İrrasyonel Beklentiler Teorisi
Giriş
Ekonomik karar alma süreçlerinde
beklentiler, bireylerin ve kurumların davranışlarını belirleyen temel
unsurlardan biridir. Modern makroekonomide bu alanın en etkili yaklaşımlarından
biri rasyonel beklentiler teorisidir. Bu teori, ekonomik aktörlerin mevcut
bilgi setini mümkün olan en etkin biçimde kullanarak geleceğe ilişkin tutarlı
tahminler oluşturduğunu varsayar.
Ancak bazı ekonomilerde gözlenen
uzun süreli politika tutarsızlıkları ve kurumsal öngörülemezlik, beklentilerin
yalnızca mevcut bilgiye değil, aynı zamanda geçmişte gözlenen politika
davranışlarının sürekliliğine göre de şekillendiğini göstermektedir. Bu durum
özellikle kurumsal güvenin zayıfladığı ve politika tercihlerinin
öngörülebilirliğinin azaldığı dönemlerde daha belirgin hale gelmektedir.
Bu çalışmanın temel iddiası
şudur: Ekonomik beklentiler, uzun süreli politika tutarsızlıkları altında
yalnızca rasyonel beklentiler modelinin öngördüğü biçimde değil, gözlenen
istikrarsızlığın oluşturduğu davranış kalıplarına göre de şekillenebilir. Bu
süreçte başlangıçta istisnai veya irrasyonel olarak değerlendirilen politika
davranışları zamanla beklenti rejiminin bir parçası haline gelebilir. Bu
çerçeve burada “irrasyonel beklentiler yaklaşımı” olarak adlandırılmaktadır.
Bu çalışmada
"irrasyonel" kavramı, ekonomik aktörlerin davranışlarını değil,
ekonomik aktörler tarafından öngörülemez, tutarsız veya yerleşik politika
çerçevesiyle uyumsuz olarak algılanan kurumsal davranışları ifade etmektedir.
Bu yaklaşımın ilk versiyonu 1991
yılında hükümete sunulan bir raporda geliştirilmiş, sonraki yıllarda yapılan
gözlemler ve değerlendirmeler doğrultusunda bugünkü çerçevesine
ulaştırılmıştır.
Rasyonel Beklentiler Çerçevesi
Rasyonel beklentiler teorisi,
ekonomik aktörlerin mevcut tüm bilgileri etkin biçimde kullandığını ve geleceğe
ilişkin tahminlerini ekonomik modelle tutarlı şekilde oluşturduğunu ileri
sürer. Bu yaklaşıma göre sistematik politika hataları uzun dönemde ekonomik
aktörler tarafından öğrenilir ve beklentiler buna göre uyarlanır. Sonuç olarak
sistematik hata kalıcı hale gelemez.
Bu çerçevede para ve maliye
politikalarının etkisi büyük ölçüde beklenti yönetimine ve politika yapıcıların
güvenilirliğine bağlıdır. Beklentilerin doğru yönlendirilmesi ekonomik
istikrarın temel unsurlarından biri olarak kabul edilir.
İrrasyonel Beklentiler Yaklaşımı
İrrasyonel beklentiler yaklaşımı,
rasyonel beklentiler teorisini reddetmemektedir. Aksine, belirli kurumsal ve
politik koşullar altında beklenti oluşumunun farklı bir biçime dönüşebileceğini
ileri sürmektedir.
Temel önerme şudur: Eğer bir
ekonomide ekonomik aktörler tarafından öngörülemez veya yerleşik politika
çerçevesiyle uyumsuz olarak algılanan kararlar uzun süre devam ederse, bu
kararlar geçici sapmalar olarak değil, sistemin kalıcı özellikleri olarak
görülmeye başlanır. Böylece beklentiler, olması gerektiği düşünülen politika
davranışlarına göre değil, fiilen gözlenen davranış düzenine göre şekillenir.
Bu süreç “irrasyonelliğin
rasyonelleştirilmesi” olarak tanımlanabilir. Başlangıçta istisnai görülen
politika tercihleri zamanla beklenen davranış kalıplarına dönüşür ve ekonomik
aktörler kararlarını bu yeni gerçekliğe göre almaya başlarlar.
Bu yaklaşım, adaptif beklentiler
ve rasyonel beklentiler teorilerinin açıklamakta zorlandığı bazı durumlara
odaklanmaktadır. Özellikle uzun süreli kurumsal öngörülemezlik koşullarında
beklentilerin nasıl yeniden şekillendiğini açıklamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle
beklenti oluşumunda kurumsal davranışların rolünü vurgulayan tamamlayıcı bir
çerçeve sunmaktadır.
İrrasyonel Beklentiler ile Adaptif Beklentiler Arasındaki Fark
Bu yaklaşımın mevcut beklenti
teorilerinden hangi yönleriyle ayrıldığının açıklanması önemlidir.
Adaptif beklentiler yaklaşımında
ekonomik aktörler geçmiş tahmin hatalarını dikkate alarak beklentilerini
güncellerler. Rasyonel beklentiler yaklaşımında ise aktörler mevcut tüm
bilgileri kullanarak geleceğe ilişkin en tutarlı tahminleri oluşturmaya
çalışırlar.
İrrasyonel beklentiler
yaklaşımında ise beklentilerin dönüşümüne yol açan unsur yalnızca geçmiş
veriler veya tahmin hataları değildir. Belirleyici olan, kurumsal davranışların
sistematik biçimde öngörülemez veya alışılmış politika çerçevesinden sapmış
hale gelmesidir. Ekonomik aktörler zamanla bu davranışları sistemin normal
işleyiş biçimi olarak kabul etmeye başlarlar.
Dolayısıyla bu yaklaşım yalnızca
geçmiş hatalardan öğrenmeyi değil, kurumsal irrasyonellik olarak algılanan
davranışların beklenti rejimine yerleşmesini açıklamayı amaçlamaktadır.
Beklenti Rejiminin Dönüşümü
Bu çerçevede beklenti oluşumu üç
aşamalı bir süreç olarak düşünülebilir.
İlk aşama şok aşamasıdır.
Beklenmedik politika kararları piyasalarda güçlü belirsizlik yaratır. Ekonomik
aktörler bu kararların geçici olduğunu varsayar ve temkinli davranırlar.
İkinci aşama uyum aşamasıdır.
Benzer kararların tekrar edilmesi, ekonomik aktörlerin beklentilerini gözlenen
davranış kalıplarına göre yeniden düzenlemelerine yol açar. Bu noktada sistemin
nasıl işlemesi gerektiği değil, fiilen nasıl işlediği önem kazanmaya başlar.
Üçüncü aşama normalleşme
aşamasıdır. Başlangıçta istisnai görülen uygulamalar artık sürpriz olmaktan
çıkar ve beklenen davranış biçimine dönüşür. Bu aşamada geleneksel politika
tercihleri dahi sıra dışı olarak algılanabilir.
Makroekonomik Yansımalar: Kur ve Faiz
İrrasyonel beklentiler yaklaşımı
özellikle döviz kuru ve faiz ilişkisi üzerinden gözlemlenebilir.
Faiz oranlarının enflasyonun
belirgin biçimde altında tutulması durumunda yerel para talebi azalabilir,
döviz talebi artabilir ve kur üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabilir. Benzer
şekilde politika faizinin sık ve öngörülemez biçimde değiştirilmesi risk
algısını yükseltebilir ve beklentilerin bozulmasına neden olabilir.
Bu nedenle temel sorun yalnızca
politika araçlarının düzeyi değildir. Asıl belirleyici unsur, ekonomik
aktörlerin geleceğe ilişkin risk algısının nasıl şekillendiğidir. Risk
algısının kalıcı biçimde yükselmesi hem fiyat istikrarını hem de finansal
istikrarı olumsuz etkileyebilir.
Kurumsal Güven ve Para Politikası
Beklentilerin oluşumunda kurumsal
güvenilirlik merkezi bir role sahiptir. Merkez bankaları ve diğer ekonomik
kurumlar yalnızca uyguladıkları politikalarla değil, bu politikaların
öngörülebilirliğiyle de değerlendirilir.
Kurumsal güvenin zayıfladığı
yönünde bir algı oluştuğunda risk primi yükselir, beklentiler bozulur ve
ekonomik aktörler geleceğe ilişkin daha ihtiyatlı davranmaya başlar. Bunun
sonucunda para politikasının etkinliği azalabilir ve ekonomik istikrarın
sağlanması güçleşebilir.
Bu durum beklentilerin yalnızca
ekonomik verilere değil, kurumsal öngörülebilirliğe de duyarlı olduğunu
göstermektedir.
İrrasyonelliğin Rasyonelleştirilmesi
Bu yaklaşımın en önemli iddiası,
irrasyonel olarak değerlendirilen politika tercihlerinin zaman içinde
normalleşebilmesidir.
İrrasyonel kararlar tekil olaylar
olarak ortaya çıktığında piyasalarda şok etkisi yaratırlar. Ancak bu kararlar
süreklilik kazandığında ekonomik aktörler davranışlarını buna göre uyarlamaya
başlarlar. Böylece başlangıçta irrasyonel görülen uygulamalar sistemin beklenen
özellikleri haline gelir.
Bu süreç sonunda ekonomik
aktörler, sistemin belirli koşullarda irrasyonel davranacağını varsayarak karar
almaya başlayabilirler. Böyle bir ortamda istikrarsızlık olağan hale gelir ve
ekonomik davranışlar bu koşullara uyum sağlayacak şekilde yeniden şekillenir.
Bu süreç sonunda ekonomik
aktörlerin sistematik istikrarsızlığı veri kabul ederek karar aldığı yeni bir
denge oluşabilir. Bu durum "ters rasyonalite dengesi" olarak adlandırılabilir.
İrrasyonel Beklentilere ve İrrasyonelliğin Rasyonelleştirilmesine Bir
Örnek
2021 yılının son çeyreğine
girildiğinde Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler bu yaklaşımın işleyişine
ilişkin dikkat çekici bir örnek sunmaktadır.
Enflasyon yükseliş eğilimindeyken
politika faizinin düşürülmesi yönündeki kararlar piyasalarda beklenmedik bir
gelişme olarak algılandı. İlk faiz indirimi sonrasında birçok ekonomik aktör bu
kararın geçici olabileceğini düşündü. Ancak benzer kararların devam etmesiyle birlikte
beklentiler değişmeye başladı.
Zaman içinde birçok ekonomik
aktör, söz konusu politika tercihlerinin istisnai değil, süreklilik taşıyan bir
yaklaşım olduğu sonucuna ulaştı. Bunun sonucunda tasarruf ve yatırım kararları
değişti, döviz talebi arttı ve ekonomik davranışlar yeni beklenti rejimine göre
şekillenmeye başladı. Bu aşamada hükümet kur korumalı mevduat uygulamasını
devreye soktu.
Bu süreçte ortaya çıkan
beklentiler klasik anlamda rasyonel beklentilerden farklı görünse de ekonomik
aktörler açısından mevcut koşullara uyum sağlamanın bir aracı haline geldi.
Başka bir ifadeyle ekonomik aktörler gözlemledikleri politika davranışlarını
kendi karar mekanizmalarına dahil ederek yeni koşullara göre pozisyon almaya
başladılar.
Bu süreç, özel kesimin beklentilere
uyum sağlayarak elde ettiği bazı getirilerin kamu maliyesi ve para otoritesi
üzerinde ek yükler oluşturabildiğini göstermiştir.
Bu örnek, beklentilerin yalnızca
ekonomik teorilere göre değil, gözlenen kurumsal davranışların sürekliliğine
göre de şekillenebileceğini göstermektedir.
Sonuç
İrrasyonel beklentiler yaklaşımı,
ekonomik aktörlerin yalnızca mevcut bilgiye değil, aynı zamanda gözlemledikleri
politika davranışlarının sürekliliğine göre de karar verdiğini ileri
sürmektedir.
Bu yaklaşım, rasyonel beklentiler
teorisine alternatif olmaktan çok, onun belirli kurumsal koşullar altında
genişletilmiş bir yorumu olarak değerlendirilebilir. Özellikle politika
tutarsızlıklarının uzun süre devam ettiği ekonomilerde beklentiler yalnızca
ekonomik temellere değil, gözlenen istikrarsızlığın oluşturduğu davranış
kalıplarına da uyum sağlayabilir.
Bu yaklaşımın temel iddiası,
ekonomik sistemlerde en büyük riskin tek tek politika hataları değil,
istikrarsızlığın öngörülebilir hale gelmesi olduğudur. Ekonomik aktörler bu
istikrarsızlığa uyum sağladıkça yeni bir beklenti rejimi oluşur ve ekonomik
davranışlar buna göre yeniden şekillenir.
Bu süreç sonunda ekonomi, ters
rasyonalite dengesine yaklaşabilir. Böyle bir dengede aktörler sistemin olağan
işleyişine değil, öngörülebilir hale gelmiş istikrarsızlığına göre karar
almaktadırlar.
Rasyonel olalım. Sorun bitmiştir.
YanıtlaSil:)
SilHocam mikro ve makro iktisat için 2 kitap önerisi istesem yeni iktisat öğrencisi için hangileri olur teşekkürler
YanıtlaSilMikro için benim Mikroekonomi kitabım ve Zeynel Dinler'in Mikroiktisat kitabı
SilMakro için benim Makroekonomi kitabım ile Taha Yalta ve Yasemin Yaltanın Modern Makroekonomiye Giriş kitabı
Makro ekonomi için ekonomi haberlerini de takip etmek gerekir!
SilYouTube da Mesut Güzelli ismiyle çok temel düzeyde makro iktisat dersleri anlatılıyor uygulamalı örneklerle tavsiye ederim.
SilBorsada açığa satış yasağının tekrarlı şekilde uzatılması da bu dönem için irrasyonelliğin rasyonelleştirilmesi örneği midir?
YanıtlaSilTam olarak öyle değil.
SilYani diyorsunuzki hocam 2026 dan bir şey beklemeyin.
YanıtlaSil:)
SilMAHFİ HOCAM AKIL VE MANTIĞA UYMAYAN BİR OLAY GERÇEKLEŞTİ. SAVAŞ VE JEOPOLİTİK RİSKLER KARŞISINDA ALTIN GÜVENLİ LİMAN OLMAKTAN ÇIKTIMI.
YanıtlaSilİnsanlar faizlerin artacağını beklediği için altın ve gümüşten çıkıp tahvil alıyor. Düşüş büyük ölçüde o nedenle.
Siltrump jerome powell faiz indirmediği için yerin dibine soktu.yeni gelen fed başkanı faiz artıracabileceğini söyledi , trumpdan çıt yok.buda, irrasyonelliğe bir örnek olabilirmi hocam.
YanıtlaSilYok, bu ne dediğini bilmezlik örneği.
SilHocam bu yazıyı yz desteklimi yazdınız?
YanıtlaSilBen yazımı yazdıktan sonra YZ aracılığıyla imla denetimi yaptırıyorum. Bazen de bilmediğim şeyleri YZ'ye soruyorum. Ama yazılarımın tamamını ben yazıyorum. Bu, benim bu konuda yazdığım belki onuncu yazım. Hepsini toparlayıp tam kapsamlı hale getirdim.
SilHocam şunu anladım, yaz rehaveti diye bir şey var.dahada ilginci, tüm dünyada geçerli.......
YanıtlaSilFİLLER TEPİŞİYOR, ÇİMENLER EZİLİYORMU MAHFİ HOCAM.
YanıtlaSilÖyle diyebiliriz sanırım.
SilModern dünyada insan yapay, ekonomi yapay , GIDA yapay, beşeri münasebet yapay.ne olacak halimiz hocam.
YanıtlaSilDünya da yapay oldu zaten.
SilMahfi bey tek bir gerçeklik kaldı.tüm dünyada büyük bir ekonomik buhran.Yanılıyormuyum.
YanıtlaSilGenellikle çok büyük krizler herkesin kendisine ve ülkesine çeki düzen vermesine yol açıyor. Ama bu sefer böyle bir kriz olursa çok farklı olabilir.
SilAlgoritmalarla düşe, kalka insanlık yapay, aciz ,beceriksiz, acımasız, bencil, kibirli,aktüeryal düşünceyi, muhakeme yeteneğini kaybetmiş bir homolar(insanlar topluluğu) olduk.
YanıtlaSilGidiş o gidiş.
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
Silİrrasyonelitenin İstikrarına bir örnek te, döviz satarak kuru sabitlemek yoluyla, carry trade cilere yüksek dolar faizi vermek, güya dış kaynak yaratmak, sanırım. Bunun, Türkiyeyi döviz bazında dünyanın en pahalı ülkesi haline getirdiğini, üretim ve ihracatını baltaladığını görmek istemiyorlar. Milli gelir fazla gözüksün, dış borçlar kur dolayısıyla artmasın diye..Enflasyon ve gelir dağılımında dünyada en kötü ülke ve refah kaybında en geriye giden millet olmamızın İktidar bakımından önemi yok görünüyor.
YanıtlaSilBakkal mehmet abi olsa ekonomi bundan daha iyi olurdu vallahi.
Ekonomiye siyasi müdahale olmasa, merkezi bütçe denkliği zorunluluk olsa, ülkemiz çok daha huzurlu ve mutlu olurdu.
Siyatsetçilerin aç gözlülüğünden çok çektik, daha da çekeceğiz anlaşılan.
-İrrasyonelite, rasyonelitenin tam TERSİ
YanıtlaSil-Yazıdan bunu anladım; Hacam, çok MERSİ
Hocam sistem evire çevire milletin anasından emdiğini burnundan getiriyor, siz de kılıf hazırlıyorsunuz. Böyle böyle yapıyorlar diye izah ediyorsunuz. Teşekkürler...
YanıtlaSilBu kılıf hazırlamak değil tam tersine gerçeği açıklamak.
SilKılıf hazırlamak? Şaka gibi bir yorum 🤷♂️
SilHocam bir grup insan yalan dolan ile bir düzen tutturmuş ve hepimizin olan dünya nimetlerini har vurup harman savuruyor. Hem de bunu nesillerdir yapıyor. Bu dolanın ismi kah rasyonel oluyor kah irrasyonel oluyor ama sonuç değişmiyor. Bir grup haramzade Afrika'daki madenleri, Orta Doğu'daki petrolü, Colombia daki cocaini, Venezuela dan gelen çocukları...vb her şeyi götürüyor. Bir düzen tutturmuşlar, bizde düzen nasıl isimlendirilir diye düşünüyoruz. Hocam düzen belli. Kıral çıplak ve bunu açık açık yapıyor. Belgeleri ile yayınlıyor. Kayıt altına alıp sonra bize izlettiriyor....
SilBiz şarkız
YanıtlaSilKeşke şark olsak. Biz orta şarkız
SilYani hocam, bizim şark genimiz var.
Sil"Sorun yoksa biz sorunu çıkartıyoruz" - Mahfi Eğilmez
“Türkiye büyük bir potansiyele sahip. Bilimden kopmadan kendi şartlarımıza uygun bir maliye politikası belirlemek mümkün.” -Dr. Mahfi Eğilmez
YanıtlaSilAma uygulayamıyoruz. Nedeni bu yazıda.
SilHocam siz genç olsanız, siyasetçi olsanız ve yeni bir parti kurmak isteseniz, partinizin adını ne koyardınız?
YanıtlaSilSiyasi parti kurmazdım.
Silanlamadım hocam. partinizin adımı siyasi parti kurmazdım
SilOlabilir, güzel isim olurdu.
SilLütfen yazınıza "karşı argüman" geliştirdiğimi düşünmeyiniz.
YanıtlaSilBu soru kafamı çok uzun süredir kurcalıyor, belki siz de daha önce düşünmüşsünüzdür:
• Ben, kişisel hayatımda rasyonel olmaya uğraşabilirim. Kendi çevremin çapı küçük de olsa, onları rasyonelliğe teşvik edebilirim. Ama dünyada "6-7 milyar insanın hepsi"nin rasyonel olmasını nasıl sağlayacağız? Dünyada herkesin rasyonel olmasını ummak, ve hâttâ bunu gerçekleştirmek için hamle yapmaya yeltenmek başlıbaşına "irrasyonel" değil mi?
• Mahfi Eğilmez, kişisel hayatında rasyonel olmaya uğraşabilir. Kendi çevresinin ("ailesi", "arkadaşları", "okurları", "twitter ve blog sitesi takipçileri", vb.) çapı küçük de olsa, onları rasyonelliğe teşvik edebilir. Ama dünyada "6-7 milyar insanın hepsi"nin rasyonel olmasını nasıl sağlayacağız? Dünyada herkesin rasyonel olmasını ummak, ve hâttâ bunu gerçekleştirmek için hamle yapmaya yeltenmek başlıbaşına "irrasyonel" değil mi?
Yazıyı bir daha okursanız benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması. Yoksa kişilerin kendi yaşamlarında rasyonel olup olmaması onları ilgilendirir.
SilSıradan insanların günlük hayatlarında rasyonellikten uzak olup / olMAması önemlidir.
SilÇünkü rasyonel olMAyan sıradan insanlar, oy verme günü geldiğinde; yine kendileri gibi rasyonel olMAyan siyasî figürlere oy veriyorlar, onları yönetici yapıyorlar.
Böylelikle: Sizin gibi, benim gibi rasyonel insanlar; yıllarca çile çekiyoruz!
Sıradan insanların günlük hayatlarında rasyonel olup / olMAmasına önem atfetMİyor olmanız; doğru bir yaklaşım değil.
Eğer bir toplum genelinde (yani "ortalama"da, "vasat"ta) irrasyonellik yaygın ise; o toplumun içinden çıkan siyasî yöneticilerin de büsbütün rasyonel davranmasını bekleyemeyiz.
(Not: Lütfen "istisna" örnekleri getirmeyiniz, yani bazı siyasî yöneticiler "istisna"dır. Örnek: Atatürk.)
Hocam tıpkı cumhuriyetin ilk dönemindeki gibi 5 yıllık kalkınma planları hazırlayacak olsaydık size göre ekonomik açısından ne gibi hedefler koymamız gerekirdi -ve diğer ilişkili konularda-. Ve tabi rasyonel politikalar izleyecek olsaydık :)
YanıtlaSilBir tek madde koymak yeterliydi aslında: Bilim dışına çıkmak yasaktır.
SilBir tek madde koymak yeterliydi aslında: Bilim dışına çıkmak yasaktır.
SilBilim dışı her program , her tercih gerçek dışı yani yalan dolan
SilDoğru.
SilDünya genelinde artık rasyonel olmaya çalışanlar "öbürsüleştiriliyor".
YanıtlaSilMakalenin düşündüren noktalarından biri isimlendirme olabilir.
YanıtlaSilÇünkü teoride aktörler aslında irrasyonel davranmıyor.
Tam tersine:
gözlem yapıyorlar,
geçmiş deneyimlerden öğreniyorlar,
davranışlarını uyarlıyorlar.
Bu oldukça rasyonel bir süreç.
Dolayısıyla birçok akademisyen şu itirazı yapacaktır:
"Bu irrasyonel beklenti değil, irrasyonel görülen kurumsal davranışlara verilen rasyonel tepkidir."
İrrasyonel davrananlar politikacılar ve uygulayıcılar. İnsanlar onların irrasyonel davranmaya devam edeceğini düşünerek hareket ettiğinde irrasyonelliği rasyonelleştirmiş oluyorlar.
SilSaygıdeğer hocam; Kırk defa söylenen yalan, kırk defa yapılan yanlış artık "yalan" olmaktan, "yanlış" olmaktan çıkıyor... Ülkede olup bitenleri sadece televizyon ekranından izleyen, sınırlı ve eğip bükülmüş bilgiye sahip, milyonlarca insan, eğri ile doğruyu ayırt etme becerisini kaybetti. Gerçekler yerine, parıltılı ama içi boş vaatlerle avutulan, sorgulamayan, düşünmeyen milyonlardan oluşan "seyircilerle" dolu ülkenin dört bir yanı..."At izinin it izine karıştığı" bu ülke, nasıl ve ne zaman toparlanacak?
YanıtlaSilÇok doğru Cenap Bey. Biz bilimden uzaklaştıkça toparlanma olasılığımız da azalıyor ne yazık ki.
SilHocam! Genç Mahfi Eğilmez'i özlüyor musun?
YanıtlaSilEvet.
SilYani hocam ben de olsam, ben de özlerdim. Eski Mahfi Eğilmez döneminde İstanbul daha yeşillikti, sonrası için umutlar vardı, İstanbul'da 20 katlı gökdelenler yoktu. Ah... Eski Mahfi Eğilmez olaydım ahhh..
SilSevgili üstat günaydın.
SilBiz hangisini daha çok severdik?
Çok selam ve sevgiler.
Ona bir şey diyemeyeceğim.
SilNasıl olsa her seçim öncesi vergi affı gelir diyerek vatandaşın verği borcunu ödememesi..seçim öncesi faizlerin düşürüleceğini sosyal harcamaların genişletilmesi vs.ekonomi paydaşları ve hanehalkı tarafından ezberlenmiş olması gibimi?
YanıtlaSilKesinlikle. Çok güzel örnek. Vergi affı irrasyonel bir uygulamadır. İnsanlar her seçimden önce bunun olacağını bekleyip vergilerini ödememeye başlayınca bu irrasyonel politikayı kendileri açısından rasyonelleştirmiş oluyorlar. Sonuçta insanlar seçime gidilirken siyasal iktidardan rasyonel adımlar atmasını değil irrasyonel adımlar atmasını bekler hale geliyorlar.
SilVergisini ödemiş olanlar cezalandırılmış olurken ödememiş olanlar ödüllendiriliyor. Bu irrasyonel davranıştan uyanıklar yararlanıyor ama toplum kaybediyor.
Yukarıda şu cevabı vermişsiniz:
YanıtlaSil(19 Haziran, 20:03) "benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması. Yoksa kişilerin kendi yaşamlarında rasyonel olup olmaması onları ilgilendirir."
Size nazire yapıyormuşçasına düşünmenizi istemem:
"Donald Trump" gibi absürt, irrasyonel bir figürün iki kez "ABD Başkanı seçilebilmesi"; ABD'de oy veren insanlar arasında "irrasyonel MAGA kafalı sıradan ABD vatandaşları"nın onyıllardır zaten var olmasıydı.
Yani, özetle şunu hatırlatıyorum size Mahfi bey; lütfen dikkatle okuyunuz:
ABD'de; onyıllar boyunca, alttan alta büyüyen, adeta dipdalgası gibi büyüyen "MAGA kafalı" devasa boyutta bir vatandaş kitlesi zaten vardı. "Donald Trump"; zaten onyıllardır var olan bu kitlenin 2016 yılında ve 2024 yılında seçtiği bir "MAGA kafalı başkan"!
Hâl böyle iken:
"Eğer sıradan insanlar arasında 'irrasyonel olanlar' çoğunluğu elde ederse; kendileri gibi absürt, kendileri gibi 'irrasyonel siyasî figürleri' ülke yönetimine seçebiliyorlar." sonucuna ulaşıyoruz.
Siz; "Sebep - sonuç ilişkilerini doğru kurmalıyız." dersiniz hep.
• SEBEP: Zaten onyıllardır var olan "irrasyonel MAGA kitle" (sıradan ABD vatandaşları arasında sayıları hâlâ çok fazla).
• SONUÇ: Bu kitlenin (iki kez!) seçtiği Donald Trump; "irrasyonel bir siyasî figür".
• NİHAİ SORU: Öyleyse; Donald Trump'ın "rasyonel davranması"nı nasıl umabiliriz?! (Kendi seçmen kitlesinin "irrasyonel kafa yapısı" ile uyumlu! Yani birbirlerini tamamlıyorlar!)
[NOT: Mahfi Eğilmez: (19 Haziran, 20:03) "benim anlatmaya çalıştığım politika belirleyen ve uygulayanların ülke yönetiminde rasyonel karar alması."]
Yazı, Trump'ın rasyonel davranacağını ummamak gerektiği üzerineydi.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilOkuması da anlaması da zor bir yazı. Ya da benim enerjim yetmedi.
YanıtlaSilhocam su an aktorlerin merat ettigi, Mehmet Simsek ile secim donemine girip girilmeyecegi veya girilse bile secim doneminde ne kadar irrasyonel olacagimiz, ozellikle ev fiyatlari noktasinda faizin durumu cok belirsiz, faiz dusse dahi kredi musluklari tam acilmayabilir, bunlar da irrasyonel beklentilerden rasyonel beklentilere donus olup olmayacagi konusunda onemli bir test olarak onumuzde duruyor diye dusunuyorum.
YanıtlaSilGol atamadan,
YanıtlaSilPuan alamadan,
ettik kupaya veda,
Bir biz vardık bir Haiti
bu turnuvada.
Hocam milli utançtan nasıl kurtuluruz?
YanıtlaSilBuraya gelene kadar ne utançlar var.
SilHocam 48 takım içinde 47'nci olmuşuz.
SilHocam bizim çocuklar ne yapsın?
YanıtlaSilÇocukluktan çıksınlar.
SilBizim çocuklar Bodrum da tatil yapsınlar.
SilBizim çocuklar ABD karşısıda karakter koymalı ve risk almalı.
SilMahfi bey'in bu yazısında; ya eksiklik, ya yanlışlık var.
YanıtlaSilEğer bir toplumun geneli (ortalaması) irrasyonel ise; o toplumun içinden çıkan siyasî yöneticiler de irrasyoneldir.
Yani; sıradan insanların günlük hayatlarındaki irrasyonellik ile, o toplumdaki siyasî yöneticilerin irrasyonelliğini birbirinden ayrı göremeyiz.
Bir toplumun genelindeki (ortalamasındaki) irrasyonellik; o toplumun yönetiminde de irrasyonellik doğurur.
"Sebep - sonuç ilişkisi" budur.
Yazıda eksiklik ya da yanlışlık yok.
Silİrrasyonel kararları alanlar oy kaygısında olan siyasilerdir. Eskiden sağlam bir bürokrasi vardı ve bu tür kararları bir yere kadar engelliyordu. Şimdi öyle bir şey yok. İnsanlar bu irrasyonel kararların devam edeceğini görerek ona göre karar alıyorlar, yani irrasyonelliği rasyonelleştiriyorlar. Ve geleceğe ilişkin irrasyonel kararların devam edeceği beklentisine göre kendilerini hazırlıyorlar. Bu da toplumu hem yoruyor hem de yanlış yönlere gitmesine yol açıyor. Teorimin özü budur.
Lütfen yanlış anlaşılma olmasın:
SilSize ısrarla itiraz etmemin temel sebebi; cümlenizdeki, "sıradan insanların günlük hayatlarında irrasyonel davranmasına önem verMEdiğiniz"i yazdığınız kısımdır.
İddiam gayet net: "Eğer bir toplumda sıradan insanların ortalaması irrasyonel ise; o toplum içinden çıkan siyasî yöneticiler de irrasyoneldir."
Dikkat ediniz: Siz "yönetim erki"nin irrasyonelliğine vurgu yaparken, ben "toplum ortalaması"nın irrasyonelliğine vurgu yapıyorum. Size daha açık ifade edeyim: Toplumun genelini kabahatli buluyorum! Eğer toplumun geneli irrasyonel olMAsaydı; o toplumdaki siyasî yöneticiler de irrasyonel davranışlara neredeyse hiç yönelmezdi (çok az yönelirdi).
Örnekler:
İskandinav ülkelerinde yaşayan sıradan insanların vasatı (ortalaması) rasyoneldir; böylelikle o toplumlar içinden çıkan siyasî yöneticiler de rasyonel davranır. "Grönland"ın bağımsızlığını; hem İskandinav toplumlarındaki sıradan insanlar rasyonel bir şekilde savunuyor, hem İskandinav toplumlarındaki siyasî yöneticiler rasyonel bir şekilde savunuyor. Yani; oralarda "toplum ortalamasının rasyonelliği" ile "yönetim erkinin rasyonelliği" uyumlu.
"ABD"de ise durum tam fecaat.
"Hindistan"da ise durum tam fecaat.
"Türkiye"de ise durum tam fecaat.
Bu ülkelerde "toplumun geneli (ortalaması) irrasyonel"dir; bunun sonucu olarak "siyasî yöneticiler de irrasyonel"dir.
Şimdi ne demek istediğimi tam olarak anladığınızı umuyorum Mahfi bey.
Çok ama çok gereksiz bir teorileştirme çabası.
YanıtlaSilBir cümle ile izah edebileceğiniz bir durumu; sakız gibi uzatmış da uzatmışsınız.
"Thomas Piketty" ve "Daron Acemoğlu" da sizin yaptığınız gibi yapıyor: 1 veya 2 (3 değil) A4 kâğıtta rahatlıkla izah edilebilecek bir durumu; bazen "500 sayfayı geçkin", bazen "1000 sayfaya yakın" kitaplar yazarak sakız gibi uzatıyorlar.
Galiba "iktisatçılık" mesleğinin mizacı bu; diğer bilim dalları arasında erozyona uğrayıp kaybolmamak için bir sürü, gereksiz teorileştirme çabalarıyla uğraşıp ömür geçirmek.
Üslubum size biraz sert gelmiş olabilir; ama hayat ne sertliklerle dolu...
(Yazınızın anafikrinde problem yok. Gereksiz yere uzatışınız da problem var.)
Asıl siz bu yorumunu gereksiz uzatmışsınız. Okumaktan yoruluyorsanız "kopyala yapay zekaya yapıştır", özetle deyiniz. Ne gereksiz yere uzatıyorsunuz mevzuyu.
SilSayın "Adsız (20 Haziran 2026 18:26)",
SilMahfi bey ne dediğimi anladı, ama belli ki siz anlamadınız:
Galiba "iktisatçılık" mesleğinin mizacı bu; diğer bilim dalları arasında erozyona uğrayıp kaybolmamak için bir sürü, gereksiz teorileştirme çabalarıyla uğraşıp ömür geçirmek.
Mesele: "İktisatçı"ların bir sürü gereksiz teori uydurmak için kendilerini gereksiz yere parçalamasından ibaret. Çünkü diğer bilim dallarının muazzam ilerlemesi arasında kaybolmamak için, "bizler de varız, bizleri unutmayın haaaaa" diyebilmek için; iktisatçılar bir sürü gereksiz teori uydurmaya kendilerini mecbur hissediyor.
Mesele: Mahfi bey'in şahsına yönelik değil; "iktisatçılık" mesleğinin mizacına yönelik.
Zaten Mahfi bey bu mesleği icra ettiği onyıllar boyunca; "iktisatçılık" mesleğine benim gibi sıradan birinin yönelttiği eleştirinin benzerlerini (daha keskin hâlleriyle) defalarca yaşamıştır.
Sayın "Adsız (20 Haziran 2026 18:26)", size bir tavsiye aktarayım:
"İletişim Yayınları"ndan çıkan şu kitabı okumanızı öneririm:
https://iletisim.com.tr/kitap/hepsi-ayni-seyi-soyleyecekse-bu-kadar-cok-iktisatciya-ne-gerek-var/9693
"Hepsi Aynı Şeyi Söyleyecekse Bu Kadar Çok İktisatçıya Ne Gerek Var?"
Hocam , adı üstünde, teori. Henüz deney ve gözlemlerle kanıtlanıp yasa haline gelmediği için bilimsel olarak kesinlik olarak değerlendiremeyiz bu teoriyi.
YanıtlaSilRASYO
YanıtlaSilİRRASYO
Aklın terazisiyle tartılırsa her değer,
Mamur olur memleket, çoğalır ekmek ve sefer. Hevâ hükme geçince dağılır pazarın düzeni,
Bir avuç kâr uğruna yoksullaşır bunca beşer.
.
“Rasyonel ekonomi üretim, emek ve hesaplanabilir değer üzerinden toplumsal refahı artırmaya çalışırken; İrrasyonel ekonomi beklentiler, korkular, ideolojiler ve spekülasyonlarla kaynak dağılımını bozarak insanları belirsizlik, güvensizlik ve yoksullaşma riskiyle karşı karşıya bırakır.”
.
SONUÇ ;
“Rasyonel ekonomi insanın refahını amaçlarken, irrasyonel ekonomi çoğu zaman gücün ve çıkarın korunmasını amaçlar.”
SAYGI VE SEVGİ İLE
Hocam kendinizi çok zorlamışsınız. Türkiye’de uygulanan ekonomik model hiç bir teoriye uymaz.
YanıtlaSilDeliği tıkamayı göze alamadıkça hocam , havuzu dolu tutma çabası ile heba olacak ömür :)
YanıtlaSilPek beğenemedim bu yazıyı. Anca durum tespiti yapıyor, Mahfi hocamdan daha detaylı yazılar bekliyorum :)
YanıtlaSilHocam, sizce matematik keşif mi icat mı?
YanıtlaSilAma hocam ne yapalım?
YanıtlaSilABD de ilaç geliştiricisi Kardigan şirketinin halka arzı ilk gününde %37,5'lik artış yaptı.
YanıtlaSilAbd bizim borsadaki gibi halka arzı sevdi galiba, ama bizde günlük %10 tavanı var.