Kitaplar ve Yorumlar 2022 - 7

Con Sinov, Yarının Adamı / Mustafa Kemal’i Anlamak, Masa Yayınları, 2022

Con Sinov, bu takma adla twitterda tarihimizle ilgili yalanları çürüten son derecede akıcı ve açık anlatımlı bilgiseller yayınlıyor. Kendisiyle yüz yüze karşılaşmadım ve o anlamda tanışmıyoruz ama birbirimizi izliyoruz ve arada bir karşılıklı mesajlaşarak kafamıza takılanları birbirimize soruyoruz. Kitabı elime aldığımda ‘Mustafa Kemal Atatürk üzerine kim bilir kaçıncı kitabı okuyacağım, bilmediğim bir şey kaldı mı?’ diye aklımdan geçirmiştim. Gerçekten de Atatürk üzerine onun yaşadığı dönem ve olaylar üzerinde kaç kitap ve makale okuduğumu hatırlayamayacak kadar çok okuma yapmıştım. Ona karşın bu kitap beni çok şaşırttı: Önceki okuduklarımdan farklıydı. Con Sinov’un bilgisellerindeki o akıcı, yalın ve net üslupla yazılmıştı ve tarihi adeta bir roman üslubuyla anlatıyordu. Kitaptan, Atatürk’ün yaşadıklarıyla ilgili bilmediğim, az bildiğim veya tam olarak doğrusunu bilmediğim şeyler öğrendim. Bu kitabı herkesin okumasını öneriyorum.

Erol Bulut, Muzaffer Ulusoy, Analiz Mikro İktisat, Monopol Yayınları, 2. Baskı, 2022

Pek çok mikro iktisat kitabı var piyasada, çoğu çok değerli kitaplar. Bu kitap çok ayrıntılı yazılmış, mikro analizin her konusunu kapsıyor ve grafiklerle anlatıyor. Ayrıca bölüm sonlarında test usulü sorular yer alıyor. Kitap, özellikle KPSS ve kurum sınavlarına yönelik olarak hazırlanmış. Analiz serisi altında Bulut ve Ulusoy’un ‘Makro İktisat’ ve ‘Para, Banka, Uluslararası İktisat, Kalkınma-Büyüme, Türkiye Ekonomisi’ adlı kitapları da var. Ben Mikro İktisat kitabını okudum ve çok beğendim. Öteki iki kitaba hızlıca baktım onlar da çok kapsamlı ve iyi görünüyor. Sınavlara hazırlananlara bu kitapları öneriyorum. 

Ozan Bahar, Nasıl Mutlu Olurum? İnkılap Yayınları, 2022

Gencecik yaşında geçirdiği bir kaza sonucu yaşamını tekerlekli sandalye ile sürdürmek durumunda kalan Ozan Bahar yaşama küsmek yerine bambaşka bir azimle oradan çıkıp yüzbaşılıktan profesörlüğe geçişi başarmış bir akademisyen. Bu kitabında hepimize müthiş dersler veriyor. Küçücük sorunları büyütüp dertler edindiğimiz bu yaşamı nasıl daha iyi yaşayabiliriz ve nasıl mutlu olabiliriz sorularına odaklanıyor. “Mutluluk her şey olumsuzken dahi insanın kendi ruhuna güvenmesidir” diyor. Olağanüstü bir yaşam öyküsünden taşmış, her biri altın değerinde tavsiyeler, görüşler var bu kitapta.

Rebecca Henderson, Kapitalizmi Yeniden Tasarlamak (Çeviri: Kardelen Damla Başaran), Timaş Yayınları, 2022

İnsanlığın en büyük icatlarından birisi olarak görünen serbest piyasanın ardındaki bedeller öylesine ağır ki, kitapta bu bedelleri okudukça şaşıracaksınız. Kapitalizm, refahı artırma, büyümeyi yükseltme bahanesiyle insanları, neredeyse dünyayı yok etmenin eşiğine kadar getirmiş bulunuyor. Henderson, kitabında, kapitalizmin yarattığı sıkıntıları, sorunları, çözülmez hale gelen meseleleri nasıl çözebileceğimizi anlatmaya çalışıyor ve ilginç ve tutarlı çözüm önerileri sunuyor. Öneriler tutarlı ve anlamlı olsa da ne yazık ki bunları uygulayacak yönetimler hiçbir yerde yok. 

Mustafa Sakal, Tekin Akdemir, Elif Ayşe Şahin İpek, Habip Demirhan (editörler), Kamu Mali Yönetiminin Paradigması ve Gelişim süreci, Nobel Yayınları, 2022

Çok yazarlı bu kitap kamu maliyesi, özellikle bütçe ve bütçe bağlantılı meseleler hakkında son derecede derinlikli bir eser olarak öne çıkıyor. Çoğunu artık ülkemiz uygulamalarında görmesek de bütçe hakkı gibi, bütçe ilkeleri gibi, mali kontrol gibi pek çok mali konuda önce ilkeleri ortaya koyuyor ve sonra da bunlarla ilgili uygulamaları anlatıyor. Uygulamadaki yanlışları gösterdikten sonra bunların nasıl düzeltilmesi ve uygulanması gerektiğini de açıklıyor. Kitap, kamu maliyesiyle ilgilenen ve işin aslının nasıl olması gerektiğini merak eden herkes için çok iyi bir rehber niteliği taşıyor.

Yorumlar

  1. Değerli hocam ve üstadım çok teşekkür ediyorum sağolun varolun teveccühünüz efendim güzel yorumlarınız için…

    YanıtlaSil
  2. Hocam Bursa kitap fuarına ne zaman katılırsınız?sabırsızlıkla bekliyoruz bekliyorum

    YanıtlaSil
  3. Sayın hocam kitap örnek gönderme adresinizi rica edebilrimiyim

    YanıtlaSil
  4. Kitap tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Yeri gelmişken son kitabınız Başarısızlığa Övgü ile ilgili olarak sizi bir daha tebrik ediyorum. Yenilerini beklediğimizi de buraya not olarak bırakmak istiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Hocam sizce de akp nin 20 yılı, demokrat partinin 10 yılına benzemiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son beş yılı onun son beş yılına benziyor.

      Sil
    2. Demokrat Parti, Türkiye'nin başına gelmiş en iyi olay. DP 10 yılda neler yapmış bir araştırın. 27 yıllık iktidarda yapılmayan hizmetler DP döneminde yapıldı. Tabi ki ABD yardımları da bunda etkili. Türkiye'de tarımı modernleştiren ve geliştiren partidir. DP'nin ilk 4 yılı zaten altın dönem. 6-7 eylül olaylarından sonra DP çok yanlış politika izlediğini kabul ediyorum ancak ilk 4 yılda yaptıkları inkar edilemeyecek gerçek. Kuzey Kıbrıs şu an bağımsızsa bunu DP'li bakan Fatin Rüştü Zorlu'ya borçlular.

      Sil
    3. Demokrat Partinin Tarikatları, Cemaatleri desteklemesi , Toprak Ağalarını, Aşiretleri desteklemesi , bunların bastırmasıyla Köy Enstitülerini kapattırma çalışmalarına girişmesi Ülkemize yapılan en büyük kötülüklerdir bence. Zamanında Köy Enstitülerinin kapatılması için Adnan Menderesin , Kinyas Kartal gibi toprak ağalarının girişimleri, Ülkemizin Tarım ve Hayvancılık alanındaki gelişmelerinin engellenmesi, Vatan Cephesi ne kayıtların devamlı radyolardan yayınlanmasını da unutmamalıyız.

      Sil
    4. DP ve CHP siyasi parti. Bunların amacı oy almaktır. Oy alabilmek için elbette ki dini kullanmışlardır. Mustafa Kemal de aynıdır. Savaş zamanında Mustafa Kemal dini çok iyi kullanmıştır. "Padişah ve halifeyi kurtarıyoruz." demiştir. Balıkesir hutbesi vardır. Meclis açılışını dualar ile yapmıştır. Meclis açılışında Vahdettin'in ismi zikredilmiştir... Köy Enstitütlerini katleden CHP'dir. Vatan cephesi konusunda haklısın. Tarım ve hayvancılık konusunda ise tam tersi geliştirmiştir. Size tavsiyem şudur: Resmi tarihi sorgulayarak okuyun.

      Sil
    5. Demokrat parti döneminde aşiret ve tarikatlar siyasete sokularak laikliğin altı oyulmaya başlanmış, egemenlerin sınıfsal kaygıları sonucu NATO'ya kabul edilmek için Kore'ye asker gönderilmiş, bunların 721'i ölmüş, 175'i kaybolmuş, 234'ü esir düşmüş, sonuçta demokrat partinin ileri gelenlerinin sözleriyle "bir avuç kan" bedeli ödenmiş ve NATO'ya girilerek ülkenin ekseni tamamen kaydırılmış, iktidar şehvetiyle "siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz" gibi münasebetsizce lâflar edilmiş, 6-7 Eylül olayları gibi utanç kaynağı olaylar yaşanmış, 57 seçimlerinde her türlü antidemokratik uygulama yapılmış, vatan cephesinden de beter tahkikat komisyonu denen rezillikler kurulmuş, hatalı ekonomi politikaları sonucu Türkiye tarihinin en büyük devalüasyonlarından birine ihtiyaç duyulmuş, kısacası bugün yaşadığımız her türlü olumsuzluğun temelleri o zamandan atılmıştır. Bu olaylar tarih öncesinde değil 1950-60 arasında yaşanmıştır, dolayısı ile de ortada sorgulanarak okunması gereken bir resmi tarih değil ülkenin gidişinin Atatürk ilke ve devrimlerinden saptırılarak ABD-İngiltere güdümlü siyasal islâma kaydırılışının utanç verici öyküsü vardır...

      Sil
    6. Köy Enstitülerini CHP katletmemiştir. Köy Enstitüleri CHP zamanında kapatılmıştır, ancak Adnan Menderes ve Kinyas Kartal gibi toprak ağalarının büyük baskısıyla halka Köy Enstitülerinin komünist yetiştireceği işlenerek buna engel olunması için kapatılmalarının şart olduğu propagandası çalıştırılmıştır. Bu konuyu daha detaylı incelemenizi tavsiye ederim.

      Sil
  6. Hocam, madem kitap bu yazımızın konusu,
    Türkiye ve kitap ile ilgili, dışarda çok konuşulan, ülkede az bilinen şu espriyi izninizle paylaşayım.

    Türkiye'de, hapishanede mahkumun biri okumak için hazırladığı kitap listesini, cezaevi kütüphanecisine uzatmış. Kütüphane görevlisi nazikçe, "bizde bu kitaplar yok, yazarları var" demiş.

    En son okuduğum ingilizcesi de şurada:

    There’s a Turkish joke about a political prisoner who goes into his prison’s library and gives the librarian a list of books he’d like to check out. The librarian looks at his list and then responds apologetically, "I’m sorry. We don’t have these books. We only have their authors."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eee hocam, yazarların kaderi belli, sizi de yakında bi cezaevine misafir ederler gibi.

      Çok satan listesine giren her ekonomi kitabı için 12 ay,
      ekonomi dışı her kitap için 6 aydan hesap etsek... :)

      Sil
    2. Hocam, sizi içeri alırlarsa üzülmeyin, içerde göreceksiniz,
      içerdekilerin eğitim seviyesi dışardakilerden daha yüksek.

      Hem güvende olursunuz, hem de sessiz rahat odaklanır, daha üretken olursunuz.

      Ortalama gazetecinin içerde kaldığı bi kaç ay sonunda bir kitap çıkardığını düşünürsek,
      siz hayli hayli 3-4 eser ile içerden çıkarsınız.

      Şu kısacık zaman diliminde aklıma gelen, hapis yatmış Türk yazarlar.

      aziz nesin
      çetin altan
      rıfat ılgaz
      yusuf atılgan
      yaşar kemal
      sabahattin ali
      attila ilhan
      nazım hikmet
      orhan kemal
      necip fazıl kısakürek
      kemal tahir

      Sil
    3. Altta yazilan yorumlara bakinca insani pes dedirtyor. Olmasi gereken biseymis gibi rahatlar

      Sil
    4. Sevgili 1933,

      Ne kadar sevdiğim yazar var ise,
      Hayatıma katkı yapan, kütüphanemdeki kitapların ne kadar yazarı var ise,
      Köşesinde severek takip ettiğim gazeteci var ise,
      Döneminden bağımsız olarak tek ortak özellikleri var:

      "Hapis yatmaları".

      Öyle ki, Türkiye'de hapse girmek yazarların şeref nişanı olmuş.

      Mahfi beyin üslubunu hepimiz biliyoruz,
      Hocamız ne kadar dikkat ederse etsin, onu bile TV ekranlarından yasakladılar.

      Yazarların hapis yatması, millet ve devletin korkaklığıdır.
      Korkak koyun sürüsü içinde tabi dikkat çekiyoruz.

      Sil
    5. Hocam, insan hiç bir şeye yanmıyor da, cezaevine girince,
      kimsenin tepki göstermemesine yanıyor.

      Anlı şanlı, mangalda kül bırakmayan dekanlar, rektörler nasıl birden bire sessizleşir.

      Hocam gel senle bir seminer yapalım diyen akademisyenler dut yemiş bülbüle döner.

      Ne çok satan kitapları basan yayınevleri, ne imza için kuyruk olan okuyucular, ne yazılarınızı referans gösteren siyasiler. Hiç yoklar gibi olur.

      Usülen işte, ben de tepki verdim demek için yapmacıktan verilen yalan, cılız ne şiş yansın ne kebap tepkileri.

      İnsanı bu yıkıyor. O zaman yalnız olduğunu anlıyorsun, ne kazanılan milyonlar,
      ne attığım twitlerde coşan sosyal medya insanları, hepsi boş. Belki de yıkmıyor, doğduğun toprağı öğretiyor.

      Hapse girince değerlenirsin. Sonra ne yazsan bir milyon.

      Kimse bilmeden, gidiyorsun dilini bildiğin batı ülkesine, çalışma ve oturma izni veriyorlar hemencecik.

      Sessiz ülkenin insanlarını da olması gerektiği gibi yapıyorsun. Kafan rahattır. Issızlar ülkesini zihninden silmişsindir. Onlar artık küçük bir "iş"tir.

      Gidersin yeni güzel ülkene, demlersin bir çay, sabah serinliğini içine çekersin, bahçende yazarsın, çalışırsın, huzurla kendin için.

      Sil
  7. Teşekkür ederim bizler için her daim böylesine değerli bilgiler hazırlayıp paylaştığınız için iyiki varsınız

    YanıtlaSil
  8. Eskiden çok kitap okurdum. Elimden hiç düşmezdi. Şimdi kitap okurken harcadığım zamanları boşa geçirilmiş zaman olarak kabul ediyorum. Çünkü hiç faydası olmadı. İş yerinde donanımlı olan değil üstünün her dediğini yapıp yalakalığını da eksik etmeyenler tercih ediliyor. Etkin bir makama gelebilseydim ben de kitap okuyan, donanımlı olanları tercih edip onları etkin yerlere getirecektim ama kısır döngüyü kırabilmek için en az bir müddet üstlerimin her dediklerine amade olup ara sıra da yağlamam gerekiyor. Ona da karakterim müsaade etmiyor.
    Artık yeğenlerimi kitap okurken gördüğümde bıraktırıyorum. Burjuva olsunlar diye çok para kazanacakları işlere yönelmelerini öğütlüyorum. Avrupa sırtındaki asalaklardan böyle kurtuldu. Bizim de aynısını yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağırlıklı olarak hangi kitapları tercih ediyordunuz? Kaptan Swing, Zagor falan?....

      Sil
    2. Yok canım daha neler Zagor, Swing de neymiş? Redkit ve Tommix okurdum ekseriyetle.

      Sil
  9. Hocam tavsiyelerinize saygım sonsuz ama Con Sinov müstear isimli yazarın kitabı sayısız hatalı ve eksik bilgiyle dolu. Açıkçası yanlışlarla dolu bu tarz çalışmalar Atatürk'ün manevi mirasına katkı mı yapıyor yoksa zarar mı veriyor emin olamıyorum.

    YanıtlaSil
  10. Hocam,
    Ne güzel ülkemiz var.
    Güzel şeylere odaklanalım.

    Döviz sabit, ne düşüyor ne çıkıyor.
    Borsa artık düşmüyor.
    Üreticilerin ÜFEsi yüksek olsa bile TÜFEye yansıtmıyor, vatandaşını düşünüyor.
    Büyük firmaların, hele de ülkeyi şahlandıran hükümetin işlerini yapan firmaların batması imkansız, batmıyorlar, kredilerini hep ödüyorlar, asla iflas edemiyorlar, borçları siliniyor, yeniden yapılandırılıyor.
    Cennet gibi kaynaklar hiç bitmiyor, hele dövizler eksi bilmem kaç milyarları görse bile ödemeler dengesi sorunsuz devam ediyor.
    Başkanımız o kadar seviliyor ki, muhalefet aday çıkartmak istemiyor, çıkaramıyor.
    Zenginliğimiz 8 milyon komşu ve uzak komşu ülke insanı ile paylaşılmakla kalmıyor, onlara ek imkanlar da sunuluyor.
    Faizler sürekli düşüyor, enflasyon altındaki faiz ile kredi alanlar rahatlıyor.
    Kamu borcu olan esnaf, kobi ve şirketler düzenli yapılandırmalar ile rahatlıyor.
    Halkımızın en temel güdüsü yatırımı ev/arsa fiyatları hep artıyor, ev/arsa yatırımcısı hep kazanıyor.

    beni geçtim, kıt görgümle bilemem, siz daha iyi bilirsiniz, adı gibi Cennet Türkiye değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Bir de şu geri kalan 80 milyondan kurtulabilsek tam cennet olacak. İşimiz 3 nalla bir ata kaldı yani...

      Sil
  11. Görüşlerinize saygımız sonsuz teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  12. tesekkurler hocam

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme