Türkiye Ekonomisinin Sorunları ve Çözüm Yolları
Türkiye ekonomisi son yılların en
zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Yüksek enflasyon, baskılanmış döviz kuru,
artan yaşam maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler hem yurttaşların
hem de işletmelerin ekonomik kararlarını doğrudan etkiliyor.
Ekonomiyi değerlendirirken
yalnızca büyümeye bakmak yeterli olmaz. Bir ekonominin gerçek performansı;
vatandaşın alım gücü, gelir dağılımı, işletmelerin yatırım yapabilme
kapasitesi, gençlerin istihdam beklentileri ve uluslararası yatırımcıların
ülkeye duyduğu güven gibi birçok unsurla birlikte değerlendirilmelidir.
Bugün Türkiye ekonomisinin temel
sorunu, kısa vadeli ekonomik dengeler ile uzun vadeli yapısal ihtiyaçlar
arasındaki dengeyi kurabilmektir.
Enflasyon: Ekonominin En Büyük Sorunu
Türkiye ekonomisinin en önemli gündem
maddesi yüksek enflasyondur. Enflasyon bütün çabalara karşın hâlâ yüksek
düzeyde kalmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon özellikle sabit gelirli kesimler
üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Maaş artışları kısa sürede etkisini
kaybederken, hane halklarının satın alma gücü azalıyor. Bunun yanında tasarruf
yapmak zorlaşıyor ve geleceğe yönelik ekonomik beklentiler zayıflıyor.
Enflasyonla mücadelede en önemli
araçlardan biri faiz politikasıdır. Yüksek faiz, kredi kullanımını ve iç talebi
azaltarak fiyat artışlarını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ancak yüksek faiz
politikasının ekonomik maliyetleri de bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta
ölçekli işletmeler için finansmana erişim zorlaşırken, yatırım kararları
ertelenebiliyor. Konut, otomotiv ve dayanıklı tüketim sektörlerinde kredi
maliyetleri nedeniyle talepte yavaşlama görülebiliyor.
Enflasyon sorunu Türkiye gibi
ekonomik, hukuki ve kurumsal sorunları olan ülkelerde yalnızca para ve/veya
maliye politikasıyla çözülemez. İnsanların geleceğe ilişkin beklentilerini
olumlu hale getirecek sosyal ve siyasal yapısal reformların bu politikalara
mutlaka eşlik etmesi gerekir.
Döviz Kuru: Ekonominin Kırılgan Noktalarından Biri
Türkiye ekonomisinde döviz kuru,
fiyat istikrarı açısından kritik bir role sahip bulunuyor. Türkiye'nin üretimde
kullandığı enerji, hammadde ve ara mallarının önemli bölümünün ithal edilmesi,
kur hareketlerinin doğrudan maliyetlere yansımasına neden oluyor.
Döviz kurunda kalıcı istikrar
sağlamak için yüksek faiz aracılığıyla kur baskılaması yapmak ancak geçici
çözümler sağlayabilir. Kalıcı sonuçlar alabilmek için enflasyonu ve onunla
birlikte faizleri ve riskleri düşürmek, güven ortamını oluşturmak gerekir. Ancak
bu yolla kalıcı döviz girişi sağlanabilir, dolarizasyon sorunu çözülebilir ve
borçlanmanın yerini doğrudan yabancı sermaye yatırımları alabilir.
Büyüme Var, Ancak Kalitesi Önemli
Türkiye ekonomisi büyümeye devam
ediyor. Büyümeyi sağlamak önemli olsa da ekonomik büyümenin nasıl
gerçekleştiği, büyüme oranı kadar önemlidir.
Tüketime dayalı büyüme modelleri
kısa vadede ekonomik hareketlilik sağlayabilir ancak uzun vadede sürdürülebilir
olmayabilir. Kalıcı refah artışı için büyümenin; üretim, teknoloji, ihracat, verimlilik,
yüksek katma değerli yatırımlar üzerinden gerçekleşmesi gerekiyor.
Türkiye'nin genç nüfusu ve güçlü
girişimcilik kapasitesi önemli avantajlar sunuyor. Ancak bu avantajların
ekonomik değere dönüşebilmesi için üretim yapısının daha teknoloji odaklı hâle
getirilmesi gerekiyor. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için eğitim, teknoloji,
altyapı ve Ar-Ge yatırımları ekonomik büyümenin temel destekleyicileri
olmalıdır. Türkiye'nin gelecekte rekabet gücünü artırabilmesi için yüksek
teknoloji üretimine yönelmesi, dijital dönüşüm, yapay zekâ, ileri sanayi
teknolojileri ve yeşil dönüşüm alanlarında yatırımlarını artırması
gerekmektedir.
Teşvik sistemi, küresel ölçekte rekabet
edebilecek yüksek katma değerli ürünlere yöneltilmeli; uzun vadeli hedef ise
güçlü ve uluslararası markalar yaratmak olmalıdır.
Cari Açık ve Dışa Bağımlılık Sorunu
Türkiye ekonomisinin kronik
sorunlarından biri de cari açıktır. Özellikle enerji ve ara malı ithalatına
olan bağımlılık, ekonomik büyüme dönemlerinde dış finansman ihtiyacını
artırabiliyor.
Cari açığın azaltılması için
yalnızca ithalatı sınırlamak yeterli değildir. Asıl hedef; daha fazla katma
değerli ihracat yapmak, yerli üretim kapasitesini artırmak, enerji
bağımlılığını azaltmak, teknoloji yatırımlarını geliştirmek olmalıdır.
Üretim zincirinde daha güçlü bir
konuma gelmek, hem döviz ihtiyacını azaltacak hem de ekonomik dayanıklılığı
artıracaktır.
Gelir Dağılımı ve Alım Gücü
Ekonomik büyümenin toplumun
tamamına yansıması büyük önem taşır. Son yıllarda yüksek enflasyonun etkisiyle
özellikle sabit gelirli vatandaşların alım gücü üzerinde ciddi baskı oluştu.
Ekonomik politikaların asıl
olarak kapsayıcı büyümeyi hedeflemesi gerekiyor. Bunun için; daha dengeli vergi
politikaları, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, nitelikli istihdamın artırılması,
eğitim yatırımlarının güçlendirilmesi önemli araçlar arasında yer alıyor.
Sonuç
Sonuç olarak Türkiye'nin ekonomik
sorunları yalnızca para politikası ve/veya maliye politikasıyla çözülebilecek
kadar basit değildir. Kalıcı başarı; fiyat istikrarını sağlayan, üretimi teşvik
eden ve hukuki güveni güçlendiren ekonomik politikaların, sosyal ve siyasal
yapısal reformlarla desteklenmesiyle mümkün olacaktır.
Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfus, girişimcilik potansiyeli ve sanayi altyapısı doğru politikalarla önemli bir avantaja dönüşebilir. Bu potansiyelin üretim, teknoloji ve verimlilik odaklı politikalarla değerlendirilmesi, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahın artırılması açısından kritik önem taşımaktadır.
Evet.
YanıtlaSilBaskılanmış döviz kurundan sorunsuz bir şekilde çıkma ihtimali var mı? Yoksa öyle veya böyle döviz kurunda patlama yaşayacak mıyız.
YanıtlaSilVar ama süre uzadıkça çıkış zorlaşıyor.
SilSAYIN MAHFİ EĞİLMEZ'İN DİKKATİNE:
YanıtlaSilTürkiye'de eğer "4000 dolar" kazanabiliyorsan;
Ev alamıyorsun.
Araba alamıyorsun.
"Belçikalı" ise, yarısını kazanıp ikisini de alıyor!
Ama diyelim ki aynı parayı kazanıyorlar.
Karı & koca, ikisi de memur.
İkisi de aylık "4000 dolar" civarda.
Bakalım ne oluyor:
• Belçika'da ortalama ev:
€280000 (iki yüz seksen bin euro)
• Yıllık mortgage faizi: %3.5
• Vade: "30 yıl"
• Ödeyeceğiniz kredinin aylık taksidi:
€1005 (bin beş euro)
Sonuç:
Belçika'daki ortalama bir ailenin toplam gelirinin "%25"i
_____________________________
• Türkiye'de ortalama ev: 5 milyon TL
• Konut kredisi faizi: %36 (Dünya birincisi!)
• Vade: "10 yıl"
• Ödeyeceğiniz kredinin aylık taksidi:
123500 TL (yüz yirmi üç bin beş yüz lira)
O da, eğer Türkiye'deki banka kredi verirse (ki vermez!)
Sonuç:
Türkiye'deki ortalama bir ailenin toplam gelirinin "%66"sı !!!
_____________________________
Bu hesabı otomotive yap, aynı!
Cep telefonuna yap, aynı!
Beyaz eşyaya yap, aynı!
Neye yorarsan yor! Sonuç değişMİyor!
Üstüne Avrupalının çoğu, "özel sağlık sigortası" ödemiyor.
"Özel okul masrafı" yapmıyor.
Ve bu sadece "Belçika"da değil;
Üç aşağı beş yukarı "tüm Batı Avrupa"da böyle!
Sorun; sadece para kazanmak değil.
Sorun; her ürünün içine gömülmüş vergi, yüksek faiz ve tabii ki enflasyon!
Maaşlar artsa bile satın alma gücü artMIyor!
Vergi "yüzdelik",
Faiz "yapısal",
Enflasyon "nominal artış"ı yiyor!
Döviz baskılandığı için bazı maaşlar kâğıt üzerinde benzer gözükür; peki ya "alım gücü" ???!!!
Sonuç: Belçikalılar bizi kıskanıyor.
SilEnflasyon kültürel bir olgudur. Politik değildir.
SilAy sonu kirasını ödeyemeyipte altında lüks arabası olan onlarca tanıdığım var.
Sadece mal alım satımı değil, İkili ilişkilerde bile böyle..
Evli olduğu halde ya da kız arkadaşı olduğu halde yüzlerce kadına yazan adamlar tanıyorum.
Hem üstten hem alttan doymuyorlar.
Hiperaktiflik var. Konstantre olamıyorlar. Sürekli kafaları başka yerde. Onun için kimse işini de düzgün yapamıyor.
Bu konsantrasyon eksikliği ve hiperaktivite sebebiyle, batılılar kadar bilim adamı ve sanat adamı çıkaramıyoruz.
Ama sporda fena değiliz. Çünkü hiperaktivite sporda işe yarar.
Devlet bu topluma ne yapsın ? Devletin işi zor..
Hocam enflasyon düzelse de alım gücü düzülmez mi dediydiniz
SilBatı Avrupa ülkelerini mesele etmezseniz sorun kalmaz.
SilÖyle bir şey demedim.
SilAdsız26 Temmuz 2026 14:51 ne saçma tespitler yahu sporda fena değilmişiz gördük son turnuvada ne denli rezil durumda olduğumuzu batılılar gibi bilim adamı ve sanatçı yetiştiremiyoruz doğru çünkü onları yetiştirecek batılı kurumlarımız yok devlet devlet olacak bu toplumu adam edip modernleştirecek yada yok olacak doğum oranlarından görüldüğü üzre
SilEğer bizde batı avrupa ülkesi olsaydık bu karşılaştırmanın bir anlamı olurdu.
SilSiz spor olarak sanırım sadece futbolu alıyorsunuz. Bakın kadın voleybol takımımız Dünya Uluslar Liginde şampiyon oldu. Hem de ikinci kez. Kadın voleybol ve kadın basketbol takımlarımızın sayısız Avrupa şampiyonlukları var. Teknik konulara siyasetin girmemesi lazım. Girmediğinde voleyboldaki gibi başarı geliyor, girdiğinde futboldaki durum ortaya çıkıyor.
SilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilHocam tekrara düşmüşsünüz.
YanıtlaSilTekrarda yarar var. Akılda kalır.
SilHocam ben 29 yaşında bir Türk genciyim (sonuçta büyüklerime göre hala daha bir çocuğum). Yalnız ülke günden güne kötüleşirken benim olduğum yerde oturmam benim ağırıma gidiyor. Ben ülkede aktif rol almak için ne gibi şeyler yapabilirim? Atatürk, okulda iken bile gazete çıkarmış ama ben sadece evde oturuyorum. Sosyal medyayı en azından insanları bilinçlendirmek için kullanabilirim diye düşünüyorum ama nasıl yapabileceğim konusunda yardıma ihtiyacım var.
YanıtlaSilİlgilendiğiniz konularda kendinize yazılar yazın. Bu sizi he düşünme, hem analiz yapma hem de yazma konularında geliştirecektir.
SilTeşekkür ederim Mahfi hocam. Elimden geldiğince yazmaya gayret ediyorum ama bunu topluma açık şekilde yapmaya cesaret edemiyorum (daha önce dememiştim ama yarım yamalak kalmıştı).
SilYılmak yok, devam :)
Sil21. y.y.'da başta ekonomi olmak üzere hemen her alanda sosyal darwinizm deneyimliyoruz. yüksek enflasyon, baskılanmış kur, yüksek faiz deneyi bittiğinde tüm bu politikalara karşı pozisyonunu koruyabilen veya daha da iyileştirebilen bazı şirketler, kurumlar, bireyler ekonomik açıdan süreçten güçlenerek ve daha yüksek dirayetli olarak çıkacaklardır. büyük çoğunluk için ekonomi açısından seleksiyon ve eleme olsa da böyle büyük bir deney sonrası kalanlar nitekim yeni bir ekonomik yön oluşturabilirler.
YanıtlaSildiğer taraftan haklı olanların hukuk önünde üstünlüğü yerine, güçlü olanın ve gücü elinde tutanların her alandaki üstünlüğü düzeninden kurtulunca nasıl bir topluma evrileceğiz?
insani açıdan daha dayanıklı, becerikli bir toplum çıkar mı, göreceğiz. misal, basit bir trafik tartışmasında bile konuya muhattap iki tarafın da kendini mutlak haklı gördüğü, karşısındaki kişinin yaşam hakkı başta olmak üzere tüm haklarını hiçe saydığı, hele ki bu davranışlara sebep özgüvenini de üstünlerin hukukuna dayandırdığı bir fecaat nereye evrilecek?
Karmaşık sorunlara basit çözümler getirme alışkanlığını terk etmek bir dönüm noktası olabilir ülke açısından. Bunun için de zihniyet devrimi gerekir.
YanıtlaSilTeşekkürler
Aslında sorunlar basit biz karmaşık hale getiriyoruz ve o nedenle de çözüm de karmaşık gibi görünüyor.
SilEkonomik sorunlar basit olamaz. Sonuçta milyon insanın çevirmeye çalıştığı bir carktan bahsediyoruz!
SilEkonomik sorunlar basittir. Enflasyon mesela fiyatların sürekli artmasıdır. Nedenleri bellidir. Ya para arzı yüksektir veya kurlar hızlı artıyordur ya da insanlar gelecekle ilgili karamsardır. Çözümü de bellidir. İnsanların karamsarlığını giderecek yapısal reformlara başlamak, faizi artırarak tüketimi frenlemek. Seçim kaybederiz korkusuyla faizi gerektiği kadar artırmazsanız ya da faizi artırıp yapısal reformlara girişmezseniz enflasyonu çözemezsiniz. Meseleyi karmaşıklaştıran şey oy kaygısıyla ekonomi politikasının bağdaşmamasıdır. Oy kaygısını kenara koyduğunuz anda çözüm basittir.
Silhocam yazınız ıcın cok tesekkurler.krıtık noktakara degınıp olması gereken seylerden bahsetmıssınız..dovız baskılaması sona erecek devam ettırelemez oldugunu hepımız bılıyor gıbıyız..hangı noktalarda bu baskının azalacagını serbest hale gelecegını bır kac senaryo ornegı vererek acıklayabılır mısınız?ornegın turkıyenın savasa daha fazla yaklasması veya her ıldekı sılahlı saldırıların artması bunu tetıkleyebılır mı?
YanıtlaSilBunu bir düşüneyim.
SilBu döviz meselesi 40 kere yazıldı,seçime kadar kademeli artış kontrollü sürecek seçim sonrasıda artacağı kadar artacak.
SilElinize sağlık hocam. Sayfanızı yeni keşfeden bir İşletme öğrencisiyim severek okuyorum yazılarınızı.
YanıtlaSilTeşekkürler, başarılar.
Silhocam uzun zamandır yazmıyordunuz,bir sorun yoktur umarım,sevgiler.
YanıtlaSilTatildeydim. Sağ olun.
SilBende ek olarak Türkiye'de üretim ve turizm köyleri oluşturulması taraftarıyım. Mevcut köy yapısı artık yaşlı nufüsun ikametgahından ileri gidemiyor. Kalkınma ajansları aracılığıyla Devlet destekli modern yapıda ev, ahırlar inşaa edilmeli, modern tarım teknik ve techizatlarıyla planlı tarım ve hayvancılık faaliyetleri artık gerçekleştirilmeli. Kadın kooperatifleri köy üretimi ve istihdamında güzel sonuç veriyor ama yeterli değil. Köylerde genç nüfus arttırılmalı.
YanıtlaSilTurizm köyleri oluşturulmalı mesala.
Evet sanayi önemli ama tarım ve turizm de fazla geride kalmamalı.
Haklısınız.
SilYapısal reformlar olmadan piyasa ekonomisi refah üretemiyorsa ve bu reformlar da yapılmıyorsa ne yapılmalıdır? Aydınlanmış zihinlerden oluşan bir toplum mu refah yaratır, yoksa refaha erişip kendine zaman yaratabilen toplumlar mı aydınlanır? Anlamadım gitti hocam...
YanıtlaSilAslında anlaşılmayacak bir tarafı yok. Yapısal reformlar yapılamıyorsa gerçekleri öğrenemeyiz. Öyle olunca da sorunların neler olduğunu anlayamaz birbirimizi suçlarız.
SilHocam, DEHB tanısı konmuş bir bireye 'Oturup ders çalışırsan başarılı olursun' demek gibi bir şeye evrilmedi mi artık bu durum? Tarihsel, sosyolojik, antropolojik, kültürel... Ne dersek diyelim; halkta böyle bir istek, devlette de böyle bir irade yok. Sürekli Godot'yu bekliyoruz. Bu bekleyişte perondakilerin bazıları kokteyl tokuşturup kahkaha atarken, bazıları ise açlıktan bayılmamak için köşeye sinmiş bekliyor.
SilHocam kendi hayatımızı da yapısal reformlayabilir miyiz, saygılar.
SilElbette. Eğer durumunuzdan mutlu değilseniz onu iyileştirmek için neler yapabileceğinizi düşünüp o düşünceleri yaşama geçirmeye başlarsanız kendi yaşamınızda yapısal reform yapmış olursunuz.
SilHocam, tatil gözlemlerinizi de yazacak mısınız? Hem fiyatlar hem insanlar açısından gözlemlerinizi merak ettim.
YanıtlaSilBen Antalya'da otel tatiline gittiğim için dışarıdaki durumu gözlemleyemedim.
SilHocam çok kısa olmuş, bunlar yetmez.
YanıtlaSilBunlardan başlarsak bayağı yol alırız.
Sil"bütün çabalara karşın" hocamız şaka yapmış
YanıtlaSilHocam devlet enflasyon istiyor olabilir mi?
YanıtlaSilİstiyor. Çünkü enflasyon gelirleri yüksek göstermenin yolu.
SilHocam tüketimi arttırmak için de olabilir mi? Şirketler de baskı yapıyor olabilir mi?
SilTarihte acaba böyle bir durum oluştu mu? Enflasyon artarken dolar bazında hem devletin hem patronların hem de çalışanların gelirleri artıyor. Bence bu durumdan kimse rahatsız değil!
SilOluşmadı çünkü hiçbir dönemde dolar kuru bu kadar baskılanmadı. Bir paranın iç değeri % 30 düşerken dış değeri % 15 düşüyorsa orada dolar cinsinden gelirler artmış gibi görünür.
SilŞirketler izleyebildiğim kadarıyla enflasyonun yüksek olmasından rahatsız. Çünkü yüksek enflasyon ortamında hesap yapmak, yatırım kararı almak kolay değildir.
SilHocam kendi ürününü üretebilen, tüketim ağır sektördeki şirketler enflasyon istiyor olabilir mi? Analist raporlarında "enflasyon yavaşlaması şirket için zarar yazabilir" yazan şirketler
SilHocam bu yazınızdan pek memnun kalmadım, saygılar.
YanıtlaSilCanınız sağ olsun.
SilTüm bu saydığınız kötü dediğiniz koşullara rağmen iyi kötü dış kredi geldikçe yıllarca beğenmediğiniz düzen devam eder. Halk istediği kadar yakınsın.
YanıtlaSilSürekli kaybederek devam ederiz. Ama bu çok da uzun sürmez.
SilSürekli kaybetmek için sürekli tüketimin düşmesi gerek ama tüketimde bir azalma yok!
SilTüketimde azalma yok ama ödediğimiz faizlerde hızlı artış var. Bu da bizim yatırıma ayırmamız gereken parayı faize ödememiz anlamına geliyor. Kayıp yalnızca yediğimiz ekmeğin miktarının azalmasıyla olmaz.
Sil25 yaşındayım ne zaman ekonomi ile alakalı yazılar okusam genellikle benzer konular ele alınıyor (lafım size değil) sanırım kısır bir döngünün içindeyiz ve bu enflasyon yapıştı kaldı. Türkiye yıllardır yerinde sayıyyor. Geniş tanımlı %31 bakalım bu ne zamana kadar böyle gidecek.
YanıtlaSilÇünkü bir kısmı bilerek bir kısmı bilmeyerek aynı hatalar yapılıyor.
SilTurkiye nin sorunu bu cari açık ve sermaye sorunun altında gümrük birliği ve isabetsiz serbest ticaret anlaşmalarıdır.ülke sıfır gümrukle yol gecen hanına dönmüş,memleketin cocukları kurye garson özel guvenlik otellerde temizlik görevlisi gibi katma degeri olmayan boş ıslerde çalısan sürülere dönmüstür.kamuda olması gerekenin 2 kati kisi istihdam edilmis ıse adam degil adama iş liyakatsiz kisilerle doldurulmuş.üretmeden zenginlik yok.üretmeden enflasyonda düsmez.yuksek faiz uretmeye calısan bir avuç vatanseveride batıriryor.
YanıtlaSilBiz ne istediğimize karar verip ondan sonra kararlılıkla uygulamalıyız. Enson ahbap olayı gösterdi ki biz iktidarın karşısında kim varsa iyi kabul edip güvendiğimiz surece hep yarı yolda kalacağız. Halka doğrular söylenmeli toplum olarak odeyecegimiz ezeller dürüstçe anlatılmalı.
YanıtlaSilMuhalefet zaten yıllardır ahbap çavuş ilişkisiyle yönetiliyor. Bugün RTE'nin karşısına herhangi bir vasıfsız birini koyun emin olun yüzde 40 oy alır. Muhalefetin en büyük sorunu ne istemedikleri belli ama ne istedikleri belli değil!
SilMuhalefetin ahbap çavuş ilişkisiyle yönetilmesinden çok daha zararlısı iktidarın ahbap çavuş ilişkisiyle yönetilmesidir.
SilHerkes halinden memnun demekki.
SilHocam siz hep kendinizi Halk yerine koyuyorsunuz. iktidar olsanız bu düzen değişsin ister misiniz? Samimi olarak cevap verin lütfen.
YanıtlaSilElbette isterim. Ben ülkemi seviyorum.
SilEskiden köyde yaşarken...ninem bahçeye domates patlıcanını eker salçasını yapardı.
YanıtlaSilAkşam yemeğinde sadece endüstiriyel sıvı yağ ,tuz hariç yemek emekle olur...dedemde daha az para harçadgı için her yıl 3 .5 dönüm tarla alırdı.
Ğünümüzde..eşim yemekle uğraşamam dışarıdan söyle gelsin...gelsin gelmesinede kart limiti doldu diğerine geç..kapatamadıkça banka sicilleri bozulsun ...eşten dostan borç bul olmadı tefeciye git nereye kadar sürer bu balo?
1.üretiğinden çok tüketen
2.ara malı hammadesi dışabagımlı olan
3.ülke cari açık verir.kura talep artar dolayısıyla baskı artar enflasyon yapışkan hale gelir
4.sürekli döviz ihtiyacı dogar buda ya sayın hocam sizin dedginiz gibi güvenle yada şimdiki gibi yüksek faizle gelir
Sorum şu..önümüzde devülasyon kaçınılmaz bir son gibi görünüyor..bu seferde 2021 deki gibi düşük faizle birlikte varlık fiyatlarında aşırı enflasyon beklenmelimi
Yoksa daha önceki krizlerdeki gibi yüksek kurla yüksek faiz aynı anda varlık fiyatlarında çöküş mü beklenmeli özelikle konutta?
İkincisi.
SilKısa bir istirahatin ardından dinlenmiş halinizin kaleminize yansıdığı çok belli. Sizi takip eden bizler için yazınız gerçek bir keyif oldu. sayın üstat.
YanıtlaSilYıllara sari benzeri konuda yorum ve objektif analiz çizgisini , bu defa geniş perspektifle harmanladığınız için emeğinize sağlıklar diliyorum.
Çok teşekkür ederim.
SilSayın Mahfi Eğilmez, küresel iktisadi konjonktürün ve Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu hassas dengelerin müstesna bir tahlilini yapmak icap ettiğinde, zatıalinizin ilmiikrarına müracaat etmek zarureti hâsıl olmuştur. Müsaadenizle, 2026 yılının iktisadi manzarasına ve beklentilerine istinaden şu sualleri arz etmek isterim:Orta Vadeli Program'da zikredilen enflasyon hedefleri ile piyasadaki eylemsel beklentiler arasındaki makas mülahaza edildiğinde, enflasyonun istenilen seviyelere gerilemesindeki ana mani teşkil eden yapısal unsurlar ve beklentilerin kırılamaması hususundaki mütalaalarınız neleri ihtiva etmektedir?Dış kaynak ihtiyacının ikamesinde başvurulan yüksek oranlı sıcak para ve carry trade mekanizmalarının, makro ekonomik istikrar ve risklerin bertaraf edilmesi noktasında orta vadede ihdas edeceği muhtemel riskler hakkındaki öngörüleriniz nelerdir?İlmi birikiminizle bu nazik meseleleri tenevvür edeceğiniz ümidiyle şükranlarımı sunar, sıhhat ve muvaffakiyetler dilerim. Saygılarımla arz olunur.
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilEnflasyonun kırılamamasının nedeni her ülkede farklıdır. Bizdeki temel neden insanların sisteme güveninin kalmamış olması. Bunun çözümü de başta hukukun üstünlüğünün sağlanması olmak üzere yapısal reformlardan geçiyor. Ben bunu yıllardır söylüyorum: Faizi yanlış set derseniz ekonomiyi batırabilirsiniz ama işler kötü gittiğinde sadece faizi artırarak enflasyonu çözemezsiniz. Mutlaka beklentileri iyileştirmek gerekir. Bunun da yolu dediğimiz gibi yapısal reformlardır. Türkiye tipik olarak bu durumu yaşıyor. Yapısal reformları yapamadığı için de faizi yüksek tutarak kuru baskılıyor ve ithal maliyetleri kontrol etmeye çabalıyor.
Ne yazık ki bu yöntemle sonsuza dek devam etmek mümkün değil. Günün birinde kur kendini düzeltir.
Hocam faizi yanlış set ettik ekonomi batmadı.
SilYazınız için teşekkür ederim Hocam. "Kayıt dışı ile mücadele" olması gereken, "Vergi borcu silme (özellikle malum kesimlerin)" olmaması gereken diye düşünüyorum. Haksız mıyım?
YanıtlaSil% 100 haklısınız.
SilHocam sizce geniş tanımlı işsizliğin sert bir artışla 35 ve üzerini görme ihtimali var mı?
YanıtlaSilBu durum ekonominin resesyona girmesi halinde ortaya çıkar. Ki bu da şimdilik gündemde değil. Ama şimdilik dediğimiz süre en çok bu yılsonuna kadarki süre.
Silmerkez bankası sanırım ekim ya da kasımda faiz indirmeye başlayacak diye düşünüyorum tabi iran savaşı biterse hürmüz sorunu çözülürse diye düşünüyorum.
SilHocam selamlar.
Sil2023 yılında üniversiteye girişte baraj puanı kaldırılmıştı. Böyle olunca normalde okuyamayacak 1.5 milyon kişi üniversiteye yerleşmişti. Bu öğrenciler 2027 yılında mezun olacaklar. Malesef direkt işsiz sınıfına dahil olacaklar. Bu işsizlik oranını artırmaz mı?
Sayın Eğilmez,
YanıtlaSilSizce, "Hande Baladın" da nitelikli bir voleybolcu mu?
Takımın başarısında kilit bir rolde mi?
Hande Baladın, bu son turnuvada çok iyi performans gösterdi. Bir smaçör her maçta ortalama 15 sayı almalı. Hande bu ortalamayı yakaladı. İlkin de turnuvanın ilk ayağında pek iyi değildi ama sonradan açıldı ve o da bu ortalamaya yaklaştı. Umarım bu performanslarını sürdürürler çünkü bir ay sonra Avrupa Şampiyonası başlayacak.
SilBaladin pozisyonunda jenerasyonunun en iyi iki oyuncusundan biridir.
SilMahfi Bey yazınız ve değerlendirmeleriniz için çok teşekkürler. Hükümet büyüyoruz, doğru yoldayız, enflasyon için biraz dişinizi sıkın diyebilmek için büyüme rakamlarını da manipule ediyor. Zaten enflasyonun yanlış ölçüldüğü (aslında manipule edildiği) bir ortamda büyüme hesabı da yanlıştır. Dolayısıyla gerçekte büyüme de yok, ülke olarak bu maliyetlere hiçbir kazanım olmadan boş yere katlandık ve katlanmaya devam ediyoruz maalesef. Saygılar.
YanıtlaSilMaalesef öyle. Çözüm yolunun ilk adımı gerçekleri kabullenmekle başlayacak.
SilEkonomik kriz; "İstanbul" & "Ankara" & "İzmir"de var.
YanıtlaSilAnadolu şehir ve ilçelerinde; ekonomik kriz var mı? / yok mu?
Bu soruya net cevap verebiliyor musunuz?
Türkiye sadece bu 3 şehirden mi ibaret? Ekonomik kriz analizi yaparken; sadece bu 3 şehirdeki verileri inceleyerek net sonuca ulaşamayız ki.
Diyelim ki öyle olsun. Ekonominin yarısı bu kentlerde zaten. Kalan yarısının yarısı da ürettiklerini bunlara satmaya uğraşıyor.
SilMerhaba Mahfi bey,
YanıtlaSil"Yalçın Küçük belgeseli" hazırlanmış:
23 Temmuz 2026:
https://m.youtube.com/watch?v=I7DzzQXS83A
Aile üyeleri arasından konuşanlar da var,
Dostları arasından daha önce hiç konuşmayıp, ona saygısından ötürü ilk kez konuşanlar da var.
İzlemenizi tavsiye ederim. İlginç bilgiler, unutulmaya yüz tutmuş tarihî anekdotlar göreceksiniz.
Türkiyenin ekonomik sorunlarından ilelebet kurtulmasının nispeten kolay bir yolu var. Bizanstan beri bu topraklarda kredilerin %70 i verimsiz, katma değersiz ticaret kesimine veriliyor, kalan %30 u ise imalat, tarım kesimine.Bkz, S. Yerasimos, 'Azgelişmişlik sürecinde Türkiye' eseri ve D. Avcıoğlu 'Türkiyenin Düzeni' eserleri.. Mevcut gelişmişlik düzeyimiz, ekonomi, politik yapımızla, bu süreci tersine çevirecek bir bankacılık ve teşvik sistemine ihtiyacımız var. Siyasiler yapısal reform yapmadıklarına göre, Teşvikli kredilerin % 70 ini imalat, tarım ve eğitim & arge sektörlerine, %30 unu da ihracat, ticaret sektörüne tahsis ederek, üretimi, istihdamı, satınalama gücünü, refahı artırmak, fiyat istikrarını sağlamak, enflasyonu, gelir dağılımı bozukluğunu, işsizliği ve diğer ekonomik buhranları çözmek mümkündür. Tabii adil ve dürüst bir yönetim olması şartıyla..Hukukun üstünlüğü, kanun önünde eşitlik, kamuda yolsuzluk ve suçluların korunduğu bir ülkede bunlar da fayda etmez.
YanıtlaSilHocam merhaba Yaziniz çok bilgilendirici olmuş. Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilBen İstanbul/ güngörende yaşıyorum. Verdiğim kira 60000 TL(1270usd) hocam aklim fikrim almiyor. Kuzenim Belçika'da bürüksele yakın (800 euro) kira veriyor. Hocam bize ne oldu böyle. Çildirmamak elde degil. Bu nasıl düzelecek. Güngören ist yaşam sitandart sıralamasına koysanız 10 üzerinden 3.5 veririm. Bizim hslimiz ne olcak hocam?
Buradan çıkan sonuç Belçikalı fakirler dünyaca ünlü İstanbul'un Güngören ilçesinde yaşama imkanı bulamaz. Bu bile İstanbul'un ne kadar zenginlestiğini gösteriyor!
Silgüngören'de 60 bin liraya nasıl bir evde oturuyorsun kral o parayla kadıköy'de falan ev kiralarsın
SilHocam Türkiye'nin inşaat sektörü yorumunuz nedir biraz içinde bulunuyorum ve herkesin ağzına pelesenk olmuş barter sistemi almış başını ilerliyor. Kriz öncesi nakitin piyasada olmadığı dönemlerde krizin gecikmesine ve dahada büyümesine neden olabilecek bir durum olarak değerlendiriyorum. 27 yaşında bir genç olarak ülkenin geleceğini büyük anlamda yıkabilecek bir sektör olduğunu düşünüyorum inşaatın ve bu konuda endişeliyim. Müteahhitten taşerona, toptancılardan fabrikalara el değiştiren daireler var ve altının düşüşünden dolayı herkes köşesine çekilmiş durumda görünüyor temmuz ayı için. Eğer piyasada nakit sıkıntısından dolayı bir kaç büyük firma sıkıntı yaşarsa zaten ülkemizde ki taşeron firmalar birden çok şantiyenin işini yapıyor, yaptıkları iş karşılığında daire alıyorlar bu daireyi toptancıya veriyorlar fabrikalar kabul ederse onlarda bi şekilde fabrika sahibine veriyor. Sonuçta bir müteahhit batarsa o şantiyedeki taşeronlar sıkıntıya girecek, taşeron sıkıntıya girince personellere maaşları ödenemeyecek çünkü herkes maaşını bu sektörde zor alıyor. Taşeronlar veya müteahhit malzeme alamayacak ve toptancılar iş yapamaz hale gelecek. Fabrika sahipleri veya artık dairesi olan her kimse dairesini bu hukuk sisteminde yıllarca alamayacak. Yaklaşmakta olan çok büyük bir kriz var gibi anlıyorum. Enflasyon bu durumdayken faizi düşüremiyorken herkes altında ters köşede kalmışken eğer bir kaç firma batarsa bu piyasaya çok olumsuz yansır güven azalır devamında daire satışı aydan aya düşer ve barter sisteminden dolayı zincirleme olarak piyasayı olumsuz etkiler. Vatandaşlarımızın piyasaya güveni iyice kırılıp topluca dolara geçse bile kısa sürede develüasyon ihtimali varken hala bu problemler yokmuş gibi davranılıyor. Bu konudaki genel yorumunuzu merak ediyorum çünkü konu artık piyasada nakitin kalmaması ve takas işleminin çok artmış olmasıdır.
YanıtlaSilTakasa devam.
SilMeclise verilecek anayasa değişikliği teklifi ilk önce teröristbaşı öcalana sunulup onay vermesi halinde meclise götürülmesi gibi bir eylemin yapıldığı ülkede, ne hukuk,ekonomi,eğitim ne de yeşil dönüşüm, arge çalışmaları gibi alanlarda yapısal reform çalışması yapılması beklenemez.
YanıtlaSilHocam sizce %40 faiz olmasına rağmen ileride bir kur atağı krizi var mı?
YanıtlaSilKur baskılandığı sürece bu tehlike hep var.
SilGeç sanayileşen ülkelerin başarısı, piyasayı tamamen serbest bırakmalarından değil; devletin doğru zamanda doğru yönü göstermesinden doğar. Prof. Alexander Gerschenkron (ekonomi tarihçisi)
YanıtlaSilSelamlar Hocam,
YanıtlaSil22 yaşında bir genç olarak, taze bir iktisatçı ve genç bir sanayici olarak, son günlerde çok mutsuzum.
100 kişilik bir işletmeyiz, Konya'da makine imalatı yapıyoyoruz. Artık personel maaşlarını vermekte bile çok zorlanıyoruz. Ve bu Konya gibi tabana yayılmış altyapısı güçlü bir sanayi kentinde işletmelerin büyük çoğunluğu sürdüremiyor, gününü adeta bir zombi gibi yaşıyor. İstanbul sanayi odası verilerine göre 2025de ilk 1000 sanayi işletmesi faaliyet karının yüzde 90ını finansman giderine harcamış. tüm ülke faize çalışıyoruz. 6 ay daha devam ederse Türkiyede üretim yapan firmaların sayısı yarı yarıya azalacak. kepenk kapatacak herkes. sanayiciye resmen sat kenara daire al emlak al faize yatır sen üretim yapma deniliyor.
550 milyar dolar dış borcumuz varsa 1980 , 1994 , 2001 krizlerinde olduğu gibi % 100 devalüasyon yapılacaksa 25 trilyon TL borç yükümüz artar . Tarlada 5 TL olan ürün pazarda 100 TL olursa , kişi başı yıllık gelirimiz TÜİK verilerine göre 18 bin dolar iken , en az 65 milyon kişinin ortalama geliri 5 bin dolar altında olursa insanımız ne yapabilir ? Enseyi karartmayın demek yeterli midir ?
YanıtlaSilHocam sizi okuyan çok ama dinleyen yok!!!?
YanıtlaSilHocam,
YanıtlaSilBunlar sanki çözümleri bilmiyorlar.
Koca koca CV’lerle oturuyorlar o koltuklarda. Bilginin neredeyse derya deniz hemde bedava olup cebimizde taşıdığımız bu dönemde,
Dedem derdi ki;
Sağır’a sözünü,
Kör’e yüzünü süsleme,
Üzülürsün..!
Bunlar her türlü bilgiyi sahipler ama olması gereken en üst meziyete sahip değiller.
“AHLAK”
Saygı ve sevgilerimle.
Cem