TL Niçin Değer Kaybediyor?

Dolar, gelişmiş ülke paralarına karşı değer kaybederken gelişmekte olan ülke paralarından çoğuna karşı değer kazanıyor. En çok değer kaybeden para ise Türk Lirası. Bu çelişkili gibi görünen durumun nedeni nedir? Bu yazımızda bunu irdeleyeceğiz.

ABD’de enflasyon beklenmedik bir artış sergilemeye başladı. Nisan ayında enflasyonun yüzde 0,8 gelmesiyle birlikte 12 aylık enflasyon tüketici fiyatları bazında) yüzde 4,2’ye yükselmiş oldu. Bu oran küresel krizin çıktığı 2008 yılından bu yana en yüksek enflasyon oranı. Aşağıdaki grafik bu gelişimi gösteriyor (Kaynak: https://tradingeconomics.com/united-states/inflation-cpi)

Grafikten görüleceği gibi ABD’de enflasyonda 2021 yılında ciddi bir hızlanma görülüyor. ABD Merkez Bankası Fed’in uzun dönemli hedefinin yüzde 2 oranında enflasyon olduğu dikkate alınırsa yüzde 4,2’lik oran ekonomi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu gelişmenin sonucu olarak Dolar, diğer paralara karşı değer kaybediyor. Bunu aşağıdaki Dolar Endeksi grafiğinden gözlemleyebiliyoruz (Kaynak: https://www.bloomberg.com/quote/DXY:CUR)    

Günümüzde Fed’in faiz tavanı yüzde 0,25. Bu oran 2020 Mart ayından beri aynı düzeyde. Gerek enflasyondaki yükseliş gerekse Fed, üzerindeki bu baskı Doların diğer gelişmiş ülke paralarına karşı değer kaybetmesine yol açıyor. ABD’de enflasyonun hızlı bir yükselme eğilimi içine girmesi, her ne kadar bunun geçici bir olgu olduğunu vurgulasa da, enflasyondaki bu sıçrama Fed’in üzerinde iki yönlü bir baskı yaratıyor: (1) Faizi (Fed’s Fund Rate) yükseltmek, (2) Niceliksel gevşemeyi yavaşlatmak.  

Fed’in faiz artırması ve/veya parasal gevşemeyi kısması bir yandan Dolara talebi artırırken bir yandan da dünyadaki likidite bolluğunun azalması anlamına gelecek. Gelişme yolundaki ülkelerde plasman yaparak yeterince risk alıp para kazanan fonlar, Fed’in faizi artıracağı beklentisiyle riskleri düşürmek için ABD’ye dönmek üzere bulundukları gelişme yolundaki ekonomilerin paralarını satıp Dolara dönmeye çalışıyorlar. Öyle olunca da gelişme yolundaki ülke paraları değer yitiriyor. Bu kayıplar kısa vadeli dış yükümlülükleri yüksek, rezervleri düşük, risk primi (CDS primi) yüksek olan gelişme yolundaki ülkeleri çok daha fazla etkiliyor. Türkiye bu konumda olduğu için TL en çok değer yitiren para konumunda bulunuyor. TL / Dolar kuru yılbaşında 7,44 idi, bugün 8,44 düzeyinde seyrediyor. Buna göre TL, beş ayda yüzde 12’ye yakın değer kaybetmiş durumda.[i]

Tüketici güven endeksindeki düşüş büyük ölçüde TL’nin değer kaybından kaynaklanıyor (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Tuketici-Guven-Endeksi-Mayis-2021-37536&dil=1)

Bunda Türkiye’nin yaşadığı (yüzde 55 dolayında ölçülen) Dolarizasyonun büyük etkisi var. Çünkü Dolarizasyon, Dolarla işi olsun olmasın insanları Dolarla düşünmeye, ölçmeye ve hesaplamaya itiyor.

Türk Lirası’nın Dolardaki değişimlerden, Fed’in para politikasından bu kadar fazla etkilenmesinin temel nedeni Türkiye’nin ekonomi içi ve ekonomi dışı risklerinin çok yüksek olması. Bir ülkenin risk derecesini ölçen CDS primi 300 baz puanın üzerindeyse o ülke aşırı riskli kabul ediliyor. Bugün itibarıyla 400 baz puanın üzerinde bulunan CDS primi (risk primi) Türkiye’yi yatırım açısından dünyanın en riskli üç ülkesinden birisi konumuna sokuyor.   

Bu görünümü tersine çevirmek için hiç zaman geçirmeden bir risk envanteri çıkararak en kolay çözülebilir olanlardan başlayıp riskleri tek tek ortadan kaldırmaya girişmemiz gerekiyor. Bunu bugün yapmazsak önümüzdeki dönem işimiz çok daha zor olacak.



[i] 1 / 7,44 = 0,1344

1 / 8, 44 = 0,1185

(0,11847 – 0,1344) / (0,1344) = 0,1185 (Yaklaşık olarak % 12)


Yorumlar

  1. Şu an ABD tahvil faizleri %1,55, dolar 8,44.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çarşı pazar yine karıştı, evdeki hesapla çarşıdaki yine tutmadı.

      Ciddiyim, 8.44 çok çok iyi bi rakam, öp alnına koy, kokain miş, mafyaymış, yolsuzluk muş,
      ben şahsen bizim milleti çok tebrik ediyorum, TL ye çok iyi sahip çıkıyorlar.

      Bu iş mal aldığımız kolombiya, venezüela da filan olsa, şimdiye 84.44 leri gördüydü. Bir de bu rakam, geçen sene ve bu senenin turist gelmemiş hali. Hele bi de turist gelseydi, büyük reyizin dediği gibi 3-5 Euro ne varsa bıraksaydı, üüüüf, 7 nin bile altındaydık.

      Melekler TL yi tutuyor hocam.
      Bakın bunu herkese her yerde demem, sizin hatırınıza, işte buraya yazıyorum. Savaşta mermi tutan melekler bunlar, ülke dara düşünce TLyi tutuyorlar. Başka izahı yok.

      Sil
    2. 16 Nisan 2017 günü; saat 16:10'da Türk milleti kendi geleceğini, iradesini gönlü ile başkalarına devretti.

      Bu Türkiye'nin kader dakikasıdır. Bu dakika tarih kitaplarına girmiştir bile.

      O dakikadan sonra yok geçmişte şu olmuş, yok şöyle olmuş, ülke yok böyle kurtulurmuş, TL seviyesi şu olmuş, faiz böyleymiş, ekonomi için umut varmış, vs bunların hepsi hikayedir. Üzerinde konuşmaya gerek yoktur.

      16:10 dan sonra, insanların bir kaç günü vardı, tarihi geriye döndürebilecekleri, onlar istemediler. O dakikadan sonra ülkede olan biten hiç bir şey sizi şaşırtmasın.

      Ailemi yurtdışına çıkarmıştım. O gün için, o hafta ülkeye girdim. 16:10 da sandık görevlisiydim, 16:10 dan sonra hemen uyarılarımı yaptım, ilgili kişileri aradım, 17:00 olmadan beni polisler görev yerimden zorla aldılar. Açıklamasız, haksız yere dört gün nezarete koydular. Telefonu aldılar, özel eşyalarımı aldılar, tek başıma tek kişilik bir hücrede kimse ile konuşturmadılar. İşleri bitmişti, dört gün sonra hiç bir şey olmamış gibi çıkardılar.

      Eminönü'ne gittim, etrafa son kez baktım, sahilde çay simit yedim. Kafam netti. Telefondan ilk uçağa bilet aldım. Yürüyerek Sarayburnuna gelmişim. Telefonu tüm gücümle denize fırlattım. Son kez çocukluğumun güzergahı Kadırgaya yürüyüp, Beyazıt'a çıktım. Taksi çevirip havalanına gittim. İndiğim yerde, TC pasaportunu yırtıp ilk çöp tenekesine attım. TC kimliğinin de kaplamasını ayırıp attım. Benden bu kadardı.

      Arkadaşlarım, boşuna yazmayın, bitirin. Yazılarınızı azaltın lütfen!

      p96J24ReCON!XRL#

      Sil
    3. Ben daha farklısını yaptım, evrak kırpma makinasından pasaport ve kimliği geçirdim. Kırpıklarını hoş bir vazoda saklıyorum.

      Malesef, gelinen nokta bu, Türkiye çok güzel insanlar ve koyu cehaletin bir arada yaşadığı bir toprak oldu. Türkiye'de gençliğimizde bir zamanlar yaşamış, çalışmış olmak gerçekten çok güzel ve özeldi.

      Şimdi ekranımda yabancı dilde mesleki bloğumda yazdıklarım var, Türkçe yazasım gelmiyor, üzerime bir yorgunluk çöküyor yazmak isteyince.

      TL, daha da değer kaybedecek, malesef, ülkenin ekonomik verimsizliğinin üzerine turizm sıkıntısı ve yabancı sermaye çıkışı sorunu, bir de cari açık yükü biniyor. Ekonomi küçülürken, artan yabancı para borç oranı faiz çıkışı, bazı kurumların borç anaparası ödemeleri daha fazla kaynağın dışarı transferine sebep oluyor.

      Düşünüyorum da halkın da yapacağı bir şeyi kalmadı artık. Öyle bir hay huy içinde zaman geçip gidecek. Hükümeti kullananlar çok profesyoneller, daha çoğu kişi anlamadı, hoş artık anlamalarının da bir önemi yok. Dün öylesine TSK eğitim vidyolarına baktım, asker besmele yemini ile güne başlıyor. Olayı bitirmişler tamamen, geriye rutin işleri kalmış. Onlar da zaman ile olur. Tepedeki kuklayı bile daha genci ile değiştirebilirler, işlerini etkilemez.

      3 sene önce ne yaptım? Bulunduğum bölgelerde halka açık ücretsiz kablosuz internet var. Türk hattım olan telefonda hat kapandı ama whatsapp simkartım takılı halde çalışıyor. Evimden 300 km uzakta, yarı orman bir alanda, ahşap bir kuş yuvasının içine Türk simkartlı telefonum ile onu besleyecek güçlü bir batarya koydum. İnternet çeken bir ağacın tepesine koydum. Harici bataryayı beslesin diye, ahşap bir tahta üzerine güneş paneli koydum. Tahtayı boyadım, plastik yapraklar ile kamufle edip kuş yuvasının üstüne ağacın tepesine koydum. Aşağıdan bakınca görünmüyor.

      VPN'le telefona bağlanıyorum, Türkiye'den tanıdıklarla görüntülü konuşuyorum, sosyal medya mesajlarını atıyorum. Bulsalar bulsalar o bölgenin IPsi ile en çok ormanlık alana gelirler. Şeytanın bile aklına gelmez, ağacın tepesindeki telefon :) 3 yıl oldu, hiç dokunmadım.

      Eski numaram Whatsapptan çalışıyor, mesaj at bana.

      1ZHnzGY595o^!IN^

      Sil
    4. Mahfi hocam merkez bankası rezervlerini yayınlayan bağımsız bir siteden söz etmiştiniz. Site isminiz yazmanız mümkün mü ?

      Sil
    5. Adsız28 Mayıs 2021 19:34 ve Adsız30 Mayıs 2021 06:04,

      Ben Türkiye'deyim, çıkmadım.

      İstikrarlı bir tek adam veya tek parti rejimi isteniyor. Herkesin işine gelen bu olduğu için bu politikalar.

      Sürekli hakim ve savcılar ile iç içeyim, onları bir nevi devletin vicdanı ve geleceği olarak görürüm. Onların genelinde gördüğüm, Türk-İslam sentezine dayalı bir yapı, çok seslilik yerine daha otoriter tek bir idare. Buna inanmışlar, devletin o yöne gitmesini istiyorlar, devlet de o yöne gidecek.

      Tek parti idaresini, ilerde tek bir lider uzun süre mi götürür, arada bir uzlaşı ile liderler parti içinde mi değişir bilemeyiz.

      Yazdıklarınızda hakkınız var, Türklerin parası ile ortadoğu terörü, kürt bölgesinin askeri düzeni vb
      finanse ediliyor, edilecek. Sanırım, yeşil kuşak ülkeleri gibi bir yönetim tarzı Türkiye de olacak.

      Tahminime göre, bir kaç milyon kişi, güvenlik, bürokratik işler vs için parti tabanlarından devşirilir. Bu insanlar beslenip sistemin güvencesi olurlar. Tüm rejimin kaynağı için, düşük gelirli halkın ucuz işgücü kullanılır. 3-5 yıla tüm değişim tamamlanmış olur.

      X4IQtB7Uq6Rkp@5b

      Sil
    6. Adsız2 Haziran 2021 18:30

      Gazeteci Deniz Yücel de Alman istihbaratı ile Türk siyaseti arasındaki ilişkileri ortaya çıkaran bazı belgeleri açıklamış. Gazete haberlerinden derleyerek 90 lı yıllardan itibaren Alman istihbaratının türk siyasetçiler ile ilgilerine kadar gelmiş.

      https://twitter.com/Besser_Deniz/status/1400075672769400834

      Alman ve Hollanda istihbaratları, Türk siyasal islamının finansman tarafını, bizim eski laik devlet yapımızdan saklamışlardı.

      Türkiye yine bir şekilde uyuşturucu işine yine siyasiler aracılığı ile sokuldu. Aynı şekilde, Kürt bölgesinin de payını sağlamak için H.Baybaşin hapisten çıkarıldı. Hem Türk'e hem de Kürt'e siyasi yönlendirmeleri aynı el yapıyor.

      Yani burdan şuraya çıkabilirsiniz, Günün birinde Türk hükümeti ülke tek parti altında da yönetilemiyor, sıkıntılar çıkıyor, en iyisi bazı bölgeleri AB ve ABD gibi kendi özerk yapıları altında yönetelim. Türkiye nin tek partisi, Türkleri bastırıp, konsolide ederken, arada olur da çıkan Kürt uyumsuzluklarında Batılıların da aracı olması, sonra da bağımsız Kürt bölgesinin onaylanması süreci başlar.

      Hocamızın bloğunu da siyaset ile ekonomi bir arada, politikadan siyasetten ekonominin yolu geçer, bahanesi ile doldurmamıza da ne kadar süre daha anlayış gösterir bilemem.

      *1#a1v2^JsJs7s&o

      Sil
  2. Hocam süpersiniz,sağlıkla kalın.

    YanıtlaSil
  3. hocam, gene bilginin harika yorumlandığı bir yazı, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Hocam Dolar Endeksi (DXY) son 1 yıl içinde ki en düşük seviyelerinde seyrettiği halde bu durumdayız DXY'nin ani bir atak yapması kuru çok ileri seviyelere atacaktır işimiz çok zor

    YanıtlaSil
  5. Dolarizasyon oranı çok ciddi değil mi hocam? Bu oran artışının devam etmesiyle MB'nin bir ihtimal uygulayacağı politikaların etkinliğinin azalması çok mümkün değil mi? Yani ileride uygulanacak tedaviyi bile engelleme yolunda mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Türkiye de dolarizasyon yoktur.
      Dolara endeksli TL kullanımı vardır. Dolarizasyonun tam olması için gerçek, yurtdışına swift edilebilir dolar kullanılması lazımdır.

      Sil
  6. Sn. Mahfi Hocam, aydınlatıcı yazınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Hocam FED'in atacağı bu adıma karşı ,sizce Merkez bankamız faiz artırımı yolunu seçer mi?

    (Sonuçta;Kamu bankalarının bilançoları ve ülke ekonomisinin durumu ortada)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba hocam yazınızı çok beğendim teşekkürler :)
      Faiz içinde bulunduğumuz ekonomik hastalık için kesin çözüm olmasa bile ağrı kesici, ateş düşürücü durumunda.

      Çok iyimser bir bakış açısı ile, 14 haziran Biden-Erdoğan görüşmesinin pozitif geçtiğini ve ppk toplantısından 400-500 puanlık bir faiz artışı ile dolar kurunun üçüncü çeyrekte 8tl altına. Yıl sonu ise 7-7,5 tl bandına çekilmesi mümkün olur mu?

      Sil
  8. Türkiye, Kolombiya, Venezüela, bazı afrika ülkeleri kalitesinde yönetilen bir ülke.
    Bu yönetim kalitesinden birinci sınıf iş çıkarmasını beklemek, bilemedim Mahfi hocam.
    Riskleri mafya babaları sosyal medyada duyurmaya başlamış.
    Risk orda kabak gibi duruyor.
    Riski herkes de biliyor.
    Buyursun, riski kaldırabilen kaldırsın.
    Sizin önemli bir sözünüz var, riski yaratanlar kaldıramaz diye.
    Riski yaratanlardan kaldırmasını beklemek hayatın akışına ters.
    Riski yaratanların hepsi bu yazıyı okuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ''irrasyonelliği rasyonalize etme eylemi'' demişti hocamız.

      Sil
    2. Biz yine de doğruyu yazmaya ve anlatmaya devam edelim. Bir gün gerçeklerden kaçılamayacak noktaya gelindiğinde birilerinin işine yarar belki.

      Sil
    3. Kimsenin bir işine yaramaz. Sadece ileride bundan 100 yıl sonra Türkiye'nin çöküş tarihini yazanlar için kaynak niteliğini taşır.

      Sil
  9. Paranın değeri yattığı yerden yükselemez zaten :))

    YanıtlaSil
  10. hocam ben maalesef başarısız yönetimin olduğu + fiyat istikrarının sağlanamadığı bir ülkede riskin kısa vadede düşmeyeceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  11. Şu aralar TL'nin değeri Venezuela peynir çeşitleri ve Kolombiya pudra şekerine göre belirleniyor, bu endekslere de bakmak lazım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, sizin tablolarınızdaki Net Hata ve Noksan kalemlerini, mafya bir vidyo ile açığa kavuşturdu.

      Sil
  12. Bunu yönetici kesim maliye bilmiyor mu hocam...hala faiz indirimine gidilmek isteniyor anlaşılır gibi değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilseler de uygulama şansları yok. Onu da biliyorlar.

      Sil
  13. Belki de önceki değerinin bir dayanak noktası yoktu.

    YanıtlaSil
  14. Hocamızın son paragrafına atıf ile;

    Türkiye ye yatırım için en güvenilir çıpa, AB ile üyelik ve işbirliği süreci idi. Yeni Türk devlet yapısının uzun süreli uluslararası disiplinli işbirliğini kaldıracak kapasitesi ve çapı bulunmuyor. AB de durumu bildiği için, Türkiye ile küçük çaplı, kısa vadeli projeler ile taktik çalışmalar yapmayı tercih ediyor. AB, kendi bürokrasinin işleyişine göre üyelik sürecini de bitirecektir. TL için AB çıpası kalmayacak.

    Kafanızı yıllardır şişire şişire bahsettiğim, dış isthibarat ile yönetilen pasif yönetim, ülke kaynaklarını dışarı aktarırken, içerde de verimsiz yatırımlar ve yasal düzenlemeler ile ülkeyi her alanda zayıflatıyor, ülkeyi de diğer benzerleri gibi üçüncü sınıf bir yönetime ilelebet mahkum etmiş durumda.

    Türk halkında da yönetimi değiştirebilecek irade bulunmuyor. Ben hayatımda, arka bahçe haline düşüp, halkının kurtardığı bir ülke duymadım. Duyan varsa bi zahmet yazsın.

    Türk entellektüelleri de - nasıl entellektüel olduklarını anlamış değilim- yakın zamana kadar nasıl bir yönetim içinde olduklarını bilmezdi. Sanırım, kuklanın kuklası mafyacık bozuntusunun vidyoları ile nasıl bir yönetim içinde olunduğunu anladılar. Bizim entel ve ahali böyle boş işlerin boş gezenlerini severler. Kozmik odalara bu tipler sahada kuklaların işlerini rahat takip etsinler diye girildi. Bilenler ta o zamanlardan önce uyarısını ahaliye yaptı. Kozmik odaya girildikten sonra ahalimiz, aman bize bir kurtarıcı gelsin kurtarsın diye de boş beklenti içine girmesin.

    (Mahfi Hocamızın bloğu kurulduğu yıldan beri ~54M kere okunmuş, mafyacık vidyoları da bir ayda ~54M izlenme almış. Vaktinizi vidyolara ve yorumlarına verdiğinize yazık. Ben size yazayım, isterse sizin ülkeyi yönettiğini zannettiğiniz o tek kukla çıksın konuşsun, şunları bunları şu sebeple böyle yaptık diye, yine gidişat değişmez. Daha önce başka ülkelerde de oldu.)

    Türkiye de Anayasa Mahkemesini değiştirip biraz daha farklı yetkileri olan bir kurum kuracaklarını düşünüyorum. Benzeri diğer ülkelere kurdular. Türkiye de rejim çok yeni olduğu için henüz öyle bir kurum yok. Yakın zamanda Türkiye'de de kurarlar. Bu kurumlar Anayasayı korumak adına seçimlere girecek kişileri de, kamuda görev alacak kişileri de belirliyor. Yani, öyle her isteyen, beni halk çok seviyor diyen her kişi seçime giremiyor. Bu da ilerdeki olmamış seçimler ile çözüm bekleyenlere aydınlatma notumuz olsun.

    TLyi koruması beklenen ekonomi yönetimi de böyle devam eder.

    TL nin durumu budur. Ülke genel ekonomik seviyesi düşmeye devam edecektir. Ben arada bir kedi zıplayışı beklerdim, 2016 dan beri onu da hiç yapmadı. Daha dip noktayı göremedik.

    Avrupa kökenli doğrudan yatırımcılar gelir mi? Gelir. Onları alış ve satışları Euro/USD bazındadır. TL onlar için ucuz işgücü, ucuz arsa, düşük lojistik maliyeti demektir. Mal giriş çıkışları garanti olduğu sürece gelirler. Katma değerli bir teknoloji bırakmazlar, ihracatı artırdıkları kadar ithalatı da artırırlar. Cari dengeye uzun vadeli ciddi olumlu bir etkileri olmaz.

    Dünyada şu olmuş, bu olmuşun TL üzerinde etkisi üzerinde ciddi bir şekilde durmaya gerek yoktur.

    Sıcak para açısından, ciddi portföylerde TL binde 3 ile binde 4 arasında pay sahibi idi. Geçen senelerdeki ekonomi yönetimleri ile yaşananlar ve kredi notları sonucunda kurumuna göre binde 1 ile binde 2.5 arasında değişen bir orana düştü. Ciddi kredibilite artışları olmadan bu değerleri binde 3-4 bandına çıkaramazlar, hepsinin kendi yatırımcılarına karşı yasal bağlayıcılıkları var.

    Vaka budur, TL'nin eti budu, ederi bu. Çok da kafa yoracak bir durumu yok.

    k^uZ&ILz37p5Mg64

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi hep dikkat ediyorum, Türkiye yönetimi hakkında pasif, dış güdümlü, dış etkilere açık yazıyorsunuz. Hiç mi düzenli bir şey olmayacak?

      Sil
    2. Selam Anonim27 Mayıs 2021 17:01,
      Batı dünyasını etkileyen önemli bir olay olduğunda, Batının güvenliğini tehdit eden bir durum vuku bulduğunda, Türkiye daha güzel ve huzurlu yıllar geçiriyor. Tarihsel olarak böyle.

      Ruslar 1870 lerin sonunda istanbul a girdiklerinde, Batı avrupalılara ciddi tehdit oluştu, Osmanlı devletinin ömrünü 30 yıl kadar uzatan bir olaydı.

      Kurtuluş savaşında, Yunan destekleyen ingilizlerin ekonomisindeki sorunlar onlara tehdit oluşturdu, Ruslar da krizi fırsata çevirmek için Anadoluya destek vereceklerini belirtince huzurlu bir devlet kurmamız kolaylaştı.

      2. dünya savaşı sonrasında Ruslar, Batı dünyasına tehdit olduğunda, Türkiye Nato gibi batı birliklerine dahil edildi, Türkiye Cumhuriyetinin ömrünü uzatan bir gelişme oldu.

      Günümüzde de Batı dünyasını kaygılandıran önemli gelişmeler olursa, Türk askeri, Ortadoğunun en yetenekli ve uygun fiyatlı ordusu. Fiyat/Performans en yüksek. Türkiye görece huzurlu bir döneme girer.

      Pasif ve dış güdümlü, dış etkilere açık diye bu sebeple belirtiyorum.

      !8RFv7x3Z%sphIux

      Sil
  15. Enflasyon el bombasi gibi bir sey eger kontrol edilebilirse ABD icin konusuyorum ; %3 hatta 3.5 4 bile sikinti yaratmaz hatta borclari eritir ve issizlige fayda saglar. Ancaaaaak bir resesyon bir durgunluk vsde bu bomba patlar. Enflasyon icinde durgunluk ve gerileme olusur. Bu da olasidir.

    YanıtlaSil
  16. Kısa vadeli çözümler varken kimse yıllar sonra sonuçları alınacak çözümlerle uğraşmaz ve bu sarmalda devam eder gider Sn. Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve o kısa vadeler eklene eklene uzun vade olur biz de hep aynı sorunlarla boğuşup dururuz.

      Sil

  17. Kripto Emeklilik yasasi cikar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkar tabi, kendimden örnek vereyim, ben kripto emekliliğe başvururum, ödemelerimi yaparken kripto hep 40bin 50bin fiyatlar ile tepelerde gezer. Ben emekli olunca, değeri 100 kat birden iner, 10 20 TL fiyatlara düşer. Sonra emeklilikte eminönünde limon satarım.

      Sil
  18. Yazınızı şöyle bitirmişsiniz: "...önümüzdeki dönem işimiz çok daha zor olacak."

    Bize bir şey olmaz hocaaa

    7 düvel önümüzde dik çöktü, yine çöker

    Biz Osmanlı Torunuyuz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı bir hanedandır, tıpkı Habsburglar, Tudorlar, Romanovlar gibi. Eğer aileniz bu hanedana mensup değilse Osmanlı torunu olmazsınız.
      Öte yandan Osmanlı son yüz yılında Düyun'u Umumiye önünde diz çökmüş ve batmıştır. Onun için bize bir şey olur. Oluyor da zaten.

      Sil
    2. Eğer mizah olarak yazılmamışsa (ki memlekette ne mizah ne gerçek karıştı) cevap vermek gerekir. Osmanlı imparatorluğu son 300 yılda bırakın yedi duveli, bir Ruslarla baş edememiştir. Türk milletinin tekrar ayağa kalkması devlet yönetiminde tekrar aklın kullanılmaya başlanması ile mümkün olmuştur. Ancak o zaman 7 düvele kafa tutabilmiştir. Devlet ne zaman tekrar akıl ile yönetilir, o zaman tekrar güçlü oluruz.

      Sil
    3. Siz ne diyorsunuz? Osmanlı borçlarını Abdülhamid'in ödediğine inanan insanlar var bu ülkede.

      Sil
    4. Osmanlı hanedanının çoğu kadınları devşirme, yani sizin şimdi düşman gördüğünüz ülkelerin genlerini taşıyan insanlar Osmanlıya Sultan oldu.

      İkinci husus, Deli İbrahim vak'ası ve Sultan 4. Murat'ın durumu.

      4. Murat, kardeşi Deli İbrahim dışındaki tüm kardeşlerini boğdurttu.

      Sultan 4. Murat'ın hayatının sonlarında ise, hiç erkek çocuğu kalmadı. Hayatının son döneminde erkek çocuk sahibi olmak için çok uğraştı, olmadı. Çocuklarına bakarsanız, ölmeden 5-6 sene önce pek çok kadından erkek çocuk sahibi olmak istedi, tüm erkek çocukları 2-3 yaşlarında öldüler. Sultan Muratın kardeşi İbrahimin de hiç çocuğu olmuyordu.

      4. Murat, Osmanlı hanedanı bittiğinde, hanedanı Kırım Hanedanlığına devretmek istemişti.

      Sultan 4. Murat, tahtı kardeşi Deli ibrahime de vermek istemedi. Annesi Kösem Sultan ile bu konuda ayrıydılar. Tahta İbrahimin geçmesi demek, Kösem Sultanın devleti yönetmesi, yine bir şekilde hanedanın bitmesi demekti.

      4. Murat erken yaşta ölünce Deli İbrahim tahta geçti. Kösem Sultan çok uğraştı ama İbrahimin çocuğu olmadı. Bunun üzerine, Kösem Sultan tüm Türk geleneklerini yıkıp gizlice saraya damızlık erkek aldı, Sultanın hareminden bir erkek çocuk çıkarttı. Böylece kendi saltanatı devam ederken, devletin de devamını sağladı.

      Osmanoğullarının, Osman Gazi'nin erkek genleri arasındaki bağ kopmuş oldu.

      İnanmayanlar, son dönem padişahlar ile ilk dönem padişahlar arasında DNA testi yaptırıp bilimsel olarak bulabilirler.

      Sevgiler.

      84U9@7S36o7xrhKY

      Sil
    5. Abdülhamid tahta çıkmadan 1 yıl önce zaten Osmanlı Devleti iflasını ilan etmiştir. "Düyun'u Umumiye önünde diz çökmüş ve batmıştır." Ancak Abdülhamid bu iflas etmiş imparatorluğu birçok tehdide rağmen 33 yıl boyunca yönetmiş ve yıkılmasını önlemiştir. İnparatorluk dahilinde olan azınlıkları Avrupa'nın kışkırtmalarına rağmen bünyesinde tutmayı başarmıştır. Adeta bir eğitim seferberliği başlatmış ve çok sayıda batılı anlamda okullar açmıştır. Dönemin önemli ticari ulaşım aracı olan demiryollarını yaptırmıştır. Avrupa ve diğer güçlü devletler ile ilişkilerini iyi tutmuş, bir denge siyaseti izlemiştir. Bu sayede hem ekonomik hem de askeri anlamda durumu iyi olmayan Osmanlı devletini savaşa sokmadan yönetebilmiştir. 1. Dünya savaşında önemli ölçüde işimize yarayan Çanakkale tabyaları dahil olmak üzere birçok askeri anlamda iyileştirme ve gelişme Abdülhamid döneminde kaydedilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyetinin yapmış olduğu darbe ile Osmanlı bu saydığım kazanımları kaybetmesiyle beraber, geriye gitmiştir. 10 yıl içinde büyük ölçüde topraklarını kaybetmiş ve oldukça kötü bir yönetim olan bu cemiyet tarafından 1. Dünya savaşına sokulmuştur. Atatürk'ün başarılarıyla beraber günümüz topraklarını elimizde tutmak başarılmıştır. Eğer yönetim bu cemiyete kalsaydı imparatorluktan anadoluya sıkıştırılmış bir sömürge haline gelecektik. Halkımızın bir kısmında oluşan yanlış algıları anlatmamızın yanında doğruları da anlatmak gerektiğini belirtmek isterim. Ayrıca Mahfi Bey biz Türk milleti olarak kendimizi manevi anlamda Osmanlı torunu olarak kabul ederiz, yani bizde biliyoruz. Osmanlı hanedanına mensup olmadığımızı. Not: Osmanlı borçları Adnan Menderes döneminde bitirilmiştir.

      Sil
    6. Selam, Abdülaziz, 2.Abdulhamid öncesinde ciddi deniz askeri yatırımları yaptı, Osmanlı donanmasını İngiltere ve Fransadan sonra 3. büyük donanma haline getirdi. Parayı da borç olarak İng ve Fr yatırımcılardan aldı. Verimsiz Osmanlı ekonomisi ve vergi sistemi üzerinde büyük tahribat yarattı.

      Abdülhalmid'in ilk yılında Osmanlı bitmişti. Tahta çıktığı dönemde Rusların İstanbul da askerleri var. İngiliz ve Fransızlar, geniş Osmanlı mülkünü Ruslara kaybetmek istemediler, Ruslar da İngilizler ile savaşa cesaret edemedi. Aralarında anlaştılar, Abdülhamit ve sonraki padişahlar, Batılı devletler için Osmanlı mülkünü emaneten koruyan insanlardan ötesi olamadı. Rusların İstanbula girmesinden 37-38 yıl sonra ingilizlerin istanbula yerleşmesi ingiliz başarısıdır.

      Denge siyaseti dedikleri de budur, Rusya ve Batı devletleri arasında bir ona bir buna dönmek. İstanbul'a kadar gelmiş düşman askerine karşı kimse devleti düşman istemediği sürece ayakta tutamazdı. Devletin ayakta kalmasını isteyenler Batılı devletlerdi.

      İngilizlerin, Arap topraklarında yaptığı istihbarat çalışmalarının İngiltereye faydasını gören Ruslar da Anadolu'da istihbarat çalışması yapmak istediler. İsmini unuttuğum bir Rus general, Abdülhamit döneminde, İstanbul dan Anadoluya Rus istihbarat ağını kurdu. Korunmasını da bizzat Osmanlı sarayı yaptı. İstihbarat servisi genellikle Sünni cami imamları ve din adamları ile yapılmıştı. Rus lider, Putin bile, bu ağ içinde Türkiyede yıllar sonra çalışmıştır. Günümüz diyanet ve çoğu din adamının da Atatürk'e küfretmesi tevekkeli boşuna değildir. İstiklal Mahkemelerinde, genellikle Rus ve İngiliz etkisindeki cemaatcilerin kelleleri alınmıştır. Sonradan Ruslar bir şekilde Türk diyanetine de sızdılar ve geliştiler.

      Abdülhamit filan hikayedir,

      Şurada Rusların, İstanbul Avcılar ve Çatalca'da çektirdikleri fotoğraflar var.

      https://onedio.com/haber/rus-arsivlerinden-cikan-1878-yilindan-kalma-14-nostaljik-istanbul-fotografi-652808

      E!0mO%aVNe$Kk3%r

      Sil
    7. "Rusların İstanbula girmesinden 37-38 yıl sonra ingilizlerin istanbula yerleşmesi ingiliz başarısıdır." 1915-1916 yıllarında hangi İngilizler İstanbul'a yerleşti?

      Sil
  19. Hocam, burdan bakınca da pek değer kaybetmiyor gibi geliyor.

    YanıtlaSil
  20. Mahfi bey

    Oğuz Aral'ı tanır mıydınız?

    "Gırgır" dergisini okur muydunuz?

    YanıtlaSil
  21. "Bu görünümü tersine çevirmek için hiç zaman geçirmeden bir risk envanteri çıkararak en kolay çözülebilir olanlardan başlayıp riskleri tek tek ortadan kaldırmaya girişmemiz gerekiyor."
    Mahfi Hocam bizi en cok endiselendiren kismi burasi. Hic bir onlem alinmadigi yetmezmis gibi secim yatirimi olarak siddet ve kutulastirma dili artacak gibi bir manzara var ulkede.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef risk çözmeye değil artırmaya yönelmiş durumdayız.

      Sil
  22. Hocam Yazı için teşekkürler. Basit ve anlaşılır şekilde konuyu izah etmişsiniz. Çift para birimli bir durumdayız. hatta piyasa kontrolü ve baskınlık açısından yabancı para birimlerine bağımlıyız. Bu konuda riskler hızlı bir şekilde aşağı çekilmezse, kırılganlık daha da artacaktır. Enflasyon ve faizler uzun bir süre daha yükselecektir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnişler de olabilir arada ama dediğiniz doğru böyle devam edersek TL'nin değer kazanması mucize olur.

      Sil
  23. Ahmet Beyin oğlu Metin Kamil şu an 3 aylik
    olup Aile şirketinin şantiyelerin başına geçmesi ve kısa dönem askerlik görevini yapmasi icin18 yaşında üniversite Amerikada ekonomi eğitimine
    başlayacaktır. Ahmet Bey, Metin 18
    yaşına geldiğinde 500.000 TL birikim
    yapmayı istemektedir.

    Ahmet Bey bugünden başlayarak her
    aybaşında kaç TL yatırım yapması
    durumunda bu birikim gerçekleşir?
    (aylık faiz oranı %2.50)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet bey, 18 yıl sonraki 500 bin liranın hesabını yapıyorsa, bi zahmet işi gücü bıraksın, hatta kendini köprüden atsın.

      Şantiye sahibi şirketlerin patronu ahmet beyin evinin en az 2 milyon, arabasının en az 500 bin lira olması, Kamil'in doğum günü ve Kamilin annesinin düğün altınlarının 500 bini fazlasıyla geçmesi beklenir.

      Anonim bey/hanım ödev sorusunu, ödev forumlarında da sorabilir.

      Sevgiler.

      2tC#lL3eJ@n*Icq#

      Sil
    2. Cevaba ne güldüm gece gece, umarım siz de hayatınızda bol bol gülersiniz.

      Amerika da çocuk okutacak olan Ahmet bey niye TL ile hesap yapıyor?
      Ahmet bey TL nin değil 18 yıl, 18 hafta sonra ne olacağını biliyor mu?
      18 yılda kaç MB Başkanı değişir, faizler kaç kere değişir, 18 yıl faizin sabit olacağının garantisini kim veriyor?
      Yüzde 2.5 aylık faizi kim veriyor ki Ahmet bey alıyor?
      Devletin TL bazında 18 yıl borç yapamadığı ortamda Ahmet bey nasıl yapacak?
      Ahmet beye çocuğun Amerika da okuyacağı garantisini kim veriyor?
      Çocuk İngiltere de okumak isterse veya sanayide usta olmak isterse bu para ne olacak?
      Nice şantiyeler sahibi şucu bucu diye hapislere girdi, Şantiyeci Ahmet beyin ne garantisi var?
      Ahmet beyin işleri bozulur, ahmet bey batarsa, bu çocuğun hali ne olacak?
      Ahmet bey azrail ile 18 yıllık anlaşma senedi mi imzaladı?
      500 bin gerçekten birikim midir?
      Ahmet bey maaşlı çalışan değil ki niye aybaşında para yatırsın?
      3 aylık oğlu için 18 yıllık kalkınma planı yapan Ahmet bey, kendi emekliliği için bir plan yapmış mıdır? Şahsen çocuk 3 aylık iken ben doktor, sağlık, aşı, yemek planı planları dışında plan yapmıyordum.

      Soruda bir de kısa dönem askerlik planı varmış, ben o kısmı atlamışım, başka arkadaşlara o konuyu devredip huzurlarınızdan çekiliyorum.

      Sil
  24. Faiz düşmeden piyasa canlanmaz ancak faiz düşerse kur patlar enflasyon fırlar oyüzden bu seçenek kanatsız uçmaya benzer.

    Turizm olmazsa bedava dolar girişi olmaz birçok hizmet sektörü yaklaşık 35 milyar dolar ve çarpan etkisinden yararlanamaz. Ülkeye döviz girişi azalınca borç ödemek için ihracatı patlatmak gerekir ancak pandemi den dolayı dünya yarı kapalı yarı açık.

    Bu sistemde abd biraz daha para dağıtıtsa enflasyon dahada yükselir ve sonuçları tüm dünya için ağır olur çünkü dünya ticaretinin yüzde 60 dolar ile ticaret yapıyor.

    Bence abd ve AB ülkelerine birşey olmaz hepsinde para var güç var tarım var hayvancılık var sanayi teknoloji var ve risk yok en büyük riskleri pandemi ancak ilaçta var aşıda var bunlarda onların elinde. Onlar için tek sorun mülteci akını çünkü istemiyorlar dengesiz yaşam. Müslüman ülkeler beğenmedikleri avrupaya koşarak yüzerek uçarak kaçarak her türlü gitmenin peşindeler.

    Türkiyede petrol doğalgaz yok ancak risk çok. Para yok tarım yok hayvancılık yok sanayi teknoloji yok ve hatta aşı yok birileri verirse var. Bizde sadece popülist siyaset var başka birşey yok.

    2023 artık çok yakın değil bence çok uzak. 2 yıl daha bekleyecek güç sabır para psikoloji kredi iş yok.

    Acil durum butonu olsa basacak herkes.

    YanıtlaSil
  25. Hocam,

    Yüksek enflasyon, düşük DXY, yüksek işsizlik,yüksek kur, çalışan kesime yüklenen yüksek KDV+ÖTV, yüksek CDS, gergin siyasal ortam...

    Ekonomimiz açısında güçlü TL ve yüksek alım gücüne sahip olacağımız günler gelmeyecek mi ?

    YanıtlaSil
  26. Hocam kaleminize sağlık. Hastalığı tespit ve tedavi sunumunuz bazı ekonomist geçinen finansçılara ders olmalı.

    YanıtlaSil
  27. Hocam mevduat faizi %19 gözüküyor ama mesela yapı kredi bankasında paramı mevduata yatırayım diyorum %7-8 civarında geziniyor faizler ve çok çok az. Niçin bu kadar fark var ya da oluşuyor? İnsanlar dövizini neden bozsunlar o halde? bu fark niçin var her banka kafasına göre ayarlayabiliyor mu onu?

    YanıtlaSil
  28. Hocam yüksek faiz var iken nasıl olurda sanayi üretimi vb şeyler yüksek gelir? Avrupa'da imalatın iyi olması olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek faiz sanıldığı kadar üretimde etkili değil. Fiyatlar arttığı sürece maliyetlere gelen artışlar üretimi etkileyemiyor.

      Sil
  29. Kaleminize sağlık hocam. Ülke ekonomisinin röntgen filmi gibi olmuş

    YanıtlaSil
  30. Enflasyon yükseldikçe tl değer kaybeder,bu kadar basit.2021 yılında rekabetçi olmak için işiniz degersiz tl ye kalmışsa bu tükenmişlik göstergesidir.

    YanıtlaSil
  31. Hocam 1$=10tl olduğunda hemen sıfır atarak bir süreliğine ekonomik istikrarı yeniden kazanabilirmiyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şakacı Anonim sizi,

      Cevabı siz de biliyorsunuz ki öyle bir şey olmaz.

      TL, arka bahçe haline gelmiş mafya tarafından yönetilen bir devlet parası, itibarı o kadar olur, taliplisi de o kadar olur.

      @YDG9zMee23p0Klq

      Sil
    2. En güzeli hazır elimizi bulaştırmışken 3 sıfır atalım, 5 akçe- kuruşa çorba içeriz mazideki gibi, ekonomi şahlanır, tutamayız..Şaka bir yana; paradan sıfır silinmesi ekonomiye istikrar kazandırmak için değil, olan ekonomik istikrarı en düşük maliyetle paranın yüzüne yansıtmak için yapılır, ha tabi bir de meydanlarda halka ucuz siyaset yapmak için..

      Sil
    3. Şakalarımız bile mucize çözümler üzerine.

      Sil
  32. Hocam şuan dolar anladığım kadariyla faizin artma ihtimaliyle ABD'ye çekiliyor. Peki faiz artmıșken çekilmesi neden? Yaziniz harika idi. Elinize sağlık. Tesekkurler, saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Yabancı fonların buraya gelmesinin nedeni yüksek faiz ve TL'nin sürekli değer kaybetmesi nedeniyle iyi kazanç elde etmeleri. Ama bu aynı zamanda yüksek riskli bir yatırım. Çünkü burası riski çok yüksek bir yer. O nedenle ABD'de faiz yükselirse (buraya göre düşük olsa bile) artık risk almaktan vazgeçip o faizle yetinmeyi düşünüp dönüyorlar.

      Sil
  33. Ekonomi yönetimi bir hata yaptı ve düşük kur (6.80)düşük faiz(%10) politikası uygulamak istedi. Yeterli rezervler olmadığı için bu politika başarısız oldu ve cari açığı arttırarak yüksek kur yüksek faize dönüştü.

    Elbette düşük kur düşük faiz politikası gibi yüksek kur yüksek faiz politikası da sürdürülemez. Şimdi gelinecek nokta, yüksek kur düşük faiz politikası olacak.

    Yüksek kur politikası, cari denge oluşana kadar devam edecek. Dolardaki artış durunca , önce enflasyon, sonra da faizler düşecek.

    Dolarizasyonun risklerle felan alakası yok. Tamamen arz taleple alakalı bir durum.

    Doların baskılanması sebebiyle cari açık verdiğimiz için ülkedeki dolarlar eriyor ve bu durum doların değerini yükseltiyor.Doların değeri yükseldikçe, vatandaş dolar alıyor..

    Eğer doların değerinin belirlenmesi, müdahelesiz olarak serbest piyasaya bırakılırsa, 1-2 aya denge kurulur. Eğer baskılama devam ederse o zaman patlama olur.

    Şu aşamadan sonra dolar serbest bırakılmalıdır. Az çıkarsa cari açık dengelenir. Çok çıkarsa cari fazlaya geçilir cari fazla tarafından dolar dengelenir ve frenlenir.

    Eğer doları baskılamak için rezerv eritme (düşük kur düşük faiz aracı) ya da faiz arttırma (düşük kur yüksek faiz aracı)
    Yoluna gidilirse cari açık kapanmaz ve dolarizasyon bitmez. Ayrıca faiz arttırma ekonomiyi bitirme noktasına getirir.Ağustos-2018 sonrası dönemi gibi..

    Bu iş bu kadar basittir. Doları baskılamak için elimizde kalan tek araç cari dengedir. Serbest piyasaya güvenmeliyiz. Sabır acıdır meyvesi tatlıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nerede olduğunu herkesin tahmin ettiği ama söyleyemediği şu meşhur 128 milyar dolar da MB'na dönerse cari dengeye epeyce katkı sağlar tabii...

      Sil
    2. Hani dolar 8,50 yi geçince 15 tl olurdu? Bakın 8,60 a gitti ordan döndü. Bu korku yüzünden TCMB'nin 130 milyar dolarlık rezervi eridi. Serbest Piyasaya güvenmekten başka şansımız yok.

      Dolar öyle müdaheleyle düşürülebilecek bir şey değil. Rusya da zamanında müdaheleyle doları düşürürüm sandı 300 Milyar dolarını kaybetti...

      Sil
    3. Maalesef atılması gereken adımları atmayınca hatta tam tersini yapınca bu tür yanlış politikalardan mucize çözümler beklemek kaçınılmaz oluyor.

      Sil
  34. Kemal Halkbank28 Mayıs 2021 11:15

    Tespitlerinizi okudum yine önemli noktaları irdelemişsiniz Teşekkürler.

    Bu tespitlerinizi aktardığınız 26 Mayıs 2021 tarihinden bugün bu yorumu attığım 28 Mayıs 2021 tarihine (2 gün sonra) dolar 8,57 seviyesinde. İstikrarlı artışı da sürüyor.

    Ben moratoryum için gün saydıklarını düşünüyorum artık...

    YanıtlaSil
  35. Mahfi Hocam Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ın Türkiye'nin içinde bulunduğu borç ve faiz ekonomisinden nasıl kurtulacağına dair bir takım vaatleri var. İktidar olmaları halinde borç almadan, ilave zam yapmadan, ilave vergi koymadan tamamen milli kaynaklarla yılda 150 milyar dolar kaynak bulacaklarını ve bu kaynakla asgari ücretliye, memura %50 zam yapacaklarını ve bu sayede sıfır borçlanma ve sıfır borc faizi ödeme ile Türkiye'yi borç batağından kurtaracaklarını ve sanayi, teknoloji, tarım, hayvancılık sektörlerinde kalkınma yapacaklarını söylüyor. Bu 150 milyar doların nasıl bulunacağına dair parti il ve ilçe teşkilatlarından milli kaynaklar kitabını da bulabilirsiniz. Yani kaynağı nasıl bulacaklarını da anlatmışlar, boş konuşmuyorlar. Mahfi Hocam sizce bu mümkün mü, başarılabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye mucize inanışlarını bir kenara bırakmadan, yediği içtiği yemeğin faturasını ödemeden dükkandan kaçma hesapları yapmayı bırakmadan, önce bedeli ödeyip sonra da yeni bedeller yaratmamayı zihnine kazımadan bu bataktan çıkamaz. Mucize vaat edenlere inanmayın.

      Sil
    2. Mucize diyorsunuz ancak 1996 yılında Erbakan'ın memura %50 zam yapmasına siz de tanıklık ettiniz.

      Sil
    3. Eski Refah ne yaptı ki yenisi üzerine koysun!
      https://dostbeykoz.com/merhum-erbakan-in-beykoz-daki-yalisi-satiliyor-
      Erbakanların boğazda yalısı var, rahmetliden sonra paylaşamadılar, partinin hazineden gelen paralarını alıp kendi üzerlerine yapmışlar. Düşün dönen dolapları, yetmemiş sıra oğluna gelmiş..
      Mahfi Hocam kibar bir insan, o yüzden "mucize vaatler" demiş.
      Allahım sen aklıma mukayyet ol!

      Sil
    4. Fatih Erbakan İsrail'e asker gönderelim de diyor. Babası rahmetli Necmettin Erbakan da benzer söylemler, Filistin güzellemeleri ve keskin İsrail açıklamaları ile refah yol hükümetini kurup 2 ay içinde İsrail ile askeri anlaşmalar, tatbikatlar yapmıştır. Buyurun kaynakları ile okuyun.

      Erbakan hükümeti iktidar koltuğuna oturur oturmaz, iki ay sonra 28 ağustos 1996'da İsrail'le savunma sanayi işbirliği anlaşmasını imzalamıştı. bu anlaşma hiçbir cumhuriyet hükümetinin imzalamaya cesaret edemediği bir anlaşmaydı. (25.07.2006 Muharrem Bayraktar, Yeni Mesaj)

      "iki yıl önce idi Konya'dan Ankara'ya giderken yol kenarında üstünde uçak resmi olan üçgen trafik levhaları görmüştüm. dikkat alçak uçuş yazıyordu üstlerinde! Konya ovasında nicedir eğitim uçuşu yapan İsrail jetleri idi söz konusu olan ve dayandıkları ikili anlaşmalar Refahyol hükümeti zamanında imzalanmıştı." (Ulvi Alacakaptan, cemaat.com. 29/07/2006)

      "Türkiye ile İsrail arasındaki savunma işbirliği anlaşması (sia) 1996 yılında Necmettin Erbakan'ın başkanlığındaki Refahyol hükümeti döneminde imzalandı. bu anlaşma savunma sanayii ile karşılıklı askerî eğitim ve istihbarat paylaşımı içeriyor. bu çerçevede İsrail "Güvenilir Denizkızı Tatbikatı" ile "Anadolu Kartalı Hava Tatbikat'ına düzenli katılıyor. İsrail savaş uçakları ayrıca Türkiye hava sahasını kullanarak Konya'daki hava üssünde gece de dahil olmak üzere eğitim uçuşları yapıyorlar. savunma sanayii alanında da sıkı bir işbirliği mevcut. F-4 uçaklarının büyük bir bölümünü kapsayan ilk paket modernizasyonu İsrail yaptı. M-60 tanklarının modernizasyonu da İsrail'e verilmiş durumda. iki ülke arasında terörizme karşı istihbarat paylaşımı da var." (Ali Bulaç, 23 ağustos 2006)

      "İçeriği ve hatta imza protokolü bile halktan gizlenerek 28 ağustos 1996 günü Ankara'da imzalanan askeri ve istihbarat içerikli İsrail-Türkiye savunma anlaşması, refah partisi başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Necmettin Erbakan'ın onayıyla gerçekleştiriliyor. İsrail karşıtlığı nedeniyle kitlelerden oy alan bir partinin, İsrail'le, Müslüman halkların aleyhindeki ve İsrail'in yayılmacı- katil varlığını meşrulaştırıcı bir konumdaki stratejik bir anlaşmaya imza atmasının nedenini iyi niyetli bir yaklaşımla yorumlayabilmenin imkanı yoktur. (Haksöz dergisi, sayı 66 eylül 1996 gündem yazıları)

      Haksöz dergisi 66. sayı -> https://www.haksozhaber.net/okul/baslik-yok-78d-p1.htm

      Yukarıdaki kaynaklardan sonra, Selim Palavan gibi bir dehadan ders almış Necmettin hocanın icraatları ortadayken. Eğitimsiz, daha ehliyet yokken araç kullanıp ölüme neden olmuş ve ceza almamış, bırakın yöneticilik vasfı taşımayı babasının isminden başka bir gücü olmayan birinin sözlerini asla ciddiye almayın. Özellikle bu kişi paralı askerlik yapıp İsrail'e asker yollayalım diyorsa.

      Sil
  36. Hocam Eylül ayına çıkarmıyız ciddi soruyorum bu soruyu. Net olarak Eylül ayına kadar döviz patlamadan ulaşırmıyız.

    Yurt dışına çıkacam ozamana kadar patlamazsa döviz parayı denkleştireceğimde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende pound kazanıp, TL kredi ödüyorum, patlayacaksa bir an önce patlasa da rahat etsek, eylüle kalmasa.

      Sil
    2. Bu iki farklı yaklaşımı bağdaştıramam.

      Sil

  37. Bir ülkenin ekonomik göstergesi ,o ülkenin cari dengesidir, o ülkenin dolar kuru değildir.

    Ekonomi yönetimi ve tüm siyasi partiler, cuma gününe kadar ekonomik gösterge olarak dolar kurunu baz aldıkları için dolar baskılandı ve bu yüzden çok fazla cari açık verdik.

    Eğer o 6.80 baskılaması olmasaydı ve doların o zaman 8.60 a çıkmasına izin verilseydi hem TCMB rezervleri erimeyecekdi hem de o zamandan bu yana 80-100 milyar dolarlık cari açık vermemiş olacakdık.

    Cuma günü anladıkki ekonomi yönetimi bu gerçeği gördü ve doları serbest bıraktı. Dikkat ettiyseniz borsa da bunu yükselişle kutladı.

    Eğer bir ülkede borsa yükseliyorsa, o ülkenin ekonomik beklentisi iyileşiyor demektir...

    Serbest piyasaya güvenmeliyiz. Serbest piyasa ,doları olması gerektiği yere getirir ve orada bırakır. Bu sayede ekonomiyi küçülten işsizliği arttıran cari açık ortadan kalkar.

    Cari açık düzelince kur artışı durur,kur artışı durunca maliyet enflasyonu düşer ve faizler düşer ekonomi düzelir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de,
      bir de faizleri düşürüp rahat rahat milletin yatırım yapması için kredi oranlarını indirirlerse, gerisini Avrupa düşünsün, tüm sektörlerin pazarlarını Allah'ın izni ile ele geçiririz.

      Sil
    2. Sn Anonim 08:11

      Dönüp dönüp aynı şeyleri yazıyorsunuz da, yazdıklarınızı nereden düzeltmeye başlayacağımı bilemediğim için en iyisi dağınık kalsın diyerek bırakıyorum. Bir kere herhangi bir ülkede serbest piyasa ekonomisine güvenebilmek için o ülkede serbest piyasa ekonomisi olması lazım ki güvenip güvenmeyeceğimize karar verebilelim.

      Özerk olması gereken bir MB'nın başkanı iki ayda bir zırt pırt değiştiriliyorsa ve her gelen gideni aratıyorsa, tüm ekonomik kararlar "faiz sebep, enflasyon sonuç" iddiasındaki tek bir kişinin iki dudağından çıkacak sözlere göre bir gecede düzenlenen KHK'larla alınıyorsa, yükselmesiyle ekonomik beklentilerin düzeldiğinin indikatörü olduğunu söylediğiniz dünyanın en manipülatif borsasından son yıllardaki yabancı kaçışı had safhadaysa ve borsanın en büyük oyuncusu denetimsiz bir devlet fonuysa, ülkede ihale kanunu adamına göre her hafta yeniden yazılıyorsa, kapitalizmin en temel kuralı olan mülkiyet hakkı bile rafa kalkmışsa, yasaları-anayasayı takan yoksa v.s v.s hangi serbest piyasadan bahsediyorsunuz anlayamadım açıkçası.

      Bugün eğer dolara müdahale edilemiyorsa tek sebebi MB'da müdahale edecek döviz kalmaması, yoksa kimsenin bir şey gördüğü ya da bildiği yok. Bu aralar yeni bir sevkiyat olduysa bu hafta NHN kaleminden 10-15 milyar sokup müdahale ederler, merak etmeyin. O zaman da dolara mutlaka müdahale edilmesi gerektiğini ve MB'nın tam zamanında bu müdahaleyi yaptığını savunan bir yorum yaparsınız artık...

      Sil
    3. Sn Mahdut bu işin doğrusu budur başka seçenek yoktur. Sorunlar elbette var. Ama ana sorun budur. Mecburiyetten ya da değil gelinen nokta gelinmesi gereken noktadır.

      Gerek kura gerekse borsaya , devlet müdahelesi yanlışdır . Bundan ders çıkartılması gerekir.

      Sil
    4. Sn Anonim, bu işin doğrusunu başta blog'un sahibi tüm detayları ile, sonra da kimi yorumcular dilleri döndüğünce yıllardır anlatıyorlar. Herkesin merak ettiği şey işin doğrusunun ne olduğu değil, bunca yıldır bunlar bilindiği halde neden tam tersinin yapılıyor olduğu.

      Gelinmesi gereken noktaya gelindi dediğiniz yer illegal bir takım oluşumlarla hem bizlerin, hem de tüm dünyanın tiksintiyle izlediği bir takım ilişkilere girilmiş olması ise kusura bakmayın, biz almayalım...

      Sil
  38. Hocam çok güzel bir yazı elinize sağlık. Benim konu dışı bir sorum olacak Covid sürecinde gelişmekte olan ülkeler karşılık nakit yardımı yapma konusunda çok yetersiz kaldı gelişmiş ülkelere göre. Bu durumun temel nedeni nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      1. Bu ülkelerde demokrasi daha zayıf ve yönetenlerce yaratılan algı gerçek yaşamdan farklı.
      2. Bu ülkeleri yönetenler yarattıkları algı sonucu kendilerini kimseye hesap verme zorunda hissetmiyor.
      3. Halk da zaten hesap sorma eğiliminde değil.

      Sil
    2. Mahfi hocam
      3. madde çok güzeldi

      Sil
  39. Hocam bu ekonomi bilimi bana ilüzyon,serap gibi geliyor,şöyleki ben bir çiftçiyim ayçiçeği ve buğday ekiyorum,son 10yılda aynı dekardan elde ettiğim ürün miktarını internetten ögrendiklerim ve hollanda da tarımla uğraşmış kuzenim sayesinde 3kattan fazla arttırdım,2010da 8-9ton iken rekoltem geçen sene 32tondu..normalde 3kattan fazla zenginleşmem gerekirdi öyle değilmi,ama kazın ayağı öyle değil işte.10sene önce gelirim bana ve aileme rahat rahat yeterken şuanda gelirim kadar birde ziraaten kredi çekmeden işleri döndüremiyorum,hayat çok pahalılandı..ben olayın sadece makro ekonomik yönetim beceriksizliği olduğuna da inanmıyorum,dünya çalışanın üretenin artık makbul olmadığı bir yer haline geldi,bir kripto para diye birşey çıkardılar,10yılda 32bin kat artmış değeri,sebep?kimse bilmiyor,çöpler ithal ediliyor,borç senetlerinin kendisi değil bakın sigorta primlerinin bilmemnesi artık değerli kağıt diye alınıp satılıyor,dünya tuhaf bir yer oldu,daha da olacak,işin kötüsü daha neler olacağını da kimse bilemiyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Anonim,

      Ekonomi biliminden ziyade, işin para kısmı tamamen illüzyondur.

      Batı dünyasında, Rusya ve Çin'de tarım üretimi çok değerlidir. Tarım, her ulus için ulusal güvenlik meselesidir.

      Türkiye özelindeki durum, sizin seçme ve seçilme hakkınız uzun yıllardır yok. İllüzyon kısmı burada. Türk siyasetini batı istihbaratı uzun zamandır kontrol ediyor. Onların biçtiği yere doğru Türkiye adım adım gidiyor. Beceriksiz yöneticilerin arkasında ciddi profesyonel istihbaratçılar olduğu için tepede yıllardır duruyor. Servetiniz verimsiz yatırımlara, kaynaklarınız dış ülkelerin bazı operasyonlarının finansmanlarına akıyor. Sürecin doğası Türkiye'yi fakirleştiriyor.

      Hollanda'da tarım ile uğraşan kuzeninizden Hollanda çiftçisinin durumunu size aktaracaktır.

      Kriptolara da girecekseniz, dikkatli girin, kendinizi riskinizi bilerek girin.

      ^VTHzfZX@748MAqz

      Sil
  40. bu güzel yazınız için çok teşekkür ederim mahfi hocam

    YanıtlaSil
  41. Mahfi hocam iyi geceler konuyla pek alakası yok ama 30 ve 40 lı yaşlar arasında bulunan bir nesil olarak şu an için 2-3 yaşlarındaki evlatlarımızı ülke içi veya dışı farketmeksizin hangi eğitim alanı ve meslek ihtisas grubuna yönlendirmemizi önerebilirsiniz , malum şu an ki bulunduğumuz neslimizde bile kendimiz ülke içinde elimizde var olan işlerimiz ve alanlarımız konusunda üzülerek çok büyük sıkıntılar ve sorunlar çekmeteyiz , günümüz şartlarında ne yazık ki artık kendimizden geçtik bir sonraki neslimizin eğitim , iş ve mesleki gelecek kaygılarını düşünmekteyiz ,şimdiden öngörülerinize ve tavsiyelerinize minnettarız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Anonim,
      Çok zor bir soru, bizim yaşadığımız dönem ile bir nesil sonrası arasında ciddi farklar oluşabiliyor.
      En güzeli bir meslek dalında uluslar arası iş ortamında iş yapabileceği şekilde yönlendirmek.

      Misal, elektrik, elektronik, sanat alanları, matematik, fizik, yazılım, kimya vs gibi alanlar günümüzde çok popüler ve hızlı iş bulunan alanları iken, sosyal bilimlerin veya finansın özellikle istatistik, matematik, yapay zeka, algoritma geliştirme kısımlarında da emek veren insanlar dünya genelinde iş buluyorlar.

      Şahsi tecrübemi sorarsanız, çocukken anne-babamın, ilk-ortaokulda okuma sevgimin, askeri lisede aileden ayrılıp çapraz sorgulama becerimin olması geleceğim üzerinde belirleyici oldu derim. Askeri lisede, ilk günümde Ali Fuat Başgil'in Gençler ile Başbaşa'sı bize ilk okutulan kitap idi. Hafızam yanıltmıyorsa, askerde iken aldığı notlar ile yazmış bu kitabı.

      2-3 yaş çok güzel yaşlar, bana sorarsanız, anne baba olarak haber okumak ve TV başında vakit geçiriyorsanız, o zamanı pedagogların ücretsiz youtube vidyolarını izlemeye ayırın. Çocuğunuz olgun, kendini bilen bir insan olsun. İnce motor, kaba motor becerileri gelişsin, kendinin farkına varsın.

      Profesyonel askerdim, sivilden gelenler ile muhatabiyetimiz olmazdı, ancak ister istemez aynı ortamı paylaştığımız çok zaman oldu, binlercesini gördük, 20li yaşların başındaki o gençlerin yürüyüşü, iş yapışı, konuşması, hareketleri, disiplinli iş yapıp yapamaması benim gibilerin zihnine hemen anne-babalarını getirirdi. Gençlerin yüzde 90'ının gelişimleri 13-15 yaş arasında kalmış. Bu tip insanlar ister-istemez kendi başlarına uluslar arası iş ortamında çalışamazlar.

      20li yaşların başında malulen emekli olunca, sivil hayatın iş ortamında 50-60lı yaşlarında çok iş insanı gördüm. Yüz milyonlar, milyarlarca servet yönetiyorlardı. Onların da yüzde 90'ının gelişimlerinin 13-15 yaş arasında kalıp bittiğini gördüm. Bu iş insanları da mesela, milyarlarca liranın desteğine rağmen uluslar arası iş ortamına giremiyorlar. Siyasileri de, dinleyin mikrofonlardan 13 yaş ergenleri konuşuyor, sözde ülkeye yön veriyorlar, o kadar açık ve net ki birilerinin onları kukla gibi yönettiği. Türk toplumunun gelişimi böyle, bu yüzden çocukların eğitimi anne-babaya düşüyor. Uluslar arası arenaya çıktığınızda karşınızdaki insan ile Türk ortamındaki insanın eğitim/karakter farkını hemen görürsünüz.

      Hocamızın yazdığı TL bölgesi ekonomisi de, bir yönü ile TL bölgesi insanının gelişiminin uluslar arası ölçümüdür.

      Hayatın nereye insanı götüreceğini bilemeyiz. 20 li yaşların başında elimde silah Afganistan, Kafkaslar, Kuzey Irak'da gezerken, 40lı yaşın ortasında büyük uluslar arası bankanın birinde Vice President oldum. İşten bir sebeple ayrılsam, umurumda da olmaz, şöförlük de yaparım, silahlı güvenlikçilere eğitim de verebilirim, markette kasiyerlik de yaparım, alanımda yazılım mühendisliği de yaparım, borsada al/sat yaparım, hatta hiç dilini bilmediğim bir ülkede bile rahat geçindirebilecek bir iş yaparım.

      Dikkat ederseniz, ne pahalı eğitimden, ne parlak ismi olan okullardan bahsetmedim.

      Çocukları kendilerini, çevrelerini, sorumluluklarını bilen üretken insanlar haline getirmeye çalışmak en güzeli.

      Sevgiler
      18IqPJgs!NA97CUI

      Sil
  42. Siz yıllarca ABD'de yaşadınız, duymuşsunuzdur.

    ABD'de George Washington'a karşı olanlar ve hatta hakaret edenler var mı?

    YanıtlaSil
  43. Türkiye'nin kahrını çekmekten sıkılmışsınız.

    Tibet'e gidip Budist rahip olmaya karar vermişsiniz.

    Korona kontrolünden geçerek vize işlemlerinizi tamamlamışsınız, hangi tapınakta yaşayacağınızı belirlemişsiniz, rahip olma yolunda ilk adımınızın ne olduğunu da öğrenmişsiniz.

    Yakında gidecekmişsiniz.

    Doğru mu Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin kahrını benden daha fazla çeken çok sayıda insan var ve ne yazık ki pek çoğu ne çektiklerini bile bilemiyor. Yanlış eğitim insanı kör eder.

      Sil
  44. Hocam risk envanteriyle ilgili bir yazı paylaşırmısınız. Riskleri sıralayıp kolay çözülebilir olanları ve çözüm yollarını paylaşırsanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  45. Mahdut sana söyledim bana kızdın. İşte Sn. Cumhurbaşkanımız da talimatı verdi. Faizler aşağı kur yukarı..

    Yüksek kur düşük faiz politikasıyla
    -İhracat odaklı büyümeye geçilecek
    -Merkez Bankasının rezervleri hızla dolacak
    -Tüm dünyada olduğu gibi ,enflasyonla mücadele bir süreliğine rafa kalkacak
    -Zaten cari fazlaya geçileceği için enflasyondaki artış ,dolar artışının durmasıyla duracak.
    -düşük faizle , pandemi sebebiyle zorda olan ve kredi kullanan vatandaşın nefes alması sağlanacak.


    Ülke ekonomisini batıran, cari açığı arttırıp rezervleri bitiren, ekonomiyi küçülten düşük kur-yüksek faiz dönemi bitmiştir.
    Hayırlı olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yetişin Mahfi hocam, ümmetin kafa epey karıştı, değerli TL ciler ile değersiz TL ciler birbirlerine girdi.
      Denge noktasında anlaşamıyorlar.

      Sil
    2. Faiz düşürdükçe reis, trolleyenlere de bir coşku geliyor.
      Reis faizleri, millet daha hızlı gelir kaybetsin, zengin sınıf tek bir yerde toplansın,
      ülkenin yönetimi daha kolay olsun, tek parti altında siyaset konsolide olsun diye yapıyor.

      Ne kadar fakir, o kadar iktidar gücü, ölümüne iktidar.

      Sil
    3. Hacı, rezervler negatife dönünce dövize müdahale edilemediği için yüksek kur yüksek faize geçildi ve böyle de gidecek. Bunun sonucunun iflas olduğunu görmek için de müneccim olmaya gerek yok. Haziran ya da Temmuz'da faizi 0,25 puan düşürürlerse en geç bir ay sonra zorunlu olarak en az 4 puan artıracakları ortadayken senin deyiminle ülke ekonomisini batıran, cari açığı arttırıp rezervleri bitiren, ekonomiyi küçülten tiplerin ne dediklerinin benim gözünde bir anlamı yok.

      Ben sana kızsam ne olur, kızmasam ne olur. Eline bir metin veriyorlar, yazıp duruyorsun. Yarın yüksek faizi savunan bir metin verirler, onu yazarsın. Sonuçta ülke ekonomisinin acınacak hali ortadayken bu durumu sen kendine yedirebiliyorsan, aynaya bakarken hiç utanmıyorsan beni ilgilendiren bir durum yok...

      Sil
    4. 1,5 yıldır süren pandemiden dolayı bütün dünya faizleri indirmiş. Birçok ülke eksi faize geçmiş sen ne saçmalıyorsun?

      Hayatında simit satmamış, ekonominin dinamiklerinden haberi olmayan klavye ekonomistlerinin peşinden gidersen böyle saçmalarsın işte..

      Anlamıyorsun. Anlamak istemiyorsun. Milyonlarca insan işsiz, milyonlarca işyeri aylarca kapalı kalmış insanlar kredilerini ödeyemez hale gelmiş.Insanlar intihar ediyor.
      Sen hala %19luk faizi sabit tutmaktan bahsediyorsun ..

      Gerçek Enflasyon olmuş %40 . sen
      Faizi %20 yapmakla bu enflasyonu düşürebileceğini mi sanıyorsun?

      Enflasyonu düşürmek için faizi en az %45 yapman lazım aksi takdirde hiçbir işe yaramaz. Bunu yapabilirmisin ? Yapamazsın... O zaman bırak enflasyonu sen cari dengeye odaklan.

      Naci Ağbal çok büyük hata yapmışdır. Bu pandemi ortamında %10 luk faizi %19 yapıp doları 7 ye indirtmiş bu şekilde kredi borcu olanların batmasına, ayrıca cari açık vermemize sebep olmuştur.

      Sen ve peşinden gittiğin klavye ekonomistleri Naci Ağbalı alkışlamışlardır.

      Sen ne kadar ağlarsan ağla bu iş bitti. Olay bitmiştir bundan sonraki politika, düşük faiz yüksek kur politikasıdır. Tcmb nin viop kontratlarına baktığında da bunu görebilirsin.12.ay viop kontratında dolar fiyatı 9.90 dır.

      Sen git klavye ekonomistlerini takip etmeye devam et.Hiçbirşeyden anlamıyorsun ekonominin nereye gittiğini göremiyorsun...

      Boş yazıyorsun yazdıklarının hiçbir değeri yok..

      Evet Cumhurbaşkanımızın faiz sebep enflasyon sonuçtur tezi doğrudur. Ancak Cumhurbaşkanımızın söylediği sebepten dolayı değil, yüksek faiz, düşük kura sebep olup cari açığı arttırdığı için enflasyona sebep olur yoksa ürünlerin maliyetini arttırdığından değil..

      Peki neden düşük kur düşük faiz işe yaramadı? Çünkü yeterli rezerv olmadığı için düşük kur, cari açığa yol açtı.
      Cari açık dolar kaçışına sebep oldu dolar kaçışı hem rezervleri eritti hem de kurun yukarı gitmesine sebep oldu.

      İşte buradaki hata görüldü ve cari açığın ortadan kaldırılması için kurun gerçek değerine gitmesine izin verildi. Kurun gerçek değeri nedir? Cari dengenin oluştuğu değerdir...

      Sen istediğin kadar ağla sızla, bu ülke artık faizcilerin sömürdüğü bir ülke olmayacak.

      Ne güzel iş len bu?

      Faizi fırlat, doları düşür bir taraftan faizciler sömürsün ülkeyi diğer taraftan da ucuz ithalatçılar cari açıkla ülkedeki dolarları yurtdışına götürsünler. Bitti kardeş bitti o günler bitti hadi geçmiş olsun... Sen klavye ekonomistlerini takibe devam et..

      Sil
    5. Dolar 8,60 TL'yi geçmiş, bunun neresi düşük kur. Yüksek kur nedir acaba? 15 TL olunca mı yüksek kur olacak. TL tüm yabancı paralar karşısında değer kaybıyla paçavraya dönmüş, dünyada değer kaybı rekorları kırmakta. siz hala düşük kur olduğunu söylüyorsunuz.

      Sil
    6. -Merkez bankasının rezervleri hızla dolacak.(Dolamadı)

      Sil
  46. Yani TR riski azaltmak icin faizi düşürmelimidir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam tersi: Faizin düşmesi için riskleri azaltmalıdır.

      Sil
  47. Hocam merhaba. Yorulmadan, sıkılmadan yorumlarımızı okuyup cevap veriyorsunuz size minnettarız.

    Ekonomi okur yazarlığı sayenizde gelişen biri olarak merak ettiğim ve bazı çevrelerin sürekli önümüze sundukları bir mesele var. Japonya örneği. Japon para biriminin dolar karşısındaki değeri hakkında. Bloğunuzda bu konu hakkında bir yazı var mı? Adamlara diyorsun ki dolar uçtu gidiyor, alım gücümüz çöküyor, onlar da uzun vadede iyi bir şey bak Japonya diyorlar. Anlayacakları şekilde nasıl anlatmalıyız bu durumu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam, anlatmayın, onlar eğitilemezdir, onlar anlamazdır.
      Çok anlatmak istiyorsanız, köylerden birine gidip kırda koyunlara anlatın, daha anlayışlılardır.

      Sil
    2. Japonya 35 yıl önce iyi bir örnekti. Son 35 yılda tamamen durgunluk içine girdi ve ivme kaybetti. 15 yıl öncesine kadar dünyanın ikinci büyük ekonomisiydi bugün Çin geçti, yarın Kore de geçecek.

      Sil
  48. hocam merhaba borç sürdürülebilirlik göstergeleri nelerdir yardımcı olur musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konudaki yazılarım eskidi, belki yenisini yazmanın zamanıdır.

      Sil
  49. Mahfi hocam selamlar , konu dışı bir sorum olacaktı benim ; Maliye bölümü 1. sınıf öğrencisiyim , mezun olana kadar muhasebe ve hukuktaki açıklarımı kapatıp tüm sınavlara hazır hale gelmek istiyorum , bunun için de açık öğretim fakültesinden işletmeyi mi iktisatı mı önerirsiniz veyahut başka bir öneriniz var mıdır ?
    Saygılar..

    YanıtlaSil
  50. Hocam, daha önce de sormuştum. Enflasyon hesabı yanlış ise tl bazlı GSYIH hesabı yanlış olmuyor mu. Cari büyüme enflasyon etkisi düşürülerek fiili büyüme hesaplanma yapıldığı için yanlış hesaplanmıyor mu. Demek istediğim 100 birimlik bir ekonomide fiyatlar %30 artmış ise enflasyon da %15 hesaplanıyor ise ekonomi aynı yerde dursa bile cari işlem 130 birim olurken büyüme 130/115=1.13 yani ekonomi yüzde 13 büyümüş gibi hesaplanmıyormu. Hatta USD kuruna dönsenizde aynı hata devam etmez mi. Her zamanki basit anlatımınızla bizi aydınlatabilirmisiniz.
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Enflasyonu (ya da GSYH hesabında alınan GSYH zımni deflatörünü) düşük gösterirseniz büyüme yüksek çıkar.

      Sil
  51. TR ekonomisi 40 yıldır borç batağında; bu borçlanmanın gerekçesindeki hikaye ise hep aynı: tasarruf açığı. ancak nedense bu açık 40 yıldır kapanamıyor. çünkü küresel sermaye türkiye ekonomisini, yerel taşeronlar eliyle kırk yıldır dizayn ediyor, sonucunda dış borcumuz sürekli artarken, ekonomi daha da kötüye giderek, kalkınma üretmek yerine işsizlik, enflasyon, devalüasyon ve gelir bozukluğu üretiyor..

    esasında kredinin bileşenleri sadece anapara ve faiz değildir. kredinin koşulları da en az finansal matematiği kadar önemlidir. bizim gibi ülkeleri fonlayan dış kreditörler, yerli ve yabancı işbirlikçileri eliyle yürüttükleri muazzam bir neoliberal propaganda ile bu borcun karşılığında özelleştirmeleri, yerli pazarın küresel şirketlere sonuna kadar açılmasını da sağlarlar. buna karşı çıkarsanız da zaten borç alamazsınız. bu tek çözüm gibi sunulur. ve bu dayattıkları şartlarda borçlanmaya başlayınca da zaten geri dönülemez bir ekonomik kriz döngüsüne girmiş olursunuz. bizim durumumuzun özeti budur.

    xyzt..

    YanıtlaSil
  52. Hocam, küçük bir şirket ile anadolu bakkal marketlerine mal tedariği yapıyoruz.

    anadolu irfanı denilen hadisenin tam orta yerinden her gün aydınlanıyoruz.

    tepeden enflasyon sonuç faiz sebep diye konuşan adam var ya, işte o adam bunların aralarındaki en bilge kişi diyeyim size, gerisini siz hesap edin. (babama kızdım geçen gün niye beni okuttun, her gün boğuluyorum diye, öyle bir irfan denizi)

    ömrünüz uzun olsun, size bu tl niye değer kaybediyor yazılarından her sene ekmek çıkarır, yukardaki yazıdan tarihleri çıkarıp ufak değişikliklerle torunlarınız bile en az 2050 ye kadar ekmek yer, öyle bi irfan hazinesi dolu anadolu.


    YanıtlaSil
  53. Hocam kaleminize sağlık. Ekonomiye ilişkin bilmediğim veya merak ettiğim pek çok konuyu kısa ve öz olarak herkesin veya en azından benim anlayacağı şekilde anlatıyorsunuz. Çok yararlı oluyor. Yalnızca TL. değer kaybetmiyor bu ülkede, bilimsel düşünce, çağdaş eğitim, laiklik, hukukun üstünlüğü, adalet duygusu, liyakat gibi pek çok kavram ve kurum da değer kaybetti ve eğer hala kaldıysa kaybetmeye devam ediyor. TL. deki değer kaybı da bir anlamda bu kayıpların bir parçası ya da sonucu diye düşünüyorum. Mesele yalnızca ekonomi ve maliye politikalarının çok ötesinde. Ekonomi dışı riskler dediğinizde bunları anlıyorum. Bilmem yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Hiç yanılmıyorsunuz tam tersine doğru teşhis koymuşsunuz.

      Sil
  54. Enflasyon kuşa dönmüş hocam,
    Her maaş artırımı öncesi alıştık, önce enflasyon kuşa döner, sonra bizim maaşları kuşa çevirirler.

    YanıtlaSil
  55. Hocam merhaba. Yüzde 55 olarak ölçülen dolarizasyonun ulaşabileceği maksimum seviye kaç olabilir?

    YanıtlaSil
  56. Hocam bilgiler için teşekkürler. Bu devirde böyle donanımlı kişilere ihtiyaç var.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolar, Euro ve Altın

Rezervlere Ne Oldu?