Kapitalizmin ve Doların Geleceği

Dünya düzeni uzun süre ABD’nin liderliğinde şekillendi. Düne kadar tartışılan şey bu liderliğin gücüydü. Bugün mesele bu gücün ne kadar sürdürülebilir olduğu.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla başlayan tek kutuplu dönem, küreselleşmenin rüzgârıyla güç kazanmış, ABD yalnızca Batı’nın değil, neredeyse tüm sistemin belirleyicisi haline gelmişti. Ne var ki bu tablo kalıcı olmadı.

Yirmi birinci yüzyılda Çin’in yükselişi dengeleri kökten değiştirdi. ABD Batı’da hala güçlü olsa da, Çin Doğu’da kendi çekim alanını kurdu. Dünya, yeniden iki kutuplu bir yapıya geçti. Trump dönemiyle birlikte sistemin temelleri sarsıldı ve ticaret savaşları, müttefiklerle gerilen ilişkiler ve içe kapanma eğilimi, ABD’nin küresel rolünü sorgulanır hale getirdi. Ardından gelen ABD-İsrail-İran Savaşı ABD’nin konumunun iyice zedelenmesine yol açtı.

ABD hâlâ güçlü; ancak artık belirleyici tek aktör değil. Avrupa daha mesafeli, diğer güçler ise kendi rotalarını çizme peşinde.

Çin, farklı bir yol izledi. Askeri müdahalelerle yıpranmak yerine, ekonomik ağlar oluşturarak ve altyapı yatırımları yaparak sessiz ama derin bir etki alanı kurdu. Artık yalnızca yükselen bir güç değil, sistemin kurucu ortaklarından biri olma aşamasında bulunuyor.

Bütün bu güç savaşımının merkezinde tanklardan ve sınırlardan daha önemli bir güç yer alıyor: Para.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzende dolar, yalnızca bir para birimi değil, sistemin temel taşıydı. Enerji ticaretinden finansal akımlara kadar her şey bu temel taşı üzerine kurulmuştu. Şimdi bu temelde ciddi çatlaklar oluşuyor. Yaptırımlara karşı geliştirilen alternatif sistemler ve yerel para arayışları, doların küresel egemenliğini çatırdatıyor. Dolar eski gücünü kaybediyor.   

Dünya artık tek bir finansal merkeze bağımlı olmaktan çekiniyor. Önümüzdeki dönemde Batı’nın kendi sistemi, Doğu’nun ise kendi ödeme ağlarıyla ilerlediği daha parçalı bir yapı egemen olacak gibi görünüyor.

Bu değişim yalnızca güç dengelerini değil, kapitalizmin doğasını da dönüştürecek. Finansal krizlerden sermaye akımlarına kadar pek çok kavram yeniden tanımlanacak. Belki de daha bölgesel, daha rekabetçi ve alışılmışın dışında modellerin bir arada var olduğu bir “melez kapitalizm” dönemine giriyoruz.

Daha da önemlisi, güç artık sadece devletler arasında paylaşılmıyor. Büyük teknoloji şirketleri, veriyi kontrol ederek yeni bir iktidar alanı kuruyor. Bu gidişat, toprağa dayalı eski feodal düzen gibi bu kez veriye dayalı yeni bir “dijital feodalizmin” ortaya çıkabileceğini düşündürüyor. Bu yeni feodal düzenin feodalleri şirketler olurken yeni serfleri de veriyi sağlayan üreticiler ve tüketiciler olacak.

Sonuç olarak mesele yalnızca ABD’nin ya da doların zayıflaması değil. Asıl kırılma, tek merkezli üstün paralı dünya fikrinin çözülmesidir. Çok merkezli yeni düzende dolar büyük olasılıkla mutlak üstünlükten eşitler arasında birinci konumuna geçecek.  

Asıl soru, bu yeni düzenin ne zaman kurulacağı değil, bu dijital ve çok kutuplu ormanda yolumuzu nasıl bulacağımız.

Yorumlar

  1. Bağlantısızlar hareketi gibi birsey olabilir mi Mahfi hocam?

    YanıtlaSil
  2. Hocam zamanını da özellikle birikim yapmaya çalışan biz küçük yatırımcılar için önemli buluyorum. Ayrıca yol bulmak konusunda görüşlerinizi ortaya koyan yazılar bizim için çok değerli olacaktır. Saygılar...

    YanıtlaSil
  3. Sayın hocam dünyanın ekonomisini sayısı 10' nu bulmayan küresel şirketlerin yönetmesi,zaten başlı başına bir sorun değil midir.

    YanıtlaSil
  4. Mahfi hocam dubai, katar, kuveyt gibi şehirlere ziyaretiniz oldumu.bunlarla ilgili görüşlerinizi alabilirmiyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuveyt ve Dubai'ye gittim. Ama üzerinde on yıldan fazla zaman geçti. Ama asıl büyük değişiklik son on yılda oldu. O nedenle bugüne göre görüş oluşturabilmek zor. Dubai Arap kıyafetli batılı bir toplum gibiydi. şimdi sanırım daha fazla öyle oldu.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Altın ve Gümüş Fiyatları

Altın ve Gümüşün Yükselişi ve Düşüşü