İkarus'tan Fon Krizine

Günümüzde yaşanan fon krizinin nedenlerini henüz bütün yönleriyle bilmiyoruz. Ancak ilk bakılması gereken yerlerden biri denetim mekanizmasıdır. Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların üzerine zamanında gidilmedi mi?

Finansal krizlerin nasıl ortaya çıktığını anlamak için bazen ekonomi kitaplarından değil, öykülerden de yararlanabiliriz. Çünkü yüzyıllar önce anlatılan bazı öyküler, bugün finansal sistemlerde karşılaştığımız aşırı güven, sistemik risk, karmaşıklık ve yanlış teşvik gibi sorunları şaşırtıcı biçimde açıklayabiliyor.

İkarus'un Kanatları: Aşırı Güven ve Risk

Daidalos, oğlu İkarus ile Girit Adası'nda hapsedildiği yerden kaçmak için kuş tüyleri ve balmumu kullanarak kanatlar yapar. Uçmadan önce oğlunu uyarır: Çok alçaktan uçulursa denizin nemi kanatları ağırlaştırabilir. Çok yüksekten uçulursa güneş balmumunu eritebilir.

Ancak İkarus uçmanın heyecanıyla babasının uyarısını unutur. Giderek yükselir, güneşe yaklaşır. Balmumu erir, kanatlar parçalanır ve İkarus denize düşer.

Fon krizinde de benzer bir dinamik ortaya çıkmış olabilir. Piyasalar yükselirken yatırımcıların risk iştahı arttı. Getiriler yükseldikçe daha fazla risk almak makul görünmeye başladı. İyi niyetli yatırımcı, denetim mekanizmasına güvendiği için aldığı riskin gerçekten kontrol altında olduğunu düşünüyordu.

Böylece sorun yalnızca risk almak olmaktan çıktı; alınan riskin artık risk olarak görülmemesine dönüştü.

Pandora'nın Kutusu: Sistemik Risk

Yunan mitolojisinde Zeus, Pandora'ya açmaması gereken mühürlü bir kutu verir. Pandora merakına yenilip kutuyu açtığında kötülükler dünyaya yayılır. Kutunun yeniden kapatılması mümkün olsa da ortaya çıkanları geri almak kolay değildir.

Finansal sistemlerde de güven kaybı buna benzer bir etki yaratabilir. Finansal piyasalar birbirine bağlıdır. Fon krizinde ortaya çıkan sorunların ve güven kaybının başka fonları ve piyasaları da etkilemesi, bu bağlantının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle finansal krizlerde kaybedilen yalnızca para değildir. Güven de kaybedilir. Güveni yeniden tesis etmek ise çoğu zaman zararın kendisini telafi etmekten daha uzun sürer.

Pandora'nın kutusunda geriye umut kalmıştı. Ancak finansal piyasalarda umut tek başına bir risk yönetimi stratejisi değildir.

Babil Kulesi: Karmaşıklık

Babil Kulesi öyküsünde insanlar Tanrı'ya ulaşmak amacıyla devasa bir yapı inşa eder. Yapı yükseldikçe kibirlenirler. Bunun üzerine Tanrı, bu kibirli tavırlarını cezalandırmak için dillerini ayırır. İnsanlar birbirlerini anlayamaz hale gelir ve yapı tamamlanamaz.

Finans dünyası da benzer bir karmaşıklık sorununa son derece açıktır.

Fonların içine başka fonlar, onların içine borçlanmalar, türev ürünler ve farklı finansal araçlar yerleştirildikçe yapı giderek karmaşıklaşır. Bir noktadan sonra yatırımcı, denetçi, derecelendirme kuruluşu ve fon yöneticisi aynı yapıya baksa bile aynı riski görmeyebilir.

Sorun yalnızca kimsenin riski görmemesi değildir. Daha tehlikeli ihtimal, herkesin kendi açısından doğru bir şey görmesi ancak bütünün taşıdığı riski kimsenin tam olarak görememesidir.

Kobra Etkisi: Yanlış Teşvik

Öyküye göre İngiliz sömürge yönetimi Delhi'deki kobraların sayısını azaltmak için ölü kobra getirene ödül vermeye başlar. İnsanlar ödül kazanmak için kobra yetiştirmeye yönelir. Ödül kaldırılınca yetiştirilen kobralar doğaya salınır ve sorun daha da büyür.

Bu öykünün finansal sistem açısından verdiği ders basittir: Kurallar yalnızca neyi yasakladıklarıyla değil, neyi teşvik ettikleriyle de değerlendirilmelidir.

Finansal düzenlemeler belirli bir riski azaltmaya çalışırken, başka bir davranışı teşvik ederek yeni bir risk yaratabilir.

Dolayısıyla sorulması gereken soru yalnızca “Kural var mı?” değildir. Asıl soru, kuralın piyasa aktörlerini nasıl davranmaya teşvik ettiğidir.

Devekuşu Etkisi: Denetimin Sonuçları Uygulanmadığında

Devekuşu etkisi, insanların olumsuz, stres yaratan veya hoşlarına gitmeyen bilgileri görmezden gelme ya da onlardan kaçınma eğilimini ifade eder.

Finansal sistem açısından bu etkinin daha kurumsal bir karşılığı olabilir: Sorunları görmek ile sorunların gereğini yapmak aynı şey değildir.

İzlanda'nın üç büyük bankası 2000'li yıllarda olağanüstü bir hızla büyüdü. 2007 sonunda bu bankaların toplam varlıkları ülke GSYH'sinin yaklaşık dokuz katına ulaşmıştı. Bankacılık sistemindeki kırılganlıklara ilişkin uyarılar ve denetim tartışmaları mevcut olmasına rağmen, büyümenin yarattığı riskler yeterince sınırlanamadı. 2008 küresel finansal krizinin ardından ülkenin üç büyük bankası kısa süre içinde çöktü.

İzlanda deneyimi, finansal sistem büyürken yalnızca sermayenin ve işlem hacminin değil, denetim kapasitesinin ve risk yönetimi kapasitesinin de aynı ölçüde güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Finansal sistem büyürken denetim ve risk yönetimi kapasitesi de büyümelidir.

Kıssadan Hisseler

İkarus bize aşırı güvenin ve kontrolsüz risk iştahının tehlikesini hatırlatıyor. Pandora'nın kutusu, finansal sistemlerde güven kaybının nasıl yayılabileceğini düşündürüyor. Babil Kulesi, karmaşıklığın riskleri görünmez hale getirebileceğini gösteriyor. Kobra etkisi, yanlış tasarlanmış teşviklerin beklenmedik sonuçlar doğurabileceğini anlatıyor.

Devekuşu etkisi ise belki de en önemli soruyu önümüze koyuyor: Bir riski görmek ile o risk karşısında harekete geçmek arasında ne kadar mesafe var?

Bu nedenle bugün yaşanan fon krizinde sorulması gereken sorular yalnızca “Ne oldu?” ile sınırlı olmamalı. Hangi riskler alındı? Bu riskler neden zamanında görülmedi? Görüldüyse neden müdahale edilmedi? Denetim mi yetersizdi, yoksa denetimin ortaya çıkardığı sorunların gereği mi yapılmadı? Kurallar gerçekten riski azaltıyor muydu, yoksa riskin daha karmaşık bir biçimde görünmez hale gelmesine mi neden oluyordu? Finansal sistemlerde mesele yalnızca denetim yapmak değildir. Asıl mesele, denetimin ortaya çıkardığı sonuçlara göre önlemleri zamanında ve eksiksiz biçimde alabilmektir.

Sorun çoğu kez, kimsenin tehlikeyi görmemesi değildir. Sorun, tehlike görüldüğünde herkesin başka tarafa bakmasıdır.

Yorumlar

  1. Peki hocam, bu açık usulsüzlüklere neden bu kadar süre göz yumuldu ve herkes kafasını kuma gömdü? Denetim mekanizmalarının sessiz kalması, ucu siyasi ve nüfuzlu çevrelere uzanan yapılara bulaşarak kendi pozisyonlarını tehlikeye atmama refleksinden mi kaynaklanıyor? Kurumlar görevini yaparken neden bu kadar korkuyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orasını bilemiyoruz. Yan kurumlar mı görevini yapmadı yoksa birileri onların yaptığı görevi mi engelledi ya da yazdıklarını sümen altı etti orasını bilmiyoruz.

      Sil
  2. Türkiye görünürde hukuk devleti fakat uygulamada idari keyfiliğin ve baskının öne çıktığı bir polis devleti yapısına büründü. İşte bu yüzden denetim mekanizmaları korkuyor. Eğer Türkiye uygulamada da kurumların ve hukukun güvencesi altında olsaydı, hiç kimse siyasi çevrelerden çekinmez, baskılardan korkmaz; herkes sorumlu olduğu denetim görevini eksiksiz yerine getirir, fon krizine yol açan usulsüzlüklere en başından müdahale ederdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru ki bu yorumunuz, ekleyecek bir şey yok.

      Sil
  3. Hocam bizde kobrayı saldık,devekuşunu gömdük..

    YanıtlaSil
  4. Bu son ponzi sistemiyle '' bile bile lades '' oldular hocam

    YanıtlaSil
  5. 300 milyarlık repo ihalesi, zorunlu karşılıkların düşürülmesi , neden ilaç olmuyor hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İtibar ve güven bir kez sistemi terk etti mi yeniden kazanılması öyle kolay değildir.

      Sil
  6. SPK,BDDK,TSMF, bunlar göremediyse fon krizini, kimi suçlayacağız MAHFİ BEY.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de gördüler ama dinletemediler. Orası açık değil henüz.

      Sil
    2. Suçu kendinde aramasınıda bilmeli insan.

      Sil
  7. Bacası tütmeyen, işçisi olmayan şirketler 3 yılda,100 yıllık koçu, sabancıyı, ülkeri, eczacibaşını sermaye olarak yakalamış ,forbes zenginler listesine girmişler.Biz ne yaşadık ne gördük ne anlamalıyız HOCAM.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kim bilir kaçıncı olay ama biz anlayamıyoruz.

      Sil
  8. Fon krizinin yaşanma nedeni Atatürk'ün çizdiği yoldan gitmememizdir hocam!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece bu fon krizinin değil bugün içinde bulunduğumuz durumun nedeni o.

      Sil
  9. Ne diyor ÖMER KOÇ, nitelikli insan,öz sermaye, arge, yatırım ve finansman gücü. bunların hiçbirisi olmayan şirketlere milyarlarca para akıtılmış. 1e 100 kazanmak için.aslında herşeyden haberimiz vardı.tamahkarlik ve açgözlülük bize unutturdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu, iyi kötü bu işleri bilen insanların bileceği iş. Herkes bunları bilmek zorunda değil. Ama herkes bunların denetlendiğine inandı. Mesele oarada.

      Sil
  10. Fonun riski, içerdiği geriği getirisindeki dalgalanmayla ilgiliydi, şimdi ikincil bir risk daha ortaya çıktı. Bu riske denetim mekanizmasıda hazırlıksız yakalandı ki 2 haftadır çözüm net değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef Pandora'nın kutusu açıldı bir kez.

      Sil
  11. Sayın hocam yılın son çeyreği şirket bilançolarında kimin ne kadar götürdüğü belli olmaz mı.

    YanıtlaSil
  12. MAHFİ HOCAM İLK DEFA KELEBEK ETKİSİNİN, EKONOMİDE DEVASA YANSIMASINI GÖRDÜM.BİR ŞİRKET, YÜZBİNLERCE İNSANI PERİŞAN ETTİ.

    YanıtlaSil
  13. 94 tansu çiller krizi, 2001 ecevit krizi, son olarak bu fon krizi. Hepsinin ortak sonucu.yargılanan bir tek siyasi ve bürokrat yok, binlerce mağdur vatandaş var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhalif siyasetçiler yargılanır.

      Sil
  14. Eğer hırsız evin içindeyse kapıya nasıl bir kilit en uygunudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hırsız içerdeyse ne yapsanız boştur.

      Sil
    2. En uygunu kapıyı açık bırakmak olur.

      Sil
  15. Konuşurken herkes aynı şeyi konuşuyor. Tepkiler, övgüler hepsi 10 numara, iş uygulama gelince konuştuklarını yapmak yerine herkes kendi menfaatine olanı yapıyor. Işler ters gitmeye başlayınca aaa ben bunun böyle olacağını biliyordum şu gün şu saat söylemiştim oluyor. Kimse doğruyu konuştuktan sonra sorun çıkıncaya kadar ne yaptığına bakmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta sorunlu fon alanlardan bazıları bile ben böyle olacağını biliyordum diyor.

      Sil
  16. Hakan Yenenler2 Ekim 2026 16:58

    Krizin temel nedeni regülasyon eksikliği midir, yoksa regülasyonların varlığına rağmen piyasa aktörlerinin mevzuattaki arkadan dolanma yollarını (regulatory arbitrage) kullanması mıdır hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben regülasyon eksikliği olduğunu düşünmüyorum. Yasa ve etik dışı davranışlara göz yumulmuş belli ki.

      Sil
  17. Üstadın bu yazısının bütünsel okunması ve değerlendirilmesi lazım geldiği kanaatindeyim. Yazının omurgası; beş anlatının beş ayrı kırılganlığa karşı gelmesi ile çok fazla anlam kazanması.
    Sayın Eğilmez’in en isabetli tespiti, sorunun sadece riskin varlığı değil,risk olarak algılanmaması olduğunu ifade etmesi. Her dizayn edici kendi bakışından doğruyu görmesi, ama bütünü görememe ihtimalinin olması da ayrıca itinalı bir üslupla yazıda önem arzediyor. Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fon Krizinin Faturasını Kim Ödeyecek?

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Dolar Kuru Gerçeği Ne Kadar Yansıtıyor?