Merkez Bankası Faiz mi İndirdi?
Merkez Bankası'nın (TCMB) dün akşam yayımladığı iki satırlık duyuru, teknik bir para politikası kararı gibi görünse de piyasalar açısından önemli bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Bankaların fonlama maliyeti gerçekten yüzde 37’ye mi geriliyor, yoksa TCMB yalnızca kullandığı fonlama araçlarını mı çeşitlendiriyor?
Görünürde oldukça sade olan bu
ifadenin satır aralarında, fiili bir faiz indirimi ihtimali ve enflasyon-büyüme
dengesinde atılmış riskli bir adım yatıyor.
Gelişmeyi anlamak için TCMB’nin
bankaları hangi kanallardan borçlandırdığına bakmak gerekiyor:
Bir Hafta Vadeli Repo (yüzde 37):
Türkiye’nin resmi "politika faizi".
Gecelik Borç Verme (yüzde 40):
Ağırlıklı olarak kullanılan üst fonlama kanalı.
TCMB, 1 Mart 2026’da haftalık
repo ihalelerine ara verdiğinde bankaları yüzde 40 faizli gecelik borçlanmaya
yöneltmişti. Böylece kâğıt üzerinde politika faizi yüzde 37’de kalırken,
bankaların TCMB’den sağladığı fonlama yüzde 40’lık gecelik borç verme faizine
taşınmıştı. Yapılan açıklama net olarak haftalık repo ihalelerine geri
dönüldüğünü ve dolayısıyla faizin yeniden yüzde 37 düzeyine indiğini
söylemiyor. Haftalık repo ihalesi ve gecelik borç verme yöntemi bir arada da
uygulanabilir. Bunu yapılan açıklamadan anlamak mümkün değil. Eğer gecelik borç
verme kanalı geri plana çekilir ve bankaların fonlama ihtiyacının ağırlıklı
bölümü yüzde 37’lik haftalık repo üzerinden karşılanırsa, resmi faiz oranı
değiştirilmeden gerçekleştirilmiş fiili bir faiz indirimi söz konusu olacak.
TCMB'nin bu kararı
almasının arkasında derin bir ekonomik ikilem duruyor: Bir tarafta yüksek
faizler nedeniyle işletme sermayesi bulmakta zorlanan sanayiciler, finansman
maliyetinden şikâyet eden imalatçılar ve giderek yavaşlayan bir büyüme var.
Üretim tarafı acil bir nefes alanı talep ediyor. Ancak madalyonun diğer tarafı
oldukça karanlık: Beklentiler bozuluyor. TCMB’nin son anket verileri, hem hane
halkının hem de reel sektörün geleceğe yönelik enflasyon beklentilerinin düşmek
bir yana yükselmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu tablo enflasyonda katılığı
sürdüğüne işaret ediyor. Zaten bunu hizmet fiyatlarında süren katılıktan
görebiliyoruz. Öte yandan küresel jeopolitik riskler enerji maliyetlerinin gerilemesini
engellemeye devam ediyor.
Enflasyonist baskıların ve
beklentilerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda atılan gevşeme adımları, geçmiş
deneyimlerin de gösterdiği üzere kur üzerinde baskı yaratıp enflasyon döngüsünü
yeniden tetikleme riski taşıyor.
"TCMB faiz indirimine gitti"
demek için henüz erken. Kararın ne anlama geldiğini dünkü metin değil,
önümüzdeki günlerdeki fonlama adımları belirleyecek.
TCMB bankalara likiditenin büyük
kısmını yüzde 37’lik haftalık repo ile verirse, fiili faiz indiriminden söz
edebiliriz. Buna karşılık repo miktarı düşük tutulur ve bankalar yüzde 40’lık
gecelik fonlamayla fonlanmaya devam edilirse, bu adım sadece bir politika
esnekliği olarak kalır.
Şimdilik yapılan, resmi faiz
oranını değiştirmeden fiili fonlama koşullarını gevşetme ihtimalini masaya
koymak. Bu ihtimalin gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini ise TCMB’nin söylemi
değil, para piyasasındaki rakamlar gösterecek.
Yazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil