Türkiye Ekonomisinin Sorunları ve Çözüm Yolları

Türkiye ekonomisi son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon, baskılanmış döviz kuru, artan yaşam maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler hem yurttaşların hem de işletmelerin ekonomik kararlarını doğrudan etkiliyor.

Ekonomiyi değerlendirirken yalnızca büyümeye bakmak yeterli olmaz. Bir ekonominin gerçek performansı; vatandaşın alım gücü, gelir dağılımı, işletmelerin yatırım yapabilme kapasitesi, gençlerin istihdam beklentileri ve uluslararası yatırımcıların ülkeye duyduğu güven gibi birçok unsurla birlikte değerlendirilmelidir.

Bugün Türkiye ekonomisinin temel sorunu, kısa vadeli ekonomik dengeler ile uzun vadeli yapısal ihtiyaçlar arasındaki dengeyi kurabilmektir.

Enflasyon: Ekonominin En Büyük Sorunu

Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi yüksek enflasyondur. Enflasyon bütün çabalara karşın hâlâ yüksek düzeyde kalmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon özellikle sabit gelirli kesimler üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Maaş artışları kısa sürede etkisini kaybederken, hane halklarının satın alma gücü azalıyor. Bunun yanında tasarruf yapmak zorlaşıyor ve geleceğe yönelik ekonomik beklentiler zayıflıyor.

Enflasyonla mücadelede en önemli araçlardan biri faiz politikasıdır. Yüksek faiz, kredi kullanımını ve iç talebi azaltarak fiyat artışlarını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ancak yüksek faiz politikasının ekonomik maliyetleri de bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için finansmana erişim zorlaşırken, yatırım kararları ertelenebiliyor. Konut, otomotiv ve dayanıklı tüketim sektörlerinde kredi maliyetleri nedeniyle talepte yavaşlama görülebiliyor.

Enflasyon sorunu Türkiye gibi ekonomik, hukuki ve kurumsal sorunları olan ülkelerde yalnızca para ve/veya maliye politikasıyla çözülemez. İnsanların geleceğe ilişkin beklentilerini olumlu hale getirecek sosyal ve siyasal yapısal reformların bu politikalara mutlaka eşlik etmesi gerekir.  

Döviz Kuru: Ekonominin Kırılgan Noktalarından Biri

Türkiye ekonomisinde döviz kuru, fiyat istikrarı açısından kritik bir role sahip bulunuyor. Türkiye'nin üretimde kullandığı enerji, hammadde ve ara mallarının önemli bölümünün ithal edilmesi, kur hareketlerinin doğrudan maliyetlere yansımasına neden oluyor.

Döviz kurunda kalıcı istikrar sağlamak için yüksek faiz aracılığıyla kur baskılaması yapmak ancak geçici çözümler sağlayabilir. Kalıcı sonuçlar alabilmek için enflasyonu ve onunla birlikte faizleri ve riskleri düşürmek, güven ortamını oluşturmak gerekir. Ancak bu yolla kalıcı döviz girişi sağlanabilir, dolarizasyon sorunu çözülebilir ve borçlanmanın yerini doğrudan yabancı sermaye yatırımları alabilir.

Büyüme Var, Ancak Kalitesi Önemli

Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor. Büyümeyi sağlamak önemli olsa da ekonomik büyümenin nasıl gerçekleştiği, büyüme oranı kadar önemlidir.

Tüketime dayalı büyüme modelleri kısa vadede ekonomik hareketlilik sağlayabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir olmayabilir. Kalıcı refah artışı için büyümenin; üretim, teknoloji, ihracat, verimlilik, yüksek katma değerli yatırımlar üzerinden gerçekleşmesi gerekiyor.

Türkiye'nin genç nüfusu ve güçlü girişimcilik kapasitesi önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajların ekonomik değere dönüşebilmesi için üretim yapısının daha teknoloji odaklı hâle getirilmesi gerekiyor. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için eğitim, teknoloji, altyapı ve Ar-Ge yatırımları ekonomik büyümenin temel destekleyicileri olmalıdır. Türkiye'nin gelecekte rekabet gücünü artırabilmesi için yüksek teknoloji üretimine yönelmesi, dijital dönüşüm, yapay zekâ, ileri sanayi teknolojileri ve yeşil dönüşüm alanlarında yatırımlarını artırması gerekmektedir.

Teşvik sistemi, küresel ölçekte rekabet edebilecek yüksek katma değerli ürünlere yöneltilmeli; uzun vadeli hedef ise güçlü ve uluslararası markalar yaratmak olmalıdır.

Cari Açık ve Dışa Bağımlılık Sorunu

Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri de cari açıktır. Özellikle enerji ve ara malı ithalatına olan bağımlılık, ekonomik büyüme dönemlerinde dış finansman ihtiyacını artırabiliyor.

Cari açığın azaltılması için yalnızca ithalatı sınırlamak yeterli değildir. Asıl hedef; daha fazla katma değerli ihracat yapmak, yerli üretim kapasitesini artırmak, enerji bağımlılığını azaltmak, teknoloji yatırımlarını geliştirmek olmalıdır.

Üretim zincirinde daha güçlü bir konuma gelmek, hem döviz ihtiyacını azaltacak hem de ekonomik dayanıklılığı artıracaktır.

Gelir Dağılımı ve Alım Gücü

Ekonomik büyümenin toplumun tamamına yansıması büyük önem taşır. Son yıllarda yüksek enflasyonun etkisiyle özellikle sabit gelirli vatandaşların alım gücü üzerinde ciddi baskı oluştu.

Ekonomik politikaların asıl olarak kapsayıcı büyümeyi hedeflemesi gerekiyor. Bunun için; daha dengeli vergi politikaları, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, nitelikli istihdamın artırılması, eğitim yatırımlarının güçlendirilmesi önemli araçlar arasında yer alıyor.

Sonuç

Sonuç olarak Türkiye'nin ekonomik sorunları yalnızca para politikası ve/veya maliye politikasıyla çözülebilecek kadar basit değildir. Kalıcı başarı; fiyat istikrarını sağlayan, üretimi teşvik eden ve hukuki güveni güçlendiren ekonomik politikaların, sosyal ve siyasal yapısal reformlarla desteklenmesiyle mümkün olacaktır.

Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfus, girişimcilik potansiyeli ve sanayi altyapısı doğru politikalarla önemli bir avantaja dönüşebilir. Bu potansiyelin üretim, teknoloji ve verimlilik odaklı politikalarla değerlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahın artırılması açısından kritik önem taşımaktadır. 

Yorumlar

  1. Baskılanmış döviz kurundan sorunsuz bir şekilde çıkma ihtimali var mı? Yoksa öyle veya böyle döviz kurunda patlama yaşayacak mıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var ama süre uzadıkça çıkış zorlaşıyor.

      Sil
  2. SAYIN MAHFİ EĞİLMEZ'İN DİKKATİNE:

    Türkiye'de eğer "4000 dolar" kazanabiliyorsan;
    Ev alamıyorsun.
    Araba alamıyorsun.

    "Belçikalı" ise, yarısını kazanıp ikisini de alıyor!

    Ama diyelim ki aynı parayı kazanıyorlar.
    Karı & koca, ikisi de memur.
    İkisi de aylık "4000 dolar" civarda.

    Bakalım ne oluyor:

    • Belçika'da ortalama ev:
    €280000 (iki yüz seksen bin euro)
    • Yıllık mortgage faizi: %3.5
    • Vade: "30 yıl"
    • Ödeyeceğiniz kredinin aylık taksidi:
    €1005 (bin beş euro)

    Sonuç:
    Belçika'daki ortalama bir ailenin toplam gelirinin "%25"i
    _____________________________

    • Türkiye'de ortalama ev: 5 milyon TL
    • Konut kredisi faizi: %36 (Dünya birincisi!)
    • Vade: "10 yıl"
    • Ödeyeceğiniz kredinin aylık taksidi:
    123500 TL (yüz yirmi üç bin beş yüz lira)

    O da, eğer Türkiye'deki banka kredi verirse (ki vermez!)

    Sonuç:
    Türkiye'deki ortalama bir ailenin toplam gelirinin "%66"sı !!!
    _____________________________

    Bu hesabı otomotive yap, aynı!
    Cep telefonuna yap, aynı!
    Beyaz eşyaya yap, aynı!
    Neye yorarsan yor! Sonuç değişMİyor!

    Üstüne Avrupalının çoğu, "özel sağlık sigortası" ödemiyor.
    "Özel okul masrafı" yapmıyor.

    Ve bu sadece "Belçika"da değil;
    Üç aşağı beş yukarı "tüm Batı Avrupa"da böyle!

    Sorun; sadece para kazanmak değil.

    Sorun; her ürünün içine gömülmüş vergi, yüksek faiz ve tabii ki enflasyon!

    Maaşlar artsa bile satın alma gücü artMIyor!

    Vergi "yüzdelik",
    Faiz "yapısal",
    Enflasyon "nominal artış"ı yiyor!

    Döviz baskılandığı için bazı maaşlar kâğıt üzerinde benzer gözükür; peki ya "alım gücü" ???!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuç: Belçikalılar bizi kıskanıyor.

      Sil
    2. Enflasyon kültürel bir olgudur. Politik değildir.

      Ay sonu kirasını ödeyemeyipte altında lüks arabası olan onlarca tanıdığım var.

      Sadece mal alım satımı değil, İkili ilişkilerde bile böyle..

      Evli olduğu halde ya da kız arkadaşı olduğu halde yüzlerce kadına yazan adamlar tanıyorum.

      Hem üstten hem alttan doymuyorlar.

      Hiperaktiflik var. Konstantre olamıyorlar. Sürekli kafaları başka yerde. Onun için kimse işini de düzgün yapamıyor.

      Bu konsantrasyon eksikliği ve hiperaktivite sebebiyle, batılılar kadar bilim adamı ve sanat adamı çıkaramıyoruz.

      Ama sporda fena değiliz. Çünkü hiperaktivite sporda işe yarar.

      Devlet bu topluma ne yapsın ? Devletin işi zor..

      Sil
    3. Hocam enflasyon düzelse de alım gücü düzülmez mi dediydiniz

      Sil
    4. Batı Avrupa ülkelerini mesele etmezseniz sorun kalmaz.

      Sil
    5. Adsız26 Temmuz 2026 14:51 ne saçma tespitler yahu sporda fena değilmişiz gördük son turnuvada ne denli rezil durumda olduğumuzu batılılar gibi bilim adamı ve sanatçı yetiştiremiyoruz doğru çünkü onları yetiştirecek batılı kurumlarımız yok devlet devlet olacak bu toplumu adam edip modernleştirecek yada yok olacak doğum oranlarından görüldüğü üzre

      Sil
    6. Eğer bizde batı avrupa ülkesi olsaydık bu karşılaştırmanın bir anlamı olurdu.

      Sil
    7. Siz spor olarak sanırım sadece futbolu alıyorsunuz. Bakın kadın voleybol takımımız Dünya Uluslar Liginde şampiyon oldu. Hem de ikinci kez. Kadın voleybol ve kadın basketbol takımlarımızın sayısız Avrupa şampiyonlukları var. Teknik konulara siyasetin girmemesi lazım. Girmediğinde voleyboldaki gibi başarı geliyor, girdiğinde futboldaki durum ortaya çıkıyor.

      Sil
  3. Yazınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Hocam tekrara düşmüşsünüz.

    YanıtlaSil
  5. Challenge the Status Quo26 Temmuz 2026 10:31

    Hocam ben 29 yaşında bir Türk genciyim (sonuçta büyüklerime göre hala daha bir çocuğum). Yalnız ülke günden güne kötüleşirken benim olduğum yerde oturmam benim ağırıma gidiyor. Ben ülkede aktif rol almak için ne gibi şeyler yapabilirim? Atatürk, okulda iken bile gazete çıkarmış ama ben sadece evde oturuyorum. Sosyal medyayı en azından insanları bilinçlendirmek için kullanabilirim diye düşünüyorum ama nasıl yapabileceğim konusunda yardıma ihtiyacım var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgilendiğiniz konularda kendinize yazılar yazın. Bu sizi he düşünme, hem analiz yapma hem de yazma konularında geliştirecektir.

      Sil
    2. Challenge the Status Quo27 Temmuz 2026 09:20

      Teşekkür ederim Mahfi hocam. Elimden geldiğince yazmaya gayret ediyorum ama bunu topluma açık şekilde yapmaya cesaret edemiyorum (daha önce dememiştim ama yarım yamalak kalmıştı).

      Sil
  6. 21. y.y.'da başta ekonomi olmak üzere hemen her alanda sosyal darwinizm deneyimliyoruz. yüksek enflasyon, baskılanmış kur, yüksek faiz deneyi bittiğinde tüm bu politikalara karşı pozisyonunu koruyabilen veya daha da iyileştirebilen bazı şirketler, kurumlar, bireyler ekonomik açıdan süreçten güçlenerek ve daha yüksek dirayetli olarak çıkacaklardır. büyük çoğunluk için ekonomi açısından seleksiyon ve eleme olsa da böyle büyük bir deney sonrası kalanlar nitekim yeni bir ekonomik yön oluşturabilirler.
    diğer taraftan haklı olanların hukuk önünde üstünlüğü yerine, güçlü olanın ve gücü elinde tutanların her alandaki üstünlüğü düzeninden kurtulunca nasıl bir topluma evrileceğiz?
    insani açıdan daha dayanıklı, becerikli bir toplum çıkar mı, göreceğiz. misal, basit bir trafik tartışmasında bile konuya muhattap iki tarafın da kendini mutlak haklı gördüğü, karşısındaki kişinin yaşam hakkı başta olmak üzere tüm haklarını hiçe saydığı, hele ki bu davranışlara sebep özgüvenini de üstünlerin hukukuna dayandırdığı bir fecaat nereye evrilecek?

    YanıtlaSil
  7. Karmaşık sorunlara basit çözümler getirme alışkanlığını terk etmek bir dönüm noktası olabilir ülke açısından. Bunun için de zihniyet devrimi gerekir.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında sorunlar basit biz karmaşık hale getiriyoruz ve o nedenle de çözüm de karmaşık gibi görünüyor.

      Sil
    2. Ekonomik sorunlar basit olamaz. Sonuçta milyon insanın çevirmeye çalıştığı bir carktan bahsediyoruz!

      Sil
    3. Ekonomik sorunlar basittir. Enflasyon mesela fiyatların sürekli artmasıdır. Nedenleri bellidir. Ya para arzı yüksektir veya kurlar hızlı artıyordur ya da insanlar gelecekle ilgili karamsardır. Çözümü de bellidir. İnsanların karamsarlığını giderecek yapısal reformlara başlamak, faizi artırarak tüketimi frenlemek. Seçim kaybederiz korkusuyla faizi gerektiği kadar artırmazsanız ya da faizi artırıp yapısal reformlara girişmezseniz enflasyonu çözemezsiniz. Meseleyi karmaşıklaştıran şey oy kaygısıyla ekonomi politikasının bağdaşmamasıdır. Oy kaygısını kenara koyduğunuz anda çözüm basittir.

      Sil
  8. hocam yazınız ıcın cok tesekkurler.krıtık noktakara degınıp olması gereken seylerden bahsetmıssınız..dovız baskılaması sona erecek devam ettırelemez oldugunu hepımız bılıyor gıbıyız..hangı noktalarda bu baskının azalacagını serbest hale gelecegını bır kac senaryo ornegı vererek acıklayabılır mısınız?ornegın turkıyenın savasa daha fazla yaklasması veya her ıldekı sılahlı saldırıların artması bunu tetıkleyebılır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu döviz meselesi 40 kere yazıldı,seçime kadar kademeli artış kontrollü sürecek seçim sonrasıda artacağı kadar artacak.

      Sil
  9. Elinize sağlık hocam. Sayfanızı yeni keşfeden bir İşletme öğrencisiyim severek okuyorum yazılarınızı.

    YanıtlaSil
  10. hocam uzun zamandır yazmıyordunuz,bir sorun yoktur umarım,sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. Bende ek olarak Türkiye'de üretim ve turizm köyleri oluşturulması taraftarıyım. Mevcut köy yapısı artık yaşlı nufüsun ikametgahından ileri gidemiyor. Kalkınma ajansları aracılığıyla Devlet destekli modern yapıda ev, ahırlar inşaa edilmeli, modern tarım teknik ve techizatlarıyla planlı tarım ve hayvancılık faaliyetleri artık gerçekleştirilmeli. Kadın kooperatifleri köy üretimi ve istihdamında güzel sonuç veriyor ama yeterli değil. Köylerde genç nüfus arttırılmalı.
    Turizm köyleri oluşturulmalı mesala.
    Evet sanayi önemli ama tarım ve turizm de fazla geride kalmamalı.

    YanıtlaSil
  12. Yapısal reformlar olmadan piyasa ekonomisi refah üretemiyorsa ve bu reformlar da yapılmıyorsa ne yapılmalıdır? Aydınlanmış zihinlerden oluşan bir toplum mu refah yaratır, yoksa refaha erişip kendine zaman yaratabilen toplumlar mı aydınlanır? Anlamadım gitti hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında anlaşılmayacak bir tarafı yok. Yapısal reformlar yapılamıyorsa gerçekleri öğrenemeyiz. Öyle olunca da sorunların neler olduğunu anlayamaz birbirimizi suçlarız.

      Sil
    2. Hocam, DEHB tanısı konmuş bir bireye 'Oturup ders çalışırsan başarılı olursun' demek gibi bir şeye evrilmedi mi artık bu durum? Tarihsel, sosyolojik, antropolojik, kültürel... Ne dersek diyelim; halkta böyle bir istek, devlette de böyle bir irade yok. Sürekli Godot'yu bekliyoruz. Bu bekleyişte perondakilerin bazıları kokteyl tokuşturup kahkaha atarken, bazıları ise açlıktan bayılmamak için köşeye sinmiş bekliyor.

      Sil
    3. Hocam kendi hayatımızı da yapısal reformlayabilir miyiz, saygılar.

      Sil
    4. Elbette. Eğer durumunuzdan mutlu değilseniz onu iyileştirmek için neler yapabileceğinizi düşünüp o düşünceleri yaşama geçirmeye başlarsanız kendi yaşamınızda yapısal reform yapmış olursunuz.

      Sil
  13. Hocam, tatil gözlemlerinizi de yazacak mısınız? Hem fiyatlar hem insanlar açısından gözlemlerinizi merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Antalya'da otel tatiline gittiğim için dışarıdaki durumu gözlemleyemedim.

      Sil
  14. Hocam çok kısa olmuş, bunlar yetmez.

    YanıtlaSil
  15. "bütün çabalara karşın" hocamız şaka yapmış

    YanıtlaSil
  16. Hocam devlet enflasyon istiyor olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstiyor. Çünkü enflasyon gelirleri yüksek göstermenin yolu.

      Sil
    2. Hocam tüketimi arttırmak için de olabilir mi? Şirketler de baskı yapıyor olabilir mi?

      Sil
    3. Tarihte acaba böyle bir durum oluştu mu? Enflasyon artarken dolar bazında hem devletin hem patronların hem de çalışanların gelirleri artıyor. Bence bu durumdan kimse rahatsız değil!

      Sil
    4. Oluşmadı çünkü hiçbir dönemde dolar kuru bu kadar baskılanmadı. Bir paranın iç değeri % 30 düşerken dış değeri % 15 düşüyorsa orada dolar cinsinden gelirler artmış gibi görünür.

      Sil
    5. Şirketler izleyebildiğim kadarıyla enflasyonun yüksek olmasından rahatsız. Çünkü yüksek enflasyon ortamında hesap yapmak, yatırım kararı almak kolay değildir.

      Sil
    6. Hocam kendi ürününü üretebilen, tüketim ağır sektördeki şirketler enflasyon istiyor olabilir mi? Analist raporlarında "enflasyon yavaşlaması şirket için zarar yazabilir" yazan şirketler

      Sil
  17. Hocam bu yazınızdan pek memnun kalmadım, saygılar.

    YanıtlaSil
  18. Tüm bu saydığınız kötü dediğiniz koşullara rağmen iyi kötü dış kredi geldikçe yıllarca beğenmediğiniz düzen devam eder. Halk istediği kadar yakınsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürekli kaybederek devam ederiz. Ama bu çok da uzun sürmez.

      Sil
    2. Sürekli kaybetmek için sürekli tüketimin düşmesi gerek ama tüketimde bir azalma yok!

      Sil
    3. Tüketimde azalma yok ama ödediğimiz faizlerde hızlı artış var. Bu da bizim yatırıma ayırmamız gereken parayı faize ödememiz anlamına geliyor. Kayıp yalnızca yediğimiz ekmeğin miktarının azalmasıyla olmaz.

      Sil
  19. 25 yaşındayım ne zaman ekonomi ile alakalı yazılar okusam genellikle benzer konular ele alınıyor (lafım size değil) sanırım kısır bir döngünün içindeyiz ve bu enflasyon yapıştı kaldı. Türkiye yıllardır yerinde sayıyyor. Geniş tanımlı %31 bakalım bu ne zamana kadar böyle gidecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü bir kısmı bilerek bir kısmı bilmeyerek aynı hatalar yapılıyor.

      Sil
  20. Turkiye nin sorunu bu cari açık ve sermaye sorunun altında gümrük birliği ve isabetsiz serbest ticaret anlaşmalarıdır.ülke sıfır gümrukle yol gecen hanına dönmüş,memleketin cocukları kurye garson özel guvenlik otellerde temizlik görevlisi gibi katma degeri olmayan boş ıslerde çalısan sürülere dönmüstür.kamuda olması gerekenin 2 kati kisi istihdam edilmis ıse adam degil adama iş liyakatsiz kisilerle doldurulmuş.üretmeden zenginlik yok.üretmeden enflasyonda düsmez.yuksek faiz uretmeye calısan bir avuç vatanseveride batıriryor.

    YanıtlaSil
  21. Biz ne istediğimize karar verip ondan sonra kararlılıkla uygulamalıyız. Enson ahbap olayı gösterdi ki biz iktidarın karşısında kim varsa iyi kabul edip güvendiğimiz surece hep yarı yolda kalacağız. Halka doğrular söylenmeli toplum olarak odeyecegimiz ezeller dürüstçe anlatılmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhalefet zaten yıllardır ahbap çavuş ilişkisiyle yönetiliyor. Bugün RTE'nin karşısına herhangi bir vasıfsız birini koyun emin olun yüzde 40 oy alır. Muhalefetin en büyük sorunu ne istemedikleri belli ama ne istedikleri belli değil!

      Sil
    2. Muhalefetin ahbap çavuş ilişkisiyle yönetilmesinden çok daha zararlısı iktidarın ahbap çavuş ilişkisiyle yönetilmesidir.

      Sil
    3. Herkes halinden memnun demekki.

      Sil
  22. Hocam siz hep kendinizi Halk yerine koyuyorsunuz. iktidar olsanız bu düzen değişsin ister misiniz? Samimi olarak cevap verin lütfen.

    YanıtlaSil
  23. Eskiden köyde yaşarken...ninem bahçeye domates patlıcanını eker salçasını yapardı.
    Akşam yemeğinde sadece endüstiriyel sıvı yağ ,tuz hariç yemek emekle olur...dedemde daha az para harçadgı için her yıl 3 .5 dönüm tarla alırdı.
    Ğünümüzde..eşim yemekle uğraşamam dışarıdan söyle gelsin...gelsin gelmesinede kart limiti doldu diğerine geç..kapatamadıkça banka sicilleri bozulsun ...eşten dostan borç bul olmadı tefeciye git nereye kadar sürer bu balo?
    1.üretiğinden çok tüketen
    2.ara malı hammadesi dışabagımlı olan
    3.ülke cari açık verir.kura talep artar dolayısıyla baskı artar enflasyon yapışkan hale gelir
    4.sürekli döviz ihtiyacı dogar buda ya sayın hocam sizin dedginiz gibi güvenle yada şimdiki gibi yüksek faizle gelir
    Sorum şu..önümüzde devülasyon kaçınılmaz bir son gibi görünüyor..bu seferde 2021 deki gibi düşük faizle birlikte varlık fiyatlarında aşırı enflasyon beklenmelimi
    Yoksa daha önceki krizlerdeki gibi yüksek kurla yüksek faiz aynı anda varlık fiyatlarında çöküş mü beklenmeli özelikle konutta?

    YanıtlaSil
  24. Kısa bir istirahatin ardından dinlenmiş halinizin kaleminize yansıdığı çok belli. Sizi takip eden bizler için yazınız gerçek bir keyif oldu. sayın üstat.
    Yıllara sari benzeri konuda yorum ve objektif analiz çizgisini , bu defa geniş perspektifle harmanladığınız için emeğinize sağlıklar diliyorum.

    YanıtlaSil
  25. Sayın Mahfi Eğilmez, küresel iktisadi konjonktürün ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu hassas dengelerin müstesna bir tahlilini yapmak icap ettiğinde, zatıalinizin ilmiikrarına müracaat etmek zarureti hâsıl olmuştur. Müsaadenizle, 2026 yılının iktisadi manzarasına ve beklentilerine istinaden şu sualleri arz etmek isterim:Orta Vadeli Program'da zikredilen enflasyon hedefleri ile piyasadaki eylemsel beklentiler arasındaki makas mülahaza edildiğinde, enflasyonun istenilen seviyelere gerilemesindeki ana mani teşkil eden yapısal unsurlar ve beklentilerin kırılamaması hususundaki mütalaalarınız neleri ihtiva etmektedir?Dış kaynak ihtiyacının ikamesinde başvurulan yüksek oranlı sıcak para ve carry trade mekanizmalarının, makro ekonomik istikrar ve risklerin bertaraf edilmesi noktasında orta vadede ihdas edeceği muhtemel riskler hakkındaki öngörüleriniz nelerdir?İlmi birikiminizle bu nazik meseleleri tenevvür edeceğiniz ümidiyle şükranlarımı sunar, sıhhat ve muvaffakiyetler dilerim. Saygılarımla arz olunur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Enflasyonun kırılamamasının nedeni her ülkede farklıdır. Bizdeki temel neden insanların sisteme güveninin kalmamış olması. Bunun çözümü de başta hukukun üstünlüğünün sağlanması olmak üzere yapısal reformlardan geçiyor. Ben bunu yıllardır söylüyorum: Faizi yanlış set derseniz ekonomiyi batırabilirsiniz ama işler kötü gittiğinde sadece faizi artırarak enflasyonu çözemezsiniz. Mutlaka beklentileri iyileştirmek gerekir. Bunun da yolu dediğimiz gibi yapısal reformlardır. Türkiye tipik olarak bu durumu yaşıyor. Yapısal reformları yapamadığı için de faizi yüksek tutarak kuru baskılıyor ve ithal maliyetleri kontrol etmeye çabalıyor.
      Ne yazık ki bu yöntemle sonsuza dek devam etmek mümkün değil. Günün birinde kur kendini düzeltir.

      Sil
    2. Hocam faizi yanlış set ettik ekonomi batmadı.

      Sil
  26. Yazınız için teşekkür ederim Hocam. "Kayıt dışı ile mücadele" olması gereken, "Vergi borcu silme (özellikle malum kesimlerin)" olmaması gereken diye düşünüyorum. Haksız mıyım?

    YanıtlaSil
  27. Hocam sizce geniş tanımlı işsizliğin sert bir artışla 35 ve üzerini görme ihtimali var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu durum ekonominin resesyona girmesi halinde ortaya çıkar. Ki bu da şimdilik gündemde değil. Ama şimdilik dediğimiz süre en çok bu yılsonuna kadarki süre.

      Sil
    2. merkez bankası sanırım ekim ya da kasımda faiz indirmeye başlayacak diye düşünüyorum tabi iran savaşı biterse hürmüz sorunu çözülürse diye düşünüyorum.

      Sil
    3. Hocam selamlar.
      2023 yılında üniversiteye girişte baraj puanı kaldırılmıştı. Böyle olunca normalde okuyamayacak 1.5 milyon kişi üniversiteye yerleşmişti. Bu öğrenciler 2027 yılında mezun olacaklar. Malesef direkt işsiz sınıfına dahil olacaklar. Bu işsizlik oranını artırmaz mı?

      Sil
  28. Sayın Eğilmez,

    Sizce, "Hande Baladın" da nitelikli bir voleybolcu mu?

    Takımın başarısında kilit bir rolde mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hande Baladın, bu son turnuvada çok iyi performans gösterdi. Bir smaçör her maçta ortalama 15 sayı almalı. Hande bu ortalamayı yakaladı. İlkin de turnuvanın ilk ayağında pek iyi değildi ama sonradan açıldı ve o da bu ortalamaya yaklaştı. Umarım bu performanslarını sürdürürler çünkü bir ay sonra Avrupa Şampiyonası başlayacak.

      Sil
    2. Baladin pozisyonunda jenerasyonunun en iyi iki oyuncusundan biridir.

      Sil
  29. Mahfi Bey yazınız ve değerlendirmeleriniz için çok teşekkürler. Hükümet büyüyoruz, doğru yoldayız, enflasyon için biraz dişinizi sıkın diyebilmek için büyüme rakamlarını da manipule ediyor. Zaten enflasyonun yanlış ölçüldüğü (aslında manipule edildiği) bir ortamda büyüme hesabı da yanlıştır. Dolayısıyla gerçekte büyüme de yok, ülke olarak bu maliyetlere hiçbir kazanım olmadan boş yere katlandık ve katlanmaya devam ediyoruz maalesef. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle. Çözüm yolunun ilk adımı gerçekleri kabullenmekle başlayacak.

      Sil
  30. Ekonomik kriz; "İstanbul" & "Ankara" & "İzmir"de var.

    Anadolu şehir ve ilçelerinde; ekonomik kriz var mı? / yok mu?

    Bu soruya net cevap verebiliyor musunuz?

    Türkiye sadece bu 3 şehirden mi ibaret? Ekonomik kriz analizi yaparken; sadece bu 3 şehirdeki verileri inceleyerek net sonuca ulaşamayız ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki öyle olsun. Ekonominin yarısı bu kentlerde zaten. Kalan yarısının yarısı da ürettiklerini bunlara satmaya uğraşıyor.

      Sil
  31. Merhaba Mahfi bey,

    "Yalçın Küçük belgeseli" hazırlanmış:

    23 Temmuz 2026:

    https://m.youtube.com/watch?v=I7DzzQXS83A

    Aile üyeleri arasından konuşanlar da var,

    Dostları arasından daha önce hiç konuşmayıp, ona saygısından ötürü ilk kez konuşanlar da var.

    İzlemenizi tavsiye ederim. İlginç bilgiler, unutulmaya yüz tutmuş tarihî anekdotlar göreceksiniz.

    YanıtlaSil
  32. Türkiyenin ekonomik sorunlarından ilelebet kurtulmasının nispeten kolay bir yolu var. Bizanstan beri bu topraklarda kredilerin %70 i verimsiz, katma değersiz ticaret kesimine veriliyor, kalan %30 u ise imalat, tarım kesimine.Bkz, S. Yerasimos, 'Azgelişmişlik sürecinde Türkiye' eseri ve D. Avcıoğlu 'Türkiyenin Düzeni' eserleri.. Mevcut gelişmişlik düzeyimiz, ekonomi, politik yapımızla, bu süreci tersine çevirecek bir bankacılık ve teşvik sistemine ihtiyacımız var. Siyasiler yapısal reform yapmadıklarına göre, Teşvikli kredilerin % 70 ini imalat, tarım ve eğitim & arge sektörlerine, %30 unu da ihracat, ticaret sektörüne tahsis ederek, üretimi, istihdamı, satınalama gücünü, refahı artırmak, fiyat istikrarını sağlamak, enflasyonu, gelir dağılımı bozukluğunu, işsizliği ve diğer ekonomik buhranları çözmek mümkündür. Tabii adil ve dürüst bir yönetim olması şartıyla..Hukukun üstünlüğü, kanun önünde eşitlik, kamuda yolsuzluk ve suçluların korunduğu bir ülkede bunlar da fayda etmez.

    YanıtlaSil
  33. Hocam merhaba Yaziniz çok bilgilendirici olmuş. Kaleminize sağlık.
    Ben İstanbul/ güngörende yaşıyorum. Verdiğim kira 60000 TL(1270usd) hocam aklim fikrim almiyor. Kuzenim Belçika'da bürüksele yakın (800 euro) kira veriyor. Hocam bize ne oldu böyle. Çildirmamak elde degil. Bu nasıl düzelecek. Güngören ist yaşam sitandart sıralamasına koysanız 10 üzerinden 3.5 veririm. Bizim hslimiz ne olcak hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradan çıkan sonuç Belçikalı fakirler dünyaca ünlü İstanbul'un Güngören ilçesinde yaşama imkanı bulamaz. Bu bile İstanbul'un ne kadar zenginlestiğini gösteriyor!

      Sil
    2. güngören'de 60 bin liraya nasıl bir evde oturuyorsun kral o parayla kadıköy'de falan ev kiralarsın

      Sil
  34. Hocam Türkiye'nin inşaat sektörü yorumunuz nedir biraz içinde bulunuyorum ve herkesin ağzına pelesenk olmuş barter sistemi almış başını ilerliyor. Kriz öncesi nakitin piyasada olmadığı dönemlerde krizin gecikmesine ve dahada büyümesine neden olabilecek bir durum olarak değerlendiriyorum. 27 yaşında bir genç olarak ülkenin geleceğini büyük anlamda yıkabilecek bir sektör olduğunu düşünüyorum inşaatın ve bu konuda endişeliyim. Müteahhitten taşerona, toptancılardan fabrikalara el değiştiren daireler var ve altının düşüşünden dolayı herkes köşesine çekilmiş durumda görünüyor temmuz ayı için. Eğer piyasada nakit sıkıntısından dolayı bir kaç büyük firma sıkıntı yaşarsa zaten ülkemizde ki taşeron firmalar birden çok şantiyenin işini yapıyor, yaptıkları iş karşılığında daire alıyorlar bu daireyi toptancıya veriyorlar fabrikalar kabul ederse onlarda bi şekilde fabrika sahibine veriyor. Sonuçta bir müteahhit batarsa o şantiyedeki taşeronlar sıkıntıya girecek, taşeron sıkıntıya girince personellere maaşları ödenemeyecek çünkü herkes maaşını bu sektörde zor alıyor. Taşeronlar veya müteahhit malzeme alamayacak ve toptancılar iş yapamaz hale gelecek. Fabrika sahipleri veya artık dairesi olan her kimse dairesini bu hukuk sisteminde yıllarca alamayacak. Yaklaşmakta olan çok büyük bir kriz var gibi anlıyorum. Enflasyon bu durumdayken faizi düşüremiyorken herkes altında ters köşede kalmışken eğer bir kaç firma batarsa bu piyasaya çok olumsuz yansır güven azalır devamında daire satışı aydan aya düşer ve barter sisteminden dolayı zincirleme olarak piyasayı olumsuz etkiler. Vatandaşlarımızın piyasaya güveni iyice kırılıp topluca dolara geçse bile kısa sürede develüasyon ihtimali varken hala bu problemler yokmuş gibi davranılıyor. Bu konudaki genel yorumunuzu merak ediyorum çünkü konu artık piyasada nakitin kalmaması ve takas işleminin çok artmış olmasıdır.

    YanıtlaSil
  35. Meclise verilecek anayasa değişikliği teklifi ilk önce teröristbaşı öcalana sunulup onay vermesi halinde meclise götürülmesi gibi bir eylemin yapıldığı ülkede, ne hukuk,ekonomi,eğitim ne de yeşil dönüşüm, arge çalışmaları gibi alanlarda yapısal reform çalışması yapılması beklenemez.

    YanıtlaSil
  36. Hocam sizce %40 faiz olmasına rağmen ileride bir kur atağı krizi var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur baskılandığı sürece bu tehlike hep var.

      Sil
  37. Geç sanayileşen ülkelerin başarısı, piyasayı tamamen serbest bırakmalarından değil; devletin doğru zamanda doğru yönü göstermesinden doğar. Prof. Alexander Gerschenkron (ekonomi tarihçisi)

    YanıtlaSil
  38. Selamlar Hocam,
    22 yaşında bir genç olarak, taze bir iktisatçı ve genç bir sanayici olarak, son günlerde çok mutsuzum.
    100 kişilik bir işletmeyiz, Konya'da makine imalatı yapıyoyoruz. Artık personel maaşlarını vermekte bile çok zorlanıyoruz. Ve bu Konya gibi tabana yayılmış altyapısı güçlü bir sanayi kentinde işletmelerin büyük çoğunluğu sürdüremiyor, gününü adeta bir zombi gibi yaşıyor. İstanbul sanayi odası verilerine göre 2025de ilk 1000 sanayi işletmesi faaliyet karının yüzde 90ını finansman giderine harcamış. tüm ülke faize çalışıyoruz. 6 ay daha devam ederse Türkiyede üretim yapan firmaların sayısı yarı yarıya azalacak. kepenk kapatacak herkes. sanayiciye resmen sat kenara daire al emlak al faize yatır sen üretim yapma deniliyor.

    YanıtlaSil
  39. 550 milyar dolar dış borcumuz varsa 1980 , 1994 , 2001 krizlerinde olduğu gibi % 100 devalüasyon yapılacaksa 25 trilyon TL borç yükümüz artar . Tarlada 5 TL olan ürün pazarda 100 TL olursa , kişi başı yıllık gelirimiz TÜİK verilerine göre 18 bin dolar iken , en az 65 milyon kişinin ortalama geliri 5 bin dolar altında olursa insanımız ne yapabilir ? Enseyi karartmayın demek yeterli midir ?

    YanıtlaSil
  40. Hocam sizi okuyan çok ama dinleyen yok!!!?

    YanıtlaSil
  41. Hocam,
    Bunlar sanki çözümleri bilmiyorlar.
    Koca koca CV’lerle oturuyorlar o koltuklarda. Bilginin neredeyse derya deniz hemde bedava olup cebimizde taşıdığımız bu dönemde,
    Dedem derdi ki;
    Sağır’a sözünü,
    Kör’e yüzünü süsleme,
    Üzülürsün..!
    Bunlar her türlü bilgiyi sahipler ama olması gereken en üst meziyete sahip değiller.
    “AHLAK”

    Saygı ve sevgilerimle.
    Cem

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

Yatırım Araçlarının Son 10 Yıldaki Getirileri Üzerine Bir Karşılaştırma