Dövize Dayalı Yatırım Fonları

Yaşanan yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle birçok kişi birikimlerini yabancı para cinsinden tutmayı tercih ediyor. Ancak uzun süredir bankaların yabancı para mevduat hesaplarına (DTH) verdiği faiz oranları ABD ve Euro Bölgesi enflasyonunun altında kaldığı için, dövizin satın alma gücünü korumakta yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle daha yüksek getiri potansiyeli sunan dövize dayalı yatırım fonları son yıllarda yatırımcıların ilgisini çeken araçlardan biri haline geldi.

Dövize dayalı yatırım fonları, ağırlıklı olarak dolar veya euro cinsinden varlıklara yatırım yapan fonlardır. Bu fonların portföyünde genellikle eurobondlar, yabancı devlet tahvilleri, özel sektör tahvilleri, yabancı hisse senetleri ve bazı durumlarda altın gibi değerli metaller bulunur. Yatırımcı doğrudan döviz tutmak yerine profesyonellerce yönetilen geniş bir portföye ortak olur. Böylece piyasaları sürekli izleme zorunluluğundan da kurtulur.

Buna karşın dövize dayalı yatırım fonları, DTH gibi düşük riskli bir araç değildir. En önemli risklerden biri faiz riskidir. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz artırdığı dönemlerde uzun vadeli eurobondların piyasa değeri düşebilir. Bu durum fon fiyatlarının gerilemesine neden olur. Yani dolar yükselse bile fon zarar yazabilir. Ayrıca Türkiye’nin kredi risk primi (CDS) yükseldiğinde Türk eurobondlarının değeri düşebilir. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca döviz kuruna odaklanmak yerine küresel faiz ve ekonomik gelişmeleri de takip etmesi gerekir.

Bazı döviz fonları özel sektör tahvillerine yatırım yapar. Bu tür fonlar daha yüksek getiri potansiyeli sunsa da, yatırımcının üstlendiği risk de artar. Şirketlerin finansal sorun yaşaması veya borçlarını ödeyememesi durumunda fon performansı olumsuz etkilenebilir.

Yabancı hisse senedi ağırlıklı döviz fonlarında dalgalanma daha yüksektir. Özellikle teknoloji veya tematik alanlara yatırım yapan agresif fonlar, kısa vadede yüksek kazanç sağlayabildiği gibi ciddi kayıplar da yaşatabilir.

Aşağıdaki tablo, dövize dayalı yatırım fonlarının genel risk düzeylerini özetlemektedir:

Türkiye’de yatırım fonları genellikle Takasbank saklamasında tutulur ve fon varlıkları, portföy yönetim şirketinin mal varlığından ayrı değerlendirilir. Bu nedenle bir banka veya portföy şirketi finansal sorun yaşasa bile fon içindeki varlıklar doğrudan şirket borçlarına dahil edilmez. Ancak bu durum yatırımcının zarar etmeyeceği anlamına gelmez. Fonun içindeki tahvil, hisse senedi veya diğer varlıkların değer kaybetmesi halinde yatırımcı da zarar eder.

Dövize dayalı yatırım fonu seçerken yalnızca geçmiş getirilere bakmak yeterli değildir. Fonun risk düzeyi, yatırım yaptığı varlıkların dağılımı, yönetim ücreti, dolar temelli gerçek performansı ve geçmişte yaşadığı maksimum düşüş gibi kriterler de dikkatle incelenmelidir. Düşük riskli yatırım arayanlar genellikle devlet eurobond ağırlıklı fonları tercih ederken, daha yüksek getiri hedefleyen yatırımcılar hisse senedi veya agresif serbest döviz fonlarına yönelebilir. Ancak bu fonların dalgalanmasının daha yüksek olduğu unutulmamalıdır.

Dövize dayalı yatırım fonları, döviz birikimlerini değerlendirmek isteyen yatırımcılar için önemli fırsatlar sunabilir. Ancak bu fonlar garanti kazanç sağlayan araçlar değildir. Kur hareketleri, faiz oranları, küresel ekonomik gelişmeler ve piyasa koşulları fon performansını doğrudan etkiler. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca yüksek getiri beklentisiyle değil, risk toleranslarını ve yatırım vadelerini dikkate alarak karar vermesi gerekir. Hızlı yükselen her yatırım aracı yüksek kazanç fırsatı sunduğu kadar ciddi risk de barındırır. Bir yatırımcının asla unutmaması gereken atasözünü bir kez daha yazalım: “Beleş peynir yalnızca fare kapanında bulunur.”

 


Yorumlar

  1. Orjinali varken çakmasını almaya gerek varmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orijinali faiz getirmiyor ve ayrıca ABD'deki enflasyon kadar değer yitiriyor.

      Sil
    2. Ewet ama riskte fona göre cok daha az..23 seçimleri öncesi serbest piyasa ve tabela arasında oluşan yüzde 10 luk fiyat farkını bir frangman olarak düşünmeli mi acaba?

      Sil
  2. Hocam ben yanlışlıkla nitelikli yatırımcı oldum, ne yapayım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nitelikli yatırımcı ne demek?

      Sil
    2. Çok daha dikkatli olun çünkü nitelikli yatırımcı daha fazla risk alabilecek olan yatırımcı demek. Bu da aslında insanı aşırı risk almaya teşvik ediyor.

      Sil
  3. Türkiye'deki TEFAS fonlarını önermem. yıllık yönetim ücretleri fazla, stopaj vergiden fazla. neyse, yatırım tavsiyesi değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ETF'lerin vefat halinde miras işleri çok meşakkatli & vergisi de mevcut.

      Sil
    2. Eğer miras içinse doğru ama ETF'lerden alınan vergi miktara göre artsa bile %15. Daha üst dilimlerde de parçalı satım yapılabilir. Genel trendin olumlu gittiği etflerde uzun vadeli beklenebilir, TEFAS fonlarında vergiliyse %17,5 ödeniyor, bir yıl beklendiyse ≥%2 yıllık ücret ödeniyor. Üstelik tefas fonları güncellemeleri bile güzel yapmıyor. En azından %2,5 ücret ödüyorsam, pasif yerine aktif fon isterim. ETF'lerin çoğu ≤%1 yönetim ücretine sahip. Tabii kararlar kişiseldir, yatırım tavsiyesi değildir.

      Sil
  4. Eurobond seçiminde vadeden ziyade kupon faizi olmalı. Yıllık getiride kupon ödemeleriyle bankaların vadeli dövize uyguladıkları faizin çok üstünde gelir sağlanabilir. Vade sonunda yatırımın karşılığıda bir getiri sağlar.

    YanıtlaSil
  5. Hocam, 2006'da turk telekom'un tamamı 12 milyar dolarmış. 2026'da bugün Turk Telekom'un borsadaki piyasa değeri 5.51 milyar dolar. 2006-2026 dolar bölgesi enflasyonu yüzde 60-70 civarında. Ne olmuş olabilir? Etkileyen değişkenler yani nüfus, turist, transit turist, hanehalkı ses ve internet kullanım oranları da acayip artmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zamanki Telekom ile bu günkü Telekom aynı değil. PTT de dahildi. Ayrıca piyasada tekeldi Şimdi öyle değil. En kısa açıklama.

      Sil
    2. 2006'da ptt dahil degildi coktan ayrılmıştı Tansu Çiller zamanında ptt ile telekom ayrıldı. 2006'da Tekeldi ama sadece internet ve data tarafında tekeldi hane halkının yuzde 20'si internet kullanıyordu ve turkcell ve telsim mobil pazarda ttkomun aveasının önündeydi. Şimdi hanehalkının yüzde 92'si internete bağlı mobil abone sayıları arttı. Turist kart, roaming, transit yolcu roaming düşünüldüğünde, dahası 20 senelik dolar bölgesi enflasyonu düşünüldüğünde 5.5 milyar dolar olması komik.

      "Türk Telekom'un 31 Aralık 2006 tarihli konsolide finansal tablolarına göre temel bilanço verileri şu şekildedir:Toplam Varlıklar: 10.364.717 (Bin TL)Dönen Varlıklar: 3.655.801 (Bin TL)Duran Varlıklar: 6.708.916 (Bin TL)Toplam Yükümlülükler: 4.606.326 (Bin TL)Özkaynaklar: 5.758.391 (Bin TL)Not: 2006 yılı finansal raporları, Türk Telekom, TTNet ve 15 Eylül 2006 tarihinde satın alınan Avea'nın (TT Mobil) konsolide sonuçlarını içermektedir"

      Sil
  6. Merhaba Hocam,

    Maalesef bankaların fon bilgilendirmeleri yetersiz.Mobil bankacılıktan yeterli veriye ulaşamıyoruz. Tefas'ın sitesi yenilendi ama çok düz veri sağlıyor. Risklerin ne olduğu açıkça belirtilmiyor. Yani ortalama bir vatandaş için epey karmaşık. Herhangi bir güvence var mı belli değil. Fonlar daha şeffaf olmalı kanaatindeyim. Bu sağlanırsa daha fazla yatırımcı fonları tercih edecektir.


    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Bu eksiklerin hızla giderilmesi gerekiyor. Piyasa çok büyüdü.

      Sil
  7. Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  8. Yazınızda belirttiğiniz ''dövize dayalı yatırım fonları'' aracılığıyla birikimleri koruma stratejisi, aslında Norveç'in 1990'dan beri ulusal ölçekte uyguladığı bir modelin bireysel yansıması gibi düşünülebilir. Norveç, petrol gelirlerini (emtiaya dayalı döviz girişi) ülke içine sokup enflasyon yaratmak yerine, Küresel Emeklilik Fonu aracılığıyla dünya piyasalarına (hisse, tahvil, emlak) yatırarak gelecek nesillerin emeklilik maaşlarını garanti altına alıyor. Bizim gibi ülkelerde ise bireyler, sosyal güvenlik sisteminin gelecekteki alım gücüne dair kaygıları nedeniyle, sizin bahsettiğiniz bu fonlar üzerinden kendi ''bireysel Norveç modellerini'' kurmaya çalışıyorlar denilebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Norveç Fonu çok ciddi ve disiplinli yönetiliyor.

      Sil
  9. Sn. Eğilmez ‘in yazısı ,ekonomik bir davranış biçimi temasının tarafsız & kategorik olmayan detaylı incelenmesidir. Genel anlamda, bahse konu fonlara talep sadece yatırım tercihi olmayıp,
    satınalma gücünü veya birikimini muhafaza etme refleksi, enflasyon ve ekonomik dalgalanmalardan imkanlar ölçüsünde korunma içgüdüsünün tezahürü olarak değerlendirilebilir.
    AB ve ABD ‘de dövize endeksli fonlar muhakkak ki vardır ama, devlet tahvili ve endeksli fonlar gibi her halükarda sirkülasyonun veyahut sistemin odağında mütalea edilmediğini zannediyorum. (yanılgı hakkımı Mahfi üstadın hoşgörüsünede mahfuz tutuyorum.)

    YanıtlaSil
  10. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın faiz artırdığı dönemlerde uzun vadeli eurobondların piyasa değeri düşebilir. bu cümleyi anlamadım faiz artması neden eurobondn değerini düşürüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü insanlar bunlarda çıkıp daha kısa vadeli yüksek faizli kâğıtları tercih ederler.

      Sil
  11. Hocam, bu fonların çoğu gölge bankacılık ile mi döndürülmektedir? Bunların kısa vadelilerinin de büyük risk taşıdığını düşünüyorum eğer öyleyse. Teşekkürler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri