Rezervler Ne Pahasına Artıyor?
Bir iktisatçının sorması gereken ilk sorulardan biri şudur: Ne pahasına?
TCMB'nin rezervleri 20 Ağustos
itibarıyla 188 milyar doların üzerine çıktı. Bu önemli bir gelişme. Ancak daha önemli
soru şu: Bu rezervler nasıl ve ne pahasına birikti?
Türkiye'de döviz kurunun
kontrollü bir patikada tutulması ile yüksek TL faizi, tasarruf sahibine yüksek
bir faiz-kur getirisi fırsatı yaratıyor. TL mevduat faizi yüzde 40'ların
üzerindeyken, vergi sonrası net getiri kabaca yüzde 38 düzeyinde. Kur artışı
bunun oldukça altında kaldığında, TL'nin dolar bazında getirisi de son derece
yüksek olabiliyor.
Basitleştirerek mekanizmayı şöyle
özetleyebiliriz:
Baskılanmış kur → yüksek TL faizi
→ yüksek dolar bazlı TL getirisi → dövizden TL'ye geçiş → TCMB'nin döviz alımı
→ rezerv artışı.
Yabancıların bu getiriden
yararlanmak için Türkiye’ye döviz getirdiği biliniyor. Türkiye’de yerleşik kişiler
ve şirketler de aynı getiriden yararlanmak için dövizlerini satıp TL'ye
geçtiğinde bankacılık sisteminde aynı şekilde döviz likiditesi oluşuyor. TCMB
de piyasa koşullarına bağlı olarak bu dövizin bir bölümünü satın alabiliyor.
Böylece rezervler yükseliyor.
Burada kritik nokta şudur: Rezerv
artışı ile ekonominin dış dengesinin aynı ölçüde güçlenmesi aynı şey değildir.
Eğer rezervler ihracat, cari
fazla ve kalıcı sermaye girişleri gibi ekonominin temel dinamiklerinin
güçlenmesinden kaynaklanıyorsa, bu son derece olumlu bir gelişmedir. Ancak
artışın önemli bölümü yüksek TL faizi ve kontrollü kurun yarattığı kısa ve orta
vadeli portföy tercihlerinden geliyorsa, daha temkinli bakmak gerekir.
Çünkü mekanizma ters yönde de
çalışabilir. Piyasanın kurun artık kontrol edilemeyeceğine veya TL faizinin
kurdaki değer kaybını telafi edemeyeceğine ilişkin kanaati güçlenirse, bu kez
TL'den çıkış başlayabilir:
Kurun TL faizine göre düşük
artması → dövizden TL'ye geçiş → rezerv artışı.
Kurun TL faizine göre hızlı
artması → TL'den dövize geçiş → rezerv kaybı.
Bu nedenle bugün asıl mesele
yalnızca rezervlerin 188 milyar dolara ulaşması değil. Asıl mesele, bu
rezervlerin hangi mekanizma ile biriktiği ve bu mekanizmanın ne kadar
sürdürülebilir olduğudur.
Yüksek TL faizi tasarruf sahibini
TL'ye yöneltiyor, kontrollü kur bu tercihi dolar bazında çekici hale getiriyor
ve TCMB oluşan döviz likiditesinin bir bölümünü satın alarak rezervlerini
artırabiliyor. Bu mekanizma çalıştığı sürece rezervler artabilir. Ancak
sürdürülebilirliği, kurun TL faizine göre nasıl hareket edeceğine ve tasarruf
sahibinin bu getirinin devam edeceğine ne ölçüde inandığına bağlı.
Bu yüzden rezervlere bakarken
yalnızca “Ne kadar?” diye sormak yeterli değil. İktisatçının asıl
sorması gereken soru şu: “Hangi kaynaktan, hangi koşullarda ve ne pahasına? Çünkü
rezervlerin miktarı kadar, hangi koşullarda biriktirildiği ve bu koşulların ne
kadar sürdürülebileceği de önemlidir.
TCMB'nin faiz indirimi biraz da bu
maliyeti frenlemeyi amaçlıyor.
Yazınız için teşekkür ederim. Elinize sağlık.
YanıtlaSil