Net Borç Verme ve Net Borç Alma Hesabı
IMF'nin kullandığı net borç verme (net lending) ve net borç alma (net borrowing) kavramları, bir ekonominin tasarrufları ile yatırımları arasındaki ilişkiyi ve dış dünyayla olan finansal bağlantısını gösteren önemli göstergelerdir.
Bir ülke net borç verici
konumundaysa, ekonomideki toplam tasarruflar toplam yatırımlardan fazladır. Bu
durumda ülke, tasarruf fazlasını yurt dışına yönlendirir ve dış dünyaya net finansal
kaynak aktarır. Bu durum genellikle cari fazla veren ekonomilerde görülür.
Bir ülke net borç alıcı
konumundaysa, toplam yatırımlar tasarruflardan fazladır. Bu durumda yatırımları
finanse etmek için dış kaynak kullanımına ihtiyaç duyulur. Bu durum genellikle
cari açık veren ekonomilerde görülür.
IMF ve diğer uluslararası
kuruluşlar bu kavramları kullanarak ülkelerin tasarruf-yatırım dengesini, cari
işlemler dengesini ve dış finansman ihtiyacını değerlendirir.
Makroekonomide temel ilişki
şöyledir:
Net Borç Verme / Net Borç Alma =
Tasarruflar (S) − Yatırımlar (I)
Buna göre:
• S > I ise ekonomi net borç
vericidir.
• S < I ise ekonomi net borç
alıcıdır.
Aynı ilişki cari işlemler
dengesiyle de bağlantılıdır:
Cari İşlemler Dengesi ≈
Tasarruflar (S) − Yatırımlar (I)
Türkiye ekonomisi tarihsel olarak çoğu dönemde cari açık veren bir ekonomi olduğu için genellikle net borç alıcı konumundadır.
Bir ekonomide 2026 yılında verilerin
şöyle olduğunu varsayalım:
GSYH = 2 trilyon dolar
S = 450 milyar dolar,
I = 500 milyar dolar
S − I = −50 milyar dolar olup bu
tutar GSYH'nin yüzde 2,5'ine karşılık gelmektedir. Dolayısıyla ekonomi net borç
alıcı konumundadır ve yaklaşık 50 milyar dolarlık net dış kaynak girişine
ihtiyaç duymaktadır.
Bu ihtiyaç aynı tutarda dış
borçlanma yapılacağı anlamına gelmez. Dış finansman ihtiyacı; doğrudan yabancı
yatırımlar, yabancıların hisse senedi ve tahvil yatırımları, bankaların ve
şirketlerin kullandığı dış krediler, ticari krediler ve diğer sermaye girişleri
aracılığıyla da karşılanabilir.
Bu örnek ülkenin net borç alıcı
konumundan çıkabilmesi ya da dış kaynak arayışlarını azaltabilmesi için önünde
iki seçenek vardır: İç tasarruf oranını artırmak ya da yatırımlarını azaltmak.
Tasarrufların artırılması için hanehalkı ve şirket tasarruflarını teşvik eden
politikalar uygulanabilir; kamu tasarruflarının artırılması ise çoğu zaman
bütçe açığının azaltılmasını ve dolaylı olarak daha yüksek vergi gelirlerini
veya daha düşük kamu harcamalarını gerektirir. Yatırımların kısılması ise
büyümenin düşmesiyle sonuçlanır. Bu nedenle hızlı büyüme ihtiyacı olan
ekonomiler açısından bu seçenek önemli maliyetler yaratabilir.
Türkiye 2024 ve 2025 yıllarında yatırım
artışını yavaşlatıp büyümesini potansiyel büyüme oranı olan yüzde 5’in altına
düşürerek (2024’te yüzde 3,3, 2025’te yüzde 3,6) cari açığını kontrol etti.
2026 yılında da benzer bir durum yaşanması bekleniyor. Tahminler büyümenin yüzde 2,8 – 3,0 dolayında
olacağını gösteriyor.
Türkiye gibi hızlı büyüme
ihtiyacı olan bir ekonomi açısından büyümenin yavaşlaması önemli bir maliyet
yaratır. Buna karşılık burada yanıtlanması gereken kritik soru şudur: Yatırım
artışını yavaşlatmış ve büyümesini potansiyel büyümesinin altına düşürmüş olan
bir ekonomi bu üç yılda GSYH’sini 1.358 milyar dolardan 1.658 milyar dolara nasıl
çıkarmış olabilir? Daha önce de çeşitli defalar değindiğimiz gibi bunun temel
nedeni, yüksek enflasyonun GSYH'yi cari fiyatlarla hızla büyütmesi ve döviz
kurunun enflasyona kıyasla daha yavaş artmasıdır. Böylece dolar cinsinden GSYH,
reel büyümenin tek başına açıklayabileceğinden çok daha hızlı artmaktadır.
Yazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilNet anlatım. Artık gerçek büyümenin neden olduğunu anlarlar. Sağolun kıymetli Hocam.
YanıtlaSilTeşekkür ederim ama ümitlenmeyin anlasalar da anlamazdan gelirler.
SilTeşekkürler mahfi bey elinize sağlık
YanıtlaSil🙏
Silİç tasarruf oranını artırmak için , BES , işsizlik fonu , 1960 larda tasarruf bonosu , vs , gibi mecburi veya ihtiyari fonlar , hiç bir zaman tasarruf yapanın gelirini ve tasarrufunu artırmadı .
YanıtlaSilDoğru.
SilEKO POLİTİĞİN, TOPLUMA SOPA ETKİSİ ;
YanıtlaSilEkonomi politikaları toplumu hedeflemez; ama ekonomiyi yönetirken toplumu yeniden şekillendiren en güçlü araçlardan biri haline gelir.
.
Sanayileşme; Sınıf yapısını değiştirdi
Enflasyon dönemleri; Varlık dağılımını değiştirdi
Kredi genişleme dönemleri;Yeni girişimci sınıf yarattı
Kriz dönemleri; Siyasi ve sosyal dönüşüm üretti.
.
Karanlıkta dayak yediğinizde, kimin sizi dövdüğünü bilemezsiniz.
Bu yazınızdan hiçbir şey anlamadım.
YanıtlaSilÇok fazla matematik ve çok fazla harf var. Galiba bu sebeple anlamamış olabilirim.
İçinde matematik olmayan yazılarınızı rahatça anlayabiliyorum.
Bir daha okursanız bu yazıda hemen hiç matematik olmadığını göreceksiniz.
SilHocam ülkemiz için,sürdürebilir BORÇ stoku miktar olarak ne kadardır.
YanıtlaSilOndan çok daha önemlisi dış borçların vadesidir. An itibarıyla bir yıl içinde ödenmesi gereken 240 milyar dolar dış borcumuz var.
Silyunanistan ve arjantinin moratoryum tehlikesinden sadece aldığı finansman kaynağından başka, hangi kriterler düzlüğe çıkardı sayın hocam.
YanıtlaSilÇok da başka kriter yok sanırım. Her iki ülke de popülizme oldukça açıklar. Birkaç yıl kemer sıkıp sonra yine aynı hovardalığa dönüyorlar. Türkiye de böyle.
SilTürkiye ekonomisini kıytırık Yunanistan veya Arjantin ekonomisi ile kıyaslamak sağlıklı sonuç vermez!
SilKıytırık Yunanistan'ın kişi başına geliri bizim şişirilmiş kişi başına gelirimizin 2 katı.
SilMAHFİ HOCAM, SANKİ BİRİLERİ TARAFINDAN SON 3 YILDIR , GİZLİ GİZLİ FONLANILIYORUZ. YANILIYOR MUYUM HOCAM.
YanıtlaSilÇok da gizli değil.
Silmahfi bey cumhurbaşkanının ustalık döneminde, biz neden dibe çekildik.
YanıtlaSilFutbol dünya kupasındaki nedenle aynı. Bol hamaset, yanlış politikalar, kendini üstün görme, kimseyi dinlememe.
SilSayın hocam kamuda tasaruf bir yana bu yıl ki harcamalar geçen yılla nazaran artmış gibi görünüyor kamu harcamaya devam ettikce enflasyon düşecek gibi degil
YanıtlaSilKur artışıda enflasyonun altında tutulacagına göre döviz bazında maaşlar hormonlanmaya devam edecek seçimde 20 bin dolar kişi başı milli geliri duyacagız meydanlarda..ama seçimden sonra take düşer kel görünür gibi geliyor bana
Seçime kadar idare edersek dediğiniz gibi olur.
SilHocam maalesef enflasyon doğru ölçülmediği için ona bağlı tüm veriler sağlıksız hale geliyor. Bozuk kantarla doğru ölçüm yapılamaz. Bu konuyu enflasyon rakamlarının sağlıksızlığı kadar konuşmuyoruz ama Milli gelir ve büyüme rakamlarımız kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Kişi başı milli gelir rakamlarını ortalama bir vatandaşımızın maddi durumuyla karşılaştırdığımızda bu rakamların ne kadar abartılı (hatta hayali) olduğu açıkça görülüyor.
YanıtlaSilHaklısınız.
SilTasarruf ve yatırım ile ilgili ilişki anlatımınız ve IMF nin bu doğrultuda dünya ekonomisi için yaptıklarını çok iyi anlatmışsınız Hocam. Yatırım için net borç alma pozisyonundaki ülkemiz keşke YATIRIM için bu imkanı kullanabilseydi. Kamuda tasarrufun aksine yüklüce harcamalar olduğu için bence alınan o yatırımlar da bir şekilde çarçur edilip, ekstra borca katkı sağlıyor. Bilmem yanlış mı düşünüyorum. Teşekkürler.
YanıtlaSilSağ olun.
SilÇok doğru düşünüyorsunuz.
Çok yalın ve anlaşılabilir anlatım için çok teşekkürler Mahfi Bey.
YanıtlaSilSağ olun.
SilSn. Hocam;
YanıtlaSilYastık altındaki yüz milyarlarca dolar ve binlerce ton altın için tasarruf mu yoksa yatırım mı demeliyiz? Yoksa bunlara başka bir ad mı bulmalıyız? Pasif yatırım/zarar eden yatırım gibi. Hatta bireyler için rasyonel/karlı (şimdilik) bir yatırım olan altın ve dolar toplum için irrasyonel bir yatırım aracıdır diyebilir miyiz?
Ayrıca 9 milyon insanın bankada minimum 250 bin lirası var!
SilBunun İngilizcesi hoarding dir. Yani istifleme. Öylece durursa hiçbir işe yaramaz. Tasarruf yatırıma döndürülmesi mümkün birikimdir. oysa bu öylece durduğunda ekonomi açısından hiçbir işe yaramaz. O nedenle tasarruf olarak sayılmaz yastık altı diye adlandırılır.
SilBu yastık altı kavramı hoarding (istifleme) her ülkede Türkiye gibi yüksek mi yoksa bu bize özgü mü 800 milyar dolar yastık altı var demiştiniz tahminen. Bu inanılmaz bir birikim gibi duruyor!
SilBu hemen her yerde var ama bizdeki kadar yüksek olan yer var mı onu bilmiyorum. Çünkü bu rakamlar tahmini rakamlar.
SilSayın Eğilmez, Yatırım ve Tasarruf durumlarını Ülkesel den Bireysele dönüştürürsek ve GSYH yı dikkate almazsak, Zenginlik veya Fakirlik olarak adlandırabilir miyiz? Tasarruf yapabilen bireyleri Zengin, Tasarruf yapamayan bireyleri Fakir olarak niteleyebilir miyiz? Ne kadar çok tasarruf yapabiliyorsa o kadar çok zengin, ne kadar az tasarruf yapabiliyorsa o kadar az zengin olabilir mi? Burada lüks harcamaları hesaplama ayrı olmalı.
YanıtlaSilYüzde 100 doğru olmasa da doğru diyebiliriz. Çünkü düşük gelirlilerden de kendi çapında tasarruf yapanlar vardır.
SilMüslümanın ekonomisinin düzelmesi zor gibi.
YanıtlaSilMahfi bey, güncel yazılarınız için teşekkür ederim, sorum şudur, tasarruf, yatırım dengesinde, verimliliği veya faktör verimliliğini nerede konumlandırmak gerek, basiretli tüccar anlayışı hangi kalemin altında saklı acaba, örneğin bankadan 100bin TL kredi çeksem, bunun 80bin TL si ile çoluk çocuk tatil yapsam ve kalan 20bin TL ile yatırım yapsam bu 20 bin TL nin getirisi bu borcun faiz ve ana parasını ödermi yoksa yıllar geçtikçe faiz borcu büyürmü, demem o ki basiretli tüccar anlayışı alınan borcun ana para ve faizini ödeyecek kendini en kısa vadede ödeyecek yatırım kararı lazım değilmi selamlar,
YanıtlaSilÇok doğru bu yalnızca basiretli tüccar için değil borçlanan devletler için de doğru.
SilTasarruf (üretim )450 milyar dolar yatırım (harcama ) 500 milyar dolar açık 50 milyar dolar Aynı zamanda borçlanılacak miktar (cari açık) borçlandığımız miktar istihdam oluşturacak yatırımımamı gitiyor tartışılır. Yatırıma yönelse idi cari açıklarda azalma görülür gizli işsizlik dediğimiz değerler 30’lu
YanıtlaSilrakamlara çıkmazdı
Çok doğru. O nedenle borçlanmanın doğru amaçla yapılması gerekir.
SilKarmaşık ödemeler dengesi hesapları, verilere dayalı olarak güzel bir konu başlığı altında okuyucuya sunulmuş ve bu meyanda ; Tasarruf & Yatırım dengesinin ekonominin sağlığını gösteren temel gösterge olduğu da sayın yazar tarafından açıkça belirtilmiş. Yazıdaki gizli özne olan IMF, aslında tüm ekonomileri kendi gerçeğiyle buluşturan küresel bir finans aynası gibi. Brüt borç yerine , net pozisyonun izlenmesinin, risklerin doğru görülmesindeki önemli bir ayraç özelliği de yazının hayat noktası olarak belirginleşiyor.
YanıtlaSilBilgilendirmeye teşekkürler sayın hocam.
Teşekkür ederim. 🙏
SilYazar matematiksel verileri kullanarak, neyi anlatmak istemiştir ?
YanıtlaSilA)Türkiye'nin dolar cinsinden milli gelirindeki hızlı artışın önemli kısmı, üretim patlamasından değil; yüksek enflasyonun fiyatları şişirmesi ve kurun enflasyona göre daha yavaş yükselmesinden kaynaklanıyor.
B)Nominal büyüme ile reel büyüme arasındaki fark ve kur-enflasyon etkisiyle dolar bazında milli gelirin yükselmesi
C)Reel değerlenme kaynaklı dolar bazlı büyüme
D)Ekonomide SÂHİR etkisi.
Suni dolar kurunun etkileri bana şunu anlatıyor. Gerçek veriden uzaklaştıkça, çözümlerden de uzaklaşıyoruz.Gerçeklik nehri baraj tutmuyor.
YanıtlaSilEvet ne yazık ki aynen dediğiniz gibi oluyor.
SilHocam yazı için teşekkürler. Konu dışında bir şey sorabilir miyim? Bugün BOTAŞ yurtdışından aldığı doğalgazı sübvanseli bir şekilde iç piyasaya satıyor ve bir zarar doğuyor. BOTAŞ bunun için görevlendirme gideri adı altında Hazine’den kaynak alıyor. Bunun dışında BOTAŞ gerek Hazine ile gerekse kendi kurumsal yapısıyla bu borcunu nasıl finanse ediyor? Hazine ile KDV alacak-verecek mahsuplaşması vs. mi yapılıyor, nasıl oluyor?
YanıtlaSilBotaş, Varlık Fonunda yer alıyor. Zararı da oradan karşılanıyor.
Sil