları öldürdüklerine göre, o insanlardan ne kadar korktukları aşikar olmuştur. Onların düşüncelerini yaşatın. Korkmadan her yerde paylaşın ki o düşünceler yayılsınlar. Unutmayın ki, hepinizi birden öldüremezler, hepinizi birden Silivri'ye tıkamazlar.

    Türk insanını "korku"nun kendisinden başka hiç bir şey korkutmamalı. Bakın "korku" nun kendisi nasıl çalışır yazayım.

    Bugün, malum insana hakareti geçtim, sert eleştiri yapmaktan korkan en az 4 milyon insan var. Bu insanlardan sadece 100 bin tanesi yarın malum insanı en sert şekilde eleştirse, ne onları alacak kadar büyük hapishane var, ne yargılayacak kadar çok mahkeme var, ne yakalayacak kadar çok polis var.

    O polisin de çoğu sizdendir, yargıcın da, gardiyanın da. Hepsinin maaşını siz veriyorsunuz, günün sonunda kim ekmek veriyorsa onun isteğini yaparlar.

    Kitap okumak, aydınlanmayı sağlar, korkuyu giderir.

    Not: Benim hesabıma girerken yine hatalar almaya başladım. Mesaj hesabım altında gitti mi bilmiyorum, Anonim olarak ekliyorum. Şahabeddin Batarel

    YanıtlayınSil
  24. Selamlar. Konu ile alakası yok ama para biriminin artmasını anlıya biliyorum. Ama hocam altının artması şununla mı alakalı. Herkes altın alıyor. O yüzden mi artıyor? İlebet böyle devam edecek mi ? Altının artması ya da azalmasını anlayamıyorum. Uzmanlık alanı olmayan birine bunu en sade anlatabilecek olan kişi sizsiniz diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dolar birinci, Euro ikinci derece rezerv para konumunda, altın ise her zaman güvenli bir değerli maden durumunda. İşler karıştığında nakit ve paraya yakın değerler öne çıkıyor. Kısa zamanda paraya ihtiyacı olanlar birinci derecedeki rezerv para olan doları tercih ediyor. ABD'de işler karışıyorsa bu kez ikinci en iyi olan Euro tercih ediliyor. İşler her tarafta karışma işareti gösteriyorsa insanlar bunların yanında altına da yöneliyor. Kısa vadede parayla işi olmayanlar da altına yöneliyor.

      Sil
    2. Açıklamanız için teşekkür ederim.

      Sil
  25. Mahdut Bey, türk lirası 3-5 kuruş da olsa kenara atabilen nasıl değerlendirmeli sizce , yatırım olarak ne önerirsiniz? Yurtdışı borsa, teknoloji hisseleri, eurobond, kripto paralar için ne düşünüyorsunuz? Bu seviyeden dolar, Euro altın alınabilir mi? Teşekkürler saygılar

    YanıtlayınSil
  26. Hocam saygılar, yazılarınızı ilgiyle ve severek takip ediyorum. Konunun dışında olacak gibi ancak çok merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum, ihracatın nasıl olması gerektiğiyle alakalı daha önce yayımlamış öldüğünüz yazı varmı. Ihracat sizinde bildiğiniz üzere bir ülkenin ekonomi gücüdür mutlaka bununla alakalı çözüm önerilerinizin olduğunu düşünüyorum. Eğer yoksa bile bir kaç öneriniz olur mu şuan için? Şimdiden teşekür ederim

    YanıtlayınSil
  27. Hocam saygılar, yazılarınızı ilgiyle ve severek takip ediyorum. Konunun dışında olacak gibi ancak çok merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum, ihracatın nasıl olması gerektiğiyle alakalı daha önce yayımlamış öldüğünüz yazı varmı. Ihracat sizinde bildiğiniz üzere bir ülkenin ekonomi gücüdür mutlaka bununla alakalı çözüm önerilerinizin olduğunu düşünüyorum. Eğer yoksa bile bir kaç öneriniz olur mu şuan için? Şimdiden teşekür ederim

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...