Liyakat Yoksa Umut da Yoktur
Bir ülkede makamlar ehliyet yerine sadakatle dağıtılmaya başladığında kaybolan yalnızca liyakat değildir; adalet duygusu, kurumlara güven ve geleceğe dair umut da bundan payını alır.
Liyakat, en basit anlamıyla işi
ehline vermektir. Bir insanın hangi görüşe, çevreye veya gruba ait olduğundan
önce, o işi yapabilecek bilgi, deneyim ve yeteneğe sahip olup olmadığına
bakmaktır.
Biat ise kişinin kendi iradesini
bir otoritenin iradesine teslim etmesi ve ona koşulsuz sadakat göstermesidir.
Devlet yönetiminde belirleyici hale geldiğinde sonuçları ağır olur. Çünkü
devletin ihtiyacı her söyleneni onaylayan insanlar değil; işini bilen,
sorumluluk alabilen, gerektiğinde itiraz edebilen ve kamu yararını kişisel
çıkarın üzerinde tutabilen insanlardır.
Bir yöneticinin çevresinde
yalnızca kendisini alkışlayan insanların bulunması, her zaman onun güçlü
olduğunu göstermez. Bazen tam tersine, etrafında gerçeği söyleyebilecek
kimsenin kalmadığını gösterir.
Sadakat liyakatin önüne
geçtiğinde toplumun yükselme ölçüsü de değişir. İnsanlar çalışarak, öğrenerek
ve kendilerini geliştirerek yükselmek yerine, yetkili makamlardaki insanlarla
yakınlık kurmanın yollarını aramaya başlar. Genç bir insanın önünde iki seçenek
belirir: Çalışıp kendini geliştirmek mi, yoksa doğru çevreye girmek mi?
Eğer toplum ikinci seçeneğin daha
fazla işe yaradığını düşünmeye başlamışsa, artık yalnızca bireysel
adaletsizliklerden değil, ciddi bir yönetim ve kurum sorunundan söz ediyoruz
demektir. Çünkü liyakatin olmadığı yerde haksızlık kadar, devlete ve kurumlara
duyulan güven de aşınır.
İnsan, hak ettiği halde bir
göreve gelemediğinde yalnızca kendi hakkının yenildiğini düşünmez. Bir süre
sonra kurallara değil, ilişkilere güvenmeye başlar. “İşini iyi yaparsan
yükselirsin” anlayışının yerini “Doğru kişiyi tanırsan yükselirsin” anlayışı
alır. Bir kurum kültürü için bundan daha tehlikeli çok az şey vardır.
Liyakat, yalnızca sevdiğimiz
insanların hakkını korumak değildir. Asıl anlamını, sevmediğimiz insanların
hakkını da koruduğunda kazanır. Bu nedenle devlet yönetiminde sorulması gereken
soru “Bizden mi?” değil, “Ehliyetli mi?” olmalıdır. Çünkü kamu görevi bir
partiye, lidere, gruba veya kişiye ait değildir. Kamu görevi millete aittir.
Makamda oturan kişi de o makamın sahibi değil, o görevi belirli bir süre için
üstlenen kişidir. Devlete sadakat; hukuka uymak, görevi dürüstçe yapmak, kamu
kaynaklarını kişisel çıkar için kullanmamak ve yanlış gördüğünde
konuşabilmektir. Gerektiğinde kendi yöneticisine bile itiraz edebilmek ihanet
değil, kamu görevine sadakatin gereğidir.
Asıl tehlike, kişinin makamını
kaybetmemek için yanlış olduğunu bildiği şeylere ses çıkarmamaya, hatta onları
alkışlamaya başlamasıdır. Böyle bir ortamda insanlar doğru olanı söylemek
yerine, hangi sözün güvenli olduğunu hesaplar. Sonunda herkes konuşuyor gibi
görünür ama kimse gerçekten konuşmaz. Böyle bir düzende kararlar ehliyet
üzerinden değil, sadakat üzerinden alınmaya başlar. Kurumların içi yavaş yavaş
boşalır. En iyi insanlar sistemden uzaklaşır; bazıları başka yerlere gider,
bazıları geri çekilir, bazıları ise “Nasıl olsa değişmez” diyerek mücadele
etmekten vazgeçer.
Liyakatin olmadığı yerde yalnızca
yanlış insanların göreve gelmesi söz konusu değildir. Daha büyük bir kayıp
ortaya çıkar: Doğru insanlar artık o görevlere talip olmak istemez. Çünkü
insanın çalışmasını, öğrenmesini ve kendisini geliştirmesini anlamlı kılan şey,
emeğinin bir gün karşılığını bulacağına dair inancıdır. İnsan, “Kendimi
geliştirirsem, işimi iyi yaparsam, hakkım olan yere gelebilirim” diyebiliyorsa
geleceğe umutla bakar. Bu güven kaybolduğunda insanlar yalnızca bir görevi veya
makamı kaybetmez; kendi emeklerinin anlamını sorgulamaya başlar.
Bir ülke yalnızca kötü
yöneticiler yüzünden kaybetmez. Asıl kayıp, iyi insanların zamanla umudunu
kaybetmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle liyakat meselesini basit bir kadro veya
atama tartışması olarak görmemek gerekir. Mesele, aslında nasıl bir devlet
istediğimizdir: Kişilere göre şekillenen bir devlet mi, yoksa kişiler değişse
bile ilkeleri ve kurumları ayakta kalan bir devlet mi?
Sağlam bir devlet düzeninde
insanlar makam sahiplerine değil, hukuka ve kurumlara güvenmelidir. Bir göreve
gelmenin yolu doğru kişiye yakın olmaktan değil, o görevi hak etmekten
geçmelidir.
Çünkü makam için gerekli olan şey
ehliyet değil sadakat haline gelirse, sorun yalnızca yanlış insanların göreve
gelmesi değildir. Bir süre sonra insanlar doğru yerde olmanın değil, doğru
kişiye yakın olmanın önemli olduğuna inanmaya başlar.
Liyakat, insanlara şu güveni
verir: “Çalışırsam, öğrenirsem ve kendimi geliştirirsem, hakkım olan yere
gelebilirim.”
Bu güven kaybolduğunda yalnızca
liyakat kaybolmaz. Adalet duygusu, kurumlara güven ve geleceğe dair umut da
birlikte kaybolur.
Hocam umarım güzel günler göreriz
YanıtlaSilUmarım.
SilÇOK DEĞERLİ MAHFİ HOCAM! 10 NUMARA, 5 YILDIZ TESPİTLER. VÜCUTTAKİ ÇIBANI PATLATMIŞSINIZ. HARFİYEN AYNI GÖRÜŞTEYİM. FAKAT BU YAKLAŞIK 86,1 MİLYONLUK TOPLUMDA GÖREV VERİLDİĞİNDE BU ŞEKİLDE DAVRANABİLECEK, KAÇ KİŞİ VARDIR BİLMİYORUM. DEVLETİ İŞLETİRKEN, 86,1 MİLYONUN EN İYİLERİNİ SEÇİP, İŞLETMEK YERİNE, DAR BİR ÇEVREDEN KAFADARLAR SEÇİP, ONLARLA İŞ GÖRMEYE ÇALIŞIYORUZ. SONRA ÜLKE DUVARA TOSLAYINCA DA SUÇU, KENDİMİZDE ARAMAK YERİNE, BİZİM DIŞIMIZDA ARAMAYA KALKIYORUZ.
SilÜLKE DUVARA TOSLAYINCA, KARAR MERCİİNDEKİLER KENDİLERİNİ SUÇSUZ, GÜNAHSIZ, SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK GÖRÜYORLAR.
ÇOK DEĞERLİ HOCAM, BU ÜLKEDE LİYAKATSİZLİĞİN NİRVANASINI YAŞIYORUZ. ÇÜNKÜ BİR İŞE SADECE İŞ BİLMEZ YANDAŞLARI ALMAKLA KALMIYORUZ. AYNI ZAMANDA DEVLETE ALDIĞIMIZ BU KABİLİYET, LİYAKAT DÜŞMANI, CÜCE PERFORMANSLI İNSANLARIN KAHHAR EKSERİYETİNİ, UZMANLIK ALANI DIŞINDA İSTİHDAM EDİP, O ŞEKİLDE DEVLET İŞKETMEYE ÇALIŞIYORUZ.
ÖRNEĞİN: GERÇEKTE ORTAOKUL MEZUNU ŞAMPİYON GÜREŞÇİYİ, GÜREŞ FEDERASYONUNDA DEĞİL DE, BANKA ÜST YÖNETİMİNDE ÇALIŞTIRIYORUZ. İLAHİYATÇIYI DİN İŞLERİNDE ÇALIŞTIRMAK YERİNE BÜYÜKELÇİ YAPIYORUZ. DİL DE BİLMEDİĞİ İÇİN, MERAMINI ANLATABİLMESİ İÇİN, YANINA DEVLET KESESİNDEN TERCÜMAN VERİYORUZ. ARAPÇA ÖĞRETMENİNDEN FEN LİSESİNE MÜDÜR ATIYORUZ.
NE YAZIK Kİ BUGÜN İNSANLARIMIZIN YAKLAŞIK 2/3’Ü, UZMANLIK ALANI DIŞINDA İSTİHDAM EDİLİYOR.
ONDAN SONRA DEVLET DAİRELERİNDE VATANDAŞIN İŞİ BİR TÜRLÜ GÖRÜLEMİYOR. HERKES BİRBİRİNE SORUYOR, BİRBİRİNE GÖNDERİYOR, ‘BUGÜN GİT YARIN GEL’ DENİYOR. VATANDAŞ CANINDAN BEZDİRİLİYOR. VATANDAŞ, DEVLETİNDEN SOĞUYOR.
TÜM BUNLARA BİR DE YOLSUZLUK-HIRSIZLIK, PLANSIZLIKLARI EKLEYİN.
TÜM İCRAATLARIN NİHAİ SONUÇLARI: BÜTÇE AÇIĞIDIR, DİŞ TİCARET AÇIĞIDIR, CARİ AÇIKTIR, DEVALÜASYONDUR, BORÇLANMADIR, ENFLASYONDUR, GELİR ADALETSİZLİĞİDİR, HAYAT PAHALILIĞIDIR, DÜŞÜK BÜYÜMEDİR, FAKİRLİKTİR, İŞSİZLİKTİR, GÜVEN BUNALIMIDIR, FAKİRLİKTİR, SERMAYE VE BEYİN GÖÇÜDÜR…
DEPERLİ HOCAM, SİZDEN BİR DE PLANLAMANIN ÖNEMİ İLE İLGİLİ BİR MAKALE İSTİRHAM EDİYORUM.
EN SAMİMİ SELAM, SEVGİ VE SAYGILARIMLA.
Hocam tüm yazılarınızın özünde aynı temel kabul var. 'iktidarlar halkın iyiliği için çalışmak zorundadır' Sizce iktidarların gerçekten böyle bir zorunlulukları var mı? Bunu yapmazlarsa vatandaşça değiştirilebilirler diyebilirsiniz. Emin misiniz?
YanıtlaSilBence değil herkesçe böyle bir zorunluluk olmalı. Vatandaşların önemli bir kısmı çoğu kez kendi çıkarına bakar. Eğer çıkarları iktidarın çıkarıyla birleşiyorsa mevcut durum devam eder.
Silçok haklısınız hocam hiçbir umudumuz kalmadı artık gençler olarak
YanıtlaSilBu, hep böyle gitmez.
SilDünyayı adaletle yönetmek savaşla fethetmekten daha büyüktür demiş Kanuni Sultan Süleyman harika yazınız için çok teşekkür ediyorum kaleminize sağlık
YanıtlaSilNe kadar doğru. 🙏
SilHocam liyakat safhası çok geride kalmadımı artık sadakati de aştık bundan sonraki aşama nedir ?
YanıtlaSilBiat: Sorgusuz, sualsiz, mantık veya kak aramadan teslimiyet.
SilKaleminiz var olsun hocam
YanıtlaSilSağ olun.
SilDünya genelinde düşünürsek; Hocam iktidarlar geri dönülemeyecek kadar lleri giderlerse, bu yazdıklarınızdan çok daha beter durumlara hazırlıklı olmak gerekir mi?
YanıtlaSilEvet maalesef. Çünkü iyi değil kötü daha kolay yayılıyor.
SilMaalesef bizim gibi eğitim seviyesi düşük, gelişimini sağlayamamış toplumlarda bu sıkıntı büyük. Yönetenlerde biat kültüründen hoşlanıyor. Mürütleride uçuruyor. Kerameti kendinde görmeye başlayınca sıkıntılar daha da büyüyor.
YanıtlaSilIQ düzeyi de etkili.
SilNazi komutanlarının IQ seviyesi de yüksekti Mahfi bey. Üstelik aralarında bilim insanları vardı.
Silİnsan teslim alınmışsa IQ düzeyi yüksekliği işe yaramaz.
SilSayın Hocam,
YanıtlaSilYazınız için teşekkürler. Bu bahsettiğiniz durum aynı şekilde özel sektör için de geçerli maalesef. Aidiyet ve bir şeyleri iyi yapma isteğini gittikçe azaltan bir sistem fakat mülakat vermeyen ve gittikçe maddi yanı da geçtim, psikolojik tatmin de vermemeye doğru giden kısır bir döngü. Umarım herkes için öyle değildir fakat daha çok çalışıp daha iyisini yapınca iyi bir yere gelindiğine pek inanmıyorum. Zaten size “işin bu işini yapıyorsun” buyruluyor. O zaman da ne şevk ne heves kalıyor.
Teşekkürler.
😔
SilHocam şarkıcı Rengin'in Aldatıldık diye bir şarkısı vardı bilir misiniz. 'ne masallar ninniler söylediler dünya üstüne aldatıldık aldatıldık Dünya böyle değil. ufalana ufalana kaç kuşak eridik bittik bu yollarda Kimimiz yerle yeksan, kimimiz zor ayakta!
YanıtlaSilAldatılmak yalnızca aldatanın ikna gücüyle olmuyor aldananın da aldanmaya eğilimi olmalı. Yoksa aldatılmak o kadar da kolay değil.
SilBen size katılmıyorum Sn. Mahfi Eğilmez. Bence insanın da etkisi var, zamanın etkisi de büyük. Aldanmaya eğilimli olmayan bir insanın bile karar yorgunluğu var. Her zaman gardını tutamaz. Bir ekonomik kriz olur tak kumar endüstirisi adamın donuna kadar alır, çalıştığı yerde tak kriz olur dolandırılmaya ve ahlaksızlık yapmaya daha açık olur. Bu ülkeler için de böyle, eğer iktidar seçimi kaybedecekse tak kriz yaratır ki seçimi kazansın. Ayrıca insanı gözünüzde büyütmeyin Sn. Mahfi Eğilmez. İnsan üstün bir canlı değildir, bir primattır. Kuyruksuz maymundur. Haytta kalma dürtümüz ve ürüme dürtümüz var, bunlar baskılanabilir ama bunu yapmak bile bir yere kadardır. Ayrıca siz toplumun çok azınlık bir dilimini yansıtıyorsunuz, o yüzden herkesten sizin gibi doğru kararlar vermesini beklemek yanlış olur. Ayrıca 70 yıllık yaşam deneyiminiz var, bu süreçte aldatan çok insan gördünüz. Artık gözlerine bakıp bile anlarsınız, insanların ne mal olduğunu. Saygılar sunarım, Sn. Mahfi Eğilmez.
SilKatılmayın, zarar yok. Sevgiler.
SilHocam Allah uzun ömür versin yazılarınızı büyük bir heyecanla okuyorum. İyiki varsınız.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim, sizler de iyi ki varsınız.
SilNe kadar genel geçer yani herkesin hemfikir olacağı bir yazı. Böyle olmasına rağmen uygulanmıyor oluşu ne kadar acı. Güzel yazınız için çok teşekkür hocam, emeğinize sağlık.
YanıtlaSiluygulamak bazılarının işine gelmediği ve kalanlar da bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediği için olabilir mi?
SilTeşekkür ederim.
Sil👍👍👍
YanıtlaSil🙏
SilCok güzel yazınız icin teşekkürler, artık ulkeler savaşla değil, biat kültürüyle yetistiren nesiller sayesinde kontrol altina altina alinip sömürülüyor
YanıtlaSilSağ olun.
SilBarak Obama'nın Trump'la arasında geçen bir diyaloğu basında yer almıştı 'Efendim Yahudilik ve hristiyanlıktaki 57 peygamberin hepsi karayiplere Kuzey Amerika'ya ya da Çin'e değil bu çözülemez posta koduna gönderildi. İslam'daki binlerce peygamber de bu dar bölgeye geldi Tanrının ve peygamberlerin çözemediği bu meseleyi bizim bir buçuk yıl gibi içerisinde çözme fikrimiz muhtemelen oldukça zor' Ne derdiniz bu söylemleri için? Atatürk ne derdi hayal edebilir miyiz?
YanıtlaSilAtatürk'ün bütün yaşamı liyakatle geçmiştir.
SilHocam, sizin gibi bilgili ve güzel insanların olmasından umudumuzu kaybetmedik! Emeğinize sağlık
SilYazınızı ilgiyle okudum ve mutlu oldum.❤️🇹🇷
Sağ olun.
SilBu güzel yazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilHocam,
YanıtlaSilSize 2,5 dk.'lık ÇOK ÖNEMLİ bir video gönderiyorum.
İzlediğinizde olayın ehemmiyetini siz de kavrayacaksınız!
https://m.youtube.com/watch?v=LAslxexwhOU
Bu ise konu hakkındaki haber:
https://www.forbes.com/sites/maryroeloffs/2026/08/17/ai-companies-are-buying-and-destroying-antique-books-heres-why/
Yorumunuzu yazar mısınız lütfen?
Yorumlayamadım sadece şaşırdım.
SilÇok şükür bizim böyle bir problemimiz yok, her işi ehline veriyoruz (!)
YanıtlaSilEvet.
SilYani hocam, ne olacak şu liyakatsiz ülkelerin durumu? Bize bakıp örnek alsalar ya.
YanıtlaSilSayın Eğilmez, güzel, anlamlı yazınız için teşekkür ederim. Galiba Ülkemizdeki kuruluşların kendi kendilerini temizlemeleri çok önemli. Her kuruluşta bozulan, menfaat ortamına dönüşen bireyler olacaktır, ancak kuruluşun temiz, saygıdeğer, yüksek ruhlu bireyleri de olacaktır. Bu bireylerin bozulan, menfaat ortamına dönüşen bireylerine karşı örnek olabilmeleri gerekir. Bu iş kolay değildir, ancak olmayacak bir şey de değildir. Biz Atatürk devrinde bozulan, menfaat ortamına dönüşen bireyleri de yaşadık. Bu bireylerin temizlendiğini, azaldığını da gördük, ancak tamamen bitmeyeceklerini de bilmek, kabul etmek zorundayız.
YanıtlaSilPolis teşkilatının, Hukuk teşkilatının, Eğitim teşkilatının, İş adamlarının, Silahlı Kuvvetler teşkilatının, Siyasetin de da kendilerini düzelteceklerini, bozulanları aralarında yaşatmayacaklarını düşünüyorum. Bozulanlar, menfaat ortamına dönüşenler hiç bir zaman bitmeyeceklerdir, ancak büyük bölümü temizlenecek, etkilerini kaybedeceklerdir. Yalancılar, Sahtekarlar, Menfaatçiler kısa süreli düşünenler yerine Dürüstler, Saygınlar, uzun süreli düşünenler çoğunluğa geçeceklerdir.
🙏🙏🙏
SilHocam yasalar ve o yasaları yapanların da liyakatli olması gerekir. Yasa koyucular dünya düzeninin kurucuları gibi görünüyor. Dünya düzenini kuranlar ise pek de ahlaklı, iyi ve güzel insanlar değiller. Kafalarına göre suçluyu, zalimi koruyan ama mazlumu ezen yasalar var. Neredeyse bütün hikaye sistemin egemenlerinin korunması üzerine şekillenmiş. Yasalar evrensel insan hakları, temel ihtiyaçlar bile gozetilmeden kurgulanmış. Hocam insanın yüzde yetmişi sudan oluşuyor. İçme suyunu bile para denen yalanla satıyorlar. Suyu para ile satan yasada liyakat olur mu?
YanıtlaSilYüzde 100.
SilSuan yönetimde olanlar nasıl? Liyakat hiçmi yok? Örneğin ekonomi yönetimi yanlis insanlarmi? Dış işleri nasil? Örnek verebilir misiniz bariz bir şekilde neyin nasıl olabileceğini ancak liyakat olmadığı için gerçekleşmediği?
YanıtlaSilBilemem. Siz de benim kadar akıllısınız. Ben size çerçeveyi sundum, içeriğini siz kendi gözlemlerinizle doldurun.
SilMahfi hocam, yazılarınızı ilgi ile takip ediyoruz, Daron Acemoğlu da kurumların güçlenmesi, liyakat,demokrasinin güçlenmesi ve adalet sayesinde toplumların daha müreffeh olacağını savunuyordu, ancak çok yakında The economist dergisi ile bir polemik yaşadı, economist ,Daron Acemoğlunun tezlerinin inandırıcılıktan uzak olduğunu iddia etti, acaba bu söylemi Trump gibi demokrasiden uzak liderlerinin ,popülizm ,kurumların dejenere olması ve demokrasiden uzak yeni bir dünya düzeni kurmak istemelerinin bir sonucu olabilirmi, the economist dünyaya böyle bir düzen biçilmesin savunuculığunu yapıyor olabilir mi? Okan Arıöz
YanıtlaSilOlabilir. The Economist Dergisi Daron Acemoğlu ile aynı düşüncede olmayabilir. Ama eleştiri ayrı şeydir, terbiye sınırlarını aşarak böyle bir dergide yazmak ayrı bir şeydir. Bu ayrımı The Economist'in yapmaması gerçekten tuhaf.
SilBence yaşadığımız zamanlar son iyi günlerimiz , ekonomik ve siyasal olarak daha kötü bir geleceğin bizi beklediğini sanıyorum. Ülkede tüm değerler ters yüz oldu , liyakat konusu da dahil.. Hukuk fecaat , her tür ürün kalitesizliğe koşuyor...Daha ne olsun ? Yazınız için sağolunuz...
YanıtlaSil🙏
SilHocam Nato üyesi bir ülkeyi hele hele Ortadoğu gibi bir bölgede Amerika başı boş bırakamaz üst yönetimi kendi belirlemesi şarttır. Türkiye Amerika olsaydı aynısını yapardı.Osmanlı da aynısını yaptı.
YanıtlaSilProje adamlar Tükrkiyenin genel valiliğini yapmaktadır.
Ecevit hariç.
Elinize sağlık hocam. İnsan kalitesi düştükçe ürün kalitesi düşüyor. Hocam ürünün tanımını istediğiniz gibi yapabilirsiniz. Saygılarımla Fatih Demirtaş
YanıtlaSilBir kelimenin içi boşaltılırsa ona yeniden doğru anlamı yüklemek çok zorlaşıyor.
YanıtlaSilGÜNLÜK dertlerden başını kaldıramayanın GELECEK planı olmuyor. Umutsuzluk kolay kolay yıkılmıyor.
Hocam , liyakatsizlik " kanunsuz emre uymak " sözünü çağrıştırdı .
YanıtlaSilHocam yazılarınızı uzun yıllardır okuyan biri olarak benim fikrim özelikle idare, brokrasi ve devlet yönetiminde liyakat, bilgi, iṣin ehli gibi kavramların tamamıyla tersine hareket edildiggidir.
YanıtlaSilSizce bir oran verilirse ülkede iṣe alimlarda yüzde kaç liyakata göre yapılıyor.
Vereceginiz orani merakla bekliyorum.
Elinize sağlık hocam harika tespitler 2001 ekonomik krizi ülke için milat oldu o dönemi en kötüsü kabul ederek her durumu normal görmeyi kanıksadık ancak daha iyisi olabileceğine hiç ihtimal veremedik bu krizde bile daha kötüsü olmadığına şükrediyoruz değil beklenti hayali bile unutmuş bir toplumda herkes günü kurtarmanın peşinde yarını yarın düşünsün modunda değerler ilkeler sözlerde bile geçmiyor artık ne yazık hayaller Paris iken gerçekler
YanıtlaSilSorun şu ki kimse daha iyisinin mümkün olduğuna inanmıyor herkes herşeyi olağan görüyor herkesin umudu kırılmış günlerimiz fotokopi gibi istifleniyor işimiz var sağlık sorunumuz yoksa bizden iyisi yok. Ama gülmeyi unuttuğmuzu farketmiyoruz belli bir yaş grubunun üstünde tebessüm görmek bile hayret verici olabiliyor. neyse ki Almanya var da bizi kiskaniyor
YanıtlaSilMahfi Hoca;
YanıtlaSilElinizde veriler var mı, bugünkü reel ücretler, geçmişe göre oran olarak ne durumda? Örnek: 2010’e veya 2002’ye göre artıda mı, ekside mi? Ben ekside diye tahmin ediyorum, ama benimki tahmin ve oran olarak ne kadar ekside bilmiyorum.
Reel ücretler satı alma gücü açısından ekside. Ama dolar kuru baskılandığı için dolara göre artmış görünüyor. Yani ortada bir illüzyon var.
Silİnsanın doğasında var olanı, en yakınından en tepedeki insana kadar güvenme isteği çoğu zaman hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Bu durum insan sermayesinin niteliği ile ilgilidir. . Güven duygusu erdiğinde toplumda çürüme hızı artar. Güvenin yeniden inşaası pahalı ve uzun bir mücadele gerektirecektir..
YanıtlaSil👍
SilHocam, Liyakat sistemini kusursuz bir şekilde geri getirdiğimizi varsayalım; bu 'ehil' kadrolar sistemin temelindeki sınıfsal sömürüyü mü bitirecek, yoksa sadece mevcut eşitsizlik çarklarının daha verimli ve 'kurallara uygun' dönmesini mi sağlayacak? Sorun vahşi kapitalizm.
YanıtlaSilAynı durumda olan iki kişye ya da iki olaya farklı uygulama yapılmamasını sağlasalar o bile bir şeydir.
SilSayin hocam liyakat tam anlamiyla hicbir zaman olmadi ki ama simdiki kadar da cok liyakatsizlik olmamisti, cevremde üzülerek görüyorum, iktidar degisse de bizim oglani/kizi ise koysak diyen insanlar var.Aydinlatici yaziniz icin tesekkür ederim.
YanıtlaSilHiçbir şey hiçbir zaman tam olarak olmadı. Ne hukukun üstünlüğü ne demokrasi ne laiklik ne kadın erkek eşitliği ne adil vergileme. Ama bir şey düne göre kötüye gidiyorsa o hiçbir zaman olmamış olmasından çok daha kötü bir durumu ifade ediyor demektir. Sevgiler.
SilMahfi hocam, TCMB bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlıyormuş, faizleri düşürmeye niyetlenmiş sanırım. Borsada fonlarla ilgili de düzenleme gündemdeydi. Para piyasası fonları(~0.13%) bankaların günlük (~0.10) faizinden çok daha iyi getiri vermesi de fiili faiz oranı açısından sorun gibi görülüyordu.
YanıtlaSilFaizi düşürme hamleleri peşpeşe mi gelecek, bu durumu yorumlar mısınız?
Biraz önce bu konudaki yazımı blogda yayınladım.
Sil