İrrasyonel Beklentiler Teorisi

Giriş

Ekonomik karar alma süreçlerinde beklentiler, bireylerin ve kurumların davranışlarını belirleyen temel unsurlardan biridir. Modern makroekonomide bu alanın en etkili yaklaşımlarından biri rasyonel beklentiler teorisidir. Bu teori, ekonomik aktörlerin mevcut bilgi setini mümkün olan en etkin biçimde kullanarak geleceğe ilişkin tutarlı tahminler oluşturduğunu varsayar.

Ancak bazı ekonomilerde gözlenen uzun süreli politika tutarsızlıkları ve kurumsal öngörülemezlik, beklentilerin yalnızca mevcut bilgiye değil, aynı zamanda geçmişte gözlenen politika davranışlarının sürekliliğine göre de şekillendiğini göstermektedir. Bu durum özellikle kurumsal güvenin zayıfladığı ve politika tercihlerinin öngörülebilirliğinin azaldığı dönemlerde daha belirgin hale gelmektedir.

Bu çalışmanın temel iddiası şudur: Ekonomik beklentiler, uzun süreli politika tutarsızlıkları altında yalnızca rasyonel beklentiler modelinin öngördüğü biçimde değil, gözlenen istikrarsızlığın oluşturduğu davranış kalıplarına göre de şekillenebilir. Bu süreçte başlangıçta istisnai veya irrasyonel olarak değerlendirilen politika davranışları zamanla beklenti rejiminin bir parçası haline gelebilir. Bu çerçeve burada “irrasyonel beklentiler yaklaşımı” olarak adlandırılmaktadır.

Bu çalışmada "irrasyonel" kavramı, ekonomik aktörlerin davranışlarını değil, ekonomik aktörler tarafından öngörülemez, tutarsız veya yerleşik politika çerçevesiyle uyumsuz olarak algılanan kurumsal davranışları ifade etmektedir.

Bu yaklaşımın ilk versiyonu 1991 yılında hükümete sunulan bir raporda geliştirilmiş, sonraki yıllarda yapılan gözlemler ve değerlendirmeler doğrultusunda bugünkü çerçevesine ulaştırılmıştır.

Rasyonel Beklentiler Çerçevesi

Rasyonel beklentiler teorisi, ekonomik aktörlerin mevcut tüm bilgileri etkin biçimde kullandığını ve geleceğe ilişkin tahminlerini ekonomik modelle tutarlı şekilde oluşturduğunu ileri sürer. Bu yaklaşıma göre sistematik politika hataları uzun dönemde ekonomik aktörler tarafından öğrenilir ve beklentiler buna göre uyarlanır. Sonuç olarak sistematik hata kalıcı hale gelemez.

Bu çerçevede para ve maliye politikalarının etkisi büyük ölçüde beklenti yönetimine ve politika yapıcıların güvenilirliğine bağlıdır. Beklentilerin doğru yönlendirilmesi ekonomik istikrarın temel unsurlarından biri olarak kabul edilir.

İrrasyonel Beklentiler Yaklaşımı

İrrasyonel beklentiler yaklaşımı, rasyonel beklentiler teorisini reddetmemektedir. Aksine, belirli kurumsal ve politik koşullar altında beklenti oluşumunun farklı bir biçime dönüşebileceğini ileri sürmektedir.

Temel önerme şudur: Eğer bir ekonomide ekonomik aktörler tarafından öngörülemez veya yerleşik politika çerçevesiyle uyumsuz olarak algılanan kararlar uzun süre devam ederse, bu kararlar geçici sapmalar olarak değil, sistemin kalıcı özellikleri olarak görülmeye başlanır. Böylece beklentiler, olması gerektiği düşünülen politika davranışlarına göre değil, fiilen gözlenen davranış düzenine göre şekillenir.

Bu süreç “irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi” olarak tanımlanabilir. Başlangıçta istisnai görülen politika tercihleri zamanla beklenen davranış kalıplarına dönüşür ve ekonomik aktörler kararlarını bu yeni gerçekliğe göre almaya başlarlar.

Bu yaklaşım, adaptif beklentiler ve rasyonel beklentiler teorilerinin açıklamakta zorlandığı bazı durumlara odaklanmaktadır. Özellikle uzun süreli kurumsal öngörülemezlik koşullarında beklentilerin nasıl yeniden şekillendiğini açıklamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle beklenti oluşumunda kurumsal davranışların rolünü vurgulayan tamamlayıcı bir çerçeve sunmaktadır.

İrrasyonel Beklentiler ile Adaptif Beklentiler Arasındaki Fark

Bu yaklaşımın mevcut beklenti teorilerinden hangi yönleriyle ayrıldığının açıklanması önemlidir.

Adaptif beklentiler yaklaşımında ekonomik aktörler geçmiş tahmin hatalarını dikkate alarak beklentilerini güncellerler. Rasyonel beklentiler yaklaşımında ise aktörler mevcut tüm bilgileri kullanarak geleceğe ilişkin en tutarlı tahminleri oluşturmaya çalışırlar.

İrrasyonel beklentiler yaklaşımında ise beklentilerin dönüşümüne yol açan unsur yalnızca geçmiş veriler veya tahmin hataları değildir. Belirleyici olan, kurumsal davranışların sistematik biçimde öngörülemez veya alışılmış politika çerçevesinden sapmış hale gelmesidir. Ekonomik aktörler zamanla bu davranışları sistemin normal işleyiş biçimi olarak kabul etmeye başlarlar.

Dolayısıyla bu yaklaşım yalnızca geçmiş hatalardan öğrenmeyi değil, kurumsal irrasyonellik olarak algılanan davranışların beklenti rejimine yerleşmesini açıklamayı amaçlamaktadır.

Beklenti Rejiminin Dönüşümü

Bu çerçevede beklenti oluşumu üç aşamalı bir süreç olarak düşünülebilir.

İlk aşama şok aşamasıdır. Beklenmedik politika kararları piyasalarda güçlü belirsizlik yaratır. Ekonomik aktörler bu kararların geçici olduğunu varsayar ve temkinli davranırlar.

İkinci aşama uyum aşamasıdır. Benzer kararların tekrar edilmesi, ekonomik aktörlerin beklentilerini gözlenen davranış kalıplarına göre yeniden düzenlemelerine yol açar. Bu noktada sistemin nasıl işlemesi gerektiği değil, fiilen nasıl işlediği önem kazanmaya başlar.

Üçüncü aşama normalleşme aşamasıdır. Başlangıçta istisnai görülen uygulamalar artık sürpriz olmaktan çıkar ve beklenen davranış biçimine dönüşür. Bu aşamada geleneksel politika tercihleri dahi sıra dışı olarak algılanabilir.

Makroekonomik Yansımalar: Kur ve Faiz

İrrasyonel beklentiler yaklaşımı özellikle döviz kuru ve faiz ilişkisi üzerinden gözlemlenebilir.

Faiz oranlarının enflasyonun belirgin biçimde altında tutulması durumunda yerel para talebi azalabilir, döviz talebi artabilir ve kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabilir. Benzer şekilde politika faizinin sık ve öngörülemez biçimde değiştirilmesi risk algısını yükseltebilir ve beklentilerin bozulmasına neden olabilir.

Bu nedenle temel sorun yalnızca politika araçlarının düzeyi değildir. Asıl belirleyici unsur, ekonomik aktörlerin geleceğe ilişkin risk algısının nasıl şekillendiğidir. Risk algısının kalıcı biçimde yükselmesi hem fiyat istikrarını hem de finansal istikrarı olumsuz etkileyebilir.

Kurumsal Güven ve Para Politikası

Beklentilerin oluşumunda kurumsal güvenilirlik merkezi bir role sahiptir. Merkez bankaları ve diğer ekonomik kurumlar yalnızca uyguladıkları politikalarla değil, bu politikaların öngörülebilirliğiyle de değerlendirilir.

Kurumsal güvenin zayıfladığı yönünde bir algı oluştuğunda risk primi yükselir, beklentiler bozulur ve ekonomik aktörler geleceğe ilişkin daha ihtiyatlı davranmaya başlar. Bunun sonucunda para politikasının etkinliği azalabilir ve ekonomik istikrarın sağlanması güçleşebilir.

Bu durum beklentilerin yalnızca ekonomik verilere değil, kurumsal öngörülebilirliğe de duyarlı olduğunu göstermektedir.

İrrasyonelliğin Rasyonelleştirilmesi

Bu yaklaşımın en önemli iddiası, irrasyonel olarak değerlendirilen politika tercihlerinin zaman içinde normalleşebilmesidir.

İrrasyonel kararlar tekil olaylar olarak ortaya çıktığında piyasalarda şok etkisi yaratırlar. Ancak bu kararlar süreklilik kazandığında ekonomik aktörler davranışlarını buna göre uyarlamaya başlarlar. Böylece başlangıçta irrasyonel görülen uygulamalar sistemin beklenen özellikleri haline gelir.

Bu süreç sonunda ekonomik aktörler, sistemin belirli koşullarda irrasyonel davranacağını varsayarak karar almaya başlayabilirler. Böyle bir ortamda istikrarsızlık olağan hale gelir ve ekonomik davranışlar bu koşullara uyum sağlayacak şekilde yeniden şekillenir.

Bu süreç sonunda ekonomik aktörlerin sistematik istikrarsızlığı veri kabul ederek karar aldığı yeni bir denge oluşabilir. Bu durum "ters rasyonalite dengesi" olarak adlandırılabilir.

İrrasyonel Beklentilere ve İrrasyonelliğin Rasyonelleştirilmesine Bir Örnek

2021 yılının son çeyreğine girildiğinde Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler bu yaklaşımın işleyişine ilişkin dikkat çekici bir örnek sunmaktadır.

Enflasyon yükseliş eğilimindeyken politika faizinin düşürülmesi yönündeki kararlar piyasalarda beklenmedik bir gelişme olarak algılandı. İlk faiz indirimi sonrasında birçok ekonomik aktör bu kararın geçici olabileceğini düşündü. Ancak benzer kararların devam etmesiyle birlikte beklentiler değişmeye başladı.

Zaman içinde birçok ekonomik aktör, söz konusu politika tercihlerinin istisnai değil, süreklilik taşıyan bir yaklaşım olduğu sonucuna ulaştı. Bunun sonucunda tasarruf ve yatırım kararları değişti, döviz talebi arttı ve ekonomik davranışlar yeni beklenti rejimine göre şekillenmeye başladı. Bu aşamada hükümet kur korumalı mevduat uygulamasını devreye soktu.

Bu süreçte ortaya çıkan beklentiler klasik anlamda rasyonel beklentilerden farklı görünse de ekonomik aktörler açısından mevcut koşullara uyum sağlamanın bir aracı haline geldi. Başka bir ifadeyle ekonomik aktörler gözlemledikleri politika davranışlarını kendi karar mekanizmalarına dahil ederek yeni koşullara göre pozisyon almaya başladılar.

Bu süreç, özel kesimin beklentilere uyum sağlayarak elde ettiği bazı getirilerin kamu maliyesi ve para otoritesi üzerinde ek yükler oluşturabildiğini göstermiştir.

Bu örnek, beklentilerin yalnızca ekonomik teorilere göre değil, gözlenen kurumsal davranışların sürekliliğine göre de şekillenebileceğini göstermektedir.

Sonuç

İrrasyonel beklentiler yaklaşımı, ekonomik aktörlerin yalnızca mevcut bilgiye değil, aynı zamanda gözlemledikleri politika davranışlarının sürekliliğine göre de karar verdiğini ileri sürmektedir.

Bu yaklaşım, rasyonel beklentiler teorisine alternatif olmaktan çok, onun belirli kurumsal koşullar altında genişletilmiş bir yorumu olarak değerlendirilebilir. Özellikle politika tutarsızlıklarının uzun süre devam ettiği ekonomilerde beklentiler yalnızca ekonomik temellere değil, gözlenen istikrarsızlığın oluşturduğu davranış kalıplarına da uyum sağlayabilir.

Bu yaklaşımın temel iddiası, ekonomik sistemlerde en büyük riskin tek tek politika hataları değil, istikrarsızlığın öngörülebilir hale gelmesi olduğudur. Ekonomik aktörler bu istikrarsızlığa uyum sağladıkça yeni bir beklenti rejimi oluşur ve ekonomik davranışlar buna göre yeniden şekillenir.

Bu süreç sonunda ekonomi, ters rasyonalite dengesine yaklaşabilir. Böyle bir dengede aktörler sistemin olağan işleyişine değil, öngörülebilir hale gelmiş istikrarsızlığına göre karar almaktadırlar.

  

Yorumlar

  1. Rasyonel olalım. Sorun bitmiştir.

    YanıtlaSil
  2. Hocam mikro ve makro iktisat için 2 kitap önerisi istesem yeni iktisat öğrencisi için hangileri olur teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mikro için benim Mikroekonomi kitabım ve Zeynel Dinler'in Mikroiktisat kitabı
      Makro için benim Makroekonomi kitabım ile Taha Yalta ve Yasemin Yaltanın Modern Makroekonomiye Giriş kitabı

      Sil
    2. Makro ekonomi için ekonomi haberlerini de takip etmek gerekir!

      Sil
    3. YouTube da Mesut Güzelli ismiyle çok temel düzeyde makro iktisat dersleri anlatılıyor uygulamalı örneklerle tavsiye ederim.

      Sil
  3. Borsada açığa satış yasağının tekrarlı şekilde uzatılması da bu dönem için irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi örneği midir?

    YanıtlaSil
  4. Yani diyorsunuzki hocam 2026 dan bir şey beklemeyin.

    YanıtlaSil
  5. MAHFİ HOCAM AKIL VE MANTIĞA UYMAYAN BİR OLAY GERÇEKLEŞTİ. SAVAŞ VE JEOPOLİTİK RİSKLER KARŞISINDA ALTIN GÜVENLİ LİMAN OLMAKTAN ÇIKTIMI.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar faizlerin artacağını beklediği için altın ve gümüşten çıkıp tahvil alıyor. Düşüş büyük ölçüde o nedenle.

      Sil
  6. trump jerome powell faiz indirmediği için yerin dibine soktu.yeni gelen fed başkanı faiz artıracabileceğini söyledi , trumpdan çıt yok.buda, irrasyonelliğe bir örnek olabilirmi hocam.

    YanıtlaSil
  7. Hocam bu yazıyı yz desteklimi yazdınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazımı yazdıktan sonra YZ aracılığıyla imla denetimi yaptırıyorum. Bazen de bilmediğim şeyleri YZ'ye soruyorum. Ama yazılarımın tamamını ben yazıyorum. Bu, benim bu konuda yazdığım belki onuncu yazım. Hepsini toparlayıp tam kapsamlı hale getirdim.

      Sil
  8. Hocam şunu anladım, yaz rehaveti diye bir şey var.dahada ilginci, tüm dünyada geçerli.......

    YanıtlaSil
  9. FİLLER TEPİŞİYOR, ÇİMENLER EZİLİYORMU MAHFİ HOCAM.

    YanıtlaSil
  10. Modern dünyada insan yapay, ekonomi yapay , GIDA yapay, beşeri münasebet yapay.ne olacak halimiz hocam.

    YanıtlaSil
  11. Mahfi bey tek bir gerçeklik kaldı.tüm dünyada büyük bir ekonomik buhran.Yanılıyormuyum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle çok büyük krizler herkesin kendisine ve ülkesine çeki düzen vermesine yol açıyor. Ama bu sefer böyle bir kriz olursa çok farklı olabilir.

      Sil
  12. Algoritmalarla düşe, kalka insanlık yapay, aciz ,beceriksiz, acımasız, bencil, kibirli,aktüeryal düşünceyi, muhakeme yeteneğini kaybetmiş bir homolar(insanlar topluluğu) olduk.

    YanıtlaSil
  13. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  14. İrrasyonelitenin İstikrarına bir örnek te, döviz satarak kuru sabitlemek yoluyla, carry trade cilere yüksek dolar faizi vermek, güya dış kaynak yaratmak, sanırım. Bunun, Türkiyeyi döviz bazında dünyanın en pahalı ülkesi haline getirdiğini, üretim ve ihracatını baltaladığını görmek istemiyorlar. Milli gelir fazla gözüksün, dış borçlar kur dolayısıyla artmasın diye..Enflasyon ve gelir dağılımında dünyada en kötü ülke ve refah kaybında en geriye giden millet olmamızın İktidar bakımından önemi yok görünüyor.
    Bakkal mehmet abi olsa ekonomi bundan daha iyi olurdu vallahi.
    Ekonomiye siyasi müdahale olmasa, merkezi bütçe denkliği zorunluluk olsa, ülkemiz çok daha huzurlu ve mutlu olurdu.
    Siyatsetçilerin aç gözlülüğünden çok çektik, daha da çekeceğiz anlaşılan.

    YanıtlaSil
  15. -İrrasyonelite, rasyonelitenin tam TERSİ
    -Yazıdan bunu anladım; Hacam, çok MERSİ

    YanıtlaSil
  16. Hocam sistem evire çevire milletin anasından emdiğini burnundan getiriyor, siz de kılıf hazırlıyorsunuz. Böyle böyle yapıyorlar diye izah ediyorsunuz. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kılıf hazırlamak değil tam tersine gerçeği açıklamak.

      Sil
    2. Kılıf hazırlamak? Şaka gibi bir yorum 🤷‍♂️

      Sil
    3. Hocam bir grup insan yalan dolan ile bir düzen tutturmuş ve hepimizin olan dünya nimetlerini har vurup harman savuruyor. Hem de bunu nesillerdir yapıyor. Bu dolanın ismi kah rasyonel oluyor kah irrasyonel oluyor ama sonuç değişmiyor. Bir grup haramzade Afrika'daki madenleri, Orta Doğu'daki petrolü, Colombia daki cocaini, Venezuela dan gelen çocukları...vb her şeyi götürüyor. Bir düzen tutturmuşlar, bizde düzen nasıl isimlendirilir diye düşünüyoruz. Hocam düzen belli. Kıral çıplak ve bunu açık açık yapıyor. Belgeleri ile yayınlıyor. Kayıt altına alıp sonra bize izlettiriyor....

      Sil
  17. Yanıtlar
    1. Keşke şark olsak. Biz orta şarkız

      Sil
    2. Yani hocam, bizim şark genimiz var.

      "Sorun yoksa biz sorunu çıkartıyoruz" - Mahfi Eğilmez

      Sil
  18. “Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bilimden kopmadan kendi şartlarımıza uygun bir maliye politikası belirlemek mümkün.” -Dr. Mahfi Eğilmez

    YanıtlaSil
  19. Hocam siz genç olsanız, siyasetçi olsanız ve yeni bir parti kurmak isteseniz, partinizin adını ne koyardınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anlamadım hocam. partinizin adımı siyasi parti kurmazdım

      Sil
    2. Olabilir, güzel isim olurdu.

      Sil
  20. Lütfen yazınıza "karşı argüman" geliştirdiğimi düşünmeyiniz.

    Bu soru kafamı çok uzun süredir kurcalıyor, belki siz de daha önce düşünmüşsünüzdür:

    • Ben, kişisel hayatımda rasyonel olmaya uğraşabilirim. Kendi çevremin çapı küçük de olsa, onları rasyonelliğe teşvik edebilirim. Ama dünyada "6-7 milyar insanın hepsi"nin rasyonel olmasını nasıl sağlayacağız? Dünyada herkesin rasyonel olmasını ummak, ve hâttâ bunu gerçekleştirmek için hamle yapmaya yeltenmek başlıbaşına "irrasyonel" değil mi?

    • Mahfi Eğilmez, kişisel hayatında rasyonel olmaya uğraşabilir. Kendi çevresinin ("ailesi", "arkadaşları", "okurları", "twitter ve blog sitesi takipçileri", vb.) çapı küçük de olsa, onları rasyonelliğe teşvik edebilir. Ama dünyada "6-7 milyar insanın hepsi"nin rasyonel olmasını nasıl sağlayacağız? Dünyada herkesin rasyonel olmasını ummak, ve hâttâ bunu gerçekleştirmek için hamle yapmaya yeltenmek başlıbaşına "irrasyonel" değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı bir daha okursanız benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması. Yoksa kişilerin kendi yaşamlarında rasyonel olup olmaması onları ilgilendirir.

      Sil
    2. Sıradan insanların günlük hayatlarında rasyonellikten uzak olup / olMAması önemlidir.

      Çünkü rasyonel olMAyan sıradan insanlar, oy verme günü geldiğinde; yine kendileri gibi rasyonel olMAyan siyasî figürlere oy veriyorlar, onları yönetici yapıyorlar.

      Böylelikle: Sizin gibi, benim gibi rasyonel insanlar; yıllarca çile çekiyoruz!

      Sıradan insanların günlük hayatlarında rasyonel olup / olMAmasına önem atfetMİyor olmanız; doğru bir yaklaşım değil.

      Eğer bir toplum genelinde (yani "ortalama"da, "vasat"ta) irrasyonellik yaygın ise; o toplumun içinden çıkan siyasî yöneticilerin de büsbütün rasyonel davranmasını bekleyemeyiz.

      (Not: Lütfen "istisna" örnekleri getirmeyiniz, yani bazı siyasî yöneticiler "istisna"dır. Örnek: Atatürk.)

      Sil
  21. Hocam tıpkı cumhuriyetin ilk dönemindeki gibi 5 yıllık kalkınma planları hazırlayacak olsaydık size göre ekonomik açısından ne gibi hedefler koymamız gerekirdi -ve diğer ilişkili konularda-. Ve tabi rasyonel politikalar izleyecek olsaydık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir tek madde koymak yeterliydi aslında: Bilim dışına çıkmak yasaktır.

      Sil
    2. Bir tek madde koymak yeterliydi aslında: Bilim dışına çıkmak yasaktır.

      Sil
    3. Bilim dışı her program , her tercih gerçek dışı yani yalan dolan

      Sil
  22. Dünya genelinde artık rasyonel olmaya çalışanlar "öbürsüleştiriliyor".

    YanıtlaSil
  23. Geldim, okudum, sordum19 Haziran 2026 22:08

    Makalenin düşündüren noktalarından biri isimlendirme olabilir.
    Çünkü teoride aktörler aslında irrasyonel davranmıyor.
    Tam tersine:
    gözlem yapıyorlar,
    geçmiş deneyimlerden öğreniyorlar,
    davranışlarını uyarlıyorlar.
    Bu oldukça rasyonel bir süreç.
    Dolayısıyla birçok akademisyen şu itirazı yapacaktır:
    "Bu irrasyonel beklenti değil, irrasyonel görülen kurumsal davranışlara verilen rasyonel tepkidir."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İrrasyonel davrananlar politikacılar ve uygulayıcılar. İnsanlar onların irrasyonel davranmaya devam edeceğini düşünerek hareket ettiğinde irrasyonelliği rasyonelleştirmiş oluyorlar.

      Sil
  24. Saygıdeğer hocam; Kırk defa söylenen yalan, kırk defa yapılan yanlış artık "yalan" olmaktan, "yanlış" olmaktan çıkıyor... Ülkede olup bitenleri sadece televizyon ekranından izleyen, sınırlı ve eğip bükülmüş bilgiye sahip, milyonlarca insan, eğri ile doğruyu ayırt etme becerisini kaybetti. Gerçekler yerine, parıltılı ama içi boş vaatlerle avutulan, sorgulamayan, düşünmeyen milyonlardan oluşan "seyircilerle" dolu ülkenin dört bir yanı..."At izinin it izine karıştığı" bu ülke, nasıl ve ne zaman toparlanacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru Cenap Bey. Biz bilimden uzaklaştıkça toparlanma olasılığımız da azalıyor ne yazık ki.

      Sil
  25. Hocam! Genç Mahfi Eğilmez'i özlüyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani hocam ben de olsam, ben de özlerdim. Eski Mahfi Eğilmez döneminde İstanbul daha yeşillikti, sonrası için umutlar vardı, İstanbul'da 20 katlı gökdelenler yoktu. Ah... Eski Mahfi Eğilmez olaydım ahhh..

      Sil
    2. Sevgili üstat günaydın.

      Biz hangisini daha çok severdik?

      Çok selam ve sevgiler.

      Sil
    3. Ona bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
  26. Nasıl olsa her seçim öncesi vergi affı gelir diyerek vatandaşın verği borcunu ödememesi..seçim öncesi faizlerin düşürüleceğini sosyal harcamaların genişletilmesi vs.ekonomi paydaşları ve hanehalkı tarafından ezberlenmiş olması gibimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Çok güzel örnek. Vergi affı irrasyonel bir uygulamadır. İnsanlar her seçimden önce bunun olacağını bekleyip vergilerini ödememeye başlayınca bu irrasyonel politikayı kendileri açısından rasyonelleştirmiş oluyorlar. Sonuçta insanlar seçime gidilirken siyasal iktidardan rasyonel adımlar atmasını değil irrasyonel adımlar atmasını bekler hale geliyorlar.
      Vergisini ödemiş olanlar cezalandırılmış olurken ödememiş olanlar ödüllendiriliyor. Bu irrasyonel davranıştan uyanıklar yararlanıyor ama toplum kaybediyor.

      Sil
  27. Yukarıda şu cevabı vermişsiniz:

    (19 Haziran, 20:03) "benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması. Yoksa kişilerin kendi yaşamlarında rasyonel olup olmaması onları ilgilendirir."

    Size nazire yapıyormuşçasına düşünmenizi istemem:

    "Donald Trump" gibi absürt, irrasyonel bir figürün iki kez "ABD Başkanı seçilebilmesi"; ABD'de oy veren insanlar arasında "irrasyonel MAGA kafalı sıradan ABD vatandaşları"nın onyıllardır zaten var olmasıydı.

    Yani, özetle şunu hatırlatıyorum size Mahfi bey; lütfen dikkatle okuyunuz:

    ABD'de; onyıllar boyunca, alttan alta büyüyen, adeta dipdalgası gibi büyüyen "MAGA kafalı" devasa boyutta bir vatandaş kitlesi zaten vardı. "Donald Trump"; zaten onyıllardır var olan bu kitlenin 2016 yılında ve 2024 yılında seçtiği bir "MAGA kafalı başkan"!

    Hâl böyle iken:

    "Eğer sıradan insanlar arasında 'irrasyonel olanlar' çoğunluğu elde ederse; kendileri gibi absürt, kendileri gibi 'irrasyonel siyasî figürleri' ülke yönetimine seçebiliyorlar." sonucuna ulaşıyoruz.

    Siz; "Sebep - sonuç ilişkilerini doğru kurmalıyız." dersiniz hep.

    • SEBEP: Zaten onyıllardır var olan "irrasyonel MAGA kitle" (sıradan ABD vatandaşları arasında sayıları hâlâ çok fazla).

    • SONUÇ: Bu kitlenin (iki kez!) seçtiği Donald Trump; "irrasyonel bir siyasî figür".

    • NİHAİ SORU: Öyleyse; Donald Trump'ın "rasyonel davranması"nı nasıl umabiliriz?! (Kendi seçmen kitlesinin "irrasyonel kafa yapısı" ile uyumlu! Yani birbirlerini tamamlıyorlar!)

    [NOT: Mahfi Eğilmez: (19 Haziran, 20:03) "benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması."]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı, Trump'ın rasyonel davranacağını ummamak gerektiği üzerineydi.

      Sil
  28. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  29. Okuması da anlaması da zor bir yazı. Ya da benim enerjim yetmedi.

    YanıtlaSil
  30. hocam su an aktorlerin merat ettigi, Mehmet Simsek ile secim donemine girip girilmeyecegi veya girilse bile secim doneminde ne kadar irrasyonel olacagimiz, ozellikle ev fiyatlari noktasinda faizin durumu cok belirsiz, faiz dusse dahi kredi musluklari tam acilmayabilir, bunlar da irrasyonel beklentilerden rasyonel beklentilere donus olup olmayacagi konusunda onemli bir test olarak onumuzde duruyor diye dusunuyorum.

    YanıtlaSil
  31. Gol atamadan,
    Puan alamadan,
    ettik kupaya veda,
    Bir biz vardık bir Haiti
    bu turnuvada.

    YanıtlaSil
  32. Hocam milli utançtan nasıl kurtuluruz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buraya gelene kadar ne utançlar var.

      Sil
    2. Hocam 48 takım içinde 47'nci olmuşuz.

      Sil
  33. Hocam bizim çocuklar ne yapsın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluktan çıksınlar.

      Sil
    2. Bizim çocuklar Bodrum da tatil yapsınlar.

      Sil
    3. Bizim çocuklar ABD karşısıda karakter koymalı ve risk almalı.

      Sil
  34. Mahfi bey'in bu yazısında; ya eksiklik, ya yanlışlık var.

    Eğer bir toplumun geneli (ortalaması) irrasyonel ise; o toplumun içinden çıkan siyasî yöneticiler de irrasyoneldir.

    Yani; sıradan insanların günlük hayatlarındaki irrasyonellik ile, o toplumdaki siyasî yöneticilerin irrasyonelliğini birbirinden ayrı göremeyiz.

    Bir toplumun genelindeki (ortalamasındaki) irrasyonellik; o toplumun yönetiminde de irrasyonellik doğurur.

    "Sebep - sonuç ilişkisi" budur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda eksiklik ya da yanlışlık yok.
      İrrasyonel kararları alanlar oy kaygısında olan siyasilerdir. Eskiden sağlam bir bürokrasi vardı ve bu tür kararları bir yere kadar engelliyordu. Şimdi öyle bir şey yok. İnsanlar bu irrasyonel kararların devam edeceğini görerek ona göre karar alıyorlar, yani irrasyonelliği rasyonelleştiriyorlar. Ve geleceğe ilişkin irrasyonel kararların devam edeceği beklentisine göre kendilerini hazırlıyorlar. Bu da toplumu hem yoruyor hem de yanlış yönlere gitmesine yol açıyor. Teorimin özü budur.

      Sil
    2. Lütfen yanlış anlaşılma olmasın:

      Size ısrarla itiraz etmemin temel sebebi; cümlenizdeki, "sıradan insanların günlük hayatlarında irrasyonel davranmasına önem verMEdiğiniz"i yazdığınız kısımdır.

      İddiam gayet net: "Eğer bir toplumda sıradan insanların ortalaması irrasyonel ise; o toplum içinden çıkan siyasî yöneticiler de irrasyoneldir."

      Dikkat ediniz: Siz "yönetim erki"nin irrasyonelliğine vurgu yaparken, ben "toplum ortalaması"nın irrasyonelliğine vurgu yapıyorum. Size daha açık ifade edeyim: Toplumun genelini kabahatli buluyorum! Eğer toplumun geneli irrasyonel olMAsaydı; o toplumdaki siyasî yöneticiler de irrasyonel davranışlara neredeyse hiç yönelmezdi (çok az yönelirdi).

      Örnekler:

      İskandinav ülkelerinde yaşayan sıradan insanların vasatı (ortalaması) rasyoneldir; böylelikle o toplumlar içinden çıkan siyasî yöneticiler de rasyonel davranır. "Grönland"ın bağımsızlığını; hem İskandinav toplumlarındaki sıradan insanlar rasyonel bir şekilde savunuyor, hem İskandinav toplumlarındaki siyasî yöneticiler rasyonel bir şekilde savunuyor. Yani; oralarda "toplum ortalamasının rasyonelliği" ile "yönetim erkinin rasyonelliği" uyumlu.

      "ABD"de ise durum tam fecaat.
      "Hindistan"da ise durum tam fecaat.
      "Türkiye"de ise durum tam fecaat.

      Bu ülkelerde "toplumun geneli (ortalaması) irrasyonel"dir; bunun sonucu olarak "siyasî yöneticiler de irrasyonel"dir.

      Şimdi ne demek istediğimi tam olarak anladığınızı umuyorum Mahfi bey.

      Sil
  35. Çok ama çok gereksiz bir teorileştirme çabası.

    Bir cümle ile izah edebileceğiniz bir durumu; sakız gibi uzatmış da uzatmışsınız.

    "Thomas Piketty" ve "Daron Acemoğlu" da sizin yaptığınız gibi yapıyor: 1 veya 2 (3 değil) A4 kâğıtta rahatlıkla izah edilebilecek bir durumu; bazen "500 sayfayı geçkin", bazen "1000 sayfaya yakın" kitaplar yazarak sakız gibi uzatıyorlar.

    Galiba "iktisatçılık" mesleğinin mizacı bu; diğer bilim dalları arasında erozyona uğrayıp kaybolmamak için bir sürü, gereksiz teorileştirme çabalarıyla uğraşıp ömür geçirmek.

    Üslubum size biraz sert gelmiş olabilir; ama hayat ne sertliklerle dolu...

    (Yazınızın anafikrinde problem yok. Gereksiz yere uzatışınız da problem var.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl siz bu yorumunu gereksiz uzatmışsınız. Okumaktan yoruluyorsanız "kopyala yapay zekaya yapıştır", özetle deyiniz. Ne gereksiz yere uzatıyorsunuz mevzuyu.

      Sil
    2. Sayın "Adsız (20 Haziran 2026 18:26)",

      Mahfi bey ne dediğimi anladı, ama belli ki siz anlamadınız:

      Galiba "iktisatçılık" mesleğinin mizacı bu; diğer bilim dalları arasında erozyona uğrayıp kaybolmamak için bir sürü, gereksiz teorileştirme çabalarıyla uğraşıp ömür geçirmek.

      Mesele: "İktisatçı"ların bir sürü gereksiz teori uydurmak için kendilerini gereksiz yere parçalamasından ibaret. Çünkü diğer bilim dallarının muazzam ilerlemesi arasında kaybolmamak için, "bizler de varız, bizleri unutmayın haaaaa" diyebilmek için; iktisatçılar bir sürü gereksiz teori uydurmaya kendilerini mecbur hissediyor.

      Mesele: Mahfi bey'in şahsına yönelik değil; "iktisatçılık" mesleğinin mizacına yönelik.

      Zaten Mahfi bey bu mesleği icra ettiği onyıllar boyunca; "iktisatçılık" mesleğine benim gibi sıradan birinin yönelttiği eleştirinin benzerlerini (daha keskin hâlleriyle) defalarca yaşamıştır.

      Sayın "Adsız (20 Haziran 2026 18:26)", size bir tavsiye aktarayım:

      "İletişim Yayınları"ndan çıkan şu kitabı okumanızı öneririm:

      https://iletisim.com.tr/kitap/hepsi-ayni-seyi-soyleyecekse-bu-kadar-cok-iktisatciya-ne-gerek-var/9693

      "Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var?"

      Sil
  36. Hocam , adı üstünde, teori. Henüz deney ve gözlemlerle kanıtlanıp yasa haline gelmediği için bilimsel olarak kesinlik olarak değerlendiremeyiz bu teoriyi.

    YanıtlaSil
  37. RASYO
    İRRASYO

    Aklın terazisiyle tartılırsa her değer,
    Mamur olur memleket, çoğalır ekmek ve sefer. Hevâ hükme geçince dağılır pazarın düzeni,
    Bir avuç kâr uğruna yoksullaşır bunca beşer.
    .
    “Rasyonel ekonomi üretim, emek ve hesaplanabilir değer üzerinden toplumsal refahı artırmaya çalışırken; İrrasyonel ekonomi beklentiler, korkular, ideolojiler ve spekülasyonlarla kaynak dağılımını bozarak insanları belirsizlik, güvensizlik ve yoksullaşma riskiyle karşı karşıya bırakır.”
    .
    SONUÇ ;
    “Rasyonel ekonomi insanın refahını amaçlarken, irrasyonel ekonomi çoğu zaman gücün ve çıkarın korunmasını amaçlar.”

    SAYGI VE SEVGİ İLE

    YanıtlaSil
  38. Hocam kendinizi çok zorlamışsınız. Türkiye’de uygulanan ekonomik model hiç bir teoriye uymaz.

    YanıtlaSil
  39. Deliği tıkamayı göze alamadıkça hocam , havuzu dolu tutma çabası ile heba olacak ömür :)

    YanıtlaSil
  40. Pek beğenemedim bu yazıyı. Anca durum tespiti yapıyor, Mahfi hocamdan daha detaylı yazılar bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  41. Hocam, sizce matematik keşif mi icat mı?

    YanıtlaSil
  42. Ama hocam ne yapalım?

    YanıtlaSil
  43. ABD de ilaç geliştiricisi Kardigan şirketinin halka arzı ilk gününde  %37,5'lik artış yaptı.
    Abd bizim borsadaki gibi halka arzı sevdi galiba, ama bizde günlük %10 tavanı var.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri