Refah Artışı mı Kur İllüzyonu mu?
Bu analiz, Türkiye ekonomisinde uzun süredir tartışılan “döviz kurları gerçekliği ne ölçüde yansıtıyor” sorusuna yanıt aramayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel hedefi; yüksek faiz politikası ve sıcak para girişleriyle baskılanmış nominal döviz kurları yerine, TL’nin satın alma gücünü daha iyi yansıtan Reel Efektif Döviz Kuru (REK) temelli bir düzeltme yaklaşımı kullanarak, dolar cinsinden cari fiyatlarla gayrisafi yurtiçi hâsıla (GSYH) ve kişi başına gelirin alternatif görünümlerini ortaya koymaktır.
Uluslararası karşılaştırmalarda yaygın biçimde
kullanılan dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir göstergeleri, nominal
döviz kuru üzerinden hesaplanmaktadır. Ancak enflasyon oranının döviz kurundaki
artışın üzerinde seyrettiği dönemlerde, nominal kurla ifade edilen dolar
cinsinden GSYH olması gerekene göre yüksek görünmekte, bu durum, refah düzeyi
ve ekonomik büyüklük algısında yanıltıcı izlenimler doğurabilmektedir.
Nominal döviz kuru, bir ülke parasının başka bir para
birimi cinsinden piyasa fiyatını ifade eder. Reel döviz kuru ise nominal kurun,
ülkeler arasındaki fiyat düzeyi farkları dikkate alınarak düzeltilmiş hâlidir
ve bir para biriminin satın alma gücü hakkında bilgi sunar.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından
hesaplanan Reel Efektif Döviz Kuru (REK), TL’nin dış ticarette önemli paya
sahip 36 ülkenin para birimlerinden oluşan bir sepete karşı değerini, enflasyon
farklarını dikkate alarak ölçmektedir. REK’in 100 olması, TL’nin baz yıl (2003)
fiyat yapısına göre “normal” bir değerde olduğunu; 100’ün altındaki değerler
TL’nin reel olarak düşük değerli, 100’ün üzerindeki değerler ise reel olarak
yüksek değerli olduğunu ifade eder. Ancak REK bir denge kuru ya da olması
gereken nominal kuru üretmez; yalnızca reel değerlenme veya değer
kaybının yönü ve büyüklüğü hakkında bilgi veren analitik bir göstergedir.
Aşağıdaki tabloda 1 numaralı sütunda son 11 yıla
ait yıllık ortalama nominal USD/TL kurları, 2 numaralı sütunda yıllık ortalama REK
endeks değerleri, 3 numaralı sütunda ise nominal kurların REK kullanılarak
düzeltilmiş hâli yer almaktadır.
Tablodaki nominal kur ve REK verileri TCMB’den alınmış, REK’e göre düzeltilmiş USD/TL kuru şu formül kullanılarak hesaplanmıştır:
REK ile Düzeltilmiş USD/TL Kuru = (Nominal USD / TL Kuru x 100) / REK
Nominal USD/TL kuruyla REK ile düzeltilmiş USD/TL
kurunu bir grafikte gösterelim:
Nominal USD/TL kuru ile REK’e göre düzeltilmiş USD/TL kuru birlikte incelendiğinde, özellikle 2021 yılından itibaren iki seri arasındaki makasın dramatik biçimde açıldığı görülmektedir. Bu ayrışma, dolar cinsinden büyüme göstergelerinde ortaya çıkan algısal (kâğıt üzerindeki) büyümenin temel nedenini oluşturmaktadır.
Bu noktada, GSYH ve kişi başına gelirin nasıl
hesaplandığını hatırlatmak yararlı olacaktır:
Bir yıla ait cari fiyatlarla GSYH,
üretim yöntemiyle hesaplanırken nihai mal ve hizmetlerin cari yıl fiyatlarıyla toplanması
suretiyle TL cinsinden bulunur. Bu hesaplama enflasyonu içerir. TL cinsinden bu
şekilde hesaplanan GSYH, ilgili yılın nominal ortalama USD/TL kuru kullanılarak
dolar cinsine çevrilir:
GSYH (USD) = GSYH (TL) / USD/TL
yıllık ortalama
Enflasyon oranının, döviz
kurundaki artışın üzerinde kaldığı dönemlerde TL cinsinden GSYH de dolar
cinsinden GSYH de olduğundan yüksek görünür. Bu
durum ekonomik gerçekliği tam olarak yansıtmasa da, kamuoyunda bir başarı
algısı yaratılmasına zemin hazırlar.
Dolar cinsinden GSYH’nin nüfusa bölünmesiyle de dolar cinsinden kişi başına
gelir elde edilir:
Kişi
Başına Gelir (USD) = GSYH
(USD) / Nüfus
GSYH’nin yukarıda açıklandığı biçimde yüksek
görünmesi, kişi başına gelirin de olduğundan yüksek hesaplanmasına yol açar. Ayrıca
sığınmacı nüfus, resmi nüfus istatistiklerine dâhil edilmediği için kişi başına
gelirin daha da yüksek görünmesine neden olur.
Bu durumu somutlaştırmak amacıyla, hesapları
büyük ölçüde kesinleşmiş olan 2024 yılı verilerini ele alalım. 2024 yılı için
mevcut veriler şöyledir: GSYH 44.587 milyar TL, USD/TL yıllık ortalaması 32,10
ve nüfus 85,7 milyon kişidir. Buna göre yukarıdaki formüller kullanılarak şu
sonuçlara ulaşılır: GSYH: 1.358 milyar dolar ve Kişi Başına Gelir: 15.852 dolar
Şimdi bu değerleri, REK’e göre düzeltilmiş kurları
kullanılarak hesaplanan alternatif sonuçlarla karşılaştıralım. Aşağıdaki
tabloda, nominal kura ve REK’e dayalı alternatif kura göre hesaplanan GSYH ve
kişi başına gelir değerleri yer almaktadır (GSYH TL, GSYH USD, Nüfus verileri
TÜİK’ten alınmış, reel kura göre düzeltilmiş GSYH USD ve reel kura göre
düzeltilmiş kişi başına gelir USD, her iki tablodaki veriler kullanılarak
tarafımızdan hesaplanmıştır):
Nominal kura göre bakıldığında Türkiye ekonomisi, 2015–2025 döneminde yaklaşık 700 milyar dolarlık (yüzde 80 oranında) bir büyüme kaydetmiş görünmektedir. Ancak enflasyon farkları ve kur baskısı ayıklandığında, reel satın alma gücü açısından artışın yaklaşık 264 milyar dolarlık (yüzde 30 oranında) bir artışla sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, son on yıldaki refah artışı algısının yaklaşık yüzde 50'si, kur–enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanan bir büyüme illüzyonudur.
Bu durumu grafiklerle gösterelim:
Bu farklar yalnızca GSYH ve kişi başına gelirle
sınırlı değildir. Türkiye’nin 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık
565 milyar dolarlık dış borç stoku bulunmaktadır (kaynak: Hazine ve Maliye
Bakanlığı Aylık Kamu BorçYönetimi Raporu, Aralık, 2025). GSYH’nin OVP’de tahmin
edildiği gibi 1.569 milyar dolar olarak alınması hâlinde dış borç stoku / GSYH
oranı yüzde 36 iken, REK’e göre düzeltilmiş kurla hesaplanan GSYH (1.137 milyar dolar) kullanıldığında bu oran bu oran yüzde 50’ye yükselmektedir. Yüzde 50 oranı tek
başına kriz eşiği anlamına gelmese de daha kırılgan bir görünüme işaret etmektedir.
Benzer biçimde, IMF verileriyle yapılan küresel GSYH
sıralamasında Türkiye, nominal kur hesaplamasıyla 16’ncı sırada yer alırken,
alternatif hesaplamayla 18’inci sıraya gerilemektedir. Resmi nüfusa dâhil
edilmeyen yaklaşık 5 milyon dolayındaki sığınmacılar da hesaba katıldığında,
2024 yılı için 15.852 dolar olarak açıklanan kişi başına gelirin, reel düzeltme
ve nüfus güncellemesiyle 10.335 dolar düzeyinde olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu durum, kâğıt üzerindeki refah ile günlük hayattaki alım
gücü arasındaki farkın temel nedenlerinden biridir.
Sonuç
Bu çalışma, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal
döviz kuruna dayalı dolar cinsinden makroekonomik göstergelerin ekonomik
gerçekliği olduğundan daha olumlu yansıtma potansiyeline sahip olduğunu
göstermektedir. Reel Efektif Döviz Kuru, bir denge kuru üretmese de, nominal
kur ile enflasyon arasındaki ayrışmanın yarattığı algı farkını görünür kılmak
açısından önemli bir analitik araçtır.
Elde edilen bulgular, dolar cinsinden GSYH ve
kişi başına gelir gibi göstergelerin tek başına değil; reel göstergeler, REK ve
satın alma gücü paritesi gibi tamamlayıcı ölçütlerle birlikte değerlendirilmesi
gerektiğine işaret etmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinde sorun
büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal
refaha yeterince dönüşememesidir.
Nominal kur üzerinden yapılan karşılaştırmaların yarattığı refah algısı bu
nedenle dikkatle ele alınmalı, ekonomik performans değerlendirmelerinde reel
çerçeve göz ardı edilmemelidir.
Hocam anlamadığım bir nokta var, şu an sanki TL çok değerli gibi duruyor ama REK'e göre hala 100'ün baya altında. Yani aslında TL, hala olması gerekenden ucuz diyebilir miyiz? Olması gereken yere geldiğinde kişi başı gelir çok daha şişik durmayacak mı?
YanıtlaSilGSYH (USD) = GSYH (TL) / USD/TL yıllık ortalama formülünde USD/TL Yıllık ortalama kurunu ne kadar yüksek alırsanız GSYG USD o kadar düşük çıkar.
SilAslında çok güzel hayatlar yaşayabilirdik ama Akp ve Mhp oylarıyla reddedildi.
YanıtlaSil65 yaşını geçen bir kişi devlet memuru olarak çalışamaz (emekli edilir) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, genel olarak 65 yaşını dolduran memurlar yaş haddi nedeniyle zorunlu olarak emekli edilirler. Keşke aynı durum siyasiler için de geçerli olsa. Fatih, İstanbul'u aldığında 21 yaşındaydı. Atatürk, Cumhuriyeti ilan ettiğinde 42 yaşındaydı.
SilEn azından son seçilme yaşı 65 olsun. 5 yıl daha görev yapılsın ve 70'te emekli olunsun. Fakat böyle bir şey olsa bile bizde bunun da bir yolunu bulurlar. 2/3 asır önce nüfus memuru doğum tarihini yanlış kaydetmiş derler ve mahkeme kararıyla yaşı, 1,2,3,4 ya da 5 yıl küçültürler. Böylece kişi 70 yaşında olsa da yeni yaşı 65 gözükür ve 5 yıl sonra gerçekte 75 yaşında emekli olur. Bizde çareler tükenmez. Bu yüzden seçilme yaşını 65'e de değil, 55'e indirmek lazım. Madem öyle işte böyle.
Akıl yaşta değil baştadır ama siyaset o kadar kolay bir iş değil, dinamik olmak, seyahat etmek ve sürekli koşturmak gerekiyor. Basamaklardan inerken bile seri ve güçlü şekilde inmek, yürürken ve dururken omzu düşük değil, dik tutmak gerekiyor. Sonuçta her yönüyle ülke temsil edilmiş olunuyor. Bu yüzden ülkeyi yönetenler tıpkı devlet memurları gibi mümkünse 65'ten sonra emekli olsunlar. Gençlerin önü açılsın. Ayrıca sadece üniversite değil, iktisat mezunu da olsunlar ki karar alırken, bu kararların ekonomik sonuçlarının nereye varabileceğini tartabilecek yetileri olsun.
Sadece danışmanlar yetmiyor. Eylül 2021'de bu danışmanlar neredeydi? O dönemde danışman olup hala görevine devam edenler varsa hepsinin görevine toptan son verilmesi lazım. Ülkenin parası boş yere daha fazla çarçur olmasın.
Ülkenin ve milletin hayrına olacak tüm araştırma önergeleri de kabul edilmelidir. Denetim mekanizmalarından kaçınılmamalı, hesap verilebilirlik siyasi bir ahlak olmalıdır.
Emeginize saglık güzel bi yazı dsha lakin hocam bunların cokta önemi kaldgını düşünmüyorum..insanlar artık çokta ilgilenmiyor sanki...hemen herkes kısayoldan yüksek getiri elde etme peşinde dolandırcılık meselek haline geldi kumar sanal bahis vs.hükümeten kimse birşey beklemiyor veya yapamayacaklarını kabulenmiş durumda bence...satın alma konusu cok dogru ben buna ilave birde gelir dagılımındaki bozulmayı sormak istiyorum..gsyih daha adil dagılsa toparlanma daha hızlı olmazmı daha fazla tüketim daha fazla vergi daha fazla ekonomik aktivite?
YanıtlaSilDaha hızlı olur ama bence öyle olmayacaksa bile gelir dağılımı adaletini sağlamaya çalışmak gerekir.
SilGelir vergisi, belirli vergi dilimlerine ayrılmıştır. Gelir arttıkça, bir üst vergi dilimine girilir ve o dilimdeki gelir için daha yüksek bir vergi oranı uygulanır.
Sil2026 yılı için vergi dilimleri ve oranları şu şekildedir:
190.000 TL'ye kadar: %15
400.000 TL'ye kadar (190.000 TL'den sonrası için): %20
1.000.000 TL'ye kadar (400.000 TL'den sonrası için): %27
5.300.000 TL'ye kadar (1.000.000 TL'den sonrası için): %35
5.300.000 TL'den fazlası için: %40
Örnek:
Yıllık 100.000 TL geliri olan bir kişi, gelirinin %15'i oranında (15.000 TL) vergi öder.
Yıllık 6.000.000 TL geliri olan bir kişi ise, gelirinin bir kısmı için %15, diğer kısımları için sırasıyla %20, %27, %35 ve en yüksek dilim olan %40 oranında vergi öder. Bu da toplamda çok daha yüksek bir vergi yükü anlamına gelir.
Bu sistem, Anayasa'da yer alan "herkes, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür" ilkesinin bir yansımasıdır.
Gelir eşitsizliğinin düşük olduğu İskandinav ülkelerinde ise çok yüksek vergi oranları çok daha yüksektir. Mesela Danimarka'da en yüksek marjinal vergi oranı %55,9'dur. İsveç'te %52 olup, bazı durumlarda %57'ye kadar çıkabilmektedir. Finlandiya'da ise %51,4'tür. Zenginlerden alınan bu yüksek oranlar hem gelir adaletini hem de servet eşitsizliğini dengeler hem de sağlık hizmetleri, eğitim, altyapı ve sosyal destek gibi geniş bir yelpazede kamu hizmeti ve sosyal refah programları sunmak için kullanılır. Böylece vatandaşın yaşam kalitesinin artırılması hedeflenir.
Bizde bu oran bu ülkelerden daha fazla olmalıdır. Çünkü bizde bozulmuş bir düzen vardır. Toparlanmaya çok daha fazla ihtiyacı olan bir düzen vardır. Bizde Kuznets oranı Danimarka ya da Finlandiya gibi 3 - 3,5 kat arası değil; 7,5 kattır. Servet eşitsizliğinde ise Türkiye'de en zengin %1'lik kısım tüm servetin %39,5'una sahiptir. Bu oran Danimarka'da %24,8'dir. Norveç'te ise %22,3'tür. Dolayısıyla bizim hem gelir adaletinde hem de servet eşitsizliğinde çok daha fazla toparlanmaya ihtiyacımız var. Bu yüzden de bizde en yüksek gelir vergisi oranı bu ülkelerden daha yüksek olmalıdır. Fakat birden bire %40'tan %60'a çıkamayız. Bunu 5 yıla yayıp her yılda %4'lük artışlar yapmamız ve bu artışları yaparken de dar gelirliden alınan %15'lik vergiyi her yıl %1,4 oranında düşürüp, 5 yılın sonunda %8'e indirmemiz doğru bir strateji olacaktır. Neden? Çünkü Kuznets oranı 7,5'tur. 60/8 de 7,5'tur. Gelir 7,5 kat fazlaysa bu durumda bence gelir vergisi de aynı oranda olmalıdır. Çünkü hakkaniyet bunu gerektirir.
Lüks tüketim malları daha çok zenginlere hitap ettiği için bu dolaylı vergiler artırılabilir fakat halkın nefes alması için vatandaşın sürekli tükettiği ürünlerdeki dolaylı vergiler azaltılmalı, gelir vergisi ise artırılmalıdır. En önemli nokta ise toplanan tüm vergilerin tamamen halka hizmet için kullanılması olacaktır. Bu yüzden mutlaka israf durdurulmalı, yolsuzluğun da önüne geçilmelidir. Yandaşı koruma ve onlara vergi affı getirme uygulaması tamamen son bulmalıdır. %98 hata payıyla yandaşa verilen ihalelerle, yandaşa yıllarca yapılacak servet transferini amaçlama uygulamaları da kesinlikle sona erdirilmelidir. Aksi halde %40'ı %60'a değil; %80'e de çıkarsak hiçbir sonuç elde edemeyiz. Toplanan para halka değil sadece belli bir zümreye akmış olur. Bu da sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Bugün emekli, yılın daha ilk ayından 10 bin liranın üzerinde bir farkla açlık sınırının altına mahkum edilmişse, bu, kaynak olmadığı için değil; kaynağın doğru toplanmaması ve doğru paylaştırılamaması yüzündendir. İskandinav ülkeleri bunu başarabiliyorsa, biz niye bunu başaramıyoruz, sağlam bir sistem kuramıyoruz ve halkı öncelikleyip refahı genele yayamıyoruz? Asıl sorgulamamız gerekenler bunlar olmalıdır. Ancak, vergiyi halktan toplayıp imtiyazlı zümrelere aktaran bu mekanizma değişmedikçe; hesap soran değil, halkına hesap vermeyi onur sayan bir şeffaflık rejimi inşa edilmedikçe, en ideal vergi reformu bile adaleti sağlamaya yetmeyecektir.
Masa başında oturup şunu şuraya bunu buraya ver demekle bir sorunu çözüp başka bir sorun yaratırsın. Parayı sağ cepten alıp sol cebine köy demekle para ya da zenginlik artmaz. Üretip pastayı buyuteceksin ki refah artsın.
SilPaylaşmayı bilmedikten sonra dünyaları fethetsen de değişen bir şey olmaz. Fakir her zaman fakir kalmaya devam eder. Slovakya, Slovenya gibi ülkeler dünyanın en düşük Gini katsayısına sahipler. Onlarda muazzam bir üretim mi var? Yok. Fakat paylaşmayı biliyorlar ve adalete önem veriyorlar. İnanç dünyalarını bilemem ancak bu paylaşımcı tutumlarıyla, Müslüman gibi gözüken pek çok kişiden daha fazla ''ahlaki bir olgunluk'' sergiliyorlar.
Silpastayı nekadar büyütürsen büyüt pastanın sahibine gider diyor okumadınmı yazıyı önemli olan pastayı küçültüp payları artırmak
SilÜstat, Nominal kurun yüksek faiz politikasıyla belirli bir bantta tutulmasının ekonomik bir yanılsama mı yoksa bilinçli bir politika bileşeni mi olduğu netleştirilmeden yapılan reel düzeltmelerin, ulaşılan sonuçların sağlıklı/doğru bir biçimde yorumlanmasını güçleştirmez mi?
SilÇok teşekkür ederiz güzel yazınız için
YanıtlaSil🙏
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilŞu dolar veya döviz kuru üzerinden muhalefet yapanlara sormak lazım. Şu andaki dolar kuru (42,20 TL.) yüksek mi düşük müdür?. Yada eleştirenlere göre dolar kuru ne kadar yada kaç TL olursa uygun olacak?. Bu soruya cevap veren verebilecek var mı. Normalde bir ülkeden döviz kurlarının ülkedeki enflasyon kadar değer kazanması beklenen ve olağan bir durumdur. Aksi durumda yani kurlar enflasyon kadar değer kazanmazsa yani TL çok DEĞERLENİRSE (ki 2002 den 2018 e kadar öyle olmuştur.) ithalat kolaylaştığı ve ucuzladığı için içerde üretim azalmış, üretilen mal ve hizmektlerin uluslararası rekabet zorlaşmış, ithalat artmış, ihracat zorlaşmış ve azalmış, buna bağlı cari açık ve dış borç artmıştır. Bir başka yanlış hesapta dolar kuruna bağlı milli gelir (MG) hesaplamalarında yurttaşların fakirleştiğidir. Dolar kuru hesabı bir ölçü aracıdır. Bir örnekle açıklayalım.2024 senesinde dolar kuru 20 Tl iken MG 10.000 dolar olsun. Bu hesaba göre kişi başına düşen MG TL bazında 20 TL.*10.000$=200.000 Tl. dir. Bir sonraki sene yani 2025 yılında dolar kuru mesela 30 Tl olsun. Kişi başına düşen MG de 9.000 dolara düşmüş olsun. Bu hesaba göre ülke insanı fakirleşmiş gibi görünmektedir. Ama durum öyle değildir. 2025 yılındaki MG TL bazında 9.000 $*30 Tl= 270.000 Tl. dir. Yani kişi başına düşen MG bir önceki yıla göre TL bazında %35 artmıştır.
SilÇok yerinde ve isabetli trsbitler. Sadece muhalefet değil neler yapılması gerektiğini ve olası sonuçlarını yazmak lazım.
SilGelir adaletsizliği tüm dünyada artıyor ve Z kuşağı artık yeter diyor, her yerde ayaklanma var. Bu arada gözü sadece 3-5 batı ülkesini görenlere: dünya nufüsü 8.5 milyar, 205 ülke var.
YanıtlaSilGiriş seviyesi iş deneyimi olan muhendis arıyorum, tek bir sitede, 600 kişi başvurdu bir haftada. Ben böyle bir başvuru sayısı hiç hatırlamıyorum 36 senelik iş hayatımda. Sözle, algıyla peynir gemisi yürümüyor.
Z kuşağına göre para zaten ağaçta yetişiyor.
SilX ve Y(milleniallar) göre de para için herşey mübah. Lüks araba, proce ev, komşum kıskanıyor için geleceklerini sattık Zlerin.
SilGençler enerjik olduğu için hayaller ve gerçekler arasında kısa mesafeler olduğunu zanneder. Çünkü insanoğlu acelecidir.
Sil"adsız 20 Ocak 2026 16:04" twitter hesabı var mı takip etmek isterim sizi
SilSatın Alma Gücü Parite hesaplamalarına göre ekonomimiz daha üst sıralarda çıkıyor hep. REK bir nevi satın alma gücü hesabı değil mi? Aradaki fark nedir Hocam?
YanıtlaSilSAGP nominal kuru esas alıyor oysa benim yaptığım hesaplama o kurun geçeği yansıtmadığını anlatıyor.
SilYüksek enflasyon düşük kur ile ülke olduğundan fazla zenginleşti konusunu niye bu kadar irdeliyorsunuz? Siz dolara ihtiyaç duyduğumuzda döviz bürosundan gidip serbestçe dolar aldıginiza göre sorun ne?
SilÇünkü ben sizin gibi kandırılmayı kabullenemiyorum.
Silİşte benim hocam. İyi'ki ahlâk tanımını da yazmamışsınız.))) Saygılarımla Fatih Demirtaş
Sil🙏
SilHocam çok çarpıcı ekonomik analizler yaptığınız için teşekkür ediyorum. Tek kişilik ordu gibi çalışıyorsunuz, maşallah. 🫡
SilBen bu tür veriler ile soframdan çalınan ekmeği, emeğimden çalınan miktarı, birikimimden çalınan Altını hesaplıyorum...
YanıtlaSilEğer temel alınan enflasyon verisi (TÜİK enflasyonu) hatalıysa, REK verisi de hatalı (veya yanıltıcı) olacaktır.
YanıtlaSilHaklısınız, ben bu çalışmada TÜİK TÜFE'yi aynen alıp kullandım. Amacım kurun doğruluğunu tartışmaktı. Yoksa benim zihnimde de TÜFE verileriyle ilgili pek çok soru işareti var.
SilSizin kafanızın net olmadığı kesin.
SilÖnemli olan insanın kafası olması, netlik sağlanabilir, kafa yoksa o kötü.
SilMahfi Bey sürekli bunu tekrar ediyorsunuz, ("yüksek faiz politikası ve sıcak para girişleriyle baskılanmış nominal döviz kurları") ancak doların tüm diğer para birimlerine karşı değer kaybından hiç bahsetmiyorsunuz. Mesela Euro/TL kuru 2025'te %38 artmış!
YanıtlaSilDolar bütün paralara karşı değer kaybediyor, TL'ye karşı karşı değer kazanıyor ve bu size tuhaf gelmiyorsa ben size ne diyebilirim ki?
SilDemeye çalıştığım şu: yazınızda dolar kuru enflasyona göre daha yavaş arttığı için rakamların suni olarak şişmesinden bahsediyorsunuz. Ama bunun tek sebebi uygulanan politika değil, doların değer kaybı da bir sebep, mesela yazdığım gibi Euro kuru enflasyondan daha hızlı şekilde artmış geçen sene... Bunu neden önemsiyorum? Çünkü bu sene neredeyse her ülkenin de kişi başına GDP'si Türkiye kadar olmasa da hatırı sayılır oranlarda şişti.
SilEğer bir ülkede enflasyon artışı kur değişiminden yüksek değilse bu söz konusu olmaz. Bizdeki sorun esas alınan enflasyona göre yüksek faiz verilmesi nedeniyle TL'nin değerli kalması ve onun sonucunda dolar cinsinden gelirin yüksek çıkması.
SilDolar yerine EURO baz alınsa ortada bir sorun olmadığı ortaya çıkacak zaten.
SilSolar yerine euronun alınmasını Birleşmiş Milletlere kabul ettirmek lazım. Çünkü uluslararası karşılaştırmalar dolarla yapılıyor.
SilBen çocukken (1970'li yılların sonunda, 1980'li yılların başında); mahallelerde, sokaklarda hem "sol" camiadan hem "sağ" camiadan aynı anda "koruyuculuk ruhu" ile yaşayan kişilere abi ve abla gözüyle bakardık. Mahallelerdeki, sokaklardaki, apartman dairelerindeki komşular arasında tartışmalarda olaylar büyümeden yatıştırmaya çalışan, uyuşturucu ve esrar gibi maddeleri satmak için mahalleye gelenleri kovan kişilerdi bu abiler ve ablalar. Çocuk aklımızla böyle görürdük hep...
YanıtlaSilBugüne bakıyorum: 14 yaşında, 15 yaşında, 16 yaşında çocuklar ceplerinde taşıdıkları sustalı bıçaklar ile adeta kahramanlığa özeniyorlar, birbirlerini bıçaklamayı ödül gibi görüyorlar.
Sizin bu konudaki yorumunuz nedir sayın Eğilmez?
"Küçücük çocukların bıçaklı saldırıları"nı nasıl yorumluyorsunuz?
"Afacan veletler" deyip geçiştirilebilecek kadar basit bir konu mu bu?
Bu, toplumun çocuklarla kurduğu ilişkinin bozulduğunu gösteren bir semptomdur.İstersen, bunu hukuki boyut, medya dili, ya da “çocuk suçlu mu, çocuk mağdur mu?” tartışması üzerinden de açalım.
SilYazınız çok bilgilendirici , teşekkürler. REK oranı için Tüik enflasyonu yerine, ENAG verilerini alsanız nasıl olurdu acaba? Yada, son onyıl REK ortalamasını 60 alsak, dolar kuru ve KB milli gelir daha doğru olmaz mıydı? Yine de yapılan şeytanlığı pek güzel ortaya koymuşsunuz, sağolun.
YanıtlaSilBu çalışma bir alternatif ortaya koymayı amaçlıyor. Esasen oldukça tartışmalı bir konuyu olabildiğince resmi verilere dayandırarak tartışmayı azaltmayı hedefledim. Burada ENAG verilerini kullansaydım tartışma kurdan enflasyona dönecek ve başka bir boyut alacaktı. O nedenle resmi verileri kullandım. İlginize teşekkür ederim.
SilHocam bu analiz çerçevesinde tabloda bir değişiklik beklemelimiyiz?
YanıtlaSilTablo zaten böyle de farklı görünüyor o nedenle bir değişiklik beklemeyin.
SilÇok güzel bir çalışma, teşekkürler. Hocam, benim bir sorum olacak, GSYH hakkında. Örneğin Türkiye'de küçük esnaf (dönerci, telefoncu..) sayısı artıp durdukça - talep olmadığı halde- bunlar GSYH'ye, çip üreten bir şirketin katılması ile eş değerde mi etki ediyor. Burada ayrıma giden bir ekonomik terim gerekmez mi? Amerika'da büyüme dendiğinde; üretilen mal ve hizmetlerde gerçekleşen iyileşme/ fayda/ artan değer; somut şekilde gözler önüne serilebilenler, Türkiye'de bunlar bakımından gözler önüne serilebileceklerle oranlandığında- bu oran; Amerika ve Türkiye büyüme verilerinin oranlarının oranına eşit çıkmıyor - makas oldukça açık olmalı. Sorum: "üretilen mal ve hizmetlerde gerçekleşen iyileşme/ fayda/ artan değer" i ifade edebilecek bir ekonomik terim var mıdır? Düşünceleriniz.Yazan: OrmanBilimci
YanıtlaSilGSYH satılmak üzere üretilmiş nihai malların piyasa fiyatlarının toplamından oluştuğu için satılmayıp stoka gidenler de hesaba katılıyor. Bu hesapta çip üreticisinin ürettiği çip ile döner satıcısının hizmet üretimi aynı işlemi görüyor.
SilBüyüme dediğimiz şey fiziksel artış, yani fiyat artışlarından arındırılmış üretim. 100 ekmek 100 liraya satılırken bir yıl sonra 110 ekmek 150 liraya satılır hale geliyorsa büyüme % 10'dur % 50 değil. Bu hesap bütün dünyada böyle yapılıyor. Sorun fiyatlar doğru tespit edilebiliyor mu ve dolara çevirmde kur doğru mu noktalarında yoğunlaşıyor.
Çok güzel, sade ve anlaşılır bir açıklama çok teşekkürler. Yazan:OrmanBilimci
Sil🙏
SilMahfi bey, veriye dayalı sentez ve analize dayalı güncel yazılarınız için teşekkür ederim, orta gelir tuzağında bir ileri, bir geri gitmeye devam ediyoruz, orta gelir tuzağından ne zaman ve nasıl çıkabiliriz, selamlar,
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. Orta gelir tuzağından çıkmamız için önce gerçekleri kabul etmemiz, sonra çözümleri buna göre geliştirmemiz gerekiyor. Fiyatları doğru ölçüyormuş kuru da doğru belirliyormuş gibi davranmaya devam eder de kişi başına geliri mesela olduğundan yüzde 30 - 40 yukarıda gösterirsek çözümü ve çıkışı bulamayız.
SilVay be Türkiye gelirini olduğundan yüzde 30 veya 40 fazla gosteriyormus. Diğer ülkeler de yapsınlar bunu o zaman.
Sil% 3 - 4 enflasyonla bunu yapamazlar. Bunu yapmak için bizdeki gibi yüksek enflasyon lazım. Çünkü illüzyon enflasyon artışıyla kur artışı arasındaki farka dayanıyor. Keşke yazıyı daha dikkatli okusanız.
SilMahfi bey, REK değerinin yüzün altında olması dövizin daha değerli TL nin yüzde otuz kırk puan değersiz olduğunu TL nin rekabet gücü kazandığını gösterir, ancak bu durumda bile dış ticaret açığımız kapanmamış ve daha da büyümüştür, bu hesaplarda bir tutarsızlık yokmu sizce,
YanıtlaSilTam tersi. TL'nin 71 olması demek olması gereken değerden 29 puan düşük olması demek.
SilMahfi bey, TL nin 29 puan düşük kalması, bunun karşıtı olan dövizin 29 puan değerli kalması anlamına gelmezmi acaba, selamlar,
SilMahfi bey, REK hesabında başlangıç yılı değeri doğru değilse, ondan sonra gelen değerlerde doğru olmaz, tıpkı gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklersek ondan sonra gelen bütün düğmeler yanlış olur gibi,
YanıtlaSilBaşlangıç yılı değeri 100 olduğuna göre yanlış olmaz. Ana seçilen yıl yanlış olabilir. Gerçi 2003, krizden 2 yıl sonrası olduğu için onda da yanlışlık yok diye düşünüyorum.
Sil3 adam pikniğe gitmiş. Birisi var mı benden boylusu diye bağırmış. Diğeri hemen yapıştırmış cevabı sandalyenin üstünde olan benim, sana ne oluyor? Sonra arkadan bir ses daha duyulmuş, canım erik çekmeyip ağaca çıkmasam belki şansınız olurdu… Yani arkadaşlar veriler kullanan kişinin elinde ne gösterilmek isteniyorsa onu gösterir. Olumsuz bir eleştiri değil bu, ama enflasyon oranı da, kur da hem nominalde hem reelde herkesin kendine göre veriler artık. İnanılmaz volatility var. Her daim dediğim gibi herkes kendi ekonomisini yaşar ve herkesin gerçeği kendi koşullarına göre oluşur. Siz kendiniz adına nasıl hissediyorsanız ekonomi öyledir.
YanıtlaSilHocam Trumpin Powell, Fed ve yeni Fed basina actigi savasi gordunuz mu? Bu demek oluyor ki emlak fiyatlari 50%-100% artacak doviz bazinda yine. Yanlis mi yorumluyorum ? https://www.youtube.com/watch?v=QXUQ7PzuIe0
YanıtlaSilEvet izliyorum ve ABD'nin yarısının bu adamın peşinden gitmesini yüzyılın en ciddi talihsizliği olarak görüyorum.
SilMahfi bey, diğer ülkelerin enflasyon değerine göre bulduğunuz mirengi noktası doğru değilse, ve sizi istediğiniz sonucu vermiyorsa hem teşhis hemde tedavi eksik olmazmı, selamlar,
YanıtlaSilOlur tabii ama bizimki de yanlış olduğu için sonuç mevcuttan daha sağlıklı olur. Öte yandan böyle derin bir analize ihtiyaç olmadan da TL'nin aşırı değerli olduğunu zaten görüyoruz. Benimki, hissettiklerimizi eldeki verilerin doğrulayıp doğrulamadığını araştırmaktı, doğruladığı sonucu çıkıyor.
SilMahfi bey, bahse konu yıllarda sıcak döviz girişleri döviz. Kurunu aşağı çekti ve enflasyon ithalat ile düşük kaldı bu işimize geldi, ancak madalyonun öbür tarafında ekonomi üretim ve rekabet gücü kaybetti, iç üretici sektörler üretim ve rekabet edemez oldu, bu konuyu irdeleyecek elinizde bilgi varsa işlerseniz seviniriz, selamlar,
YanıtlaSilHaklısınız. Kurla ekonomiyi iyi gösterirken rekabet gücünü kaybettik. Bu konuda elimde veriye dayalı bir çalışma yok. Ama araştıracağım.
SilHocam yine super bir analiz olmus! Kahve ve bitter cikolata esliginde aci gercekleri, aciyi hissederek okudum :D Sayenizde bir kavram daha ogrendim (REK) cok tesekkur ederim!
YanıtlaSilAncak 1. tablo mi bir yanlis var, yoksa sizin yazinizda mi emin olamadim:
"Buna karşılık 2016’da nominal kur artmasına karşın REK’in 100’ün üzerinde kalması," demissiniz ancak tablo'da REK degeri hicbir zaman 100'un uzerinde gerceklesmemis?
Sevgi ve saygilarimla,
2004 - 2016 arasında hep 100'ün üzerindeymiş. 101 - 105 arasında. Yani normal değerine yakın yerdeymiş. Zaten Türkiye'de ekonomideki genel bozulma da 2016'da başlıyor.
Silons altını da unutmamak lazım tarihsel olarak muazzam bir yükseliş var
YanıtlaSilGümüşteki yükseliş daha fazla. Aylar önce CNBCe'de bir yayın sırasında söylediğim gibi: "Trump, Putin ve Netanyahu işbaşında olduğu sürece altın düşse de kalksa da genel yükselişini sürdürür."
SilÜstat, Nominal kurun yüksek faiz politikasıyla belirli bir bantta tutulmasının ekonomik bir yanılsama mı yoksa bilinçli bir politika bileşeni mi olduğu netleştirilmeden yapılan reel düzeltmelerin, ulaşılan sonuçların sağlıklı/doğru bir biçimde yorumlanmasını güçleştirmez mi?
YanıtlaSilBenim kanım bilinçli olduğu yönünde. Bu durum GSYH'yi ve kişi başına geliri yüksek çıkararak uluslararası kıyaslamalarda Türkiye'yi olması gerekenden iki basamak yukarıda gösteriyor. Bilinçli olduğu kanısını doğuran şey yıllardır bunu ben de başkaları da yazıyor, söylüyor, ihracatçı kurdan şikayet ediyor ama aldıran yok.
SilHocam elinize sağlık. Hissettiğimiz bir konuyu sayılara dökerek bilimsel ispatlamışsınız. Peki bu döviz kuru bir yerde kendini düzeltecek mi? Yurtdışı swap kanalları kapalı olduğu sürece ve MB yeterli miktarda rezerve sahip olduğu sürece bu döviz kuru sonsuza kadar bu şekilde tutulabilir mi? Tutulamaz derseniz, o zaman bunu tetikleyen şey ne olur?
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
Sil1980'li ve 90'lı yıllar enflasyonun hep yüksek iki haneli düzeyde geçtiği ve Hazinenin sürekli olarak yüksek faizlerle bankalardan borç alarak finansman bulduğu yıllardı. Bu durumun sürdürülüp sürdürülemeyeceği o zaman da çok tartışılıyordu. Sonunda 2001 yılında kriz patladı ve sistem çöktü. Bu durumların bir süre devam etmesi hep sürdürülebileceği anlamına gelmiyor. Önemli olan bunu görüp sistem çökmeden önce gerekli önlemleri alabilmek. Ben de elim vardığınca, dilim döndüğünce buradan bunu anlatmaya çalışıyorum.
Hocam yazılarınız " Ekonomi'de TEZ " gibi . Ekonomi ve Siyasetle ilgilenenler için başucu olmalı . Hayatımız " saadet zinciri " oldu . Saadet zincirine giriş olduğu müddetçe devam eder , giriş bittiği anda zincir kopar . Kopan zinciri hepimiz göreceğiz.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Evet bu gibi yanlış uygulamalar, durumu iyi gösteren verilere karşın sonsuza kadar sürdürülemiyor.
SilGeçmişte bu da denendi sonu hüsran oldu! siyasiler neden geçmişte olanları ısrarla tekrar ederler? KKM ta DÇMın bir türü idi pahallıya mal oldu. Şimdi kur baskılama! Bakalım ne gün patlak verir ve bu yönetimin cevabı ne olur, KKM ile cevap veriler diye endişeliyim. AÇ
YanıtlaSilBu endişe konusunda yalnız değilsiniz.
SilMahfi bey, kkm dan çözülen dövizin yıl içinde yüksek TL faizine dönmesi, sizinde bu konuyu defalarca yazdığınız üzere, merkez bankası döviz stoğunun suni bir artış olduğunun göstergesi olmazmı, selamlarımla,
SilHocam elinize emeğinize sağlık çok güzel bir analiz olmuş. Nominal kur ile reel kur arasındaki makas sürekli bu şekilde gidemeyeceğine göre, 2015 yılındaki düzeyi önümüzdeki kaç yılda görürüz
YanıtlaSilTeşekkürler. Buna bir zaman biçmek zor. Bundan böyle ne yapacağımıza bağlı.
SilHocam gayet aydınlatıcı ve düşündürücü bir çalışma.. Elinize sağlık.. Şöyle bir yorum getirmek isterim: USD/TRL üstünde Başkanlık sisteminin tesisinden beri sürdürülen baskılama yalnızca enflasyonun kontrolü için uygulanan bir para politikası aracı olarak değil; aynı zamanda ekonominin gidişatı konusunda topluma yönelik bir illüzyonu hedefleyen propogandif bir araç olarak da işlev görüyor gibi.. Sizin çalışmanızla açıkça deşifre olan bir durum bu..
YanıtlaSilGeçmişte de yapılmıştı bu ama şimdi sayılar büyüdüğü için daha etkili oluyor.
SilHocam selamlar.
YanıtlaSilPandemiden neden az etkilendiğimizin ve hemen ertesi yılda hızlıca nasıl toparlandığımızın sebebi de anlaşılmış oldu. Aslında toparlanmamışız. Elinize sağlık hocam.
🙏
SilHocam bu Rek sayılarını peki hangi kurum açıklıyor Merkez bankası mı? Bu rakamlarda Tüik gibi oynamak mümkün müdür?
YanıtlaSilMerkez Bankası açıklıyor. Kefil olamam tabii ama ne olursa olsun durm ortada.
SilMahfi bey, bizim merkez bankası başkanları 40 lı 50 li yaşlarda iken uzun yıllardır abd ve Avrupa merkez bankası başkanları 70 li 80 li yaşlarda olması bir tasadüfmü yoksa bilinçli bir seçim i acaba selamlar,
SilDeneyim ve liyakat her yerde aynı öneme sahip değil herhalde.
SilHocam tam 12 den bir yazi. Buyuduk uctuk kactik diyenlerinbokuyup da anlamasi gereken gercekler iste bu yazida. Elinize saglik
YanıtlaSil🙏
SilHocam, 'kur illüzyonu' ile GSYH'yi dolar bazında yüksek göstermek aynı zamanda Türk mallarını yabancılar için pahalı hale getirip ihracatı baltalamak demek değil mi? Bu durumda, üretim ve ihracat temelli olmayan bu GSYH artışı, dış borç/GSYH rasyosunu kağıt üzerinde düzeltse bile, borcu ödeyecek döviz gelirini azalttığı için bizi daha büyük bir kriz paradoksuna sürüklemiyor mu?
YanıtlaSilBirçok parametre var: Birisi bizim ihracat ve turizm gelirlerimiz Euro ağırlıklı borçlarımız ve ithal girdilerimiz dolar ağırlık. O açıdan bakınca ihracatçı o kadar da kötü durumda değil.
SilHocam elinize sağlık, döviz kurunun baskılanması ile gösterge veriler üzerinde nasıl oynandığını açıkladığınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilBen uzun zamandır bu kur baskılamasına rağmen neden Türkiye'de karaborsa kurun oluşmadığını merak ediyorum. Arjantin, İran vb hangi ülkede kur baskılandı ise piyasa kendi kurunu oluşturuyor ikili kur oluyor (resmi kur-piyasa kuru) ama bu Türkiye'de olmadı... Bugün resmi kur 43,28 ancak hiç bir koşulda 85'in altında olmaması gerekirken (daha yüksek hesaplamalar da var) hangi koşullar Türkiye'de karaborsa kur oluşumunu engelliyor?
Sanıyorum en önemli sebebi %1 gibi azınlığın %75 den fazla sermaye ve tasarrufa sahip olması, bu azınlığı ve dış sıcak paracıların gönlünü hoş tutan politikalar izlenince (dolar bazında yüksek faiz, kkm vb.) kendi aralarında mutlu bir denge kuruluyor ve diğer unsurlarda daha rahat kontrol edilir yada baskılanabilir olunca da piyasa zaten kendileri olmuş oluyor ve karaborsa diye bir piyasa oluşmuyor. En azından şimdilik. Ama her koşulda Türkiye'nin döviz açığı her geçen gün daha çok artıyor (ithalat-ihracat farkındaki artış, faiz ödemelerindeki artış, dış borç artışı vs.) ötelenen riskler daha büyük maliyetle hem daha yoksul hem daha kalabalık bir yoksul kesimin üzerine çökecek gibi görünüyor.
Saygılar,
Birincisi bide TL faizi yüksek buna karşılık döviz mevduatı faizi sıfıra yakın olduğu için döviz talebi fazla değil. İkincisi döviz üzerine kurulu yatırım fonları, altın ve gümüş fonlarının getirisi yüksek olduğu için oralar oldukça tansiyon düşürüyor.
SilHocam Trumpin Fede actigi savas faizin dusmesi demektir. Erdoganin yaptigi gibi israrla faiz dusurecekler muhtemelen. Bu da cogu ulkedeki tasinmaz fiyatlarini euro bazinda en az 50% artiracak bir kac yilda. Yanlis mi dusunuyorum?
YanıtlaSilEğer dediğiniz yapabilirse öyle olur gerçekten de.
SilTrumpa bunu yaptirmazlar mi sizce? Bu is kapital sahiplerinin, yahudilerin de isine gelir. Tahmininiz ne hocam?
Silbig mac endeksi kullanmak mantıklı mı tlnin reel değerini hesaplamada
YanıtlaSilTek bir mal ile denge kuru hesaplamak çok da doğru bir yaklaşım değil. Bir fikir verebilir ama ona dayanarak analiz yapmak doğru olmaz.
Siltl nin güçlü kalması ithalatı arttırıp ihracatı azalltığı için cari açık arttışı olmaz mı bu da dolayı yoldan tl değer kaybı olmaz mı
YanıtlaSilÖyle de oluyor zaten ama turizm gelirlerimiz yüksek olduğu için açık azalıyor.
SilREK nin 100 un altinda kalmasinin bir nedenide kayit disi ekonomi kacakcilik bahis ve suc gelirleri olabilir mi Mahfi bey. Sonucta bu para ulkemize girip bir sekilde harcaniyor aklaniyor.
YanıtlaSilAslında harcandığında bunlar yükseltici etki yapar.
SilHocam, yazınız çok aydınlatıcı, teşekkürler. İki yerinde haklı olarak, REK oranının olması gereken kur için ölçü olmadığını sadece enfl farklarından ve satınalma gücünden hesaplanan bir veri olduğunu belirtiyorsunuz. Makro iktisat literatüründe bir ''hedef reel efektif döviz kuru formülü' (HREK) var mı bilmiyorum. Benim bunu hesaplamak için basitleştirilmiş iki önerim olacak;
YanıtlaSil1- HREK= (Yıllık Cari Açık / Toplam Dış Ticaret Hacmi) x (Nominal Kur - REK)
2-HREK = (Cari Yıl Dış Borç Faiz Ödemeleri/ Nominal Kur ) / (REK -1)
Ne dersiniz? Saygılarımla,
Not: Hedef değil ama Denge REK hesabıyla ilgili yararlandığım nitelikli bir tez linkini paylaşıyorum: https://www3.tcmb.gov.tr/kutuphane/TURKCE/tezler/fundaozkan.pdf
Hocam merhaba. Bilgilendirme için teşekkürler.
YanıtlaSilBugün youtube'da izlediğim reel efektif kurun 55 TL olması gerektiği konusundaki yorumunuzu gördüm.
Merak ettiğim bir husus var. Yanılmıyorsam bu çalışmanız sırasındaTUİK'in bir dönem olduğundan düşük açıkladığı enflasyonun etkisi dikkate alınmamıştır. Eğer böyleyse aslında olması gereken REK 55.-TL'nin de üzerinde olması gerek. Yani ben o enflasyon farkının % 10 olduğunu düşünüyorsam 55.TL'yi % 10 kadar artırmam gerekir, Yorumunuzu rica edebilir miyim?
Teşekkürler, saygılar...
Sn Ketenci, REK, 100 e doğru yaklaştıkça değeri artan parayı, sıfıra doğru yaklaştıkça değeri düşen parayı gösteren bir endekstir. Tüik enflasyonu yerine daha yüksek erimeyi gösteren gerçek enf oranı esas alınırsa REK in düşmesi gerekir. Bu halde hocanın yaptığı hesap (REK 55) doğrudur. Fakat enflasyondaki 10 puanlık fark REK e aynı oranda yansımaz. Diğer ülkelerin enflasyonları da dikkate alındığı için.
SilMerhaba. "Buna karşılık 2016’da nominal kur artmasına karşın REK’in 100’ün üzerinde kalması, TL’nin reel olarak hâlen görece değerli olduğunu göstermektedir." Bu cumlede bir yazim yanlisi mi var? "REK'in 100'un uzerinde kalmasi" yerine "REK'in 100'un altinda kalmasi", hem tablodaki degerlerle hem de formulle uyumluluk icin gerekli gibi geldi bana.
YanıtlaSilO cümle yanlış olmuş, çıkardım, teşekürler
YanıtlaSilHocam güzel olmuş da, SAGP yi de gerçekçi parametrelerle hesaplayıp ona dair de yıllara göre grafik çıkarıp, karşılaştırsanız durum iyice netleşecek. Tabii bir bileşen daha var, toplumun gelir dağılımı bilgisi de yansıtılmadan olmuyor. Varsıl %20 ve geri kalan %80 arasında son beş yılda olağanüstü açılan makası göstermeden, memleketin halini, batan şirketleri, haksız kazançları anlatmak imkansız!
YanıtlaSilHocam selamlar, yıllardır sizi takip ediyorum üstümde emeğiniz çok, teşekkür ediyorum. REK’in 100 ün altında olması TL’nin düşük değerli olduğu anlamına gelir diye belirtmişsiniz. İlk tabloya göre 2025 yılında REK 71, nominal kur 39 fakat tabloda olması gereken kurun 55 olduğu belirtilmiş. Yani TL daha da düşük değerli olarak hesaplanmış. Kurun şu an olduğundan daha yüksek olması gerektiğine kesinlikle katılıyorum fakat burada bir hesap hatası yok mu? REK’in tanımına göre olması gereken kur kabaca 39.30*(71.1/100) = 28 TL olmuyor mu? Böyle bir kur makul ve mantıklı değil, buradan da REK in yanlış bir yöntem olduğu, REK hesabında resmi enflasyon verisi kullanmanın hataya yol açtığı sonucuna varmıyor muyuz? Teşekkür ediyorum. Saygılarımla,
YanıtlaSilBurada bazı şeyler karışıyor. Doğrusu şöyle:
SilReel efektif kur endeksi hesaplamasında “100”, “denge değeri” olarak kabul edilmektedir. Reel efektif kur endeks değerinin 100’ün üzerinde olması Türk lirasının olması gerekenden daha değerli olduğu, 100’ün altında olması ise Türk lirasının olması gereken değerken daha düşük seviyede seyrettiği anlamına gelmektedir.
Bu durumda REK 71,1 iken ve nominal USD/TL kuru 39,30 iken TL olması gereken değerin altında bulunuyor demektir. Buna göre düzeltmeyi yapınca USD/TL kurunun olması gereken düzeyi 55 TL olarak çıkıyor.
Hocam tekrardan merhabalar. Kıymetli yanıtınız için çok teşekkür ederim. Ben REK’in ne olduğunu 2012 yılında yazmış olduğunuz aşağıdaki makalenizden öğrenmiştim.
Silhttps://www.mahfiegilmez.com/2012/11/reel-efektif-doviz-kuru-endeksi-nedir.html?m=1
Orada REK’in 125 olması halinde TL’nin aşırı değerli olduğunu ve TCMB’nin müdahale edebileceğini belirtmişsiniz. Bu makalenizden, 2012 yılında 1 Dolar 2 TL ise ve TCMB müdahalesi sonucunda 2.5 olursa TL aşırı değerli olmaktan çıkar ve REK 100 e doğru düşer (varsayım) şeklinde anlıyorum.
Eğer makalenin yazıldığı tarihte REK 70 olsaydı, TL’nin USD karşısında değersiz olduğu anlamı çıkar ve USD/TRY kurunun 2 TL altında olması (örneğin 1.75) gerekeceği sonucunu çıkarıyorum.
Bu makaleye dayanarak şu anki durumda da REK 70 olduğu için REK hesabı kullanılarak yapılacak kur fiyatlamasının 39 TL altında sonuçlanacağını düşünüyorum. Affınıza sığınarak, iki makale birbiriyle çelişiyor gibi o yüzden belirtmek istedim. Tekraren teşekkürler saygılarımla,
Hocam tmm guzel acikliyorsunuzda bu bahsettiğiniz reel degerlenmeyi gectim ,ortada ciddi bir nominal degerlenme buyume ,kar ,gelir var bu geliri yok sayamayiz bu gelir kimin cebine nereye gidio? Eş anli olarak gelir adaletsizligi bahsettiğiniz kisi basi geliri yok saydigi ortada 1 kişi bile reel geliri cok yukseltebilir ama bunu toplumun refahını yuksekticek demek cok yanlis ileri ekonometrik teknikler ile bu ayrismalar çok rahat hesaplanabir.
YanıtlaSilCNBC yayininda (Youtube'da yayinlanan mulakatinizda) sizi yanlis anladigimi farkettim, yorumlarinda gordugum kadariyla da yanlis anlasilmis. Calismaniz aslinda 2025 ortalama hesabini yansitiyor ancak yayinda sanki 2026 icin ortalama 1USD=55TRY gibi anlasilmisti (halbuki ilerleyen donemlerde, enflasyon etkisiyle REK degisecek ve bu rakam daha yukarida olacak). Merak ettigim, bu durumun ne kadar daha surdurulebilir oldugunu dusunuyorsunuz?
YanıtlaSilHocam, Kurun örneğin %50 artması enflasyonun da neredeyse o kadar artması demek. Geçen sene kur sepeti yaklaşık %30 civarı artarken, enflasyon da o kadar oldu. İğneden ipliğe ithalata bağımlı dolarize olmuş bir ülkede kuru ne kadar arttırırsanız orta ve uzun vadede en az o kadar enflasyon beklemelisiniz. Tam bir kısır döngüye girer, hiper enflasyon ile karşılaşırsınız. Kur geçişkenliği sanıldığından çok daha yüksek. Daha da önemli olanı kurun üretici, , hane halkı ve reel kesin üzerindeki psikolojik ve sosyolojik etkileri. Kurun hızlı artması eski travmaların tekrar yaşanması demek.
YanıtlaSilSözün kısası kur eskisinden çok daha önemli bana göre. Yastık altı, dolarizasyon ve kayıt dışı minimize edilmeden ekonomide kalıcı iyileşme asla beklememeli. Yıllardır bunu savunurum.
Hocam saygılar. Usd/tl nin 52 lira çikmasinin sebebi, sizin bu hesaplamayı Tuik verileriyle gercekleştirmiş olmaniz. Türkiyede temel sorun zaten Makyaj ekonomisidir. ITO enflasyonu ile bu hesaplamayi tekrar yapıp yayınlarsanız sevinirim. 52 değil ben en az 62 lira çıkacağindan eminim. Bu ülke ne zaman adam olur ? Vatandaşa doğrular söylenmeye başlandığı zaman.
YanıtlaSilTeşekkürler tekrar...