Machiavelli'den Trump ve Erdoğan'a Realpolitik

Siyasal tarih yalnızca fikirlerin tarihi değildir. Aynı zamanda güç, çıkar ve strateji arayışının tarihidir. Devletler çoğu zaman adalet, özgürlük ve barış söylemini öne çıkarır. Buna karşılık karar anlarında belirleyici olan unsur çoğu kez güç dengeleri ve ulusal çıkarlardır. Bu nedenle Niccolò Machiavelli'den Henry Kissinger'a, oradan Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan'a uzanan çizgi, farklı dönemlerde aynı soruya verilen farklı cevapları gösterir: Devlet nasıl ayakta kalır?

Machiavelli bu soruyu 16’ncı yüzyılın İtalya'sında sordu. Ona göre hükümdarın ilk görevi devleti korumaktı. Bunun için zaman zaman sert kararlar alınması gerekebilirdi. Siyaseti ahlaki ilkelerden tamamen bağımsız görmüyordu; ancak devletin varlığını her şeyin önünde tutuyordu. Bu yaklaşım daha sonra gelişen siyasal realizmin temel taşlarından biri hâline geldi.

Henry Kissinger, benzer anlayışı modern uluslararası ilişkilere taşıdı. Ona göre devletler dostluk ya da düşmanlık üzerinden değil, çıkarları doğrultusunda hareket eder. Kalıcı olan ittifaklar değil, çıkarlardır. Çin ile kurduğu diplomatik ilişki, Sovyetler Birliği ile yürüttüğü yumuşama politikası ve Orta Doğu diplomasisi aynı anlayışın ürünüdür. Amaç, ideal bir düzen kurmak değil, güç dengesini korumaktır.

Donald Trump ise bu yaklaşımı farklı bir üslupla uyguladı. Dış politikayı çoğu zaman pazarlık mantığıyla ele aldı. NATO üyelerinden daha fazla savunma harcaması istemesi, ticaret savaşlarını bir baskı aracı olarak kullanması ve uluslararası anlaşmaları maliyet-fayda hesabıyla değerlendirmesi bu yaklaşımın örnekleri olarak görülebilir. Kissinger uzun vadeli stratejiye ağırlık verirken, Trump daha çok kısa vadeli sonuç almaya odaklandı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın dış politikası da son yıllarda büyük ölçüde ulusal çıkar ve stratejik özerklik ekseninde şekillendi. Türkiye, NATO üyeliğini sürdürürken Rusya ile enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. Avrupa Birliği ile müzakerelerini devam ettirirken Türk Devletleri Teşkilatı, Afrika ve Körfez ülkeleriyle bağlarını güçlendirmeye ağırlık verdi. Suriye, Libya, Karabağ ve Ukrayna-Rusya Savaşı gibi krizlerde farklı aktörlerle hem rekabet hem de iş birliği yürüttü. Destekleyenler bu yaklaşımı stratejik özerklik olarak tanımlarken, eleştirenler dış politikada öngörülebilirliğin azaldığını savunmaktadır.

Trump ile Erdoğan arasında dikkat çeken ortak noktalardan biri, zaman zaman öngörülemezliği bir müzakere aracı olarak kullanmalarıdır. Bu durum Machiavelli'nin bazı görüşlerini hatırlatmaktadır. Ancak Machiavelli yalnızca güçlü liderliği değil, güçlü kurumları da gerekli görüyordu. Bu nedenle günümüzde hem Trump hem de Erdoğan hakkında yapılan değerlendirmelerde, kişisel liderlik ile kurumsal yapı arasındaki dengenin yeterince korunup korunmadığı önemli tartışma başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

Uluslararası sistem yeniden çok kutuplu bir yapıya yöneliyor. Çin'in yükselişi, Rusya'nın jeopolitik hamleleri, enerji güvenliği, teknoloji rekabeti ve ekonomik korumacılık, güç siyasetini yeniden öne çıkarıyor. Görünen o ki devletler ideallerden söz etmeye devam edecek. Ancak kararlarını büyük ölçüde güç dengeleri ve ulusal çıkarlar belirlemeyi sürdürecek.

Beş yüz yıl önce Machiavelli'nin sorduğu soru bugün de geçerliliğini koruyor: Devlet nasıl ayakta kalır? Kissinger'ın cevabı güç dengesi oldu. Trump ulusal çıkarı öne çıkardı. Erdoğan ise stratejik özerklik arayışını benimsedi. Cevaplar farklı olabilir. Ancak görünen o ki uluslararası siyasetin değişmeyen gerçeği aynı: Güç, çıkar ve strateji hâlâ belirleyici olmayı sürdürüyor.

Yorumlar

  1. Hocam reel faiz artıya geçtimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL olarak değil ama kurdan dolayı dolara dönüşte zaten üç yıldır artıda, hem de çok ciddi artıda.

      Sil
    2. Bastırılmış Kur Gerçek Olarak Kabul Edilemez.

      Sil
    3. Niye kabul edilemezmiş. Döviz lirayı bastırırsa bu kabul edilebilir ama lira dövizi bastırırsa bu kabul edilemezmiş. Devir değişti Mehmet Bey!

      Sil
    4. Döviz de TL gibi müdahale ve aşırı faizle bastırılmışsa o da ölçü olarak kabul edilemez. Anlamazdan gelmeyin.

      Sil
    5. Dolar ve Euro bölgesinde işler iyi gitmiyorsa dövizin değer kazanması için de bir sebep yok demektir.

      Sil
    6. TLye karşı değer kazanmaya devam ettiklerine göre demek ki bizde işler çok daha kötü gidiyor.

      Sil
  2. Başkan Erdoğan, dostu Trump'la çok iyi anlaşıyor ve ikili ilişkileri çok iyi yönetiyor. İkisi beraber Türkiye'yi müreffeh ülkeler seviyesine çıkaracaktır bundan kuşkumuz olmasın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz hiç Amerika'nın bir ülkeyi karşılığını almadan müreffeh ülkeler seviyesine çıkardığını duydunuz mu?

      Sil
  3. Mahfi hocam pozitif faiz politikası 2027 2. Yarısında biter mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bırakın şu döviz faiz borsa hikayesini. Reel ekonomi takip edin!

      Sil
  4. Hocam Dolar/TL kurunda yıl sonu beklentiniz nedir?

    Ben şöyle analiz ediyorum:
    Bu yıl 6 ayda 9.10% yükseldi. Son 3 aydır ayda ~1.6% yükseliyor.
    2024 yılında 19.78%, 2025 yılında 21.5% olan yükselmiş.
    Son 3 sendedir de yılın son 4 ayında hep pozitif seyretmiş olmasına rağmen her yıl hız kesmiş ama bu sene seçim olasılığının sıkıştırması da söz konusu.
    Eğer bu sene sonuna doğru seçim olasılığı da artarsa hız kesmeden devam ederse ve 24% gibi yılı kapatırsa 53.3 TL olur diye tahmin ediyorum.
    Siz ne dersiniz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız 22:11, 49 ₺ çok düşük bir tahmin değil mi?

      Sil
  5. Size yemin ediyorum bir bakkal ülkeyi daha iyi yönetirdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortalık AVM kaynıyor ama sen hala bakkal döneminde kalmış gibisin!

      Sil
    2. Bakkallar olmasaydı AVMler olur muydu söyle hele.

      Sil
    3. Olmazdı. Seyyar satıcılar olmasaydı bakkallar olmazdı. Bakkallar olmasaydı marketler olmazdı. Marketler olmasaydı süpermarketler olmazdı. Süpermarketler olmasaydı hipermarketler olmazdı. Hipermarketler olmasaydı AVM'ler olmazdı. Bakkallar çok geride kaldı.

      Sil
  6. Liderin(Liderlerin) kişilik analizi yönünen beni bilgilendirdiniz Teşekkür ederim bundan sonra bakış acım bu yönde olacak SAYGILARIMLA

    YanıtlaSil
  7. Olup bitenleri anlayabiliyorum. Lakin Erdoğan'ın Trump'ın koluna girip gülerek yürümesini fazla abartılı buldum. Kendinizi İran'ın yerine koyun. Bu sahneyi gördüklerinde ne hissederlerdi? Daha birkaç ay önce Trump'ın emriyle liderlerine suikast yapılmıştı. Biz bu saldırıları resmi düzeyde kınamış olsak da emrin arkasında Netanyahu değil bizzat Trump olduğu için, onun adını açıkça zikrederek net bir duruş sergileyememiştik. İşte bu resmi kınamalara rağmen, sahadaki bu kol kola girme görüntüsü diplomatik söylemlerimizle tamamen çelişiyor. Batı kültüründe ve siyasi literatüründe yan yana kola girerek yürümek (arm-in-arm), tam bir ittifak, sarsılmaz bir ortaklık ve omuz omuza hareket etme anlamına gelir. Üstelik Trump mesafesini ve şeklini hiç bozmazken, Erdoğan'ın aktif bir şekilde onun kolunu kavraması durumu daha da sorunlu kılıyor. Çünkü Amerikan diplomatik kodlarında bu hamle, karşı tarafa yaslanma, himaye arayışı ve tam bir bağlılık gösterme gayreti olarak okunur. Trump'ın koluna girmeye gerek var mıydı? Bazen sözleriniz değil, tavrınız her şeyi anlatır. Bu aşırı samimi görüntü, (mezhep fark etmeksizin) İslam dünyasının bir kesimini fazlasıyla rahatsız etti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD Başkanı çıkarı olmadan kimsenin koluna girerek yürümez.

      Sil
  8. Hocam, Erdoğan ile Trump'ın Oval Ofis benzeri bir ortamda, basının önünde gerçekleştirdiği görüşmede dikkat çekici bir diyalog yaşandı. Trump, Erdoğan'ı överken Rahip Brunson'un serbest bırakılmasını bizzat talep ettiğini ve Erdoğan'ın da bu doğrultuda Brunson'ı bıraktığını ifade etti. Şimdi bu durumda Türkiye'deki yargı sistemi ne kadar bağımsız olabiliyor? Trump'ın bu açık itirafı, Türkiye'deki siyasilerin yargıya karışabildiğinin resmi bir kanıtı olmuş olmuyor mu? Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesi; hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremeyeceğini açıkça hükme bağlar. Normal şartlar altında hukukun üstünlüğünün ve kuvvetler ayrılığının geçerli olduğu, yargının tam anlamıyla bağımsız olduğu bir ülkede, Trump'ın açıklamalarından sonra bu konunun yargı tarafından derinlemesine araştırılması ve hukuki bir sürece taşınması gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Trump, bizim yıllarca bildiğimiz, tanık olduğumuz bir durumu dile getirdi. Demokrasiyi ve hukuku o kadar umursamıyor ki bunu saklamaya bile gerek görmüyor. Bizimkiler de aslında bir suçlama olan bu dil sürçmesini memnuniyetle karşılıyor.

      Sil
  9. Size tek sorum var:

    Trump'la başedebilmek herkesin harcı değil; Erdoğan, Trump'ı kuşatıp onu kontrol altında tutabiliyor. NATO Zirvesi'nde buna siz de şahit oldunuz. Özel, İmamoğlu, Yavaş, veya bir başkası, Trump'ı asla dizginleyemezdi; ama Erdoğan, Trump'ı dizginleyebildi. (Örnek: Trump, İspanya'yı yerin dibine gömerken; Erdoğan, İspanya'nın kıymetli bir ülke olduğunu söyleyerek, Trump'ın daha fazla köpürmesini dizginledi.)

    Özgür Özel'in, Ekrem İmamoğlu'nun, Mansur Yavaş'ın, veya bunlara benzer diğer siyasetçilerin; Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasî kalibresine yaklaşacak tecrübesi var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bakış açınızı ve kalibre ölçünüzü bir kez daha kontrol edin. O zaman kontrol ediyor gibi görünenlerin kontrol ediliyor olduğu gerçeğini göreceksiniz.

      Sil
    2. Adsız12 Temmuz 2026 10:44 .. Gözünün içine baka baka, Rahip Brunson Türkiye de 30 yıl hapse mahkum edilmişti, Ben istedim ve aldım, (yani türk hukukuda adaletide bana vız gelir benim ayaklarımın altındadır) diyen bir adamın sırıtmayı, Aptal olma, sert çocuk olma, akıllı ol diye mektup yollayan, Filistin de İsraile destek yetmemiş, İrana da saldırmış bir Trump hazretlerini mi dizginlemiş Reis, burdan bakınca bana tam tersiymiş gibi geliyor.. Kim kimi kontrol altında tutuyor acaba??

      Sil
  10. Mahfi bey birkaç haftadır nedense "ekonomi içerikli" yazılarından epey uzaklaştı.

    Hatırlatayım:

    "İthalatta ek gümrük vergileri artırıldı!"

    • Oyuncaklarda yüzde 25,

    • Soğutma sistemleri ve buzdolabı parçalarıda yüzde 15–30,

    • LED aydınlatma ürünlerinde yüzde 10–20,

    • Kablo ve elektrik bağlantı ekipmanlarında yüzde 5–15,

    • Plastik ve kauçuk mamullerinde yüzde 5–15,

    • Lityum akümülatörlerde yüzde 15–30,

    • Dış mekân lastiklerinde yüzde 15–30,

    • El aletlerinde yüzde 15–30,

    • Makine ve sanayi ekipmanlarında yüzde 0–30,

    • "Kâğıt ve kâğıt ürünleri"nde ürüne göre değişen oranlar ile, "bakır tel ve bazı metal ürünleri"nde yine ürüne göre değişen oranlarda artış yapıldı.

    https://www.bloomberght.com/ithalat-rejimi-ve-ilave-gumruk-vergisinde-ara-duzenleme-3782631

    SORU ŞU:

    Gümrük vergilerinin arttırılması:

    • İthalat yapan şirketlerin, Türkiye'deki son kullanıcıya sundukları "nihaî satış fiyatına zam yapmaları"na yol açar mı?

    • Hâlihazırda yüksek olan enflasyonu, daha da yükseltir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Haklısınız. Neredeyse 30 yıldır aşağı yukarı aynı şeyleri söylemekten ve aynı hatalara dikkat çekmekten usandım. Artık yazmayacağım demiyorum ama ekonomi tek başına bir şey ifade etmiyor. O nedenle diğer konulardaki hatalara da dikkat çekmeye çalışıyorum.
      2. Sorunuza gelince: Evet zamlara yol açacaktır. En az vergi tutarı kadar fiyat artışı olabilir. Bu da enflasyona olumsuz etki yapar kuşkusuz.

      Sil
  11. İktidar nasıl ayakta kalır ? 1215 yılında Kral John ile dönemin sermaye sahipleri arasında imzalanan Magna Carta sözleşmesi ile “ hepsini sen yeme birlikte paylaşarak yiyelim “ ana fikri ile güç, çıkar ve strateji arayışı bugünlere gelmiştir . Kişiler değişmiş ama birlikte paylaşarak yiyelim fikri değişmemiştir .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir tespit. Zamanla o birlikte yemek daha sofistike hale gelmiş ve herkesin yargı karşısında eşitliğine dönüşmüştür.

      Sil
    2. Yargı karşısında eşitlik " özgür insanlar için " geçerlidir. " özgür insanın " kim olduğu hala belirsizdir . Özgür olmayan insanlar için bu haklar geçersizdir . Bu tanımlar İngiltere için geçerlidir . Başka ülkeler için geçerli olup olmadığı konusunu bilmiyorum . Sadece 18. yüzyılda Kralın gücüne karşı değirmencinin "Berlin'de hâkimler var!" sözünü biliyorum . Magna Carta’nın 39. maddesi, fermanın içerisindeki en ünlü, en önemli ve günümüz evrensel hukuk sisteminin temel taşını oluşturan maddedir. "Özgür hiç kimse kendi benzerleri (akranları) tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.
      1. Adil Yargılanma ve Hak Arama Özgürlüğü
      2. 2. Jüri Sisteminin Doğuşu
      3. Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi
      4. Mülkiyet Hakkının Korunması
      39. madde, getirdiği evrensel insan hakları ilkeleriyle bugün hâlâ modern demokrasilerin anayasalarında yaşamaya devam etmektedir. Ancak Magna Carta madde 39 da açıklandığı üzere sadece " özgür insanlar " için geçerlidir .

      Sil
    3. İnsanın doğasında olan şeyleri güç çıkar ve stratejiyi komplo teorisi gibi yansıtınca insan kendisini bilgiç zannediyor herhalde!

      Sil
    4. Magna Carta 1215 yılına ait yani ortaçağda kabul edilmiş bir yasa. O dönemde İngiltere'de Lordlara bağlı olarak çalışan bir çeşit yarı köle konumunda serfler var. Serfler, bazı haklara sahip olsalar da özgür insanlar kadar hak sahibi değiller. O nedenle Magna Carta'da bu ayrım yapılmış. Bugün artık serflik, kölelik kalmadığı için Magna Carta herkesi kapsıyor. Ve sanıldığının ve okullarda anlatıldığının aksine İngiltere'nin yazılı Anayasası yok diye bir durum söz konusu değil. Magna Carta İngiltere'nin yazılı anayasasıdır. Aradan geçen onca yılda birçok yasa çıkmış (Bill of Rights) ve İngiltere Yüksek Mahkemesi birçk içtihat çıkarmıştır. Bütün bunlar İngiltere'nin anayasasını oluşturur.

      Sil
  12. Liderler servetlerine servet katıyor, ülke ise fakirlesiyor. Adı da ulke çıkarlarına göre yönetim mi oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun iyi tarafıda bu,sonunda herkes milyoner olur.

      Sil
  13. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  14. Hocam ben neden insanların davranışlarından utanıyorum ama onlar bunu yaparken utanmıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzun net yanıtını ben de bilmiyorum ama ben de aynen sizin gibi başkaları adına utanmaktan hem yoruluyor hem de sıkılıyorum. Sanıyorum bu yetişme tarzıyla ilgili bir şey. Ailesinden iyi terbiye almış insanlar başkalarının yaptığı yolsuzluk, ahlaksızlık ve usulsüzlüğe onlar adına utanıyorlar. Eskiden böyle insan sayısı çoktu şimdi tam tersine bırakın başkası adına utanmayı onun yaptığını yapmanın planlarını yapan insanlarla doldu taştı etraf. Sanırım tüketimi, gösterişi özendiren köşe dönmeciliği bir marifet haline getiren ekonomik sistemin de bunda büyük katkısı var. Bir de nüfus artışı tabii.

      Sil
  15. Liderlerin kimliği ve devletin kurumsal yapısı ?soru şu eğer liderin kimliği ile olgun birikimli kurumsal akılın sinerjisi sözkonusu ise trumpın tüccar gibi yaklaşımı çok hızlı pozisyon değiştirmeleri aslında abd nin devlet aklına hizmet ediyor olabilir trump geldiğinden beri gümrük tarifeleri ile ,nato üyelerine abd nin savunma harcama yükünü dagıtması venezuela da -(muhtemelen maduro-abd anlaşması ile kendi istegi ile yatagından ailecek kaldırılması sayesinde )petrol rezervlerini yani petrodoları tahkim etmesi kanada meksikayı faydalanan taraftan zarar gören tarafa itmesi degerli maden yatagı olan ülkelere güzellikle yada zorla el koyması sırası gelen ancak uzun zamanda halledeceği iran için başlangıç yapması böylece ortadoguya size nato şemsiyesi ve silah lazım demesi için iran işini kontrollu olarak zamana yayması bu arada denk getirdiğinde kübayı düşürecek olması meksika pardon amerika körfezini tam kontrol etmesi
    İle bahçesindeki siyasi ekonomik düzenlemeyi yapmış oldu Bilahare ukraynayı avrupanın sırtında kambur yapıp rusyayı meşgul edip yordu ta ki rusya pes edip çin ile ittifakını gevşetene kadar buna devam edecek ,kuzey-güne-orta amerika düzenlemesi bitmek üzere ab ye ayar çekildi ortadogu ve ab yi enerji ile baglarken rusyayı enerji pazarında müşterisiz bırakıyor körfezin enerjisi boru hatları ile kıbrıs yunanistan üzerinden avrupa kıtasına ulaştırılacak hazar-akdeniz ekonomi havzası için sadece bizim kürt açılımımız federatif yeni anayasa ile belki 2. Cumhuriyete geçişimiz le zaten hazır olan ermenistan azerbaycan gürcistan gibi kafkasya eklemlenecek geriye iranda bu denklemi uygun görecek liderlerin işbaşına gelecegi rejim değişikligi kalıyor bu süreç ve ukrayna rusya davaşının sona ermesi ile hazar-karadeniz-akdeniz ve umman deniziyani 4 denizde sular sakinleşip ticaret uluslararası sermaye kontrolunda büyütülecek böylece ortadoguda düzenlendikten sonra sıra çin yani uzakdoguya gelecek trumpın bir dönem daha seçilmesi abd derin devletinin bu projeyi benimseyip tamamlamak istediğinin belirtisi olacaktır.Trumpın düzen kıruculugu şahsi karakterinden olmayıp kurumsal yapıdandır bazı dominant liderlerde ise şahsi özellikler ya kurumsal akılla uyumlu değildir ya da kurumsal akıl bazı ülkelerde yeterince olgun ve faydalı değildir
    Sonuç donanımlı olmayan liderlerin hazırlıklı olgun danışmanları kurumları varsa liderin yetersizliğinin oluşturacağı negativite minimale indirilebilir ama hem lider hem de kurumlar ergin donanımlı degilse devlet ayakta tutmak ilerletmek oldukça zordur
    Saygılarımı sunar esenlikler dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. İşte bun un için güçler ayrımı önemli. Aksi takdirde kararı alan, uygulayan, denetleyen hep aynı kişi olduğunda bugünkü durum ortaya çıkıyor.

      Sil
  16. Hocam eline saglık...benim kafamı kemiren tek bir soru var...dünya ne ara bu kadar yozlaştı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım burada dönüm noktası sermaye hareketlerinin serbest kalması oldu. Para öylesine bir hükümdar haline geldi ki tek güç o oldu. Ondan sonra yozlaşma aldı yürüdü.

      Sil
  17. Büyük fonların şirketlerin devletler ve yönetiçilerinin üzerinde söz sahibi olması gibi mi?..elon musk ve trump gibi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok doğru ama tersi de doğru devletin ve yöneticilerinin şirketler üzerinde söz sahibi olması da aynı şey.

      Sil
    2. Sizin dedğinizde çok dogru.

      Sil
  18. Hocam, sizin piyasa yorumlarınızın en değerli olan kismi 6-7 ay öncesinden, 6-7 ay sonrasına dair yaptığınız gerçekçi yorumlar ve çıkarımlar. Su an icinde bulunduğumuz Tr ekonomisi icin faiz indirimi beklentisi var ve fakat abd İran hala buyuk bir muamma. Sizin TR adına faiz indirimi beklentiniz var mi varsa ne zaman icin? Bir de sizce olasi faiz indirimleri bankalardaki kredi faizlerinin asagi yönlü hareketine ayni oranda etki edecek mi yoksa biz yine enflasyonla mücadeleye devam ve bu nedenle görünüşte indi denilen faiz reelde ayni oranlarla mi 2027 ye gireceğiz

    YanıtlaSil
  19. Çok güzel bir yerden vurmuş yazınız. Bizim insanımız ülkelere "dostumuz" diye bakıyor...halbuki dostluk yok ülke ve bazı durumlarda liderlerin kişisel çıkarları var. "Dost" lafı halkı uyutmak için kullanılan bir sıfattan ibarettir. Ayrıca ABDnin çıkarları olmazsa "dost" olmaz. Bunu görmek için yakın tarih bilmek lazım; ABDnin dostları Saddam, İran Şahı Reza Pehlevi, Hosni Mubarak ABD tarafından kötü bir şekilde yerlerinden edildi ya da idam edildi...onların yerine işlerine gelen rejimleri getirdiler, ya da ülkelerin karışmasına ve zayıflamasına sebep oldular...tabii "dost" olmadıklarına da bu muameleyi yaptılar; Esad, Kaddafi, vb. Onun için Atatürk ve İnönü gibi liderler gibi emperyalist devletlere karşı güçlü durmak önemlidir. AÇ

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma