Antroposen ya da Kapitalosen
Antroposen kelimesi, Yunanca anthropos (insan) ve kainos (yeni) sözcüklerinden türetilmiştir. En basit tanımıyla, insanın dünyanın ekosistemini ve jeolojik süreçlerini belirleyici ölçüde değiştirdiği yeni jeolojik dönemi ifade eder. Nobel ödüllü kimyacı Paul Crutzen’in 2000’li yılların başında ortaya attığı bu kavrama göre insanlık artık yalnızca doğanın bir parçası değil; gezegenin işleyişini değiştiren en güçlü jeolojik aktörlerden biri haline gelmiştir.
Yaklaşık 11.700 yıldır devam eden
Holosen döneminde iklim görece istikrarlıydı. Bu istikrar sayesinde tarım
gelişti, kentler kuruldu ve uygarlıklar ortaya çıktı. Ne var ki son birkaç
yüzyılda yaşanan gelişmeler bu dengeyi köklü biçimde değiştirdi. Sanayi Devrimi
ile birlikte fosil yakıt kullanımı hızla arttı, ormanlar geniş ölçekte yok
edildi ve atmosferdeki karbondioksit oranı doğal düzeylerin çok üzerine çıktı.
Plastik, beton ve alüminyum gibi insan üretimi malzemeler gezegenin her
köşesine yayıldı. Türlerin yok olma hızı doğal sürecin kat kat üzerine çıktı.
Bugün okyanusların en derin noktalarında bile mikroplastiklere rastlanırken,
kutuplardaki buz tabakalarında sanayi kaynaklı kirleticilerin izleri
bulunabiliyor. Tüm bunlar, insan etkisinin artık yerel değil, gezegen ölçeğinde
hissedildiğini gösteriyor.
Bilim insanları, Antroposen’in
tam olarak ne zaman başladığı konusunda farklı görüşler ileri sürüyor. Bazıları
başlangıç noktası olarak 18. yüzyıldaki Sanayi Devrimi’ni kabul ediyor. Kömür
kullanımındaki hızlı artışla birlikte atmosferin kimyası değişmeye başladı.
Diğerleri ise 1950’lerden sonraki “Büyük Hızlanma” dönemini esas alıyor. Bu
yıllarda nüfus, enerji tüketimi, otomobil kullanımı, plastik üretimi ve sera
gazı salımları benzeri görülmemiş bir hızla yükseldi. Ayrıca nükleer silah
denemeleri, Dünya’nın jeolojik katmanlarında bugün bile tespit edilebilen radyoaktif
izler bıraktı.
Antroposen yalnızca iklim
değişikliğini ifade etmez; çok daha kapsamlı bir dönüşümü anlatır. Bugün
insanlar nehirlerin akış yönünü değiştiriyor, dağları madenler için kazıyor,
okyanusların kimyasını etkiliyor ve doğal yaşam alanlarını yeniden
şekillendiriyor. Bunun sonucunda atmosfer dönüşüyor, yeni ekosistemler
oluşuyor, bazı canlı türleri yok olurken bazıları dünyanın farklı bölgelerine
taşınıyor. Başka bir ifadeyle insan artık yalnızca çevresine uyum sağlayan bir
canlı değil; çevresini küresel ölçekte dönüştürebilen bir güç konumuna gelmiş
durumda.
Antroposen yaklaşımına yönelik
önemli eleştiriler de vardır. Bazı düşünürler “insanlık” ifadesinin yanıltıcı
olduğunu savunur. Çünkü çevresel yıkımın sorumluluğu tüm insanlara eşit biçimde
dağıtılamaz. Sanayileşmiş ülkeler ve büyük şirketler tarihsel olarak çok daha
yüksek emisyonlardan sorumludur. Bu nedenle bazı araştırmacılar farklı
adlandırmalar önerir. Antroposen kavramına eleştirel bir alternatif olarak
ekolojistler Andreas Malm ve Jason W. Moore tarafından geliştirilen “Kapitalosen”
kavramı, sorunun temelinde insan türünün değil, kapitalist ekonomi sisteminin
bulunduğunu ileri sürer.
Kapitalosen yaklaşımına göre doğa
üzerindeki baskının temel nedeni kapitalizmin sürekli büyüme ve tüketim üzerine
kurulu yapısıdır. Daha fazla tüketebilmek için daha fazla gelir elde etme
çabası, ekonomileri doğal sınırları zorlayacak ölçüde büyümeye yöneltmiştir.
Dünya ekonomisinin büyüklüğü 2000 yılında yaklaşık 34 trilyon dolar
düzeyindeydi. 2026 yılında ise 126 trilyon dolara ulaşacağı tahmin
edilmektedir. Bu artışın bir bölümü enflasyondan kaynaklansa da, üretim ve
tüketimin son çeyrek yüzyılda olağanüstü biçimde büyüdüğü görülmektedir.
Ekonomik faaliyetlerdeki bu genişleme, enerji talebini ve doğal kaynak
kullanımını da hızla artırmaktadır. Bugünkü ekonomik sistem hâlâ büyük ölçüde
fosil yakıtlara dayandığı için ekonomik büyüme, enerji tüketimi ve karbon
salımları arasındaki ilişki büyük ölçüde devam etmektedir.
Bu nedenle Antroposen yalnızca
bir teşhis değil, aynı zamanda bir uyarıdır. İklim değişikliği, biyolojik
çeşitlilik kaybı, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği, gezegenin
sınırlarını zorladığımızı göstermektedir. Buna karşılık yenilenebilir enerji,
döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve doğa temelli çözümler daha dengeli
bir gelecek için önemli fırsatlar sunmaktadır.
Kritik soru şu: Tarihinde ilk kez
jeolojik ölçekte sonuçlar doğurabilecek bir sorumluluğu omuzlarında taşıyan
insanlık, dünyayı dönüştürme gücünü doğayla uyum içinde kullanmayı
başarabilecek mi?
Bence başaramayacak, nitekim bazı canlı türleri değişime uğruyor, ya da yok oluyor.(yok ediliyor). Basit anlatımla dere yatağına yapı yaparak sözde derenin yönü değişmiş gibi oluyor. Ama dereye bir şey olmuyor, bir şekilde binayı yıkıp yok ediyor.Doğa sonunda bir nevi intikamını alıyor.
YanıtlaSilGezegenin akıbeti konusunda endişelenen insanoğlu sözkonusu kendi akıbeti olduğunda hiç oralı olmuyor. Adeta ıslık çalıp dolaşıyor! Yaratıcısına boyun eğmemek için dört elle batıla sığınan insanoğlu dünyanın derdine düşmüş ahkam kesip duruyor! Kendi akıbetini 10 dakika düşünse en azından bireysel kurtuluşu yakalayacak ama nerede. Aklı anlıyor ama kefere kalbi ilahi ferman dinlemiyor!
YanıtlaSilAntroposen yalnızca içinde bulunduğumuz dönemin adı değil, aynı zamanda insanlığa yöneltilmiş bir sorumluluk çağrısıdır.
YanıtlaSilEğer suçu genel olarak "insan türüne" (Antroposen) atarsak, çözüm kolektif bir nüfus ve tüketim bilincinde yatıyor gibi görünüyor. Ancak Andreas Malm ve Jason W. Moore'un "Kapitalosen" eleştirisini dikkate alırsak, asıl dönüştürmemiz gereken şey insan doğası değil; sürekli büyüme üzerine kurulu olan ekonomik sistemin ta kendisi oluyor.
YanıtlaSilSürekli büyümeyi bırakıp yerinde mi sayacak insanlar. Büyümek istemeyen kenara çekilir. Yerinde sayanlar ileri gidenlere durun ileri gitmeyin yerinizde kalın dese ileri gidenler dönüp arkalarına bile bakmaz! Eleştirilecek olan büyüme değil zarar veren unsurlardır!
SilSorunun cevabı, teknolojik olarak neyi yapabileceğimizde değil, politik ve ekonomik olarak neyi seçeceğimizde gizli.
YanıtlaSilİnsanlık bu gücü doğayla uyumlu kullanmayı başarabilir, ancak bunun şartı sadece yeşil teknolojilere geçmek değil; metninde de çok iyi vurgulandığı gibi, doğayı bedava ve sonsuz bir kaynak olarak gören ekonomik ezberleri kökten değiştirmektir. Eğer sistemin temel motivasyonunu büyümeden ziyade dengeye kaydırabilirsek evet; aksi takdirde kendi yarattığımız jeolojik dönemin kurbanı olmamız kaçınılmaz görünüyor.
Kapitolesen bakış açısına göre sorun "insanın niyetinde" değil, içinde yaşadığı "sistemin çarklarında" yatıyor.
YanıtlaSilSonsuz büyüme çıkmazı; sınırlı kaynaklara sahip bir gezegende, her yıl sonsuz büyüme hedefleyen bir ekonomik model doğası gereği sürdürülemez. Sistem, doğayı korumayı değil, tüketmeyi ödüllendiriyor.
Zaman kısıtı;iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı geometrik bir hızla ilerlerken, bizim politik ve ekonomik sistemlerimizin değişme hızı aritmetik kalıyor. Yani sistem doğru yönde değişse bile, çok geç kalıyor olabiliriz.
Küresel eşitsizlik; küresel kararlar alınırken gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları, kolektif bir eyleme geçilmesini zorlaştırıyor.
Hava su kalitesi bozulması ile sadece insanlar degil tüm canlılar negatif etkileniyor.Henüz hava ya da suyun kalitesi bozulmakla birlikte suni şekli icat edilmedi yani orijinal diyebiliriz.Ancak insan yaşaması için nefes alır su içer ve beslenir .Çok daha ciddi olarak gıda üretiminde tohumdan üretime kadar uzanan zincirde genetigi degiltirilmiş unsurlar kimyasal koruyucu tatlandırıcı vs ile gıda orijinalliği organik-dogal damgası ile yüksek fiyatları verebilenlere sunulurken dünya nufusunun %85-90 ı kötü beslenme ile kendi organizmalarını -dünyanın tahrip olması gibi - mahvetmektedirler.Artan kanser,kalp-damar hastalıkları ,kronik toksisiteye maruz kalma sonucu demans ve beyin hastalıkları giderek yaygınlaşmaktadır.WHO bu konuda susmaktadır ilaç firmaları da zaten zorlukla yaşayan alt düzey insanların kıt kaynaklarını devletlerin saglık bütçelerini yine ilaç adlı kimyasal maddelerle yutmaktadır.
YanıtlaSilKısaca oyunu kurgulayan kuralları koyanlar için hava su gıda gibi faktörlerin harap olmasında bir sakınca yoktur altın madencilerinin siyanür ile topragı zehirlemesi petrol şirketlerinin yeni kuyular açması ile C emisyonunun artması umurlarında bile degildir.Kendi ülkelerinde kısıtlar içinde iş yaparşarken 3.Dünya ülkelerinde rüşvetlerle istedikleri çevre felaketlerine yol açarak kazançlarını katlamaya devam ediyorlar ama çevreciler garip gecekondudaki vatandaşın kömür yakmasından şikayet edebilmektedir.Denizlerde balıkların vahşi avlanması zevk için parası ile dag keçilerinin avlanması safaride fil avlanması milyonlarca litre su harcanılan golf sahalarında elektrikli araba kullanılarak karbon emisyonuna saygılı olmak dünya hakimlerinin küçük ayrıntıları abartarak arkadaki katliamı gizlemeyi çevre dostu görünmeyi medya-reklam algısı ile gayet güzel yapmalarına örnektir.
Sonuç dünyada kurulmuş Derin düzen aklı kaynakları sömürerek kazanırken altta kalanlara kalitesiz hava su gıda ve hastalıklar sunmaktadır kendilerine ise kazançları ile herşeyin orijinal ve dogalını saglamaktalar ta ki bir gün son yagmur yagana son yaprak düşene son agaç kuruyana kadar ...Bu durum için de herhalde şöyle düşünüyorlar bizden sonra tufan bu dünya biterse başka gezegende hatta tapulu şahsi gezgenimizde kolonomizi kurarız köleler yerine hizmet edecek robotlarla kendi cennetimizi kurar ve neslinizi devam ettiririz!?
Saglık ve esenlikler dilerim
🙏
Silİnsan kabuk değiştirme yetisi olmasa da her çağda kabuk değiştirir gibi yeni bilgi donatısıyla doğayı ve kendini değiştirdi.
YanıtlaSilAma değişmeyen tek şey her gelişim ve yeni ihtiyaçlar doğrudan VAHŞİ TÜKETİM arzusuyla alakalı. ilk çağda da vahşi tüketim vardı bugünün milenyum dünyasında da vahşi tüketim var.
Yarında tüm istek ve ihtiyaçlar ve dahi onların temini yine vahşi tüketim koduyla karşılanacak.
Bu yazının yapay zeka tarafından resmedilmiş hali:
YanıtlaSilhttps://ibb.co/hFLSJrZD
👍
SilBir atasözü şöyle diyor; “iyi ve güzel şeyler yapın ki tekrar hatırladığınızda mutlu olasınız.”Bu özdeyişten yola çıkarak insanlık tarihi boyunca yaptıklarına bakarak bir sonuca varmak ve herşey dünya içindi demeye dil varmaz. Bu vesile insanı ve onun icadı olan kapitalizmi yumurta civciv dairesinde tartışmak bayağı eğlenceli
YanıtlaSilÖnce vicdan sonra akıl, önce etik, önce ahlak, sonra matematik, fizik, biyoloji. Ahlaksız fizik atom bombası yapar, ahlaksız biyoloji virüs icad eder. Ahlaksız tıp herkesi müptezel eder, ahlaksız madencilik, ahlaksız ticaret, ahlaksız yaşam... Sonra oturup bu ahlaksız hikayeye garip garip isimler buluruz. Yaptıklarımızdan utanıyorum. Kızım sürekli baba neden böyle yapıyorlar diye soruyor. Onun küçücük yaşamında bile büyük değişiklikler oluyor. Doğa büyük bir hızla yok oluyor. İkinci kez gittiği yerleri tanıyamıyor. Her su kaynağının etrafı ıslah ediyoruz yalanı ile beton dökülüp insanların kullanamayacağı hale dönüştürülüyor. Daha 12-13 yıl önceki fotoğraflara bakıyoruz. Hasankeyf ortada yok. Çoruh vadisi ortada yok, bir sürü göl ortada yok. Hatta pek çoğunun yerinde mahalleler kurulmuş. Bebekken fotoğraf çektirdiğimiz yerlerin yerinde yeller esiyor. Ahlâk yani iyilik, güzellik ve gerçeklik ile birlikte insanı insan eden şey. Ancak ilk önce iyilik...
YanıtlaSilHocam insanlığın yeni değerleri yaratma sorumluluğu taşıdığını unutmaması lazım.
YanıtlaSilDeğere ne gerek var artık, Sn. Adsız. Değer yaratmayalım, yarattıkça bozuyoruz. Mahfi hocamız iyi bilir.
SilKendin yaratamıyorsan başkalarının yarattıklarıyla kalırsın.
SilBir gün Dünyanın ve İnsanın ne kadar değerli olduğunu anlayacaklar.
YanıtlaSilAma o gün iş işten geçmiş olacak.
Yığdıklarıyla başbaşa kalacak ve Cehennemi yaşamaya başlayacaklar.
Ölüm en son o kapitalistleri bulacak.
Sonra Dünya kendi kendini yenileyecek.
Ve Tanrı yeni bir tür yaratacak.
.
Eskiler bok çukuruna, bok kurtu atarlarmış.
Kurtlar önce bokları yer sonra kendi kendilerini yer ve çukur tertemiz olurmuş.
.
Topraktan gelip, toprağa giden bir canlı türevi olan insan, toprağa saygı duymaz ise, sonu ; tıpkı o kuyudaki bok kurdu gibi olacak.
Esenlikler dilerim.
Hocam elinize sağlık. Teşekkür ederim.
YanıtlaSilSağ olun.
SilYazınız için çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilİki yeni kavram ile karşılaşınca, bugüne kadar neden bilgi sahibi olamadığımın ( aldığım eğitimin yanısıra bilhassa kendi adıma ) eksikliğini hissettim sayın üstat. Yazıdaki açıklama ve yorumlarınızda iki kavramı objektif bir gözlemle inceleyerek bizlere sunduğunuz için önceden teşekkür ediyorum. Bu arada elde olmayarak düşünceye de daldım. Sorunun kaynağının “ tüm insanlık” mı yoksa “belirli bir sistem” mi ikileminde kaldım.
YanıtlaSilAyrıca GSYH örneğinden de, enerji & karbon ilişkisinin halen devam ettiğinin kanıtı olduğu bir gerçek.
O zaman, enerji talebini fosil yakıttan koparabilecek herhangi < üretim / tüketim > şablonu veya mimarisi …
meseleyi isimlendirmekten kurtararak , ölçülebilir bir seviyeye indirgenebilir düşüncesinin çoğunluğunda aklından geçebilir kanaatiyle size sunmak (arz ) istedim. Sağolun.
Merhaba Hocam, yazınız için teşekkür ederim. Kitap önerileri üzerine yazılarınız oluyordu bir zamanlar, tekrar yazma imkanınız olabilir mi ? Teşekkürler.
YanıtlaSilYazınız için sağolunuz..
YanıtlaSil"...Ekosistemini ve jeolojik süreçlerini belirleyici ölçüde değiştirdiği yeni jeolojik dönemi ifade eder." Emektefakültemiz olduğu için bizim ekosistem de etkilenecek gibi gözüküyor aspest, toz duman. Hocam Hazine binasına geçen gün bir pankart asmışlardı yıkım ihalesini alıp yıkımı yapmakta olan firma çevreye verdiği rahatsızlıktan dolayı özür diliyordu adı yazıyordu pankartta. Bizim Dişhekimliği fakültesinden görebiliyorduk. Hemen ticaret sicil gazetesinden adından sorgulatıp sicil numrasını bulduk sonra da vergi numrasını 7411569387 olarak edevletten bulduk. Daha sonra edevletten vergi no ile müteahit yetki belgesini sorguladık sonuç "Girdiğiniz bilgilere ait müteahhit kaydı bulunamadı." Yani biz de diyorduk ki yıkım grubunda çok büyük binaları yıkmaya yetkili bir firma herhalde reklam yaptığına göre diyorduk şaşırdık Hocam yetki belgesi çıkmayınca herhalde 5 günde yetki belgesini uydururlar sınıfına :) Çekerken biraz elim titredi Hocam resmi.
YanıtlaSilhttps://cdn.phototourl.com/free/2026-07-02-cd3cd5ba-dbfe-4d24-83f8-d4ad2c6db25a.jpg
Sayın Mahfi Eğilmez'in dikkatine:
YanıtlaSilhttps://x.com/PiyasaTturkiye/status/2072543386213470470
2 Temmuz 2026:
"A.T.O. (Ankara Ticaret Odası) Başkanı" Gürsel Baran:
"Reel sektöre sıfır faizle 5 yıl vadeli kredi verilsin."
2021 Eylül - 2023 Haziran arasında aşağı yukarı yapılan buydu. Hala o rezaletin yarattığı faciayı çözmeye uğraşıyoruz.
Silbence kapitalizmde gelirin büyük bir kısmının kapital(kar faiz kira) sahiplerine gitmesi ancak bu kişilerin az harcama yapmaları(yatırım değil-parayı bekletme)ve asıl harcayan kesimin çalışan kesim olması günümüzdeki ekonomik krizlerin asıl noktası gibi duruyor. ve ironik şekilde sebebi ekonominin ısınması zannedilen enflasyon da bundan ileri geliyor olabilir. yani aşırıüretim(overproduction) krizleri fiyatlar arttırılarak çözülür.bu konuda ilginç makaleler var.
YanıtlaSilHocam şu an herhalde olimpos, efes antik kenti, kleopatra hamamında gezintiye çıktınız. Benim gözümde sizin gibi aristokratların dinleneceği yer ayvalık cunta adası olabilirmi.
YanıtlaSilMahfi hocam sizin gibi değerli bir iktisatçımız, 2021 ile 2024 arası türkiye enflasyon değil, hiperenflasyon yaşadı diyor.bu doğrumu.
YanıtlaSilSıcaktanmıdır bilmiyorum, antroposeni antidepresan diye kapitolesenide kapitalizm diye algıladım.bu normal mi hocam.
YanıtlaSil