Sanayimiz Yol Ayrımında

Türkiye, son 40 yılda otomotivden beyaz eşyaya, makineden savunma sanayine kadar birçok alanda önemli bir üretim üssü hâline geldi. Ancak bugün sanayiciler geçmişte karşılaşmadıkları kadar karmaşık sorunlarla mücadele ediyor. Bir tarafta artan maliyetler, diğer tarafta finansmana erişim güçlüğü, kur tartışmaları ve küresel rekabet. Buna bir de teknoloji yarışının hızlanması ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi eklenince, sanayimizin önünde geçmiş dönemlerden farklı bir rekabet ortamı oluşmuş durumda.

Bugün sanayinin en büyük ihtiyacı, yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha rekabetçi ve daha yüksek katma değerli üretim yapabilmektir.

Üretim Devam Ediyor, Ancak Kârlılık Aynı Hızda Artmıyor

TÜİK verilerine göre 2026 yılı Mayıs ayında sanayi üretim endeksi aylık olarak yüzde 2,9 azalırken yıllıkta değişim göstermedi. İmalat sanayi üretim endeksi aylık olarak yüzde 3,3 azalırken yıllıkta yalnızca yüzde 0,3 artış sergiledi. Bu veriler, sanayi üretiminde ivme kaybına işaret ederken, üretimin sürdürülebilirliği konusunda dikkatle izlenmesi gereken bir döneme girildiğini gösteriyor.

Bu genel duruma ek olarak artan maliyetler ve daralan kâr marjları nedeniyle birçok firma daha fazla üretmesine rağmen daha düşük kârlılıkla faaliyet gösterebiliyor. Bu gelişme, özellikle ihracat odaklı sektörlerde yatırım iştahını azaltıyor.

Maliyet Baskısı Sanayinin Rekabet Gücünü Azaltıyor

Enerji fiyatları, hammadde maliyetleri, işçilik giderleri ve lojistik harcamaları son yıllarda üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırdı.

TÜİK'in Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi verilerine göre üretici fiyatlarındaki artış, sanayicinin maliyet baskısının yüksek düzeylerde olduğunu gösteriyor.

Özellikle KOBİ'ler için artan maliyetler, fiyat rekabetini zorlaştırırken yatırım planlarının ertelenmesine neden olabiliyor.

Çözüm Önerileri

Bu alanda öne çıkan politika önerileri arasında enerji verimliliği yatırımlarının teşvik edilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının desteklenmesi, yerli ara malı üretiminin geliştirilmesi ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi yer alıyor.

Kur Politikası ve İhracat Rekabeti

Sanayicilerin en fazla gündeme getirdiği konulardan biri döviz kuru ile enflasyon arasındaki ilişkidir.

İhracat yapan firmalar gelirlerini büyük ölçüde döviz üzerinden elde ederken, ücret, enerji ve birçok üretim girdisi Türk lirası cinsinden artıyor. Enflasyonun döviz kurundan daha hızlı yükseldiği dönemlerde ihracatçıların fiyat rekabeti zayıflayabiliyor.

Diğer taraftan üretimde ithal girdilerin payı yüksek olduğu için kurdaki ani yükselişler de maliyetleri artırıyor.

Sanayici açısından sorun döviz kurunun belirli bir düzeyde olması değil, kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin öngörülebilirliğini kaybetmesidir. Çünkü yatırım kararları bugünün kuruna göre değil, önümüzdeki dönemlere ilişkin beklentilere göre alınır.

Çözüm Önerileri

Bu konudaki en kalıcı çözüm enflasyonun düşük tek haneli düzeylere indirilmesidir. Bunun için mevcut para politikası özellikle harcamaların kısılacağı maliye politikası önlemleriyle desteklenmelidir. Enflasyon düşürüldükten sonra faizler de kademeli olarak indirilmeli, döviz kurunun belirli bir seviyede tutulmasına dayalı yaklaşım yerine fiyat istikrarını esas alan bir çerçeve benimsenmeli; ihracatçıların kur riskini yönetebileceği finansal araçlara erişimini kolaylaştıracak adımlar atılmalıdır.

Bu alandaki önemli bir adım da yerli ara malı üretiminin artırılarak ithal girdi bağımlılığının azaltılması olacaktır.

Finansmana Erişim

Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan güçlükler, özellikle yatırım yapmak isteyen sanayiciler açısından önemli bir sorun oluşturuyor.

Yeni üretim tesisleri, makine yatırımları ve dijital dönüşüm projeleri yüksek sermaye gerektirirken, finansman maliyetlerinin artması yatırım kararlarını geciktirebiliyor.

Çözüm Önerileri

Üretim yatırımlarına yönelik uzun vadeli ve uygun maliyetli kredi programlarının geliştirilmesi, KOBİ'lerin yatırım finansmanına erişimini kolaylaştıracak yeni garanti mekanizmalarının oluşturulması, ihracat odaklı yatırımlara yönelik finansman desteklerinin artırılması bu alanda atılması gereken adımlardır.

Tekstil Sektörü Tarihinin En Kritik Dönemlerinden Birini Yaşıyor

Yaklaşık bir milyon kişiye istihdam sağlayan ve ihracatımızın yüzde 7 – 8’ini oluşturan tekstil ve hazır giyim sektörü, hem yurt içinde artan maliyetler hem de uluslararası pazarlarda yoğunlaşan rekabet nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor.

Artan işçilik maliyetleri, enerji fiyatları, finansman giderleri ve küresel talepte yaşanan yavaşlama sektör üzerinde önemli baskı oluşturuyor.

Mısır, Bangladeş, Vietnam ve Pakistan gibi ülkelerin daha düşük üretim maliyetleriyle uluslararası pazarlarda avantaj sağlaması, Türk üreticilerinin fiyat rekabetini zorlaştırıyor.

Birçok firma kapasite küçültmeye giderken, bazı işletmeler üretimlerinin bir bölümünü yurt dışına taşımayı tercih ediyor.

Çözüm Önerileri

Tekstil sektöründe markalaşma ve tasarım odaklı üretimin desteklenmesi, teknik tekstiller ve yüksek katma değerli ürün gruplarına geçişin teşvik edilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları için özel finansman paketleri oluşturulması bu alanda atılması gereken adımların önde gelenleridir.

Avrupa Birliği'nin sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlayacak dönüşüm projelerinin desteklenmesi de çok önemlidir. 

Katma Değerli Üretime Geçiş Zorunlu Hale Geldi

TÜİK verilerine göre yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi üretimindeki payı yüzde 3,6 düzeyinde bulunuyor.

Bu oran, Türkiye'nin orta ve yüksek teknoloji üretiminde daha fazla yatırım yapması gerektiğini gösteriyor.

Küresel rekabet artık düşük maliyetle değil; inovasyon, teknoloji ve marka değeriyle kazanılıyor.

Çözüm Önerileri

Bu alandaki çözüm önerileri Ar-Ge harcamalarının artırılması, üniversite-sanayi iş birliklerinin güçlendirilmesi, teknoloji odaklı girişimlerin desteklenmesi, yapay zekâ, otomasyon ve dijital üretim teknolojilerine yatırım yapan işletmelere ilave teşvikler verilmesi gibi adımları kapsıyor.

Nitelikli İş Gücü En Az Makine Kadar Önemli

Sanayi tesislerinde en çok dile getirilen sorunlardan biri nitelikli teknik personel eksikliğidir.

Bugün birçok işletme CNC operatörü, kaynak uzmanı, otomasyon teknisyeni ve mekatronik alanında yetişmiş çalışan bulmakta zorlanıyor.

Çözüm Önerileri

Nitelikli işgücü yetiştirebilmek için; mesleki eğitim müfredatının sanayinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi, organize sanayi bölgelerinde uygulamalı eğitim merkezlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor.

Ayrıca üniversite ve sanayi arasında staj ve ortak proje programlarının artırılması, çalışanların yaşam boyu eğitimle yeni teknolojilere uyumunun desteklenmesi de zorunlu görünüyor.

Dijital ve Yeşil Dönüşüm Rekabetin Yeni Anahtarı

Küresel pazarlarda artık yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil. Dijitalleşme, karbon ayak izi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim de rekabetin önemli unsurları haline geldi.

Avrupa Birliği'nin çevre ve sürdürülebilirlik odaklı düzenlemeleri, Türk sanayisinin bu dönüşümü hızlandırmasını zorunlu kılıyor.

Bu süreç başlangıçta maliyet oluştursa da uzun vadede verimlilik artışı, enerji tasarrufu ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sunuyor.

Genel Çözüm Önerisi Olarak Teşvik Sisteminin Değiştirilmesi

Türkiye’nin her alanda dünya çapında marka yaratması ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payını artırması gerekiyor. Bunu sağlamanın yollarından birisi doğru odaklanmış bir teşvik sistemi kurmaktan geçiyor. Güney Kore, elektronikten otomotive kadar birçok sektörde dünya markaları oluştururken teşviklerini belirli ürün ve firmalar üzerinde yoğunlaştırdı. Türkiye'nin de benzer şekilde kaynaklarını çok sayıda sektöre dağıtmak yerine küresel rekabet potansiyeli yüksek ürün gruplarına odaklaması daha etkili sonuçlar verebilir.

Türkiye, mevcut yatay teşvik sistemini terk ederek stratejik ve seçici teşvik sistemine geçmeye yönelmelidir. Bununla birlikte, seçici teşviklerin performans ölçütlerine bağlanması ve düzenli olarak değerlendirilmesi de kaynakların etkin kullanımı açısından önem taşıyor.

Ya bunları yaparak markalaşacağız ya da Bangladeş, Pakistan ve Mısır’la ucuz mal üretimi konusunda yarışmaya devam edeceğiz.

Sonuç

Türk sanayisi güçlü üretim kültürü, deneyimli iş gücü ve ihracat potansiyeliyle önemli avantajlara sahip görünüyor. Ancak mevcut koşullar, sanayinin yalnızca üretim kapasitesini değil, rekabet gücünü de yeniden değerlendirmesini gerektiriyor.

Türk sanayisinin sorunu üretim yapamamak değil, giderek zorlaşan koşullar altında rekabet gücünü koruyabilmektir. Önümüzdeki dönemde başarı; düşük maliyetle üretmekten çok, yüksek teknoloji geliştirebilen, marka yaratabilen ve verimli çalışabilen işletmelerin olacaktır.

Sanayi politikaları kısa vadeli dalgalanmalara göre değil, on yılları kapsayan bir perspektifle şekillendirilmelidir. Çünkü bugün yapılacak yatırımların karşılığı birkaç ay içinde değil, gelecek nesillerin rekabet gücünde ortaya çıkacaktır.

Türkiye'nin önünde iki yol bulunuyor: Ya düşük maliyetle üretim yapan ülkelerle fiyat rekabetine sıkışacak ya da teknolojiye, markaya ve yüksek katma değere dayalı yeni bir sanayi modeli inşa edecek. Sanayimizin geleceğini belirleyecek olan tercih de tam olarak budur.

 

Yorumlar

  1. Sanayicinin oksijeni finansmandır.

    Erdal Bahçıvan, (İSO başkanı)

    YanıtlaSil
  2. Hocam tam da bugün Fitch'in Türkiye'nin uzun vadeli döviz cinsi kredi notu var. Borsa bugün satıcılı başladı, rapor beklentisi ile alakası var mı acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fitch kalkıp bizim gibi ülkelere not verirken insanlar acaba ne not verecek diye kulak kabartıyor ama iş batık ABD ekonomisine gelince bonkör davranıyor. Devlet har vurup harman dağıtmış 40 trilyon dolar borç yapmış ayağını yorganına göre uzatmamış. Serseri mirasyedi gibi borç yapıp durmuş. Ama iş kredi notuna gelince sözde rating kurulusları 40 trilyon dolar borcu olan ülkeyi yatırım yapılabilir borç verilebilir buluyor! Diğerleri de bu sarlatan rating kuruluşlara itibar ediyor!

      Sil
    2. Kısmen haklısınız ama unutmayın ki o batık dediğiniz ABD'nin dolarını kazanmanız gerekiyor, oysa ABD'nin bizim TL'mize ihtiyacı yok.
      ABD borcunu ödemek için para bassa yeterli Oysa bizim borcumuzu ödememiz için ABD'nin bastığı o parayı elde etmemiz gerekiyor.

      Sil
    3. Adsız 17:10 Trump için para bulmanın ne kadar kolay olduğunu göremedin mi?
      Bak:
      Trump, Körfez ülkelerinden 3 trilyon doları aşan yatırım ve silah anlaşmalarıyla dönüyor. (16.05.2025 16:32, sondakika.com)

      https://www.sondakika.com/dunya/haber-trump-korfez-ulkelerinden-3-trilyon-dolari-asan-18638754/

      Yarında İrandan sizi koruyacağım bunun için tazminat ödemelisinizz der yine para bulur.
      Borcun boyutu değil döndürme gücü önemli.

      Sil
    4. Trump sallamasyon yatırım taahhütlerini baz alıp konuşuyor. BYD'de Türkiye'ye yatırım yapacaktı ama vazgeçti. Öyle 3 trlyon hatta bir ara kendisi 18 trilyonluk yatırımdan bahsetti. Bu kadar para olsa adamlar ABD:yi satın alır. Vaat başka icraat başka!

      Sil
  3. Hocam süreçler böyle gerektiriyor.

    YanıtlaSil
  4. Türkiye’de uzun süredir konuşulan ama etkisi giderek daha fazla hissedilen sorunlardan biri ara teknik eleman eksikliği. Ülkemizde fabrikalarda teknisyen, kaynakçı, CNC operatörü veya kalıp ustası bulmak artık sorun haline geldi. İlginç olan ise bir yanda genç işsizliği konuşulurken diğer yanda fabrikaların “çalıştıracak insan bulamıyoruz” demesi. İmalat, inşaat ve hizmet sektörlerinde kesin rakamlar olmamakla birlikte yüz binlerce ara eleman açığı var. Yalnızca imalat sanayisinde ihtiyaç duyulan ara teknik eleman sayısı 300 binin üzerinde.Bu tablonun oluşmasında toplumsal bakış açısının payı büyük. Ailelerin büyük bölümü çocuklarının üniversite okumasını başarı ölçütü olarak görüyor. Gençler yeteneklerine ya da sektör ihtiyacına göre değil, sadece diploma sahibi olmak için bölümlere yönlendiriliyor. Sonuçta piyasada karşılığı sınırlı bölümlerden mezun binlerce genç iş bulamazken; sanayi ve teknik alanlarda ciddi bir insan kaynağı açığı oluşuyor. Oysa bugün birçok teknisyen veya nitelikli usta, beyaz yakalı çalışanlardan daha fazla kazanıyor.
    Birçok işletme yeterli teknik personel olmadığı için tam kapasite çalışamıyor. Bazı sektörlerde vardiyalar iptal edilirken, makineler operatör eksikliği nedeniyle boş kalıyor. Uzmanlara göre bu durum imalat sanayisinde en az yüzde 10 ila 15 arasında verimlilik ve ciro kaybına yol açıyor. Bu da ekonomi açısından milyarlarca dolarlık üretim kaybı anlamına geliyor. Zamanında yetişmeyen siparişler nedeniyle ihracat bağlantıları aksıyor, firmalar uluslararası pazarda rekabetçi olamıyor. İşverenin katlandığı bu maliyet doğrudan ürün fiyatlarına yansıyor; yani aslında ara eleman açığı enflasyonu da besleyen unsurlardan biri haline geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayicinin kalifiye meslek erbabı bulamamasınin sebebi meslek lisesi veya çıraklik egitim mezunlarınin sürekli ezilmesi sigorta yapılmaması fazla çalıştırilip parasının verilmemesi. Maasının elden verilmesi sigortaya bildirilenin asgari ücret olması, 30 gün bildirmek gerekirken 15 gun bildirmesi. Sosyal haklarının olmamasi, ısci sağlıgı iş güvenligi kurallarına uygun ekipman verilmemesi çalışma ortamının kötü olması yemekhane duş mescit soyunma odalar gibi.Daha sayayimmi şimdi genç işsiz çok ama is beğendiremiyoz diye sızlanmanın manası yok etme bulma dünyası bu. Hak etyi bunu vurdum duymaz sanayiciler. % 5-10 istisnalar elbette vardır.

      Sil
  5. TÜRKİYE'DE NE ÜRETİLİYOR Kİ MAHFİ BEY! HER ŞEY DIŞARIDAN GELİYOR!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu doğru değil. Türkiye'de ciddi bir üretim var. Bizim sorunumuz üretememek değil, yüksek teknolojili mal üretememek, marka yaratamamak ve verimliliği artıramamak.

      Sil
    2. Hocam ben halkım.İsterse üretim %100 artsın, benim refahım artmıyor. Hukuk yok oluyor, demokrasi hak getire... bu durumda gerçekten üretim mi vardır, rant mı?

      Sil
    3. Türkiye'de ne üretiliyor ki diye soranlara Türkiye'de ne üretilmiyor ki diye sormak lazım. Belki o zaman daha sağlıklı düşünürler ve böyle genelleme yapmayı bırakırlar!

      Sil
    4. Adsız 13:43, ithal ham madde girdisinin üretimdeki ağırlığından bahsetseniz o da rakamlarla ortaya konulur ama böylesi bir ifade: "ne üretiliyor ki" çok hatalı bir yaklaşım olmuştur. Daha fazla ekonomiye ve üretim hattına ilişkin haberleri takip etmeniz gerekiyor. O zaman üzerine tartışılabilir yorumlarınız olur. Lütfen araştırma ve okumaya daha fazla vakit ayırın.

      Sil
  6. Sayın hocam ikincisi biraz uzun ve çetrefelli bir yol ama uzun vadede kesinlikle markalar oluşturmamız lazım lakin ivedilikle ucuz iş gücü ve genc nufus jeopolitik konumudan yararlanmamız lazım hindistan avrupayla serbest ticaret anlaşması türk ihracatcısının felaketi olabilir..acilen tedbir alınmalı umudumuzu sadece savunma sanayine bağlamak bence büyük hata.
    Ben lise mezunu bir çiftciyim.türkiyede gıda enflasyonu genel enflasyonuda büyük yer tutuyor..tarım sektörü adeta can cekişiyor cukurovadan 20 yıl önce avrupaya transit karpuz tarladan yüklenip giderdi...bu kur seviyesi inanılmaz zarar verdi..maliyet tarafı daha facia..gübre mahsül veya mazot mahsül paritesi 1e 3 seviyelerinde..burda dogru destek ve teşviklerle çiftci desteklense arz artsa gıda bolaştıkca enflasyona dolayısıyla faize direk etki etmez mi?
    Üreten memnun tüketen memnun olmazmı ?kuru tutma pahasına ödediğimiz faizin yarısı dogru sektörlere dogru şekilde aktarılsa çarklar hızlanmaz mı?

    YanıtlaSil
  7. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  8. Bilgi solu yazınız için teşekkür ederim Hocam.
    Benim gördüğüm durum;
    Eskiden yüksek teknoloji olarak adlandırılan teknolojiler bugün itibarı ile güncel teknoloji haline geldiler. Yüksekliği kalmadı. Öncelikle bunu kabul etmemiz gerek.
    Biz teknolojik ürünü bile çok kısıtlı üretebiliyoruz. Onlarında tamamına yakını yabancı lisanslı.
    Biz bu treni kaçırdık. Eskiden yani 20 yıl önce belki yakalama ihtimalimiz vardı ama artık yok.
    Devlet gittikçe obezleşen varlığını korumak için bırakın sektörlere destek vermeyi daha neler icat ederimde vergi adı altında emebildiğim kadar emip varlığımı sürdürürüm derdinde. Bu obeziteden çıkmak maalesef artık mümkün gözükmüyor. Üzgünüm ama gerçek bu. Gerçeklik sağlaması için şuna bakmak yeterli. Bu ülkede defalarca kriz dönemleri, defalarca yüksek enflasyon, devalüasyon yaşandı ama tarihimizde ilk kez sermaye çeşitli bahanelerle yurtdışına kaçmaya başladı. Bence en büyük kriz bu.
    Saygı ve sevgilerimle
    Cem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiyede sermayenin yurtdisina kacmasinin nedeni ekonomik olmaktan ziyade hukuk'a ve adalete olan güvenin kaybolmasidir kanimca. Sanayi sirketlerinize yarin herhangi bir nedenle kayyum atanmayacaginin garantisi yok...

      Sil
    2. Alakası yok. Sevgiler

      Sil
    3. Evet kesinlikle hukuk yüzünden kaçıyorlar. Zaten olayda bu. Paranın kaçtığı bir coğrafyada kalkınmanın gerçekleşmesi buna paralel demokrasinin hukukun adaletin gerçekleşmesi mümkün olamayacağına göre herkesin bildiği ama söylemeye cesaret edemediği büyük bir değişime gidişimiz artık kaçınılamaz hale gelmiştir.
      Yapabileceğimiz tek şey var.
      Bu kasırgadan olabilecek en az kayıp ve hasara göre tedbir almak.
      Zira kayıplar sandığımızdan çok büyük olacak.
      Saygılar,
      Cem

      Sil
  9. Mahfi hocam harika yazınızdan biri daha, okudum. Acaba, Konya-Aksaray bölgelerine savunma/savaş sanayi yatırımları desteklense üretim tesisleri kurulsa, zamanın ruhu 3.dünya savaşa doğru gidiyor sanki. Olabilir mi?

    YanıtlaSil
  10. Üniversitelerin Ekonomi bölümünde Kalkınma Ekonomisi dersinde okutulması gereken çok güzel bir özet yazı/ broşür. Elinize sağlık üstad.

    YanıtlaSil
  11. Nitelikli iş gücü yok” diyorlar. Peki o iş gücünü asgari ücretle çalıştıran, mesai ücretini ödemeyen, sigortasız çalıştıran kim? Şimdi “CNC operatörü bulamıyoruz” diye dert yanan patronlar, o operatörü insanca bir ücretle elde tutmayı hiç düşünmedi. Nitelikli eleman istiyorsan, nitelikli bir hayat şartı sunacaksın. Teşviklere, sübvansiyonlara, vergi aflarına iyi alıştılar. Neymiş; “rekabet edemiyorlarmış.” En son ne zaman inovasyon, liyakat ve katma değer üzerine kafa yormuşlar da çıkıp rekabetten bahsediyorlar? Kâr marjları milli meselemiz oldu artık.

    YanıtlaSil
  12. Sanayiciler sanki bu durumun sorumlusu kendileri değilmiş gibi mağdur rolü oynamaktadır. Türkiye'yi Bangladeş ve Pakistan çizgisine getiren şey; işçinin hakkını vermeyen, devlet desteği olmadan bakkal bile işletemeyen, kazandığı parayı teknoloji yerine lüks tüketime gömen bu vizyonsuz sermaye yapısının ta kendisidir. Biz onların zombi şirketlerini fonlamak zorunda değiliz.

    YanıtlaSil
  13. Türk sanayisini bir şekilde tasvir et deseler, aklıma gelen ilk örnek "Sindirella" olur. Zorlukların içinde kendi kendini yetiştirmiş; elini tutan ne anne var ne baba; sadece içindeki gelişim tutkusuna sırtını dayamış. Normalde herhangi bir kritere göre o evin yanından geçmeyecek Prensin dikkatini çekecek kadar albenili hale gelmiş. Fakat artık o denli üvey evlat muamelesi yapılıyor, hoyratça itilip kakılıyor ki, ev dışında kendini göstermesi imkansız hale getiriliyor. Kimsenin de aklına, "Yahu bu kadar ezmeyelim, hatta destekleyelim; yarın öbür gün bu evin makus talihi değişecekse, olsa olsa Sindirella sayesinde değişir" demek gelmiyor.

    YanıtlaSil
  14. "Maliye Müfettişliği" mesleğini icra eden müfettişlerin; kriminâl para hareketleri olduğu şüphesi edinilen (kamu, özel sektör, veya vakıf-dernek tipi kurumlardaki) olayları teftiş etme yetkisi var mı?

    Yani sizin geçmişteki mesleğinizin görev ve sorumluluk alanları ile,

    "Mali suçlar" kategorisinde işlendiği iddia edilen ve tespit edilen suçları inceleyenler farklı bir meslek grubundan mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maliye müfettişliği 2011 de kapatıldı. Eskiden maliye müferttişleri hepsini inceler, soruştururdu. Şimdi MASAK bu görevi yapıyor diye biliyorum.

      Sil
  15. Hocam; adalet, eğitim, özgürlük, yüksek teknolojili mal üretimi, etik değerler, demokrasi, liyakat, şeffaflık, gelir adaleti, çevre bilinci, toplumsal cinsiyet eşitliği, bilimsel özerklik, tarafsız yargı, ifade hürriyeti, fikri mülkiyet hukuku, güçlü sosyal devlet yapısı, basın özgürlüğü, sürdürülebilir kalkınma, inovasyon kültürü ve sorgulayıcı akıl yürütme becerisi, bir ülkenin muasır medeniyet seviyesine ulaşmasını sağlayan tüm bu unsurlar yapısal olarak bileşik kaplar gibi birbirine bağlıdır, diyebilir miyiz? Eğer öyleyse bu ülke gelişemez gibi geliyor bana...

    YanıtlaSil
  16. Sayın Hocam merhaba , hibe destek ve teşvik danışmanlığı yapan birisi olarak destek mekanizmasının değiştirilmesi fikrinize katılıyorum, özellikle tüm bakanlıklarda hibe olarak verilen destekler yerine faizsiz kredi mekanizması çalıştırılmalıdır. Bu yolla yatırımcılar hibe yerine geri ödeyecekleri faizsiz krediyi kullanımda daha hassas davranacak ve daha fazla katma değer üretilebilecektir.

    YanıtlaSil
  17. Sevgili Üstat, günaydın.

    1988 yılında üniversiteden mezun olduğumdan bu yana, ağırlıklı olarak Türk imalat sanayisinin metal işleme sektörünün içindeyim. Benim meslek hayatım boyunca ne yazık ki ülke yönetiminde bulunanlar, yazınızda da ifade ettiğiniz gibi, Türk sanayisi için orta ve uzun vadeli, sektörün doğasına uygun stratejiler ortaya koyup teşvik mekanizmalarını bu doğrultuda şekillendiremediler.

    Bugün ülkemizin ulaştığı sanayi kapasitesi ve niteliği, büyük ölçüde Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların öncülüğünde gelişti. Benzer şekilde, üniversite düzeyindeki eğitimin gelişiminde de İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’dan kaçarak ülkemize sığınan değerli akademisyenlerin çok önemli katkıları olduğunu düşünüyorum.

    Hem eğitimde hem de sanayide kaydettiğimiz ilerlemede, Türkiye’nin genç nüfusu kadar, belki de daha önemlisi jeopolitik ve jeoekonomik konumu belirleyici oldu. Ancak geride bıraktığımız son 10-20 yılda Asya’nın yükselişine ayak uydurmakta zorlanan Avrupa — ki Türkiye’nin sanayileşme sürecindeki en önemli referans noktası olmuştur — bugün bizim karşı karşıya bulunduğumuz yol ayrımını kendisi de yaşamaktadır.

    Türkiye’nin ne yazık ki hiçbir zaman güçlü bir ana sanayisi olmadı. Buna karşılık, başarılı ve rekabetçi bir yan sanayi oluşturduğumuz da inkâr edilemez. Önümüzdeki dönemde Asya’nın hem fiyat hem de kalite açısından Avrupa karşısındaki belirgin rekabet üstünlüğü devam edecek gibi görünüyor. Türkiye’nin ise rekabet gücünü koruyabilmesi için muhtemelen Asyalı üreticilerin yatırımlarını ülkeye çekmesi gerekecek. Bu yaklaşım kısa vadede daha yoğun rekabet ve daha düşük katma değer anlamına geliyor. Bana göre bugün sıkışıp kaldığımız nokta tam da burası.

    Bütün bunların ötesinde, demokrasimizin tarihinin en zorlu sınavlarından birini verdiği bu dönemde, Türkiye sanayisinin demokrasi meselesini görmezden gelerek bu süreçten güçlenerek çıkabileceğini düşünmüyorum. Çünkü sanayi; güçlü kurumlar, öngörülebilir kurallar ve güven veren bir hukuk düzeniyle birlikte gelişebilir. Yatırımın, inovasyonun ve sürdürülebilir rekabetin temelinde bunlar vardır.

    Karamsar olmak istemiyorum; ancak içinde bulunduğumuz tablonun oldukça zorlayıcı olduğu kanaatindeyim.

    İyi hafta sonları diliyor, çok selam ve sevgilerimi iletiyorum.

    YanıtlaSil
  18. Benim -bir ihracatçı olarak- çözüm önerim : ithalat ağırlıklı bir ülke olmamız nedeniyle döviz in baskılanması başka bie deyişle enflasyon oranında artmaması fiyatlardaki yükselişi daha da artıracaktır; en kolay çözüm ihracat çının getirdiği dövizi Merkez Bankası kurunun bir süredir olduğu gibi % 3 üzerinde bozmak yerine en az % 20 üzerine çıkarmasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katlı kur uygulaması piyasa adaletini daha da bozar.

      Sil
  19. Hocam yanlış düzende doğru sonuç alınamaz. Önce mevcut durumun ortadan kalkıp, bunun müsebbibi suçluların cezalandırılması gerekiyor. Sonra yolunu tarif ettiğiniz yöntemler ile doğrudan sonuca ulaşabilirsiniz. Ancak suçluların cezalandırılması şart. Eğer cezalandırmazsak devam edecek. Tıpkı şimdi olduğu gibi. Önce bir dur dememiz lazım gelmez mi? Savaş sanatı diye bir kitapta gözüme ilişmişti. Bu savaşlar ile sizin gibi ahkâm kesen bir bilgeyi saraya davet ediyor imparator.

    İşte hendek, işte deve. Ya geçersin, ya düşersin diye bir deneme yapmak istiyor bizim bilgeyi. Neyse meydanda bir sürü cariye var. Bunlar senin askerlerin diyor. Bakalım hükmüne sokabilecek misin? Büyük bir ihtimalle konuyu biliyorsunuz dur ama bilmeyenler için kısa kesiyorum. Bizim bilge, en gözde iki cariyeniz hangisi sultanım diyor. İmparator da işte bu kadın benim sağ gözüm, öbürü de sol gözüm. Bunlar olmadan dünya bana dar gelir diye iki gözdesini işaret ediyor. Usta; cariyeleri sıraya sokuyor. Sağdakileri sağ gözüne, soldakileri sol gözüne emanet ediyor ve diyor ki şimdi ben sizin komutanınızım. Benim size bildirdiğim buyrukları siz de emrinizdeki cariyelere uygulatacaksınız. İki emir veriyor. "Sağa dön, sola dön." Kadınlar ağızlarında vafurları, teryak tüttürüp kahkahalar ile gülüyorlar. Bilge iki gözde cariyeyi yanına çağırıyor ve oracıkta, imparator ve diğer cariyelerin önünde, kafalarını uçuruyor. Sonrasında iki yeni kadını görevlendiriyor. Aynı şekilde emrini veriyor ve bütün cariyeler emirlere harfi ile uyuyorlar.

    Şimdi bu düzende halkı soyarak, kölelik şartlarında vatandaşını çalıştırarak, mevcut düzende sistemin bu hale gelme nedeni; madenci, sanayici, telekomcu, bankacı..vb. zenginleşmiş haramyiyiciler ve bunlara bu imkanı sağlayan politikacılar cezalandırılmaz ise durumun düzelmesi mümkün mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gibi durumların sorumluluğu siyasetçilerdedir.

      Sil
  20. Sayın hocam,

    Türkiye 3 sektöre Turizme, Yenilenebilir Enerji kaynaklarına ve Tarım ve Hayvancılık sektörüne varını yoğunu koyarak yatırım yapsa diğer sektörlere de varla yoksa arasında yatırımı bulunsa bir üst refah ülkesi durumuna ekonomik yönden geçiş sağlayamaz mı? Bizim için bir üst segmente geçiş için en optimal yol bu olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 21. Yüzyıl bunlarla yönetilebilir mi emin değilim.

      Sil
  21. Nefis bir yazi olmus Hocam ellerinize saglik .. Saygilarimla Cem Kaya

    YanıtlaSil
  22. İşin iki boyutu var. Maliyet enflasyonu, kur belirsizliği, finansman sıkıntıları (ve elbette hukukun geldiği hal de ülkenin görünümünü etkilediği için onu da ayrı düşünemeyiz) daha çok son birkaç yıl içinde sanayiyi zorlayan konular. Ancak markalaşma-teşvik, yüksek katma değerli üretim altyapısı ve verimlilik ise daha uzun vadede şekillenen başlıklar. Özellikle son bölümde belirttiğiniz gibi bu ikinci kısım başlıkar hangi ürün gruplarını nasıl üreteceğimiz meselesi bir gün çözülecekse daha uzun süreye yayılacaktır ve sonraki nesillere yön verecektir. Zaten bunları tartıştığımız mevcut noktaya da bir anda gelmedik.

    YanıtlaSil
  23. Mahfi Hocam, sanayimizin içinde bulunduğu yapısal tıkanıklığı ve makroekonomik dengesizliklerin reel sektöre yansımalarını çok net bir iktisadi çerçeveyle ortaya koymuşsunuz. Kaleminize sağlık.

    Yazıda işaret ettiğiniz yol ayrımı, aslında Türkiye ekonomisinin uzun süredir aşamadığı orta gelir tuzağı ile sanayinin orta teknoloji tuzağı arasındaki doğrusal bağı net bir şekilde özetliyor. Geleneksel üretim modelimizin toplam faktör verimliliği artışından ziyade, ucuz iş gücü ve kur arbitrajına dayalı büyüme dinamiği artık sürdürülebilir sınırların sonuna gelmiş durumda. Yüksek kronik enflasyon ortamında nominal ücret artışlarının verimlilik artışının üzerine çıkması, üreticinin küresel pazardaki rekabet gücünü reel efektif döviz kuru aleyhine eritiyor. Buna yüksek fonlama maliyetleri ve makro belirsizlikler de eklenince, sanayici uzun vadeli sabit sermaye ve Ar-Ge yatırımları yapmak yerine işletme sermayesini korumaya yönelik defansif bir pozisyona çekiliyor. İthal girdiye bağımlı ihracat yapısı ise sanayimizin küresel değer zincirlerinde yukarı tırmanmasını engellerken, dış ticaret hadlerimizi yapısal olarak aleyhimize bozuyor. Para politikasının tek başına çözemeyeceği bu döngü, tam da vurguladığınız gibi ancak beşeri sermayeyi büyütecek mikro-yapısal reformlar ve katma değerli üretimi odağa alan seçici sanayi politikalarıyla kırılabilir. Değerli analiziniz ve uyarılarınız için teşekkür eder, saygılar sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazın dertler bitmiyor ki.

      Sil
    2. Hocam " yazın " diyorsunuz da yazınca da sizin dışınızda kimse okumuyor.

      Sil
    3. Yazın da kışın da dertler bitmiyor .

      Sil
  24. Mahfi bey, güncel ve ekonomik sorunlarımızı çarpıcı bir şekilde önümüze serdiğiniz için teşekkür ederim, bize göre ekonomide önümüze çıkan kümülatif sorunların ana sebebi son 20 ve 25 yıl da döviz kurunu rekabetçi düzeyde yönetememiş olmamızdır, üretilen her ne ise ithalat yolu ile yüzde 25 yüzde 50 ile daha ucuza geliyor ise ne kadar verimli olursanız olun rekabet şansı olmaz, her yıl dış ticaret açığı ve cari açığı büyüterek ve dış borcu arttırarak yolumuza devam edebildik, giderek her sektörde zorlanıyoruz, ekonomide mirengi noktasına rekabetçi döviz kuru yönetimini koymadan palyatif çözümler ile bütünü kurtarmak mümkün olamıyor, tekstil sektörünün yaşadığı sıkıntıları diğer sektörlerde yaşamaya devam ediyor, selamlar,

    YanıtlaSil
  25. Arapça kökenli bir kelime olan mahfi, "gizli", "saklı" ve "örtülü" anlamına gelir. Günlük dilde çok sık kullanılmamakla birlikte, Osmanlıca metinlerde ve tasavvufta sıkça karşılaşılan bir kavramdır.
    Kelime genellikle İslami tasavvuftaki "Kenz-i Mahfi" (Gizli Hazine) kavramıyla bilinir. Bu tabir, yaratılışın amacını açıklayan "Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim de mahlukatı (insanı ve evreni) yarattım" anlamındaki kudsi hadise dayanır.
    Ayrıca Türkiye'de ekonomi denilince akla ilk gelen isimlerden biri olan ünlü ekonomist Mahfi Eğilmez'in adı da bu kelimeden gelmektedir. Köken olarak yine aynı anlama ("gizli") işaret etmektedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorduk mu.

      Sil
    2. Adsız18 Temmuz 2026 18:59. Ben sordum.

      Sil
    3. AMERIKA OYUNU GIBI BU OLAY BIR TUTUKLULUK OLMASI GEREKIR..MALUM GIZLI SAKLI OLMAZ DEVLETMIZDE..

      Sil
  26. Hocam türkiye ekönömisi nasıl büyüyor? Cevdet verimlilik artışı diyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek enflasyon düşük kurla büyüyor.

      Sil
    2. Üreterek büyüyor!

      Sil
    3. Ürettiği kesin ama ürettiğinden çok daha fazla büyümesinin nedeni yüksek enflasyon ve düşük kur.

      Sil
  27. Mahfi hocam, 500 TL ve 1000 TL lik banknotların basılmamasının ne gibi siyasi ve ekonomik nedeni var ?

    200 TL lik banknot tek başına alım gücü çok zayıf. En ufak alışveriş için bir balya para taşımak gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kayıtdışı harcama yapmak zorundamısınız,banka kartınızı kullanın.

      Sil
    2. Adsız 18:52,
      Dünyanın her yerinde enflasyon yükseldiğinde nakit döngüsünü rahatlatmak için büyük banknot basılır. Bunu "kayıtdışılık" kılıfına uydurmaya çalışmak, piyasadaki enflasyon gerçeğini ve paranın değer kaybını görmezden gelmektir.

      Sil
    3. Adsız 18 Temmuz 2026 18:52,
      Yanlış biliyorsunuz.
      Kayıtdışı harcama;
      - Nakit para ile ile yapılan alışveriş DEĞİLDİR.
      - Fiş, fatura, makbuz almadan yani muhasebeleştirilmemiş harcamadır.

      Sil
  28. Hocam bari yazın tatil yazıları yazsanız.

    YanıtlaSil
  29. Mahfi bey, dünya kupası ile ilgili de bir yazı bekliyoruz. :)

    YanıtlaSil
  30. Türklerin, Yunanlıların yaptığı dünya çapında gemi taşımacılığını, dronlarda, THY’de olduğu gibi devlet desteğinde girmesini, değerlendirmesi gerekir.

    - Büyük kar var. Ayrıca daha ucuza üretiriz bu hizmetleri. Yunan pazarının yönünü değiştiririz.
    - Aynı coğrafi avantajlara sahibiz. (Üstüne Karadeniz ve Boğazlar avantajımız var. Orta Asya, Rusya, Çin koridoru ve Müslüman ülkeler avantajımız var.)
    - Yeni bir teknoloji gerektirmeden, hemen girilecek bir iş.
    - Yunanların can damarı, nakit akışını ve gelir akışını keseriz. Bize dönüşü hem maddi açıdan hem dış politika açısından olur. Ana sektörleri budur. Kıbrıs konusunda diz çöktürürüz. Kıbrıs’ın 3 kıtadaki önemini ve bize getireceği maddi katkıyı anlatmaya gerek yok zaten.
    - Dronlarda olduğu gibi, dünya üzerinde jeostratejik avantaj ve güce çevirebiliriz. Soft power olur.
    - Hava yollarında yaptıysak, Deniz Yollarında da yapabiliriz. THY’yi nereden nereye getirdik.
    - Türk gençliğine çok büyük istihdam kapısı açılır.
    - Dünya globalleştikçe, ticaret artıyor. Global ticaret demek, global deniz taşımacılığı demektir. Bunun üzerinden gelecek komisyonu kaçırmamak gerekir.
    - Gemi yapımında da iyiyiz. Buradan da ekonomiye katkısı, gençlere istihdam katkısı büyük olur.

    Belki ilerideki yazılarınızda değinecek önemli bir konu olabilir. Türkiye sizi dinliyor.

    Şu videoya lütfen bakınız.

    Saygılar,

    SO

    https://youtu.be/xEE1Wa8yhks?is=R6tZIN82DfxcHKUP

    YanıtlaSil
  31. Emeğine saglık ..lakin bu yazıyı yazarken çölde serap görmüş bir pisikolojide oldgunuzu düşünüyorum...yenilenebilir enerji,arge yatırımlar markalaşma,istikrarlı kur...vs gülsem mi ağlasam mı bilemedim.
    Hadi tutki rüya gerçek oldu bunları hayata geçirmek kaç yılda mümkün olur?millet yarın ne olacak diye beklerken
    Siz benim suçum degil işin bu noktaya gelmesi diyebilirsiniz ama bu reçeteler inanın bana dogru olsabile(büyük ölçüde dogru) topluma ve yönetenlere masaldan öte gitmez..siz sunun deseniz reçete yok!kimsenin yapabileceği birsey yok artık.sesizce içimize ağlayarak o büyük çöküşü beklemekten başka yapılacak birşey kalmadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kanser olduğunu öğrenmiş bir hasta düşünün. Bununla savaşmalı mı yoksa benim için her şey bitti deyip ölümü mü beklemeli? Bence savaşmalı.

      Sil
  32. 2023 yılı seçim öncesi brent yaklaşık bu seviyelerdeyken...motorin 20 lira dolarda 20 liraydı
    Brent o günki seviyelerdeyken !
    Günümüzde kur 47
    Motorin 75 lira
    Enbasit sanayinin hane halkının lojistiğin maliyet artışını siz hesaplayın..kur baskılanırken devlet hiç bir gelirinden feragat etmediği gibi vergi gelirlerini bile enflasyonun üzerinden hesapladı.
    Olay kısaca şu varlık kaybetmeye başlayan bir adamın aman piyasada adım çıkmasın çekler yazılmasın diye hane halkının ferahından kısıp işleri idareye etmesi ğibi aksi olursa faturalar ödenemeyecek markete gidilmeyecek bu reçete isteyerek girilmiş bir yol olmadıgı gibi kimse nasıl çıkılacagınıda bilmiyor.
    Kuru bıraksan 500 milyar dolar borç altında ülke ezim ezim ezilecek
    Bırakmasa sanayi çökecek.
    Kötü sıkıştık vesselam:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onun için hep dedik ki yapısal reformlar olmadan kuru tutarak faizi salarak bu iş çözülmez.

      Sil
    2. bır atasozu eklemek ısterım lıtarature.tasıma suyla gerdege gırılmez..

      Sil
    3. Adsız21 Temmuz 2026 13:10 o söz öyle değil.Gerdeğe girilemeyecek şey ayrıdır.
      Doğrusu;
      Taşıma suyla değirmen dönmez.
      Başkasına ait olan şeyle gerdeğe girilmez.

      Sil
  33. Sanayi sektörü bünyesinde bulunan tüm yapı taşları, muhtemel sıkıntı ve zorluklar ile çözüm önerileri, sayın Eğilmez’in kalemi ile özlü bir anlatım olarak hem sektör yatırımcısına hemde okurlara verilen objektif bir bilgilendirme. .
    Türkiye ‘de ciddi bir üretim olduğunu yorumlara verilen cevaplarda her vesile ile vurgulayan sayın üstadın ifadesi herkesçe de kabullenilmesi gereken tartışılmaz bir gerçektir.
    Çok yakın gelecekte , akıllı / verimli/ markalı üretim ile entegre olarak küresel anlamda bulunduğu seviyeden daha da yukarılara çoktan hakettiği yere geleceğine inancımız tam ve kesindir.
    Sektörü ve konuyu bilimsel ve anlaşılabilir şekilde ele alan ve detaylandıran sayın yazara bir kez daha teşekkür ediyorum. .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de daha iyi yerlere geleceğimize eminim ama hak etmek lazım.

      Sil
  34. Teşekkürler.
    Röntgen, Tomografi, MR ve tahliller tamam, ancak cerrah ve hastanın psikolojisi yetersiz.

    YanıtlaSil
  35. Hocam eşikler aşılıyormu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahlak eşiğini kastediyorsanız o aşılalı çok oldu.

      Sil
  36. Merhaba, ben metal ürün imalatı yapan bir firma sahibiyim. İhracatçıyım. Ciromun yarıdan fazlasını ihraç ediyorum. Son 5 yıldır enflasyonun yarısı kadar artan kur, Yüzde50-60 yıllık faizle borçlanma, kredi bulamama, kar edememe. Ben devletimden hiçbir destek görmeden Çinle yarışıyorum bu yarışın galibinin kim olacağını söylemeye gerek var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet olur.

      Sil
    2. Tabi ki kazanan siz olacaksınız, işiniz rastgelsin.

      Sil
  37. Mahfi hocam müsadenizle denk gelen ve bu makaleyi destekleyici ek okuma yapmak isteyenker için paylaşmak istedim:
    https://www.ekonomim.com/ekonomi/sanayici-karinin-yuzde-87sini-finansman-gideri-olarak-yazdi-haberi-907213

    YanıtlaSil
  38. James C. Scott’ın “Tahıla Karşı” ismli kitabını henüz bitirdim Hocam.
    Çok güzel ve değişik bir kitap.
    İlk devletlerin kuruluşuna giderek;hastalıklar,salgınlar,nüfus değişimleri,barbar yaşamı ve tahılın tarihsel rolüne ilişkin tespitler yaparak genel olarak devleti ve “modern devleti” sorguluyor…
    Okunup üzerine tartışılması gereken tezler öne sürüyor.
    Özellikle küresel “modern dünya” da yaşanan değişimlerin,devletlerin egemenliğini çok aşan ve o egemenliği sorgulatan bir noktaya ulaşmış olması,bence kitabın tezlerini daha da ilgi çekici bir hale getiriyor.



    YanıtlaSil
  39. Sayın Hocam,

    Sloganların arkasına sığınmadan soruyorum, sizin gibi "rasyonel" düşünmeye uğraşıyorum:

    CHP'den ayrılıp başka bir parti kurmak; Atatürk'ün hatırasına ihanet midir?

    Şimdi ise; Atatürk'ü bahane ederek CHP'deki "butlan"ı desteklemeye, partiden kopuşu önemsiz göstermeye çalışıyorlar...

    Ama Atatürk hiçbir zaman "özgürlük"ten ödün vermedi ki, hiçbir zaman parti binaları içinde tıkılıp kalmayı tercih etmedi ki:

    "Daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dâlalet ve hâttâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hâttâ bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin."


    Görüşünüz nedir Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor oyunu bozar diye bir söz vardır. Durum budur.

      Sil
  40. ucuz maliyetli üretim demişşiniz(enerji ithal,otomasyan zayıf,iş gücü ucuzluk tartışılır,tedarik zinciri zayıf)bunları yüksek kapasiteli üretim,tedarik zinciri,teşviklerle çin,mısır gibi ucuz iş gücü avrupa anlaşmaları,vietnam buna benzer ülkelerle maliyette rekabet edeceğini düşünmüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bizim artık bir sıçrama yapıp marka üretimine geçmemiz lazım. Yoksa bizim düşük maliyetli üretimle rekabet şansımız yok.

      Sil
  41. Hocam üretim maliyeti düşsün diye gelecekte devletler işçi ücretlerini kısıtlayabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sendikalar o kadar güçsüzleştirildi ve emek dayanışması o kadar zayıflatıldı ki her şey mümkün artık.

      Sil
  42. Ömrünüzde:

    • Hiç (kendi iradenizle) oto-sansür yaptınız mı?

    • Birileri, kendinizi sansürlemeniz için size baskı yaptı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürekli oto sansür yapıyoruz.
      Pek çok kişiden Silivri göndermeleri geliyor.

      Sil
    2. Hayatımız oto sansür.

      Sil
  43. HOCAM TATİLİNİZ BİTTİYSE, BİTTİYSE ÜCRETLER HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ. ÖNERİR MİSİNİZ?

    YanıtlaSil
  44. Mahfi bey galiba bıraktı...

    24 Temmuz'a geldik, yazmıyor...

    Umarım o da Dubai'ye taşınmamıştır...

    YanıtlaSil
  45. Lozan Antlaşması'nın 103. yıl dönümü geldi...

    Nerede bu "gizli maddeler", nerede...

    😄😄😄😄😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizlenmeye devam ediyorlar.😄

      Sil
    2. Gizli maddeler ortaya çıkarsa gizliliği kalmaz o nedenle gizli kalmaya devam edecekler.

      Sil
  46. Hocam merhaba,

    Yazınızda belirttiğiniz önerilerden, önümüzdeki dönemde bir devalüasyon yapılması gerektiği sonucunu mu çıkarmalıyız? Sizce önümüzdeki üç yıllık süreçte böyle bir ihtimal var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kontrollü ya da kontrolsüz kur artışı olması kaçınılmaz.

      Sil
  47. Mahfi bey

    2 haftaya yakın süredir yazı yazmadınız, ve yorumları da bıraktınız.

    Biz, okuyucularınız olarak:

    Acaba; Özgür Özel'in kurduğu "Yeni Parti"de önemli bir pozisyonda göreve başlayıp / başlamayacağınıza dair bir beklentiye girmeli miyiz?

    Sitenizden bu kadar uzun süre uzak kalmanızın sebebi; "Yeni Parti"ye katılmak için çalışmalara başlamanız mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hoca gölge ekonomi bakanı olacak.

      Sil
    2. İlk yorumcuya yanıtım: Siyasetle fiilen hiçbir ilişkim yok. Özgür Beyle tanışıklığım yok. Hiçbir şekilde hiçbir yerden görev alma isteğim de yok.
      İkinci yorumcuya yanıt: Hayatımda hiçbir zaman gölge olmadım.

      Sil
  48. Hocam,

    Vaktiniz varsa, lütfen dikkatle izleyiniz:

    https://m.youtube.com/watch?v=fyb4HsJC4T0

    Holigan gibi konuşmuyor, gerçeği tane tane anlatıyor.

    Yorumunuz nedir?

    YanıtlaSil
  49. Hocam buradan size hakaret edenler oluyor mu, dava açıyor musunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok burada olmuyor, buranın izleyicileri öyle insanlar değil.

      Sil
    2. Hocam kurun artmamasını savunuyorum çünki bizim ulkemiz dışa bağımli enerji hammadde ve ara mamül açısından kur artarsa igneden iplige herşeye zam gelir alim gücü düşer. Bizim esas sorunumuz know how iceren ürün üretememek. Herkesin yapabildiğini yaparsak para kazanamayiz, farklı bişeyler yapmaliyiz bilime argeye icatlara mucitliğe kafa yormalıyiz. 30 yildan beri dısaridan canlı cansiz et ithal ediyoruz neden ? Buna kafa yormalıyız. Termal turizmi popüler yapmalıyiz. Kuru yükselterek daha fazla fakirleşiriz zenginler kazanır.

      Sil

Yorum Gönder