İşsizlik Gerçekten Düşüyor mu?
TÜİK, 2025 yılsonu işsizlik oranını yüzde 7,7 olarak açıkladığında kamuoyunda doğal olarak bir şaşkınlık oluştu. Çünkü daha bir ay önce, Kasım verilerinde işsizlik oranı yüzde 8,6 idi.
Ne oldu da işsizlik bir ayda böylesine sert bir düşüş gösterdi?
Bu
sorunun yanıtını bulmak için manşetlere değil, rakamların arkasına bakmak
gerekiyor. Aşağıdaki tablo mevsim etkilerinden arındırılmış verilerle Aralık
2024 ve Aralık 2025 sonuçlarını karşılaştırmalı olarak gösteriyor (kaynak:
TÜİK: İşgücü istatistikleri, Temel İşgücü Göstergeleri, Aralık, 2025):
15 yaş üstü nüfus artıyor. Bu çok normal çünkü ülke
nüfusu artmaya devam ediyor. Buna karşılık işgücü, yani çalışanlar ile
işsizlerin toplamı, yüzde 1,2 oranında azalmış. Nüfus artarken işgücünün küçülmesi,
“ekonomi iyiye gidiyor” denecek bir durum değil. İstihdam da artmamış, tersine
binde 2 oranında gerilemiş. Yani daha fazla insan çalışmıyor, aksine çalışan
sayısı düşüyor. Asıl dikkat çekici olan işsiz sayısındaki yüzde 11’lik azalma.
Burada insan ister istemez şu soruyu soruyor: İstihdam azalırken işsiz sayısı
nasıl azalıyor? Yanıt basit ama can yakıcı: İnsanların bir bölümü iş aramaktan
vazgeçiyor: Kimisi umudunu kaybettiği için, kimisi sunulan ücretleri kabul etmediği
için, kimisi de işten çıkarılıp artık sistemin dışında kaldığı için. Sonuçta bu
insanlar işsiz sayılmıyor; çünkü artık işgücünün parçası değiller. Nitekim
işgücüne dâhil olmayanların sayısı yüzde 3 artmış. İşgücüne katılım oranı ise
yüzde 1,8 düşmüş durumda. İşte işsizlik oranındaki “mucizevi” düşüşün sırrı
burada yatıyor. İşgücü küçülünce, payda daralıyor, payda daralınca da işsizlik
oranı matematiksel olarak düşüyor. Yani ortada yeni işler, artan istihdam ya da
güçlenen bir ekonomi yok, yalnızca istatistiklerin gösterdiği bir optik
yanılsama var.
Üstelik bütün bunlara karşın geniş tanımlı
işsizlik hâlâ yüzde 28,6 gibi son derecede yüksek bir düzeyde, geçen yıla göre
hiç değişmemiş düzeyde durmaya devam ediyor. Bu da sorunun aslında hiç
değişmediğini açıkça ortaya koyuyor.
Ekonomi, insanları
istihdam ederek değil, onları sistemin dışına iterek başarı öyküsü yazamaz. Oranlar
güzelleşiyor olabilir ancak sokaktaki gerçeklik, tablonun son satırındaki o değişmeyen
yüzde 28,6’lık geniş işsizlik oranında asılı kalmış durumda.
Not: Konuyu
bu şekliyle gündeme getirmemde Prof. Dr. Reşit R. Serpkenci’nin bir analizi etkili
oldu. Kendisine teşekkür ederim.
Hocam kaleminize sağlık. Verilerle çok net bir şekilde ortaya koyduğunuz üzere, dar tanımlı işsizlikteki düşüş maalesef bir ''başarı hikayesi'' değil, metodolojik bir illüzyondan ibaret. İş bulma ümidini yitirenlerin istatistik dışı kalması, geniş tanımlı işsizlik ile dar tanımlı oran arasındaki makasın bu denli açılmasına neden oluyor. Sokaktaki gerçekliği yansıtan asıl göstergenin atıl işgücü oranı olduğu bir kez daha anlaşılıyor.
YanıtlaSilEvet, maalesef.
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilUmutsuzluk artmış , iş arasam ne olacak , arayıp bulsam ne olacak, bulup çalışsam ne olacak , çalışıp emekli olsam ne olacak sorularını sürekli sormak durumunda kalınca sadece ekonomik değil psikolojik depresyon kaçınılmaz bir sonuç olmakta . Saygılarımla Mahfi hocam.
YanıtlaSil🙏
SilUmutsuzluk kadar kötü bir şey yok. İster vasıflı ister vasıfsız ol, asgari ücretle işe giriyorsun ve ömür boyu asgari ücretli olarak kalıyorsun. Daha yüksek maaş alsan da sigortan asgari ücretten gösteriliyor, işine gelirse. Oysaki asgari ücretin sadece stajerlik ücreti olması lazım. Türkiye'de özel sektör çalışanlarının yarısı asgari ücret ve altında çalışıyor. Olacak iş değil. Çünkü bu insanların hiç bir şekilde gelecek umutları yok. Emeklilerin durumu daha da vahim. Sokağa çıkıyorsun etrafta bir tane gülen insan yok. Gülmeyi geçtim tebessüm eden bile yok. Ülkeyi bu hale getirenlere yazıklar olsun. Türkiye'ye güneş bir türlü doğmuyor. Zaten işe giderken güneşi göremiyorsun, haliyle insana karamsarlık basıyor. Sabahın karanlığında otobüse binip işe giden insanların yüzlerine bakın, suratları asık ve gergin, sanki bir korku filmi gibi. İşten dönünce de aynı manzara. Mesaiye kalınmış ve güneş çoktan batmış oluyor. Bu insanlar ne güneşi görüyorlar ne de bu insanların hayatına güneş doğuyor.
SilHacı baba hacı baba al bana bir araba.
YanıtlaSilAdı üstünde istatistik. istihdam sayısı geçtiğimiz yıla göre 77.000 azalmış. İş gücüne yeni katılım ise 503.000 olmuş. Bu durumda 503 - 77 = 426.000 kişi iş bulmuş. fena değil bence.
YanıtlaSilİşgücüne katılma oranı ve dolayısıyla işgücü azalıyor. Hesabınızı bir kez daha kontrol edin.
SilBizim için istatistik olabilir ama işsiz için yaşamın ta kendisi.
Mahfi bey, güncel yazınız için teşekkür ederim, işgücüne katılım oranı bizde yüzde ellilerde iken avrupada yüzde yetmişlerde, nufusunun yarısı çalışıp yarısı çalışmayan bir ülke nasıl kalkınmış bir ülke olabilir,
SilMahfi bey, atıl işgücümüz kafelerde, kahvelerde ve sokaklarda anne ve babanın maaş kartı ve kredi kartıyla stres atarken, yarın anne babalar göçünce ne ile geçinecekler,
SilMahfi bey, işsiz ve işten çıkarılmış issizler gelecekle ilgili nasıl hayal kurup evlenip yuva kurabilirler, bunlar sayılardan daha önemli konular değilmiş,?
SilHocam siz de hiç bir şey beğenmiyorsunuz. Apolitik biri olarak iktidar taraftarlarına dönüp hükümet her şeyi mi doğru yapıyor hiç mi yanlışı yok diyorum yok diyorlar. Muhalefete dönüp hep mi yanlış hiç mi iyi doğru bir şey yok diyorum onlar da yok diyor. Belki bir gün iktidarın yaptığı iyi doğru şeyleri bir yazı konusu ederseniz şu kutuplaşmadan kurtulmaya bir faydası olur belki. Gerçi reyting rekorları kıran TV programlarını gördükçe pek bir umut yok gibi duruyor ama.
Sil