Akıl Dışılık Tuzağı

Rasyonellik; akla, anlaşılmaya, mantığa uygun, tutarlı davranış anlamına geliyor. Bunun tersi yani akla, anlaşılmaya, mantığa uygun olmayan, tutarsız davranışlar da irrasyonellik olarak tanımlanabilir. İstikrar; belli bir noktada, aynı kararda ve biçimde sürüp gitme, kararlılık, yerine oturma anlamına geliyor. İstikrarsızlık; istikrarın tam tersine istikrarsız olma durumu, dengesizlik hali, bir düzende durmayan, durup oturmamış olan, kararsız anlamı taşıyor.

Bir ülkede sürekli irrasyonel kararlar alınıyorsa irrasyonellik istikrar kazanmış olur ve insanlar kendilerini bu duruma uyarlamaya çalışırlar. Buna irrasyonelliği rasyonalize etme eylemi diyebiliriz. Bu aşamada kararlar rasyonel hale geldiğinde irrasyonellikmiş gibi algılanmaya başlanır. 

Kur ve faiz üzerinden iki örnek ele alarak bu teorik altyapının uygulamada nasıl kendini göstereceğini açıklamaya çalışayım.

İlk olarak döviz kuru ya da bir başka deyişle TL’nin yabancı paralar karşısındaki değerini ele alalım. TL, dış değerini kaybettikçe bu durum ihracatçının, turizmle uğraşanların, gelirlerinin çoğu yabancı parayla olduğu halde giderlerinin çoğu TL ile olanların ve varlıklarını yabancı parayla saklayanların işine gelir. Bu gruptakiler TL’nin dış değer kaybına uğramasını desteklerler. Buna karşılık kur yükselişi ithalatçılar, ithal girdi kullanarak üretim yapanlar, gelirlerinin çoğu TL ile olduğu halde giderlerinin çoğu yabancı parayla olanlar, varlıklarının çoğu TL ile olanlar ve kur yükselişi enflasyona yol açtığı için halkın büyük çoğunluğunun işine gelmez. Öte yandan TL’nin dış değerini kaybetmesi ülkenin GSYH’sinin, kişi başına gelirinin düşmesine buna karşılık dış borç yükünün (Dış Borç Stoku / GSYH) oranının yükselmesine yol açarak ülke riskinin artmasına neden olur. Burada rasyonel yaklaşım; ekonomiyi zedeleyen risklerin düşürülmesini sağlayarak ve kur düzeyinin faizle dengeli biçimde istikralı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktır.

İkinci olarak faiz oranlarını ele alalım. Faiz oranlarının enflasyon oranına göre düşük olması yabancı para talebini artırarak kurların yükselmesine yol açar. Yabancı para mevduatı ve varlığı olanlar, ihracatçılar, yabancı paraya dayanmayan yatırımlar yapacak olanlar bu durumdan mutlu olurlar. Buna karşılık faiz oranlarının enflasyon oranına göre yükselmesi kurların düşmesine yol açar ve ithalatçıları, yabancı paraya dayalı yatırım yapacak olanları, yabancı para cinsinden borcu olanları mutlu kılar. Kuru denetlemek için yapılacak sürekli faiz artırımları tıpkı sürekli kur artışı gibi firma maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonun hızlanmasına yol açar. Burada rasyonel yaklaşım riskleri azaltarak enflasyonu düşürmek ve bu yolla faizlerin gerilemesini sağlamaktır.

Her iki durumda da rasyonel adımlar atılarak riskler düşürülmeye çalışılmazsa ne kurların yükselmesi ne de faizlerin yükselmesi önlenebilir. Rasyonel yaklaşım yitirildiğinde insanlar bir yandan kendi çözümlerini üretmeye yönelirken bir yandan da hükümete kendi çıkarlarına uygun kararlar alınması yolunda baskı yapmaya başlarlar. İnsanların, kendi çözümlerini üretmeye yönelmesi ve hükümeti kendi taraflarına çekmeyi başarması halinde sorunların bütün toplum için bir uzlaşıya denk gelecek şekilde çözülmesi sağlanamaz. 

Gerek kurları gerekse faizleri eş anlı olarak düşürebilmek kolay değildir. Bu iki hedef genellikle birbiriyle çelişir. Bunu başarabilmenin tek yolu her iki sorunun temelindeki ortak kördüğümü çözmek yani riskleri düşürmekten geçer. Riskler düşürülürse toplumun geleceğe ilişkin beklentileri olumlu hale gelir ve birçok gösterge rayına oturur. Türkiye bunu, 2001 krizi sonrasında uyguladığı IMF programıyla başarmıştır.

İrrasyonel yaklaşımların süreklilik kazandığı bir yerde istikrarı daha da bozacak akıl dışı bir davranış insanlar gözünde sürpriz oluşturmamaya başladığında insanlar, irrasyonel adımları normal kabul etmeye başlar ve kendisini bu yeni duruma uydurmaya çalışır.  Bu durumda toplum ‘akıl dışılık tuzağına’ düşmüş demektir. Bu aşamada artık rasyonel eylemler sürpriz oluşturmaya başlar.

Türkiye, istikrarsızlığı istikrarlı hale getiren, irrasyonelliği rasyonelleştiren bir yapı içinde görünüyor. Bu durum, tıpkı yastık altı altın ve döviz varlığı gibi ülkeyi krizlerde esnek bir konuma getiriyor gibi görünse de aslında ülkenin ileri gitmesinin önündeki en önemli engeli oluşturuyor.

Yorumlar

  1. Çok güzel ve açıklayıcı bir yazı olmuş teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hocam. Teşekkürler. Rasyonel için akılcı, irrasyonel için de akıl dışı kullanmanızı öneriyorum.

      Sil
    2. El parasıyla kendini Harun sanırsam ve bu parayı betona gömersen kömürü Zonguldak limanına Rusyadan getirirsen buna ekonomistler ne yapsın. Venezuelayı görmezden gelerek olmuyor. Yakında aynı durumda olacağız.

      Sil
  2. Sıfırdan bir başlangıç yapabilsek keşke değerli hocam, o kadar yoruldum ki, bu ülke yaşama sevincimi öldürüyor. Son 5 yıldır hiçbir konuda ülkenin gündeminde 1 tane olumlu haber görmedim. İnsan para harcarken endişe korku duyar mı ? Duyuyorum. Kendime ve ülkeme olan inancım az, karamsar şeyler yazdım belki, ama sanırım sizin bahsettiğiniz yapısal reformları görmeye ömrüm yetmeyecek, kaderci değilim ama bu cografyaya denk gelmek beraberinde böyle bir insan yarattı. Umarım bu akıl dışılık son bulur, her şeye yeniden başlarız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yasınızı bılmıyorum ama ulke tarıhını ve psıkolojık ortamını ınceledıgımde kendı yasamımla bırlestırdıgımde ortaya cıkan sonuç buyuk bır psıkolojık coküş ..sorumluluk hıssı nız varsa tabı

      Sil
    2. Bunun için siyasal islamın bir daha dönmemek üzere bu ülkeden gitmesi gerekir.

      Sil
    3. Siyasal İslam mı? Nerde yaşıyorsunuz siz? Türkiye'de 2002 öncesi enflasyon oranlarına baktınız mı hiç? Yada faiz oranlarına ? Bakmaya üşenirsiniz şimdi. Ben yazayım 2001 yılında enflasyon %88 idi. gecelik faiz de 2002 Şubatta %62 idi. Gerçekten hiç araştırma yapmaz mısınız?

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

      Sil
    5. Öncelikle 2001 döneminde Türkiye bir kriz içerisindeydi bu sebeple enflasyon ve faiz oranları yüksekti. 2001 yılında ben daha 2 yaşındaydım. Hatırladığımdan yazmıyorum bunları sadece Siyasal İslam'ı savunan bir kişinin yapmamızı istediği araştırmayı yaptım.Yüksek enflasyon doğru politikalar ile ilerleyen yıllarda düşürüldü, ancak bu günümüzde uygulanan yanlış politikalar ile geçmişe doğru döndüğümüz gerçeğini değiştirmiyor. Siyasal İslam bir yana daha önemli olan husus liyakattir. Ekonomimizi güçlendirecek olan şey ne yaptığını bilen kişilerin ekonomimizi yönetmesidir.

      "1980-2013 Dönemi Türkiye Ekonomisinde Enflasyon ve Faiz Oranı Arasındaki İlişki" adlı bir yazı var Dergipark'tan kolaylıkla ulaşabilirsiniz bu yazıya.

      Sil
    6. Sayın Anonim 21 Mart 2021 20:24 , siz galiba araştırma yaptığınızı düşünüyorsunuz. 2002 yılı öncesi enflasyon ve faiz oranlarına bakıp , üşenmeden 2001 yılı enflasyonunu %88 olduğunu, gecelik faizin de 2002 Şubatta %62 olduğunu söylüyorsunuz. Bu söyledikleriniz o tarihteki Türkiye yi, şimdiki Türkiye ile karşılaştırdığınızda geçerlidir. Acaba O tarihteki Dünya Ülkelerinin Enflasyon ve Faiz oranları ile Şimdiki Enflasyon ve Faiz oranlarıyla karşılaştırdınız mı? O tarihlerdeki Dünya Faiz oranlarında EKSİ FAİZ oranları var mıydı? Lütfen Türkiye'yi , Türkiye ile karşılaştırmayın, rakamlar hiç uyuşmuyor. O zamanki %88 Faiz oranı , şimdiki %19 Faiz oranından pek farklı değil. Enflasyon oranları da aynı durumu gösteriyor. Siyasal İslam zihniyetinden, bilimsel Ekonomi zihniyetine geçemezseniz , aynı noktalarda takılıp kalırsınız, kendinizi hep haklı görmeye devam edersiniz.

      Sil
    7. Sayın Siyasal İslamcı, bir eğitimin olmadığını hepimiz biliyoruz ama en azından akıllı insanların anlattıklarını anlamaya çalışınız. Emeklinin 13 çeyrek altın olan maaş alım gücü 2 çeyreğe düşmüş ve hala konuşuyorsun çünkü.. Normal biri olduğunu nasıl düşünelim?

      2003 yılında ve öncesinde Enflasyon kaç olursa olsun umrumuzda değildi çünkü Maaşlarımız da aynı oranda artıyordu. 2003 sonrası peşpeşe üç beş yıl Enflasyon yüzde 50nin üzerindeyken yüzde 15 gibi açıklanarak maaşlara açıklanan kadar zamlar yaparak çalışanların alım gücü yok edildi. İnsanlar yoksullaştırıldı. Bu zaten hükümete verilen liberal bir görevdi.

      Son 3 yıldır yine aynı şey yapılıyor. Yaşı 40 ı aşan herkes sizi ciddiye almaz.

      Köylünün tarla satıp çocuk evlendirmesi örneği gibi Cumhuriyetin varlıkları satıla satıla elimizde bir şey kalmadı zaten.

      Dolar 2 liradan 8 liraya geldiğinde neler olduğu sizin anlayabileceğimiz konu değil siz olmanız gereken mekanlara gidip duymak istediklerinizle mutlu olun, burası sizi üzer.

      Sil
    8. Şimdi de Banka Sandıklarını BES’e aktarmaya çalışıyorlar. Buralardaki parayı özel sektör uhdesinden alıp kamunun harcayabileceği bir konuma sokmaya çalışıyorlar. Ya Tasarrufu Teşvik Fonu ya da İşsizlik Sigortası gibi amacı dışında kullanılırsa? İnsanların emeklilikleri ile oynamayın. Zaten akıllı hiç kimse sandıktan BES’e geçip geleceğini, emekliliğini tehlikeye atmaz.

      Sil
    9. Sayın Anonim 23 Mart 2021 05:52, Siz benim yorumumu okumamışsınız, kafanızı benim Siyasal İslamcı olduğuma takmışsınız. Ben Siyasal İslamcı değilim, aksine Siyasal İslamcıları dışlayan bir düşünce yapısında biriyim. Benim yeterli eğitim almamış, bilgisiz , yetersiz biri olduğumu düşünüyorsunuz, olabilir, ancak benim düşünce yapımı iyi anlamadan, yanlış değerlendirmede bulunup böyle değerlendirme yapmanız uygun mudur? Esasında aynı görüşü taşıyoruz, geçmişte bu günkü ekonomik durumumuzdan daha iyi olduğumuzu söylüyorum.

      Sil
  3. Hocam, elinize saglik. Bu tahammul ve sabir sizden baskasinda yok. Goz gore gore akilsizlik yapanlara hala yol gostermeye calismissiniz. Sapkanizi koysaniz koalisyondan daha iyi yonetir ekonomiyi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. "Faiz oranlarının enflasyon oranına göre düşük olması yabancı para talebini artırarak kurların yükselmesine yol açar."
      Hocam, somut bir örnek verebilir misiniz?

      Sil
    2. TL mevduata düşük faiz verirseniz insanlar dolar mevduata dönüyor.

      Sil
  4. emeklerinize sağlık hocam emeklerinize ve sabırla yaklaşımınıza sağlık

    YanıtlayınSil
  5. https://www.karar.com/yazarlar/mustafa-ozturk/yagmurdan-kacarken-doluya-tutulmak-1588877

    YanıtlayınSil
  6. Faizle ilgili bölümde kurların yükselmesi ithalatçıyı değil de ihracatçıyı mutlu eder olmalıydı sanırım. Akıl dışılık tuzağı kavramı size mi ait, kulağa çok hoş geliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Düzelttim, teşekkür ederim. Evet akıl dışılık tuzağı bana ait. Bu yazıyı yazarken geliştirdim.

      Sil
    2. Güzelmiş hocam kullanırım ben bunu tabi referans vererek :)

      Sil
    3. Sayın Eğilmez; her işte bir hayır vardır anlayışıyla bakacak olursak, yaşananlar sizin "Akıl Dışılık Tuzağı" ifadesini literatüre kazandırmanıza yaradı. :)

      Sil
  7. Hocam çok net ifade etmişsiniz. Yazı icin teşekkürler. Bilim rehber alınmadan rasyonel davranışlar oluşmayacaktir diye dusunuyorum. Tek soyleyebilecegim budur.

    YanıtlayınSil
  8. Hocam son iki paragraf her şeyi özetliyor aslında. Allah sonumuzu hayretsin.

    YanıtlayınSil
  9. Yönetimlerin tutumu "Benim oğlum bina okur, döner döner gene okur." kıvamında oldukça aynı şeyleri defalarca yaparak farklı sonuçlar beklemeye devam edilecektir...

    YanıtlayınSil
  10. Rasyonel ve istikrarlı yol haritalarından biri daha. Teşekkürler kıymetli hocam.

    YanıtlayınSil
  11. Yazı için teşekkür ederim hocam.
    Kabaca hesap yapıyorum bankalarda 224 milyar dolar var. Ortalama 50 bin dolar olsa herbir hesap. Kabaca 4 milyon dan fazla. Yastık altındakini de sayarsak 6 milyon kişi. dolar bendi kurmuş, Bileşenleriyle 20 milyon eder.
    Faiz bizi bozar. Sebep kim sonuç ne? Ne önemi var. Sağlam 4 milyon oy var.
    Türkiye ye bir şey olmaz nasıl olsa. Ödemeler de hazine garantisinde. Unutmadan suçlu lar da"dış mihraklar".
    SAYGILARIMLA

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğiniz 224 milyar dolar kaydı olarak var, fiziki olarak tamamını çekmenin mümkün olabileceğini sanmıyorum, ayrıca hazineye o kadar güvenmeyin, hiç bir şey sonsuz değildir, öyle olsaydı devletler iflas etmezdi değil mi :)

      Sil
  12. Elinize sağlık hocam..hala cahil dogmalarla ekonomi yönetiyorlar diye naif bir eleştiri içindeyiz biz iyi niyetliler..bence artık kabul etmemiz gereken şey şu...halkın fakirleşmesi ve eldeki tüm kaynağın saray ve avanesine akıtılarak güç kazanma ve koruma amacıyla kullanılmasına yönelik ekonomik düzen bunların ki sanki....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bencede bunca kamu varlıklarının elden çıkarılması devletin borca batırılması halkın yoksullaştırılması adalet duygusunun diplerde süründürülmesi ve daha niceleri hepsi tesadüfi değil

      Sil
    2. Masallar masallar. Makro ekonomi, mikro ekonomi ,Çin ekonomisi makro anlamda dünyanın en büyüğü olsa da mikroya bakarsanız orada da fakir insanlar var. Ekonomik büyüme halkın cebinin de büyümesi anlamına mi geliyor. Yoksa ülke bazında ekonomik parasal mali islerin hacminin büyümesi anlamına mi.

      Sil
  13. Sizce önümüzdeki seçimlerde CHP galip gelir mi? Ekmek için CHP gelir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Seçim ittifaklar arasında olacak, o nedenle ekmekçi CHP nin gelmesi mümkün değil.

      Sil
  14. Bu ülkenin temel sorunu hiçbiseyden anlamaz,ama herseyide bilir.saygilar

    YanıtlayınSil
  15. Ellerinize sağlık hocam, çok açıklayıcı olmuş. Umuyoruz iyi günler görürüz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Umarım kısa zamanda daha iyi günler görürüz.

      Sil
  16. Soros’un , bilirsiniz, bir teorisi var, katılımcıların akıl dışı görüşlerine göre ekonomik ortam şekillenir ve bu eksik ve çarpık olur.
    Ayrıca bu çarpıklık ilgili durumu hem etkiler hem de uygunsuz hareketlere yol açar.
    O nedenle denge denilen şey aslında dengesizliktir.
    Sistem çökmeden olması gereken ortama ulaşılmaz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediği doğruysa o sistem pek çökmez.

      Sil
    2. Hocam ekonomi yönetimini maceracı mı buluyorsunuz?

      Sil
    3. Olma mı Mahfi bey ? Sistem zaten çökmeye teşne :)

      Sil
    4. Hangi sistem?

      Sil
    5. Sistemsizlik de bir sistemdir.

      Sil
  17. Ağzınıza sağlık.
    Anlayana ..

    YanıtlayınSil
  18. Hocam, yazılarınız çok değerli. Bu nedenle sizin yazılarınızdan çokça faydalanıyorum. Ders sunumlarımı sizin yazılarınızdan oluşturuyorum. İyi ki varsınız.

    YanıtlayınSil
  19. "Akıllı olun ulan! Delirttiniz beni"
    aşamasından önceki son yazı galiba :)

    YanıtlayınSil
  20. Hocam konu ile ilgisi yok ama bir konuda bilginize başvuracağım. Sabit kur sistemini günümüzde uygulayan ülkeler hangileridir?

    YanıtlayınSil
  21. Toplum kendisini değiştirmedikçe, aynı kalmaya devam ederiz.

    YanıtlayınSil
  22. Ya hocam valla bıktım bu hükümetten yani resmen ne diyeceğimi şaşırdım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ülkenin yarısı da çok mutlu ve mesut.

      Sil
  23. Rasyonellik kısaca akılcılık anlamına gelir. Aklı reddettiğini Mu'tezile'yi aforoz edip Eş'ari islâmı benimseyerek dünya aleme ilan eden, bin küsur yıl bu yaklaşımından zerre sapmayan, her konuda dünyaya olabilecek en irrasyonel gözle bakmayı tek doğru kabul eden ve herkese de kabul ettirmeye çalışan bir zihniyetle rasyonelliği aynı cümlede kullanmak tam bir oksimorondur. Mahfi hoca kibar davranıp akıl dışılık tuzağı demiş, bu zihniyeti iktidara getiren her ülke kaçınılmaz şekilde akıl dışılık batağına batmıştır, aksi eşyanın tabiatına aykırıdır...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Muhteşem bir yazı tebrikler Mahfi hocam.

      Sil
  24. Hocam elinize emepinize sağlık. Kitaplarınızdan ve makalemizden çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum. İyi ki varsınız.

    YanıtlayınSil
  25. Hocam elinize sağlık. Cuma günü kapanışta Dolar 7.22 seviyesindeydi. Malum gelişmelerden dolayı şu an Banka satışı ve Asya piyasalarına göre 8.40tan açılış gösteriyor. Bu süreklilik arz eder mi? Kısa vade beklentiniz nedir?

    https://m.bloomberght.com/tcmb-de-baskan-degisikligi-sonrasinda-dolartl-de-ilk-fiyatlamalar-2277042

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bir hata yapmazsak 7,60 - 8ş00 arasında bir yerlerde dengelenir gibi görünüyor.

      Sil
  26. Hocam, dağlara tepelere ovalara, patates ekmeliyiz, soğan, buğday, domates aklınıza ne geliyorsa ekmeliyiz, meyve ağaçları dikmeliyiz..ekilmedik yer kalmamalı.. Hayvancılık yapmalıyız. Ekonomik çareler ile olmaz, üretmeliyiz. O kadar çok üretmeliyiz ki, Dünya'nın gıda deposu olmalıyız.. Bu çok mu zor? Anlamakta çok zorlanıyorum, kalkınmak bu kadar mı zor? Üretmek bu kadar mı zor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. aynen katılıyorum çok güzel şeyler söylüyorsunuzda nedense çok garip bir şekilde ürettirmemek için tüm yolları tıkıyor bu zihniyet

      Sil
    2. Yahu kardesim..bir Tir patates 30 bin dolar ..esittir 30 tane 1000 $ Iphone

      Sil
    3. Doğru söylüyorsunuz da iphone yenmiyor.

      Sil
  27. Ülkede rasyonel/irrasyonel likten önce ülke genel anlamda hukuksuzluk var... Bu yazıda ve yorumlarda bir tek "hukuk" sözü geçmiyor. Bir toplumda hukuksuzluk olamaz. Kabile düzeninde bile var olanı, 84 milyonluk bir ülkede yapmamaya kalkarsanız sonuç tam bir kaos olur. Hak, adalet vs. demiyorum... yapılanların hukuksuz ve daha da fazlasıyla suç olduklarını ifade ediyorum. Buradan çıkarımım, en genel anlamda "devlet" gerçekten kendi içinde en savunmasız ve çaresiz organizasyon, bunu tarihte acı örnekleriyle gördük, sadece bireylere karşı ceberut bir yapı. Sağlıklı bir organizma hastalanınca kendini iyileştirebiliyor. Prof. Aziz Sancar ın Nobel ödülünün konusu bu... ama devlet yapısı hastalanınca gidişat daha kötü oluyor. Çok yazık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hukuksuzluk aslında irrasyonellliğin bir sonucudur. Rasyonelliğe dönebilsek hukuk da geri gelecek.

      Sil
  28. Hocam neler oluyor bize?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Değişik bir şey yok. Son 5 - 6 yılda olanlar devam ediyor.

      Sil
  29. Kaleminize sağlık hocam.

    YanıtlayınSil
  30. Hocam dolar neden bir anda bu denli bir yükselişe uğradı

    YanıtlayınSil
  31. Hocam pazartesi sabahı tam olarak saat kaçta at izi it izine karışacak ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yanıtta geç kaldığım için bir anlamı kalmadı. Ama ilerisi için referans olsun diye söyleyeyim: Kurun gerçek düzeyi saat 11'den sonra Londra piyasası açıldığında belli olur.

      Sil
  32. Hocam ne güzel anlatıyorsunuz, ben bu yazıyı okuyanın anlamayacağını da sanmıyorum. Bu durumu nasıl düzelteceklerinin de bal gibi farkında olduklarını biliyorum, biliyoruz. Ancak biri(leri)nin işine gelmiyor belli ki.

    YanıtlayınSil
  33. Hocam piyasalarla inatlaşmaya,her zaman piyasanın vereceği cevap:
    ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın..diyebilirmiyiz?

    YanıtlayınSil
  34. Elinize sağlık hocam, çok güzel yazı.

    Bir yer de hukuk yok ise; hukuksuzluk da yoktur.
    Biz böyle eğitildik.

    Beşer kararlarında bir irrasyonellik hissediyorsanız, veya apaçık irrasyonellik ortada ise;

    A. Karar alan aktörlere bakınız.
    A.1. Karar alan aktör önemli bir mevkide mi sorusunu sorun.

    Cevabınız evet, ve aktör uzun süredir o mevkide de bulunuyorsa, yüksek mevkilere gelmek kolay değildir.
    (Kolaycılığa kaçıp, aktörün kararına çamur atmayın)

    A.1.1. Karar alan aktörün beşeri meziyetlerine bakın, yeteneklerine bakın. Oturduğu mevkiyi hak ettiği meziyetleri mutlaka vardır.
    A.1.1.1 Meziyetleri var ise; Kararlarında bir rasyonellik vardır, onun adına düşünün.

    A.1.1.2 Meziyetleri yok ise; Kararları onun adına birisi almıştır. Aktörü onlar oraya yerleştirmiştir.
    Aktörü oraya yerleştirenlerin beşeri meziyetleri bulunulan mevkiyi hak edecek seviyededir.

    Aktörün, mevki için hazırlandığı ortama bakın.
    Hazırlandığı ortamın finansmanı açık mı kapalı mı? (Misal Siyasal İslam.)
    Kimler ile sıkı fıkı olmuş? (Misal: Afgan dini lider önünde oturmuş mu?)
    Mevkinin finansmanı için emrindekiler illegal işlere bulaşmış mı?
    Rakip olabilecek diğer aktörler de kendi yanında konsolide edilmiş mi?

    Bunlar evet ise, aktör, aktörün bulunduğu mevkinin dışındaki başka bir hukuki unsur tarafından yukarı taşınmıştır. (Başka hukuki unsurun içinde yer aldığı hukuka göre; aktörün ortamında hukuk yoktur).

    En son dönün bir de kendi vicdanınıza sorun, iç sesinize, tecrübenize kulak verin, tüm bunları sıradan biri yapabilir mi? Gerçekten bu kadar akıldışı karar arka arkaya uzun yıllar süresince gelir mi?

    Ben cevabınızı biliyorum.

    Ben kitabın sonunu söyleyim.
    Adamınız; İngiliz istihbaratının kuklası. İngilizler burası bizim tarlamız başkası girmesin dediler, Amerikalılar ile birlik olup, Almanları pasifize ettiler. Sonrasında da Amerikalıları vitrinden çekip (2016), İngiliz liderliğinde ortak gidelim dediler. Olay budur.

    İkinci cildi de yazayım; Aktörün yerine geçecek olan alternatif aktör de görevine hazır.

    Meraklısına da not:
    Ortada sizlik bir durum yok. 2016 da devler kapıştı. Yukarda kimin dev kapışması sonunda çekildiğini de yazdım. Sizin içerde adamınız yok, oyunda değilsiniz. Oyunun gidişatına karar veremeyeceksiniz. İspat mı? Oyuna girmek için parasını ödediğiniz sarayınıza gidin, oyuna girmek istiyorum deyin. Terörist ilan edilip, hapislere atılır, yediğiniz coplar ile kalırsınız. Denemesi bedava.

    Hiç ummadığınız değişiklikler bir gecede olabilir. Bir gecede değişiklik olması, kararın bir gecede alındığı anlamına gelmez, sizin bir gecede öğrendiğiniz anlamına gelir. Böyle kararlar yılların çalışmasıdır, riske atılmaz.

    Sizin için irrasyonel olması başkası için de irrasyonel olması anlamına gelmez (Kesilen koyun için irrasyonel olan, kasap için rasyoneldir. Koyunların insiyatifi yoktur, koyunların kesimi irrasyonel bulması normaldir. Kasap bir günlük kasap değildir. Kasabın tecrübesi koyunun yaşından fazladır.)

    Aksini iddia eden, buyursun. Kuralı unutmayın; Hukuk yok ise, hukuksuzluk da yoktur.

    Ağır mı oldu?

    Dgr1y*AQ4T5B9n9I

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Millete izletiyorlar, Abdulhamit'li Teskilat'li Kurtlar Vadi'li dizileri, sonunda da buyuk resim kuratorlari cikiyor basimiza.

      Sil
    2. Anonim 03:33, bu kadar uzun yazmanıza gerek yoktu. İslâmı Vehhabilik akımını başlattıkları dönemden bu yana siyasal amaçları için kullanan ülke İngiltere'dir, 1928 yılında Hasan El Benna'ya kurdurdukları İhvan-ı Müslimin, bizde bilinen adıyla Müslüman Kardeşler örgütü ile de bu amaç doğrultusunda faaliyetlerine devam etmektedirler deseydiniz yeterli olurdu bence...

      Sil
    3. Anonim 03:33, Bilale anlatır gibi anlatıyor.

      Olay sadece müslüman kardeşler ile sınırlı olsa iyi. Talabani de, bizim malum kişi de, Irak devlet yöneticileri de, bazı arap emirlikleri de aynı örgütün farklı coğrafi uzantıları.

      Bunları ayrı ayrı yönetmek yerine tek başına yönetmek daha az masraflı. Hepsini birleştirmek gerek. Osmanlıdan ayrılmalarını sağlamak, adamların 120 yılını almıştı. Başardılar, ayırdılar. Şimdi kendi istedikleri gibi birleştirme zamanı, Türkiye halkı hazır değil. Türkleri hazırlamak için Irak ve Libya da yapılanı yapıyorlar, hepsi bu. Aynı yöntem, aynı siyasi düşünceler, aynı yerden emir alan yöneticiler.

      Fazla değil, 10 - 15 seneye Türkiye'yi de patlatırlar.

      Sil
    4. 03:33 için bir ek de ben yazayım.
      Eski düzende, kutsal yaratıcı kavramı önemli idi. Evrensel hukuk yok idi. Bir din için, diğer din mensuplarının kutsal hukuku, hukuksuzluktur. Diğer din gruplarını yenmek için her yol mübahtır.

      Misal: Osmanlı vakıflarına bakınız, Padişahlar, vakıfları bozulmasınlar diye beddua etmişlerdir. Bu vakfı bozana haram olsun, bu vakfı amacından saptıran ister emir, ister sultan kim olursa Allah'ın azabı onun üzerine olsun, gibi.. internetten bol miktarda bulursunuz.

      Onların dönemlerinde evrensel bir hukuk normu yoktu. Bir yukardaki yaratıcıya ihtiyaç vardı, düzeni korumak için. Bundan dolayı, hem Türk devleti, hem de Osmanlı ve diğer devletler dinlere çok yatırım yaptılar.

      Osmanlı çöküşüne yaklaştığında, din işini İngilizlere kaptırdı. balkanlar da hristiyanlar, ortadoğuda müslümanlar ingilizlerin yönlendirmesine göre hareket eder oldu.

      Şimdi bu yazıyı okuyanlar, müslüman olduklarını iddia ediyorlarsa, yukardaki devletlerin büyük dini yatırımları yüzündendir. Yoksa sizin müslüman olduğunuzdan değil, ortada büyük kutsal bir yaratıcı olduğundan da değil.

      Nesiller, yüzyıllarca varlıklar, mülkler talan edilmesin, düzen bir nesilden diğerine aksın diye din sahibi yapıldılar. Din sahibi olmayan veya başka dinden olan toplumların kesilmesinin sebebi de budur. bir din için kutsal yemin, diğeri için kutsal değildir. Beka sebebi ile diğer dinlerin mensupları bastırıldı, kesildi.

      Endüstri devrimi sonrasında ise, dini toplumlar güzel bir kazanç kapısı. Mallarını alana kadar sömürürsün, madenleri ve diğer doğal kaynaklarını sömürürsün, malları bitince de ucuza emeklerini sömürürsün, emekleri de bitince,, Irak 1, Suriye 2, Libya 3, Afganistan 4, Türkiye... diye patlatır gidersin, kimsenin umurunda olmazlar.

      Türkiye için ucuz işgücü büyük kazanç getiriyor. Düşük gelirli Türkiye, kontrollü bir yönetim bir süre işe yaradı. Şimdi bakıp göreceğiz, ne kadar daha işe yarar. Ucuz işçiliğin önemi bittikçe, Türkiyenin önemi de biter. Yukardaki ülkelerin arasına girer.

      Sil
    5. Anonim22 Mart 2021 03:33 uzun yazının kendime göre özeti;
      Hiç ummadığınız değişiklikler bir gecede olabilir. Bir gecede değişiklik olması, kararın bir gecede alındığı anlamına gelmez, sizin bir gecede öğrendiğiniz anlamına gelir. Böyle kararlar yılların çalışmasıdır, riske atılmaz.
      Kuralı unutmayın; Hukuk yok ise, hukuksuzluk da yoktur.
      George Orwell 1984'ü hatırlayalım, yazar bugünü 1948 yılında yazmış .

      Sil
  35. İyi günler Mahfi Bey. Neden TL Long pozisyon taşıyan yerli ve yabancı yatırımcılar, ülkemize güvenenler cezalandırılıyor. Hem de kimsenin beklemediği zamanlar da ve siyasi kanatla oluyor. Sonra da vatandaşa döviz tevdiat hesabı yüksek bozalim. Altınınızı getirin falan. Cds diyorki arkadaşlar bu ülkeye fazla güvenmeyin yatırım yapmayın yoksa paranız çöp olur. Yabancı kuruluşlar ( onlarda siyasi karar veriyor) bu ülkeye yatırım yapılmaz diye not açıklıyor kiziyoruz. Yahu biraz da acaba neyi yanlış yapıyoruz. Burada benim hatam var desek ya ülke olarak. Ordan sonra probleme çözüm arayacağız. Neden sistem böyle Mahfi Bey. Kasıtlı enflasyon mu azdiriliyor. TL bilerek develüe mi ediliyor? Bu ayak oyununu çözemiyorum? Cevabınızı büyük sabırsızlıkla bekliyorum. Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, TL bilerek develüe ediyor, bu pozisyondan faydalanan çok, her defasında cepler doluyor. Bu işin siyasal yanı, ekonomik açıdan deniz bitti, hala aylık bazda ihracat ithalatı geçemedi, taze döviz arzı için ihracatın artıp ithalatın çökmesi şart, yoksa enflasyon ile küçülmeye devam edersiniz.
      2021 kayıp senedir, 2019’a benzeyecektir, 2019’da yıllık 1.5 milyar fazla verip binde 9 büyüyebildi, bu sene dış finansmanı unutup kendi tağımızda kavrulacağız.

      Sil
    2. TL bilerek ya da bilmeyerek develue edilmek zorundadir serbest piyasa kosullarinda.
      Cunku; TLnin muhattap oldugu birikimli enflasyonla diger ulkelerin(Gelismis gelismekte olan rakip olan ve/ve ya ticaret ettigimiz ulkeler vs) para birimlerinin muhattap oldugu birikimli enflasyon arasinda ciddi bir fark bu farkin olusturdugu maliyet ve baski istikrarsizlik soz konusudur. Buradan hareketle cari denge mekanizmalari dahilinde; Aylik ve ya senelik ihracatin, ithalati yakalayamamasi esitlenememesi ve bundan oturu de otomatikman olusan dis kaynak ihtiyaci soz konusu olgunun bir dogal sonucudur.
      Birikimli enflasyon farkindan dolayi olusan bu olguyu bertaraf etmek icin uygulanan uygulanmasi gereken faiz politikasi orani da en bastan gecerliligini itibarini kaybetmistir. Cunku mevcut eldeki veriler datalar enflasyon degerleri olcumleri de itibardan yoksundur. Vu vesile eldeki guvenilir olmayan veriler uzerinden olusan olusturulan ve uygulanan faiz orani politikasi da gerceklikten ve daha da onemlisi birikimli enflasyon farkinin olusturdugu cikti acigini kapatmaktan uzaktir.

      Suana kadar konuya teknik bir mantikla makro iktisadi anlayisla bakmaya calistim. Teknik olarak boyle bir surec olsa dahi ekonomide ozellikle para politikasinda guven istikrar en gecerli madendir teoridir.
      Mevcut yonetim ve onun atadigi burokratlarin kisaca topyekun sistemin piyasalara ekonomiye guven verme guven verecek adimlari atma sorunu dovizde ve diger ekonomik yapilarda sarsinti yaratmaktadir. Bu sarsinti da oyle kolay kolay bitecek gibi degildir.
      Tekrar en basa donelim hic siyasete suna buna bulasmadan salt teknik bakarsak belki olusacak olan yeni doviz kurunun sagladigi yeni piyasa dinamikleri neticesinde ihracatin ithalati gecme durumunda belki bu sarsintilar bir nebze olsun salt teknik makro ekonomik acidan duraganlasabilir. 2019 bu baglamda guzel bir ornektir. Ancak bir nehirde iki kere yikanmaz antik ozdeyiisi ve diyalektigini de unutmamak gerek.

      Sil
    3. TL değerini kaybetmek zorunda. Aksi durumda ithal edilen ürünleri alabilcek nakit akışını sağlayamaz.

      TL long da olanların kendi sorunları, TL günlük bir işlem/transaction parasıdır.

      Yani; maaşlı çalışan maaşını alır, maaşının bir kısımı ile altın veya döviz alabilir. Günlük işlerini TL ile yapar. Ev fiyatları, döviz ile belirlenir, TL işlemler geçer. Araba, bilgisayar, buğday, ilaç hepsi bu şekilde. Maaşlı çalışanlar, TL geliri olup, TL piyasasına işi yapanlar, işi en zor olan gruptur. Yabancıların yapacağı bir şey yok, hükümeti seçen kesimler bunlardır.

      Tunç K ya ek olarak, TL değerli olursa, yüksek reel faiz ile yatırım ve işçi kaybeder, TL değeri düşük olursa da Kurdan kaybedersiniz. Ülke iki durumda da gelirini düşürmeye devam eder.


      Sil
  36. Mahfi hocam elinize sağlık. Merak ediyorum, bugüne kadar mevcut iktidardan sizden görüş, yardım talep eden oldu mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarınızı okuyorlardır ama uygulamıyorlar . Bakış açıları farklı olabilir.

      Sil
  37. hocam eğer önceden bilgisi olup dolar opsiyonu alanlar varsa bir günde paralarını bir kaç kat katlamıştır .bu şekilde milyarlarca dolar kar edilebilir.bu gibi olası durumlar denetleniyor mu? bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu onların kabahati değil, eğer varsa bu işi yapanların suçu olur.

      Sil
    2. 1 milyar Doları olan 1 kuruş artış veya azalış sonucu 10 milyon TL kazanır.

      Sil
  38. AKLI OLAN YURTDIŞINA GİTME ŞANSI VARSA HEMEN GİTSİN TR EKONOMİSİ İLE UĞRAŞMASIN BENİM BABAM ESNAF SABAH AKŞAM DEMEDEN ÇALIŞIYOR BİZİM İÇİN AMA HER GEÇEN GÜN SAÇMA KARARLARLA KAZANDIĞI PARANIN DEĞERİ DÜŞÜYOR İŞLERİ AKSIYOR YAZIK GÜNAH YA YEMİN EDİYORUM BENİM BABAMIN NE SUÇU VAR GİDİN KURTULUN BU HER ŞEYİ DİNE EMPOZE EDEN SORGULAMA VE DÜŞÜNME YOKSUNU DEVLETLE HÜKÜMET ARASINDAKİ FARKI BİLMEYEN CEHALET SAHİBİ İNSANLARIN OLDUĞU ÜLKEDEN.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O HIKAYE KAPANDI USTADIM. KAPANDI.
      ARTIK BILIN VE ANLAYIN BUNU.
      O ESKIDENDI.
      ESKIDEN DIL OKULU DER PART TIME SURDA BURDA OGRENCI VIZESIYLE GIDER HATTA KALIRDI.SIMDI NE O KAFELER NE HIZMET SEKTORU DURUMU VAR NE DE DIL OKULLARI CALISIYOR.
      ESKIDEN BIRAZ KENDINE GUVENEN ANTALYA ALANYA HATTINDA KISMETINI BULUR AILE BIRLESIMIYLE GIDERDI ARTIK NE TURIZM VAR NE TURIST KIZLAR NE DE O ESKI PARTILER BEACH CLUPLAR NE DE SOSYAL MESAFEYI ASABILECEK BIR DURUM. HERKES BIRBIRINDEN KORKUYOR.
      ESKIDEN SINIRLAR ACIKTI BALKANI EGESI VS...ARTIK NE SINIR VAR NE DE GECIS DURUMU. YUNANISTAN, TURKIYEYE ORDUGU DUVARI BU NISAN SONUNDA ACACAK
      ESKIDEN ALMANYA BASTA OLMAK UZERE ITCI MUHENDIS ALMAK ICIN KANUN CIKARMISTI. ALMANYA 45 YIL SONRA KAPILARINI ACMISTI. TAM ACTI KORONA PATLADI. SIMDI EKONOMIK DURGUNLUK VAR NE ZAMAN BITECEGI MECHUL HERKES EVDEN IS YAPIYOR YAPANLARDA ONLINE. TURKIYEDEN ONLINE CALIS BURAYA GELMENE GEREK YOK DURUMU HAKIM OLMAYA BASLADI.
      KISACA BU HIKAYE BITMISTIR. EN AZINDAN IMKANSIZA YAKIN BIR DURUMA EVRILMISTIR. ONCEDEN DE ZORDU AMA ARETIK IMKANSIZA EVRILMISTIR NERDEYSE KORONA BUGUN BITSE COGU SEYIN 2019 ARALIGINA ARTIK DONMESI COK ZOR.

      Sil
  39. Tek kelimeyle mükemmel bir yazı. Literatüre yeni kavramlar eklediğiniz için teşekkür ederiz.:) Emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Türkiye sosyal bilimciler için laboratuvar gibidir.

      Sil
  40. Teşekkürler. Güne uygun akılcı bir makale. Para ve enflasyon politikasını yürütmek için en önemli koşullardan birisi de, ekonomik kadroların, uzman ve yöneticilerin kariyerlerinin tam, kararlı, konusunu bilen kişilerden oluşmasıdır.

    YanıtlayınSil
  41. "Kuru denetlemek için yapılacak sürekli faiz artırımları tıpkı sürekli kur artışı gibi firma maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonun hızlanmasına yol açar."

    Hocam burada Sn Cumhurbaşkanının bahsettiği faiz sebep enflasyon sonuç söylemi ortaya çıkmıyor mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. İlk nedene bakmazsak zincirleme neden - sonuç ilişkisinde kaybolup gideriz. Çünkü sürekli işleyen bir sistemde bir süre sonra neden ile sonuç yer değiştirir. Bu durumlarda ilk nedene bakmak gerekir. İlk neden enflasyondaki artıştır. Sonra faiz artar. Bu böyle devam eder gider bir bakarsınız ki faiz artınca enflasyon da artmaya başlamış. Ama bu ilk nedenin ve asıl çözülmesi gereken sorunun enflasyon olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.

      Sil
    2. anladım Hocam teşekkür ederim, daha önceki yazılarınızda faiz ile enflasyonun sebep sonuç ilişkisinin zamanla değiştiğini belirtmiştiniz, şimdi hatırladım Hocam.

      Sil
    3. Sayın Cumhurbaşkanı korelasyon ile sebep-sonuç ilişkisini birbirine karıştırıyor. Örnek:
      Döviz artınca hem mazot hem de benzinin fiyatı artar. Cumhurbaşkanı mazotun fiyatı arttığı için benzinin de fiyatı arttı diyor.

      Sil
  42. Tebrik ederim harika bir yazı

    YanıtlayınSil
  43. Ekonomide tüketicilerin rasyonel karar verdiği kabul edilir ve kendi adına her zaman rasyonel davranışa yöneleceğinden bahsedilir.

    Fakat devleti yöneten hükümet ekonomi politikalarında irrasyonel karar veriliyorsa tüketicilerde buna uygun kararlar almaya başlar. Sonuçta devlet ekonomiye kararları ile müdahale etmiş olmuş.

    Devlet ekonomiye müdahale etmeli mi sorusunun cevabı aslında burada vardır zaten çünkü politika belirleyici olan hükümet aldığı her karar ekonomiye müdahaledir bu sosyal kararlar olsa dahi böyledir zaten ekonomi sosyal bilimdir insan bilimidir.

    Doğal olarak değişmeyen kurallar bütünü yani kanunlar yoksa devlet zaten her zaman ekonomiye insan davranışlarına aslında müdahale ediyordur. Bu kanunların olası bile yani rasyonel kanunların olmasında yeterli değildir çünkü o kanunlara uyulmadıkça yani hukuk sağlanmadıkça adalet yerine getirilmedikçe kanun olması birşey fark etmez.

    Burada önemli olan bağımsız tarafsız denetlemeye açık güçler ayrılığı kurumlar arasında mutlaka sağlanmasıdır. Bu durum her dönemde yapılmamıştır hangi parti olursa olsun kendi çıkarına kararlar aldırtmka için diğer tarafın rızası onayı olmadan açıklanan kararlar ile yıllardır ülkemizde devam etmiştir. Bizden olmayan düşmandır bizim gibi düşünmeyen yanlıştadır inancı tüm siyasi parti dönemlerinde yaşanmıştır. Sadece bu dönemdeki kadar tüm medya dahil baskı altında olmamıştı ve halk bu kadar kandırılmamıştı.

    Okul yönetmeliği okul yönetimi tarafından çıkarılır ve öğrencilerde bu yönetmeliğe uygun rasyonel kararlar verir. Kısaca bizim rasyonel karar vermemizi etkileyen ilk neden yönetmeliktir. Her yönetmelik değiştiğinde de bizler buna uygun karar almaya başlarız sonuç itibarı ile devlet ekonomiye her zaman çıkardığı kanunlar kararlar ile müdahale etmiştir zaten.

    YanıtlayınSil
  44. Yetkilileri bu yazıyı okumaya davet ediyorum...

    YanıtlayınSil
  45. Hocam son gelişmelerle sıcak para getirenler ciddi zarara uğradı. Ortalık sakinleştikten sonra pılı pırtıyı toplayıp bir daha dönmemek üzere giderler mi yoksa peynir görünce dayanamayıp yine gelirler mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi yine gelirler sonra kur düşer ve yine kazanırlar. Siz onları merak etmeyin.

      Sil
    2. Sıcak paracılar bir iki kişi değil, bir kaç grup. Bunların bir kısmı ciddi kazanç yazdılar.
      Türkiye'ye giren para, sıcak para fonları için öngörülebilir limitler içinde bir paradır. Yönetimi bir kaç kişinin elindedir. Ortak kararları alırlar, böyle olağan üstü durumları çok yaşamışlardır.

      Onlar yine yeni yeniden gelirler.

      Bu yaşananlar bir finansal bilgi oldu, hafızaya yazıldı, bilgisayar algoritmalarına girdi, yapay zekalar işledi. Şimdi olacak olan, getirdikleri para için daha fazla faiz istemek o kadar.

      Sıcak paracılar, bizlerin adını bile bilmediği ne ülkelere girip kazanç ile çıkmışlardır, onlar şerbetlidir, ne diktatörler ile uğraşmışlardır.

      AB pazarına ürün satan ve Türkiye'de montaj yapan yatırımcılar için son hareketler -işçiliğin ucuzlaması dışında- önemsizdir. Onlar yıllık bütçelerini Euro cinsinden yaparlar, dünya piyasasına malları döviz cinsinden satıp, Türkiye de monte ettikleri parçaları döviz cinsinden alırlar. Bu tarz sabit yatırımcılar için malların türkiyeye güvenli girip, güvenle çıkması dışında bir konu önemli değildir.

      İronik bir misal ile o tarz yatırımcılarının fabrika yoluna ilçe belediyesinin bir kaç hafta kazma vurması, Türkiye finansal piyasasının çökmesinden daha etkilidir. Gerekirse belediye ile konuşur, ek yol yapımı için para bile verirler.

      Bu olanlar, TL para kazanıp, türkiye içinde üretim yapıp, türk piyasasına sunanlar dışında pek kimsenin problemi değil. Çok büyük Türk zenginleri de paralarını Türk piyasasında tutmazlar. Onlar da pek bu hareketlerden etkilenmez.

      Sanırım İsveç Bankası RTEnin yönettiği MB nin TLsine yatırım yapmayız diye bir açıklama yapmış. Resmi olarak MB'nın bağımsız olmadığının kabul edilmesi dışında bir işe yaramaz.

      MB'nın bağımsız olmadığının belli olduğu ülkelere de, ilgili risk primine göre yabancı sıcak para ve yatırımcı girer. Bakın gün bitti, oldu da bitti bile.

      7&OVs7btx0KhZIDY

      Sil
  46. Bir ir*nli demiştim bu kadarını da yapamazlar dediğimiz ne varsa yaptılar ve bu hale geldik... Şimdi benim ülkemde de aynı duruma geldik... hafta sonuna Kendimi Venezuela da girmiş yeni haftada da dönememiş gibi hissediyorum... Mahfi ve petrol bulursak Venezuela gibi oluruz derdi de abartı gelirdi... Venezuela dan kötü olmayı hayal bile edemiyorum...

    YanıtlayınSil
  47. Ülkeye döviz getirip faize yatıranların bu ülkeden nasıl rahat para kazandığına değinmiştiniz, yanlız onların aldığı bir risk vardı ve o risk gerçekleşmiş gözüküyor. Yani ülkeye döviz getirenler çok rahat para kazanamıyorlar.

    YanıtlayınSil
  48. Sayın Hocam, ellerinize sağlık.
    Bir küçük uyarı yapayım. 7. paragraftaki giriş cümlesi "ne...ne "diye başlyıp olumsuz cümle ile bitiyor. Belki gözden kaçmıştır. Selamlar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu hataya sık düşüyorum. Düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  49. hocam yazı için teşekkürler. acaba siteye dark mode eklenmesi mümkün müdür?

    YanıtlayınSil
  50. Hocam emeğinize sağlık. Sonunda bu akıllcılığınız bizi güldürecek 😊.
    Bu adamlar, şeytanın yattığı yeri bilir alimallah. N. Ağbal'dan sonra faiz artışı olmayacak anlaşılan. İn-dir-me-ye-cekler de. Yeni başkanı başarılı göstermek için 4-6 aydan itibaren faiz indirecekler. T. ERDOĞAN 'a başkanlığa geçirenler. (Kaldı ki, başkanlığa resmi olarak geçmeye 1,5 yılı vardı yetkileri de başkan gibi kullanıyordu. ) 2 yıl içerisinde görülür ve hissedilir bir BAŞARI HİKAYESİ olmasını sağlayacaklar. Hocam saygılar.

    YanıtlayınSil
  51. Hocam CDS primi 466 olmuş.

    YanıtlayınSil
  52. Parlamenter sisteme geçiş yapsak herşey düzelir mi hocam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye parlamenter sisteme geçiş yapamaz.

      Bir, halkın parlamenter sisteme geçmeye gücü yetmez. Parlamenter sistemi yıkanlar, halktan daha güçlü ve örgütlü oldukları için o sistemi yıktılar.

      İki, halkın genelinin parlamenter sistem diye bir isteği de yoktur. İsteselerdi, yıktırmazlardı.

      Üç, bir kere bu işler bozulduğunda tekrar toparlayan bir ülke olmadı. Bir sonraki başkan daha kötü olacak, geniş halk kitleleri bir kere tek adam yönetimine girince, tekrar herşeyi düzeltecek başka bir tek adam ararlar.

      Yij8wC*KcOiWU8xa

      Sil
    2. Dortu de ben yazayim; Bir sonraki baskan hesaplari yapanlarin yani muhalif partilerin ellerinde bir anayasal sistem demokratik ozerk senatolu parlementer sisteme dayali ortak musterek bir programlari taslaklari yok Olmadigi gibi agizlarinda boyle bir sey de yok varsa yoksa eski sisteme donecez lafi var. Programlari olsa bile bir sonraki baskan isleri daha hizli toparlayacam diye tek adam olarak yonetmek isteyecektir. Buna da mevcut muhalifler iktidar olduklari vakit ses etmeyecek belki kendi aralarinda kavgaya tutusacaktir.

      Sil
  53. hocam selamlar, yazınızın son paragraflarında içimden haykırdım yapısal reform diye :) emeğinize sağlık. az önce bir haber düştü de hazine 10 ton civarı altın tahvili ve 10 ton civarı altına dayalı sukuk ihraç etti diye. acaba nedir bu sukuk? kira sertifikası gibi şeyler yazıyor, tahvilden farkı nedir, islamcı bankaların faize kar payı demesi gibi bir şey mi acaba? teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sukuk, bildiğiniz faiz.

      İslamda faizin her türlüsü haramdır. Yani, altın verip üzerine ek altın almak gibi ev satın alıp kiraya vermek de faizdir, bu ikincisini müslümanlar bilmezler, bilmek istemezler.

      Ev konusu şöyle Ribadır.

      Evi kiraya vermek, her kira dönemi başında kiracıya evin tapusunu verip, borç senedi (kira sözleşmesi) almak, kira dönemi sonunda takasını yapıp ek borç senedine ek faiz almak ile aynıdır.

      Böyle yazınca daha net oluyor.

      Yani, bir kişiye toplu para veriyorsunuz, o size borç senedi veriyor. Dönem sonunda faiz ile parayı alıp, borç senedini iade ediyorsunuz.

      Ev kiraya verince, mantık aynı olsa bile günlük hayatta arada tapu değişim işlemi olmuyor, karşılığında yüklü miktarda borç senedi alınmıyor, müslümanların kafasını karıştırıyor. Aslında olan faiz ile aynısıdır.

      Araba kiralama işi de aynıdır. Günümüzde bildiğimiz bütün finansal araçlar islamda haramdır, yasaktır. Bugün bunlar İslam ülkelerinde varsa, müslümanlar dinlerini bilmedikleri için vardır.

      İslamcı, Türkçe'deki anlamı ile İslam alıp satan kimsedir. İslamcıların böyle işler yapmaları normaldir, onlar din ile para kazanırlar.(Ayakkabıcı, hırdavatçı, kahveci, sucu, kitapçı gibi...)

      Q^aj&2$9N@T13NIo

      Sil
  54. Sizi seviyorum hocam çok teşekkürler her şey için.

    YanıtlayınSil
  55. Hocam gençlerin umudu kalmadı ülkeden.

    YanıtlayınSil
  56. hocam, sizce bu bozuk düzenin başkanlık sistemi ile ilgili bir sebebi var mı ?

    YanıtlayınSil
  57. Hocam çok güzel yazmışsınız. Bütün bu akıldışı işler arasında kendi akıl sağlımızı korumamız da çok zor gibime geliyor. Siyasette ve ekonomide istikrarsızlık ve belirsizliğin daha da artacağı çok daha karanlık bir döneme giriyoruz. Üzerimize giydirilmeye çalışılan deli gömleğini ya sesiz sedasız giyeceğiz yani biat edeceğiz ya da itiraz edeceğiz. İtiraz etmek için ise bilgilenmek ve örgütlenmek şart. 12 Eylülden beri hem "kitap" hem de "örgütlenme" nin suçmuş gibi gösterildiği bir toplumdan söz ediyorum. Akıldışılık toplumsal hafızamıza kazınmış. Son 40 yıl boyunca öcülerle korkutulan böyle bir toplumun ayağa kalkıp rasyonaliteye kavuşması çok da kolay değil. Elbette ki pes etmek de mümkün değil. En azından çocuklarımızın ve torunlarımızın aydınlık geleceği için bu karanlığa karşı hepimizin elbirliğiyle mücadele etmesi gerektiğini düşünüyorum. Saygı ve sevgilerimle.

    YanıtlayınSil
  58. Allah, sonumuzu hayr etsin.
    Cihat Beyazperde

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu isim ve yorum birilerini hatirlatti bana

      Sil
  59. Anlamak için neyin kalıcı olduğuna bakmak gerekir... Kişiler değişir... Alınan faiz kararına bakın. O değişmedi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Görünürde değişmedi ama hükmü kalmadı. Faiz kararı öncesi kur 7,50 idi, faiz kararı sonrası 7,21'e düşmüştü, başkan alınınca 7,86 dayız bugün. Yani faizi artırmanın hiçbir anlamı olmadı.

      Sil
  60. Ne oldu bana
    Ne oldu böyle
    Nerde o eski şahin para politikasi
    Bir anda oldu guvercin para politikasi
    Güleyirum halime katula katula

    YanıtlayınSil
  61. Türkiye kendi önüne çelme takmayı çok iyi başarıyor. Yüksek kur, yüksek faiz ve yüksek enflasyon. Üçünü bir arada başarmak büyük beceriksizlik gerektirir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ya da büyük bir beceri.

      Sil
    2. Bazı yorumların altında şifre gibi rastgele harflerden oluşan karekterler var onlar nedir acaba?

      Sil
    3. Mahfi beyin blogunda sürekli "kozmik odaya girdiler, Türkiye'nin geleceğini çaldılar" diye yazan, asker emeklisi biri var. Eskiden nick kullanırdı: "Şahabettin Batarel".

      Bu nicki kullanmayı bıraktı, o andan itibaren yazdığı her yorumun en altında rastgele harflerden oluşan karekterlerle iz bırakıyor, böylece kendi yazdıklarını takip ediyor.

      Sil
    4. Anonim22 Mart 2021 21:11,
      Bura dışında başka sosyal mecrada da yazıyorlardır.

      Bir algoritma kriptosu kullanıyor. Bir kere kimin yazdığını takip etmek için isimlerini kripto yaptıklarını yazmıştı, önemli olan bilgidir demişlerdi. Bir den fazla da olabilir.
      "Şahabettin Batarel" kullandığı epostasının hacklandiğini yazmıştı.

      Birbirlerini internetten bulmak için veya fiziken erişmek istemedikleri birine mesaj vermek için kullanıyorlar. Büyük ihtimalle IP den yakalanmamak için VPN ile bağlanıyor.

      Düşündüğüm doğru ise kriptoyu şöyle çözmek lazım.

      Hash kodu(Algoritma) + bir anahtar kelime (Public key).

      Anahtar kelimeyi kendileri biliyor veya anahtar kelimeyi kendi bildikleri bir sırada yoruma gömüyorlar.

      Anahtar kelime ve algoritmayı bulursanız, büyük ihtimalle isim ile küçük bir mesaj çıkacak.
      Kripto 16 karakter, isim için uzun, URL linki için ise çok kısa.

      Birine mesaj iletiyorsa; twitter veya google URL kısatlması belki de bir URL içindeki linkte bulunan bir kelime barındırıyor, bilmiyorum. Ama isim için kesinlikle uzun bu kripto.

      Sil
  62. Selam Mahfi Hocam,

    İnsanlar hala bağımsız MB diyorlar.
    Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi diye bir ofis var. MB ne işe yarar bilmiyorum.

    Adresi : https://www.cbfo.gov.tr/

    YanıtlayınSil
  63. Hocam konudan bağımsız olarak, iç tasarruf oranlarını nasıl hesaplarız ve arttırabiliriz. Ayrıca Türkiye için geçmiş dönemdeki iç tasarruf oranlarını nasıl bulabilirim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. IMF sitesine girin oradan WEO database e girerseniz bulabilirsiniz.

      Sil
    2. Aynı şekilde Dünya Bankası sitesinde de var. https://data.worldbank.org/indicator/NY.GNS.ICTR.ZS?locations=TR

      Sil
  64. Selam Arkadaşlar,

    Edevlette girip Reise nereden yazıyoruz?

    İstanbul Nişantaşının ilinin değiştirilip, bizim Kayseri'ye bağlanması için dilekçe vericem.
    Nasıl yaparım?

    YanıtlayınSil
  65. Mahfi bey

    Benim gibi akademik düzeyde ekonomi eğitimi olmayanlar için gayet sade açıklamışsınız, teşekkürler.

    Şu kısmı tam anlamadım, yardım eder misiniz?

    "Kuru denetlemek için yapılacak sürekli faiz artırımları tıpkı sürekli kur artışı gibi firma maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonun hızlanmasına yol açar."

    1. "sürekli faiz artırımları" derken, TCMB'nin faiz arttırmasını anlıyorum. Doğru mu?

    2. TCMB'nin faiz arttırması, bankaların sattığı kredilerin (konut, taşıt, tüketici, KOBİ destek kredileri, vd.) faiz oranlarını arttırmasına sebep oluyor mu?

    3. "firma maliyetlerini yukarı çekerek" derken, firmalar hayatta kalabilmek için bankalardan kredi almak zorunda. Eğer bankaların kredi faizleri artarsa, firmaların bu kredileri geri ödeme yükümlülükleri ağırlaşacak, yani kredi faizlerinin artması firmaların maliyetlerini yukarı çekecek. Doğru mu anladım?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      1. TCMB faizi artırınca bankalar da artırıyor zaten.
      2. Oluyor çünkü kaynaklarının yaklaşık % 15'i TCMB'den borçlanılan paralardan oluşuyor. Ama TCMB'nin faiz artırımı bankaları bu % 15 lik payın etkisinden daha fazla etkiliyor çünkü TCMB'nin faizi artırması gelecekte enflasyon artacak sinyali demek.
      3. Doğru anlamışsınız.

      Sil
  66. İrrasyonellik denince yaşadığım dünyayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Ben zeytinyağı ve yağlık ayçiçeği üretimi yapıyorum. Hafta sonu ambalajsız zeytinyağı na ihracat yasağı ve özel sektöre gümrüksüz ayçiçeği yağı ithalatı izni çıktı. Ayçiçeği yağında yaşananlar belki daha mide bulandırıcıdır fakat ben burada zeytin yağını anlatmak istiyorum.

    Zeytinyağı sektörü piyasası Türkiye'de birbiriyle sıkı ilişkili (kartel) üç büyük şirket ve onların altında onlara mal toplayan orta büyüklükte muhtelif sayıda alt şirket tarafından kontrol ediliyor. Uzun yıllardır bu şirketler çoğunluğu Suriye'den getirilen yenilmeyecek kadar kötü kalitedeki ucuz zeytin yağlarını rafinerilerde kimyasal ve fiziksel işlemden geçirerek oleik asit seviyesini 0.2 ye düşürüyor, ardından bunlara zeytinyağı kokusu vermek için az miktarda ham zeytin yağı katarak piyasaya bizim en üst kalite olarak ürettiğimiz naturel sızma zeytinyağı olarak Türkiye pazarına sunuyorlar.. İhracat genelde ambalajsız yani dökme olarak yapılıyor. İhraç edilen zeytin yağları karşı firmalar tarafından kalitenin artık belirleyicisi olan polifenol ölçümü yapılarak alındığı için bizden satın alınan gerçek yüksek kaliteli zeytinyağlarıyla yapılabiliyor. Buradaki çarpıklık (hırsızlık, ahlaksızlık, adaletsizlik) bizim kaliteli yağdan daha fazla miktarda gerçekte kalitesiz olan yağlar gerçekten "naturel sızma zeytinyağı" mış gibi piyasaya sürüldüğünde;
    - Biz yağlarımızı maliyeti altına inecek kadar düşük fiyata bu çakallara vermek zorunda kalıyoruz.
    - Türkiye halkının gerçek yüksek kalite, sağlıklı yağa ulaşımı engelleniyor.
    -Bu çakallar kalitesiz, ucuz temin ettikleri yağı yüksek kar marjıyla satarak inanılmaz para kazanıyorlar.
    Üstelik bu tağşişi yapan bu ahlaksızların hiçbir kanuni sorunu yok. Tarım bakanlığı bu tip tağşişi zaten denetlemiyor. Denetlese bir çorbaya sorun anında çözülür .

    Gelelim bu yıl ne yaşandığına; iklim değişikliği sebebiyle bütün dünya da olduğu gibi Türkiye' de de ciddi rekolte kaybı yaşandı. Sezon başında bu üç büyük firmaya alternatif yeni bir firma mal toplayıp ihraç etmeye başladı. Fiyatlar toparlandı. Mevcut çarklarına çomak sokulduğunu gören bizim sahipler (biz onların kölesiyiz) hemen propagandaya başladı neymiş "türk halkına kaliteli zeytinyağı kalmayacak" mış. Dertleri ise hırsızlık düzenlerini korumak, ihraç edecekleri yüksek kaliteli yağı da ucuza satın almak. Kanun çıkmadan zaten diğer firma Türkiye' yi terketmişti. Şimdi aracı tüccarları arıyorsunuz yağ talebi olmadığını, ellerinde çok fazla yağ olduğunu söyleyip fiyat kırıyorlar.

    Zeytin yağını, ayçiçeği yağının 5-6 katı maliyete üretebiliyorum. 1940 larda CHP nin Edremit körfezinde zeytinyağı ticareti yapan vekillerinin öncülüğünde bir kez toprağınıza zeytin diktiyseniz bir daha sökemediğimiz meşhur zeytin kanunu yani zeytin üreticisinin toprağının sonsuza kadar bu tüccarların sömürüsüne açan kanun çıkarılıyor. Bugün AKP hükümeti yeni dünyanın eşkiyalarına yol veriyor bizim kanımızı emdiriyor. Onların düzenlerine bir tehdit ortaya çıktıysa özel düzenleme bile yapıyor.

    Eşkıya kıravat takmış, dünyaya hükümdar!

    YanıtlayınSil
  67. Mükemmel bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık...

    YanıtlayınSil
  68. Hocam sudoku çözer misiniz?

    YanıtlayınSil
  69. Akıl dışılık tuzağı kavramı okumuş adam başka bir şey demiyor da bunu bulmuş gibi geldi bana

    YanıtlayınSil
  70. Almanya ve Japonya da enflasyon yok paralarıda Türk parası gibi değer kaybetmiyor neden
    1-halk kazancını gidip başka ülkenin parasına yatırmıyor çeşitli yatırım araçlarını tercih ediyor borsa vb.
    para başka ülke parasına yatırılmadığı için ülke parası ile başka ülke parası satın alınmıyor ve ülkenin parasının değeri düşmüyor Türkiyede herkes sürekli USD dolar aldığı için USD talebi USD/TRY paritesini yukarı çekiyor bu olay kısır döngüye giriyor USD arttıkça daha çok satılıyor daha çok satıldıkça parite artıyor
    2-bu iki ülkede kendi mallarını kullanmayı tercih ediyor örnek otomobil bu sebeple Türkiye gibi yabancı mal hayranlıkları olmadığı için ithalat/ihracat oranları pozitif ve bu sayede zenginleşiyorlar ve enflasyon oluşmuyor Türkiye ise ithalat/ihracat oranı negatif olduğu için döviz cinsinden borçlanarak açığı kapatıyor ve sürekli borcu artıyor bu borç yükü ülkenin kredibiletisini ve parasal değerini düşürüyor
    3-Türkiye inşaat sektörü ile büyüme ekonomisi uyguluyor bu işden kazanılan paralar yan imalat sektörlerinden çok yine ölü yatırımlara ve USD ye gidiyor ve inşaat sektörü ile büyüme modeli ile ithalat/ihracat oranını pozitif yapamayız sadece büyürüz ve enflasyon oluşur TL değersizleşir
    4-Türkiyeyi kalkındıracak model ithalat/ihracat oranını arttırıcı modeldir bunun için
    kültür reformu yapmalıyız cahilliği bırakmalıyız milliyetçi olup yabancı hayranlığını sonlandırmalıyız
    mercedes çok iyi araba ben onu alırım iphone çok iyi telefon onu alırım marlboro çok iyi sigara onu içerim USD alırım TL satarım dersen hergün TL erimeye devam eder
    Unutmamalıyız mercedes iphone marlboro gibi markalar ilk yapıldıklarında iyi değildiler konularında öncü oldukları için çok satılıp arge ile gelişdiler ayni şansı Türk firmalarına vermeliyiz.Ve paramızı USD - altın -beton a değil üretim e yatırmalıyız

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. kendiniz sormuşsunuz kendiniz yanıtlamışsınız; ama yanıtlarınız tatminkar olmamış. öncelikle ülkedeki dolarizasyonun sebebi yaşanmışlıklardır, vatandaşların kendini keriz yerine koymasını ve dünyadaki gelişmelerden bihaber, ekonomi bilimine tepkili ve emeğinin karşılığında kazandıklarının erimelerine göz yumacak kadar yöneticilerin emrine amade olmalarını beklediğinizi anladım. milliyetçilik vatandaşın dolar alarak parasının değerini düşürdüğünü zannetmek değildir, ekonomik sistemin neden bu kadar kötü olduğunu sorgulayıp sorumlulardan hesap sormayı deneyin, ne işle meşgulsünüz, hangi marka klavyenin tuşları ya da telefon ekranıyla yazdığınızı bilemem ama keşke her sektörde gelişip dünyanın talep ettiği markaları yaratabilsek, en kritik, stratejik malları, en kaliteli hizmeti sunabilsek de elimizde ihtiyacımızdan fazla döviz bulundurup bununla yatırım yapabilsek....genelde insanların kazandığı maaşı borsaya yatırmalarının sebebi parayla çok para kazanmaktır yatırımı güçlendirmek değil..döviz ve altın almalarının sebebi de birikimlerinin eriyip gitmesini engellemeye çalışmaktır

      Sil
  71. Hocam, FED i satın alsak? Bu irrasyonel bir fikir mi olur? Bilmeyenler olabilir, FED ABD merkez Bankası gibi düşünün, ama özel, düşündüm ki, madem ki özel, niye satın alamayalım? Böylece dolar sorunumuz olmaz, 1 $ istediği kadar artsın, FED bizde ...dolar basar geçeriz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilimde mucize olmaz. Rasyonel düşünüp kendimize düşenleri yaparsak bu tür şapkadan tavşan çıkarma fikirlerine gerek kalmaz.

      Sil
    2. Anonim 0947,
      Sarı siteye baktım, henüz satılık ilanı koymamışlar FED için.
      Turuncu kafa trumb başgan olsaydı, bizim reis bi şekilde ikna eder alırdı, baydın ile zor, satmaz o, sanki öte dünyaya götürcek Fedi.

      Sil
  72. Hocam belki burada sorulması yanlış ama Eksi reel faiz varsa faiz günah mıdır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel soru. Ama ben din adamı olmadığım için faize bir ekonomi politikası aracı olarak bakarım.

      Sil
    2. Selam Anonim 10:13,

      Pozitif faiz günah ise; ki günah olduğu kutsal kitapta açık şekilde belirtilmiş.
      Pozitif faiz, borç alanın faiz yüküne girmesidir.

      Negatif faiz de aynıdır. Negatif faiz demek, alacaklının faiz yüküne girmesidir.
      Birinden diğerine faiz gitmesi haramdır.

      $4y13Z3M7kYLqZB4

      Sil
  73. Berat beyden sonra ekonomi dikis tutmadi. Ama ben inaniyorum. Ak parti kadrolari bu isi cozecek. Ben asgari ucretle calisiyorum ancak bundan daha kotusunu gormedik cozum ne sizce

    YanıtlayınSil
  74. Mahfi bey aydinlatici yazinin icin tesekkurler.Faizlerin artmasi genel olarak borclarinda artmasi anlamina gelmez mi? Borc almanin daha zor olmasi ,ve mevcut borclarin daha da artmasi.Harcamlarin daha da azalmasi ve bu sekilde fiyatlarin daha da dusmesi ve deflasyona giden bir surec.

    YanıtlayınSil
  75. Sayın Eğilmez,
    Riskleri düşürmek kısmını biraz açabilir misiniz?
    Bahsetmiş olduğunuz riskler nelerdir? Hangileri önceliklendirilmeli?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Herşeye karar verip, yasal sorumluluğu olmayan kişi var ya, işte risk odur.

      Sil
  76. Özeti, tepedekine ve ailesine dokunmaz iseniz, onların siyasi bekasına tehdit olmaz iseniz, huzur içinde ülkenizde yaşarsınız. Fakir ama onurlu bir hayatınız olur.

    Yok, biz başımızdakini değiştirelim, demokrasi getirelim, efendim yöneticilerimizi biz seçelim, büyük projelere biz karar verelim, yok vergilerimizin hesabını soralım gibi bizleri ilgilendirmeyen işlere girerseniz, b.ku yersiniz. Günün birinde Avrupa bize demokrasiyi getirip, bizleri özgürleştirmeye kalkar ki, abooo.

    Biz tepemizdekini bir kere niye seçtik? Böyle gereksiz işleri bizim üzerimizden alsın, kim uğraşacak canıım diye

    YanıtlayınSil
  77. 1)Hocam sizce Türkiye 2001 veya 1994 gibi yada benzeri ciddi bir ekonomik krizin başlangıcındamıyız?
    Çünkü:Kabine değişikliği yapılabilirmiş galiba Yeni MB başkanı faizi ya indirip yada sabit bırakıcakmış gibi görünüyor
    2) insanlara birikimlerini korumak için ne tavsiye ediyorsunuz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu lale devri daha bitti.
      Ister şirketlerin borclarını silin, ister para basın ne yaparsanız yapın sadece bundan sonra ne bu ekonominin çarkları aynı hızla dönebilir, ne de bu millet bu hantal devleti taşıyabilir. Yapabilecekleri tek şey faturayı zayıfların üstüne yıkmak.

      Sil
    2. 1. Krizin başında mıyız derken neyi kastettiniz?
      2. Aşağıda yazmıştım, tuvalet kağıdı bile birikimleri korumak için paradan iyidir. Her sene tuvalet kağıdı değeri paranın üzerinde olmuştur.

      Sil
  78. Hocam sizce bu belirsizlikte insanların birikimlerini korumak için ne yapmaları gerekiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ortalıkta bir belirsizlik yok.

      TL düzenli olarak değer kaybedecek. Arada böyle daha volilitenin yüksek olduğu dönemler olur.
      Uzun dönemde, TL ve TL ile fiyatı belirlenen varlıklardan uzak durun, alternatif alanlara yatırım yapın.

      Gerçek ama insanlar şaka zannediyorlar. Para tutmak yerine Tuvalet kağıdı da alabilirsiniz.

      Tuvalet kağıdı bile kağıt paradan değerlidir. Mesela, geçen seneki Tuvalet kağıt fiyatları ile bu senekinin fiyatlarını karşılaştırın. Hangisi değerlendi? Peki son beş sene, son on sene? Her yıl Tuvalet Kağıdı, para karşısında değerini korudu.

      Gördünüz mü?

      Sil
  79. Türkiye IMF ye gidebilirmi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye IMF ye gidebilir, Reis IMF ye gitmez.

      Reis > Türkiye

      olunca IMF Türkiye'ye gelmez.

      Sil
  80. Hocam bir Fransız bankası ikinci yarı için 9. 7 den bahsediyor dolar tl kuru olarak.
    Ne düşünüyorsunuz.
    Elinize sağlık. Allah sonumuzu hayır etsin

    YanıtlayınSil
  81. Hocam, Merkez Bankası ne zaman bağımsızlığını kaybetmeye başladı?

    YanıtlayınSil
  82. Merhaba ,faizin haram helal konusu birçok eaki yazısının yorumlarında Mahfi Hocamıza soruldu ve sorulmaya devam ediyor,önceki cevaplarının birisinde Mahfi Hoca ,din adamı olmamakla birlikte dinde kastedilenin olsa olsa tefeci faizi olabileceğini ,enstrüman olarak kullanılan faizin keşfedilmemiş olduğunu düşündüğünü belirtmişti diye hatırlıyorum.Aslında gelişmiş ekonomilere baktığımızda zaten yüksek faizler yok ,faiz para politikası enstrümanı olarak ekonomiyi dengede tutmak yani gerekli durumlarda soğutmak veya ısıtmak için küçük dokunuşlarla kullanılıyor ,bizdeki gibi değil ,bizde faizin yüksek olması veya yüksek olmasının hali hazırda gerekli olmasının sebebi ülke yönetimine güven olmaması ,keyfi hareketlerin olması ,sözde durulmasını zorunlu tutacak hukuk sistem ve güveninin olmaması vs söz konusudur ,yani sorun güven sorunudur ,İngiliz bankaları diyelim ki mevduatınıza yüzde 5 verse nijerya veya demokratik kongo da yüzde 5 verse hangisine paranızı yatırırsınız ?Nijerya yüzde 60 70 falan vermeli ki riske girmeye değsin değil mi ?İşte bizim riskimizde yüksek olduğu için ve hem ara mamül alımı hem de doğal kaynak ve enerji ihtiyacımızı karşılamamız için dövize ihtiyacımız olduğu için nasıl döviz elde edebileceğiz ?Faizi düşürerek mi? Ayrıca sadece parlamenter sistemi kötülemek ,başkanlık sisteminin matah birşey olduğunu göstermek için dizilerde göklere çıkarılan ve hepimizin aslında iyisiyle kötüsüyle sayou ve sevgi duyduğumuz geçmişimizde yer alan demode yönetim şekillerini günümüz dünyasında da en ileri yönetim çekiymiş gibi ambalajlanan Osmanlının özellikle son dönemlerinde ekonomik nedenlerden battığını (savurgan harcamalar ,yüksek faizlerle alınan borçlarla yapılan saraylar şadırvanlar vs vs. ayrıca kötü eğitim ve endüstri devriminin kaçırılmış olması) ilkokulda n itibaren okumadık mı? O zaman da faiz sıfırlasaydı ,dış borç alınmasaydı ,şimdi de sıfırlasınlar ,20 yıldır ellerini tutan mı var ? Bunlar hep bahane ,kötü niyetli ,aç gözlü ve cahil yönetimin sonuçları bunlar ,algı yaratma ve yönetmeye değil ,bilim e güvenelim, inananlar içinde dinimizde yüzlerce ayette hiç aklınızı kullanmaz misiniz hiç delillere bakmaz misiniz der yani bilim işaret edilir ,aynı zamanda din siyaseti için çok açıktır Maun suresi ,ah ben dahil biraz daha okusak ülke olarak keşke.

    YanıtlayınSil

  83. Ekonomimiz çok büyük bir açmazda.
    Ekonomimizi düzeltmek için 2 yol var..

    1-) Faizleri enflasyon düşene kadar yükseltmek.(Dolar baskılama) bu yolu savunanlar (Mahfi Eğilmez, Murat Muratoğlu, Emre Alkın, İbrahim Kahveci,Emin Çapa,Atilla Yeşilada)
    Bu yolun olumsuzlukları
    - Dolar düşer cari açık fırlar -50 milyardaki Rezervler -100 milyar dolara iner dış borcun çevrilememesi riski oluşur ithalat fırlar ihracatçı darbe yer.


    - yabancı Faiz lobisi, yüksek Kurdan gelip hem Faiz alıp hem de kur farkından dolayı düşük Kurdan çıkarak ülkeden dolar kaybı olmasına sebep olur.


    -Borcu olan firmalar ve gerçek kişiler borç ödemekte zorlanır, konut ve araba satışları azalır. İşsizlik artar ekonomi küçülür. Uzun vadede yüksek faizin sonu hem yüksek faiz hem de yüksek kur olur. Bakınız 2001 dönemi... Ancak sonuç olarak ekonomi soğuyacağı için enflasyon düşer ardından faizler düşer ve ekonomi düzelir.

    2-) TCMB faizlerini düşürmek (Faiz baskılama ,doları serbest bırakma)
    Savunanlar: (Ege Cansen, Selçuk Geçer,Rasim Ozan Kütahyalı., Sn Cumhurbaşkanımız)

    Bu yolun olumsuzlukları
    %40-50 bandındaki gerçek Enflasyon oranı %70 lere fırlar. Dolar 12-15 bandına çıkar. Ücretlilerin geçim sıkıntısı 2ye katlanır..Gerçek enflasyonla açıklanan enflasyon arasındaki makas açılır maaşlardaki erime hızlanır. Döviz borcu olan firmalar borcunu ödeyemez duruma gelir. Tcmb nin piyasaya Tl olarak kullandırdığı paranın dolar karşısında değeri erir. Yani devalüasyon olacağı için Tcmbnin 350 milyar tlsinin değeri 50 milyar dolarsa 1 sene sonra bunun değeri 25 milyar dolar olur. Bankalar %10 faizle Tcmb kredisini alıp Hazineye %20 den borç verir devlet nette %10 faiz kaybına uğrar..

    Bunlara karşılık ekonomi büyür. Yerli üretici, ihracatçı turizmci kalkınır Cari açık kapanır rezervler tekrar artıya geçer.. Enflasyon önce talep ve maliyet yönlü artar sonra cari açık kapanınca kur artışı durur, maliyet yönlü enflasyon düşer ... Ardından talep yönlü enflasyon da düşer...

    Devletin mali disipline uyması şartıyla bu 2 yol da ekonomimizi düze çıkaracak artıları ve eksileri olan 2 yoldur.

    Peki bu yollardan hangisi uygulanmalıdır bunun için öncelikle Tcmb nin rezerv durumuna bakmamız gerekir .

    Çünkü hayatımızı devam ettirmek için Merkez bankasında belirli bir miktar + rezerv olması gerekir. Bu olmazsa hayati ara mal hammadde, enerji, akaryakıt İthalatı yapamayız. mesela ilaç da ithal edemeyiz ve ülkede hayat durur. Tedavi olamayan insanlar hayatını kaybeder.


    O zaman bizim için 1. Öncelik Tcmb rezervlerini + ya geçirmek ve ithalatımızı sürdürme riskini ortadan kaldırmaktır. İşte bu sebeple yukarıdaki çözümlerden 2 nolu çözümün uygulanması gerekir.

    Elbette bu çözüm uygulanırken ilk başta faiz için gelen sıcak para ülkeyi terk edecektir ancak 3-4 ay sonra cari fazladan dolayı
    Giden paradan çok daha fazlası gelecektir. Bu arada swapla yüksek faizle alınan dış borçlar ödenecek ve bunun karşılığında gelecek Tl (500 milyar Tl = 50 milyar dolar swap×10 Tl) ile ücretlilerin enflasyon farkları ödenecek hiç kimse enflasyona ezdirilmeyecektir. Bu para bu işe fazlasıyla yeter yetmezse para basılır.

    Rezervler + 40 + 50 milyar seviyesine geldikten sonra cari açık vermemek şartıyla 1 nolu çözümü uygulayacağız yani enflasyon düşene kadar faizleri arttıracağız. Bu şekilde 3-5 yıllık bir dönemde hem rezervlerimizi dolduracağız hem de enflasyonu düşüreceğiz .


    2023 yılında göreve gelecek yeni meclis, anayasa değişikliği yapacak ve anayasaya şu madde eklenecek. Savaş durumları dışında bütçe açığı/ gsyih oranı %1’i geçemez. Bu oranın geçilmesine sebep olan yürütme mensupları yüce divanda yargılanır.
    Anayasaya bu madde konursa da bir daha asla ekonomik kriz görmeyiz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sayın liberal, yorumunuz bütüncül bir analizmiş gibi görünse de bence asıl yapısal sorunları göz ardı etmişsiniz.

      Ekonominin ithalata bağlı ve sürekli cari açık veren yapısı

      Ticaret hayatının rekabetten uzak, bozuk piyasa düzeni, sömürü düzeni olması.

      Hukuk sisteminin adalet yerine, güçlünün çıkarlarını koruyan güç olması.

      Birikimli dış borçların sürdürülemez seviyeye ulaşması.

      Ortaya koyduğunuz ilk seneryoda da ben orta vadede ciddi ekonomik daralma bekliyorum. Faizi ne kadar artırırsanız artırın bir süre sonra para verenler sizden paralarını geri alıp alamayacağına bakacaktır. Biz o noktaya geldik. Bu noktadan sonra bir takım tavizler vermeden, para öyle kolayca gelmez (Doğu akdenizdeki haklarımizı paraya çevirmek ilk akla geleni) . Dış kaynak yoksa ekonomi durur, örneğin tarımsal üretimimiz bile yarının altına iner. Devamı sosyal kargaşa demektir.

      Üstelik bu toplum 500 yıldır üretimi, teknolojiyi, aklın gücünü, adaleti, kapsayıcı ekonomik düzeni öncelemek yerine, güçlülerin herşeyi devlet eliyle ele geçirdiği düzeni koruyarak geldi. Statüko koruyucuları bu kadar güçlü olduğu sürece bütün yolların çikacağı yer aynı.

      Sil
  84. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu çok güzel bir şekilde özetleyen bir yazı olmuş. Ben babası küçük bir fabrika sahibi bir öğrenciyim. İşlerimiz kurun stabil olmamasından ötürü çok dengesiz ilerliyor. Avukat arkadaşlarımdan sürekli hükümete yakın kesimlerin çok bariz ve rahat bir şekilde yaptıkları yolsuzlukları işitmekteyim. Bu durum çok üzüntü verici. Sizden ricam mutlaka bu yorumu gelirseniz cevap vermenizdir. Bir ekonomi öğrencisi olarak başarılı olmam durumunda ülkeyi terk etmek ve kalıp bir şeylerin daha iyi olması için siyasi iktisadi elimden geldiği kadar çalışıp çabalamak ve kan dökerek vatan ettiğimiz bu toprakları aziz milletimizin insanca yaşaması için uygun bir hale getirmek uğruna katkı yapmak arasında bir ikilemdeyim. Bir zatihi hafif yaralı da olsa gazi bir babanın evladı olarak ülkeyi terk etme düşüncesi beni derinden yaralamaktadır. Ama bu yolsuzluklar ve milletin kendi seçimlerinin getirdiği bu duruma karşı bir sorumluluk almak ve ucunda iktidarın eline düşüp vatan haini damgası yemek olduğu da bilincindeyim. Sayın hocam ne yapsın bu vatansever Türk evladı?
    Bir elitle konuşurken yanlış bir dil kullandıysam veya dil hatası yaptıysam affediniz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Oncelikle aciyorsun Ingilizce kaynaklardan I. Dunya savasi, orta dogu tarihi ve Turkiye tarihi okuyorsun. Sonra Kazim Karabekir, Moiz Kohen gibi zamanin sahislarinin yazdigi kitaplari okuyorsun.

      Sonra gonul rahatligiyla her yere gidersin, arkaya bile bakacagini sanmiyorum.

      Sil
  85. Hocam tlref ve 2 yıllık gösterge faizin amaçları aynı mıdır?

    YanıtlayınSil
  86. Mahfi Hocam gayet yalın bir dille neden hep aynı yerde patinaj çekip bir adım ileriye gidemediğimizi anlatmış.Kaleminize emeğinize sağlık. Şu yazdıklarınızın %20 sini okusalar ülkeye yönetenler keşke

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Swap Hariç Rezervler Ekside

Dolar, Euro ve Altın