Refah Artışı mı Kur İllüzyonu mu?
Bu analiz, Türkiye ekonomisinde uzun süredir tartışılan “döviz kurları gerçekliği ne ölçüde yansıtıyor” sorusuna yanıt aramayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hedefi; yüksek faiz politikası ve sıcak para girişleriyle baskılanmış nominal döviz kurları yerine, TL’nin satın alma gücünü daha iyi yansıtan Reel Efektif Döviz Kuru (REK) temelli bir düzeltme yaklaşımı kullanarak, dolar cinsinden cari fiyatlarla gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH) ve kişi başına gelirin alternatif görünümlerini ortaya koymaktır.
Uluslararası karşılaştırmalarda yaygın biçimde
kullanılan dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir göstergeleri, nominal
döviz kuru üzerinden hesaplanmaktadır. Ancak enflasyon oranının döviz kurundaki
artışın üzerinde seyrettiği dönemlerde, nominal kurla ifade edilen dolar
cinsinden GSYH olması gerekene göre yüksek görünmekte, bu durum, refah düzeyi
ve ekonomik büyüklük algısında yanıltıcı izlenimler doğurabilmektedir.
Nominal döviz kuru, bir ülke parasının başka bir para
birimi cinsinden piyasa fiyatını ifade eder. Reel döviz kuru ise nominal kurun,
ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farkları dikkate alınarak düzeltilmiş hâlidir
ve bir para biriminin satın alma gücü hakkında bilgi sunar.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından
hesaplanan Reel Efektif Döviz Kuru (REK), TL’nin dış ticarette önemli paya
sahip 36 ülkenin para birimlerinden oluşan bir sepete karşı değerini, enflasyon
farklarını dikkate alarak ölçmektedir. REK’in 100 olması, TL’nin baz yıl (2003)
fiyat yapısına göre “normal” bir değerde olduğunu; 100’ün altındaki değerler
TL’nin reel olarak düşük değerli, 100’ün üzerindeki değerler ise reel olarak
yüksek değerli olduğunu ifade eder. Ancak REK bir denge kuru ya da olması
gereken nominal kuru üretmez; yalnızca reel değerlenme veya değer
kaybının yönü ve büyüklüğü hakkında bilgi veren analitik bir göstergedir.
Aşağıdaki tabloda 1 numaralı sütunda son 11 yıla
ait yıllık ortalama nominal USD/TL kurları, 2 numaralı sütunda yıllık ortalama REK
endeks değerleri, 3 numaralı sütunda ise nominal kurların REK kullanılarak
düzeltilmiş hâli yer almaktadır.
Tablodaki nominal kur ve REK verileri TCMB’den alınmış, REK’e göre düzeltilmiş USD/TL kuru şu formül kullanılarak hesaplanmıştır:
REK ile Düzeltilmiş USD/TL Kuru = (Nominal USD / TL Kuru x 100) / REK
Tabloya göre 2015 yılında USD/TL REK değeri
normal düzeye oldukça yakındır. Buna karşılık 2016’da nominal kur artmasına
karşın REK’in 100’ün üzerinde kalması, TL’nin reel olarak hâlen görece değerli
olduğunu göstermektedir. İzleyen yıllarda nominal USD/TL kuru kalıcı olarak düşük
değerli görünmektedir. Bu tablonun 3
numaralı sütununda yer alan “REK ile Düzeltilmiş USD/TL” kurları tahmin değil,
mevcut enflasyonun kur üzerindeki birikmiş baskının sayısal ifadesidir ve
yüksek faiz politikasının nominal kur üzerinde oluşturduğu baskının, dolar
cinsinden makro göstergelere nasıl yansıdığını analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Nominal USD/TL kuruyla REK ile düzeltilmiş USD/TL
kurunu bir grafikte gösterelim:
Nominal USD/TL kuru ile REK’e göre düzeltilmiş
USD/TL kuru birlikte incelendiğinde, özellikle 2021 yılından itibaren
iki seri arasındaki makasın dramatik biçimde açıldığı görülmektedir.
Bu ayrışma, dolar cinsinden büyüme göstergelerinde ortaya çıkan algısal
(kâğıt üzerindeki) büyümenin temel nedenini oluşturmaktadır.
Bu noktada, GSYH ve kişi başına gelirin nasıl
hesaplandığını hatırlatmak yararlı olacaktır:
Bir yıla ait cari fiyatlarla GSYH,
üretim yöntemiyle hesaplanırken nihai mal ve hizmetlerin cari yıl fiyatlarıyla toplanması
suretiyle TL cinsinden bulunur. Bu hesaplama enflasyonu içerir. TL cinsinden bu
şekilde hesaplanan GSYH, ilgili yılın nominal ortalama USD/TL kuru kullanılarak
dolar cinsine çevrilir:
GSYH (USD) = GSYH (TL) / USD/TL
yıllık ortalama
Enflasyon oranının, döviz
kurundaki artışın üzerinde kaldığı dönemlerde TL cinsinden GSYH de dolar
cinsinden GSYH de olduğundan yüksek görünür. Bu
durum ekonomik gerçekliği tam olarak yansıtmasa da, kamuoyunda bir başarı
algısı yaratılmasına zemin hazırlar.
Dolar cinsinden GSYH’nin nüfusa bölünmesiyle de dolar cinsinden kişi başına
gelir elde edilir:
Kişi
Başına Gelir (USD) = GSYH
(USD) / Nüfus
GSYH’nin yukarıda açıklandığı biçimde yüksek
görünmesi, kişi başına gelirin de olduğundan yüksek hesaplanmasına yol açar. Ayrıca
sığınmacı nüfus, resmi nüfus istatistiklerine dâhil edilmediği için kişi başına
gelirin daha da yüksek görünmesine neden olur.
Bu durumu somutlaştırmak amacıyla, hesapları
büyük ölçüde kesinleşmiş olan 2024 yılı verilerini ele alalım. 2024 yılı için
mevcut veriler şöyledir: GSYH 44.587 milyar TL, USD/TL yıllık ortalaması 32,10
ve nüfus 85,7 milyon kişidir. Buna göre yukarıdaki formüller kullanılarak şu
sonuçlara ulaşılır: GSYH: 1.358 milyar dolar ve Kişi Başına Gelir: 15.852 dolar
Şimdi bu değerleri, REK’e göre düzeltilmiş kurları
kullanılarak hesaplanan alternatif sonuçlarla karşılaştıralım. Aşağıdaki
tabloda, nominal kura ve REK’e dayalı alternatif kura göre hesaplanan GSYH ve
kişi başına gelir değerleri yer almaktadır (GSYH TL, GSYH USD, Nüfus verileri
TÜİK’ten alınmış, reel kura göre düzeltilmiş GSYH USD ve reel kura göre
düzeltilmiş kişi başına gelir USD, her iki tablodaki veriler kullanılarak
tarafımızdan hesaplanmıştır):
Nominal kura göre bakıldığında Türkiye ekonomisi,
2015–2025 döneminde yaklaşık 700 milyar dolarlık bir büyüme kaydetmiş görünmektedir.
Ancak enflasyon farkları ve kur baskısı ayıklandığında, reel satın alma gücü
açısından artışın yaklaşık 400 milyar dolar ile sınırlı
kaldığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, son on yıldaki refah artışı
algısının yaklaşık yüzde 40’ı, kur–enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanan bir büyüme
illüzyonudur.
Bu durumu grafiklerle gösterelim:
Grafikler nominal kurla ve REK’e göre düzeltilmiş
kurla hesaplanan GSYH’ler arasında ciddi farklar olduğunu sergilemektedir.
Bu farklar yalnızca GSYH ve kişi başına gelirle
sınırlı değildir. Türkiye’nin 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık
565 milyar dolarlık dış borç stoku bulunmaktadır (kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı
Aylık Kamu Borç Yönetimi Raporu, Aralık,2025). GSYH’nin OVP’de tahmin edildiği
gibi 1.569 milyar dolar olarak alınması hâlinde dış borç stoku / GSYH oranı
yüzde 36 iken, REK’e göre düzeltilmiş kurla hesaplanan GSYH kullanıldığında bu
oran bu oran yüzde 45’e yükselmektedir. Yüzde 45 oranı tek başına kriz eşiği
anlamına gelmese de daha kırılgan bir görünüme işaret etmektedir.
Benzer biçimde, IMF verileriyle yapılan küresel GSYH
sıralamasında Türkiye, nominal kur hesaplamasıyla 16’ncı sırada yer alırken,
alternatif hesaplamayla 18’inci sıraya gerilemektedir. Resmi nüfusa dâhil
edilmeyen yaklaşık 5 milyon dolayındaki sığınmacılar da hesaba katıldığında,
2024 yılı için 15.852 dolar olarak açıklanan kişi başına gelirin, reel düzeltme
ve nüfus güncellemesiyle 11.000 dolar düzeyinin altına gerilediği
ortaya çıkmaktadır. Bu durum, kâğıt üzerindeki refah ile günlük hayattaki alım
gücü arasındaki farkın temel nedenlerinden biridir.
Sonuç
Bu çalışma, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal
döviz kuruna dayalı dolar cinsinden makroekonomik göstergelerin ekonomik
gerçekliği olduğundan daha olumlu yansıtma potansiyeline sahip olduğunu
göstermektedir. Reel Efektif Döviz Kuru, bir denge kuru üretmese de, nominal
kur ile enflasyon arasındaki ayrışmanın yarattığı algı farkını görünür kılmak
açısından önemli bir analitik araçtır.
Elde edilen bulgular, dolar cinsinden GSYH ve
kişi başına gelir gibi göstergelerin tek başına değil; reel göstergeler, REK ve
satın alma gücü paritesi gibi tamamlayıcı ölçütlerle birlikte değerlendirilmesi
gerektiğine işaret etmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde sorun
büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal
refaha yeterince dönüşememesidir.
Nominal kur üzerinden yapılan karşılaştırmaların yarattığı refah algısı bu
nedenle dikkatle ele alınmalı, ekonomik performans değerlendirmelerinde reel
çerçeve göz ardı edilmemelidir.
Hocam anlamadığım bir nokta var, şu an sanki TL çok değerli gibi duruyor ama REK'e göre hala 100'ün baya altında. Yani aslında TL, hala olması gerekenden ucuz diyebilir miyiz? Olması gereken yere geldiğinde kişi başı gelir çok daha şişik durmayacak mı?
YanıtlaSilGSYH (USD) = GSYH (TL) / USD/TL yıllık ortalama formülünde USD/TL Yıllık ortalama kurunu ne kadar yüksek alırsanız GSYG USD o kadar düşük çıkar.
SilAslında çok güzel hayatlar yaşayabilirdik ama Akp ve Mhp oylarıyla reddedildi.
YanıtlaSilEmeginize saglık güzel bi yazı dsha lakin hocam bunların cokta önemi kaldgını düşünmüyorum..insanlar artık çokta ilgilenmiyor sanki...hemen herkes kısayoldan yüksek getiri elde etme peşinde dolandırcılık meselek haline geldi kumar sanal bahis vs.hükümeten kimse birşey beklemiyor veya yapamayacaklarını kabulenmiş durumda bence...satın alma konusu cok dogru ben buna ilave birde gelir dagılımındaki bozulmayı sormak istiyorum..gsyih daha adil dagılsa toparlanma daha hızlı olmazmı daha fazla tüketim daha fazla vergi daha fazla ekonomik aktivite?
YanıtlaSilDaha hızlı olur ama bence öyle olmayacaksa bile gelir dağılımı adaletini sağlamaya çalışmak gerekir.
SilÇok teşekkür ederiz güzel yazınız için
YanıtlaSil🙏
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilGelir adaletsizliği tüm dünyada artıyor ve Z kuşağı artık yeter diyor, her yerde ayaklanma var. Bu arada gözü sadece 3-5 batı ülkesini görenlere: dünya nufüsü 8.5 milyar, 205 ülke var.
YanıtlaSilGiriş seviyesi iş deneyimi olan muhendis arıyorum, tek bir sitede, 600 kişi başvurdu bir haftada. Ben böyle bir başvuru sayısı hiç hatırlamıyorum 36 senelik iş hayatımda. Sözle, algıyla peynir gemisi yürümüyor.
Satın Alma Gücü Parite hesaplamalarına göre ekonomimiz daha üst sıralarda çıkıyor hep. REK bir nevi satın alma gücü hesabı değil mi? Aradaki fark nedir Hocam?
YanıtlaSilSAGP nominal kuru esas alıyor oysa benim yaptığım hesaplama o kurun geçeği yansıtmadığını anlatıyor.
SilBen bu tür veriler ile soframdan çalınan ekmeği, emeğimden çalınan miktarı, birikimimden çalınan Altını hesaplıyorum...
YanıtlaSil