Kardelenler ve Cumhuriyet

Bazen bir spor başarısı, spordan çok daha fazlasını anlatır. Çünkü spor, toplumların aynasıdır. O aynada yalnızca fiziksel performansı değil, eğitim sistemini, kültürel dönüşümü, kurumların niteliğini ve tarih boyunca biriktirilmiş toplumsal sermayeyi de görürüz.

Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı'nın son yıllardaki başarısı da böyledir.

Bu başarıyı yalnızca iyi antrenörlere, yetenekli sporculara ya da modern tesislere bağlamak eksik bir değerlendirme olur. Bunlar elbette gereklidir; fakat yeterli değildir. Asıl soru şudur: Böyle bir takımın ortaya çıkmasını mümkün kılan toplumsal zemin nasıl oluştu?

Bu sorunun yanıtı bizi yüz yıl geriye götürür.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan devrimler çoğu zaman tek tek değerlendirilir: eğitim birliği, hukuk reformu, kadınlara tanınan haklar, laiklik, çağdaş eğitim, karma yaşam vb. Oysa bunların her biri tek başına değil, birbirini tamamlayan büyük bir dönüşümün parçalarıydı. Amaç yalnızca yeni bir devlet kurmak değil, yeni bir toplum oluşturmaktı.

Kadının kamusal hayata katılamadığı bir toplumun ekonomik gelişmesi de sınırlı kalır. Eğitimin dinsel ve bilimsel olmak üzere iki ayrı kulvarda yürüdüğü bir ülkede ortak akıl üretmek zorlaşır. Hukukun kişilere göre değiştiği yerde liyakat gelişmez. Spor ise bütün bu eksiklerin en görünür sonuçlarından biridir.

Bugün file önünde dünyanın en güçlü takımlarıyla mücadele eden Kadın Milli Voleybol Takımımız, aslında yüz yıl önce atılan kurumsal temellerin üzerinde yükseliyor.

Laiklik çoğu zaman yalnızca din-devlet ilişkisi üzerinden tartışılır. Oysa ekonomik ve toplumsal açıdan bakıldığında laiklik, karar alma süreçlerinin dogmalardan değil, akıldan ve bilimden beslenmesini sağlayan kurumsal ilkedir. Bilimsel eğitim ancak laik bir zeminde sürdürülebilir. Bilimsel eğitim olmadan spor biliminden teknolojiye, tıptan ekonomiye kadar hiçbir alanda sürdürülebilir başarı üretilemez.

Dolayısıyla bugün bir voleybol maçındaki blok yüksekliği ile bir laboratuvardaki araştırma arasında görünmeyen ama güçlü bir bağ vardır. Her ikisinin ortak paydası özgür düşünceyi mümkün kılan eğitim sistemidir.

Belki de bu yüzden kardelen, bu öyküyü anlatmak için en doğru simgelerden biridir. Karların arasından çıkar. Toprağın en sert olduğu zamanda filiz verir. Çevresindeki koşulların uygun olmasını beklemez; uygun olmayan koşulları aşarak var olur. Adeta doğanın bütün zorluklarına meydan okur.  

Cumhuriyet'in sağladığı eğitim ve fırsat eşitliği içinde yetişen pek çok kadın da kardelenler gibi, elverişsiz koşullara karşın başarıya ulaştı. Zaman zaman toplumsal baskılarla, önyargılarla, eşitsizliklerle karşılaştılar. Tıpkı kardelenler gibi bu engellere meydan okudular. Eğitimle, emekle ve kararlılıkla yükseldiler. Her başarı, arkadan gelen binlerce genç kıza "Ben de yapabilirim." duygusunu taşıdı.

Bu nedenle milli takımın kazandığı her sayı spor alanıyla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda kız çocuklarının eğitimine, kadınların çalışma yaşamına katılımına ve Cumhuriyet'in fırsat eşitliği idealine de yazılıyor.

Bir milli takım, aslında görünmeyen milyonların ürünüdür. O takımın içinde öğretmen vardır. Cumhuriyet okulları vardır. Antrenörler vardır. Aileler vardır. Bilim vardır. Ve en önemlisi, kız çocuklarının hayallerini meşru gören bir toplumsal anlayış vardır.

Belki de bu yüzden file üzerindeki her sayı, yalnızca bir spor başarısını değil, Cumhuriyet'in getirdiği toplumsal birikimi de temsil ediyor.

Yorumlar

  1. Çok doğru hocam keske su basarilardan laiklik cumhuriyet dusmanlarida ders alabilse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almazlar çünkü onların düşünceleri özgür değil.

      Sil
    2. Mutlak özgür olan Yaratıcıdır. İnsanın kendisi mutlaka ama mutlaka bağımlıdır. Herşeyiyle Yaradan'a muhtaç bir varlığın özgür olduğunu zannetmesi aciz olduğunu örtbas etme çabasından başka bir şey değildir. Senin hayatın herşeyiyle ruhu ve bedeniyle Yaradan'a bağımlıdır. Eğer özgür iradenle Yaradan'a karşı gelmek için özgürlük naraları atıyorsa Yaradan tarafından bunun bizzat karşılığı olacaktır.

      Sil
  2. Arap kültürü kendini hangi yollarla yayar? Çevre ülkeler başta olmak üzere diğer ülkeler için bunun getiri ve götürüleri ne olmuştur? Bu konuyu bilimsel metodoloji ile inceleyen saygın tarihçi ve sosyologlar kimlerdir öneri verebilir misiniz hocam. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. Hocam dün kızlarımız tarih yazdı. Millet olarak gurur duyduk. Geçmişte bu takım oyuncularını farklı şekilde eleştirenlerinde sesini kestiler. Atatürk’ün kızları bu ülkenin gururudur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seslerini kesmediler emin olun. Çünkü onların sorunu kadınların erkeklerle eşit koşullara sahip olması.

      Sil
    2. Yok onlarin asıl sorunu sekulerlerin kadınları bir meta olarak görmesi. Hatta fuhuş yapmalarının paralı parasız teşvik edilmesi. Tabi bunlar özgürlük ambalajıyla pazarlanıyor!

      Sil
  4. Emeğinize sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  5. Sanayileşme olmadan kadın hakları ve kadın özgürlüğü olmaz hocam. Bu bağlamda kadın istihdamında büyük rol olan bankacılık ve tekstil sektörlerinin can çekişmesi kadını toplumsal hayattan koparır ve başta maddi özgürlükleri olmak üzere her türlü gelişimini kısıtlar. Katılır mısınız?

    YanıtlaSil
  6. Üstad,

    Yazınızın 13. paragrafında "O takımın içinde öğretmen vardır." yazmışsınız ama; "öğretmenler yaz mevsimi boyunca yatarak maaş alıyorlar" diyenlere ne cevap vermemizi önerirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sende öğretmen ol yatarak maaş al de.

      Sil
    2. Her soruya cevap vermeye kalkarsak saçmalıklara çanak tutmuş oluruz. Gülün geçin.

      Sil
  7. Hocam Trump enflasyonun fitilini ateşledimi?

    YanıtlaSil
  8. Hocam Türkiye neden footbolda başarılı olamiyor. Oyuncuların çoğu Avrupa'da büyük kuluplerde. Biz vpleyboldski başarıyı nedenn footballda yaşayamiyoruz? Sorun hoca mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü rant var

      Sil
    2. Sorun mektep.

      Sil
    3. Bunu daha önce yazdım: Teknik konulara siyaset karıştığında başarısızlık kaçınılmaz oluyor. Voleybola siyaset karışmadığı için başarı var.

      Sil
  9. Adalet, eğitim, liyakat, laiklik, güvenlik, mülkiyet hakkı, düşünce özgürlüğü, sanat, bilim, kamu etiği, fırsat eşitliği ve kurumsal özerklik bileşik kaplar gibidir.
    Bu halkaların biri bile zayıf veya eksik kaldığında, sistemin bütünü basınç kaybeder. Bunların hepsi aynı zemin üzerinde yükselmediği sürece, sporda veya başka bir alanda elde edilen bu tür evrensel başarılar maalesef sürdürülebilir bir sistemin doğal sonucu değil, münferit ve istisnai parlamalar olarak kalmaya mahkûmdur.
    Cumhuriyet tam olarak bunu görmüştü: İlerlemenin tek bir alanda değil, ancak bütüncül bir toplumsal ve kurumsal kalkınmayla (bileşik kapların hepsini aynı seviyeye çıkararak) mümkün olacağını kavramıştı. Kaleminize sağlık.
    Bu arada birden aklıma geldi (nedense), bir rejimin cumhuriyet olarak adlandırılabilmesi için asgari hangi niteliklere sahip olması gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında niteliklere sahip olması gereken rejim cumhuriyet değil demokrasidir. Ama biz tarihsel gelişim içinde cumhuriyete demokrasi niteliklerini de yüklediğimiz için dünyadan farklı görüyoruz.

      Sil
    2. Laik cumhuriyet döneminde içki kumar ve zina dışında ekonomik bir gelişme olmadı.

      Sil
    3. Cumhuriyet sadece seçim yapmaktan ibaret bir mekanizma değil; aklı, bilimi, hukuku, liyakati, kadın-erkek eşitliğini ve bireyin özgürlüğünü temel alan bütüncül bir toplumsal ve kurumsal kalkınma projesidir.

      Sil
  10. Başarı övgüye layıktır, bizi gururlandırdılar. Bayrağımızı dalgalandırdı, İstiklal marşımızı tüm dünyaya dinlettiler. Türk kadınının başarasını herkese tekrar gösterdiler.

    Bizim lisanımız kem söze, mizacımız kem göze itibar vermez. Aksine de aşina değiliz zaten.

    Helal olsun 👏👏👏 filenin sultanlarına, Atatürk'ün şanlı kızlarına.💕

    YanıtlaSil
  11. Kardelen, kardelen, kardelen,…….bizler Onlarca milyonlarız. UmutsuLuk yok. NOKTA.

    YanıtlaSil
  12. Döviz çekmek için dev. şart mı, Mahfi bey

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dev.şart.

      Sil
    2. Hayır, an itibarıyla TL'ye yüksek faiz vererek bunu sağlıyoruz. Maliyeti topluma.

      Sil
  13. Bu yazınıza kocaman bir kalp bırakıyorum. Saygı ve selamlar.

    YanıtlaSil
  14. Hocam iktisat, kesattan mı gelir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Arapça Kasd'dan gelir. Kasd orta yol, ölçülü olmak anlamı taşır. Kasd'dan gelen iktisad terimi de ölçülü harcama, tutumluluk anlamına geliyor.

      Sil
  15. Kadın voleybolunun içine siyaset sirayet etmeyince bu şekilde şampiyonluklar da geliyor. Futbola yapılan bunca yatırımın karşılığında alınan sonuçlar geldiğimiz nokta iç açıcı değil. Farklı spor branşlarına da gereken önem verilmeli yatırımlar yapılmalı, gençlerimizi geleceğimizi spor yoluyla kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak tutmalıyız.

    YanıtlaSil
  16. Son yıllarda basketbolun durumunu bilmiyorum ama voleybola 2000'lı kolların basından beri ilgi var. Başarıyı tek nedene bağlı görmüyorum. Kadını her yerden kısıtlayacaksınız ama voleybol' da serbest bırakacaksınız yada kısıtlamayı unutacaksınız....

    YanıtlaSil
  17. İnsan hiçbir zaman olayın tamamaını göremez, gördüğü en iyi ihtimalle yarısıdır.

    YanıtlaSil
  18. Siyaset kirli yağan asit yağmurları gibi. Kim ondan korunur ve kendini kollarsa gelişiyor. Değdiği yeri ise çoraklaştırıp verimsizleştiriyor.

    YanıtlaSil
  19. Murat DAĞLIOĞLU27 Temmuz 2026 17:43

    Nice kardelenlerin filizlenmesi temennisiyle bu yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  20. Tespitleriniz çok iyi ama benim gözümden birkaç damla yaş getirdi.Annem de 1944 Çifteler Köy Enstitüsü mezunu bir kardelendi.Bizim ailemizi bir "Cumhuriyet Mucizesi" olarak nitelendiririm ben.Laikliğe ve Cumhuriyet'e çok şey (hatta herşey) borçluyuz.

    YanıtlaSil
  21. Yaşam tarzları vs. Her türlü çirkin saldırı ve eleştiriye ragmen ülkemizi en güzel şekilde temsil eden CUMHURİYETİMİZİN...kızlarını tebrik ediyorum.

    YanıtlaSil
  22. Hocam merkezin bekle-gör yaklaşımı da proaktif bir stratejinin parçası olabilir mi?

    YanıtlaSil
  23. Hocam, bu vesileyle kadınların çağdaş yaşama katılımı uğruna çalışmalarla yolumuzu aydınlatmış Türkan Saylan hocaya da selam edelim.

    YanıtlaSil
  24. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  25. Mahfi bey,

    Size temel bir sorum var.

    Yıllarca bürokratlık yaptığınız için bilirsiniz:

    Her türlü kuruma (kamu sektöründe veya özel sektörde, hiç farketmez) atanan "kayyum"ları (veya "kayyım"ları); denetleme yetkisi kimde, hangi kurumda?

    Dikkat ederseniz; herhangi bir yere "kayyum atama gerekçeleri" hakkında soru sormadım size.

    Atanan "kayyum"ların; atandıktan "sonra" işlerini doğru-dürüst yapıp / yapmadığını, kanuna & mevzuata uygun davranıp / davranmadığını denetleyen bir kurum var mı ülkemizde? Sorum budur size.

    ("Kayyum" ataması yapılan kurum; bir belediye de olabilir, bir dernek de olabilir, bir özel şirket de olabilir.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak yanıtını bilmiyorum ama mantığım atayan makamın denetlemesi gerektiğini söylüyor.

      Sil
  26. İktisat dersleri anlatılmaya başlanırken; ilk konu başlıkları arasında "azalan marjinal fayda" vardır.

    Acaba Mahfi bey toplum nezdinde bıkkınlık yaratmamak için, bu sebeple zamanla erozyona uğrayıp kaybolmamak için; sürekli iktisat içerikli yazılar yazmak yerine, bazen, ara-sıra iktisatla neredeyse hiç bağı olmayan konular hakkında da yazılar yazmayı tercih ediyor olabilir mi?

    Eğer 10 bardak su yan-yana dizilmişse; ilk 2 veya 3 bardak suyu içtikten sonra doygunluğa erişebiliriz, 4. bardak ve sonrasındakilerin faydası azalır.

    Eğer 100000 (yüz bin) iktisatçı yan-yana dizilmişse; ilk 2 veya 3 iktisatçının yazılarını okuduktan sonra doygunluğa erişebiliriz, 4. sıradaki iktisatçının ve sonrasındakilerin faydası azalır mı?

    Bu sorunun özü burada:

    https://iletisim.com.tr/kitap/hepsi-ayni-seyi-soyleyecekse-bu-kadar-cok-iktisatciya-ne-gerek-var/9693

    Mahfi bey'in cevabı nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sadece meraklı bir kişiyim. Çevremde ve uzak çevremde olup bitenleri merak eder onları mantığıma uygun biçimde açıklamaya çalışırım. Benim merak alanım iktisat ile sınırlı değil. Uzay araştırmalarını da, sporu da, sinemayı da merak eder ilgilenirim. Bazen bu merak ve ilgim beni o alanda uzman olacak kadar ileri götürür. Hitit tarihi böyle oldu benim için mesela. Voleybol da öyledir.
      Yalnızca uzmanlık alanıyla ilgilenen ve o konuda konuşan, yorum yapan birisi çok sıkıcı bir insan olurdu. O nedenle tavsiyem uzmanlığınız dışında da merak ettiğiniz alanlarda araştırma yapın.

      Sil
    2. Sn. Adsız 22.51 Bazı insanlar çok yönlüdür. Bu çok yönlülük deha derecesinde olabilir. Dahiler merak yüzünden dahi oluyor. Einstein de Max Planck'le sık sık keman piyano resitalleri veriyordu. Kimse ona niye keman çalıyorsun kemanın fizikle ne ilgisi var demedi. M.Yüksel

      Sil
  27. Tabii ki alınan sonuc uzun bir sürecin sonucu. Başarıda emeği geçenleri kutlarım*****.
    Milli takımda Türkçe'yi az bilen oyuncu ve antrenör olması bana garip geliyor, ayrı konu.
    Vargasa bu kadar ihtiyaç olmadan da aynı başarı elde edilebiliniyor olsa, bu kadar yorulmasa iyi olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vargas, Türk vatandaşı olmuştur ve bence tartışma konusu dışındadır. İtalyan Pasör çaprazı Antropova Rus asıllı, Brezilya'nın smaçörü Bergman Alman asıllı.
      Ayrıca yabancı antrenörler her yerde var. İtalya'nın antrenörü Arjantin asıllı, Kanada'nın antrenörü İtalyan, Polonya'nın antrenörü İtalyan. Bence bunlara takılmak doğru değil. Alkışlanması gereken şey Vargas'ı 16 yaşındayken keşfedip Türk vatandaşı yapabilmek.

      Sil
  28. Sayın üstadın duru ve derinlikli kaleminin mahsulü olarak çıkan bu analizden ; yüzeysel bir spor tebrik ve takdirinin yanısıra, elden edilen uluslararası başarı öyküsünün arka planında yatan …laik, seküler ve bilimsel eğitimin topluma sağladığı geniş alanın yansıması olduğu kanaatini taşıyorum. Cumhuriyet’in kurucu vizyonunun başarılarından birinin de , kadını yetkin & özgür & üreten bir birey haline getirmesinin doğal sonucu olarak spor alanlarında da zaferle bütünleşmesini birlikte yaşamaktır. Sayın Eğilmez’e teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Econ; 466.
      Kadınlarımız, Cumhuriyetin kendilerine sağladığı olanakları zirveye çıkarak kullanmayı başardılar.

      Sil
    2. Hocam baştan da bizim çocuklar şöyle böyle diyorlardı. Bir mağlubiyete satarlar.

      Sil
  29. Cumhuriyet devrimleri ulus devleti yaratma amaçlıdırda.
    Devrimlerle beraber zenginlikte yaratılabilmiş olsa yani bugün kişi başı milli gelir 50 bin dolar civarı olsa bugünkü bu rejime yönelik tehlikeler daha az olurdu...
    Türk milletinin ferdi olmak insanlara maalesef mutluluk getirmiyor...
    İnsan (irki anlamda Türk olmayanlar) soruyor;
    Türk Milletiyim ama 1 kilo et alamıyorum...
    Tatil yapamıyorum...
    Pasaportumun kıymeti yok...
    Fakirlikten bedbinim....
    Sindirilmişim...
    Yani Türk Milleti olmanın bir artısı yok olsamda olur olmasamda diyor...
    Sportif başarılar gerçekten çok önemli ve Türk Milleti samimi olarak mutlu oluyor ancak maalesef ekomik sosyal ve siyasal başarısızlık her şeyi gölgeliyor...
    Ulus cumhurşyetimizi tehlike içinde bırakıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki kadın voleyboldaki sistemi diğer alanlara da yaymak lazım.

      Sil
  30. Emperyalist güçlerin Türkiye'nin bu yükselişini hiçbir zaman kabullenememiştir. Atatürk ve Cumhuriyet'ten her fırsatta rövanş almak gayreti içinde olmuşlardır. Ama Atatürk öyle bir temel atmış ki bunun da yıkılmayacağını, sizin çok güzel anlattığınız gibi, işte bu kızlarımız dünya aleme gösterdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece emperyalist güçler olsa yine iyi. Asıl düşman içimizde.

      Sil
  31. Ya voleybolcu kızlarımızın kıyafetini eleştiren yobaz güruh ve ona Altaylı'nın verdiği efsane cevap! Bisiklet taytı giyen valiyi eleştiren chp'li vekil ! Dincilerden tiksinti duyuyorum. Hocam boşuna yazıyorsunuz, yazdığınız şeyler bu topluma 10 numara büyük. Yalansa yalan deyin. Sizin gibi düşünenler merhum Kırca'nın dediği gibi azınlık, oysa, oksijen israfı dinciler her zaman çoğunluk olarak var olmaya devam edecekler.. Onun için diyorum bu toplum asla adam olmaz. M.Yüksel

    YanıtlaSil
  32. Ne kadar güzel yazmışsınız hocam, dilinize ve kaleminize sağlık. Gün geçmiyor ki Atatürk'ün izinden giden kadınların gücü tüm dünyada kendini göstermesin. Yaş aldıkça, nasıl bir dahinin hayatımıza ve ülkemize dokunduğunu daha iyi anlıyorum. Elbette Kardelenler de bu ülkenin aydınlık yüzlerinden biri. Umarım ileride yalnızca eşitliği konuşacağımız güzel günleri görürüz. Türk gençliği de bunu fazlasıyla hak ediyor.

    YanıtlaSil
  33. Bu harika ve isabetli analiziniz için çok teşekkür ederim Mahfi bey. Beyninize ve elinize sağlık.
    Türk A Milli Kadın Voleybol takımımızı kutlar, başarılarının devamını dilerim.

    YanıtlaSil
  34. Maalesef bazı kamu kurunlarında 9 kadar liyakatsizlik var ki, "Removing only inside materials and windows can still release asbestos into the environment if those interior parts contain asbestos and break during the work. Key materials that may cause this include popcorn ceilings, old insulation, vinyl floor tiles, and plaster.Risks During RemovalBroken materials: Cutting, scraping, or breaking old walls and window caulking sends tiny dust into the air.Moving dust: Workers and open doors can carry this dust outside the building.Air spread: Wind can blow the loose dust to nearby yards or streets. " kaynak:ilo ilgili sayfaları. Mahfi Hocam Hazine ve Maliye Bakanlığı Destek Hizmetleri Başkanlığı ve Bakanlık yetkilileri suç işliyor ve aylardır biz Bakanlık personelini, Bilgi İşlem, Kamu Finansmanı, CFCU personelini içi ve chiller soğutması sökülen bina çevresinde aspeste, dünyada yasaklı halon gazı tehlikesine,yukarıdan malzeme düşmesi , yerde batıcı ve kesici malzemelere basarak yaralanma ve tetonoz tehlikesine ve diğer iş güvenliğine aykırı durumlara bizi maruz bırakıyor. Senelerdir bize bir bina ayarlayamadı Destek Hizmetleri Başkanlığı bu kadar beceriksizlik olmaz. Türkiye'nin en güzide yetenekli çalışanlarından bakanlık pers9nelini tehlikeye atıyorlar. Karotu aldıran Genel Müdür İngiltere'de ve bu sağlık ve iş güvenliği faciasından etkilenmiyor sağlığı bozulmuyor. Destek Hizmetleri Başkanlığı Yetkilileri ve digğer sorumlu Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri , Bakanlık İş Güvenliği Birimi hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Çalışma Bakanlığı iş müfettişleri ce yetkilileri hakkında da suç duyurusunda bulunuyorum hemen yan tarafta bu rezaleti görmelerine rağmen aylardır hiç bir faaliyetleri yok. Şantiyede insanları aylardır 1 seneye yakın çalışmak zorunda bıraktılar vaktinde bina ayarlamadıkları için belki de burada çalışan insanlar ciddi sağlık sorunları ile karşılasacaklar.

    YanıtlaSil
  35. Dikkatimi çekti. Mahfi Hoca'nın yazılarını yobazlar da okuyor. Okusunlar tabi, bir sakınca yok ama mümkünse saçma sapan yorum yazmasalar iyi olur. Zırvalama hürriyetine karşıyım.

    YanıtlaSil
  36. Hocam Selamlar, kendi kendime düşünüyorum; Bir milleti gerçekten güçlü yapan, madalyalar mıdır; yoksa o madalyaları mümkün kılan eğitim ve kurumlar mıdır? İskandinav ülkeleri eğitim, laiklik, kadın hakları ve kurumsallaşma açısından dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer alıyor. Buna rağmen kadın voleybolunda dünya çapında sürekli dominant değiller. İngiltere de benzer şekilde çok güçlü kurumlara sahip olmasına rağmen kadın voleybolunda öne çıkan bir ülke değil. Buna karşılık Brezilya, Sırbistan veya İtalya gibi ülkeler voleybolda çok başarılıdır; ancak bu başarıyı yalnızca eğitim sistemi veya siyasal rejimle açıklamak mümkün değildir. Spor kültürü, federasyon yönetimi, yatırım, popülerlik, oyuncu havuzu ve tarihsel birikim gibi birçok değişken devreye girer. Varsayalım kadın voleybolunda bu başarılar hiç yaşanmasaydı da, Cumhuriyet kazanımlarının hakkını vermeyecek miydik? Çünkü başarıyı değil, değerlerin kendi başına değer taşıyıp taşımadığına bakmalıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kadın Voleybolcularımız bize Cumhuriyet kazanımlarının ete kemiğe bürünmüş somut halini gösterdiği için çok değerli bir iş yaptılar. Kız çocuklarına artık sadece sözlü olarak değil göstererek somut örnekle kazanımları anlatabilmemize olanak sağladılar. Başarıları o nedenle çok değerli.

      Sil
  37. Laiklik ; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması değildir. Temeli itibarı ile zaten ayıramazsınız... olası gelen bu yorum insanları, dünyevi ve dinyevi diye ikiye ayırıp, siyasal ve sosyal alanda karşı karşıya getirmiştir.
    Laik bir Cumhuriyet olmasaydı ne olurdu ?
    Hanedana dayalı Saltanat devam ederdi.
    Her dine uygun fıkıh ve ruhbanizmle beraber Şeyhülislam makamı ve Hilafet devam ederdi.
    Ayrıcalıklar ve eşitlik ilkesi tamamen bozulurdu.
    Laiklik sadece bu tür dinsel ayrıcalıklarla ilgili olmayıp, her türden Ağalığın(Toprak, Fabrika, Banka v.b), halkın hak ve hukukuyla eşitlenebildiği bir alan açar.
    Uygulamalar göstermiştir ki ; Türkiye ne doğru ve ilkeli Cumhuriyete, ne de doğru ve anlaşılabilir Laikliğe sahip olamamıştır.
    Bugün bu çiçeklerin zorda olsa açmasının tek nedeni Laik Cumhuriyet değil, Liberal Kapitalizmin ; halka nefes abilsin diye boşluk bıraktığı alanlar, tepki almamak için kontrollü sosyalizm uygulamalarıdır.
    Halkın genel imanına göre, din soslu makarna....
    Kardelenleri yaşatmamak menfaatlerine uygun değildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laik Cumhuriyet olmasaydı da liberal kapitalizmin yarattığı boşlukta bu kadınlar bu kıyafetlerle çıkıp oynayabilir ve aynı sonucu alırlardı mı demek istiyorsunuz? Eğer böyle diyorsanız çok yanılıyorsunuz. Dünyada bizden başka kadınlarının böylesine öne çıktığı müslüman çoğunluklu bir ülke yok. Ama çoğunda (Endonzeya, Malezya, Cezayir, Fas, Tunus gibi) liberal kapitalizm sizin tanımladığınız boşlukları yaratmış durumda.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Son İki Günde Olanlar ve Ekonomiye Yansımaları

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri