Yeni Enflasyon Tahmini Yine Yüzde 16
TCMB yetkilileri, piyasanın dört
gözle beklediği 2026 yılının ilk Enflasyon Raporunu açıkladı. Raporun iki
önemli bölümü var. İlki 2026 yılsonu enflasyon oranı tahmini. 2026 yılına
girmeden önce yılsonu enflasyon hedefi yüzde 5, tahmini de hem Orta Vadeli
Programda hem de TCMB’nin Kasım 2025 tarihli bir önceki Enflasyon Raporunda
yüzde 16 olarak belirlenmişti. TCMB bu yeni raporunda 2026 yılsonu enflasyon
tahminini yüzde 16 olarak korumaya devam etmiş. Buna karşılık yüzde 13 – 19 olan
geniş aralık tahminini yüzde 15 – 21 olarak güncellemiş, yüzde 5’lik enflasyon
hedefi ise adeta demirbaş. Tutmuyor, tutma ihtimali yok ama yerinde durmaya
devam ediyor. İlk bakışta nokta tahmin yüzde 18’e çıkmış gibi görünse de aslında
yüzde 16 olarak korunmuş: Kafaların ne kadar karışık olduğunun bir göstergesi. Bari
nokta tahmini de 15 ile 21’in ortalaması olan 18’e çıkarsalardı.
TCMB yetkilileri, 2026 için
yaptıkları güncellemelerinin gerekçeleri arasında TÜİK’in TÜFE endeksini
hesaplama yönteminde yaptığı değişikliklerden biri olan hizmet grubunun endeksi
oluşturan sepet içindeki payının artmasını gösteriyor. Bu pay artışının yıllık
enflasyon tahminine yukarı yönlü 1 puan kadar etkili olacağı vurgulanıyor. Buna
ek olarak petrol ve enerji fiyatlarının ilk tahmin yapılırken varsayıldığı
düzeyden yukarıda oluşmasının beklenmesini de etkili olacağı açıklanıyor. Gıda
fiyatı varsayımındaki sınırlı güncelleme de tahminleri yukarı çeken bir başka
etken olarak ortaya konuyor. Öte yandan çıktı açığının öngörülenden daha yüksek
düzeyde olmasının da tahminin güncellemesinde rol oynadığı vurgulanıyor.
Raporun ikinci önemli bölümü 2025
yılı için yapılan yüzde 24’lük tahminin niçin tutmadığına ilişkin 3.1 numaralı
analiz kutusu. Bu analize göre yüzde 24’lük tahminin tutmamasında şu
varsayımlardaki sapmalar etkili olmuş: (1) İhracat ağırlıklı küresel büyüme
(0,2 puan artış). (2) USD/Varil cinsinden petrol fiyatı (3,2 dolar artış). (3)
USD bazlı ithal fiyatları artışı (yüzde 2,5 artış). (4) Gıda fiyatları
enflasyonu artışı 1,8 puan artış).
Varsayımlardaki bu sapmaların da etkisiyle 2025 yılsonu enflasyon tahmininden 6,9 puanlık bir sapma meydana gelmiş:
Bu yeni enflasyon tahminine yakın
bir düzeyde enflasyon gerçekleşmesi açısından en önemli faktörlerden birisi
enflasyon beklentilerin kırılıp kırılamayacağı meselesidir. TCMB’nin piyasa
katılımcıları, reel sektör temsilcileri ve hane halkı temsilcilerine uyguladığı
anketler yüzde 18’lik bir beklentiyi onaylamıyor. Örneğin 12 ay sonrası için
çeşitli kesimlerin enflasyon beklentileri şöyledir:
Görüleceği gibi TCMB’nin
tahminine en yakın konumdaki piyasa temsilcilerinin beklentisi bile 4,2 puan
daha yüksektir. Bu gruplar içinde tahmini en ciddiye alınması gereken kesim
reel sektör temsilcileridir çünkü fiyatlara karar verenler çoğunlukla o
kesimdedir. Ki onların tahmini TCMB tahmininden 16,9 puan yukarıdadır. Bu
tahminler, geleceğe ilişkin olumsuz beklentilerin kırılamadığını gösteriyor.
Beklentiler, gerçekleşmeyi belirler. Beklentileri yalnızca para politikası
araçlarıyla kırmak kolay değildir.
Sorun tahminin 2 puan artması
değil; tahminlere kimsenin inanmıyor olması.
Hocam ne tahmini ne sonucu ne sorunu memleket ortadoguya donmus 30 senedir yasadigimiz mahalleyi taniyamaz olduk.sadece sunu biliyorum uzun omrunuz olsun, sizden sonra daha da kötü olacak. (
YanıtlaSilTürkiye zaten Orta Doğu'da değil mi? Sen nereden yazıyorsun?
Sil21'inci yüzyıla kadar Türkiye Avrupa'daydı. O nedenle Osmanlıya Avrupa'nın hasta adamı demişlerdi Ortadoğu'nun değil. Bütün uluslararası örgütlerde Türkiye hep Avrupa'nın bir parçası olarak görülüyordu.
SilBirilerinin birşeye inanıp inanmaması gerçekleri değiştirmez. Reel kesim dövizin artmadıgı ve artmayacagı bir senaryoda nasıl oluyorda enfflasyonun yüzde 33 artacagını iddia ediyor. Demek ki salla gitsin diye tahminde bulunuyorlar. MB Döviz rezervleri 218 milyar dolar olmuş güya bunu bile sigorta olarak görmüyorlar. Pandemi döneminde alıstıkları gibi fırsatçılık yapıp fiyatları tırmandırma hevesindeler. Önceden zamlar için petrol ve döviz artısinı sebep gosterirlerdi. Döviz ve petrol fiyatları yerinde sayarken şimdi sebep sunmadan fırsat zamları yapmayı hayal ediyorlar. Piyasa katılımcılarının yüzde 22 tahmini yüksek olmakla beraber daha makul görünüyor.
YanıtlaSilDediğiniz kısmen doğru: Birilerinin bir şeye inanıp inanmaması gerçekleri değiştirmez. Bir ülkede gerçek enflasyon yüzde elli dolayındaysa birilerinin ona yüzde otuz demesi ve bazılarının da buna inanması gerçeği değiştirmez. Gerçek, sizin yaşadığınız enflasyondur. Onun da yüzde otuz olmadığını herkes biliyor.
SilSevgili Hocam, Bu tutarsız tahminlerle uzun süredir yaşıyoruz. Bu tahminlerin gerçeğe herhangi bir katkısı, olumlu veya olumsuz bir etkisi var mı? Güven kaybına sebep olmanın dışında ülkenin nesine yarıyor veya böyle tahminler yurtdışına verilen bir mesaj mı?
YanıtlaSilHer şeyden önce ücret artışları bu yolla frenleniyor, yurtdışına verilen mesaj da var tabii.
Sil%18'lik hedef teknik bir tahminden ziyade temenni kategorisinde kalıyor. Verimlilik ve adalet odaklı temel düzenlemeler olmadan, sadece baz etkisine ve kağıt üzerindeki sıkılaşmaya güvenen bir programın ''beklenti yönetiminde'' başarılı olması çok güç. Enflasyonun sadece bir sayı değil, bozulan bir ahlak ve güven meselesi olduğunu kabul etmediğimiz sürece, gerçek enflasyon ile hedeflenen arasındaki o kronik makas kapanmayacak gibi görünüyor. Rasyonelliğe dönüşün ''mış gibi'' yaparak değil, acı reçeteyi eşit dağıtarak mümkün olacağını ne zaman anlayacağız?
YanıtlaSilGöz ardı edilen temel adaletsizlik; dezenflasyon sürecinin tüm yükünün bir ''fedakarlık testi'' gibi sadece dar gelirli ve bordrolu kesimin üzerine yıkılmasıdır. Gerçek bir başarı için bu yükün eşit dağıtılması şart; yani sadece ücretlerin baskılanması değil, kamu harcamalarındaki israfın durdurulması, kayıt dışılığın üzerine gidilmesi ve sermaye kazançlarının da bu yükü sırtlanması gerekiyor. Fedakarlık tek taraflı olduğunda toplumsal rıza zayıflıyor, bu da enflasyonla mücadelenin en önemli yakıtı olan ''güveni'' yok ediyor. Sonuçta, enflasyonu yalnızca talebi boğarak değil, adaleti tesis ederek yenebiliriz; aksi takdirde yaptığımız şey yoksulluğu yönetmekten öteye geçemez.
Kıymetli Mahfi bey. Ben de enflasyonun düşeceğine inanmıyorum, beklenti enflasyonunun etkisi çok daha büyük. Devletin yaptığı şeyler şu an için bu beklentiyi düşürmeye yetmiyor. Ancak Türkiye'yi etkileyecek önemli olaylardan birisi de Hindistan-AB anlaşmasıdır, Türkiye'nin ürünleri bildiğim kadarıyla artık ucuz değil. Bu Türkiye'nin Avrupa'daki pazar payını etkileyen önemli hususlardan birisi olacaktır. Sizden ricam bunun üzerine de fikirlerinizi paylaşmanız olur, iyi günler.
YanıtlaSil