Freudyen Bastırma ve Kur Baskılaması

Psikanaliz insanın iç dünyasını, ekonomi ise üretim, para ve piyasa ilişkilerini inceler. İlk bakışta birbirinden oldukça farklı görünen bu iki alanın ortak bir yönü vardır: Sorunun kendisini çözmek yerine, ortaya çıkan etkilerini kontrol etmeye çalışmak. Bu yazı, Freud'un bastırma kavramı ile kur baskılaması arasında bir analoji kurmayı amaçlıyor.

Freud'a göre zihnimiz yalnızca bilinçten oluşmaz. Düşüncelerimizin ve davranışlarımızın önemli bir kısmı, farkında olmadığımız bilinçdışı süreçlerden etkilenir. Bu süreçlerden birisi olan bastırma; kişinin kabul etmekte zorlandığı, kaygı uyandıran ya da benlik algısıyla çatışan duygu ve düşüncelerinin bilinçdışına itilmesidir. Ancak bastırılan şey yok olmaz. Yalnızca görünmez hâle gelir. Bir süre sonra ise farklı biçimlerde geri döner. Nedensiz görünen kaygılar, tekrar eden davranışlar, rüyalar ya da dil sürçmeleri bunun örnekleri olabilir. Freud'a göre bunlar, bastırılanın kendisini dolaylı biçimde yeniden göstermesidir. Psikanalizde buna "semptom" denir.

Günlük yaşamda bu tür davranışları her yerde görebiliriz. Yoğun kaygı yaşayan birinin sürekli evi toplaması, durmadan çalışması ya da kendini sürekli meşgul etmesi dışarıdan bakıldığında üretkenlik gibi görünebilir. Oysa çoğu zaman değişen şey kaygının kendisi değil, onun ifade ediliş biçimidir. Aynı durum tıpta da görülür. Ağrı kesici ağrıyı azaltabilir, ancak enfeksiyonu tedavi etmez. Belirti hafiflemiştir; neden ise hâlâ yerindedir.

Benzer bir durum ekonomide de görülebilir. Kur baskılaması, döviz kurunun yükselmesini çeşitli politika araçlarıyla sınırlama ya da geciktirme çabasıdır. Bunun amacı kısa vadede fiyat artışlarını yavaşlatmak, enflasyonu kontrol altında tutmak ve piyasalara istikrar mesajı vermektir. Yani kur tamamen serbest bırakılmaz; belirli bir düzeyde tutulmaya çalışılır.

Türkiye ekonomisinde bunun etkileri günlük yaşamda görülebiliyor. Kur uzun süre sakin kaldığında insanlar ekonominin de sakinleştiğini düşünebilir. İthal elektronik ürünlerinin fiyatları bir süre daha yavaş artar, akaryakıt zamları gecikir ya da dövize bağlı maliyetler hemen hissedilmez. Bu durum geçici bir rahatlama yaratır.  Ne var ki aynı dönemde enflasyon yüksek kalıyor, üretim maliyetleri artıyor, dış finansman ihtiyacı devam ediyor ya da rezervler eriyor ve dolayısıyla kurdaki sakinlik tek başına sorunun çözüldüğü anlamına gelmiyor.

Baskı sürdürülemediğinde ertelenen fiyat artışları kısa sürede peş peşe gelir. Bir sabah otomobilin, telefonun ya da ithal bir ilacın fiyatındaki ani yükseliş, çoğu zaman yeni bir sorunun ortaya çıkmasından çok, uzun süredir biriken baskının açığa çıkmasıdır.

Freud için semptom, bastırılan çatışmanın yeniden görünür hâle gelmesidir. Benzer şekilde ekonomide de ani kur sıçramaları, yüksek enflasyon ya da hızla artan fiyatlar çoğu zaman yapısal sorunların belirtileridir. Bunlar yeni bir sorunun ortaya çıktığını değil, uzun süredir var olan dengesizliklerin artık görünür hâle geldiğini gösterir.

Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. İnsanların beklentileri de ekonomiyi etkiler. Ekonominin kötüleşeceğini düşünen biri döviz alabilir, harcamasını erteleyebilir ya da tasarrufa yönelebilir. Bu bireysel kararlar zamanla ekonomik sürecin kendisini de etkiler. Ekonomi ile psikoloji bu noktada birbirinden tamamen bağımsız değildir.

Bu benzetme, kur baskılamasının nedenini psikolojiyle açıklama iddiası taşımaz. Döviz kuru; enflasyon, dış borç, sermaye hareketleri, rezervler ve küresel finansal koşullar gibi birçok ekonomik değişkenin etkisi altında şekillenir. Ancak ekonomik kararlar yalnızca teknik hesaplarla alınmaz. Toplumun beklentileri, piyasa psikolojisi ve siyasal öncelikler de bu kararların önemli parçalarıdır.

Bastırma ile kur baskılaması arasındaki ortak nokta, ikisinin de zamanı satın almaya çalışmasıdır. Her ikisi de sorunu tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca görünmesini geciktirir. Ancak geciken her şey yok olmaz. Bastırılan duygu nasıl uygun zamanda yeniden ortaya çıkıyorsa, ekonomik gerçeklerle uyumsuz biçimde uzun süre baskılanan kur da uygun koşullar oluştuğunda yeniden hareket eder. Çünkü ister insan zihninde ister ekonomide olsun, neden ortadan kalkmadığı sürece belirti de geri dönmeye devam eder.

Belirtileri yönetmek mümkündür; ancak kalıcı çözüm, onları üreten nedenlerle yüzleşmekten geçer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri